http://www.hristiyan.net

 

Kitaplar Ana Sayfa

 

Kitap 2. bölüm Kitap 3. bölüm

 

 

KUTSAL KİTAP’IN

MESAJI - 1

 

Dr. Bruce A. McDowell

 

Çeviren: Seyfettin Kültürel

 

The Message

of the Holy Book of God

concernIng the true path to lIfe

 

 

Gece görümlerimde insanoğluna benzer birinin göğün bulutlarıyla geldiğini gördüm.

Eskiden beri var Olan'ın yanına doğru ilerledi,

O'nun önüne getirildi.

O’na egemenlik, yücelik ve krallık verildi.

Bütün halklar, uluslar ve her dilden insan ona tapındı. Egemenliği hiç bitmeyecek sonsuz bir egemenlik,

krallığı hiç yıkılmayacak bir krallıktır.

(Daniel 7:1314)

 

 

 

BÖLÜM 1:

TANRI’NIN KUTSAL KİTAP’INA GİRİŞ

 

BÖLÜM 2:

TANRI KİMDİR?

 

BÖLÜM 3:

TANRI’NIN İNSANLIĞA EĞİLMESİ

 

BÖLÜM 4:

TANRI, İSA MESİH’TE AÇIKLANDI

 

BÖLÜM 5:

TANRI BİZDEN NE İSTER?

 

BÖLÜM 6:

DOĞAMIZ VE GÜNAH

 

BÖLÜM 7:

TANRI’NIN GÜNAHA TEPKİSİ

 

BÖLÜM 8:

İSA MESİH VE TANRI’NIN KRALLIĞI

 

BÖLÜM 9:

MESİH İSA’NIN YETKİSİ

 

BÖLÜM 10:

TANRI’NIN SAĞLAYIŞI ÖNCEDEN BİLDİRİLDİ

 

BÖLÜM 11:

MESİH İSA’NIN GÖREVİ  ÖLÜMÜ

 

BÖLÜM 12:

MESİH İSA’NIN GÖREVİ  DİRİLİŞİ

 

BÖLÜM 13:

MUSA GİBİ BİR PEYGAMBER

 

BÖLÜM 14:

KRALLIĞA GİRİŞ

 

BÖLÜM 15:

İMANIN GÜVENCESİ

 

BÖLÜM 1

TANRI’NIN KUTSAL KİTAP’INA GİRİŞ

 

İslam dinine mensup insanlar, Mesih İsa’ya iman etmiş olan insanların neye inanmış olduklarını sıklıkla merak etmişlerdir. Bunu, bir Müslümanın anlayabileceği şekilde birkaç cümle halinde özetleyebilmek zordur. Bu kitapta, alıntı yapılmış olan ayetler, Tanrı’nın elçileri ve peygamberleri tarafından yazıya geçirilmiş olan ve Mesih İsa’nın izleyicilerinin Eski ve Yeni Antlaşma adlarını vermiş oldukları Tevrat, Zebur ve İncil’de yer almaktadır. (Tevrat, aslında Musa’nın yazmış olduğu 5 kitap olmasına rağmen, bu, Eski Antlaşma’nın tamamını ifade ediyor şeklinde anlaşılmaktadır.) Bu kitaplar, Mesih İsa’nın tüm izleyicileri tarafından, Tanrı’nın vahyi olarak kabul edilmektedirler.

 

Şunu temel bir anlayış olarak kabul etmeliyiz ki, Kutsal Kitap’taki imansal gerçekleri doğru olarak anlamak için, herhangi bir Hıristiyanın ne söylediği veya ne yaptığının yerine, Tanrı’nın vahyine bakmalıyız. Kuran’da Maide Suresinin 68. ayetinde şöyle denilmektedir: “De ki: Ey kitap ehli; siz Tevrat’ı, İncil’i ve Rabb'inizden size indirilen Kuranı tatbik etmedikçe doğru bir yol üzerinde değilsiniz...” Bizler ise, Kutsal Kitap’ta bize açıklanmış olduğu gibi her şeyin gerçekliğini araştırmalıyız ve sonra kitabın içinde yer alan anlatımların rehberliğinde yaşamalıyız. Kuran’daki Maide suresinin 46 ve 47. ayetleri, bu düşünceyi doğrulamaktadır:

 

Maide 4647:

Arkadan da onların izi üzerinde Meryem oğlu İsa’yı kendinden önceki Tevrat’ı tasdik edici olarak gönderdik. İsa’ya da, sakınanlar için yol gösterici ve öğüt olmak üzere içinde hidayet ile nur bulunan ve kendinden önce inen Tevrat’ı tasdik eden İncil’i verdik. Ve dedik ki: Kendilerine İncil kitabı verilenler, Allah’ın onda indirdiği ile hüküm versinler (yaşamını sürdürsün). Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse, onlar fasıkların (iki yüzlülerin) ta kendileridirler.

 

Ne yazık ki, Kutsal Kitap, Hz. Muhammed’in yaşamından sonrası olan 8. yüzyıla kadar Arapça’ya tercüme edilmemişti. Bu sebepten dolayı, Hz. Muhammed, Kutsal Kitap’ın içindeki gerçek muhtevanın doğru ve tam olarak ne olduğunu öğrenme şansına hiçbir zaman sahip olamadı. Bununla birlikte O, birçok Hıristiyanla bir araya gelmişti ve Kuran’da bahsi geçmekte olan bazı şahıs ve olayların Kutsal Kitap’ta da mevcut olduğunu bilmekteydi. Fakat, Kutsal Kitap’ın içindekilere aşina olan birisi, Kuran’da anlatılan bu olayların, Hz. Muhammed’e ağız yoluyla ulaştığını bilmektedir. Bununla birlikte, Kuran’da anlatılan birçok öyküsel anlatımlar, Kutsal Kitap’ın yazılışının bitirilmesinden yüzlerce yıl sonra yazıya geçirilmiş olan Yahudi halk efsanelerinde anlatılanlardan kaynaklanmaktadır. Bu tür sebeplerden dolayı, oldukça az sayıdaki Müslüman, gerçek Hıristiyan imanını doğru olarak anlamaktadır.

Bu kitabı okurken, yeni edineceğiniz birçok kavramlar sayesinde, kendinizi, kafanızın arka planında zaten var olan bilgilere uyumsuz olarak, bu yeni kavramlara karşı koyacak şekilde bulabilirsiniz. Bu durum, sizin, bu kitap üzerindeki çalışma arzunuzu zayıflatmasın. Davut Peygamberin Zebur’da dediği gibi:

 

Mezmur 119:

18   Gözlerimi aç, yasandaki harikaları göreyim.

105 Sözün adımlarım için çıra, yolum için ışıktır.

 

Kutsal Kitap’ın söylediklerini anlamak, Tanrı’nın ve O’nun yollarının gerçekliğinin, ruhsal boyuttaki anlamını fark etmeyi gerekli kılmaktadır. Yüreğimizin etrafındaki örtü kaldırıldığında, Tanrı’nın doğruluğu, bizlere bir ışık aracılığıyla parıldamaktadır. Dolayısıyla, Tanrı’nın, kendisini, yazılı metinler aracılığıyla bizlere açıklamış olmasından dolayı O’na minnettarız. Kutsal Kitap’taki sözleri ve Tanrı’nın adını, ne demek istediğini anlamadan, ezberlemiş bir şekilde tekrarlamanın hiçbir değeri yoktur. Bu yüzden, bu sözlerin bizim yaşamımızdaki önemini kavrayabilmek için konulara dikkatli bir biçimde odaklanmalıyız.

 

Bu kitabın içinde belirtilmiş olan ayetler, orijinal İbrani ve Yunanca’dan İngilizce’ye modern bir çeviri olan Kutsal Kitap’ın ‘yeni uluslararası’ sürümünden alınmıştır (kitabın Türkçe’sinde Kutsal Kitap’ın yeni çevirisi kullanılmıştır). Kuran örneğinde olduğu gibi, Kutsal Kitap’ın Arapça orijinal bir metni hiç olmamıştır. Buradaki anlatımlarda bahsi geçen İngilizce özel isimler ve bazı kelimeler, mesela Abraham yerine İbrahim, İzak yerine İshak, Yakop yerine Yakup, Moze yerine Musa, Davit yerine Davut, Solomon yerine Süleyman, Yozef yerine Yusuf, Meri yerine Meryem, Gabriel yerine Cebrail gibi Kuran literatüründe kullanılan kelimeler seçilmiştir. Sizlerin, metni anlamanızı kolaylaştıracağı düşünülerek İbranice veya Yunanca orijinallerinin yerine, Arapça kelimelerin kullanılması tercih edilmiştir.

 

KUTSAL KİTAP’I GÖZDEN GEÇİRME

 

Kutsal Kitap’tan alıntı yapılmış olan pasajları okurken, farklı biçimde yazıya geçirilmiş metinler olduğunu hissedeceksiniz. Kutsal Kitap’ta kullanılan yazı türlerinin bu şekilde farklı olmasını gerekli kılan birçok neden vardır. Kutsal Kitap’ın içinde yer alan 66 kitapçık (bunların 39 tanesi Eski Antlaşma, 27 tanesi Yeni Antlaşma bölümündedir) 40 farklı yazar tarafından yaklaşık 1550 yıllık bir zaman periyodunda yazıya geçirilmiştir. Kitap, Cennetten gönderilmiş bir melek aracılığıyla değil, ama, Tanrı’nın kendisi ve Kutsal Ruhu aracılığıyla, bölgenin tarihsel ve kültürel değerleriyle birlikte esinlenmiş yazarlar tarafından yazılmıştır. Neticede, Kutsal Kitap’ın içindeki sözler, seçilmiş insanlar tarafından yazıya geçirilmiş olan Tanrı sözleridirler. Elçi Petrus 2. mektubunda bu konuda şöyle demektedir:

 

2. Petrus 1:2021  

Öncelikle şunu bilin ki, Kutsal Yazılarda bulunan hiçbir peygamberlik sözü kimsenin özel yorumu değildir.   

Çünkü; hiçbir peygamberlik sözü insanın isteğinden kaynaklanmadı. İnsanlar Kutsal Ruh tarafından yöneltilerek Tanrı'nın sözlerini ilettiler.

 

Kutsal Kitap’taki metinlerin bazıları düzyazı iken, diğer bazıları da şiir, öykü ve diyalog türünden yazılardır. Bazı bölümler, Tanrı’nın, seçilmiş halkını nasıl yeryüzüne dağıtmış olduğu konusunda bilgi veren, tarihsel önem ihtiva eden metinlerdir. Başka bölümlerde, Tanrı’ya sunulan övgü ve tapınma biçimlerinden bahsedilir. Kutsal Kitap’ın pekçok yerinde, söz konusu pasajın yazılmış olduğu tarihten sonrası hakkında, Tanrı’nın, gelecek zaman için ne yapmak istediği konusundan bahseden peygamberlikler mevcuttur. Kutsal Kitap’ın başka bölümlerinde, evvelce yapılmış olan bu peygamberliklerin nasıl yerine getirilmiş olduklarından bahsedilir. Kutsal Kitap’ta ayrıca, günlük yaşamımızı düzene sokacak biçimde, azarlamalar, emirler, uyarılar, kutsamalar ve Tanrı’nın vaatleri de mevcuttur.

 

2. Timoteos 3:16

Kutsal Yazıların tümü Tanrı esinidir ve öğretmek, azarlamak, yola getirmek ve doğruluk konusunda eğitmek için yararlıdır.

 

En önemlisi de, Kutsal Kitap bize, Tanrı’nın kim olduğunu ve O’nunla kişisel bir ilişkiyi nasıl kurabileceğimizi öğretmesidir. Bu da, Kutsal Kitap’ın bize sunmuş olduğu eşsiz ve bulunmaz bir özelliğidir ve en önemli konusudur. Kutsal Kitap bize şöyle söyler:

 

2. Timoteos 3:15 

Mesih İsa'ya olan iman aracılığıyla seni bilge kılıp kurtuluşa kavuşturacak güçte olan Kutsal Yazıları da çocukluğundan beri biliyorsun.

 

KUTSAL YAZILARIN YANILMAZLIĞI KONUSU

 

Bazı insanlar da, Hıristiyanların kendi Kutsal Kitap’larında mevcut olan ve Kuran’da da bahsi geçen bazı ifadeleri, Kuran’daki anlatımlara karşıtlık oluşturması amacıyla değiştirmiş oldukları kanaatine sahiptirler. Bu kişiler, Kutsal Kitap’ın tahrif edilmiş olduğunu söylemektedirler. Fakat gerçekte, Kuran, Kutsal Kitap metinlerinin değiştirildiğini söylememektedir. Tam tersine, Kuran dahi, Tanrı’nın kendi sözünün değiştirilmesine izin vermeyeceğini doğrulamaktadır (Sure 6:115 – 116, Sure 10:65).  Bizler, bugün, İslam’ın ortaya çıkışından önceki zamana ait bazı el yazması metinlere sahibiz. Kutsal Kitap’taki ayetlerin, Hz. Muhammed getireceği Kuran’a uygun olup olmayacağı bilinemeyeceğine göre, Kutsal Kitap’ı kim ne zaman ve nasıl değiştirebilir? Bugün artık şu açıkça bilinmelidir ki:

 

... tüm Eski ve Yeni Antlaşma el yazması metinlerinin en eski tarihli olanları (Sinaitikus Kodeksi) M.S 4. yüzyıla (Hz. Muhammed’in doğumundan 200 sene evvel) aittir. Ölü Deniz Tomarları olarak adlandırılan tarihsel buluntuların içinde Eski Antlaşma (Tevrat ve Zebur) metinleri M.Ö son birkaç yüzyıllık bir döneme ve M.S ilk yüzyılın ilk dönemlerine aittirler. Tüm bu metinler, bugün bizlerin kabul ettikleri Kutsal Kitap bölümlerinin doğru (değiştirilmemiş) olduklarını onaylamaktadırlar. Benzer şekilde, Yeni Antlaşma olarak adlandırılan İncil için de, 3. yüzyıldan kalma bazı elyazmaları veya İncil’den bazı bölümlerin de bu tomarların içinde yer aldıklarını bilmekteyiz. Yeni Antlaşma’da mevcut olan en erken el yazmasının M.S 125 yılına ait ve Papirus üzerine yazılmış olduğunu bilmekteyiz. Dolayısıyla, şimdi şöyle düşünelim, şayet, Hz. Muhammed kendisine gelecek olan vahiyin, kendisinden önce gelmiş olan vahiyi doğrulamış olduğunu bilmiş olarak, öyle ki, o zamanlarda bu metinler Yahudilerin ve Hıristiyanların ellerindeydi, hangi zaman biriminde ve kimler tarafından bu söz konusu metinler değiştirilmiş (tahrif edilmiş) olacaklardı? Eğer öyle olsaydı, bu durumda, Hz. Muhammed Yahudileri ve Hıristiyanları kendi metinlerini bozmuş olduklarından dolayı şiddetle suçlamalıydı. Fakat, buna rağmen, Kuran kendinden evvel vahyedilmiş olan tüm kutsal metinlerin doğruluklarını onayladığını iddia etmektedir. 1

 

Hıristiyanlar, bugün, Kutsal Kitap’ın tamamen güvenilir ve yanlışları barındırmamış olduğu konusunda kendilerinden emindirler. Tanrı, bütünüyle bizleri kurtuluşa eriştirecek olan sözünü, bizler için korumayı tasarlamıştır. Eğer Tanrımız her şeye kadir olan ise, kendi sözünü değiştirilmiş olmaktan koruyamamış veya koruyamayacak mıdır? Kutsal Kitap Tanrı sözüdür ve pek çokları onu başarıyla korumaya çalışmış olsalar da, Tanrımız onu muhafaza etmek için herhangi bir kimsenin korumasına ihtiyaç duymamaktadır. Zebur’da şöyle denilmektedir:

 

Mezmur 105:

8 O antlaşmasını,

Bin kuşak için verdiği sözü,

İbrahim'le yaptığı antlaşmayı,

İshak için içtiği andı sonsuza dek anımsar.

