http://www.hristiyan.net

 

Kitaplar Ana Sayfa    

 

MEZMURLAR (ZEBUR)

 

İÇİNDEKİLER

 

Ders 1: Her ikisi de değil, fakat biri ya da diğeri                            2

Ders 2: Tanrı’nın dünyası ve Tanrı’nın sözü                                             6

Ders 3: Terkedilmişlik ve iman arasında                                                    10

Ders 4: Derin sevinç                                                                            15

Ders 5: Tanrı’ya susamak                                                                              19

Ders 6: Tanrı’nın halkı için Mezmuru                                                           23

Ders 7: Dizlerinin üstündeki kral                                                                  27

Ders 8: Değer mi?                                                                                            31

Ders 9: Ve yine de Tanrı                                                                                 35

Ders 10: Tanrı’nın sevgisinde titremek                                                      41

Ders 11: Sonunda özgür                                                                               44

Ders 12: Harikulade bilgi                                                                                47

Ders 13: Haleluya                                                                                             51

 

 

 

 

HER İKİSİ DE DEĞİL, FAKAT BİRİ YA DA DİĞERİ

 

1.DERS

 

MEZMUR 1

 

1- Ne mutludur o adam ki kötülerin öğüdü ile yürümez,

Ve günahkarların yolunda durmaz,

Ve mühtehzilerin derneğinde oturmaz;

2- Ancak zevki Rab’bin şeriatindedir.

Ve gece gündüz onun şeriatini derin düşünür.

3- Akar sular kenarına dikilmiş ağaç gibidir,

Meyvasını mevsiminde verir,

Ve yaprağı solmaz;

Yaptığı her iş de iyi gider.

4- Kötüler böyle değildir;

Ancak yelin süpürüp götürdüğü saman ufağı gibidir.

5- Bunun için kötüler hüküm gününde,

Ve günahkarlar salihler cemaatinde durmazlar.

6- Çünkü Rab salihlerin yolunu bilir,

Fakat kötülerin yolu yok olur.

 

MUTLULUK ARAYIŞI

 

Mezmurlar bölümündeki ilk Mezmurda, mutluluk arayışı kavramının bulunması dikkat çekicidir. Mezmur 1 her insanın nasıl mutlu olabileceğini anlatmaktadır. Eğer bir kimse en derin ve temel arayışımızın, istediği şeyi sağlayabiliyorsa, bu, bizim ilgi ve dikkatimizi çekmeyi hak etmez mi? Mezmur yazarı burada “mutlu” kelimesini gelişigüzel kullanmamaktadır. “Ne mutlu” ifadesi ile bizlere bir şeyler anlatmak istemektedir.

 

BÜYÜK AYRIM

 

İşte, tam bu noktada, derin ve temel arayışımızın yolu kesin bir farklılıkla ikiye ayrılır. Yazar Aslında şöyle demektedir. Gidilebilecek yalnız iki yol vardır. Doğru kişinin yolu (ki mutluluğa gider) ve kötü kişinin yolu (ki mutluluğa gitmez). Mezmur yazarı şunu söylemiyor. “Siz çok miktarda Tanrı ve bir çentik kadar şeytanı karıştırarak sıkıntınızı yok edebilirsiniz” veya Mezmur yazarı şunu da söylemiyor “Bir anlık bir Tanrısallık ile bol miktardaki şeytansallığı karıştırırsanız, vicdanınızı rahatlatırsınız” Hayır, Tanrı bunları söylemiyor, yani “her ikisi de” demiyor “biri ya da diğeri”

şeklinde bildiriyor. 

 

‘YASA’ DAN ZEVK ALMAK MI ?

 

Başlangıçta, Mezmur yazarının söyledikleri, zevk alınabilirliğin fazla miktarda karşıtı imiş gibi gözükmektedir. 1:2 ayetinde “Rab’bin yasasından zevk alınmasından” bahsedilmektedir. Bunu okuyan çoğu modern insan, kafasını kaşıyıp düşünmeye başlar, “Yasa’dan nasıl zevk alınır ki” der. Bizim için yasa, ilaç gibidir. Gerekli ve hayati olsa da, sürekli olarak almak istediğimiz bir şey değildir. Çoğu zaman hiç de iyi değildir. Yasayı heyecan verici ve enfes bulan bir kişiyi düşünün! (Mezmur: 119:97, 103, 127, 131). Çoğumuz adliyelerde çıkan olayları ya da mahkemelerde verilen adalet savaşlarını televizyondan seyretmekten hoşlanırız. Ancak çok azımız bunların ne olduklarını anlasak bile kanun maddelerini teker teker okuyup, çalışmaktan hoşlanır. Öyleyse Mezmur yazarının burada ne demek istediğini, hangi bağlamda algılamalıyız. Rab’bin yasasından zevk almak ne demektir?

 

Yasa kelimesi, bizler için olumsuz anlam taşır. Çünkü bizlere katılığı, özgürlüğün kısıtlanmasını, ahlakçılığı, sahte Tanrısallığı ve katı suçlamayı çağrıştırır. Yasa, günahla lekelenmiş bir dünyada, bizlerin kötü arzularını dizginlemek için açıkça gereklidir.

 

Mezmur yazarının, Rab’bin yasasından zevk alıyor olmasını anlamak, bu yasayı kimin verdiğini anlayabilmektir. Yasayı veren kişi Rab’dir. O Rab ki, halkı için büyük işler yapmıştır. Tanrı, halkına, bir şeyleri vermeden bazı şeyler istemez. Tanrı halkını “Mısırdan kölelik diyarından çıkarmış (Çıkış 20:2) ve İsa Mesih’in kanıyla da günah ve ölümden kurtarmıştır (Romalılar. 6:6; İbraniler 2:15). Tanrı yine büyük lütufkarlıkla bizlere şu buyrukla yaklaşır: Size yaptıklarıma karşılık olarak bunu yapın, ve mutlu olacaksınız. Çünkü yollarınızı bilirim (1:1-6). Bizlere bu yasayı veren Tanrı, bizlerin yollarıyla çok yakından ilgilenmenin daha da ötesinde, bizleri günaha olan kölelikten kurtarmıştır. Tanrı’nın buyrukları, bizlerin özgürlüğünü tanımlar.

 

Mezmurda Rab’bin yasası ifadesiyle anlatılmak istenen, Eski Ahit kitabının ilk 5 kitabıdır. Tanrı’nın İsrail’e vermiş olduğu öz ve gerekli öğreti bu kitaplarda bulunmaktadır. Bu kitaplar, Tanrı’yı ataları İbrahim’le antlaşma yaparak kendisi için bir halk seçen, İsrail’i oluşturan kadir ve yaratan Rab olarak açıklamaktadır. Bu kitaplar, Tanrı halkına Tanrı’ya itaat içinde ve yasasına uyarak nasıl yaşayacaklarını öğretir. Ancak bundan çok daha fazlasını da içermektedir. Halkının tüm dünyadaki ulusların arasında, onlara bereket olmaları ve Tanrının ışığını yansıtmaları için kendisini ve bu antlaşmaya olan adanmışlığını bu yasada açıklamıştır.

 

Mezmur yazarı, Rab’bin yasasından zevk aldığını söylerken aklından bunlar geçmektedir. Tanrı yasasını bu şekilde düşünmek, kişinin zihnini bereketler ve Tanrı’ya ait bir halk olmanın verdiği mutlulukla diğerlerinin de bereketlenmelerini sağlar (1:3)

 

KÖTÜLER BÖYLE DEĞİL

 

Buna karşılık “kötüler”, bu mutluluğu yaşayamayacaklardır (1:4) Mutluluk biçeceklerini umdukları şeyler, gizemli bir şekilde yaşamın sorunlarının saldırıları ve darbeleriyle her yöne dağılacak ve yok olacaktır. Bu nedenle yazar, kötülerin yolları konusunda ciddi bir uyarıda bulunmaktadır. Onların yollarında yürümek, ayakta durmaya ve sonra da oturmaya yol açar (1:1) ve daha sonra mahvoluşa (1:6) götürür. Aslında, bugün de, yozlaşma ve insan hakları ihlallerine karşı olan fakat gazete, tv ve diğer vakit geçirten şeylere karşı da istekli olmada başarılı olan bizler için de ne kadar uygun bir uyarıdır.

 

‘TAC’ A GİDEN YOL

 

Bundan yaklaşık 2000 yıl önce, dünyaya bir yabancı geldi. Saçma kuralların ve kalıpların ardından gitmedi. Herhangi bir grubun üyesi olarak da genel görüşe uymayı arzulamadı. Vizyonu olan bir kişiydi. “Beni gönderenin isteğini yapmak için geldim” dedi. (Yuhanna 6:38). Celile’den Golgota’ya ve daha sonra bahçedeki o mezara giden bir yolda yürüdü.

