http://www.hristiyan.net

Kitaplar Ana Sayfa  

TİPOLOJİ SEMİNERİ

“Typology”

 

hazırlayanlar:

Rev. İlhan Keskinöz

Rev. John Lenk

 

BÖLÜM-A: TİPOLOJİ (typology)[i]

Teolojide “Tip” nedir? Mesih’in hayatında, hizmetinde ve sözlerinde, mucizelerinde ve geleceğe dair olan bildirilerinde daha derin bir anlama ve açıklığa kavuşmuş olan Eski Ahit’in olaylarının ve insanların hayatların ve tarihlerinde gerçekleşmiş olan bir duruma ya da bir olaya ya da olaylar serisine “Tip” ya da “Tipleme” diyoruz.

 

Bir başka açıdan baktığımızda ise İsa’dan önceki olayların, sözlerin, kişilerin, halkların Mesih’in kişiliği ve hizmeti ile olan ilişkisini sergilemeye ve Mesih Kişiliğinin önemini daha fazla ve güçlü bir şekilde ortaya çıkarmamıza yarayan olaylar, durumlar ya da olaylar serisine “Tip” diyoruz.

 

“Tip’ler” Tanrı’nın insan ile olan ilişkisindeki davranışın biçimlerini ve prensiplerini görmemize yardımcı olur. Çünkü Eski Ahit içindeki ‘tip’ler ya da biçimler Mesih’in yeryüzündeki hayatında ve hizmetinde tekrar olmuştur –geçmişteki ‘tip’ler Mesih’te esas anlamına kavuşan kişiler, halklar ve olaylardır; yani ‘tip’ler Mesih’in hayatında tamamlanırlar. Böylece Mesih bütün ‘tip’lerin anti tipidir –yani ‘tip’lerin tarih boyunca işaret ettiği ‘karşı tip’tir. Böylece ‘tip’ler Mesih’te tamamlanıp Tanrı’nın tarih boyunca olan işlerinin en doruk noktada sonuçlanmasını gösterirler –‘tip’ler böylece Mesih’te en doruk noktasına ulaşır ve ‘tip’ler Mesih’e, O’nun gelişi ile olacak olaylara ve ikinci gelişinde tamamlanacak olaylara işaret ederler. Bu da bize Eski Ahit ve Yeni Ahit’i bir bütünlük içinde gösterir. Eğer dikkatlice ‘tip’leri fark edersek Tanrı’nın Eski Ahit içinde gerçekleştirdiği olayların Mesih’ten bağımsız olmadığını, bütün olayların bir gün tarihin en doruk noktasında Mesih’te gerçekleşecek olan esas olaya işaret ettiğini görürüz.

 

“Tipoloji” bizlere Tanrı’nın tarih boyunca halkı ile ve dünya ile işlerinin ve ilişkisinin aynı anlayış bütünlüğü üzerine kurulu olduğunu gösterir. Böylece Eski Ahit içinde gördüğümüz Tanrı’nın bir işinin Yeni Ahit içinde tutarlılıkla var olduğunu görmekteyiz. Böylece Yeni Ahit içindeki olayları doğru yorumlamamız ancak Eski Ahit içindeki olayları ve bunların biçimlerini doğru bir şekilde anlamamıza bağlıdır.

 

Yeni Ahit yazarları Tanrı’nın tarih boyunca devam eden işinin bir parçası olduklarını biliyorlardı. Tanrı’nın Eski Ahit içinde yapamaya başladıklarının Mesih’le birlikte bir tamamlanmaya doğru gittiğini gördüler –sanki bütün Kutsal Kitap bir senfoninin farklı farklı çalınan aynı nakaratı gibiydi. Mesih’in gelişi ve hizmetiyle Eski Ahit’ten beri devam eden senfoninin en parlak bir şekilde Mesih’te sonuçlandığını görmekteyiz –Kutsal Yazılar Mesih’in birinci ve ikinci gelişindeki tamamlanmayı açıkça göstermektedir.

 

Eski Ahit yazarları aynı zamanda kurtuluş tarihi boyunca Tanrı’nın işinin bir parçası olduklarını biliyorlardı. Böylece onlar Tanrı’nın gelecekte tam bir dolulukla tekrar edeceği işi beklediler. Özellikle Mısır’dan Çıkış, Tanrı’nın kendi halkını tarih içinde farklı durumlardan kurtarmasına bir model oluşturmaktadır:

Musa önderliğinde İsrail halkı Mısır’ın putperestliğinden ve köleliğinden kurtuldu.

Mesih önderliğinde bütün uluslardan seçilmiş olan Yeni İsrail halkı benlikten ve günahtan kurtuldu.[1]

 

Eski Ahit’te Mısır’dan çıkışa benzeyen ulusal bir kurtuluş görmekteyiz: Yeşu’nun önderliğinde İsrail halkı Ürdün nehrinden geçip vaat edilen topraklara girdi. Tıpkı Mısır’dan çıkışta olduğu gibi Tanrı’nın kendisi savaştı (Yeşu 3:1-4:18; 5:13-6:27).[2]

 

Aynı şekilde hakimler döneminde düşmanlara karşı, tıpkı Mısır’dan çıkışta olduğu gibi Tanrı’nın kendisi savaştı (Hakimler 4:14-16; 5; 7;).

 

Davut’un Golyat ile olan savaşında aynı şekilde Tanrı halkının yerine, Mısır’dan çıkışta olduğu gibi Tanrı’nın savaştığını görmekteyiz (I.Samuel 17:41-54).[3]

 

Fakat her şeyden önce bütün bu kurtuluş olayları Tanrı’nın gelecekteki sonsuz kurtuluş için İsa Mesih’te yaptığı eskatolojik işe işaret etmektedir. Böylece Yeni Ahit yazarları Mesih’in kendisinde ve işlerinde, hizmetinde, mucizelerinde Mısır’dan çıkıştan daha büyük bir ulusal kurtuluş gördüler.

 

Tipoloji kehanet etmekten ve mecaz anlamda kullanmaktan farklıdır. Tipoloji kehanet değildir. Böylece Eski Ahit’teki bir tipe (kişi ya da olay) baktığımızda doğrudan gelecekteki bir olaya ya da kişiye işaret etmiyor –Eski Ahit’e baktığımızda sadece bir olay ya da kişi görüyoruz. Tiplerin işaret ettiği kişi ya da olaylar bir kehanetin gerçekleşmesi anlamına gelmiyor. Tiplerin işaret ettiği gerçekler aynı prensiplerle, benzeyen olaylar içinde tekrar eder. 

 

Oysa kehanet ileriye bakarak daha sonra tamamlanacak olan bir şeyi bekler. Tipoloji daha çok arka plana bakmamızı sağlar. Tanrı’nın şu andaki işinin geçmişteki örneklerle benzerliğini ortaya koyar.

 

Tipoloji alegori değildir. Tipolojinin kökleri tarihtedir ve olayların geçtiği tarihsel bir çevreye bağlıdır. Tipoloji bizlere tarihi yorumlattığından Eski Ahit’in teolojik yorumu diyebilir. Ancak alegori tarihsel çevre ile ilgilenmez. Alegorik yorumlarda sözlerin, kişilerin, durumların, isimlerin, olayların tarihsel gerçeklerle fazla ilişkisi yoktur. Örneğin fahişe Rahav’ın pencereye kırmızı ip asması olayına “İsa Mesih’in kanına işaret ediyor” dersek alegorik bir yorum yapmış oluruz (Yeşu 2:17-21) –çünkü alegori Mesih’in kurtarışına benzeyen bir olayın bütününü değil de o olayda geçen bir unsurun benzerliği yorumun merkezine oturtmaktadır.

 

Böylece Tipoloji Eski Ahit içindeki Yeni Ahit’i görmemize yardımcı olarak, her iki ahiti bir bütünlük içinde görmemize yardımcı olarak olayların paralelliklerini açığa çıkarır. Doğru bir tipoloji yapmak için doğru bir Eski Ahit yorumu yapmak gerekir. Örneğin Mısır’dan çıkış olayı tarihsel ve ulusal bir olaydır. Ancak bu olaya baktığımızda Mesih’in gelip halkını kurtaracağı şeklinde tek başına bir peygamberlik (kehanet) görmüyoruz.

 

Tesniye 6-8 bölümlerine baktığımızda Tanrı ve halkı arasındaki özel bir ilişkiye işaret ediyor. Ancak Mesih’in çölde denemesine baktığımız zaman, iblise verdiği cevapların bu bölümlerden geldiğini görmekteyiz. Böylece İsa Mesih bize o bölümlerde anlatılan Tanrı ve halkı arasındaki ilişkinin kendisinin getireceği lütuf dönemindeki –aradaki engel duvarının yıkılmasıyla- esas yakın ilişkiyi tiplediğini göstermiştir.

 

BÖLÜM-B: MESİH’İ TİPLEYEN KİŞİLER

 

B.1-) Yunus (Matta 12:39-41; 16:4, Luka 11:29-30, 32)

İsa Mesih vaaz ederken kendisini tipleyen Yunus örneğine dikkatimizi çekiyor. Yunus tipi, Mesih hakkındaki en açık tiplemedir. Yunus üç gün üç gece balığın içinde kaldı.[4] O’nun balığın ağzından çıkması ile ölümden diriliş işaretini görmekteyiz. Bundan sonra Yunus Nineve’ye giderek halka vaaz ediyor. Yunus’un vaazının Tanrı’dan olduğu ve Yunus’un Tanrı’dan gelen bir peygamber olduğunun işareti ise onda geçekleşen böyle bir kurtuluş olayı olmuştu. Bu da Yunus’un vaazına halkın inanmasını sağlamıştı. Nineve halkı ölümde dirilmiş olarak gördükleri peygamberin vaazından dolayı günahlarından tövbe ettiler. İsa Mesih kendisini Yunus ile karşılaştırıyor. Neden? Çünkü Mesih de dünyanın midesinde aynı şekilde kalacaktır. Böylece eğer Yunus’un vaazını dinlemeyenler bir gazap vardı ise, Mesih’in vaazını dinlemeyen kimselere daha büyük bir yargı olacaktır (Matta 12:41).

 

İsa Mesih ve Yunus iki konuda paralellik gösteriyor:

1-) benzer sürede ölümde kalmak ve kurtuluş beklenmeyen bir olaydan benzer şekilde diri olarak çıkmak.

2-) Hem Yunus hem Mesih tövbe vaazı vermiştir.

 

Bu iki olayda Tanrı’nın çalışma prensibi açıkça görülüyor. Tanrı tövbeyi vaaz etsinler diye haberciler gönderiyor ve onların sözlerini mucizelerle onaylıyor. Tanrı, Yunus’u Nineve’ye, Mesih’i ise İsrail’e gönderdi. Mesih, Yunus’tan bahsederek Tanrı’nın aynı kurtarış çizgisinde devam eden biri olduğunu vurguluyor ve “Yunus’dan daha büyük Olan burada” diyerek kendisini bütün tarih boyunca Tanrı’dan gelen haberciler arasında en büyük Olan biri olarak gösteriyor. Yunus ‘ölümden dirilen biri gibi’ iken, İsa Mesih ise gerçekten ölen ama dirilen biridir. Böylece Tanrı’nın Mesih’te sergilediği bu büyük kurtuluş Mesih’in tövbe çağrısının büyüklüğü tasdik etmektedir. Eğer Nineve halkı Yunus’un vaazından dolayı tövbe ettiyse, İsrail de Mesih’in Müjdesine iman edip tövbe etmelidir.