1011 "Hakkınıza düşen mülk olarak

Kenan ülkesini size vereceğim" diyerek,

Bunu Yakup için bir kural,

İsrail'le sonsuza dek geçerli bir antlaşma yaptı.

 

Açıklama:

İsrail: Yaratılış 32:28’de Tanrı tarafından, Yakup’a ve onun soyundan gelenlerin oluşturacağı millete verilen isim. Şimdi, İman aracılığıyla (soya dayalı olmayan) tüm uluslarda yaşamakta olan inanlılar, Yeni İsrail’in (bugünkü İsrail devletiyle alakasız olarak) bir parçasını oluşturmaktadır ve Tanrı’nın antlaşmasının altındadırlar (Galatyalılar 3:79, 14; Romalılar 11:25).

 

Kral Davut, Tanrı’nın kendisine vermiş olduğu sözü uyarınca, tüm düşmanlarından kurtulduktan2 sonra, şu övgü dolu sözleri Tanrı’ya söylemiştir:

 

Mezmur 18:30

Tanrı'nın yolu kusursuzdur, RAB'bin sözü arıdır.

O kendisine sığınan herkesin kalkanıdır.

 

Mezmur 12:6

RAB'bin sözleri pak sözlerdir;

Toprak ocakta eritilmiş,

Yedi kez arıtılmış gümüşe benzer.

 

Süleyman’ın Özdeyişleri 30:5

Tanrı'nın her sözü güvenilirdir,

O kendisine sığınan herkese kalkandır.

 

Yuhanna 17:17’de Tanrı’nın sözü Mesih İsa, şöyle demektedir: ‘Senin sözün gerçektir.’

 

Mesih İsa’nın tanıklığı ve Eski Antlaşma’dan yapmış olduğu yaygın biçimdeki alıntılar, Kutsal Kitap’ın bütünüyle doğru olduğu konusunda Tanrı’nın bizlere vermiş olduğu güveni pekiştirmektedir. Sizlerin de, Kutsal Kitap’ı güvenilir bulacağınızı ümit etmekteyiz.

 

EBEDİ SÖZ

Kutsal Kitap’ta birçok yerde, Tanrı, sözünün sonsuzluklar boyunca değişmeden kalacağını söylemektedir. Sözlerini bir şekilde iptal edeceğini söylememektedir.

 

Yeşaya 30:8

Ot kurur, çiçek solar, ama Tanrımızın sözü sonsuza dek durur.

 

Mezmur 119:89

Ya RAB, sözün göklerde sonsuza dek duruyor.

 

Vaiz 3:14

Tanrı'nın yaptığı her şeyin sonsuza dek süreceğini biliyorum. Ona ne bir şey eklenebilir ne de ondan bir şey çıkarılabilir. Tanrı insanların kendisine saygı duymaları için bunu yapıyor.

 

Meryem oğlu İsa şöyle demektedir:

 

Matta 5:1718

"Kutsal Yasayı ya da peygamberlerin sözlerini geçersiz kılmak için geldiğimi sanmayın. Ben geçersiz kılmaya değil, tamamlamaya geldim.

Size doğrusunu söyleyeyim, gök ve yer ortadan kalkmadan, her şey gerçekleşmeden, Kutsal Yasadan ufacık bir harf ya da bir nokta bile eksilmeyecek.

 

“Yasa ya da peygamberler:” Eski Antlaşma vahyinin tamamına işaret eden bir Yahudi deyimi.

 

Mesih İsa, kendinden önceki vahyi, geçersiz kılmaya veya iptal etmeye değil fakat onu tamamlamaya geldiğini söylemektedir. Mesih İsa, kendisiyle birlikte evvelki vahiyin de tam olarak anlamını bizlere vermiş olarak, eski vahiyi tüm doluluğuyla tamamlamıştır. Yeni Antlaşma’yı açıklarken, Tevrat ve Zebur’dan sık miktarda güvenilir ve değişmez bir doğrulukta alıntılar yapmıştır. Bir keresinde, gene böyle bir alıntıyı tüm güvenilirlik ve yetkin kişiliğiyle yaparken şöyle demişti:

 

Yuhanna 10:35

...ve Kutsal Yazı da geçerliliğini yitirmez.

 

Gene aynı amaçla, başka bir zaman, şöyle demişti:

 

Markos 13:31

Gök ve yer ortadan kalkacak, ama benim sözlerim asla ortadan kalkmayacaktır.

 

Soru:

Bu ifade, İsa Mesih’in sözlerinin kaynağı hakkında neyi açığa çıkarmaktadır?

 

Kutsal Kitap’ın uzun yüzyıllar boyunca göstermiş olduğu dayanıklılığı sayesinde Tanrı’nın vahyi bizlere ulaşmıştır. İman aracılığıyla Kutsal Kitap’taki bu mesajı alarak, bizler adına sonsuz yaşam denilen yeni bir ruhsal yaşama doğmaktayız. Havari Petrus’un dediği gibi:

 

1. Petrus 1:2325

Çünkü ölümlü değil, ölümsüz bir tohumdan, yani Tanrı'nın diri ve kalıcı sözü aracılığıyla yeniden doğdunuz.

Nitekim, insan soyu bir ota benzer. Tüm yüceliği de kır çiçeği gibidir. Ot kurur, çiçeği düşer. Ama Rab'bin sözü sonsuza dek kalıcıdır.

 

“Diri:” Kutsal Ruh’un yüreklerimize esinlendirmiş olduğu ve Tanrı’nın da kendisi aracılığıyla konuşmuş olduğu sözü canlıdır. İsa Mesih’in kimliğinde açıklanmış olan bu sözü duyarak ve iman ederek, bizler sonsuz yaşamı kazanmaktayız.

 

Soru:

İnsan ve onun şöhreti ile Tanrı’nın sözü arasında ne tür bir karşıtlık yapılmaktadır?

 

SÖZÜN YETERLİLİĞİ

Zebur’da açıklanmış olan Tanrı sözünün karakteri ile, bize doğa aracılığıyla verilmiş olan genel vahiy arasında bir karşıtlık vardır.

 

Mezmur 19:711

RAB'bin yasası yetkindir, cana can katar,

RAB'bin buyrukları güvenilirdir, Saf adama bilgelik verir,

RAB'bin kuralları doğrudur, yüreği sevindirir,

RAB'bin buyrukları arıdır, gözleri aydınlatır.

RAB korkusu paktır, sonsuza dek kalır,

RAB'bin ilkeleri gerçek, tamamen adildir.

Onlara altından, bol miktarda saf altından çok istek duyulur, Onlar baldan, süzme petek balından tatlıdır.

Uyarırlar kulunu,

Onlara uyanların ödülü büyüktür.

 

Tanrı’nın varlığının ve gücünün bir göstergesi olan doğal yaradılıştaki vahiy harikadır ama sınırlıdır. Bunun tersine Tanrı’nın Kutsal Kitap’ta açıklamış olduğu kelami vahiy, mükemmel, güvenilir, doğru, aydınlık saçan, saf, kesin, kıymetli, hoş ve sahip olmaya değer olandır. Tanrı sözünün tam ve bütünsel yeterliliğini daha fazla miktarda vurgulayabilmek  için Mezmur yazarının bilinenden farklı olacak şekilde hangi lisanı kullanması gerekmektedir? 3

 

Şayet Tanrı’nın sözü yanlış değil, güvenilir, yetkili, ve ezeli ise, neden sadece daha evvelki vahiyi doğruluyor olan daha ileri düzeyde bir vahiye ihtiyaç duyuyor olalım? Yaşam için ihtiyaç duyduğumuz Tanrısal çizgi, rehberlik, sosyal yenilenme ve kurtuluşumuz Kutsal Kitap’ta bizlere zaten verilmiş durumdadır. Aslında, Kutsal Kitap, bizleri, kendisinde açıklanmış olan öğretişe karşı farklı bir anlayış ilave etmememiz ve çıkarmamamız konusunda uyarmaktadır. Tanrı, peygamber Musa aracılığıyla İsrail halkına şöyle seslenmiştir:

 

Yasanın Tekrarı 4:2

Size verdiğim buyruklara hiçbir şey eklemeyin, hiçbir şey çıkarmayın. Ama size bildirdiğim Tanrınız RAB'bin buyruklarına uyun.

 

Yasanın Tekrarı 12:32

Size bildirdiğim bütün buyruklara iyice uyun. Bunlara hiçbir şey eklemeyin, hiçbir şey çıkarmayın.

 

Tanrı’nın bu emirleri, Kutsal Kitap içinde yazılmış bulunan her şeye itaat edilmesi konusunda yeterlidir. Tanrı’nın bu buyruklarını değiştirecek veya onunla çelişki yaratacak olan her türlü anlayış kesinlikle tolerans göremez.

 

Gene, Kutsal Kitap’ta Tanrı şöyle söylemekte:

 

 

Süleyman’ın Özdeyişleri 30:6

O'nun sözüne bir şey katma, yoksa seni azarlar, yalancı çıkarsın.

 

Tanrı, Elçi Yuhanna aracılığıyla Kutsal Kitap’ın Vahiy bölümünde bizi şu şekilde uyarmaktadır:

 

Vahiy 22:1819

Bu kitaptaki peygamberlik sözlerini duyan herkesi uyarıyorum! Eğer bir kimse bu sözlere bir şey katarsa, Tanrı da bu kitapta yazılı belaları ona katacaktır.

Eğer bir kimse bu peygamberlik kitabının sözlerinden bir şey çıkarırsa, Tanrı da bu kitapta yazılı yaşam ağacından ve kutsal kentten ona düşen payı çıkaracaktır.

 

“Yaşam ağacı:” Varlığından zevk aldığımız Tanrı’nın, vermiş olduğu sonsuz yaşamı simgeleyen ve yenilen meyvelerinin  sadece sembolik olduğu ağaç.

 

“Kutsal şehir:” Kudüs’ü işaret eden, cenneti simgeleyen, Tanrı’nın inanlılar için hazırlamış olduğu güzel bir yer.

 

Yukarıda bahsi geçen bu metin, Kutsal Kitap’ın son kitapçığı olan Vahiy bölümünde geçmekte olmasına rağmen, bu metin, Kutsal Kitap’ın bütününü kapsayacak şekilde birçok yerde daha geniş kapsamlı bir uygulama alanına sahiptir. Dolayısıyla, bu ilahi vahiy, ne şimdiki zamanda Tanrı tarafından geçerliliği kaldırılmıştır, ne de gelecekteki bir zamanda kaldırılacağı düşünülmektedir.

 

DÜŞÜNME İÇİN

Soru:

Bu kitapta bahsedilen öğretişin kendisi, sizin daha evvel bu konudaki bilgilendirilmenizden ne şekilde farklıdır?

 

UYGULAMA İÇİN

Soru:

Tanrı tarafından bize açıklanmış olan gerçek yol hakkındaki mesajın anlaşılması konusu sizin ilginizi çekmekte midir? Eğer öyleyse, bu kitapta anlatılmaya çalışılan konuları irdelemeye devam edin.

 

Zebur bize şöyle demektedir:

Mezmur 119:81

İçim tükeniyor senin kurtarışını özlerken,

Senin sözüne umut bağladım ben.

 

Bu tür bir arzu ve özleme siz de sahip olabilirsiniz. Bu kitapta açıklanmaya çalışılan konuları okumaya devam ederek, bu tür bir özlemin hissedilebilir doluluğuna ulaşacağınızı ümit etmekteyiz. 

 

 

BÖLÜM 2

TANRI KİMDİR?

 

TANRI’NIN DOĞASI

 

Tevrat’ta, Tanrı’nın, Peygamber Musa aracılığıyla kendisini tek olarak açıklamış olduğunu görmekteyiz:

 

Yasanın Tekrarı 6:4

Dinle, ey İsrail! Tanrımız RAB tek RAB'dir.

 

Yasanın Tekrarı 4:39

Bunun için, bugün RAB'bin yukarıda göklerde, aşağıda yeryüzünde Tanrı olduğunu, O'ndan başkası olmadığını bilin ve bunu aklınızdan çıkarmayın.

 

Aynı düşünce, diğer peygamberler tarafından da ifade edilmektedir, örneğin Yeşaya  Peygamber şöyle demektedir:

 

Yeşaya 45:2022

Tahtadan oyma putlar taşıyan, kurtaramayan ilahlara yakaranlar bilgisizdir.

Ben RAB, bildirmedim mi? benden başka Tanrı yok, adil Tanrı ve Kurtarıcı benim. Yok benden başkası.

Ey dünyanın dört bucağındakiler, bana dönün, kurtulursunuz. Çünkü Tanrı benim, başkası yok.

 

Soru:

Sadece tek bir Tanrı olduğunu kabul etmek, ne anlama gelmektedir?

 

Yuhanna 4:24

Tanrı ruhtur, O'na tapınanlar da ruhta ve gerçekte tapınmalıdırlar.

 

Soru:

Alışkanlıklara dayalı dışsal bir tapınma şekli, gerçekten Tanrı’ya tapınmak için yeterli midir? Açıklayın.

 

Vahiy 1:8

Var olan, var olmuş ve var olacak olan, gücü her şeye yeten Rab Tanrı diyor ki, Alfa ve Omega Ben'im.

 

Alfa ve Omega kelimeleri, ilk defa İncil’in orijinal olarak yazılmış olduğu Yunanca alfabenin ilk ve son harfleridirler.

 

Soru:

Tüm zamanlar içinde, Tanrı’nın bir şekilde yok olmuş olduğu veya yok olacağı bir zaman var mıdır?

 

Zebur’da, Peygamber Davut’un yapmış olduğu bir dua şu şekildedir:

 

Mezmur 139:14

Ya RAB, sınayıp tanıdın beni.