 

Kötülerin yargısına göre her ne kadar hiç tutulmayan bir zavallı olsa da, bu yabancı, Tanrı’ya olan itaatiyle bir krallık kurdu. Bu yabancı, Rab ve Kurtarıcı İsa Mesih, seni ve beni şu anda Tac’a giden o yolda yürümek üzere kendisini takip etmeye çağırmaktadır (2.Timoteyus. 4:7-8) Çünkü O’nun ölümü ve dirilişi zevkini Rab’bin yasasından alan kişinin bereketleneceğinin garantisidir.

 

GENEL MÜZAKERE

 

1.                  Dersin başlığı, Mezmur 1’in içeriğini nasıl aktarmaktadır?

2.                  Günümüz insanının mutluluk arayışında izlediği “kötülerin yollarına” örnekler veriniz ve tartışınız. Sizi mutlu eden nedir?

3.                  Mezmur 1:1’deki kelimelerin sırasının önemi var mıdır?(yürümek,durmak,oturmak)

4.                  Yasadan zevk almak mümkün mü? Nasıl?

5.                  Doğru kişinin yolu her zaman bereketlenir (Mezmur1:3) ve kötü olanın yolu yok mu olur (Mezmur1:6)?

Cevabınıza göre nedenlerinizi açıklayın.

6.                  Mezmur 1 ile Matta 7:13-20, 24-27’deki İsa’nın anlattığı benzetmeler arasında küçük bir karşılaştırma yapın. Bu benzetmeler hangi açıdan Mezmur 1’e benzemektedir? İsa, bu öğretilerin hangi boyutlarını vurgulamaktadır?

 

ODAKLANMA: Her bir dersteki odak sorusu, dersin içeriği ve sizi nasıl etkilediği hakkında, düşünmeye başlamanıza yardım etmek için hazırlanmıştır. Bu derse başlarken kendinize aşağıdaki odak sorusunu sorun. “Mutluluğu nerede arayabilirim?”

 

MÜZAKERE: Müzakere için, aşağıdaki sorulardan seçmeden evvel, genel müzakere soruları hakkında çalışmanız iyi olur. Aşağıdaki sorular ile bağlantılı olan sorular 1, 2 ve 4’dür.

Tanrı’nın yolunda yaşamak:

1.                 Erdemli olmanın yolu ve Tanrı’nın yasası hakkında bu derste ne öğrendiniz?

2.                 Tanrı tarafından düzenlenmiş olan, doğru ve yanlışın mutlak standartları hakkında, bildiğiniz bir veya iki şeyi paylaşın. Kendi gözünde doğru olan bir şeyin, ona göre doğru olduğunu söyleyen bir kişiye olan cevabınız ne olurdu?

3.                 Gerçekten Tanrı’nın yolunda yaşamaya çalışan, kendinizi ve/veya tanıdığınız Hristiyanları düşünün. Hem Tanrı’nın yolunda ve hem de günahlı kendi yolumuzda yürüyebileceğimizi düşünerek (herhangi bir isim vermeden), kendimizi nasıl aldattığımızı açıklayan bir veya iki örnek verin.

4.                 Mezmur 1’i, Mesihsel yaşamımızda, “dünyanın içinde fakat dünyalı olmamak” düşüncesi ile karşılaştırın. Mesih’in amacı doğrultusunda, “dünyanın içinde olup dünyalı olmayabilmek” hakkında bir veya iki yol tanımlayın.

 

Kapanış: İzlemek için Tanrı’nın yolunu arayan ve Mesih tarafından kurtarılmış, dürüst bir hayat sürdürmek üzere sana yardım etmesi için Tanrı’ya dua edin.

 

 

 

 

TANRI’NIN DÜNYASI VE TANRI’NIN SÖZÜ

 

2. DERS

 

MEZMUR 19

 

Gökler Allahın izzetini beyan eder

Ve gök kubbesi ellerinin işini ilan eder.

2- Gün güne söz söyler

Ve gece geceye bilgi gösterir

3- Söyleyiş de yok sözler de yok;

Onların sesi işitilmez

4- Onların ahengi bütün dünyaya,

Ve sözleri yerin ucuna varmıştır.

Onlarda güneş için çadır kurdu

5- O güneş ki, gerdekten çıkan güvey gibidir.

Ve bir yiğit gibi yoluna seğirtmek için sevinir,

6- Çıkışı göklerin ucundandır

Devri de onların sonuna kadar

Ve sıcağından saklı kalan yoktur

7- Rab’bin şeriati kamildir,canı tazeler

Rab’bin şehadeti sadıktır, bön adama hikmet verir

8- Rab’bin vesayası doğrudur,yüreği sevindirir

Rabbin emri paktır,gözleri aydınlatır

9- Rab’bin korkusu temizdir,ebediyen durur

Rab’bin hükümleri hakdır,hepsi doğrudur

10- Altından, çok saf altından da ziyade özlenir

Baldan ve süzme gümeç balından tatlıdır.

11- Kulun da onlarla sakınır

Onları tutmakta büyük karşılık vardır

12- Hatalarını kim ayırt edebilir?

Gizli günahlardan beni suçsuz tut.

13- Kulunu kasdi günahlardan da koru

Onlar üzerime krallık etmesin

O zaman kamil olurum ve büyük isyandan beri olurum.

14- Ağzımın sözleri ve yüreğimin düşüncesi

Senin önünde makbul olsunlar

Ya Rab, kayam ve kurtarıcım.

 

Kolayca görebildiğimiz gibi, bu Mezmur 3 ana bölüme ayrılmıştır. İçerik, ahenk söz seçimi, her bir bölümü diğerinden ayıran öğelerdir. Birinci bölüm (Mezmur 19:1-6), yaradılışın büyüklüğü için Tanrı’ya övgü sunar. Burada Mezmurlar kitabının en yüceltici diliyle karşılaşırız. İkinci bölüm (Mezmur 19:7-11) yasasını sunuştaki mükemmellik için Tanrı’ya övgü sunar. Üçüncü bölüm (Mezmur 19:12-14) Tanrı’ya günahın bağışlanması için yakarma ve denenmelere dayanma gücü için dua da bulunur.

 

AYRI MI ? BAĞLI MI ?

 

Bazı uzmanlar bu Mezmurun, kıtalarının farklılıklarından dolayı, değişik kişiler tarafından yazılıp birleştirildiğini söylüyorlar. Bu yanlıştır çünkü bu 3 bölüm birleştirildiğinde dokunaklı ve gerekli olan güçlü bir mesaj ortaya çıkıyor.

 

Laikleşme veya Tanrı’dan ayrılma alanında bir çok Hristiyan’ın hayatı, Tanrı’dan uzaklaşmış durumdadır. Bir seminerde, kiliseye gelen birinci sınıf bir kimyagerle görüşme fırsatım oldu. Ona sordum; Laboratuarı, Tanrı’ya olan imanınızla nasıl bağdaştırıyorsunuz? Cevabı kısa ve üzücüydü: “Çok basit, laboratuara gittiğimde Tanrı’yı kilisede bırakıyorum. Kiliseye gittiğimde de işi laboratuarda bırakıyorum”. Tanrı’nın yarattığı harikalara ve insanlığa verdiği ilk öğüde isteyerek sağırlaşmıştı. Bu evrenin ihtişamının mevcudiyeti, bir övgü sebebi olmasında başarısız kalmıştı.

 

Biz de aynı şekilde Tanrı’nın doğadaki mesajına kimyager gibi sağırlaşmışızdır. Oysa Mezmur yazarının doğadaki her şeyin, Tanrı’nın görkemini ilan ettiğini söylediğini görüyoruz. İlk 4 ayetin bütünlüğü, her bir ayetin ilk iki satırı arasında bir benzerlik ve paralellik vardır. 1-2 ve 4. ayetlere karşılık 3. ayet negatif bir paralellik gösteriyor. Aklımı, sesimi ve her düşünceyi Rab’be vermeye kullanmazsam , o zaman Tanrı’nın doğayla konuştuğu mesajına kulaklarımı tıkamış olurum. Bir kayanın tabakalarını gören jeoloğun, bunun Tanrı’nın bir mesajı olduğunu anlamaması da aynı düşüştür. Bununla birlikte, bir marangoz, sadece çekiç veya çivisine odaklanırsa, hünerli ellerinin, yaratıcı aklının ve çalıştığı tahtanın, Tanrı’nın hediyeleri olduğunun farkına varamaz. Tanrı’nın lütfuna bağlı olarak O’nun ihtimamından dolayı bize yemek verenden habersiz veya unutmuş olarak sadece yemeği pişiren bir aileye ne demeli?

 

DOĞANIN ÖVGÜSÜ

 

Örnek olması amacıyla, Mezmur yazarı, Tanrı’nın harikulade yarattıklarından biri olan güneşi göstererek (Mezmur 19:4-6) sanki şöyle diyor: “Eğer Tanrı’yı orada görmeye başlarsanız, belki oradan başka yerlerde de görebilirsiniz. Calvin şöyle demektedir: “Anlaşılması güç ve aşağılık hiçbir şey yoktur. Tanrı’nın dünyası hakkında ne kadar bildiğimi düşündüğümde, O’nu övmek ve yüceltmek için ne kadar çok sebebin var olduğunu anlarım” Mesela, güneş 93 milyon mil uzakta bir ışıktır, saniyede 186 bin mil bir hızla oraya varabilmek için gerekli olan süre 8 dakikadır. Buna trilyonlarca ve bilyonlarca yıldızları da eklersek, beni yaratan Tanrı’nın gücü ve büyüklüğü karşısında etkilenmiş durumda olurum. Kutsal Kitap’taki övgü Mezmurları nasıl “Rab’be hamdedin” diye başlarsa, bu Mezmurda övgü zaten başlamış durumda olur. Bunu doğa yapmaktadır, biz de buna katılmaktayız.