 

Diğer yandan Mesih ve Yunus arasında zıtlık vardır. Yunus niçin balığın karnına girdi? Tanrı’nın çağrısından kaçtı ve bu yüzden isyan etmiş oldu. Onun balığın karnına gitmesi bir yargı işaretiydi. Yunus balıktan kurtulunca Nineve hizmeti çok başarılı oldu, böylece halk tövbe etti ve binlerce kişi inandı. Mesih mükemmel bir itaat hayatı sergilemiş olduğundan ölümü ve gömülmeyi hak etmemişti. Mesih’in bütün hizmetinin sonucunda dirilişten sonra yüz yirmi kişilik bir küçük bakiye kalmıştı (Elçilerin İşleri 1:15).

 

B.2-) Süleyman (Matta 12:42, Luka 11:31)

Yunus’un Nineve halkı ile konuşması örneğini aklımızda tutarsak –Tanrı’dan gelen biri uluslara konuşuyor. Süleyman tiplemesine baktığımız zaman da aynı şeyi görüyoruz –Süleyman, Şeba Kraliçesi ile konuşuyor. Burada iki ders vardır: (1) Uluslar Tanrı’nın gönderdiği habercileri dinliyor. Öyleyse Mesih’i dinlemeyen İsrail için bu utanılacak bir şeydir –Tanrı’nın mesajına uluslar inanıyor ama Tanrı halkı yüz çeviriyor. (2) Süleyman’a dinlemek için yabancı bir kraliçe gelmişti. İsrail’e ise bir Süleyman’dan daha önemli biri geliyor –Mesih İsa. Böylece Mesih “Bakın, Süleyman'dan daha üstün olan buradadır” demektedir.

 

Açıkça görülüyor ki, Mesih ile Süleyman arasında bir paralellik var. Süleyman, Davut oğlu olarak hikmet ile ünlüydü. Fakat İsa Mesih, Davut oğlundan daha büyüktür ve en hikmetli olarak öğreten biridir. Süleyman ve Mesih örneğinde Tanrı’dan gönderilmiş hem kral hem de hikmetli öğretmen olarak uluslarla ve İsrail’e konuşan haberci paralelliği görmekteyiz.[5]

 

B.3-) Davut (Matta 12:3-4, Markos 2:25-26, Luka 6:3-4)

Mesih’in öğrencilerine ‘Şabat gününü tutmak’ konusunda bir saldırı geldiğinde İsa Mesih onlara kendisini tipleyen Davut’u göstermeyi tercih etti –Davut bir Kral olarak yetkisini kullanıp kendi askerleri acıktığında tapınaktaki ekmekten yemelerine izin vermişti. Davut o dönemde kendi otoritesini kullanarak bir karar vermişti –ancak İsa da kendi otoritesinin büyüklüğünün Sebt Günü Üzerinde olduğunu söyledi (Markos 2:28). Böylece İsa kendisinin tapınaktan daha önemli olduğunu vurgulayarak (Matta 12:6) “Davut'tan daha üstün olan buradadır” demek istiyor. Davut kendi yetkisi ile yasayı yeniden yorumladı. Mesih’ ise Yasa’yı veren ve tamamlayan olaraktan yasa üzerinde daha büyük yetkiye sahiptir. Mesih’in döneminde Yahudiler O’nu Davut Oğlu olarak bir Kral gibi görmek istediler. İsa Mesih ise Davut Oğlu unvanını kabul ederek krallığının yetkisinin ruhsal ve Davut’un dünyasal yetkilerinden daha büyük olduğu vurguladı. 

 

B.4-) Kahinlik (Matta 12:5-6)

Bu konuya gelene kadar Mesih’i tipleyen kişiler hakkında konuştuk. Kahinlik ise Mesih’i tipleyen bir kurumdur (sistemdir). Şabat günü her işten dinlenme emrini dikkate alırsanız[6] Kahinler’in her şabat gününde bu buyruğu çiğnemiş oldukları sonucuna varabiliriz. Çünkü kahinler [ve levililer] şabat günü diğer günlerden daha fazla meşgul oldular.[7] Eğer kahinler Şabat Gününde kendi yetkileri içinde çok fazla çalıştılarsa İsa Mesih de kahinlerden daha üstün biri olaraktan Şabat Gününde daha fazla çalışabilirdi –çünkü daha fazla yetkiliydi: Size şunu söyleyeyim, burada tapınaktan daha üstün bir şey var...

 

Kahinlik sistemi kendisinden sonraki daha mükemmel bir sistemi işaret etti. Bu sistemde prensip, Tanrı ve insan arasında aracılık ve insanın Tanrı ile barıştırılması idi.[8] İsa Mesih kahinlerden daha büyük ve kalıcı bir barışma sağlayarak Tanrı ve insan arasındaki en mükemmel aracı ve kahin oldu. Mesih dahi iyi bir Antlaşmanın (İbraniler 8:6), Yeni bir Antlaşmanın (İbraniler 8:8-13; 9:15; 12:24) aracısı ve garantisi (İbraniler 7:22) oldu.

 

Eski Ahit döneminde hayvan kanı sunulurdu (İbraniler 8:4);

Mesih ise kendi kanını sundu (İbraniler 10:5).

 

Eski Ahit pek çok kurban talep ederdi (Levililer 16.15);

Mesih ise bir kez için  kurban oldu (İbraniler 9:28).

 

Eski Ahit pek çok kurban istedi (Levililer 22:19);

Yeni Ahit tek bir kurban istedi (İbraniler 9:28).

 

Eski Ahit mükemmel kurbanlar istedi (Levililer 22:19);

Mesih ise mükemmel bir yaşam sergiledi (İbraniler 5:9),

Yeni Ahit mükemmel bir yaşam talep etti (İbraniler 5:9).

 

Mesih'in yaptığı kurban çok etkili ve tek bir seferde herkes içindir. Bu sebepten tekrar edilemez ve bir daha yapılması söz konusu olmayacak biçimde mükemmeldir.[9] Bundan başka İbraniler 8:1-10:18 ayetleri Mesih'in çarmıhta yaptığı kurbanın mükemmelliğini ve Mesih'in çarmıhtaki işinin kurbansal doğasını çok güzel açıklamaktadır.

 

B.5-) Elişa (Matta 14:15-21, Markos 6:35-43, Luka 9:12-17)

Elişa, Mesih’i tipleyen bir peygamberdir. Kendisi yirmi ekmekle yüz kişiyi doyurmuştur (II.Krallar 4:42-44). Mesih’in binlerce kişiyi doyurması örneğine baktığımızda iki mucizenin aynı doğası olduğunu görüyoruz –fakat İsa Mesih’in mucizesi daha büyük. Mesih bilinçli olarak Elişa’nın bu mucizesini daha büyük bir çapta tekrarlamak istedi.[10] Elişa büyük bir peygamberdi.[11] Böylece Mesih daha büyük bir olduğunu göstermiş oldu.

 

Elişa, İlyas’tan iki kat Kutsal Ruh almıştı (II.Krallar 2:9-12), Mesih ise Kutsal Ruh ile ölçüsüz oranda mesh edilmişti (Yuhanna 3:34). Öyleyse Mesih, Eski Ahit’teki bazı tiplemeleri hatırlatarak Yunus gibi, Elişa gibi peygamberlerin bir devamı olduğunu, ama onlardan daha üstün biri olarak, peygamberlikleri kendisinde toplayan ve kendisinde tamamlayan biri olduğu göstermiştir.

 

B.6-) Elişa ve İlyas (Luka 4:23-27)

Mesih, kendisinden bir işaret göstermelerini isteyen halka kendisini tipleyen peygamberleri örnek gösterdi. Buradaki prensip şudur: Tanrı, bir haberci gönderiyor ancak halk bu haberciyi dinlemiyor, ama Tanrı bu habercisini esas gönderdiği yer ya da halkın dışında bir yere gönderiyor. İlyas, İsrail’li olmayan bir dul kadına [İsrail’in dışında bir kente] gönderiliyor. Elişa, İsrail’deki hastaları değil, Suriye’den gelen büyük bir general olan Naaman’ı iyileştiriyor. Böylece Mesih kendi memleketi olan Nasıra’ya gidince kendisi tipleyen önceki peygamberler gibi o şehirden dışarı gidip, başka yerlerde hizmet edeceğini vurguluyor. Böylece Mesih kendi peygamberlik hizmetinin Tanrı’nın önceden beri devam ettirdiği hizmetin bir devamı ve tamamlanması olarak gösteriyor.

 

B.7-) İşaya (Matta 13:13, Markos 4:12, Luka 8:10)

İşaya kendi halkına gönderildiğinde halk onu dinlememişti. Aynı şekilde Mesih de kendi ve kendi yurduna geldi ama İsrail halkı Mesih’i kabul etmedi (Yuhanna 1:11). İşaya vaaz ettiğinde halk bu haberi kabul edip aydınlanacağına, isyankar bir şekilde red etti ve yüreklerini katılaştırdı (İşaya 6:8-10). İsa Mesih de kendi hizmetinde İşaya’dan alıntılar yaparak İsrail’e geçmişteki suçluluğu hatırlatmış ve diğer yandan da aynı çizgide olduklarını göstermiştir.

 

ÖZET

Bütün tiplemeler içinde her bir örneğin aynı açıklıkla yer aldığını söyleyemeyiz. Mesih’in hayatındaki örneklere bakarak Yunus ve Elişa’ya baktığımızda net bir şekilde Mesih’i tiplediklerini görmekteyiz. Ancak her zaman bu kadar açık görünen tipler göremeyebiliriz. Ancak açık olan örneklere bakarak açık olmayan tipleri daha kolay görebiliriz.[12]

 

İsa Mesih’i tipleyen kişilere baktığımızda bunların peygamber, kral ve kahin olduklarını görmekteyiz. İsrail toplumunda bu üç görev de hem dini yaşam hem de sosyal yaşam açısından çok önemliydi. Çünkü bu üç görev Tanrı ve insan arasındaki ilişki gerekliydi. Böylece Mesih bu üç görevi kendinde toplayarak İsrail’e bekledikleri Kurtarıcı’nın kendisi olduğunu göstermeye çalıştı.[ii]

 

Markos 9:13 ayetine baktığımızda bütün tiplerin sadece İsa’yı tiplemediğini öğreniyoruz. İlyas sadece Mesih’i değil, Vaftizci Yahya’yı da tiplemekteydi. İsa Mesih neden Vaftizci Yahya’dan bahsederken “onun hakkında yazılmış olduğu gibi” ifadesini kullandı? Eski Ahit’te Vaftizci Yahya’dan bahsedildiğini görmüyoruz. Ancak Tanrı’nın gelecekte tapınağa gelmeden önce İlyas’ı göndereceğini okuyup (Malaki 3:1; 4:5) Yeni Ahit’e geldiğimiz zaman Tanrı’nın İsa Mesih’te geldiğini ve O’nun gelişinden önce beklenen habercinin de Vaftizci Yahya olduğunu görüyoruz (Matta 17:12-13; 11:7-14). Eski Ahit’te İlyas’dan bahseden Malaki 4:5-6 ayetlerine baktığımızda güçlü bir peygamber görmekteyiz –İlyas’a karşı bir baskı, ölüm görmüyoruz. O halde Mesih neden “İlyas geldi bile, ve onun hakkında yazılmış olduğu gibi, ona yapmadıklarını bırakmadılar” diye bir şey söyledi? Vaftizci Yahya için yazılmış olan ne vardı? İsa Mesih, Vaftizci Yahya hakkında konuşurken “tipleme” perspektifinden bakıyor. Ve Yahya’nın gelişinde İlyas’ın ruhunun ve İlyas’ın işinin varlığı göstermeye çalışıyor. Böylece Mesih, Malaki kitabında yazılmış olan sözlerin esas anlamlarını açığa çıkartıyor. İlyas baskı altında yaşamış bir peygamberdi (I.Krallar 17:1-4; 18:3-4, 8-15, ), Kral Ahav’ın karısı İzebel ise Yahve’ye O’nun hizmetçilerinden nefret ederek öldürmek istedi (I.Krallar 19:1-3). İlyas ölüm cezası altında yaşamıştı (I.Krallar 19:10), ancak İlyas kaçarak bu durumdan korundu. Fakat Yahya, İlyas’ın tiplediği bir peygamber olarak baskı altında yaşadı ve ölümden kaçamadı. Böylece Mesih burada bu tiplemeyi Yahya’nın hayatında yerine gelen bir kehanet olarak gösterdi.