Oturup kalkışımı bilirsin

Niyetimi uzaktan anlarsın.

Gittiğim yolu, yattığım yeri inceden inceye elersin,

Bütün yaptıklarımdan haberin var.

Daha sözü ağzıma almadan,

Söyleyeceğim her şeyi bilirsin, ya RAB.

 

Soru:

Üstteki satırlar, Tanrı’nın bilgeliği hakkında size ne söylemektedir?

 

Mezmur 139:710

Nereye gidebilirim senin Ruhun’dan,

Nereye kaçabilirim huzurundan?

Göklere çıksam, oradasın,

Ölüler diyarına yatak sersem, yine oradasın.

Seherin kanatlarını alıp uçsam,

Denizin ötesine konsam,

Orada bile elin yol gösterir bana,

Sağ elin tutar beni.

 

Soru:

Bu sözler, Tanrı’nın mevcudiyeti hakkında size ne söylemektedir?

 

Mezmur 139:1316

İç varlığımı sen yarattın,

Anamın rahminde beni sen ördün.

Sana övgüler sunarım,

Çünkü müthiş ve harika yaratılmışım.

Ne harika işlerin var!

Bunu çok iyi bilirim.

Gizli yerde yaratıldığımda,

Yerin derinliklerinde örüldüğümde,

Bedenim senden gizli değildi.

Henüz döl yatağındayken gözlerin gördü beni;

Bana ayrılan günlerin hiçbiri gelmeden,

Hepsi senin kitabına yazılmıştı.

 

Süleyman’ın Özdeyişleri 3:1920

RAB dünyanın temelini bilgelikle attı,

gökleri akıllıca yerleştirdi.

Bilgisiyle enginler yarıldı, bulutlar suyunu verdi.

 

Soru:

Tanrı tarafından ne yaratılmıştır? Bu yaratılışın karakteristiği nedir? Tanrı bu yaratma işini nasıl yaptı?

 

Süleyman’ın Özdeyişleri 16:

4 RAB her şeyi amacına uygun yapar,

Kötü kişinin yıkım gününü de O hazırlar.

9 Kişi yüreğinde gideceği yolu tasarlar,

ama adımlarını RAB yönlendirir.

 

19:21 İnsan yüreğinde çok şey tasarlar,

ama gerçekleşen, RAB'bin amacıdır.

 

21:30 RAB'be karşı başarılı olabilecek bilgelik,

akıl ve tasarı yoktur.

31 At savaş günü için hazır tutulur,

ama zafer sağlayan RAB'dir.

 

Soru:

Bu bölümdeki ve önceki bölümde bahsi geçen Mezmur 139:16’daki ayetler, erkeklerin ve kadınların Tanrı’yla olan ilişkileri açısından, Tanrı’nın amaçları hakkında size neler öğretmektedir? 

Bizlerin başarılarımız veya yıkımlarımız, Tanrı’nın uluslara ulaşabilme veya hareket edebilme gücündeki bir yetersizlikten kaynaklanmamaktadır.

 

Mezmur 115:3

Bizim Tanrımız göklerdedir,

Ne isterse yapar.

 

Babil’in büyük kralı Nabukadnezarın çılgınca bir gurura kapılmasından dolayı, bir hayvan gibi yaşamasına Tanrı sebep olmuştu. Tanrı’nın ne kadar saygıya değer ve bilgelikle dolu olduğunu anladıktan sonra, O’nun sınırsız hükümranlığı önünde eğildi ve şükranlarını sundu.

 

Daniel 4:3435

Belirlenen sürenin sonunda ben Nebukadnessar gözlerimi göğe kaldırdım ve kendime geldim. Yüce Olan'ı övdüm. Sonsuza dek Diri olan'ı onurlandırıp yücelttim.

O'nun egemenliği ebedi egemenliktir, krallığı kuşaklar boyu sürecek.

Dünyada yaşayanlar bir hiç sayılır. O gökteki güçlere de dünyada yaşayanlara da dilediğini yapar. O'nun elini durduracak, O'na, "Ne yapıyorsun?" diyecek kimse yoktur.

 

Soru:

Tanrı’nın tüm yaratılış üzerindeki egemenliği son bulacak mıdır?

 

Soru:

Herhangi bir kimse, Tanrı’nın yapmak istediği bir şeye karşı direnebilir mi?

 

Yeşaya 40:13

RAB'bin düşüncesine kim akıl erdirebildi?

O'na öğüt verip öğretebilen var mı?

 

Not:

Bu soru içinde retorik bir yapı barındırmaktadır. Aslında böyle bir kimsenin varlığı kabul edilerek sorulan bir soru değildir. Elbette hiç kimsenin böyle bir gücü yoktur.

 

Yeşaya 55:89

"Çünkü benim düşüncelerim sizin düşünceleriniz değil,

 Sizin yollarınız benim yollarım değil" diyor RAB.

"Çünkü gökler nasıl yeryüzünden yüksekse,

yollarım da sizin yollarınızdan,

Düşüncelerim düşüncelerinizden yüksektir.”

 

Soru:

Bu okumakta olduğumuz ayetler, Tanrı hakkında, sonlu yapıdaki insanların anlayamayacağı bazı şeylerin var olduğu anlamına gelmekte midirler? Hatta, bizim sınırlı olan bakış açımızı göz önüne alırsak, bize akıllıca gelmeyen Tanrı’nın bazı yöntemlerinin var olduğunu biliyor olmamıza rağmen, Tanrı hakkında anlaşılmaz şeylerin varlığından bahsedebilir miyiz? 

 

TANRI’NIN  KARAKTERİ

 

Tanrı, Babil kralı Nabukadnezar’ı, Kralın kendi kudretli gücüyle, kendi ihtişamı ve görkemi için Babil’i inşa etmesinden kaynaklanan çılgınca gururundan ötürü, onu alçakgönüllü bir konuma getirdi. Tahtının yeniden onarılmasından sonra, kral Nabukadnezar, eskisinde olduğundan daha güçlü bir konuma geldi. Şimdi, onun Tanrısal imanla dolu bir kalbi vardı:

Daniel 4:37

Ben Nebukadnessar göklerin Kralı'na şükrederim. O'nu över, yüceltirim. Çünkü bütün yaptıkları gerçek, yolları doğrudur; kendini beğenmişleri alçaltmaya gücü yeter.

 

Soru:

Kral Nabukadnezar, Tanrı’nın karakteri hakkında, ne tür bir övgüde bulundu?

 

1. Yuhanna 1:5

Mesih'ten işitmiş olduğumuz ve şimdi size ilettiğimiz bildiri şudur: Tanrı ışıktır ve O'nda hiç karanlık yoktur.

 

Soru:

Burada ışık kelimesi ile ne denilmek istenmektedir? Karanlık ile ne denilmek istenmektedir?

 

1. Timoteos 6:1516

Mübarek ve tek Hükümdar, kralların Kralı, Rablerin Rabbi, ölümsüzlüğün tek sahibi, yaklaşılmaz ışıkta yaşayan, hiçbir insanın görmediği ve göremeyeceği Tanrı, Mesih'i belirlenen zamanda ortaya çıkaracaktır. Onur ve kudret sonsuza dek O'nun olsun. Amin.

 

Soru:

Yaklaşılmaz ışık ne anlama gelmektedir? Şayet biz karanlıktaysak, (Yuhanna 1:5; 3:1921) karanlık ve aydınlık nasıl birlikte olabilir?

 

Yeşaya 6:3

Birbirlerine şöyle sesleniyorlardı:

"Her Şeye Egemen RAB

Kutsal, kutsal, kutsaldır.

Yüceliği bütün dünyayı dolduruyor."

Not:

“Kutsal:” Ayrılmış olan,  kötü olandan ayıklanmış, saf. Tanrı’yı açıklayan pasajlarda, Kutsal Kitap şöyle söyler:

 

Habakkuk 1:13

Kötüye bakamayacak kadar saftır gözlerin.

Haksızlığı hoş göremezsin.

Öyleyse nasıl hoş görürsün bu hain adamları?

Doğrular kötülere yem olurken neden susuyorsun?

 

Mezmur 5:4

Çünkü sen kötülükten hoşlanan Tanrı değilsin,

Kötülük senin yanında barınmaz.

 

Levililer 11:44

Tanrınız RAB benim. Kendinizi kutsayın ve kutsal olun. Çünkü ben kutsalım. Küçük kara hayvanlarının hiçbiriyle kendinizi kirletmeyin.

 

Soru:

Tanrı kutsallığının bir sonucu olarak, Şeytan’a nasıl bir yanıt vermektedir? Tanrı, kutsal oluşundan ötürü, bizden ne talep etmektedir?

 

Sayılar 23:19

Tanrı insan değil ki,

                  Yalan söylesin;

                  İnsan soyundan değil ki,

                  Düşüncesini değiştirsin.

O söyler de yapmaz mı?

Söz verir de yerine getirmez mi?

 

 

Soru:

Tanrı, kendisine güvenebileceğimiz bir varlık mıdır? Bu ve evvelki bölümlerde belirtilen ayetlerde açıklanmış olduğu biçimiyle, tüm insanlığın karakteriyle Tanrı’nın karakterini nasıl kıyaslayabilirsiniz? 1. Timoteos 6:1516’da belirtildiği şekliyle bu gelmiş olduğumuz yerdeki ayetlerle ilişkili olarak, ‘yaklaşılmaz ışığın’ ne anlama geldiği konusunu tekrar düşünün.

 

Mezmur 33:45

Çünkü RAB'bin sözü gerçek ve doğrudur,

Her işi sadakatle yapar.

Doğruluğu, adaleti sever,

RAB'bin engin sevgisi yeryüzünü doldurur.

 

Notlar:

Söz: Tanrı’nın karakteri konuşmasından yankılanmaktadır. O halkını sapkınlığa terk etmez veya aldatmaz. Halkını gerçeğe ulaştırır. Tanrı’nın yazılı olan kelamı da, aynı şekilde davranır. Bu anlayışı, Kuran’daki Araf Suresi (7) Suresi 155. ayet (“... Onunla dilediğini sapıklığa, dilediğini de doğru yola iletirsin”) ile  karşılaştırın.

 

Gerçek ve doğru: Tanrı’nın hükümranlık sürmekte olduğu sözü kararsız, belirsiz ve dolambaçlı değildir.

 

Doğruluk: Kendisinden korunma ve yardım bulan halkı için sorumluluklarına uyumlu bir şekilde titizlik göstererek davranan Tanrı’nın güvenilirliği.

 

Engin sevgisi: Tanrı’nın tüm yaratmış olduğu için duyduğu iyiliği.

 

Soru:

Tanrı’nın sözü ile karakteri arasında ne tür bir benzerlik vardır?

 

Tesniye 4:2324

Tanrınız RAB'bin sizinle yaptığı antlaşmayı unutmamaya, kendinize Tanrınız RAB'bin yasakladığı herhangi bir şeyin suretinde put yapmamaya dikkat edin.

Çünkü Tanrınız RAB yakıp yok eden bir ateştir; kıskanç bir Tanrı'dır.

 

Not:

Antlaşma: Tanrı’nın kendince uygun isteği uyarınca seçilmiş halkı üzerindeki lütfunun (hak edilmeyen iyilik) dağıtımındaki hükümranlığı. Tanrı şöyle demektedir: “Ben sizin Tanrınız olacağım ve siz benim halkım olacaksınız.”

 

Kıskanç: Evlilik ilişkisinde olduğu gibi, Tanrı’nın antlaşmasına duymuş olduğu sevgisinden ötürü, halkı ile kendisi arasındaki bağlılık ve adanmışlıkla ilgili olarak çok özel bir hak talep etmektedir. Bizlerin farklı biçimlerde kendimize Tanrı edindiğimiz şeyler hakkında, kendisine sadakatsizce veya rekabet ederce davranmamıza müsaade etmemektedir.

 

Soru:

Tanrı, kutsal olmakla birlikte, kendi aydınlığında (bilgeliğin zirvesinde) neden kıskanç bir karaktere sahiptir? Buradaki kıskançlık iyi bir vasıf mıdır? Tanrı kıskanç bir Tanrı olduğuna göre, bizden ne talep etmektedir?

 

Tesniye 4:31

Çünkü Tanrınız RAB acıyan bir Tanrı'dır. Sizi bırakmaz, yok etmez ve atalarınıza ant içerek yaptığı antlaşmayı unutmaz.

Soru:

Tanrı merhametini nasıl gösterir?

 

Süleyman’ın Özdeyişleri 21:12

Adil Olan, kötünün evini dikkatle gözler

ve kötüleri yıkıma uğratır.

 

17:15 Kötüyü aklayan da,

doğruyu mahkûm eden de RAB'bi tiksindirir.

 

3:33 RAB kötülerin evini lanetler,

doğruların oturduğu yeriyse kutsar.

 

Soru:

Yukarıdaki 3 ayette, Tanrı’nın karakterinde hangi görünüşler mevcuttur?

 

Süleyman’ın Özdeyişleri 2:78

Doğru kişileri başarıya ulaştırır,

Kalkanıdır dürüst yaşayanların.

Adil olanların adımlarını korur,

Sadık kullarının yolunu gözetir.

 

Soru:

Yukarıdaki ayetlerde, Tanrı’nın bizim için yaptıkları konusunda hangi 4 çeşit açıklama yapılmıştır? Kendisine bildirilenleri yapan insanlar için, hangi 4 çeşit açıklama yapılmaktadır?

 

Peygamber Musa, tüm İsraillilerin duyacağı şekilde şu satırları söylemektedir:

 

Tesniye 32:36

RAB'bin adını duyuracağım.

Ululuğu için Tanrımızı övün!

O Kaya'dır, işleri kusursuzdur,

Bütün yolları doğrudur.

O haksızlık etmeyen güvenilir Tanrı'dır.

Doğru ve adildir.

Bu eğri ve sapık kuşak,

O'na bağlı kalmadı.

O'nun çocukları değiller.

Bu onların utancıdır.

RAB'be böyle mi karşılık verilir,

Ey akılsız ve bilgelikten yoksun halk?

Sizi yaratan, size biçim veren,

Babanız, yaratıcınız O değil mi?

 

Yakup 1:17

Her nimet, her mükemmel armağan yukarıdan, kendisinde değişkenlik ya da döneklik gölgesi olmayan Işıklar Babası'ndan gelir.

 

Soru:

Yukarıdaki ayette ve Tesniye 32:6’da belirtildiği gibi, Tanrı hangi yönüyle bir babadır?

 

Soru:

Bu ayet ve önceki ayetlerde belirtildiği şekliyle, Tanrı’nın karakterini nasıl tanımlarsınız?

 

Mezmur 145:

8 RAB lütufkâr ve sevecendir,

Tez öfkelenmez, sevgisi engindir.

9 RAB herkese iyi davranır,

Sevecenliği bütün yapıtlarını kapsar.