 

YASA HAYATI İÇİN ÖVGÜ

 

19:7-11 ayetlerinde Mezmur yazarı, Tanrı’nın antlaşma yaptığı halkına esinlemesi için övgüyü anlatıyor. 19:2. ayetinde, Mezmur yazarı, baldan daha tatlı olan (Mezmur:19:10; 1:2; 119:97-112) iyi olan yasasını bize verdiği için, O’na teşekkür ediyor. Burada “YASA” sadece 10 emri temsil etmiyor. Oysa Tanrı’nın kendi halkına sözünde Kendisini bildirmesini, esinlemesini bildiriyor. Bu yapılanlar, o zamanlarda İsrail halkının Mısır’dan çıkışlarından beri Tanrı’nın onlara yaptıklarının bir tutanağı idi. “Yasa” kelimesini tarihteki bakış açısından alıp yorumlarsak, Mesih’in muhteşem işi ve Kutsal Ruh’un akmasıyla Tanrı’nın esinlemesini görürüz. Tanrı’nın “Yasası” veya esinlemesi, bize yeni bir hayat verdi, bilge kıldı, kalplerimizi sevinçle doldurdu ve yeni yön ve yaşam odağı sundu (19:7-9). Böyle bir yasadan nasıl zevk alınmaz (19:10).

 

BAĞLANTIYI UNUTMAK

 

Biz modern Hristiyanlar, eğer Tanrı’yı bölümlere ayırarak, hayatın durumlarına göre tapınıyorsak, ikinci bölümdeki odaklanmaya kısıtlama getiriyoruzdur. (19:7-11). Tanrı’ya Kutsal Kitap’taki esinlemesi için teşekkür ediyoruz. Öyle ki doğa aracılığı ile sunduğu o hayret verici esinini unutabilirdik. Ama Mezmur yazarı bu iki odak noktayı (doğa ve yasa) beraber kullanarak birlikteliği sunuyor. Çünkü ikisi de birbirine ait olan, Tanrı’nın yarattığı dünya da söylediği söz de O’na övgüyü gerektiriyor.

 

BAĞIŞLANMA BULMAK

 

3. bölümde (19:12-14) biz laik insanların bu birlikteliği hayatımızda kullanmada ne kadar zorlandığımız yazılıdır. Mezmur yazarı sadece “isteyerek işlenen günahlara” değil “gizlenmiş günahlara” da bağışlanma diliyor (19:12-13). Gizli günahlar, Tanrı’yı, hem dünyasında ve hem de sözünde algılamakta başarısız olduğumuz zamanlar (sayısız miktarda) ortaya çıkar. Mezmur yazarı ile birleşip Tanrı’nın merhametine sığınarak bağışlanmaktan emin olabiliriz. Neden? Çünkü galaksilerin, yıldızların yaratıcısı, kendi gücünü açıkça “Kaya ve Kurtarıcı” olan Mesih’te göstermiştir (19:14).

 

GENEL MÜZAKERE

 

1)                 19’uncu Mezmurdaki 3 bölümü belirleyin. Her bir bölümün içeriğini özetleyin.

2)                 1. bölümde Mezmur yazarı, Tanrı’nın hangi adını kullanıyor? 2. bölümde hangi adı kullanıyor? Bu değişimin nedeni nedir?Bu bölümler neden birbirlerine aitdirler?

3)                 Mezmurda hangi tür paralellik örnekleri buluyorsunuz?

4)                 Deneyimlerinize dayanarak, “doğal” ve “dinsel” i nasıl ayırdığınızı açıklayın. Bu tür ayırımdan sakınmak için bu Mezmur bize nasıl yardımcı olur?

5)                 Saklı günahla (Mezmur 19:12) istekli günah (Mezmur 19:13) arasındaki fark nedir? İkisinden de sakınmak için gerçekten dua ediyor muyuz? Açıklayın.

 

Odaklanma: Aşağıdaki soruyu kendinize sorarak, bu dersin muhtevası için odaklanmaya başlayın. Tanrı’nın dünyası ve Tanrı’nın sözü, günlük yaşamımda nasıl etkin olmaktadır?

 

MÜZAKERE:

 

Müzakere için aşağıdaki sorulardan seçmeden evvel siz ve grubunuz, özellikle aşağıdaki sorular ile yakından ilgili olan 1, 2 ve 4 numaralı sorular üzerinde çalışabilirsiniz.

 

Tanrı’nın bizim için açıkladıkları ile ilgili olarak:

a)                 Tanrı’nın dünyasında ve sözünde açıklamış olduğu ile ilgili, öğrendiğiniz bir şeyi veya bu derste size sürpriz gibi gelen bir şeyi paylaşın. Sonra, dünyasında ve sözünde, kendinizi Tanrı ile ilişkilendiren bir yol belirleyin.

b)                  Zamanınız varsa, birlikte biraz şiir yazma denemesi yapın. 19:7-10 ayetlerinden esinlenerek Tanrı’nın sözü ve Tanrı’nın niteliklerini açıklayan cümleler yazın. Arkadaşlarınızın yazdıkları ile bir paralellik oluşturabildiyseniz, bunları birleştirerek bir grup şiiri yapabilirsiniz. Kısa bir örnek vermek gerekirse:

 

Açlığımızı gideren Tanrı sözü doğrudur,

Arzularımızı cevaplayan Tanrı’nın sevgisi zordur

Tanrının lütfu hiç eksilmez, tesellisi müthiştir.

c)                  Yaradılış bir söz olmayıp bir mesaj olduğuna göre, inanlıların bu yaradılışın bir sözü olarak ilişkilendirildiği hakkında bir kavram geliştirin. Bu kavram, batı uygarlığında, Tanrı sözünün, Tanrı’nın dünyasından ayrılmasına karşı etkin bir çalışma olmayacak mı?Yaradılışın bir sesi olarak, Tanrı’nın ihtişamını açıklayan, yapabildiğiniz (veya her zaman yaptığınız) bir ya da iki yöntemi düşünün. Bu araştırmanızda, çevresel kaygılarınızdan bahsedilmemiş ise, burada onlardan bahsedebilirsiniz. (Bununla bağlantılı olarak Mezmur 24:1-6 ayetlerine kısa bir bakışla, bu ayetlerin Mezmur 19’a nasıl bir yansıması olduğuna dikkat edin.

d)                  Bu dersin muhtevasını çalıştıktan sonra, kalbinizin ve ağzınızın Tanrı’nın parıltısı ile nasıl bir parlaklık kazandığını açıklayın (19:11)? Mezmur 19’daki ne tür gerçekleri başkaları ile paylaşmak istersiniz?

 

Kapanış: Tanrı’ya, günlük yaşamınızda, O’nun dünyası ve sözü arasında, sağlıklı bir denge kurmanızda yardım etmesi için ve Tanrı’nın, ihtişamını diğerlerine açıklayışına  önem verecek şekilde dua ederek dersi bitirin.

 

 

 

 

TERK EDİLME VE İMAN ARASINDA

 

3. DERS

 

MEZMUR 22

 

Allahım Allahım beni niçin bıraktın ?

Kurtuluşumdan, iniltimin sözlerinden niçin uzaktasın

2- Ey Allahım gündüz çağırıyorum, fakat cevap vermiyorsun

Ve geceleyin, fakat bana rahat yok

3- Sen ise Kuddüssün,

Ey sen, İsrailin tehlillerinde sakin olan

4- Babalarımız sana güvendiler

Güvendiler, sen de onları azad ettin

5- Sana feryat ettiler ve kurtuldular

Sana güvendiler ve utanmadılar

6- Fakat toprak kurduyum ben, ve insan değilim

İnsanların yüz karasıyım, kavmın hor gördüğü

7- Beni görenlerin hepsi benimle eğleniyor

Sırıtıp, baş sallayarak diyorlar,

8- Rabbe dayandı, onu azad etsin

Mademki ondan zevk alıyor,onu kurtarsın

9- Fakat beni rahimden çıkaran

Anamın kuzağında iken beni emin kılan sensin.

10- Doğuşumdan beri sana verildim

Anamın karnından beri Allahım sensin

11- Benden uzak durma, çünkü sıkıntı yakın

Çünkü yardım eden yoktur.

12- Bir çok boğalar beni kuşattı

Zorlu başan boğaları çevremi sardılar

13- Yırtan ve gümürdeyen aslan gibi

Üzerime ağızlarını saçıyorlar

14- Su gibi döküldüm

Bütün kemiklerim oynaklarından çıktı

Yüreğim balmumu gibidir, içimde eriyor

15- Kuvvetim çömlek parçası gibi kurudu

Ve dilim çenelerime yapışdı

Ve beni ölüm toprağına koydun.