 

BÖLÜM-C: YENİ İSRAİL (Matta 4:1-11, Luka 4:1-13)

Tanrı, kendi Oğlu’nun hizmete başlamasından önce denemelerden geçmesini istiyor. Bu denenme zamanı aynı zamanda Tanrı Oğlu Mesih’in hizmet için hazırlandığı zamandır. Bu bölümlere bakan kimseler bazen “şeytanın, Tanrı Oğlu Mesih’i denemesi” bölümü gibi düşünürler. Ancak Matta 4:1 ayetine baktığımız zaman[13] şeytanın, Mesih’i çöle çekmediği, ancak Mesih’i Kutsal Ruh’un çöle yönlendirdiğini okumaktayız. Dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta ise şeytan ayartılar aracılığı ile herkesi günaha çekmek ve Tanrı’dan ayırmak istiyor ve Tanrı kimseyi ayartmaya çalışmadığı gibi, şeytanın yapmaya çalıştığı ayartmayı da kendi amacı doğrultusunda kullanıyor.

 

İsa sadece bu bölümde denenmiyor.[iii] Denenme olayı sadece hizmetin başında olup bitmiş bir şey değildi. Bu denenme sonunda iblisin geri çekilmesi sadece bir süre içindi:

Luka 4:13 İblis, İsa'yı her bakımdan sınadıktan sonra [uygun] bir zamana kadar O'nun yanından ayrıldı.

 

Ancak iblis kullanabileceği uygun fırsatları zaman içinde denemeye çalışmıştır (Matta 16:22-23; Luka 23:39, İbraniler 4:15).

 

Tesniye 6-8 bölümlerini Mesih’in çöldeki denenmesinde kullandığını görmekteyiz (Tesniye 6:13, 16; 8:3). Bu bölümler Musa’nın ölmeden önceki son vaazından gelmektedir. Bu bölümlerde Musa, Tanrı halkını itaat ve sadece İsrail’in Tanrı’sına tapınmaya davet etmektedir. İsrail kırk sene çölde kalmasına karşın Tanrı’dan alması gereken bu dersi henüz alamamıştır. Böylece Musa’nın sadece Tanrı’ya adanmış olmayı vaaz etmesi söz konusu olmuştur. Bu vaazın amacı İsrail halkının her durumda Tanrı’ya güvenmeyi daima ve her koşulda pratik edebilme adanmışlığını yerleştirmektir.

 

Tanrı’nın çölde İsrail’e vermeye çalıştığı derse paralel olarak şimdi de Tanrı Oğlu Mesih çölde Tanrı’ya itaat ve güvenmeyi tecrübe etmekteydi. İsrail’in kırk yıl içinde öğrenmediği dersi Mesih kırk gün içinde pratik etti. Böylece Mesih, İsrail’in yapmakla zorunlu olduğu ama yapamadığı, yapmakta başarısız olduğu şeyi tam bir şekilde uyguluyor. Mesih, çöldeki oruç döneminde Tesniye 6-8 bölümlere odaklanmış olduğundan iblise hemen buradan cevap vermektedir. Bu denenme süresi içinde Mesih kendi görevi ve hizmeti hakkında iyi düşünmüş olduğu için iblise açıkça kendi kimliğini belli eden bir tarzda cevap veriyor. Çünkü İsa kendisinin Yeni İsrail olduğunu biliyordu. İsrail’in kırk yılı ve Mesih’in kırk günü zor ve denenme zamanıydı. Tanrı bu zamanları özel bir durum için hazırlamıştı. Bu zaman süresinde İsrail vaat edilen topraklara girmeye hazırlandı –Mesih de kendi hizmetine, halkını kurtarmak için çarmıha gitmeye hazırlandı. İsrail’in çölde acıkması Tanrı’dan gelen bir ders içindi (Tesniye 8:2-3, Matta 4:1-2).

 

Her iki olayda da Tanrı’nın ortak olan işi “denemek’tir”. Matta 4:3, 6 ayetlerinde Mesih’ten “Tanrı Oğlu” olarak bahsedildiğini okuyoruz. Tesniye 8:5 ayeti de Tanrı’nın baba gibi olmasından, İsrail halkının da O’nun çocukları gibi olmasından bahsettiğini görmekteyiz (İşaya 63:16; 64:8):

Çıkış 4: 22 Sonra Firavun'a de ki, 'RAB şöyle diyor: İsrail benim ilk oğlumdur.

 

İsrail’in sudan geçmesinden [vaftizinden] sonra (I.Korintliler 10:2) çöle çıkması gibi, İsa da vaftiz olduktan sonra çöle denenmeye çıkıyor. Bu sınav Tanrı’ya her durumda güvenmek, Tanrı’ya her durumda sadık kalmak üzerinedir. 

 

C.1-) Mesih’in Denenmesi

C.1.a-) Mesih’in 1. denemesi

İblis denenmenin bir parçası olarak İsa’yı kendi gücünü Tanrı Oğlu olduğunu kanıtlamak için kullanmaya teşvik ediyor. Diğer yandan böyle bir denenme kendi gücünü kendi ihtiyacı için kullanmayı teşvik etmektedir. Ancak Mesih’in cevabından O’nun farklı bir şeye odaklanmış olduğunu görmekteyiz. İsrail çöle geldiğinde su ve ekmek konusunda denenmişti (Tesniye 8:2-3). Bu denenmeden Tanrı’ya güvenip itaat etmeyi öğreneceklerine isyan ettiler, kendi fiziksel ihtiyaçlarını karşılamak için kendi yollarını yaratmaya çalıştılar ama en önemli şeyin ne olduğunu aramaya koyulmadılar. İsrail’in kendi üretmeye çalıştığı çözümler doğru değildi:

- Harun ve Musa’yı taşlamak istediler (Sayılar 14:10).

- Başka bir önder seçerek tekrar kölelik diyarına (Mısır’a) dönmek istediler (Sayılar 13:3-4).

- Mısır’ı özleyerek Musa’yı, Harun’u ve Tanrı’yı gücendirdiler (Çıkış 16:3; Sayılar 20:2-5).

- Tanrı vaat edilen toprakları vermek istediğinde O’na güvenmediler (Sayılar 13:1-2, 28-33).

- Tanrı’nın verdiği önderlere karşı İsrail isyan etmesi ile Tanrı’ya isyan etmiş oldular (Sayılar 16; 17;).

- Tanrı’yı unutup ulusların putlarına saptılar, ahlaksızlık yaptılar (Sayılar 25:1-3).

 

Eğer en önemli şeye baksalardı Tanrı bütün ihtiyaçlarını bolca karşılayacaktı. Yine de halkın isyankarlığına, itaatsizliğine karşı Tanrı’nın bol bol verdiğini görmekteyiz (Çıkış 16:11-12; 17:6, Sayılar 11:18-20).

 

Aynı şekilde Mesih, Baba’nın iradesinden ayrı olarak Tanrı’ya güvenmeme, kendi yollarını yaratmaya çalışma ve ihtiyaçlarını kendisi sağlamaya çalışma konusunda denendi. Yemek yeme yasak değildi, ancak çölde bunu kısa ve kolay bir yoldan bulmaya çalışarak taşlardan ekmek yapamaya çalışmak yanlış olacaktı. Böylece Mesih’in acılardan ve denenmelerden öğrenmesi gerekecekti (İbraniler 2:10). Eski İsrail’in adı “Tanrı’nın Oğlu” olduğu için itaatkar olması gerekiyordu. Fakat Yeni İsrail olan Mesih gerçekten ve biricik Tanrı Oğlu olduğu için taşlardan ekmek yapmayı aramadı ve itaat etti (Filipililer 2:7-8).

 

C.1.b-) Mesih’in 2. denemesi

Mesih bu denenmede güç ve yetki kullanarak daha çok takipçiler edinme ve kendi kimliğini ispat etmeye ayartılmaya çalışılmıştır. Diğer yandan bu denenme Mesih’i, Baba’dan yardım gelip gelmeyeceğini kontrol etmeye ayartmaktaydı.

 

İsrail çöle büyük bir mucizeden geçerek çıkmıştı ve bu şekilde en zor zamanlarda Tanrı’ya güvenmeye çağrılmıştı. Ancak halk çölde imansız ve kızgın bir tavır sergiledi. Mesih’in Tesniye 6:16 ayetini kullanarak cevap vermesi, çölde Tanrı’yı deneyen İsrail halkının (Çıkış 17:2-7) yapamadığı şeyi yapan Gerçek İsrail’li olduğunu göstermesi anlamına gelmektedir. İsrail Mısır’dan çıkışında yaşadığı tecrübeden dolayı Tanrı’nın gücüne ve lütfuna güvenmesi gerekirken çölde Tanrı’yı deneyerek “acaba RAB aramızda mı, değil mi” diye RAB’bi denemişti. Böylece aynı denenmeden Mesih de geçti –her durumda Baba’ya güvenecek mi yoksa Tanrı’yı mı deneyecek?

 

C.1.c-) Mesih’in 3. denemesi

Burada Mesih bütün dünyanın zenginlikleriyle ayartılmaya çalışılıyor. Çünkü böylece gerçek Tanrı yerine iblise tapan bir kişiye haça çıkmak da gerekmeyecek. Burada zor yoldan geçmek yerine dünyanın zenginliği, dünyanın gücü ile kendi krallığını oluşturma denenmesi görmekteyiz. Bu yol zor değildir çünkü acı çekmek, alçak gönüllülük, ölmek gerekmiyor. İsrail sıklıkla başka tanrılara tapmakla denendi, Tanrı’ya güvenmeyi unuttu. Tanrı’nın yerine dünyanın zenginliğine, gücüne ve silahlarına güvenmeyi tercih ettiler.[14]

 

Fakat gerçek İsrail’li olan Mesih sadece Tanrı’ya bakıp O’na güvendi. Tanrı’ya hizmet etmek için başka bir gücün kaynağına bakmadı. Ancak İsrail’in gerçek Tanrı’yı bırakıp putların ardından gitmesi –ayartıya düşmesine karşın- Yeni İsrail’li olan Mesih onların hatalarını düzeltmek için bu ayartıya yenik düşmedi –bu yol Mesih için zor ve yalnız bir yoldu.

 

İsrail bütün uluslara tek Tanrı’nın gücünü göstermek, bütün uluslara bereket olmak ve bütün uluslara ışık olmak için çağrıldığı halde bu Mesihsel misyonu başaramadı ve günaha düştü.[15] Böylece onların isyankarlığı onların ışık olarak dünyayı aydınlatma görevini kaldırdı. Fakat İsa Mesih çöldeki denenmeye galip geldi ve Tanrı’nın bu dünyaya olan lütfunun aracısı oldu. 

 

C.2-) Diriliş Kehaneti (Yunus 1:17, Hoşeya 6:2, II.Krallar 20:5)

İsa Mesih pek çok kez öleceğini ama üçüncü gün ölümden dirileceğini söylemiştir (Markos 8:31, [Matta 16:21, Luka 9:22]; Markos 9:31, [Matta 17:23]; Markos 10:34 [Matta 20:19, Luka 18:33]; Luka 24:7, 46).

 

Aynı şekilde Mesih’in düşmanları da O’nun bu sözlerini Mesih’i suçlamak için kullandılar (Markos 14:58 [Matta 26:61]; Markos 15:29 [Matta 27:40]; Matta 27:63).

 

Mesih iki defa kendisinin acı çekmek zorunda olduğunu söylemiştir (Markos 8:31 [Matta 16:21, Luka 9:22]; Luka 24:7).