13 Senin krallığın ebedi krallıktır,

Egemenliğin kuşaklar boyunca sürer

17 RAB bütün davranışlarında adil,

Yaptığı bütün işlerde sevecendir.

 

Soru:

Ayet 13’de belirtildiği gibi, Tanrı’nın tüm vaatlerine sadık kalması bizim için ne anlama gelmektedir? Tanrı tüm davranışlarında adil midir (ayet 17)? Bu, Tanrı’nın sevgisinin bizim için olduğunu nasıl göstermektedir?

 

Soru:

Tanrı kimler için iyidir (ayet 9)?

 

Mezmur 119:68

Sen iyisin, iyilik edersin ....

 

Peygamber Davut düşmanları tarafından kuşatıldığında Tanrı’nın kendisine yardım etmesini istemişti:

 

Mezmur 56:

3 Sana güvenirim korktuğum zaman.

4 Tanrı'ya, sözünü övdüğüm Tanrı'ya

Güvenirim ben, korkmam.

İnsan bana ne yapabilir?

8 Çektiğim acıları kaydettin,

Göz yaşlarımı tulumunda biriktirdin!

Bunlar defterinde yazılı değil mi?

 

Soru:

Korktuğumuz zaman kime sığınabiliriz?

 

Soru:

Tanrı’nın yardımını harekete geçiren derin sıkıntı ve kederlerimizin kaydı tutulurken (ayet 8), ihtiyacını hissettiğimizde Tanrı merhametini bize ne şekilde göstermektedir?

1. Yuhanna 4:78

Sevgili kardeşlerim, birbirimizi sevelim. Çünkü sevgi Tanrı'dandır. Seven herkes Tanrı'dan doğmuştur ve Tanrı'yı tanır.

Sevmeyen kişi Tanrı'yı tanımış değildir. Çünkü Tanrı sevgidir.

 

3:1 Bakın, Baba bizi o kadar çok seviyor ki, bize ‘Tanrı'nın çocukları’ deniyor! Gerçekten de öyleyiz.

 

Soru:

Sevgi nereden gelmektedir? Bir kişinin Tanrı’yı tanıyor olmasının delili nedir?

 

Soru:

Sevgi bir ilişkiyi içinde barındırmalıdır. Bu, Tanrı’yla bir ilişki içinde olan bizler hakkında ne söylemektedir? Tanrı’yı tanıyabilir miyiz? Tanrı bir şahsiyet midir?

 

GÖZLEM İÇİN

 

Evvelce bahsi geçen ayetleri dikkatlice gözden geçirin ve Tanrı’nın doğasını tasvir eden özellikleri bir yere yazın. Sonra da, bu ayetlerde geçen Tanrı’nın karakterini açıklayan ifadeleri yazın.

 

Soru:

Tanrı’nın karakteri veya doğasının hangi yönleri sizin için yenidir?

 

Soru:

Evvelce bahsedilen ayetlerde tasvir edilen Tanrı imajı, farklı  bir arka plana sahip olan sizin Tanrı anlayışınızla karşılaştırıldığında, neler söyleyebilirsiniz? Benzerlikler nelerdir? Farklar nelerdir?

 

Soru:

Şayet, Tanrı kendisi ile ilgili bir şeyi bize açıklamak isterse, bu açıklamada belirtilenlere inanmak ve güvenmek zorunda değil miyiz?

 

UYGULAMA İÇİN

Soru:

Gücü sınırsız, her şeyi bilen, egemen ve tek olan bir Tanrı’yı tanımış olmanız, hayatınızda ne gibi farklılıklar oluşturur?

 

Tanrı sözü, yaşantılarımızı Tanrı’nın karakteri üzerine model oluşturacak şekilde bizleri çağırmaktadır.

 

Efesliler 5:1

Bunun için, sevgili çocuklar olarak Tanrı'yı örnek alın.

 

Soru:

Merhametli, kıskanç, kutsal, adil, sevecen, sevgi dolu, mutlak, iyi, sadık, dürüst, güvenilir özelliklere sahip bir karakterde Tanrı’yı tanımış olmanız, yaşantınızda ne gibi değişiklikler oluşturacaktır?

 

B Ö L Ü M  3

 

TANRI’NIN İNSANLIĞA  EĞİLMESİ

 

İBRAHİM, TANRI’NIN BİR DOSTU

Aşağıdaki ayetlerde, Tanrı’nın ortaya çıkması ve İbrahim’in misafirperverliği şeklinde tasvir edilen resimde, İbrahim’in Tanrı ile kurmuş olduğu dostluk ana tema olarak karşımıza çıkmaktadır. Tanrı’nın bu şekilde kendisini ortaya çıkarması, İbrahim’in Tanrısı olmayı taahhüt eden, İbrahim’in ve tüm ev halkının sünnet olmasıyla gerçekleşen ilişkisel bir antlaşmanın işaretine sahip olmalarından hemen sonra gerçekleşmiştir.

 

Yaratılış 18:18

İbrahim günün sıcak saatlerinde Mamre meşeliğindeki çadırının önünde otururken, RAB kendisine göründü.

İbrahim karşısında üç adamın durduğunu gördü. Onları görür görmez karşılamaya koştu. Yere kapanarak birine,

"Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma" dedi,

"Biraz su getirteyim, ayaklarınızı yıkayın. Şu ağacın altında dinlenin.

Madem kulunuza konuk geldiniz, bırakın size yiyecek bir şeyler getireyim. Biraz dinlendikten sonra yolunuza devam edersiniz." Adamlar, "Peki, dediğin gibi olsun" dediler.

İbrahim hemen çadıra, Sara'nın yanına gitti. Ona, "Hemen 3 ölçek ince un al, yoğurup pide yap" dedi.

Ardından sığırlara koştu. Körpe ve besili bir buzağı seçip uşağına verdi. Uşak buzağıyı hemen hazırladı.

İbrahim hazırlanan buzağıyı yoğurt ve sütle birlikte götürüp konuklarının önüne koydu. Onlar yerken o da yanlarında, ağacın altında durdu.

 

İbrahim bu 3 adamın mevcudiyeti ile gerçekleşen ziyarette, Tanrı’nın varlığını algılamada gecikmedi. Bu ayetlerde ifade edilmeye çalışılan anlatım tarzında Tanrı henüz, onlardan fiziksel olarak farklı bir konumda fakat, bu 3 adam Tanrı’nın varlığını simgelemektedir. Tanrı onlara kendisini bu şekilde tanıtmak suretiyle antlaşmasındaki halkıyla birlikte olduğunu göstermektedir. Tanrı, yaşamlarımızdaki detaylarda ilgi uyandıracak şekilde, kendisini algılayabileceğimiz bir tarzda kişisel bir Tanrı olarak bize tanıtmaktadır. Bu bölümün ilerleyen kısmında, Tanrı’nın İbrahim’e vaat etmiş olduğu oğul konusundaki sözünü unutmamış olduğunu bildirerek İbrahim’e güven verirken bizlerin yaşamlarımızdaki sadakat konusundaki kaygısını da göstermiş olmaktadır.

 

Kutsal Kitap’ta İbrahim, Tanrı tarafından 3 farklı yerde (2. Tarihler 20:7, Yeşaya 41:8, Yakup 2:23) Tanrı’nın dostu olarak çağırılmaktadır. Tanrı İbrahim’i çağırmış, onunla konuşmuş, ona vaatlerde bulunmuş, ve ona görünmüş olduğu için İbrahim Tanrı’yı tanımıştı. İbrahim yanıt olarak, Tanrı’yı görmeksizin nasıl mümkün olabileceğini bilmeden imanı aracılığıyla Tanrı’nın vaatlerine inandı. Şimdi, İbrahim, bu 3 misafire göstermiş olduğu konukseverliği ve kişiye özel konuşmasıyla Tanrı’yla arasında mevcut olan dostluğu göstermiş oldu. 

 

Burada görmüş olduğumuz şey, Tanrı’nın kendisiyle dost olmamızı istemiş olduğudur. Tanrı’mız bizlerin yaratıcısı ve tüm evren O’nu kapsayamayacak kadar görkemli olduğundan, O bizimle kişisel (kişiye özgü) bir ilişki kurmak istemektedir.

 

Soru:

İbrahim’in Tanrı’nın dostu olarak çağrılmış olduğunu nasıl anlamaktasınız?

 

TANRI, KENDİSİNİ VE ADINI AÇIKLAMAKTADIR

 

Peygamber Musa, Mısır’da İmparator Paroh’un evinde büyüdükten sonra, hayatından endişe etmesi sebebiyle Sina’nın doğusundaki Midyan çölüne kaçtı. Orada, Tanrı’nın çağrısını alana kadar 40 yıl yaşadı. M.Ö. 1446 yıllarına tekabül eden bu zamanda, Yahudi halkı Mısır’da köle idi ve Tanrı, ataları İbrahim, İshak ve Yakup’la yapmış olduğu antlaşmayı hatırlayarak onların yardım çağrısını duydu.

 

Çıkış 3:

1 Musa kayınbabası Midyanlı Kâhin Yitro'nun sürüsünü güdüyordu. Sürüyü çölün batısına sürdü ve Tanrı Dağı'na, Horev'e vardı.

2 RAB'bin meleği bir çalıdan yükselen alevlerin içinde ona göründü. Musa baktı çalı yanıyor, ama tükenmiyor.

3 "Çok garip" diye düşündü, "Gidip bir bakayım, çalı neden tükenmiyor!"

4 RAB Tanrı Musa'nın yaklaştığını görünce, çalının içinden, "Musa, Musa!" diye seslendi. Musa, "Buyur!" diye yanıtladı.

5 Tanrı, "Fazla yaklaşma" dedi, "Çarıklarını çıkar. Çünkü bastığın yer kutsal topraktır.”

6 Ben babanın Tanrısı, İbrahim'in Tanrısı, İshak'ın Tanrısı ve Yakup'un Tanrısı'yım." Musa yüzünü kapadı, çünkü Tanrı'ya bakmaya korkuyordu.

7 RAB, "Halkımın Mısır'da çektiği sıkıntıyı yakından gördüm" dedi, "Angaryacılar yüzünden ettikleri feryadı duydum. Acılarını biliyorum.

8 Bu yüzden onları Mısırlıların elinden kurtarmak için geldim. O ülkeden çıkarıp geniş ve verimli topraklara, süt ve bal akan ülkeye, Kenan, Hitit, Amor, Periz, Hiv ve Yevus topraklarına götüreceğim.

9 İsrailliler'in feryadı bana erişti. Mısırlıların onlara yapmakta olduğu baskıyı görüyorum.

10 Şimdi gel, halkım İsrail'i Mısır'dan çıkarmak için seni firavuna göndereyim."

11 Musa, "Ben kimim ki firavuna gidip İsrailliler'i Mısır'dan çıkarayım?" diye karşılık verdi.

12 Tanrı, "Kuşkun olmasın, ben seninle olacağım" dedi, "Seni benim gönderdiğimin kanıtı şu olacak: Halkı Mısır'dan çıkardığın zaman bu dağda bana tapınacaksınız."

13 Musa şöyle karşılık verdi: İsrailliler'e gidip, “Beni size atalarınızın Tanrısı gönderdi dersem, ‘Adı nedir?’ diye sorabilirler. O zaman ne diyeyim?"

14 Tanrı, "Ben Ben'im" dedi, İsrailliler'e de ki: “Beni size Ben Ben'im diyen gönderdi.”

15 "İsrailliler'e de ki, ‘Beni size atalarınızın Tanrısı, İbrahim'in Tanrısı, İshak'ın Tanrısı ve Yakup'un Tanrısı RAB gönderdi. Sonsuza dek adım bu olacak. Kuşaklar boyunca böyle anılacağım.

16 Git, İsrail ileri gelenlerini topla, onlara şöyle de: ‘Atalarınız İbrahim'in, İshak'ın, Yakup'un Tanrısı RAB bana görünerek şunları söyledi: Sizinle ve Mısır'da size yapılanlarla yakından ilgileniyorum.

17 Söz verdim, sizi Mısır'da çektiğiniz sıkıntıdan kurtaracağım; Kenan, Hitit, Amor, Periz, Hiv ve Yevus topraklarına, süt ve bal akan ülkeye götüreceğim.

18 İsrail ileri gelenleri seni dinleyecekler. Sonra birlikte Mısır Kralı'na gidip, ‘İbranilerin Tanrısı RAB bizimle görüştü diyeceksiniz, ‘Şimdi izin ver, Tanrımız RAB'be kurban kesmek için çölde üç gün yol alalım.

19 Ama biliyorum, güçlü bir el zorlamadıkça Mısır Kralı gitmenize izin vermeyecek.

20 Elimi uzatacak ve aralarında şaşılası işler yaparak Mısır'ı cezalandıracağım. O zaman sizi salıverecek.

 

Açıklamalar:

Bu ayetlerde Tanrı tarafından söylenmiş olan bazı kelimeler biz insanların anlayabileceği şekilde yazıya geçirilmiştir. Bunlardan bazıları “gören, duyan, hakkında kaygı duyan, aşağıya gelen ve güçlü el” şeklindedir.

 

Ayet 2: “çalının içinden gelen ateş”  Çölün tamamının üzerinde bir ateş oluşturabilecek olmasına rağmen, Tanrı, daha büyük bir sorumluluk vermeden Musa’nın ufak şeylere nasıl tepki vereceğini görmek ve onun dikkatini çekmek için, önemsiz sayılacak biçimde ufak bir çalıyı kullandı. Buradaki ateş, Tanrı’nın, her şeyi yok eden kutsal, güçlü, devam ettiren varlığını temsil etmektedir.

 

Ayet 23: “yanıp tükenmiyor”, “acayip şey” gibi mucizevi kavramlar ise, mesajın Tanrı tarafından verilmiş olduğunu bildirmektedir.

Ayet 2,4: “RAB’bin meleği” ifadesi Rab ve Tanrı olarak birbirlerinin yerini alacak şekilde kullanılmıştır. “RAB’bin meleği” kavramı, İsa’nın dünyada beden almasından önceki ön görünümünü simgeleyecek biçimde kullanılmıştır ve Eski Antlaşma’nın diğer bazı farklı bölümlerinde de yer almaktadır. Burada, Tanrı’nın, kendisini sanki görünebilir bir şekilde ortaya koymuş olduğunu görmekteyiz. Burada Tanrı’nın kendisiyle bir tutulmuş bir gerçeğin varlığına rağmen, söz konusu kişilerin Tanrı tarafından gönderilmiş ve Tanrı’dan farklı olduklarına dikkat etmeliyiz.

 

Ayet 4: “Tanrı ona seslendi”  Tüm gerçek peygamberler Tanrısal çağrıyı almışlardır. Musa’nın isminin 2 defa tekrarlanmış olmasında, mesajda bir aciliyet olduğunu anlamaktayız.