16- Çünkü köpekler beni kuşattı

Şerirler takımı çevremi sardılar

Ellerimi ve ayaklarımı deldiler

17- Bütün kemiklerimi sayabilirim

Onlar bakıyorlar,gözlerini bana dikiyorlar

18- Esvabımı aralarında paylaşıyorlar

Libasıma da kur’a atıyorlar

19- Fakat sen ya Rab, uzak durma

Ey kuvvetim, bana yardıma koş

20- Nefsimi kılıçtan

Canımı köpeğin pençesinden azad et

21- Aslanın ağzından beni kurtar

Evet, yaban sığırlarının boynuzlarından bana cevap verdin

22- Senin ismini kardeşlerime ilan edeceğim

Cemaat içinde sana hamd edeceğim

23- Ey sizler,Rabden korkanlar,ona hamdedin

Ey sizler, bütün Yakup nesli, ona izzet verin

Ve ey sizler,bütün İsrail soyu,ondan korkun

24- Çünkü düşkünün derdini hor görmedi ve tiksinmedi

Yüzünü de ona örtmedi

Fakat onu imdada çağırınca işitti

25- Büyük cemaatte hamdim sendendir

Ondan korkanlar önünde adaklarımı öderim

26- Hakirler yerler, doyarlar

O’nu arayanlar Rabbe hamdeder

Yüreğiniz ebediyen yaşasın

27- Bütün dünya uçları anacak ve Rabbe dönecek

Ve milletlerin bütün soyları senin önünde secde kılacak

28- Çünkü krallık Rabbindir

Ve milletler üzerinde saltanat süren odur.

29- Bütün dünya semizleri yiyecek ve secde kılacaklar

Toprağa inenlerin hepsi

Ve kendini yaşatamıyan bile, onun önünde eğilecekler

30- Bir zürriyet ona kulluk edecek

Rab hakkında gelecek nesle anlatılacak

31- Gelecekler ve onun adaletini bunu yaptığını

Doğacak kavma bildirecekler.

 

Kutsal sözlerdeki bazı yerler, korku ile dolu olmamıza neden olur; görkemli Tanrı’nın şu şekildeki çağrısını duyarız “Ayakkabılarını çıkart, bastığın yer kutsaldır”. Mezmur 22 böyle bir bölümdür. Eski Ahitte her yönüyle en aşikar şekilde “Mesih İsa’yı” anımsatan bölüm bu bölümdür. Davud tarafından yazılan bu Mezmur, Davud’un kişisel deneyiminden çok ötededir. Bu Mezmur herkes içindir. Hepimiz zaman zaman haykırıp feryat ederek gökyüzüne şunları söyleriz: “Tanrım! Neden? Neden bunlar başıma geliyor?”

 

TARİHİN EN KARANLIK SAATİ:

 

İsa’nın, Golgota tepesinde (kafatası bölgesi anlamına gelen) çarmıha gerildiği Cuma gününün karanlığını göz önüne getirene kadar, bu çok anlamlı Mezmurun ne demek istediğini anlayamadık (Matta 27:33). Bu Mezmurun Mesihsel bir Mezmur oluşundan dolayı, yazıldıktan 1000 yıl sonra gerçekleşmesi önem kazandırmaktadır. Tarihin en karanlık saatinde, imkansız olan gerçekleştiğinde, bir vaizin dediği gibi “Tanrı biricik oğlunda duraksadığında” ayet 1’deki kalp kırıklığından kaynaklanan yakarmalardan dolayı bu Mezmur, Mesih’in anımsadığı Mezmurlardan bir tanesi olmalıdır. Çarmıh gerçekleşene kadar böyle bir olay olmamıştı: Kurtarış tarihinin bütün önceki nesilleri aracılığıyla güvenilir olmayan halkına güvenilir ve sadık olmayı ispatlamış olan Tanrı, şimdi ise kendi güvenilir oğlunu bıraktı.

 

Bu Mezmurda, en az 6 yerde, İsa’nın çarmıhını simgeleyen anlatımlar vardır. 22:1 ayeti İsa’nın korkunç bir şekilde terk edilişini (Matta 27:46), 22:7 ayeti İsa ile alay edenleri resimlemekte (Matta 27:39), 22:8 ayeti Mesih’in yardım çağrısına bir cevap alamadığını (Matta 27:43), 22:15 ayeti Mesih’in susamışlığını (Yuhanna 19:28), 22:16 ayeti çarmıha gerilmedeki çivilenişi (Yuhanna 20:25,27), ve 22:18 ayeti Mesih’in giysisini kura çekerek aralarında bölüşmek istemelerini (Yuhanna 19:23-24) resmetmektedir. Aslında bu sözler Davud’un bu acımasızlık tasvir eden ifadelerinin ötesinde, Mesih’in haçlanışında gerçek derinliğine kavuşur.

 

GERÇEK TERKEDİLMİŞLİK

 

Terkedilme korkunç bir duygudur. Düşmanlarınızın sizi zor bir ortama terk etmesi yeterince kötü olsa da, dostlarınızın bunu yapması sizi gerçekten yaralar. Fakat, Tanrı’nın sizi terk etmiş olduğunu hissettiğinizde, bunun ne kadar acı ve korkunç olduğunu, yarattığı kalp kırıklığını ve sizde oluşturacağı paniği düşünebilir misiniz?

 

Terkedilmiş olduğunuzu hissetmek için yalnız olmanız gerekmez. Aslında, bazen çevremizde insanlar olmasına rağmen bu duyguyu yaşarız. Sınıftaki bir talebe, parktaki bir çocuk, kilisedeki bir insan, etrafında yüzlerce insan olmasına rağmen kendisini yalnız hissedebilir. Mezmur yazarının ve İsa’nın yaşadığı deneyim işte budur. Pek çok insan tarafından kuşatılmışlardı, fakat bu insanlar kötüydüler. (22:5-8, 12-13, 16-18). Gözlerini dikerek şeytani bir zevk ile alay ettiler, hakaretler ve lanetler yağdırdılar, tehditler savurdular.

 

Sadece insanların lanetlemeleri ile kalmadı, Tanrı da sadık Oğluna mesafe koydu. İsa tüm hayatı boyunca, Baba’nın mevcudiyetinde idi. Sürekli olarak Baba’ya dua etti ve şakirtlerine dua etmesini öğretti; “Göklerdeki Babamız... ” (Matta 6:9). Aslında İsa, haçlanışındaki onurlu saati önceden bilmiş olduğundan kendisini yüreklendirdi: İşte saat geliyor... “yalnız değilim, çünkü Baba benimledir.” (Yuhanna 16:32). Çarmıha gerildiğinde bile, hala Baba’ya dua ediyordu “Baba, onları bağışla...” (Luka 23:34). Son nefesinde bile Baba’ya güvenip ona sığındı “Baba, ruhumu ellerine bırakıyorum” (Luka 23:46). Fakat, bir anlık ayrılışın verdiği acıyla İsa, Baba’ya seslenmenin imkansız ve nafile olduğunu hissetti. Hesaplanamaz bir şiddetteki ıstırapla haykırdı :”Baba, neden? ...Neden Tanrım ?” ...Babası O’nu terketmişti.

 

Şunu unutmayın ki, İsa’nın sorusu gerçek bir soru idi. Mezmur 22’deki bu sözleri tekrarladığında bir oyun oynamıyordu. Fiziksel ağrıları çok büyüktü, katlanmak zorunda olduğu alaylı sözler de yaralarına tuz basılması gibiydi, fakat onun kalbini kıran ve anlatılamaz şekilde üzen şey, babasının onu terk etmiş olmasıydı. Tüm dünyanın günahı omuzları üzerine çökmüştü, ve O’na yardım edebilecek hiç kimse yoktu (22:11).

 

GERÇEK KESİNLİK

 

Bütün bu karışıklıklara rağmen kesinlik hala mevcuttur. Bazı şeyler kolay bir şekilde asla değişmez. Çevresindeki her şeyin onu yaralamasına rağmen Davud hala şöyle diyordu: “Sen ise kutsalsın, sen İsrail’in övgüsüsün” (22:3). Herşeye rağmen, Ataları Tanrı’ya güvenmişlerdi ve “hayal kırıklığına uğramamışlardı” (22:4-5). Davud, bir şeyden bir şekilde tam olarak emin olabilirdi ki, bu acı dolu deneyimi çözümlenecekti. Gerçekte bu denenmeden dolayı Tanrı O’nu kurtaracaktı, zaferin yolda olduğu kesindi.