 

Böylece Mesih’in acı çekerek ölmek zorunda olması Eski Ahit içinde önceden yazılmış olmasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca Mesih iki defa Eski Ahit’te kendisin hakkında yazılanların yerine gelmesi (Luka 18:31; 24:46) gerektiğini söylemiştir. Böylece Mesih bizlere Eski Ahit’te olan iki şeyin kesin olduğunu göstermektedir: (1-) ölümden dirilme, (2-) bu şeyler üçüncü günde olacaktır.

 

Öyleyse Eski Ahit’te bu ön bildirileri nerede görmekteyiz? Eski Ahit içinde bazı yerlerde diriliş hakkında okuyoruz (Mezmur 16:10-11; 118:17-18, İşaya 52:13; 53:10-11, Eyüp 19:25-27). Ancak “Üç Gün” ya da “Üçüncü Gün” hakkında hangi ayet bahsetmektedir?[16]

 

C.2.a-) Yunus 1:17

Bu arada RAB Yunus'u yutacak büyük bir balık sağladı. Yunus üç gün üç gece bu balığın karnında kaldı.

 

Mesih, Yunus’un kendisi hakkında bir “tip” olduğunu göstermiştir:

Matta 12:40 Yunus, nasıl üç gün üç gece o koca balığın karnında kaldıysa, İnsanoğlu da üç gün üç gece yerin bağrında kalacak.

 

Bu yazılanların Mesih’te gerçekleştiğini görmekteyiz. Luka 11. bölümde Mesih kendisini ispat etmesini isteyen halka Yunus örneğine bakmalarını istemiştir. Yani Mesih’e iman etmek için Yunus’a bakmak yeterlidir (Luka 11:29-30, Matta 12:39-40; 16:4). Bu yüzden de Mesih, Yunus’un balığın karnından tekrar diri olarak çıkma tecrübesinin kendisinin dirilişine işaret ettiğini söylemiştir.

 

C.2.b-) Hoşeya 6:2

İki gün sonra bizi diriltecek,

Üçüncü gün ayağa kaldıracak,

Huzurunda yaşayalım diye.

 

Bu ayette İsrail’in tövbe ederek Tanrı’ya dönmek istediğini görmekteyiz. Bu ayetler aynı zamanda İsrail’in ümidini de açıklıyor: ceza yerine yeni ve iyi bir ödül, lütufkar bir ödül... Ancak bundan sonraki ayetlerde İsrail’in sabah sisine benzeyen sevgisinden dolayı yaptığı tövbeyi unutup tekrar günah işlediklerini görmekteyiz. Bu ayetler Mesih’in ölüp dirilmesini anlattığı ifadelere en yakın olan sözleri içermektedir.

 

Böylece Yunus’tan üç gün üç gece” ve Hoşeya’dan üçüncü gün” ifadelerini birlikte düşündüğümüzde bir tip olarak Mesih’e dair kehanet olduklarını görmekteyiz.

 

İsrail’in çölde denenmesi örneği ve Mesih’in çölde denenmesi arasındaki paralelliği hatırladığımızda, bu ayetlerde de İsrail halkı ile ilgili şeyleri Mesih’in kendisi için kullandığını görmekteyiz. İsrail halkı kısa zamanda Tanrı’nın kendilerini yenileyeceğini beklemişti. İsa Mesih de aynı şekil olarak İsrail’in yerine kendisi kısa zamanda [üç günde] diriliyor. Böylece İsrail’in Mesih için bir tip olduğunu görmekteyiz. Böylece İsrail bir ulus olarak beklediği tamamlanmayı, yenilenmeyi Mesih’te ve O’nun dirilişinde bulacaktır. O zaman şunu söyleyebiliriz: Mesih gerçek İsrail’dir, Mesih yeni İsrail’dir.

 

İsrail çöldeki denenmede düştü, ancak Mesih denenmelere galip geldi. Hoşeya 6:1-3 ayetlerinde tövbesini gördüğümüz İsrail’in kısa zamanda bunu unuttuğundan dolayı 4. ayetten itibaren tövbelerinde bir meyve olmayan İsrail’in beklediği yenilenmeyi bulamadığını görmekteyiz. Tövbesinin bir değeri olmayan İsrail, ulus olarak beklediği dirilişi (yenilenmeyi) bulamadı-İsrail günaha sapınca dirilmek yerine yıkımı üzerine aldı. Böylece Hoşeya’dan sonra Asurlular İsrail’i (Kuzey Krallığı –10 kabile) yıktılar; Kuzey Krallığı böylece bir daha ayağa kalkamadı. İsrail başaramadı ama Mesih başardı; İsrail’in “diriliş” umudunu Mesih tamamladı. 

 

Aslında buradaki tipleme sadece bir tipleme olmaktan daha öte bir şey. Çünkü bizler de kendimizin yenilenmesi veya dirilmesi için Mesih’in dirildiği tarihin ilk paskalya pazarına bakıyoruz. Çünkü İsrail’in yenilenme ve diriliş hedefi Mesih’te tamamlandı.

 

C.3. Mezmurlarda Acı Çeken Kişinin Haklı Çıkması (22; 41; 42-43; 118)

Mezmur 22; 41; 42-43 ayetlerinde çekilen acılar için olan ağlayış kişiseldir; bir kişi hakkındadır. Mezmur 118’in ayetlerine baktığımızda hem bir kişi hem bir halk görmekteyiz[17] Mezmur 118 bize sıkıntıdan kurtuluşun kutlanmasını vermektedir.

 

Böylece bu Mezmurlar kişi ya da topluluk olarak İsrail halkını temsil ediyor. Mezmur 118 bir şükran ilahisidir. Bu Mezmurda bir kişi bile konuşmuş olsa, ulusun temsilcisi (Kral gibi) olarak konuşuyor. Diğer Mezmurlarda da tek bir kişi konuşmasına rağmen Tanrı halkının bütün tecrübelerini anlatıyor. Bu Mezmurlara Yahudi bakış açısı şöyledir: ‘bir kişi konuşuyor olsa bile halkın durumu hakkında konuşuyor’ şekildedir. Mesih bu Mezmurları kendisi için kullandığı zaman İsrail’in bir ulus olarak tecrübe ettiği şeyin kendisini tiplediğini göstermiş oldu.

 

C.3.a-) Mezmur 22

Bu Mezmuru Markos 15:34; Matta 27:46 ayetlerinde görmekteyiz. Mesih bu Mezmurda anlatılan acı çeken kişi ile kendisi arasında bir paralellik kurmuştur. Mesih bu Mezmuru en zor ve sıkıntılı bir durumda kullanmıştır. Haçtaki durumda nefes almak çok zordur. Bu durumda Mesih’in bu Mezmurdan 1. ayeti yüksek sesle söylemesi, diğer ayetleri sessiz söylediği anlamına gelmektedir. Çünkü 22:1 ayeti bu Mezmuru özetlemektedir:

Mezmur 22:1 Tanrım, Tanrım, neden beni terk ettin?

Niçin bana yardım etmekten,

Haykırışıma kulak vermekten uzak duruyorsun?

 

Diğer yandan Yuhanna 19:30 ayetinde bahsi geçen “tamamlandı” ifadesi anlam olarak bu Mezmurdan gelmektedir:

[iv]Mezmur 22:31 Onlar gelecek ve O'nun doğruluğunu,

Doğacak bir halka diyecekler

"bunları Rab yaptı"

 

C.3.b-) Mezmur 31:5

Mesih’in çarmıhtaki son sözlerinden biri olan “Ruhumu ellerine bırakıyorum” ayetine bakmadan önde Getsemani Bahçesinden itibaren Baba’nın iradesine teslim olmuş olmasını hatırlarsak Mezmur 31:1-4 ayetleri bu teslim olmuş kişinin sözlerini ya da durumunu çök net bir şekilde özetlemektedir:

1 Ya RAB, sana sığınıyorum.

Utandırma beni hiçbir zaman!

Adaletinle kurtar beni!

2 Kulak ver bana,

Çabuk yetiş, kurtar beni;

Bir kaya ol bana sığınmam için,

Güçlü bir kale ol kurtulmam için!

3 Madem kayam ve kalem sensin,

Öncülük et, yol göster bana

Kendi adın uğruna.

4 Bana kurdukları tuzaktan uzak tut beni,

Çünkü sığınağım sensin.

5 Ruhumu ellerine bırakıyorum,

Ya RAB, sadık Tanrı, fidyeyle kurtar beni.

 

Mesih’in çarmıhtaki sözünden dolayı sadece 31:5 ayetine bakmıyoruz. Mesih bu sıkıntı zamanda bu ünlü ayeti söylerken Mezmurun tamamı aklında olarak bu sözleri söylüyor. Bu Mezmur sadece acı çeken birinin Tanrı’ya sığınmasını anlatmıyor. Bu yüzden de Mesih bu sözleri söylerken çarmıhtan sonraki duruma da işaret etmekteydi. Bu yüzden bu acıların ve teslim oluşun sonunda “düşkün halini gören Tanrı’da sevinmek’ten” (31:7) bahsediyor.

Düşmandan (ölüm) kurtuluş:

8 Beni düşman eline düşürmedin,

Bastığım yerleri genişlettin.

 

Tanrı’nın İyiliği (diriliş):

19 İyiliğin ne büyüktür, ya RAB,

Onu senden korkanlar için saklarsın,

Herkesin gözü önünde,

Sana sığınanlara iyi davranırsın.

 

C.3.c-) Mezmur 41

41:9 ayeti doğrudan yapılmış bir alıntı olarak Yuhanna 13:18 ayetinde karşımıza çıkmaktadır. Ancak Markos 14:18 ayeti bu Mezmuru dolaylı yoldan kullanmaktadır:

Markos 14:18 Sofraya oturmuş yemek yerlerken İsa, «Size doğrusunu söyleyeyim» dedi, «sizden biri, benimle yemek yiyen biri beni ele verecek.»

Mezmur 41:9 Ekmeğimi paylaştığım, güvendiğim yakın dostum bile

İhanet etti bana.

 

Böylece Markos 14:21 ayetine geldiğimizde “İnsanoğlu kendisi için yazılmış olduğu gibi[18] ifadesini görmekteyiz. O zaman Mezmur 41:9 ayetinden bahsedildiği açıklığa kavuşmaktadır. Bu Mezmur bir dostun ihanetinden bahsetmektedir. Bu Mezmurda ihanet edilen kişi Mesih’i tipliyor. Ancak bu Mezmurda yazılan kişiden daha yüce olduğu için Mesih daha büyük bir ihanet ile ele veriliyor.

 

C.3.d-) Mezmur 42-43

42:5, 11; 43:5 ayetleri bir Mezmurun koro nakaratları gibidir. Markos 14:34, Matta 26:38 ayetlerinde bu Mezmurdan alıntı yapıldığı görülmektedir:

[v]Neden çökmüşsün, ey canım,

Neden içim huzursuz?

Tanrı'ya umut bağla,

Çünkü O'na yine övgüler sunacağım;

O benim kurtarıcım ve Tanrım'dır.

[vi]Markos 14:34 Onlara, «Canım çok çökmüş, ölüm derecesindedir» dedi. «Burada kalın, uyanık durun.»

 

Böylece bu Mezmurdaki sıkıntılı durum ile Mesih’in durumu arasında bir paralellik görmekteyiz. Bu Mezmurlarda çok zor durumda Tanrı’ya bakan bir kişi görmekteyiz. Mesih de Getsamani bahçesinde aynı şeyi yaptı –“Benim değil senin isteğin olsun”. Mesih bu Mezmurdaki sıkıntılı adamdan daha yüce bir kişi olduğu için O’nun sıkıntılarının daha fazla olduğunu görmekteyiz [bu yüzden de Luka 22:43 ayetinde bir meleğin Mesih’e görünerek O’nu güçlendirmeye geldiğini görmekteyiz]. Böylece bu Mezmurların Mesih’i tiplediğini görmekteyiz.