 

Ayet 5: “Fazla yaklaşma... çarıklarını çıkar”  Tanrı, Musa’ya, yaratılmış bu halktan farklı ve ayrı olduğunu, bu yerdeki kutsal varlığından ötürü vuku bulan bu gelişmeden dolayı da bulundukları bu yerin de Kutsal bir zemin olarak özel bir anlamı olacağını öğretiyordu. Çıkış bölümünün ana temalarından birisi de, Kutsal bir Tanrı’ya nasıl ulaşabileceğimizle ilgilidir. Burada, Musa ve İsrailliler tarafından inşa edilmek istenen bir tapınma yerinin sembolize edildiğini görmekteyiz, fakat Tanrı’ya ulaşabilmenin ancak gelecek olan İsa Mesih aracılığıyla tam olarak gerçekleşebileceğini de bilmekteyiz.

 

Ayet 6: “Ben, İbrahim'in Tanrısı, İshak'ın Tanrısı ve Yakup'un Tanrısı'yım”  Mesih İsa, dirilişi ile ilgili olarak endişesi olanlar için bu ayeti kullanarak, Tanrı’nın ölülerin değil ama canlıların Tanrısı olduğunu (Markos 12:27) göstermiştir.

Ayet 8: “ ..... onları Mısırlıların elinden kurtarmak için geldim”  Tanrı’nın, halkını kölelikten ve zulümden kurtarmak için aşağıya inişi, daha sonra Mesih İsa’yı yeryüzüne göndererek halkını günahın zincirlerinden ve kölelikten kurtarmasını sembolize etmektedir. İsa Mesih, bu korunmuş halkını artık gözyaşının olmayacağı göksel bir mekana (cennet) götürecektir.

 

Ayet 12: “Ben olacağım”  Ayet 14’deki aynı İbranice kelime, “Ben’im” şeklinde çevrilmiştir.

 

“senin ile”  Tanrı, Musa ile, bereketleme sözünü yerine getirmek için, aktif olarak Musa ile birlikte ortada olacağı konusunda güvence vermektedir. Aynı söz, İshak ve Yakup’a 14 kere verilmişti.

 

Ayet 13: “O’nun adı nedir?”  İçinde bulundukları koşullarda İsraillileri etkilemekte olan Tanrı’nın isminin yorumunu, karakterini ve önemini sorgulayan bir soru.

 

Ayet 14: “Ben’im”  buradaki anlamı, himayesinde olduğumuz ve kendi karakterini bize sadık ve güvenilir Tanrı olarak ulaştırmış olan Tanrı’nın adıdır. “Ben sizinle olacağım” (ayet 12) şeklinde bize vaatte bulunan Tanrı’nın karakterini ve doğasını açıklamaktadır. Kendisinin sahip olduğu ismi aracılığıyla bilinmekte olan Tanrı, kişisel olmayan ve bilinemeyen bir güç kaynağı olarak tanınmak yerine, bu şekildeki bir adlandırma ile, Kendisinin kişisel bir karaktere sahip olan Tanrı olduğunu anlamaktayız. Tanrı’nın kendisini bu şekilde takdim etmesinin anlamı, “Ben tam olarak şimdi ve sonra aktif bir şekilde var olan ve var olacak olanım, ve ben seni tayin ettiğim yere gönderiyorum”.4 Tanrı kendisini kurtarma amaçlı eylemleriyle insanlığa sunmaktadır. 13 yüzyıl sonra, İsa Mesih aynı isim altında kendisini tanıtmıştı (Yuhanna 8:58).

 

Ayet 15: “Rab”  Bu kelimenin İbranicesi Yahve’dir.  Ayet 12’deki “Ben olacağım ...” ve ayet 14’deki “Ben’im” ifadelerindeki 3. kişiyi temsil etmektedir. Tanrı kendisi konuştuğunda “Ben’im” şeklinde konuşuyor, biz O’nun hakkında konuştuğumuzda “O’ dur” şeklinde konuşuyoruz.5 Rab kelimesi (Yahve olarak da karşımıza çıkmakta) tüm nesillerin kuşaklar boyunca kendisine tapınırken kullandıkları isimdir. İncil’de Markos 12:36’da ve Romalılar 10:13’de Rab kelimesi, Mesih İsa olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Ayet 16: “Bana göründü”  Tanrı’nın, Musa’ya, kendisinin görünmüş olduğunu söylemesini istediğine dikkat edin.

 

Ayet 17: “Kenan, Hitit, Amor, Periz, Hiz ve Yevus topraklarına”  Rab, hepsi putperest bir kültürde ve çok kötü bir yaşam sürmekte olan bu ulusları, yok etmek ve onların Filistindeki topraklarını, İsraillilere vermeyi amaçlamaktadır.

 

Ayet 18: “kurban sunmak”  Günahlara bedel olarak hayvan kurbanının ibadet olarak Tanrı’ya sunulması. Bu kurban, dünyanın günahını ortadan kaldıran (Yuhanna 1:29) Tanrı kuzusu Mesih İsa’nın gelişinin bir ön görünümü şeklindedir.

 

Ayet 19: “Ben bilirim”  Tanrı, olacak olan tüm şeyleri daha olmadan bilmektedir.

 

“kudretli el”  Tanrı’nın gerçekten bizim anladığımız anlamda bir el’e sahip olmadan, kendi davranışlarını ifade etmeye yarayan sembolik anlamda bir kavramdır.

 

Ayet 20: “aralarında şaşılası işler yaparak”  İsraillileri kölelikten kurtarıp oradan uzaklaştırmak için, Mısırlıların üzerine göndereceği öldürücü hastalıkları önceden haber vermek suretiyle mucizelerini göstererek kendi halkı üzerinde gücünü göstermiş ve görkemini ilan etmiştir.

 

Soru:

Yanan alevdeki “Rab’bin meleği”nin görünümü ve yanan çalıdan gelen Rab’bin sesi, Rab’bin, kendisi ile irtibat kurmak için insana doğru eğilmesi  hakkında bize ne anlatmaktadır?

 

Soru:

Musa, ayakkabılarını çıkartarak ve yüzünü gizleyerek, yanan çalıya neden daha fazla yaklaşamadı (ayet 5)? Bu olay, Tanrı hakkında bize ne anlatmaktadır? Bir evvelki bölümde bahsedilen “erişilmez ışık” ve “Kutsal” olarak tasvir edilen Tanrı ile, buradaki şekliyle tasvir edilen Tanrı arasında nasıl bir mukayese yapılabilir?

 

Soru:

Tanrı’yı, kendi halkı üzerinde merhamet ve acımasını gösterecek noktaya getiren sebep nedir (ayet 7)? Diğer insanların dayanabileceği, ama sizlerin acı çekebileceği bir konuyu Tanrı görüp ilgilenir mi?

 

Soru:

Tanrı’nın, Musa’ya “Ben seninle olacağım” demesi, Tanrı için ne anlama gelmektedir?

 

Soru:

İsraillilerin atalarına  konuştuğunda, Tanrı kendisinin kişisel bir Tanrı olduğunu nasıl açıklamaktadır?

                                  

GÖZLEM İÇİN

Soru:

Bizden uzak ve aşkın bir Tanrı’yı tasvir eden yukarıdaki ayetlerde ne gördünüz?

 

Soru:

Tanrı’nın bize olan yakınlığını ve kalıcılığını tasvir eden yukarıdaki ayetlerde, ne görmektesiniz?

 

YANSIMA İÇİN

 

Soru:

Tanrı’nın insana olan bu yakınlığı nasıl mümkün olmaktadır?

 

Soru:

Siz de, Tanrı ile bir dostluğa (arkadaşlık, yakınlık) sahip misiniz?

 

BÖLÜM 4

 

TANRI, VAHYİNİ 

İSA MESİH’TE AÇIKLADI

 

SÖZ, BEDEN OLDU

Kuran’da Nisa Suresi, ayet 171’de belirtildiği gibi, belki de İsa’nın ‘Tanrı’nın Kelamı’ olduğu kavramına aşina birisi olabilirsiniz. İsa’yı ifade etmekte olan ‘Tanrı’nın Sözü’ kelimesi, İsa aracılığıyla Meryem’e Tanrı tarafından ulaştırılmış bir söz olmaktan, çok daha fazla anlam ifade etmektedir. İncil, bunun ne anlama geldiğini, İsa’nın kimliğini de ihtiva eder nitelikte açıklamaktadır:

 

Yuhanna 1:14

Başlangıçta Söz vardı.

Söz Tanrı'yla birlikteydi ve Söz Tanrı'ydı.

Başlangıçta O, Tanrı'yla birlikteydi.

Her şey O'nun aracılığıyla var oldu,

var olan hiçbir şey O'nsuz olmadı. 

Yaşam O'ndaydı ve yaşam insanların ışığıydı.

 

Yuhanna 1:14

Söz insan olup aramızda yaşadı. Biz de O'nun yüceliğini, Baba'dan gelen, lütuf ve gerçekle dolu olan biricik Oğul'un yüceliğini gördük.

 

Notlar:

Ayet 1: “Başlangıçta”  Bu ayet, yaratılış 1:1’de bahsedilen, Tanrı’nın gökleri ve yeryüzünü yarattığı zamana izafe edilen olayı simgelemektedir. Mesih İsa bu yaratılışın öncesinde de oradaydı.

 

Ayet 14: “Baba”  Bizlerin sahip olduğundan biraz farklı da olsa İsa’nın Tanrı ile kendisi arasında sahip olduğu gibi, bizlerin Tanrı için kullanmış olduğumuz ve Tanrı ile aramızdaki ilişkinin yapısını ifade eden bir kelimedir. Bu kelime Eski Antlaşma’da nadiren kullanılmasına karşılık Yeni Antlaşma’da sıklıkla kullanılır. (Böyle oluşunun anlaşılabilir bir nedeni de, Oğul’un, bir bedende yeryüzüne gelmesinin, Yeni Antlaşma’da anlatılıyor olmasıdır. Çev. Notu).

 

Soru:

Söz’ün Tanrı ile olan ilişkisi nedir? Söz kimdir?

 

Soru:

Tanrı sözünün bize Tanrı’yı açıklamış olduğu gibi, İsa da, Tanrı’yı bize nasıl açıklamaktadır?

 

MESİH İSA’NIN DOĞUMUNDA,

“TANRI BİZİMLEDİR”

 

Soğuk bir günde caddede yürümekte olan bir adam, cadde üzerine dökülmüş bir parça tahılın etrafında yemek şöleni yapan aç bir serçe sürüsü gördü. Adam kuşlara doğru bir adım attığında, kuşlar yemek işlemini durdurarak rahatsız oldukları bir biçimde etraflarına bakındılar. Adam onlara doğru bir adım daha attığında kuşlar daha fazla rahatsız oldular. Adam neredeyse onların yanına geldiğinde, kuş sürüsünün tamamı havalanarak uzaklaştılar. Adam birkaç dakika boyunca meydana gelen olay hakkında düşündü. Kuşların uçuşarak kaçışmasına sebep olan şey neydi? Kuşlara zarar vermek istememişti. Sonra, kendisinin kuşlar karşısında çok büyük olduğu gerçeğini hatırladı. Bu kuş sürüsünün içinden onları korkutmadan kendi ölçüsünde birisinin nasıl geçebileceğini merak etmeye başladı. Sonra şuna karar verdi, şayet bir serçe olsaydım ve onların arasına inebilseydim, kuşlar beni bilecekler ve anlayacaklardı.

 

Tanrı’nın, yaratmış oldukları (insanlar) ile ilgili olarak Kendi kimliğinde de bu olayla ilgili ruhsal bir benzerlik görülebilir. Tevrat’ta, Tanrı’nın İbrahim’e haberci melekler ve Musa’ya yanan bir çalı aracılığıyla görünmüş olduğunu okumaktayız. Tanrı’nın kendisiyle konuşmuş oldukları bu kişiler korkmuşlardı ve Tanrı tarafından açıklanan sözlerin sınırlı bir miktarını algılayabilmişlerdi. Fakat yüzyıllar sonra, dünyanın kurtarıcısı ve Rab olan Mesih İsa’nın doğumunu Tanrı’nın meleği şöyle duyurmuştu:

 

Luka 2:1011

Melek ise onlara, "Korkmayın!" dedi. "Size, tüm halk için büyük sevinç kaynağı olacak bir müjde getiriyorum: bugün size, Davut’un kentinde bir Kurtarıcı doğdu. Bu, Rab olan Mesih'tir.”6

O yaşadı ve aramızda dolaştı. İncil’de, Matta’ya göre, bizler Mesih İsa’nın doğuşuyla değerli bir konuma sahibiz. İncil’deki diğer bir önemli husus da Luka tarafından açıklanmıştır. 

 

Matta 1:

18 İsa Mesih'in doğumu da şöyle oldu: Annesi Meryem, Yusuf'la nişanlanmıştı. Ama evlenip birleşmelerinden önce Meryem'in Kutsal Ruh'tan gebe kaldığı anlaşıldı.

19 Meryem'in nişanlısı Yusuf, doğru bir adam olduğu ve onu herkesin önünde utandırmak istemediği için ondan gizlice ayrılmak niyetindeydi.

20 Ama böyle düşünmesi üzerine Rab'bin bir meleği ona rüyada görünerek şöyle dedi: "Davut oğlu Yusuf, Meryem'i kendine eş olarak almaktan korkma. Çünkü onun rahminde oluşan, Kutsal Ruh'tandır.

21 Meryem bir oğul doğuracak. Adını İsa koyacaksın. Çünkü halkını günahlarından kurtaracak olan O'dur."

2223 Bütün bunlar, Rab'bin peygamber aracılığıyla bildirdiği şu sözün yerine gelmesi için oldu: "İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak. O'nun adını İmmanuel koyacaklar." İmmanuel, ‘Tanrı bizimle' demektir.

24 Yusuf uyanınca Rab'bin meleğinin kendisine buyurduğu gibi yaptı ve Meryem'i eş olarak yanına aldı.

25 Ne var ki, Meryem oğlunu doğuruncaya dek Yusuf onunla birleşmedi. Doğan çocuğun adını İsa koydu.

 

Notlar:

Ayet 18: “Kutsal Ruh”  Bu, Tanrı’nın kendi benliğinde var olan kişiliğini açıklayan bir kelimedir, melek Cebrail’i tasvir etmemektedir. Günahsız ve kutsal bir yaşama sahip olan Mesih İsa’nın bir bakireden mucizevi bir şekilde doğumunu sadece Tanrı gerçekleştirebilir. 

 

Ayet 19: “Boşanma”  Nişanlılık ta evliliğe benzer şekilde bir antlaşma kapsamındadır, öyle ki, evlilikten önce taraflardan birisinin sadakatsizliği boşanma ile sonuçlanır.

 

Ayet 20: “Rab’bin meleği”  Tanrı’nın görevlendirdiği haberci.