 

ÖVGÜYE ÇAĞRI

 

Bu Mezmurun son 10 ayetinde Mezmur yazarının ruh hali, karmaşıklığı övgüye dönüşüyor. Bunu coşkulu bir şekilde diğerlerine de tavsiye ediyor. “Ey sizler, Rab’den korkanlar, O’na hamdedin” (22:23). Mezmur yazarının övgüleri ülkenin sınırları dahilinde kalmayıp, Rab’bin kurtarıcılığı, dünyanın sonuna kadar gidiyor (22:27). Davud’un ıstırabı, tüm dünyayı ilgilendiren bir olay oluyor “Bütün dünya uçları anacak, ve Rabbe dönecek, milletlerin bütün soyları Senin önünde secde kılacak, çünkü krallık Rab’bindir, milletler üzerinde egemenlik süren O’dur” (22:27-28). Kutsal Kitapta daha sonra, Mesih’in çektiği acılar vasıtasıyla gerçekleşen şu duyuruyu şaşırtıcı bir şekilde görmekteyiz “İsraillilerden bir bölümünün yüreği, diğer uluslardan kurtulacakların sayısı tamamlanıncaya dek nasırlaşmıştır.” (Yahudi olmayıp kurtuluşu alan tüm diğer insanlar) Romalılar. 11:25).

 

ZAFERİ HECELEYEN ISTIRAP

İsa, neden Tanrı’nın terk edişini simgeleyen haç’a tahammül etmişti? Bunun için, en azından iki sebep vardır. Her şeyden önce, tüm insanlıkla bütünleşmiş olmalıydı. İsmini gizleyen bir bayan, bir keresinde, intihar girişimini irdelemem için beni aradı. Tanrı’nın bu bayana, yaşamına son verecek kadar sıkıntıya sokacak bir deneyimi neden verdiğini sorguladım. Buna benzer bir kişi, -aslında her birimiz- İsa’yı hatırlamalıyız, Söz beden aldı ve sık sık bizim hissettiklerimizi hissetti. “Çünkü kendisi sınandığında acı çektiğine göre, sınananlara yardım edebilir” (İbraniler 2:18). “Çünkü zayıflıklarımızda bize yakınlık duyamayan değil, tersine, her alanda bizim gibi sınanmış, yine de günah işlememiş bir başkâhinimiz vardır.” (İbraniler 4:15).

 

İkincisi ve daha önemlisi, İsa’nın acıları zaferi belirledi. Bizim reddedilmememiz için O terk edildi. Her seferinde bizimle olan ve bizi dinleyen Rabbi bulabilelim diye ve Mezmur yazarı ve her birimiz “Rabbim” diyebilelim diye, İsa, yalvaran haykırışlarına cevap alamadı.

 

GENEL MÜZAKERE

 

1.)               Mesih’e ait “Mezmur” teriminin anlamı nedir? Bir anlamda, tüm Mezmurlar – aslında tüm Eski Ahit- mesihsel değil mi?.

2.)               Davud’un hayatında, bu Mezmuru haykırmasının sebebi ne olmuş olabilir? Sizin hayatınızdaki hangi deneyimler Mezmur yazarının bu davranışını belirler?

3.)               Tanrı tarafından terkedilmiş bir insan, kendisini nasıl hisseder? (22:1), ve aynı zamanda da Tanrı’ya iman edebilir? (22:3, 9, 10).

4.)               Sıkıntı geldiğinde nasıl tepki göstermeliyiz? Utançla mı? Korkuyla mı? Başka bir şeyle mi?. Mezmur 22’ye göre, bu sıkıntıyı nasıl yenebiliriz?

5.)               Bu 22. Mezmurun son 10 ayeti neden övgü ilan ediyor? Mesih bilgimiz, Tanrı’nın sadakatini görmemiz için bir Mezmurcunun yapabileceğinden fazla bize nasıl yardımcı olabilir?

 

Odaklanma: Bu derse başlarken şu soruya odaklanın: Terkedilmişlikle iman arasındaki ilişki hakkında ne biliyorum?.

 

MÜZAKERE: Grup müzakeresi için aşağıdaki sorulara geçmeden evvel genel müzakere sorularından özellikle 2-5 arasındakileri cevaplayın.

Terkedilmişlik, iman ve övgü hakkında.

1.                  Tanrı tarafından terkedilmiş olduğunuzu hissetiğiniz bir deneyiminizi paylaşın. Uyguladığınızda sizi rahatlatıyorsa, Tanrı’nın sizi nasıl yenilediğini ve imanda güçlendirdiğini anlatın.

2.                  Şayet vaktiniz varsa, Mezmur 22’yi anımsatan, Matta ve Yuhanna’dan 6 bölüm hakkında inceleme yapın (Yukarıdaki notlarda “tarihin en karanlık saati” kısmına bakın). Golgota’daki imanı ve terkedilmişliği anımsatan Mezmur 22’yi, orada hangi biçimlerde görüyorsunuz?

3.                  Doğrulukta zafer getiren Rabbe övgü sunmak için sesimizi yükseltmek iyidir. Şu anda kendi kelimelerinizi kullanarak O’nu övmeyi deneyin. Günlük yaşamınızda, bu övgüyü kiminle paylaşmak istersiniz? (Cevabınızı,  Mezmur 22:22, 26-27, 30-31 ile kıyaslayın. )

 

Kapanış: Sıkıntıda olduğunuzda Allah’tan Kutsal Ruh aracılığıyla sizi yüreklendirmesini isteyin. Heryerdeki inanlıların imanları ve Allah’ın sadakati için teşekkür edin, Mesih’te bize vermiş olduğu kurtuluş ve Allah’ın muhteşem zaferi için övgüler sunun.

 

 

 

DERİN SEVİNÇ

 

4. DERS

 

MEZMUR 32

 

Ne mutludur o adam ki isyanı bağışlanmıştır

Günahı örtülmüştür

2- Ne mutludur o adam ki, Rab ona günah saymaz

Ve ruhunda hile bulunmaz

3- Ben susunca

Bütün gün iniltimden kemiklerim zayıfladı

4- Çünkü gece gündüz elin üzerimde ağırlaştı

Tazeliğim yaz kuraklığına döndü

5- Sana suçumu bildirdim

Ve fesadımı gizlemedim

Rabbe isyanlarımı itiraf edeceğim, dedim

Ve günahımın suçunu bağışladın

6- Bunun için senin bulunacağın vakitte her müttaki sana dua etsin.

Gerçek büyük sular taşınca, ona erişmeyecektir

7- Saklanacak yerim sensin, sıkıntıdan beni korursun

Kurtuluş terennümleriyle çevremi kuşatırsın

8- Sana talim edeceğim, ve yürüyeceğin yolu sana öğreteceğim

Sana öğüt vereceğim, gözüm senin üzerinde olacaktır.

9- Anlayışsız at yahut katır gibi olmayın

Onları tutmak için gem ve dizgin takımları olmazsa

Sana yaklaşmazlar

10- Kötünün kederleri çoktur,

Fakat Rab’be güvenen adamın çevresini inayet kuşatır

11- Ey salihler, Rab ile sevinin ve mesrur olun

Ve ey sizler, yüreği doğru olan hepiniz, sevinçle terennüm edin.

 

32. Mezmur öğretici bir Mezmurdur. Okuyucularına sağlam ve somut öneriler sunar. İkinci olarak bu Mezmur diğer pişmanlık duyuran Mezmurlara göre derin sevinç ve coşkunluk ruhu vermektedir. Aslında insan burada yeni antlaşmaya atıfta bulunan pek çok tema bulabilir ve bazı kimselere göre de bu Mezmur Yeni Ahitin Eski Ahitteki en net ifade edilen Mezmurudur.

 

DUYARSIZLAŞTIK MI ?

 

Bu Mezmur yazarı kendisini, müjdeyi işiten ve bundan dolayı sevinçten aşağı yukarı zıplayan, coşkuyla ne yapacağını şaşıran biri olarak görüntülüyor. Nedir bu iyi haber? Özgür kılınmış! Affedilmiş! Neden bağışlanmış? “Günahımdan” diyerek coşku ile atılarak ilan ediyor. Biz hepimiz can sıkıcı bir şekilde esneyerek “Of” çekeriz.

 

Bundan birkaç yıl önce, ırza tecavüz ve öldürmekten mahkum olmuş bir kişinin televizyondaki duruşmasını hatırlıyorum. Acı çekerek geçirdiği 12 yıldan sonra şimdi bu adam infaz odasına yeterince yakın bir yerde sandalyeler ve siyanür taneleri ile çevrilmiş bir halde, sürekli olarak şunu hatırlıyordu “bir gün, seninle ilgileneceğiz”.

 

Fakat o kendisi için olan yasal temyiz girişimlerinin kendisine getireceği tehlikelerle savaşmaktan uzaktı. Her an o korkunç saat gelebilir, onun (ve benim) vücut salgılarımız renk değiştirmekte, kızarıklık yüzünden aşağıya akmakta ve dizleri titremeye başlamıştı. Bir müddet sonra ölüm cezasının ertelenmesi söz konusu oldu. Umutları yeniden canlanmıştı. Bir gün bu uzun zor sınav, avukatının çılgınca bir çaba sarfetmesine rağmen, öğleden evvel saat 10’da uygulanacak olan infaz işlemini kaldırmaya yetmedi. Suçlu bulunan mahkumun yüzü buğdaydan daha beyaz bir durumda, başı eğik bir konumda sandalyesine yürüdü ve oturtularak bağlandı. İçinde bulunduğu korkunç odanın kapısı kapatıldı ve öldürücü siyanür hapları suyun içine atıldı. Adamın kafası birdenbire düştü ve öldü. Artık çok geçti, bu kararın iptali için yapılan uğraşlar nafileydi.