 

C.3.e-) Mezmur 118

Bu Mezmurun 22-23 ayetleri Markos 12:10-11, Matta 21:42, Luka 20:17 ayetlerinde; 26. ayet ise Matta 23:39, Luka 13:35 ayetlerinde kullanılmıştır. Bu Mezmur İsrail’e ve onları Tanrı’nın sıkıntılardan kurtarmasına odaklanıyor. Bu Mezmur Hallel Mezmurlarından olup Fısıh Döneminde (Mayasız Bayramında -7 gün) yemekten sonra okunur ya da söylenirdi.[19] Bu Mezmur Mısır’dan çıkış mucizesini hatırlatmaktadır. İsrail pek çok defa etrafı düşmanlar tarafından çevrili olduğu halde Tanrı tarafından kurtarılmıştır. Böylece Mesih bu Mezmuru kendisini tipleme yolunda kullanarak, kendisinde Tanrı halkının (Yeni İsrail) daha büyük bir çıkışının olacağını vurgulamış oldu. Benzeri şekilde Mesih hem kendi ulusunun ileri gelenleri, dini önderleri, hem de yasa tanımaz kimseler tarafından etrafı kuşatılmıştı. Reddedildi, eziyete ve hakarete uğradı, acı çekerek çarmıha gerildi. Böylece Mesih kendisinin en sonunda büyük bir zaferi olacağını vurgulamış olmaktadır. Böylece Mesih’in hayatında İsrail’in tecrübe ettiği şeyler ile bir paralellik görmekteyiz:

Mezmur 118: 22 Yapıcıların reddettiği taş,

Köşenin baş taşı oldu.

23 RAB'bin işidir bu,

Gözümüzde harika bir iş!

26 Kutsansın RAB'bin adıyla gelen!

Kutsuyoruz sizi RAB'bin evinden.

[20]Matta 21:9 Önden giden ve arkadan gelen kalabalıklar şöyle bağırıyorlardı: «Davut Oğluna hozana! Rab'bin adıyla gelen kutsansın, en yücelerde hozana!»

 

118:26 ayetinde tapınağa dua ve tapınma için giren kalabalığa kahinler bir bereketleme [benediction] veriyor. Yani o zamanda Mesih’i reddeden kişilerin gelecek bir zamanda kendisini kabul edeceğini söylemiş oldu. Matta 23:39 ayetinde ise Mesih bu bereketlemeyi kendisi için kullanıyor.[21]

 

Böylece Mesih hem halkın reddedilen taş hem de haklın gözünde harika bir iş oldu (Markos 12:10-11, Matta 21:42, Luka 20:17). Böylece bir gün herkes “Rab'bin adıyla gelen kutsansın” diyerek Mesih’i karşılayacak (Matta 23:39, Luka 13:35).

 

Böylece Mesih’te, İsrail’in yaşadığı tecrübenin her iki durumda da tekrarlandığını görmekteyiz –reddedilme, sıkıntı, kurtarılma, bereketlenme. Bu durumda Mesih “Rab'bin adıyla gelen kutsansın” dediğinde oradaki dini önderlere “bir gün tekrar geldiğim zaman beni bu Mezmurla selamlayacaksınız” demiş oldu. En sonunda Tanrı’nın İsrail için olan amacı Mesih’te tamamlanacaktır –Mesih’te olan bu tamamlanma da ‘Yeni İsrail’dir.

 

Yunus (1:7) örneğine baktığımızda Mesih’i tiplemesini net olarak görebiliriz. Ancak bu durum Mezmurlar açısından baktığımızda her zaman aynı değildir. Böylece Luka 24:44 ayetinde Mesih’in “Musa'nın Yasasında, peygamberlerin yazılarında ve Mezmurlarda benimle ilgili yazılmış olanların tümünün gerçekleşmesi gerektir” demesinden bu Mezmurların Mesih tarafından bir tipleme olarak kullanıldığını söyleyebiliriz. Böylece bu Mezmurlarda acı çeken ve reddedilen kişi ya da halkın Tanrı tarafından kurtarılmasının anlatılmasına dikkat edersek Mesih’in acı çeken ve reddedilen biri olarak Baba Tanrı tarafından kurtarılması tecrübesine işaret eden bir tipleme olduğunu görebiliriz. Dolayısı ile Yeni İsrail halkının Mesih’te kurtulmasını, Yeni İsrailli [gerçek İsrailli] olan Mesih’in hayatında, ölümünde ve dirilişinde bu acı çekmenin ve reddedilmenin tamamlanmasında görmekteyiz.

 

TİPOLOJİ AÇISINDAN İSRAİL ÖRNEĞİ MESİH HAKKINDA İKİ DÜŞÜNCEYİ NETLEŞTİRİYOR:

1-) İsrail’in bir ulus olarak tarihsel tecrübeleri Mesih’in yaşamında en mükemmel ve en dolu bir şekilde tekrarlanıyor.[22] Böylece İsrail’in çölde denenmesi ile Mesih’in çölde denenmesinde Tesniye 6-8 bölümlerini kullanmasında benzer şekilde İsrail’in bir ulus olarak tarihsel tecrübelerinin Mesih’i tiplediği açıktır. Böylece Mesih’in hayatına baktığımızda İsrail’in tarihte tecrübe ettiği şeylere dair bir paralellik görmekteyiz.

 

2-) Böylece Mesih gerçek İsrail’dir, gerçek İsrailli’dir. Mesih gerçek ve yeni İsrail[li] olarak Tanrı’nın İsrail için olan amacını kendi üstüne alıyor –yani Tanrı’nın İsrail için olan amacını sonuçlandırıyor. Hoşeya 6:2 ayetinde bunu çok açık bir şekilde görmekteyiz. Öyleyse ana fikir olarak Eski Ahit içinde olan şeylerin Mesih’te devamlılığı ve tamlığı, tamamlanması ortaya çıkıyor.

 

Böylece bu iki sonucu (1- ve 2-) birbiriyle yakın ilişki içinde olaraktan Mesih’in hayatı ve hizmetinde, Havarilerin Mesih’i takip etmesinde görmekteyiz. 

 

BÖLÜM-D: HAVARİLERİ TİPLEYEN ÖRNEKLER

Mesih, Eski Ahit’in öğretilerini havarilere uyguladı. Mesih, Eski Ahit’in ahlaki ve teolojik öğretilerini havarilere öğretirken oradaki benzer sözleri ve ifadeleri aynen kullanmaya çalıştı. Dağdaki Vaaza baktığımız zaman Eski Ahit içinden çok az alıntı yapıldığını görmekteyiz. Ama o vaazdaki ana düşünce Eski Ahit’ten gelmektedir –Mesih’in öğretişinde Eski Ahit’in sözleri ve ifadeleri nüfuz etmişti.[23] Mesih, Eski Ahit’in sözlerini ve prensiplerini kullanırken bunu aynı zamanda insanlık için prensipler olarak anlattı.

 

Ancak Mesih daha ileri giderek Eski Ahit ve havariler arasındaki açık bir bağ gösteriyor. Çünkü Eski Ahit içindeki İsrail, Mesih’in havarileri ile temsil edilen Yeni İsrail olarak karşımıza çıkıyor. Markos 12:1-9 ayetinde bunu çok açık bir şekilde görmekteyiz. Bağı kiralayanlar bağ sahibinin gönderdiği köleleri ve oğlunu reddettiler; böylece bağ sahibi o bağcıları yok edecektir –bağ sahibi bundan sonra bağını başka kiracılara verecektir.

 

D.1-) Matta 15:13

Böylece Matta 15:13 ayetinde[24] aynı prensibi görmekteyiz. Matta 15:12 ayetinde Ferisilerin Mesih’e gücenmiş olduklarını görmekteyiz. Böylece 15:13 ayetinde Mesih, Ferisileri “kökünden sökülüp atılacak bir fidan” olarak tanımlıyor. Mesih’in bu ifadeleri Eski Ahit içinde Tanrı Halkının bir fidana benzetilmesi örneğinden gelmektedir (İşaya 60:21; 61:3). Böylece İsa Mesih’in bu sözlerinden Ferisilerin Tanrı tarafından dikilen bir fidan olmadığını (Yuhanna 8:44) görüyoruz. Bu durumda Tanrı halkı olmak için kan soyundan Yahudi olmak gerekmiyor. Çünkü Yahudi din önderleri gerçek İsrail olmadıkları için onların özel bir ayrıcalığı da yoktu.

 

D.2-) Matta 5:48

Matta 5:48 ayetinde[25] de aynı kavramı görmekteyiz. Levililer 11:44-45; 20:7, 26[26] ayetlerinde Tanrı kendi halkının standartlarının kendisine benzer olmasını istiyor –kutsal olun, ben kutsalım. Çünkü İsrail Tanrı için ayrılmıştı, onlar Tanrı’nın karakterini dünyaya yansıtmalıydılar. İsrail Tanrı’nın karakterinde yaratılmıştı. O zaman İsrail’in karakteri Tanrı ile olan ilişkisini, Tanrı’nın karakterini yansıtması gerekirdi. Şimdi Mesih’in öğrencileri Tanrı’nın özel halkı olmuştu. Bu yüzden de Mesih’in öğrencilerinin Tanrı’nın karakterini yansıtması gerekmekteydi.

 

D.3-) Matta 5:5

Matta 5:5 ayeti Mezmur 37:11 ayetinden alıntı yapmaktadır. Bu durumda Mesih tarihte İsrail’e verilmiş olan bir vadi alıyor ve bunu havarilere uyguluyor. Bu Mezmurun tamamına baktığımızda doğruları ve kötüleri karşılaştırdığını görüyoruz. Bu Mezmur kötülerin rahatlığının ve sahip oldukları ayrıcalıkların en sonunda biteceğini söylüyor (10, 35-36). Bu Mezmurdaki alçak gönüllü ve yumuşak huylu kişinin kötü kişilerce eziyet ve baskı gördüğü okuyoruz. Bu Mezmur içinde “kötüler” ifadesi yasa tanımayan diğer ulusları işaret etmektedir. Bu durumda Mezmurun anlattığı doğru kişi (alçak gönüllü kişi) ise İsrail halkıdır. Böylece Mesih, İsrail’e verilen bir vaadi havarilere uygulamakla İsrail’in alacağı miras ödülünün havarilere verileceğini vurgulamış oluyor. Bu durumda Mezmurun vaat ettiği ve Mesih’in dağdaki vaazında söylediği gibi havariler ve onlardan sonra gelen kiliseye dünyanın dört bucağı miras olarak verilmiştir. Eski İsrail’e vaat edilen topraklar verilmişti. Ancak Yeni İsrail’e Mesih’te bütün yeryüzü verilmiştir.

 

Böylece bu günün kiliseleri olarak, bizler de havarilerin öğretisinde devam eden öğrenciler olarak İsrail’e verilen vaadin ve onların alacağı miras ödülünün Mesih’te kiliseler olarak bize verileceğini söylüyoruz [havariler tarih boyunca var olan kiliseyi temsil ettiği gibi, havarilerin öğretisindeki kiliseler de bu gün havarileri temsil etmektedir; böylece Mesih’te havarilere verilmiş olan şeyler bu gün topluluk olarak kiliseye ait olmuş durumdadır].

 

ANCAK ŞUNA DİKKAT ETMELİYİZ: Dağdaki vaaza baktığımızda bunlar “Havarileri tipliyor” demeden önce “Ruhta yoksul olan kim, yumuşak huylu olan kim, yüreği temiz olan kim, doğruluk uğruna zulüm gören kim?” v.s. soruları sorduğumuzda burada bahsedilen karakterlerin öncelikle Mesih karakterini tiplediğini göz önünde tutmalıyız.