 

Ayet 21: “İsa”  Bu ismin anlamı “Rab kurtarır” veya “Yahve kurtuluş”tur. İbranice kökende İsa ismi de aynı anlama sahiptir. İsa ismi sadece İncil’de geçen bir isim olmayıp Kuran’da da  geçmektedir.

 

Ayet 23: Bu ayetteki bahsedilen konu, Mesih İsa’nın doğumundan 700 yıl önce yazılmış ve Eski Antlaşma’da yer alan Yeşaya 7:14’deki peygamberlikten bahsetmektedir:

 

Yeşaya 7:14

Bundan ötürü Rab'bin kendisi size bir belirti verecek: İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel koyacak.

 

“İmmanuel” veya “Tanrı bizimle”  Sadece Kutsal Ruh aracılığıyla İsa kavramını bize getiren Tanrı’nın mevcudiyeti bizimle birlikte olabilir. Tanrı’nın tapınakta değil ama insanoğlu ile olan birlikteliğindeki varlığı, tüm çağlar boyunca inanlılarla birlikte olan (Matta 12:6; 28:20) Mesih İsa aracılığıyladır.

 

Soru:

İsa ismi ile O’nun görevi arasındaki ilişki (bağlantı) nedir?

 

Soru:

Tanrı o zaman, onlarla nasıl bir birliktelik içindeydi? Tanrı, şimdi de, o şekilde mi mevcut?

 

MESİH İSA’NIN SOY KÜTÜĞÜ

 

 

 

 

Cross: SÜLEYMAN

 

 

 

 

 

 

 

 


MESİH İSA’NIN SOY KÜTÜĞÜ

Notlar:

Bu kısaltılmış soy kütüğü şemasında, bazı isimler arasında mevcut olan pek çok soy isimleri dahil edilmemiştir. Matta 1:116 ve Luka 3:2338’de açıklandığı gibi, İsa’nın 2 soy kütüğü açılımını görmekteyiz. İsa’nın soyu ile ilgili açıklamalarda farklı amaçlar taşınmış olduklarından, aşağı doğru inen farklı hatlar üzerindeki bazı isimler farklıdır.

 

Tanrı, en sonunda İsa’nın gelmesiyle doluluğuna ulaşacak olan halkıyla yapmış olduğu antlaşmanın bir nesilden öteki nesile aktarılacağı konusunda söz vermiştir. Bu antlaşma vaat edildiği gibi, Adem’e, Nuh’a, İbrahim’e, İshak’a, Yakup ve Davut’a verilmişti. İsa tarafından verilmiş olan bu antlaşma aracılığıyla  bizler, günahlardan kurtuluşa ve Tanrı’nın tüm vaatlerine sahip olmaktayız.

 

“Adem”  Adem’in, Luka İncil’indeki İsa’nın soy ağacı kütüğünde (Luka 3:38), Tanrı’nın oğlu olarak adlandırılışının sebebi, onun Tanrı tarafından topraktan yaratılması ve kendisine yaşam soluğunun üflenmiş olmasıdır (Yaratılış 2:7).

 

“İshak”    Soyu aracılığıyla tüm uluslara bereket olma vaadi verilmiş olan İbrahim’in karısının oğlu olduğuna dikkat edin. Yaratılış 12:23; 17:19, 21; 22:1618 bölümlerini okuyunuz.

 

“İsmail”  Tanrı, İbrahim’e, oğlu İsmail aracılığıyla büyük bir ulus yapacağı vaadini vermişti.

 

“Yusuf”  Mesih İsa, bir bakireden doğmuş olduğu için, Yusuf, kral ve peygamber olan Davut’un soyundan gelen bir kişi olarak İsa’nın babası değildi.

Soru:

Tarih içinde, yaşamış oldukları zaman peryodunu göz önünde bulundurarak, bakire Meryem ile Harun’un kardeşi Meryem arasında, Mesih İsa’nın soy ağacında bulundukları yer açısından, ilişkisel olarak nasıl bir farklılık vardır? 

 

Soru:

Bu soy kütüğü ile ilgili olarak sizin için sürpriz olan bir şey var mı?

 

Soru:

Tevrat ve Zebur’da Mesih’in gelişiyle ilgili olarak Tanrı’nın birçok peygamberlikler yapmış olduğunu bilerek, bu soy ağacının, Tanrı’nın vaatlerinin doluluğunu göstereceğini ve İsa aracılığıyla bizlere bereket getireceğini başlangıçtan itibaren planlamış olduğunu nasıl bilebiliriz?

 

TANRI’NIN OĞLU OLARAK İSA MESİH

 

Tanrı göndermiş olduğu Mesih İsa aracılığıyla, halkıyla yeni bir antlaşma yapmıştır. Tanrı ile olan ilişkimiz bu Yeni Antlaşma’nın aracısı Mesih İsa’yı tanımamıza bağlıdır. Birçok unvan, O’nun muhtelif rollerini açıklamak amacıyla O’na atfedilmiştir. İncil’de O’nun için oldukça sık kullanılan unvanlardan birisi “Tanrı’nın oğlu” terimidir. Bu ünvan, ilk olarak, O’na, melek Cebrail tarafından, İsa’nın yaklaşan doğumunu Meryem’e bildirirken kullanıldı (Luka 1:32, 35).

 

Müslümanlar, sıklıkla, Hıristiyanların, neden İsa’ya “Tanrı’nın Oğlu” diye hitap ettiklerini merak ederler. Bu, Hıristiyanların birden fazla Tanrı’ya inandıkları anlamına gelmemektedir. Her zaman karşılaştığımız gibi, İncil ve İsa tek bir Allah’ın var olduğunu defalarca tekrarlamaktadırlar. Tanrı’nın tekliğinden bahsedilirken, çok tanrıcılık ve putperestliğin yanlış olduğu anlatılmak istenmektedir. Bununla birlikte, bu tekliğin içinde Baba, Oğul ve Kutsal Ruh adıyla 3 ayrı kişilik vardır. Tek olan Allah’ın, her bir kişiliğinin, farklı rolleri vardır. Tek bir ezeli Tanrı’nın varlığında Oğul İsa ikinci bir Allah değildir. Tanrı, bir insanın sahip olduğu anlamda bir çocuğa sahip değildir. Tanrı bu tür, küfür sayılacak olan düşünceleri yasaklamıştır. İsa’nın anne karnındaki oluşumu, bilinen normal koşullarda gerçekleşmeyip, Tanrı Kutsal Ruh tarafından mucizevi bir şekilde oluşmuştur. Ancak bu şekilde O, günahsız ve  sonsuz olan tabiata sahip olabilirdi. Bizim sahip olduğumuz gibi bir bedene sahip olan insani doğasının dışında, Kuran’da Ali İmran suresi 59. ayette belirtilen Adem’in topraktan yaratıldığı gibi yaratılmamıştı. Allah tarafından “ol” diyerek yaratılmayıp, sonsuz evvelden beri mevcuttu.

 

“Tanrı Oğlu”nun anlamı, Mesih İsa’nın görünmez Tanrı’nın, görünen ifadesi olduğudur.8 İsa, Oğul diye adlandırıldığında, Baba Tanrı ile İsa arasındaki bir ilişkiden bahsedildiği anlaşılmalıdır. Bu tür bir ilişki fiziksel anlamda birisinin soyundan gelme anlamında değildir. Ayrıca, Kuran’da Şeytan’ın oğlu ifadesi de yer almaktadır. Bu tür mecazi ifadeler, fiziksel anlamda çoğalmayı gerektirecek manaları ihtiva etmeyip, karakter ve ilişkisel ayrıntıları tasvir etmektedir.9 Benzer şekilde, Tanrı’nın Oğlu olarak İsa, Baba Tanrı ile Oğul arasındaki yakın, samimi ilişkiyi belirtmektedir. Bu özel yakın ilişkiyi Mesih İsa aşağıdaki ayetlerde şöyle dile getirmektedir:

 

Yuhanna 5:

17 Ama İsa onlara şu karşılığı verdi: "Babam hâlâ çalışmaktadır, ben de çalışıyorum."

18 İşte bu nedenle Yahudiler O'nu öldürmek için daha çok gayret ettiler. Çünkü yalnız Sept günü düzenini bozmakla kalmamış, Tanrı'nın kendi Babası olduğunu söyleyerek kendisini Tanrı'ya eşit kılmıştı.

19 İsa Yahudilere şöyle karşılık verdi: "Size doğrusunu söyleyeyim, Oğul, Baba'nın yaptıklarını görmedikçe kendiliğinden bir şey yapamaz. Baba ne yaparsa Oğul da aynı şeyi yapar.

20 Çünkü Baba Oğul'u sever ve yaptıklarının hepsini O'na gösterir.         

21 Baba nasıl ölüleri diriltip onlara yaşam veriyorsa, Oğul da dilediği kimselere öylece yaşam verir.

22 Baba kimseyi yargılamaz, tüm yargılama işini Oğul'a vermiştir.

23 Öyle ki, herkes Baba'yı onurlandırdığı gibi Oğul'u onurlandırsın. Oğul'u onurlandırmayan, O'nu gönderen Baba'yı da onurlandırmaz.

26 Çünkü Baba, kendisinde yaşam olduğu gibi, Oğul'a da kendisinde yaşam olma özelliğini verdi.

 

Soru:

Mesih İsa ile Baba Tanrı arasındaki ilişkiyi özetleyin.

 

Peygamber Natan, Tanrı için inşa edilmek üzere bir ev yapımı ile ilgili vahiyi kral Davut’a iletti. Kutsal Kitap’ta yer alan ve gerçekleşen, bu konu ile ilgili en yakın kişi kral Süleyman olmasına rağmen, İncil’de en az 3 yerde bu konu ile İsa irtibatlandırılmıştır. Tanrı’nın Davut ile yapmış olduğu10 Mabet yapımı ile ilgili antlaşma, Mesih İsa’nın doğumundan yaklaşık 1000 yıl önce gerçekleşmiştir.

 

1. Tarihler 17:

10 Halkım İsrail için bir yurt sağlayıp onları oraya yerleştireceğim.

11 Sen ölüp atalarına kavuşunca, senden sonra oğullarından birini ortaya çıkarıp krallığını pekiştireceğim.

12 Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.

13 Ben ona baba olacağım, o da bana oğul olacak. Senden önceki kraldan esirgediğim sevgiyi hiçbir zaman esirgemeyeceğim.

14 Onu sonsuza dek tapınağımın ve krallığımın üzerine atayacağım; tahtı sonsuza dek sürecektir.

 

Notlar:

Ayet 12: “olan odur”  Süleyman bir çeşit Mesih olmuş durumda. Davut’un oğlu Süleyman fiziksel bir tapınak yapacak idiyse de, Davut’un soyundan olan İsa, halkı için, kendisinin köşe taşı olacağı ruhsal bir tapınak bina edecekti.

 

Ayet 13: “önceki”  İmanındaki ve itaatindeki zayıflıktan ötürü, Tanrı’nın krallığı elinden alarak uzaklaştırmış olduğu kişi, Kral Saul.

 

Soru:

Tanrı için bir bina inşa edecek olan kişi ile, Kral Davut arasında nasıl bir ilişki vardır (ayet 1112)?

 

Soru

Sonsuzluklar boyunca egemenliği sürecek olan atanmış bir kral ile Tanrı arasında ne çeşit bir ilişki vardır (ayet 14)?

Matta 11:2526’da belirtildiği gibi, İsa, kendi kimliğinin açıklanışının bilge ve akıllı kimselerden saklanarak, ufak çocuklara açıklanmış olmasını, Tanrı’nın kendi iyi amacı uyarınca olduğunu düşünmüştü. Tanrı’nın bahsetmiş olduğu şeyi bizlerin alabilmesi için bir çocuk gibi saf ve alçakgönüllülük içinde olmamız gerekmektedir (Markos 10:1415). İsa, daha sonra şu şekilde ekstra özellikte haklara sahip olduğunu iddia etti:

 

Matta 11:27

Babam her şeyi bana emanet etti. Oğul'u, Baba'dan başka kimse tanımaz. Oğul'dan ve Oğul'un Baba'yı tanıtmayı dilediği kişilerden başkası da Baba'yı tanımaz.

 

Soru:

Oğul İsa’ya ne tür bir hükümranlık yetkisi verilmişti?

 

Soru:

İsa’nın oğulluk ilişkisinde tek olan şey nedir?

 

Soru:

Babayı açıklayan kişi kimdir? Böyle olmasını kim seçmektedir?

 

Soru:

Tanrı’yı tam olarak bilmenin diğer başka bir yolu var mıdır?

 

İsa’yı uzun bir süre dinledikten ve gördükten sonra, İsa’nın öğrencisi Simun Petrus daha önce de olduğu gibi, Tanrı’nın vermiş olduğu antlaşmaya gelmişti.

 

Matta 16:

13 İsa, Filipus Sezariyesi bölgesine geldiğinde öğrencilerine şunu sordu: "Halk, İnsanoğlu'nun kim olduğunu söylüyor?"

14 Öğrencileri şu karşılığı verdiler: "Kimi Vaftizci Yahya, kimi İlyas, kimi de Yeremya ya da peygamberlerden biri olduğunu söylüyor."

15 İsa onlara, "Ya siz" dedi, "ben kimim dersiniz?"

16 Simun Petrus, "Sen, yaşayan Tanrı'nın Oğlu Mesih'sin" cevabını verdi.

17 İsa ona, "Ne mutlu sana, Yunus oğlu Simun!" dedi. "Bu sırrı sana açan insan değil, göklerdeki Babamdır.”

 

Notlar:

Ayet 13: “İnsanoğlu”  İsa’nın kendisi için sıklıkla kullandığı terim. Bu adlandırma, İsa’nın hem insanlık ve hem de Tanrısallığını belirtmektedir. Bu ifade O’nun Tanrısallığını açıklamaktadır, çünkü Eski Antlaşma Daniel 7:14’te, tüm uluslardan kendisine tapınan bir halka sahip olan, en üst düzeyde yetki ve egemenlik gücüyle donatılmış birisinin geldiği şeklinde bir peygamberlik yapılmaktadır. O’nun krallığı sonsuzdur.

 

Ayet 14: “Vaftizci Yahya”  Matta 11:10’da belirtildiği gibi, Vaftizci Yahya insanları tövbe ve iman etmeye çağıran ve İsa’nın gelişi için O’nun yolunu hazırlayan bir habercidir.

 

“İlyas”  Eski Antlaşma Malaki 4:56’da belirtildiği gibi birçok mucize yapmış olan bu peygamberin, tekrar dünyaya geleceği konusunda peygamberlik yapılmıştı. Mesih İsa, vaftizci Yahya’nın ortaya çıkışını, peygamber İlyas hakkında yapılan peygamberliğin gerçekleşmesi şeklinde yorumladı:

 

 

Matta 11:1314

Yahya'ya dek tüm peygamberlerle Kutsal Yasa, olacakları önceden bildirdiler.