 

Bir katilin hükümet yetkilisinden infaz kararının temyiz edilmesi veya edilmemesi konusunda bir cevap alabileceği hakkında kendimizi bu konuya kaptırmış olabiliriz. Ve şimdi de tüm yöneticilerin yöneticisinden bağışlanmış olduğu cevabını almış olan her hangi bir kişiye karşı, kendini beğenmiş bir tarzda tavır takınabiliriz. Aslında bu tavır dünyanın tüm yargısına karşı yapılan bir tavırdır. Bu kendini beğenmişliği nasıl açıklayabiliriz? Sonsuz yargının ve günahın dehşetli görünümüne karşı duyarsızlaştık mı?

 

ORANTILI SEVİNÇ

 

Bizim kişisel tepkilerimizi açıklayabilmemize rağmen bir şeyden emin olmalıyız: Mezmur yazarının kendisini adamışlığında duymuş olduğu zevkin derinliği, günahına olan duyarlılığının derinliği ile doğrudan doğruya orantısal olarak ilişkilidir. Hiçbirimiz günahının ne olduğunu bilmiyoruz, bunu bize söylemiyor. Bazı araştırmacılara göre, Davud Batşebayla olan trajik ilişkisinden sonra bu Mezmuru yazdı. Fakat bu sadece bir tahmindir. Davud’un günahını belirlenmemiş bir şekilde bırakmış olması, bir kişinin hayatındaki olayın ne olduğu değil, onun farkına varıp itiraf etmenin önemini ön plana çıkarmaktadır. Bu durum, hepimiz için geçerlidir.

 

Bu Mezmur kilise babası Augustine ve reformist Martin Luther için çok önemli idi. Aslında Augustine büyük harflerle çoğaltılmış olan bu Mezmurun O’nun son saatlerinde bağışlanma dilerken rahatlamasına sebep olduğunu öğretmişti. Tarihteki bir çok aziz, bu Mezmurdan ders almış ise, Rabbimizi Golgota’ya götüren günahlarımızın ağırlığını hatırlayarak bu Mezmurdan bizler de ders alabiliriz.

 

SUÇLULUKTAN ESENLİĞE

 

Mezmur yazarı kendi şahsi deneyiminden açıklayabildiği genel bir bildiri ile duyuruya başlıyor: “Ne mutludur o adama ki isyanı bağışlanmıştır, günahı örtülmüştür” (32:1). Davud farkında, çünkü önce yaptığını “suskun” lukla aklından silmeye çalışıyor: “Ben susunca bütün gün kemiklerim zayıfladı” (32:3). Başka bir ifadeyle çoğumuzun yaptığı gibi, yanlışlarını örtmek için unutmasını sağlayacak şekilde düşüncesine ara verdi. Bazılarımız bu hususta bir hayli ustayız, fakat Mezmur yazarı öyle değildi. Çünkü Tanrı ona öyle yakın ve o da Tanrıya öyle yakındı ki, “gündüz ve gece Tanrının eli üzerinde ağırlaşmıştı” (32:4). Suçlu oluşundan dolayı utancı  ona öylesine azap veriyordu ki “bütün gün iniltimden kemiklerim zayıfladı” (Mezmur 32:3), “gücüm yaz kuraklığına döndü” (32:4) sözlerini söylemişti. Utancından dolayı o kadar çok azap duyuyor, duyduğu şiddetli içsel baskı ağzını açıp suçunu itiraf etmesini sağlıyor.

 

Bu, lütuftan kaynaklanan bir baskı olduğundan dolayı, bu baskıyı sadece inanlılar anlayabilir. Başkaları buna kayıtsız kalıp, lanet okurken, geçmişe bakarak, Tanrı’nın çocukları ise bu baskının hata yapmış olan çocukları ile derinden bir arzu ile barışmak isteyen Tanrı’dan geldiği için, teşekkür ederler. Genelde bizde böyle bir arzu Babamızdan uzak olduğumuzda doğar. Bu surette, Luka 15:11-32’de İsa’nın anlattığı kayıp oğul meselindeki oğula benzeriz.

 

Mezmur yazarının nasıl dönüş yaptığına dikkat edin: “Sana suçumu bildirdim” (32:5). Luka’da kayıp Oğul’un açıkladığı gibi “kalkıp babamın yanına döneceğim” (Luka 15:18). Mezmurcunun itirafı, hikayesindeki dönüm noktasını belirlemektedir. Bunun devamında, itiraf etmenin doğrudan getirdiği neticeyi görüyoruz: “Günahımın suçunu bağışladın” (32:5). İçindeki tehdit eden korku şimdi gitmiş, barışıklık gelmişti. Onun dış dünyasında fırtınalar ve seller yükselerek onu çevreleseler de Mezmur yazarı emniyettedir çünkü Tanrı onu korumaktadır (32:6-7).

 

BEDELLİ BAĞIŞLAMA 

 

Mezmur yazarının suçluluğuyla ilgili kişisel muhasebesi, suçunu itiraf etmesi, bağışlanması ve huzur bulması, bize doğal akış gibi gelebilir: “Elbette, bundan başka nasıl bir sonuç bekleyebilirsiniz? Tanrı her zaman günahları bağışlar. Tanrı, aynı zamanda bağışlanma işleriyle uğraşmaktadır!”. Fakat, şunu da hatırlamalısınız ki, bağışlama otomatik olarak gelen bir döngü veya değersiz bir olgu değildir. Romalılar 4. bölümde Pavlus bağışlamanın Tanrı için ne kadar bedelli olduğunu açıklıyor: “Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın, Tanrı’nın aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davud şöyle belirtmektedir” (Mezmur 4:6). Bizlerin cezadan kurtulması ve Tanrı’nın gazabından özgür olalım diye, dürüst ve günahsız olan İsa Mesih dürüst olmayanlar için öldü.

 

Bundan dolayı, Davud, ilgisizliğimizi ortadan kaldırmak için, şu iki öğretiyi duyurmaktadır:

1.)       Günahtan sakının  “At veya katır gibi olmayın” (Mezmur 32:9).

2.)       Tanrı’ya güvenin, Tanrı’nın bağışlayan sevgisinde coşun ve mutlu olun (Mezmur 32:11).

 

GENEL MÜZAKERE

 

1.)       32:2 ayeti ne çeşit aldanmadan söz ediliyor?

2.)       Mezmur 32:3-4 ile 32:5 ayetlerinde Davud’un hissettiklerini karşılaştırın. Aynı duyguları daha evvel hissettiniz mi?. Eğer kendinizi rahat hissediyorsanız, deneyiminizi gruptaki diğer kişilerle paylaşın.

3.)       Allah’tan uzak olanların, yakın olanlara nazaran günahlarını örtmede ve unutmada neden daha başarılı görünüyorlar? Günahını tamamen örtebilen birisini tanıyor musunuz? Açıklayın.

4.)       Şunu tartışın: “Bana günahını ciddiye alan birisini söyle, ben de sana, o kişinin bağışlanmış olma sevincinin ne kadar çok olduğunu söyleyeyim.

5.)       Mezmur 32:8-11 ayetinde Davud’un verdiği iki öğreti nedir?

 

Odaklanma: Tüm bu ders süresi boyunca, şu soruyu aklınızda tutun. ”İtiraf ve bağışlanmanın benim için olan önemi ne kadar önemlidir?”

 

Kapanış: Tanrı’ya, şaşırtıcı bağışlaması,himayesi ve sevgisi için teşekkür edin. Kutsal Ruh’un, her bir kişinin kalbini Tanrı’ya daha fazla yaklaştırması için dua edin. Herkes, övgü ve ihtiyaçlar için duaya katılabilir. Toplantıyı sonlandırmadan evvel Mezmur 32’den esinlenen şu ilahiyi söyleyebilirsiniz: “Tekrar buluşuncaya kadar, Tanrı sizinle olsun”.

 

GRUP KOMPOZİSYON ÇALIŞMASI:

 

Eğer vaktiniz varsa, aşağıdaki şu alıştırmayı yapabilirsiniz:

Bugün dünyanın suçluluğa nasıl baktığını açıklamak için liderlerin yardımıyla grup liderinden bu konu ile ilgili malumat edinmesini isteyin.

Mezmur 32’de anlatılanların tamamen aksi olacak şekilde, itiraf ve bağışlanmayı inkar eden, modern psikolojiden bahseden bir anlatım hazırlamayı deneyin. Bu surette, modern psikoanalizin Mezmur 32’deki mesajdan ne kadar az miktarda olanını kabul ettiğini, bu şekilde bir çalışma aracılığı ile haberdar olmuş olursunuz. Bir örnek vermek istersek:

 

Ne mutlu o adama ki, suçluluk duygusunu reddeder,

Kalbinde günah acısı taşımaz.