 

Eski Ahit’te Tanrı yeryüzüne dağılmış olan halkını tekrar bir araya toplamayı vaat ettiğini görmekteyiz. Mesih, Yahudilerden ve yeryüzünün bütün uluslarından, bütün dillerinden meydana getirdiği kilisesi aracılığı ile Eski Ahit’in bu vaadini tamamlamış oluyor. Mesih Yeni İsrail olduğu için kilisesi de Yeni İsrail olmuştur.

 

D.4-) Matta 8:11-12, Luka 13:28-29

Matta 8:11 Size şunu söyleyeyim, doğudan ve batıdan birçok insan gelecek, Göklerin Egemenliğinde İbrahim, İshak ve Yakup'la birlikte sofraya oturacaklar. 12 Ama bu egemenliğin asıl mirasçıları dışarıya, karanlığa atılacak. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.»

Luka 13:28 «İbrahim'i, İshak'ı, Yakup'u ve tüm peygamberleri Tanrı'nın Egemenliğinde, kendinizi ise dışarı atılmış gördüğünüz zaman, aranızda ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır. 29 İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrı'nın Egemenliğinde sofraya oturacaklar.

 

Mesih’in bu ifadeleri Eski Ahit’ten doğrudan bir alıntı yapmıyor. Fakat burada Mesih bütün Eski Ahit’i gösteren bir bakış açısı veriyor. Bu ayetlerde Mesih bir gün bütün ulusların Tanrı’nın Krallığında toplanacaklarını vaat ediyor. İsrail halkı kendi Mesih’ini reddettiği için Mesih de onları reddediyor. Böylece Yahudiler yerine başka uluslar ve başka halklar Mesih’te Tanrı’nın halkı oluyorlar. Uluslar hakkında olan bu durumu Eski Ahit’te iki grup olarak görmekteyiz.

 

D.4.a-)

Bu ayetlerde dağılmış olan İsrail’in tekrar toplanmasını görmekteyiz:

Mezmur 107: 2 Böyle desin RAB'bin fidyeyle kurtardıkları,

Düşman pençesinden özgür kıldıkları,

3 Doğudan, batıdan, kuzeyden, güneyden,

Bütün ülkelerden topladıkları.

İşaya 43: 5 Korkma, çünkü seninleyim,

Soyundan olanları doğudan getireceğim,

Sizleri de batıdan toplayacağım.

6 Kuzeye, 'Ver', güneye, 'Alıkoyma,

Oğullarımı uzaktan,

Kızlarımı dünyanın dört bucağından getirin' diyeceğim.

7 'Yüceliğim için yaratıp biçim verdiğim,

Adımla çağrılan herkesi,

Evet, oluşturduğum herkesi getirin' diyeceğim.

İşaya 49: 12 İşte halkım ta uzaklardan,

Kimi kuzeyden, kimi batıdan, kimi de Sinim'den gelecek."

 

D.4.b-)

Bu ayetlerde de yerin bütün uçlarından ulusların[27] İsrail’in Tanrı’sına tapınmasından bahsediyor:

İşaya 45: 5 Yahve Ben'im, başkası yok,

Benden başka Tanrı yok.

Sen beni tanımadığın halde seni güçlü kılacağım.

6 Öyle ki, doğudan batıya dek

Benden başkası olmadığını herkes bilsin.

Yahve Ben'im, başkası yok.

Malaki 1:11 Doğudan batıya kadar uluslar arasında adım büyük olacak! Her yerde adıma buhur yakılacak, temiz sunular sunulacak. Çünkü uluslar arasında adım büyük olacak!" diyor Her Şeye Egemen RAB.

 

Böylece İsa Mesih Eski Ahit’in bu iki kavramını birleştiriyor, Yeni İsrail olan havarilere veriyor. Böylece Luka 13. bölüme baktığımızda Mesih’in sözlerinin Eski Ahit’teki bu pasajları çağrıştırdığını görmekteyiz. Böylece Luka 13:28-29 ayetlerinin kelimeleri Mezmur 107:3, İşaya 43:5-6 ayetlerine çok yakın. 

 

İşaya 43:5-6; 49:12 ayetleri uzaklardan [uluslar arasından] Tanrı’nın topladığı bir halktan bahsediyor. Mesih’ten önce bu vaat kendi içinde kısmen gerçekleşmişti; sürgünden bazı kimseler vaat edilen topraklara yeniden dönmüştü –ancak Mesih’in zamanında İsrail’den yaşayan Yahudilerin sayısı İsrail dışında yaşayan Yahudilere göre daha azdı. Mesih’in sözlerine bakınca görüyoruz ki, uluslardan İsrail’in Tanrı’sına iman edenleri gördükçe bu vaadin daha büyük bir şekilde tamamlandığı açığa çıkıyor. Böylece Uluslardan toplanan Hristiyanlar Tanrı’nın Yeni İsrail’i olarak Yahudilerin yerini alıyor.

 

D.5-) Markos 13:27 (Matta 24:31)[28]

Markos 13:27 İnsanoğlu o zaman meleklerini gönderecek, kendi seçtiklerini, yeryüzünün bir ucundan göğün öbür ucuna kadar, dört yelden alıp bir araya toplayacak.

 

Bu bölümdeki Mesih’in sözleri Tesniye 30[29] ve Zekeriya 2[30] bölümlerini ima etmektedir. Bu iki yerde dağılmış İsrail’in tekrar toplandığını görmekteyiz. Tesniye kitabı günah işleyen halkın sürgüne gideceği, tövbe eden halkın vaat edilen topraklara yeniden döneceğini söylemektedir. Zekeriya kitabında bulanan sözlere baktığımızda Babil sürgünlüğündeki Yahudilere yazılmış olduğunu görmekteyiz. Zekeriya’nın peygamberliğinden önce bazı Yahudiler Babil’den dönmüştü (İ.Ö. 538). Böylece Zekeriya başka topraklarda yaşayan Yahudileri oradan çıkmaya ve kendi yurtlarına dönmeye çağırıyor. Bu sözler Eski Ahit zamanında kısmen gerçekleşmişti. Böylece Mesih, Eski Ahit referanslarını kullanarak onları işaret ettikleri ruhsal anlamları ile anlamlandırıyor; uluslardan halkların toplanmasını Yeni Ahit’teki anlamını veriyor, Yeni Ahit içindeki daha büyük olan bir tamamlanmayı işaret ediyor. Mesih geldi ve kendi hizmeti için bütün uluslardan halkını toplayama başladı. 

 

Matta 24. bölüm Eski Ahit’i ima etmektedir. Matta 24:31 ayeti çok güçlü borazanlardan bahsetmektedir. Bu bölüm bize Çıkış 19:16 ayetini hatırlatmaktadır [Tanrı’nın Sina dağı üzerine gelmesi hk]. Ancak İşaya 27:13 ayeti[31] Matta 24:31 ayetindeki ifadeye daha yakındır. İşaya bu sözleri söylerken Çıkış 19:16 ayeti ile paralellik kurmuştu. İşaya bu sözleri konuştuğu zamanlarda İsrail için zor zamanlardı. Böylece Tanrı’nın gerçek İsrail ile gerçek olmayan İsrail’i birbirinden ayıracağını vurgulamak istedi. İşaya 27:12 ayeti bize Süleymanın zamanını hatırlatmaktadır. O zamanda Süleymanın krallığı Mısır vadisinden Fırat ırmağına kadar uzanmaktaydı. O dönemde halk Tanrı’ya (YHWH) doğru bir şekilde tapındılar. Böylece borazanlar aracılığı ile Tanrı’ya gerçek bir şekilde tapınanların toplanacağı vurgulanıyor. Mesih’in buradaki ifadesinden İşaya’nın sözlerini Yeni İsrail’in toplanmasını tipleyen bir peygamberlik olarak yorumladığı görüyoruz.

 

(4-) Matta 8:11-12, Luka 13:28-29, (5-) Markos 13:27, Matta 24:31 ayetlerine birlikte baktığımızda Eski Ahit halkı ile Mesih’in halkı arasında yakın bir ilişki olduğunu görmekteyiz. Eski Ahit halkına sürgünden toplanıp vaat edilen topraklara geri getirileceği bildirilmiştir. Eski Ahit’in zamanında bu vaat kısmen gerçekleşmişti İ.Ö. 538 yılında bazı kimseler sürgünden dönmüştü. Böylece Mesih, ‘sizi uluslardan toplayacağım’ diyen Tanrı’nın sesinin ve vaadinin tiplediği bir kişilik olarak karşımıza çıkıyor. Diğer yandan Eski Ahit halkının uluslardan kendi topraklarına dönmesi olayı da Mesih’in kilisesine Yahudi olmayan uluslardan daha büyük bir katılımı tiplemektedir.[32]

 

D.6-) Mesih’le Birleşmek (Markos 14:27, Matta 19:28):

Mesih ve İsrail arasında bağlantı olduğu gibi, Mesih’in Kilisesi ve İsrail halkı arasında da benzer bir bağlantı vardır. Mesih’in havarileri ile Eski Ahit halkı arasında bir paralellik vardır. Eski Ahit halkının tecrübelerini havarilerde görmekteyiz. Böylece Mesih Eski Ahit’i tamamlayıp daha ileri götürdüğü gibi, havariler de Eski Ahit halkının tecrübelerini daha ileriye götürüyor.[33] Tanrı ve İsrail arasında özel bir ilişki olduğu gibi, çok açık ve belirgin bir şekilde Mesih ve O’nun halkı arasında özel bir ilişki vardır. Bundan dolayı da Mesih’in halkının Mesih gibi bir görevi vardır. Bu yüzden Yeni Ahit boyunca “Mesih’te, Mesih aracılığı ile, Mesih’le” gibi ifadeler karşımıza sıklıkla çıkmaktadır. Kilisenin olan bütün bereketler ve sorumluluklar eski İsrail’den çok iyi olduğumuz için değil, MESİH’te olduğumuz için bize verilmiştir. Tanrı’nın İsrail için olan amaçlarını Mesih’te tamamlandı ve böylece Tanrı’nın İsrail için olan amacı kiliseye verildi –havariler ve ondan sonraki kilise “Mesih’te” olduğu için Tanrı’nın İsrail için olan amacı da “Mesih’teki” kilisede tamamlanacaktır. Böylece kilise sadece “Mesih’te” yeni ve gerçek İsrail’dir.

 

D.6.a-) Markos 14:27 (Matta 26:31)[34]

Markos 14:27 Bu arada İsa öğrencilerine, «Hepiniz sendeleyip düşeceksiniz» dedi. «Çünkü şöyle yazılmıştır: `Çobanı vuracağım, koyunlar da darmadağın olacak.'

 

Bu ayet Zekeriya 13:7 ayetinden alıntı yapmaktadır. Burada Mesih’i tipleyen bir çoban ve Mesih’in halkını tipleyen sürü (koyunlar) görmekteyiz. Bu ayet İsrail’in gelecekte çekeceği acıları işaret etmektedir. Bu acı “çobanın vurulmasından” kaynaklanmaktadır:

Zekeriya 13: 7 “Uyan, ey kılıç!

Çobanıma, yakınıma karşı harekete geç”

Diyor Her Şeye Egemen RAB.

“Çobanı vur da

Koyunlar darmadağın olsun.

Ben de elimi küçüklere karşı kaldıracağım.

 

Fakat daha sonra Mesih’in vurulmasından dolayı dağılan sürüden bir kısmını Tanrı yeniden iyileştiriyor, onları arıtıyor. Böylece Tanrı onları gerçek halkı yapıyor:

Zekeriya 13: 8 “Bütün ülkede” diyor RAB,

“Halkın üçte ikisi vurulup ölecek,

Üçte biri sağ kalacak.

9 Kalan üçte birini ateşten geçireceğim,

Onları gümüş gibi arıtacağım,

Altın gibi sınayacağım.