Eğer bunu kabul etmek isterseniz, gelecek olan İlyas odur.

 

Soru:

Petrus, daha sonra İsa’yı Mesih olarak nasıl tanımlamıştı (ayet 16)?

 

Soru:

İsa ile 3 yıl birlikte olduktan sonra, Simun Petrus’un, İsa’nın kim olduğunu anlamasını, Tanrı nasıl sağladı (ayet 17)?

 

İSA’NIN KENDİ KİMLİĞİ

İsa, kendisine iman etmeyenleri, Zebur’da işaret edilmiş olduğu şekliyle bildirerek kendi kimliğini açıklamıştır.

 

Matta 22:

4142 Ferisiler toplu haldeyken İsa onlara şunu sordu: "Mesih'le ilgili olarak ne düşünüyorsunuz? O, kimin oğludur?" Onlar da, "Davut'un Oğlu" dediler.

43 İsa şöyle dedi: "O halde nasıl oluyor da Davut, Ruh'tan esinlenerek O'ndan ‘Rab’ diye söz ediyor? Şöyle diyor Davut:

44 “Rab Rabbime dedi ki, Ben düşmanlarını senin ayaklarının altına serinceye dek sağımda otur.”

45 Davut O'ndan Rab diye söz ettiğine göre, O nasıl Davut'un Oğlu olur?

46 İsa'ya hiç kimse karşılık veremedi. O günden sonra artık kimse de O'na bir şey sormaya cesaret edemedi.

 

Notlar:

Ayet 41: “Ferisiler”  İsa’ya ciddi biçimde karşıt olan, dindar Yahudi din önderlerinden oluşmuş bir grup.

 

Ayet 42: “Davut’un oğlu”  Yeremya 23:56, Hezekiel 34: 2324’de belirtilen peygamberlikleri tamamlayan ve kral Davut’un soyundan gelmiş olduğu bilinen Mesih. İsa’nın soy kütüğü şemasında görmüş olduğunuzu hatırlıyor musunuz?

 

Ayet 43: “Ruh tarafından konuşturulmak”  Tanrı’nın Kutsal Ruhu tarafından ilham alan peygamber Davut’un yazıya geçirmiş olduğu sözler, Tanrı sözü olarak Zebur’un bir kısmını oluşturmaktadır.

 

Ayet 44: İsa, Mezmur 110:1’i alıntı yaparken, Mesih hakkındaki genel görüşün çok sınırlı olduğunu gösteriyordu. O, Davut’un soyundan olmanın daha ötesinde, en üst derecede egemen olandı.

 

“Rabbim” Kendi insan bedenindeki doğumundan önce mevcut olan Mesih, Davut’un Rabbidir.

 

“sağ el” Baba Tanrı, Oğul Tanrı’ya yücelik makamını almasını söylüyor.

 

Ayet 4546: Yahudiler, Mesih’in sonsuz Rab olduğunu kabul etmeye istekli olmadan, söyleyebilecekleri hiçbir şey yoktu.

 

Soru:

Ayet 4546’daki sözler, Mesih’in hangi 2 doğasını açıklamaktadır?

 

Soru:

Mesih, kimin oğludur?

 

Bir gün, İsa Kutsal Tapınağın avlusunda yürürken, İsrailli din önderleri, O’na meydan okumak için yanına geldiler. İsa’nın, kendisinin kim olduğunu nasıl açık bir şekilde ifade ettiğine dikkat edin.

 

Markos 12:

1 İsa onlara benzetmelerle seslenmeye başladı. "Adamın biri bir bağ dikmiş, çevresini çitle çevirmiş, üzüm sıkmak için bir çukur kazmış, bir de bekçi kulesi yapmış. Sonra bağı bağcılara kiralayıp yolculuğa çıkmış.

2 Mevsimi gelince bağın ürününden kendisine düşen payı almak üzere bağcılara bir köle yollamış.

3 Bağcılar köleyi yakalayıp dövmüş ve eli boş göndermişler.

4 Bağ sahibi bu kez onlara bir başka köle yollamış. Onu da başından yaralamış ve aşağılamışlar.

5 Birini daha yollamış, ama onu öldürmüşler. Daha birçok köle yollamış. Bunların kimini dövmüş, kimini öldürmüşler.

6 Bağ sahibinin yanında tek biri kalmış, o da sevgili oğluymuş. “Oğlumu sayarlar” diyerek bağcılara en son onu yollamış.

7 Ama bağcılar birbirlerine, “Mirasçı bu” demişler, “gelin onu öldürelim, miras bizim olur.”

8 Böylece onu yakalayıp öldürmüşler ve bağdan dışarı atmışlar.

9 "Bu durumda bağın sahibi ne yapacak? Gelip bağcıları yok edecek, bağı da başkalarına verecek.

1011 Şu Kutsal Yazıyı okumadınız mı? Yapıcıların reddettiği taş, işte köşenin baş taşı oldu. Rab'bin işidir bu, gözümüzde harika bir iş!

12 İsa'nın bu benzetmede kendilerinden söz ettiğini anlayan Yahudi önderler O'nu tutuklamak istediler.

 

Notlar:

Ayet 1: “kiralık bağ”  Tanrı’nın bize emanet ettiklerine iyi vekalet etmek için hepimize sorumluluk verilmiştir. Tanrı kendisini onurlandırmamız için, bizlerin neler üretmekte ve ne işlerle meşgul olduğumuza bakmaktadır.

 

“üzüm bağı”  İsrail’i temsil eden bir sembol.

 

“çiftçiler”  Yahudiler veya onların din önderlerini temsil etmektedir.

 

Ayet 25: “hizmetçi”  Eski Antlaşma peygamberleri, Tanrı’nın İsrail’e vermek istediği mesajları iletmeleri için görevlendirildiler. Onlar, İsrail’e sadakatli olmalarını bildirdiler. Fakat bu çağrı, kalın enseli (anlayışları kıtlaşmış) Yahudiler tarafından reddedildi ve birçokları öldürüldü.

 

Ayet 6: “Oğul”  Mesih İsa.

 

Ayet 7: “onu öldür”  İsrailli din önderleri, İsa’yı, öldürmekle tehdit ettiler. Yahudi hukukuna göre, bir mülkün varisi yoksa bu mülk herhangi birisi tarafından sahiplenilebilirdi. Arazi sahipleri, çocuğu öldürmek suretiyle arazinin mirasçısı olacaklarını düşünüyorlardı.

 

Ayet 9: “arazi sahiplerini öldür”  Tanrı’nın yargısı, tövbe etmeyen ve Tanrı oğluna inanmayan kişiler üzerine gelecektir.

 

“diğerleri”  Yahudiler ekseriyetle müjdeyi reddetmiş olduklarından, müjde, Yahudi olmayan (Gentileliler)’lara ve İsa’yı izleyen Yahudi topluluğuna duyurulmaya başlandı.

 

Ayet 1011: Mezmur 118:2223’e bakalım. Bu ayetler, Mesih’in reddedilip öldürülmesinden sonra zaferle dirilerek tahtına oturuşundan bahseder.

 

“yapıcıların reddettiği taş”  Zaferin ümitsizliğe, mağlubiyetin kaçınılmaz olarak görüldüğü, reddedilmiş bir kral için kullanılan bir terim.

 

“köşe taşı olmak”  değersiz, lüzumsuz ve hakir olarak reddedilmiş olanın en üst düzeyde onurlandırılması. İsa bu tasviri kendisine uyarlar.

 

Soru:

Gönderilmiş olan diğer hizmetçilerden bir tanesinin, gönderilmek için sona bırakılmasıyla ilgili olarak, bu kişinin yegane (biricik) olması ne anlama gelmektedir (ayet 6)?

 

Soru:

Bu kavram, İsa’nın kendisiyle ilgili ne düşündüğü hakkında size ne anlatmaktadır?

 

Soru:

“herkesten sonra onu gönderdi”  ifadesiyle ne anlatılmak isteniyor (ayet 6)? Ondan sonra, başka bir peygamberi bekleyecek miyiz?

 

Soru:

Oğul, neyin mirasçısı olacak?

 

Soru:

İsa, başına geleceklerden neyi önceden bildirdi?

 

İsa tutuklandıktan sonra, ilk önce Sanhedrin denilen 70 kişilik Yahudi din adamından oluşan yasa koyucu meclisin önünde sorgulandı.

 

Markos 14:

55 Baş kâhinler ve Yüksek Kurulun tamamı, İsa'yı ölüm cezasına çarptırmak için kendisine karşı tanık arıyor, ama bulamıyorlardı.

61 Baş kâhin O'na yeniden, "Yüce Olan'ın Oğlu Mesih sen misin?" diye sordu.

62 İsa, "Ben'im" dedi. "Ve sizler, İnsanoğlu'nun kudretli Olan'ın sağında oturduğunu ve göğün bulutlarıyla geldiğini göreceksiniz."

6364 Baş kâhin giysilerini yırtarak, "Artık tanıklara ne ihtiyacımız var?" dedi. "Küfürü işittiniz. Buna ne diyorsunuz?" Hepsi de İsa'nın ölüm cezasını hak ettiğine karar verdiler.

 

Notlar:

Ayet 61: “Kutsal olanın Oğlu”  Kutsal olan deyimi, Yahudilerin, Tanrı’nın ismini boş yere ağzına almamaları için söylemiş oldukları bir deyimdir. Bu ayette, yüksek bir din önderi, İsa’yı krallığa ait olan bir Mesih, bir insan olarak tasvir etmişti. Fakat cümledeki anlam, Tanrı’nın oğlu olduğu şeklindedir.

 

Ayet 62: “Ben’im”  Bu ifade, Yahve’nin yanan çalı aracılığıyla Musa’ya açıklamış olduğu (Çıkış 3:14) ve İsa’nın kendisi için kullandığı isme izafe edildiği (Yuhanna 8:28,58) içindir.

“İnsanoğlu”  Daniel 7:1314’te belirtilen, tüm insanların kendisine tapınacakları yüce olanın geleceğine ilişkin yapılmış peygamberliği açıklayan bir ifadedir. Bu tasvir, Mezmur 110:1’de Baba Tanrı’nın Oğul’u yücelik, egemenlik ve güçle donatılmış bir konumda olduğunu bildiren peygamberliği kendisinde bulundurmaktadır.

 

Soru:

Yüksek din görevlisi, İsa’ya, O’nun kimliğiyle ilgili ne soruyordu?

 

Soru:

İsa, yüksek din görevlisini öylesine öfkeli yapacak şekilde, neyi üstlenmişti?

 

Soru:

Sanhedrin, İsa’yı ölümü hak edecek şekilde neden suçladı?

 

TANRI’NIN “BİR”LİĞİ

Bu noktadan sonra, “bölüm 1’de Tanrı’nın ‘bir’ olduğunu görmedik mi?” şeklinde aklınıza bir soru takılabilir. Bu bölümdeki çalışma, Tanrı’nın birliği konusuyla ne şekilde uyumlu olabilir? Bu sorunun cevabındaki anahtar, Tesniye 6:4’teki İbranice Şema (“dinle” anlamına gelir) sözcüğünün kullanıldığı “bir” kelimesinin anlamına bakmakta mevcuttur.

 

“Dinle ey İsrail: Allahımız bir olan Allah’tır.” Bu cümle bize, “bir”in ne olduğunu söylemez. Örneğin, benim için size “bir” dolar vermem, doların kağıt veya madeni olup olmadığı hakkında bir fikir vermez. Tanrı’nın kullanmış olduğu “bir” kelimesi, Tanrı’nın yaradılışı ve evliliği açıklarken kullanmış olduğu tanımlamadaki “bir” kelimesi ile aynı anlamdadır.

 

“Akşam ve sabah bir gün” (Yaratılış 1:5) “Adam karısıyla birleşecek ve onlar bir beden olacaklar” (Yaratılış 2:24). Peygamber Musa, bu cümlelerde geçen “bir” anlamına gelen İbranice e’had kelimesini kullanmıştır. Bu “bir” kelimesi matematiksel anlamda kullanılmayıp, kendisinin dışında diğer birimlerden ayrı ve yalnız olarak tanımlanmış, tamamlanmış (sonlandırılmış) bir şartlı durumu ifade etmek için kullanılmıştır. Bugün, bu e’had kelimesi, “biz bir olanız” derken ki dayanışmayı ifade etmek için modern İbranice ve Arapça’da da (aynı kökten gelmiş olarak) kullanılmaktadır.

 

Tesniye bölüm 6’da İsrail halkını Mısır’dan çıkaran, düşmanlarını yenmelerini ve çoğalmalarını sağlayan ve onlara destek olan Tanrı’nın kendisi olduğunu İsrail halkına hatırlattığını görmekteyiz. Tanrı onları, yeni bir diyara götürecekti. Onlar, diğer tanrılara tapınmamalıydılar. Kendilerine söylendiği gibi yapmalıydılar, çünkü kendiliğinden var olan Tanrı evvelce yapmış olduğu tüm vaatler ve bereketleri onlar için gerçekleştirecekti.

 

Yahve gibi, O da, kendi amaçlarına ulaşmak için herhangi diğer bir tanrıya bağımlı değildi. Kendisinden daha üstün başka bir güç olmadığından, başka herhangi bir güce ihtiyacı olamazdı. O yalnızdır, e’had (tek olan)’dır. Bu tasvirde, Tanrı matematikselden farklı olarak, bağımsızlığı ve tekliği vurgulayan bir ifade kullanmaktadır.

 

Tanrı, bir miktarı kastetmeksizin, çevre ulusların sahip oldukları bereket, sağlık, zenginlik, emniyet ve mutluluk tanrılarının kaç adet olduklarıyla kıyas etmeden, kendisinin, her şeyi sağlayan nitelikteki önemini işaret etmektedir.

 

O, gerçek anlamda e’had “bir” olandır. 11

 

Fakat bu bölümde görüleceği üzere, Tanrı kendisini ilerleyen zaman birimlerinde açıkladığı gibi, bizler Tanrı’nın birliğindeki karmaşık doğasıyla karşılaşacağız.

 

1. Korintliler 8:6

Bizim için tek bir Tanrı Baba vardır. Her şey Ondandır ve biz O'nun için yaşıyoruz. Tek bir Rab var, O da İsa Mesih'tir. Her şey O'nun aracılığıyla yaratıldı, biz de O'nun aracılığıyla yaşıyoruz.

 

Soru:

Baba ve Mesih İsa’ya göre, bizlerle her şey arasındaki ilişkide ne tür bir fark görüyorsunuz? “O’nun” ve “O’ndan” kelimelerinin “aracılığıyla” kelimesinden farklı olduğuna dikkat ediniz.

 

GÖRÜNMEZ TANRI’NIN SURETİ

Aşağıdaki 3 soruya, Baba, Oğul ve Kutsal Ruh Tanrı ile ilişkili olarak cevaplayın.