Ne mutlu o adama ki, Tanrı’yı göksel bir hakim olarak değil,

O’nu, hoşgörülü, anlayışlı bir büyükbaba olarak görür.

Suçumu kabul ettiğim zaman diğer insanlar bana yüklendiler,

Sıkıntıda ve mutsuzdum.

Fakat daha sonra günah kavramını veya suçluluğu reddettiğim zaman

Sıkıntılarımdan kurtuldum.

Özgür bir kişi oldum,

Sadece kendimden sorumlu olan!

 

 

 

ALLAH’A SUSAMAK

 

5. DERS

 

MEZMUR 42 / MEZMUR 43

 

Geyik akar suları özlediği gibi,

Canım da seni öyle özler,ey Allah,

2- Canım Allaha, hay Allaha susamıştır

Ne vakit geleceğim ve Allahın önünde görüneceğim.

3- Bana her gün:Nerede senin Allahın? dedikleri için

Gece gündüz göz yaşlarım bana gıda oldu

4- Şunları anıyorum, ve içimde canım erimektedir

Nasıl alayla geçer ve onları Allahın evine götürürdüm.

Bayram eden halkı, meserret ve şükran sesiyle

5- Ey canım, neden çökmüşsün

Ve neden içimde inliyorsun?

Allaha ümit bağla, çünkü didarının kurtarışı için

Yine ona hamdederim

6- Ey Allahım canım içimde çökmüştür

Bunun için Erden diyarından

Ve Hermon dağlarından, Mitsar dağından seni anmaktayım

7- Senin çağlayanların ses verince, engin engine çağırıyor

Bütün dalgaların ve sellerin üzerimden geçti

8- Gündüzün Rab inayetini buyurur

Ve onun ilahisi, hayatımın Allahına dua

Geceleyin benimledir.

9- Kayama, Allahıma diyorum: Niçin beni unuttun?

Niçin düşman gadrı altında yaslı gezeyim?

10- Bütün gün bana hasımlarım: Nerede senin Allahın? Dedikçe,

Kemiklerimi ezer gibi bana hakaret ederler

11- Ey canım, neden çökmüşsün?

Ve neden içimde inliyorsun?

Allaha ümit bağla,çünkü ben yine ona hamdederim

Yüzümün kurtuluşu ve Allahım odur.

 

MEZMUR 43

 

Davamı gör, ey Allah, ve fasık millete karşı hakkımı ara

Hileci ve fesatçı adamdan beni azad et

2- Çünkü sen kuvvetimin Allahısın; niçin beni kendinden  attın?

Niçin düşman gadrı altında yaslı gezeyim?

3- Nurunu ve hakikatini gönder; bana yol göstersinler

Beni mukaddes dağına ve senin meskenlerine götürsünler

4- O vakit Allahın mezbahına

Büyük sevincim olan Allahıma gideyim.

Ve sana, ey Allah, Allahım,çenk ile hamdedeyim,

5- Ey canım, neden çökmüşsün?

Ve neden içimde inliyorsun?

Allaha ümit bağla, çünkü ben yine ona hamdederim.

Yüzümün kurtuluşu ve Allahım odur.

 

Bu Mezmurlardaki bazı pasajlar şimdiki zamana o kadar uyumlu ki, sanki dün yazılmış gibiler. Mezmur 42 ve 43 buna benzerler. Mezmur yazarı Tanrı tarafından terkedilmişliği hissediyor ve bu konu hakkında endişe duyuyor “Kayama Allah’ıma diyorum, beni neden unuttun?” (Mezmur 42:9). Daha da kötüsü, düşmanları sürekli olarak alay edip “senin Allah’ın nerede” diyerek rahatsız ediyorlar (42:10). Mezmurcunun imanı üç kere gerçeğin doğrulanması ile umutsuzluk arasında gidip gelmiştir. “Ey canım neden bu kadar umutsuzsun? Neden içimde inliyorsun? Allah’a ümit bağla” (42:5, 11; 43:5). Bu Mezmurlar, 3000 yıl önce yazılmış olmalarına rağmen bugün hala kalplerimize hitap etmektedirler. Bugünkü dünyanın tahribatlarını hissedip bugünkü aydın sayılan kişiler tarafından alaya alınmaya zorluklarla dayanan tek bir inanlının haykırışları şu şekildeki gibidir: “Davamı gör ey Allah ve ikiyüzlü insanlara karşı hakkımı ara, hilekar ve fesatçı adamdan beni kurtar” (43:1).

 

ESKİSİ YİNE GEÇERLİ

 

Aşikar olarak, Mezmur yazarı sıkıntısını, tipik Eski Ahit usulü ile ifade ediyor. Mezmur 42:6 ayetine göre uzakta Filistin’in kuzeyinde, Yeruşalim’den ve Rab’bin tapınağından tapınmanın merkezinden uzak bir yerdedir. Şiddetli bir şekilde orada olmak istiyor, kendisini Tanrı tarafından terkedilmiş hissediyor. Bu durumda genişletilmiş Yeni Ahit persfektifimizden bakarak nasıl ve nerede Tanrı’ya ibadet edebiliriz? Mezmur yazarının bu düşüncesinden bir miktar ayrılabiliriz. (Yuhanna 4:19-24). Fakat onun imanındaki belirsizlik ve bu belirsizliğin ona verdiği acıdan kaynaklanan bu acı dolu yazısı binlerce yıllık bir zamanı sıçrayarak bugün bizim için uzun bir konuşma haline dönüşüyor.

 

Tanrı hakkındaki şüpheler ve soruların, sadece bizlere ait olmadığını bilmek rahatlatıcıdır. Başkaları da şüphelendiler ve şüphelerine cevap buldular. Eskiden şimdiki çağda olduğu gibi, Mezmurcunun da şüphelerle zihninin karışmış olmasının gerçekliği kesinlik kazanmıştır. Halbuki bugün bizler Mesih’i bilmenin ve bizim için  kurtuluşu sağlamasının kazancına sahibiz. Düşünün ki, Mesih henüz gelmemiş olmasına rağmen Mezmurcu ümidini kaybetmemişti. Kararı şöyleydi: “Allah’a ümit bağla, çünkü ben yine O’na hamdederim, Kurtarıcım ve benim Allah’ım” (43:5, 11).

 

DAHA YAKIN BİR BAKIŞ

 

Mezmur 42 ve 43’e daha yakından bakmaya çalışalım. Allah’ı arzulayışını tarif etmek için, Mezmurcu canlı bir mecaz kullanıyor (42:1). Susuzluktan kavrulan, kuru bir memlekette yaşamadıkça bu anlatımın anlamını yakalamamız zor olacaktır. Mezmur, avcılar tarafından kovalanan bir geyiği resmediyor. Kovalamaca hızlandıkça geyik nefes nefese kalarak susuyor. Onun tek yaşama şansı bir kaynağa, taze bir suya kavuşmasıdır. Su bu geyik için bir lüks değildir. Bu su olmaksızın, hayvan tükenecek, mahvolacaktır. Aynı şekilde Mezmur yazarı da şöyle demektedir: “Ruhum sıcak ve nefes nefesedir, Allah’a susamıştır, O olmazsa ben ölürüm”.

 

Mezmurcu Allah için olan susamışlığı nereden almıştır? 14. yüzyıl düşünürü Johan Tauler, farklı bir yaklaşımla bunu şöyle cevaplamaktadır: “Gayet basit bir şekilde bunun cevabı şöyledir: Kutsal Ruh, ruhumuza gelip sevgi alevini tutuşturduğunda kıvılcımlara sebep olur, bunlar da Allah’a susuzluk ve arzu oluşturur” Kilise babası Augustine de benzer şekilde şöyle der: Kalplerimiz sende rahat bulmadıkça rahatsızız, çünkü Senin için yaratılmışız”. Allah için olan susamışlık Allah’tan başka hiçbir yerden gelmez.

Sabahleyin küçük çocuğumu çiş yaptırırken aralıksız olarak ağladığını hatırlıyorum. Ona ne şeker vermem, ne uyandırmaya yarayan bir saatin tıkırtısı ne de beşiğinde sallanması onu yatıştırmazdı. Elde tutulmak isterdi. Sonunda onu yerden alıp ellerimde salladığımda onu hemen uyumuş bir durumda bulurdum. Biz de buna benzer bir şekildeyiz. Allah’a susamışlığımızı gidermek için kendi çarelerimize başvursak da Allah’ın kucağına gelene kadar hala susamış kalırız. Sadece Allah’ın akarsuları nefes nefese kalmış bir ruhu dindirebilir.

 

Mezmurcu, kendisine acıma duygusu içinde üzgün bir şekilde beslenmesi için göz yaşlarını içiyor (42:3). Nostaljik bir şekilde geriye bakarak bizim de bazen söylediğimiz gibi “geçmişte her şey daha iyiydi” diyor. “Canım içimde erimekte iken şunları hatırlıyorum, nasıl alayla geçer ve onları Allah’ın evine götürürdüm, bayram eden halkı, meserret ve şükran sesiyle” (Mezmur 42:4). Fakat bunların hepsi geçmişteydi. Şimdi hiçbir şey yok. İnsanlar ona sataşıyorlar, “Allah’ın nerede” sorusu ile onu bıçaklıyorlar (42:3, 10). “Çağlayanların ses verince engin engine çağırıyor, bütün dalgaların ve sellerin üzerimden geçti” (42:7).