Bana yakaracaklar,

Ben de onlara karşılık vereceğim,

‘Bunlar benim halkım’ diyeceğim.

Onlar da, ‘Tanrımız Yahve'dir’ diyecekler.”

 

Mesih bu ayetlerden alıntı yaparak kendi kilisesini bu sürüye benzetiyor –“ben vurulduktan sonra siz dağılacaksınız” diyor. Böylece çobanın vurulması sürü için bir sınav anlamına geliyor. Böylece ateşten geçirilecek, gümüş gibi arıtılacak” olan halk çobanın gerçek halkı olarak “O’na yakaracaklar ve Tanrımız Yahve'dir” diyecekler. Böylece Tanrı’nın Yeni İsrail’i “Mesih’te” olduğu için bu sınavdan geçecek ve en sonunda sonsuz şabatta sıkıntılarından rahatlık bulacaklar.

 

D.6.b-) Matta 19:28

Matta 19:28 İsa onlara, «Size doğrusunu söyleyeyim» dedi, «her şey yenilendiğinde, İnsanoğlu görkemli tahtına oturduğunda, siz, evet ardımdan gelmiş olan sizler, on iki tahta oturup İsrail'in on iki oymağını yargılayacaksınız.

Daniel 7: 13 "Gece görümlerimde göğün bulutlarıyla İnsanoğlu'na benzer birinin geldiğini gördüm. Eskiden beri var olanın yanına doğru ilerledi, onun önüne getirildi. 14 Ona egemenlik, yücelik ve krallık verildi. Bütün halklar, uluslar ve her dilden insan ona tapındı. Egemenliği hiç bitmeyecek sonsuz bir egemenlik, krallığı hiç yıkılmayacak bir krallıktır.

18 Ama Yüceler Yücesi'nin kutsalları krallığı alacak, sonsuza dek ellerinde tutacaklar. Evet, sonsuzlara dek.'

22 Eskiden beri var olan gelip Yüceler Yücesi'nin kutsallarının lehine yargı verilene dek bu böyle sürdü. Kutsalların krallığı alma zamanı gelmişti.

27 Göklerin altındaki krallıklara özgü krallık, egemenlik ve büyüklük kutsallara, Yüceler Yücesi'nin halkına verilecek. Bu halkın krallığı sonsuza dek sürecek, bütün uluslar ona kulluk edip sözünü dinleyecek.'

 

Bu ayette Mesih, Daniel 7. bölümü ima etmektedir. Bu ayetlerede “tahtında oturup hükmetme, kutsallara egemenlik verilmesi” gibi ifadeler göze çarpıyor. Mesih ve halkı arasında güçlü bir bağ görmekteyiz. Daniel 7:18, 27 ayetlerinde Tanrı’ya ait olan halka krallık verildiğini görmekteyiz. Daniel 7:12-13 ayetlerinde İnsanoğlu’na krallık verildiğini görmekteyiz. Böylece Mesih ve halkını yan yana birleşmiş olarak görmekteyiz –İnsanoğlu tek bir kişi ama aynı zamanda bütün azizleri [kendi halkını] temsil ediyor. Böylece Tanrı’nın İsrail için olan amacını Mesih tamamlıyor ve gerçekleştiriyor. İsrail halk olarak Mesih ile hüküm sürecek. Böylece Matta 19:28 ayetinde de Mesih’i (İnsanoğlu) “her şey yenilendiği zaman görkemli tahtında oturduğunu, havarilerin de on iki tahta oturup İsrail'in on iki oymağını yargıladığını” görmekteyiz. Böylece havariler ve bugünün kilisesi Eski Ahit’teki İsrail’in misyonunu üstlenmiş oluyorlar.

 

D.7-) Yeni Ahit’teki Yeni Halk (Matta 26:28, Luka 22:20):

Markos 14:24 «Bu benim kanım» dedi İsa, «birçokları uğruna akıtılan antlaşma kanıdır.

 

Yeni Ahit içinde Yeni Ahit’in halkı olma kavramını daha açık bir şekilde görmekteyiz. Yeni Ahit içinde Mesih kilisenin Gerçek İsrail olduğunu konuşmaktadır. Mesih’in buradaki sözleri Çıkış 24:8 ayetinden gelmektedir:

[vii]Ve Musa leğenlerdeki kanı aldı ve halk üzerine serpti ve, "İşte, bu sözlere göre RAB'bin sizinle kestiği antlaşmanın kanı" dedi.

 

Burada Mesih, kurban kanının yakın zamanda kendisinin çarmıhta dökeceği kanı tiplediğini göstermektedir. Çıkış 24. bölümde kan ne için kullanıldı? Kan günahların silinmesini simgeliyor, diğer yandan da Musa önderliğindeki halkın Tanrı ile olan yakın ilişkisini simgeliyor.[35] Böylece Mesih bütün Eski Ahit’in kurban sistemini kendisinde tamamlayan kişi olarak ortaya çıkmış oluyor. Mesih’in kanı ile Tanrı Yeni bir Ahit kesiyor. Eski Ahit’te Tanrı halkı bir ulus idi. Tanrı bu ulusu Musa aracılığı ile Mısır’dan çıkarttı. Ancak Tanrı’nın Krallığı artık tek bir ulustan değil, Mesih’in ölümünün (kanının) aracılığı ile bütün uluslardan oluşan yeni bir halktan oluyor. Mesih aracılığında bizler Tanrı ile antlaşmasal (AHİTSEL) bir ilişki konumuna getirilmekteyiz. Mesih’in Yeremya 31:31 ayetinden doğrudan konuştuğunu görmüyoruz. Ancak Mesih bu sözleri (Markos 14:24) söylerken işaret ettiği şey Yeremya’nın Yeni Ahit üzerine yaptığı peygamberlik sözleriydi. Böylece Mesih, Eski Ahit’in kendisini tiplemesinin artık amacına ulaştığını ve kendisinin kanının Yeni Ahit kanı olduğunu, Tanrı ve Yeni İsrail halkı arasında yapılan Yeni Ahit’in kanı olduğunu söylemiş oldu.[36] Böylece Yeni Ahit’in halkı Mesih’in çarmıhta döktüğü Antlaşmasal kan temeli üzerindedir. Çarmıha gerilmesi ile Mesih, Musa’nın İsrail halkına verdiği antlaşmasal sözlerin kendisinde gerçekleşecek olan daha büyük bir antlaşmayı tiplediğini göstermiş oldu.

 

Mesih, Yeni ve Gerçek İsrail’in halkına Eski Ahit’i kullanarak konuştu. Böylece bizler Mesih’in kendisini tipleyen Eski Ahit bölümlerini Mesih’te ruhsal anlamları ile birlikte görmekteyiz. Mesih, İsrail’in tarihini yeniden yaşadı ve devam ettirdi. Aynı şekilde Mesih’teki halk da İsrail’in tarihini yeniden yaşayıp daha büyük bir tamamlanmaya doğru devam ettirmektedir. Böylece Mesih kendi halkına Eski Ahit’in müjdelediği Yeni İsrail adını vermiş oldu. Öyleyse Eski Ahit içindeki ayrıcalıklı halk olan Yahudilerin yerini bugün Yeni İsrail olarak Mesih’in kilisesi almıştır. İlk Hristiyanlar [havariler] Yahudi idi. Ancak tarih içinde uluslar Yahudilerden daha olarak Mesih’e iman ettiler. Böylece Mesih’e ait olan Yeni İsrail’i oluşturanlar yeryüzünün dört bucağından, bütün halklardan, bütün uluslardan, bütün dillerden, bütün oymaklardan gelmektedir. Eski Ahit içinde İsrail’e verilmiş olan ayrıcalıkların ve sorumlulukların çarmıhtan sonra Yeni Ahit halkına verilmiştir –yaratılışın en son amacına doğru Mesih’te yönlendiği dönem de Yeni İsrail’in dönemidir.

 

BÖLÜM-E: YAHUDİLERİN İNANÇSIZLIĞI VE YARGILARININ TİPLERİ

İsrail’in tarihi içinde pek çok defa inançsızlık ve Tanrı’ya karşı isyan görmekteyiz. Mesih yeryüzüne geldiğinde genellikle Yahudilerin çoğunluğu O’nu reddettiler, O’nu kabul etmeyi ve O’na iman etmeyi istemediler. Mesih, Eski Ahit içinden bazı parçaları kendi dönemindeki itaatsiz Yahudilere karşı kullanarak yazılan yargıların imansız kuşağın alacağı yargıyı tiplediğini göstermiş oldu. Böylece Mesih o kişilere kendi isyankarlıklarını Eski Ahit kullanarak göstermiş oldu.

 

E.1-) Yahudilerin inançsızlığının tiplemesi:

 

E.1.a-) Markos 4:12 (Matta 13:13, Luka 8:10)

Markos 4:12 Öyle ki, `Bakıp bakıp görmesinler, duyup duyup anlamasınlar da, dönüp bağışlanmasınlar.'»

İşaya 6: 9 "Git, bu halka şunu duyur" dedi,

"'İşittikçe işitecek ama anlamayacaksınız,

Baktıkça bakacak ama görmeyeceksiniz!

10 Bu halkın yüreğini duygusuzlaştır,

Kulaklarını ağırlaştır.

Gözlerini kapat.

Öyle ki, gözleriyle göremesinler,

Kulaklarıyla işitemesinler, yürekleriyle anlamasınlar

Ve bana dönüp şifa bulmasınlar.'"

 

Mesih, kendisini ve öğretisini reddedenleri kendisinden 700 yıl önce İşaya’nın mesajını reddeden İsrail halkı ile karşılaştırıyor [İşaya’nın sözlerini ima ediyor]. İşaya’nın hizmetine rağmen o dönemdeki halkın daha fazla kör ve sağır olduğu ortaya çıkıyor. Böylece Mesih’in hizmetinde de benzer bir durum ortaya çıktı. İşaya bu sözleri kullanırken bir kehanette bulunmamıştı ancak kendi döneminden bahsediyordu. Fakat Mesih bu ayetleri hem kendisi, hem de kendi dönemindeki yüreği ve kulakları nasırlaşmış İsrail halkı için bir tip olarak almaktadır. O zaman Mesih “sizlerin imansızlığı şaşılacak bir iş değil” diye açıkça söylemiş oluyor. Böylece İşaya’nın sözleri Mesih’te tamamlanma buluyor. İşaya’nın sözlerinin tam anlama kavuşması için Mesih’in yeryüzüne gelmesi ve kendisi hakkında Musa’nın yazılarında, Mezmurlarda ve peygamberlerde yazılı olanların tamamının yerine gelmesi gerekmekteydi (Luka 24:44).

 

E.1.b-) Markos 7:6-7 (Matta 15:8-9)

Markos 7:6 İsa onlara şöyle cevap verdi: «Yeşaya'nın siz ikiyüzlülerle ilgili peygamberlik sözü ne doğrudur! Yazmış olduğu gibi, `Bu halk, dudaklarıyla beni sayar, ama yürekleri benden uzaktır. 7 Bana boşuna taparlar. Çünkü öğrettikleri, sadece insan kurallarıdır.'

İşaya 29: 13 Rab diyor ki, "Bu halk bana yaklaşıp

Ağızlarıyla, dudaklarıyla beni yüceltiyor,

Ama yürekleri benden uzak.

Benden korkmaları da

İnsanlardan öğrendikleri buyrukların sonucudur.