 

Evinin yolunu bilen hiç kimse kaybolmaz. Mezmurcu hala ağlamakta olmasına rağmen, güven altında ve Allah hala onun “kayası” (42:9). Mezmurcu kendinden emin. Aslında probleminin cevabının yolda olduğunu biliyor ve bundan emin, “Ben yine O’na hamdederim” (Mezmur 42:11).

 

ARAYIŞ TAMAMLANIYOR

 

Keder içinde olan Mezmurcu nasıl oluyor da ümidinden emin oluyor? Bunun cevabı basit çünkü Mezmurcu geçmişine bakarak Allah’ın sevgisinin onunla olduğunu görmekte (42:8). Bundan başka Mezmurcu şunu iyi bilmektedir ki, Tanrı kendisini arzu ile arayanları asla geri çevirmeyecektir. İşaya, Mezmurcunun Eski Ahitteki tam benzeri şu daveti yapmaktadır: “Ey sizler, her susayan ve parası olmayan sulara gelin; gelin, satın alın ve yiyin” (İşaya 55:1). Daha sonra İsa şu güveni veriyor: “Bir kimse susamışsa bana gelsin; içsin” (Yuhanna 7:37). “Kararlı bir şekilde O’nu arayan hiç kimse, asla geriye çevrilmeyecektir” (Luka 11:10).

 

Mezmurcu, sonu gelmez bir şekilde sorarak, yalvararak, dileyerek O’nu aramaya devam ediyor, “Nurunu ve hakikatini gönder, bana yol göstersinler, Senin meskenlerine götürsünler” (43:3). Mezmurcu Rab’bin cevabından o kadar emin ki, övgü ile sonuçlandırıyor. “Allah’a ümit bağla, çünkü ben yine O’na hamdederim, kurtarıcım ve benim Allah’ım O’dur” (43:5).

 

Mezmurlar konusunda uzmanlaşmış birisi Yeni Ahitte, Mezmur 42 ve 43’e paralel olan bir bölüm olmadığını söylemektedir. İsa geldikten ve herkesi vermiş olduğu yaşam suyundan içmeye davet etmesinden sonra (Yuhanna 4:14; 7:37), bu mesajı işiten herkes artık Allah’ı daha fazla aramalı. İsa ‘yaşam suyu’ gelmiştir. Telaşımız sona erdi, susuzluğumuz giderildi.

 

Kendimizi beğenmiş olmayalım diye imanımız görünür olana kadar Mesih’in ruhunun bizleri yenilemesini ve güçlendirmesini istemeliyiz.

 

GENEL MÜZAKERE

 

1.)               Mezmur 42 ve 43’de, Mezmurcunun ruhunun kederli olduğunu bildiren cümleleri bulun (42:5). Ruhunuzun kederli olduğu durumları açıklayın.

2.)               “Senin Allah’ın nerede” şeklindeki soru ile, Mezmurcu’ya ne denilmek istendiğini açıklayın (42:3,10). Benzer bir soru size sorulsaydı, tepkiniz ne olurdu?

3.)               Mezmurcu tekrar ve tekrar “Ümidinizi Allah’a bağlayın” ifadesini neden kullanıyor? (42:5, 11, 43:5). Hangi bağlamda biz de aynısını söyleyebiliriz?

4.)               Herkes Tanrı’ya susamış mıdır? Açıklayın. Bu susamışlığı hangi yollarla gidermeye çalışırız?

5.)               Bugün dünyada iman konusunda bir kriz var mıdır? Geçmiş zamanlardakinden daha mı çoktur? Açıklayın. Kişisel olarak imansal bir kriz yaşadığınızda ne yaparsınız?

 

Odaklanma: Bu ders boyunca aşağıdaki odak sorusunu aklınızda tutun: “Allah için susamışlık benim için ne anlam ifade ediyor ?”.

 

MÜZAKERE

Aşağıdaki sorulardan seçmeden evvel, genel müzakeredeki özellikle 1, 3 ve 4 no’lu sorular üzerinde çalışın.

Tanrı’ya olan susamışlığımız hakkında:

1.)               Mezmurdaki şaşırtıcı su benzetisini düşünün. Allah’a susama, göz yaşlarının gıda olması, ruhumuzdan haykırmak, derinden seslenmek (42:2-4,7). Bu imajlar, zihninizde ne tür duyguların uyanmasına sebep oluyor? Bu Mezmurda, diğer hangi benzetiler sizin dikkatinizi çekiyor?

2.)               Genel müzakeredeki 1. soru ile bağlantılı olarak, kişisel olarak karşılaştığınız üzüntülü anlarınızı düşünün, üzüntünüzü başlatanın ne olduğu hakkında düşünün. Bunun ne kadarının psikolojik, ne kadarının fiziksel kaynaklı olduğunu anlatın? Bu, sizin Allah’a olan susamışlığınızla bağlantılı mıydı?. Açıklayın.

3.)               Size ümit veren nedir? Hangi deneyimler (sizin kendinize veya diğerlerine ait olan) ümidinize önderlik etti? Hangi öğretiler bunu sağladı? İsa’nın “yaşayan su” olma sözü, size ne anlam ifade ediyor? (Yuhanna 7:37-38). Ümidinizi başkaları ile nasıl paylaşırsınız?

 

Kapanış: Grubunuzdaki diğer insanların Mesih’in “diri su” oluşunu başkalarıyla paylaşabilmeleri, Rabbe susamışlıklarının giderilmesi için güçlenmeleri, Rab’bin gruptaki kişilere yakın olması için, Rabbe dua edin.

 

 

 

 

TANRI’NIN HALKI İÇİN MEZMUR

 

6. DERS

 

MEZMUR 46

 

Allah bize sığınacak yer ve kuvvettir,

Sıkıntıda hemen hazır bir yardımdır.

2- Bundan dolayı dünya alt üst olsa,

Ve denizlerin bağrına dağlar devrilse

3- Suları kükreyip karışsa

Onların kabarması ile dağlar titrese

Biz korkmayız

4- Bir ırmak var ki, onun cedvelleri

Allahın şehrini,yüce olanın kutsal meskenlerini,sevindirir

5- Allah onun ortasındadır; o sarsılmaz.

Sabaha karşı Allah ona yardım eder.

6- Milletler kükredi, ülkeler sarsıldı

O sesini verdi, dünya eridi

7- Orduların Rabbi bizimledir

Yakubun Allahı yüksek kulemizdir

8- Gelin Rabbin işlerini görün,

Dünyada ne harabiyetler yaptı

9- Yerin ucuna kadar cenkleri durdurur

Yayı kırar ve mızrağı parçalar

Cenk arabalarını ateşte yakar

10- Durun ve bilin ki, Allah ben’im

Milletler arasında yükseleceğim,dünyada yükseleceğim

11- Orduların Rabbi bizimledir

Yakubun Allahı yüksek kulemizdir.

 

Bazı Mezmurlarda özne tekil kullanıldığı halde (örneğin, “Rab benim ışığımdır”-Mezmur 27:1) Mezmur 46 özneyi çoğul kullanmaktadır. “Allah sığınacak yerimiz ve kuvvetimizdir” (46:1). Evvelki Mezmurlar şahsi ümit ve güvence bildiriyorlardı. Mezmur 46 ise Tanrı halkına güven vermektedir. Mezmur 46 kiliseye hitabeden bir Mezmurdur.

 

Bu Mezmur en fazla gündemde olan Mezmurlardan biridir. Kilise gibi Allah’ın sadık izleyici ordusu tarih boyunca sürekli olarak sıkıntı dolu ve bilinmez bir gelecekle yüzleşerek yürümüşlerdir. Bu Mezmur kilisenin ruhunu yenilemiş, adımlarını hızlandırmıştır. Bu Mezmur Martin Luther için çok önemli idi. Aslında Martin Luther 1521’deki meşhur Worms duruşmasında bu Mezmurun bir uyarlamasını yaşıyordu. Bu duruşmada gözlerini zamanın güçlü prensesine cesurca dikerek kendisinin o ünlü kararını şu şekilde açıklıyordu “İşte burada ayaktayım başka bir şey yapamam”. Bu Mezmur mesleğini ve hatta hayatını dahi tehlikeye atma pahasına böyle zor durumlarda bile ona motivasyon sağlamıştır. Bundan ötesi bu Mezmur hayatı boyunca önemli bir şekilde aklında tuttuğu bir Mezmur olarak onda kalmış. Bazı biyografi yazarları onun için şöyle demiştir: “Herhangi bir kötü durumla her karşılaştığında “Gelin 46. Mezmuru söyleyelim” dermiş. Bu Mezmurdan esinlenerek Refo