 

Mesih, kendisini ve öğretisini reddeden halkı yine İşaya’nın mesajını reddedenler karşılaştırıyor [İşaya’nın sözlerinden alıntı yapıyor]. Bu ifadeler de bize İşaya 6:9-10 ayetlerinin mesajına yakın ifadelerdir. Yine benzer bir şekilde İşaya’nın zamanındaki Yahudilerin durumunu anlatan ayetleri Mesih kendi zamanındaki Yahudileri tanımlamak için kullanıyor. İşaya’nın ikiyüzlüler için kullandığı ayetleri Mesih de ferisiler ve sadukiler için kullanmaktadır. İşaya bu ayetleri kullanırken geleceğe yönelik bir kehanet olarak değil de o zamandaki durumu ifade etmek için kullanmıştı. Ancak Mesih bu ayetleri kendisinde tamamlanan bir kehanet gibi kullanıyor: Bu yüzden de “İşaya'nın siz ikiyüzlülerle ilgili peygamberlik sözü ne doğrudur!” diyor. Her iki örnekte de İşaya’nın vaazından alınan örnekleri Mesih kendi içinde olduğu durum için kullanıyor. Böylece Mesih, Tanrı’nın halkına yönelik değişmeyen prensiplerine dikkat çekiyor. Çünkü İşaya zamanında doğruluk ve onun etkisi ne idiyse, Mesih’in zamanında da doğruluk ve onun etkisi aynı idi.

 

Her iki örnekte de [İşaya 6; 29], Mesih açıkça İşaya’nın adını kullanıyor. Fakat bazen de peygamberlerin isimleri kullanmıyor. Fakat aynı şekil olarak Eski Ahit peygamberlerinin sözlerini kendi dönemini tanımlamak için kullanıyor.

 

E.1.c-) Markos 11:17 (Matta 21:13, Luka 19:46)

Markos 11:17 Halka ders verirken şunları söyledi: «`Benim evime, tüm ulusların dua evi denecek' diye yazılmamış mıdır? Ama siz burayı haydut inine çevirdiniz.»

Yeremya 7: 11 Bana ait olan bu tapınak sizin için bir haydut ini mi oldu? Ama ben görüyorum neler yaptığınızı!' diyor RAB.[37]

 

Yeremya “haydut ini” ifadesini tapınağa ait Tanrı’nın koyduğu yasayı[38] çiğneyen kimselere hitap ederken kullanmıştı. İsa Mesih kendisinden 600 yıl önce yaşamış olan Yeremya’nın vaazını ima ederek o zamandaki Yahudiler ile kendi zamanındaki Yahudiler arasında bir paralellik kuruyor ve Yeremya’nın sözlerini kendi zamanına uyguluyor. Mesih burada tapınağı ticaret yeri gibi kullanan kimselere konuşuyor.[39] Böylece Mesih, Yeremyanın sözlerini kullanarak tapınağın içine bu denli kalabalık mal sokulması ve ticaret yeri gibi kullanılmasının Tanrı’nın yüceliğine karşı bir davranış olduğunu belirtmek için kullandı.

 

E.1.d-) Markos 12:1 (Matta 21:33)

İşaya 5:1 Sevgilimin bağı için yaktığı ezgiyi sevgilim için okuyayım:

Toprağı verimli bir tepede

Sevgilimin bir bağı vardı.

2 Toprağı belleyip taşları ayıkladı,

Seçme asmalar dikip orta yere bir gözcü kulesi yaptı.

Üzüm sıkmak için bir çukur kazdı

Ve bağının üzüm vermesini bekledi.

Ama bağ yabanıl üzüm verdi.

Markos 12:1 İsa onlara benzetmelerle seslenmeye başladı. «Adamın biri bir bağ dikmiş, çevresini çitle çevirmiş, üzüm sıkmak için bir çukur kazmış, bir de bekçi kulesi yapmış. Sonra bağı bağcılara kiralayıp yolculuğa çıkmış [Markos 12:1-12].

 

Mesih bu sözleri kullanırken İşaya 5. bölümü ima etmektedir. Eski Ahit’te “asma ve bağ evi” İsrail’i simgelemektedir.[40] İşaya’nın sözleri aracılığı ile Tanrı iyi meyve vermeyen İsrail halkını yargılamaktaydı. Mesih bu benzetmeyi alarak kendi döneminde doğruluk meyvesi vermeyen İsrail halkını yargılamak için kullanıyor. Yahudiler, Tanrı Oğlu Mesih’i dinlemedikleri zaman İşaya’nın zamanındaki günahı tekrar etmiş oldular. Mesih’e karşı olan isyankarlık ve itaatsizlik ise İşaya’nın zamanından daha büyük bir yıkım getirecektir. Böylece Mesih’in zamanındaki itaatsızlık son yargıyı getirmektedir.

 

Benzer şekilde Matta 9:13; 12:7 ayetlerine baktığımızda Mesih’in Hoşeya 6:6 [İ.Ö. 750-722] ayetini ima ettiğini görmekteyiz. Böylece Eski Ahit içindeki bir ahlaki öğretişi alarak Mesih kendi zamanındaki Yahudilere uygulamak istiyor. Mesih’in zamanındaki Ferisi inanışı ile Hoşeya’nın zamandaki Yahudilerin inanışı birbirine benzemekteydi. Her ikisi de içi boş rituellere odaklanmış, Tanrı’nın lutfunu unutmuştu. 

 

Böylece Yahudilerin inançsızlığını ve muhalefetini Mesih kendinden önce olan Eski Ahit peygamberliklerini kullanarak gösteriyor. İsrail’i Eski Ahit’in içinde Tanrı’ya ve O’nun emirlerine karşı çok defa isyankar bir tutumda görmekteyiz. Böylece Mesih kendi zamanındaki Yahudilerin itaatsizliği ve isyankarlığında Eski Ahit halkının tutumunu tekrar gördü. Mesih bu tiplemeleri kullanarak Eski Ahit peygamberlerinin kendi dönemleri için söyledikleri sözleri son çağı işaret eden bir kehanet gibi kullanmış oldu. Yahudiler tarih boyunca benzer bir şekilde davrandılar. Ancak Mesih’e karşı olan isyankar tutum tarihin en büyük isyanı olmuştur. Bu şeyleri en açık bir şekilde Bağcı Benzetmesinde (Markos 12:1-12) görmekteyiz. Böylece tiplemeler kendinden sonra gelen daha büyük bir olaya işaret etmektedir. İsrail’in tarih içinde peygamberleri reddetmesi tiplemesi bu son çağda Tanrı’nın Oğlu olan Mesih’i reddetmeyi işaret etmiş oldu. Mesih’in hizmeti, işleri, mucizeleri, tanıklığı Tanrı’nın kendi halkına yaptığı tarihin en dolu, tarihin en güçlü çağrısıydı. Bu yüzden de Mesih’in reddedilmesi bu son çağda İsrail’in Tanrı’ya karşı yapmış olduğu en büyük isyandı. Bu yüzden Tanrı’nın gelecek olan son büyük yargısından kaçamayacaklardır.

 

E.2-) Yahudilerin yargılanmasının tiplemesi

Mesih kendi zamanında Yeruşalim’in ve tapınağın yıkılışından bahsetmişti. Bu olaylardan bahsederken Eski Ahit’ten aldığı tiplemeleri kullandı. Çünkü İsrail’in isyankarlığı ile Havarilerle başlamış olan Yeni İsrail arasında bir bağlantı vardır. Yahudilerin Mesih’e olan imansızlığı ve isyankarlığının en akılcı sonucu da yıkım olacaktı; onların ülkesine, onların üzerlerine ve tapınağa...

 

Böylece Mesih Eski Ahit’teki Yeruşalim ve tapınak üzerine gelen yıkım yargısını kullanarak daha büyük ve şiddetli olan bir yargıya işaret eti.

 

E.2.a-) Samiriye’nin yıkılışı (İ.Ö. 722)

Luka 23:27 Büyük bir halk topluluğu da İsa'nın ardından gidiyordu. Aralarında İsa için dövünüp ağıt yakan kadınlar vardı. 28 İsa bu kadınlara dönerek, «Ey Kudüs kızları, benim için ağlamayın» dedi. «Kendiniz ve çocuklarınız için ağlayın. 29 Çünkü öyle günler gelecek ki, `Kısır olan kadınlara, hiç doğurmamış olan rahimlere, emzirmemiş olan memelere ne mutlu!' diyecekler. 30 O zaman dağlara, `Üzerimize düşün!' ve tepelere, `Bizi örtün!' diyecekler. 31 Çünkü yaş ağaca böyle yaparlarsa, kuruya neler olacaktır?»

Hoşeya 10: 8 İsrail'in günahı olan Aven'deki puta tapılan yerler yok olacak,

Sunaklarını dikenler, devedikenleri saracak.

O zaman dağlara, "Bizi örtün!",

Tepelere, "Üzerimize çökün!" diyecekler.

 

Mesih Luka 23:30 ayetinde Hoşeya 10:8 ayetinden alıntı yaparak Yeruşalim’in yıkılışına işaret ediyor. Hoşeya bu ayetleri kötü olan Kuzey Krallığının yıkımına ilişkin bir kehanet olarak söylemişti. Böylece Mesih kendinden önceki bir kehaneti (Samiriye hakkındaki bir kehanet) alarak şimdi kendinden sonra olacak bir olayın kehaneti olarak kullandı.[41]

 

E.2.b-) Yeruşalim’in yıkılışı (İ.Ö. 586)

[Luka 13:35] Matta 23:37 «Ey Kudüs! Peygamberleri öldüren, kendisine gönderilenleri taşlayan Kudüs! Bir tavuk, civcivlerini kanatları altına nasıl toplarsa, ben de kaç kez senin çocuklarını öylece toplamak istedim, ama siz istemediniz. 38 Bakın, eviniz ıssız bırakılacak!

Yeremya 22:5 Ancak bu buyruklara uymazsanız, diyor RAB, adım üzerine ant içerim ki, bu ev viraneye dönecek.'"

Yeremya 12: 7 Evimi terk ettim,

Mirasımı reddettim,

Sevgilimi düşmanlarının eline verdim.

 

Yeremya Kral Evinin yıkılışına kehanet ederek Yeruşalim’in yıkılacağına dikkat çekiyor. Böylece Tanrı, Babillililerin Yeruşalim’e girmesine izin verdiğinde şehir yıkılacaktı. Böylece Mesih, Eski Ahit’in bir kehanetini kendinden sonra gerçekleşecek bir olayı tiplemek için kullanıyor. Yeremya’nın (İ.Ö. 6.yy) Mesih’ten önceki sözlerini Mesih kendinden sonraki bir zamanda gerçekleşecek olan Yeruşalim’in yıkılışı ve Yahudilerin yargılanmasını işaret etmek için kullandı.

 

E.2.c-) :Tapınağın kirletilmesi (İ.Ö. 167)

Markos 13:14 «Yıkıcı iğrenç şeyin, bulunmaması gereken yerde dikildiğini gördüğünüz zaman (okuyan anlasın), Yahudiye'de olanlar dağlara kaçsın.

Daniel 11:31 "Askerleri gidip tapınakla kaleyi kirletecek, günlük sunuları kaldırıp yıkıcı iğrenç şeyi koyacaklar.

Daniel 12: 11 "Günlük sununun kaldırılıp yıkıcı iğrenç şeyin konduğu zamandan başlayarak 1.290 gün geçecek.

 

Daniel İ.Ö. 605-538 yılları arasında bu kehanette bulundu. Mesih bu peygamberliklerin daha sonra gerçekleşecek olan Yeruşalim’in sonsuz yargılanmanın tiplemesi olarak kullandı. İ.Ö. Antiyokus Epifanes’in Grek Kültürünü yerleştirmek isteği ile Yeruşalimde bir cimnazyum[42] yaptırması Yeruşalim’i kirletme hareketiydi. Bundan öte de Tapınağı da işgal ederek altınları yerinden söktürdü, sunak masasını, şamdanları, buhurdanlıkları tapınağa ait eşyaları tapınaktan dışarı çıkardı, süslemeleri ortadan kaldırdı, tapınağı yağmalayıp hazinelerine el koydu, Tapınağa Zeus heykelini getirdi, onun için bir sunak yerleştirdi.