 

Soru:

Tanrı’nın her şeye muktedir olduğunu ve arzu ettiği herhangi biçime sahip olabileceğini onaylıyor musunuz? Hayır ise neden?

Soru:

Tanrı’nın bir Ruh olduğunu ve arzu ettiği herhangi bir şekle sahip olabileceğini onaylıyor musunuz?

 

Soru:

Tanrı’nın, kendisini, seçmiş olduğu şekliyle bize açıklamış olmasının haricinde, sonsuz ve insan algılayışının ötesinde olduğunu onaylıyor musunuz?

 

Bunu açıklayalım. Okyanusun büyüklüğüyle Tanrı’yı karşılaştırın. Muhtemelen, okyanusun tamamını araştırarak keşfetmemiz mümkün değildir. Fakat, içine okyanus suyu doldurulmuş bir bardağı size test etmeniz için vermiş olduğumu düşünün.

 

Bu durumda, siz onu tadabilir, ona dokunabilir ve koklayabilirsiniz. Bu su örneğini bir mikroskoba yerleştirebilir, onun varlık olarak okyanusla aynı olduğunu görürdünüz. Bu örnek, okyanustan ayrı bir konumdadır fakat varlık (mahiyet) olarak okyanusla aynıdır.12 Bu örneği göz önüne alırsak, Tanrı’nın, kendisini Mesih İsa kimliğinde bize açıkladığını daha kolay görebiliriz.

 

Yuhanna 12:4445

İsa yüksek sesle, "Bana iman eden bana değil, beni gönderene iman etmiş olur" dedi.

Beni gören, beni göndereni görür.

 

Koloseliler 1:

15 Görünmez Tanrı'nın görüntüsü, bütün yaratılışın ilk doğanı O'dur.

19 Çünkü Tanrı, tüm doluluğunun O'nda bulunmasını uygun gördü.

 

İbraniler 1:13

Tanrı eski zamanlarda peygamberler aracılığıyla birçok kez ve çeşitli yollardan atalarımıza seslendi.

Bu son çağda da her şeyin mirasçısı olarak belirlediği ve aracılığıyla evreni yarattığı kendi Oğluyla bize seslenmiştir.

Oğul, Tanrı'nın yüceliğinin parıltısı ve O'nun varlığının öz görünümüdür. Kudretli sözüyle her şeyi devam ettirir. Günahlardan arınmayı sağladıktan sonra, yücelerde ulu Tanrı'nın sağında oturdu.

 

Soru:

Tanrı kelamının anlamı, İsa’nın gelişine bağlı olarak nasıl değişti?

 

Soru:

Bizler İsa'da kimi bulmaktayız?

 

GÖZLEM İÇİN

Soru:

Tanrı’nın, Mesih İsa aracılığıyla kendisini bilinebilir yapmasındaki farklı yöntemler nelerdir?

 

Soru:

Tanrı’nın oğlu bölümünde belirtilen ve Mesih’in kimliğini belirleyen farklı tanımlamaları (örneğin, RAB’bin meleği v.s) listeleyin.

YANSIMA İÇİN

 

Soru:

Tanrı halkı için neden kaygı duyar ve onu korur?

 

UYGULAMA İÇİN

Bu kitaptaki çalışmalara devam ederken, kendi sözü aracılığıyla size konuşurken, kendi yaşamınızda mevcut olan Tanrı’nın varlığını görmeye başlayın.

 

BÖLÜM 5

 

TANRI BİZDEN NE İSTER?

Tanrı, kendi halkıyla bir antlaşma yaparak, sevgisini onlara açıkladı. Bu antlaşma bize, Tanrı’nın halkıyla kişisel bir antlaşma yaptığını ve bundan dolayı da kendisini gerçekten bilebileceğimizi göstermektedir. Tanrı’nın seçilmiş halkı olarak kendisiyle aramızda yapılan bu antlaşmanın neticesinde, bu antlaşmada bulunan ilişkilerdeki bereketleri kazanabilmek için kutsal olmak zorundayız. Bu, talep edilen kutsallık Tanrı’nın emirlerine itaat etmemizle sağlanabilir. Tanrı, Peygamber Musa aracılığıyla tüm çağlar boyunca tüm insanlar için geçerli olan yasasını insanlara duyurmuştur. Bu antlaşma, şayet Tanrı halkı kendisine itaat ederse bereketlenmelerini, şayet itaat etmezlerse yargı altına girmelerini sağlayan bir antlaşmadır.

 

Bu antlaşma 10 emir olarak adlandırılmaktadır:

 

Çıkış 20:

1 Tanrı şöyle konuştu:

2  Seni Mısır'dan, köle olduğun ülkeden çıkaran Tanrın Rab benim.

3  Benden başka tanrın olmayacak.

4 Kendine yukarıda gökyüzünde, aşağıda yeryüzünde ya da yer altındaki sularda yaşayan herhangi bir canlıya benzer put yapmayacaksın.

5 Putların önünde eğilmeyecek, onlara tapmayacaksın. Çünkü ben, Tanrın RAB, kıskanç bir Tanrı'yım. Benden nefret edenin babasının işlediği suçun hesabını çocuklarından, üçüncü, dördüncü kuşaklardan sorarım.

6 Ama beni seven, buyruklarıma uyan binlerce kuşağa (ya da kişiye) gösteririm.

7 Tanrın RAB'bin adını boş yere ağzına almayacaksın. Çünkü RAB, adını boş yere ağzına alanları cezasız bırakmayacaktır.

8 Şabat Günü'nü kutsal sayarak anımsa.

9 Altı gün çalışacak, bütün işlerini yapacaksın.

10 Ama yedinci gün bana, Tanrın RAB'be Şabat Günü olarak adanmıştır. O gün sen, oğlun, kızın, erkek ve kadın kölen, hayvanların, aranızdaki yabancılar dahil, hiçbir iş yapmayacaksınız.

11 Çünkü ben RAB, yeri göğü, denizi ve bütün canlıları altı günde yarattım, yedinci gün dinlendim. Bu yüzden Şabat Günü'nü kutsadım ve kutsal bir gün olarak belirledim.

12 Annene babana saygı göster. Öyle ki, Tanrın RAB'bin sana vereceği ülkede ömrün uzun olsun.

13 Adam öldürmeyeceksin.

14 Zina etmeyeceksin.

15 Çalmayacaksın.

16 Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.

17 Komşunun evine, karısına, erkek ve kadın kölesine, öküzüne, eşeğine, hiçbir şeyine göz dikmeyeceksin.

 

Notlar:

Ayet 2: Tanrı, kendi halkını tarihsel geçmişinde koruyan, halkıyla antlaşma yapan bir Tanrı olarak, kendisini açıklamıştır.

“Kölelik diyarı”  Yahudiler, Peygamber Musa’nın liderliğinde onları serbest bırakana kadar (M.Ö. 18161446 arası) 430 yıl Mısır’da köle olarak yaşadılar. İsraillilerin Mısır’daki köleliği, bizlerin günaha olan köleliğimizin bir ön belirtisi (öngörümü)’dür.

 

Ayet 5: “kıskan甠 Tanrı’nın bu karakteri, bizim sadece ona tapınmamızın gerekliliğinden kaynaklanan bir yansımadır. Tanrı, bizim başka bir Tanrı’ya tapınmamıza hoşgörü ile karşılamayacaktır.

 

Ayet 11: “dinlendim”  Tanrı 7. gün, yorgunluğu arttığı için dinlenmedi, fakat daha evvel 6 gün boyunca yapmış olduğu  yaratma işlemini durdurdu. Başka bir deyişle, Tanrı yaratma işini tamamladı.

 

Ayet 17: “göz dikme”  kıskançlık sonucu arzulamak, suçluluğu gerekli kılacak şekilde istemek.

 

Tanrı’nın tüm ahlaki kuralları bu emirlerin içinde mevcut olduklarından dolayı, bu emirlere uymanın uygulama sahası çok geniştir.

 

Soru:

Bir Müslüman olarak, bu emirlerden hangileri size bildik gibi geliyor? Bu emirler, neden öyle görülüyorlar? Tüm bu emirlere itaat etmekte misiniz?

 

Soru:

Ayet 3’de, şimdiki çağdaş yaşamımızda müşterek olarak tapınmakta olduğumuz bazı ne tür tanrılar olabilir?

 

 

Soru:

İkinci emirde (ayet 4) tasvir edildiği gibi, Kabe’de mevcut olan siyah bir göktaşı (hacerülesvet)’nın bir idol (tapınılan nesne) olması ihtimali var mıdır?

 

Soru:

Ayet 7’de belirtildiği gibi, Rab’bin isminin yanlış bir kullanımını nasıl tanımlarsınız?

 

Soru:

Şayet işe geç giderseniz, işyerinden erken ayrılırsanız, işiniz olduğu zamanda gazete okursanız, emirleri bozmuş biri olarak suçlu olur musunuz “çalmayacaksın”?

 

Soru:

Dedikodu, bu emirlerden birini bozmuş olur mu?

 

Soru:

“Göz dikmeyeceksin” komutu, ayet 1216’daki komutlardan ne şekilde farklıdır? Bu yasayı çiğnemek gözlenebilir bir nitelik taşımakta mıdır? Bu yasayı çiğnemenin sonunda ne tür bir neticeyle karşılaşırız?

 

Tanrı’nın yasası, kurtarış getirebilecek güçte değildir, fakat bize Tanrı’nın yargısındaki korkuyu ve günahımızdaki mahkumiyeti getirmektedir. Bu emirler yaşamımızın tamamı üzerinde mutlak bir sorumluluğa sahiptir. Yasanın amaçları şunlardır:

 

1. Günahı önlemek

2. Günahı açığa çıkarmak

3. Tanrı’nın görkeminde nasıl yaşanacağını göstermek

4. Doğrulukla davranmamızı sağlamak.

Tekrar söylemek gerekirse, yasaları tutarak suçlanmaktan kurtulabileceğimizin imkansız olduğunu bilmek önemlidir. Yasayı tam olarak tutamayacağımız için, o bizleri sadece suçlar. Dolayısıyla, Tanrı ile aramıza girmesi gereken bir savunucu ve aracıya ihtiyacımız vardır. Musa, İsrail için bu arabuluculuk rolünü üstlendi. İsa da, bizim arabulucumuz olarak, Baba Tanrı ile aramıza girmektedir. İsa, yasaya mükemmel olarak itaat etmeyi önermektedir. Daha sonra göreceğimiz gibi, O bize Tanrı’nın yasalarını öğretir. Fakat iyi haber, Mesih İsa’da olanlar için yasanın hükmünün geçerli olmadığıdır. İman yoluyla Mesih İsa’da olanlar için artık yargı yoktur (Romalılar 8:1).

 

Mesih İsa (Tanrı’nın Meshedilmişi) Sadukiler denilen bir grup din önderleri ile tartışmaktaydı. Tartışmanın bir yerinde, Tanrı’nın Tevrat’ta Peygamber Musa’ya verdiği emirlerin tekrarlanmış olduğu bir tartışma konusuna girdiler. Bu emirler, daha evvelce okumuş olduğunuz 10 emrin bir özeti olarak görülebilir.

 

Markos 12:

28 Onların tartışmalarını dinleyen ve İsa'nın onlara güzel bir cevap verdiğini gören bir din bilgini yaklaşıp O'na, "Tüm buyrukların en önemlisi hangisidir?" diye sordu.

29 İsa şöyle karşılık verdi: En önemlisi şudur: “Dinle, ey İsrail! Tanrımız olan Rab tek Rab'dir.”

30 Tanrın olan Rab'bi bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün aklınla ve bütün gücünle sev.

31 İkincisi de şudur: “Komşunu kendin gibi sev.” Bunlardan daha büyük buyruk yoktur."

32 Din bilgini İsa'ya, "İyi söyledin, öğretmenim" dedi. "Tanrı tektir ve O'ndan başkası yoktur” demekle doğruyu söyledin.

33 İnsanın Tanrı'yı bütün yüreğiyle, bütün anlayışıyla ve bütün gücüyle sevmesi, komşusunu da kendi gibi sevmesi, tüm yakılmalık adaklardan ve sunulan kurbanlardan daha önemlidir.

34 İsa, onun akıllıca cevap verdiğini görerek, "Sen Tanrı'nın Egemenliğinden uzak değilsin" dedi.

 

Notlar:

Ayet 33: “yakmalık sunu ve kurbanlar”  Mesih İsa’nın beden almasından yaklaşık 2000 yıl önce, Yahudiler, günahlarının affedilmesi için, bir altar üzerinde kesildikten sonra yakılmış olan hayvan kurbanlarını sunuyorlardı. Hayvanın ölümü günahın gerektirdiği cezanın bir sembolü konumundaydı.

 

Ayet 34: “Tanrı’nın krallığı”  Tanrı’nın doğruluğunun kişinin hayatında görülmesiyle açıklanan ve o kişinin Tanrı ile kişisel bir ilişkisinin olduğu ruhsal anlamdaki krallık.

 

Soru:

Tanrı’yı sevdiğin gibi, komşunu seviyor musun?

 

Mesih İsa, kendi öğretisinde, yasanın özetini aşağıdaki gibi açıkladı:

 

Matta 7:12

İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın. Kutsal Yasa’nın ve peygamberlerin söylediği budur.

 

Not:

“yasa ve peygamberler”  İsa Mesih’in, Tanrı kelamını duyurmasından önce, Musa ve diğer peygamberlere bildirilen Tanrı sözünü ifade eder. Kutsal Kitap’ın Eski Antlaşma kısmını ihtiva etmektedir.

 

Soru:

Diğer insanların size nasıl davranmalarını istersiniz? Siz her zaman, başkalarına size yapılmasını istediğiniz şeyleri yapıyor musunuz?

 

Mesih İsa, sizin hoşlandığınız şeyleri sevmenizden daha ötede olanı, komşunuzu sevmenizdir diye açıkladı.

 

Matta 5:

43 ‘Komşunu sev, düşmanından nefret et' denildiğini duydunuz.

44 Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin.

45 Öyle ki, göklerde olan Babanızın oğulları olasınız. Çünkü O, güneşini hem kötülerin hem de iyilerin üzerine doğdurur. Yağmurunu da hem doğruların hem de eğrilerin üzerine yağdırır.

46 Eğer yalnız sizi sevenleri severseniz, ne ödülünüz olur? Vergi görevlileri de öyle yapmıyor mu?

47 Yalnız kardeşlerinize selam verirseniz, fazladan ne yapmış olursunuz? Putperestler de öyle yapmıyor mu?

48 Bu nedenle, göksel Babanız yetkin olduğu gibi, siz de yetkin olun.

 

Notlar:

Ayet 46: “vergi toplayıcılar”  Romalılar tarafından yönetilen Yahudilerden Romalılar için vergi toplayan Yahudiler. Bu vergi toplayıcılar her fırsatta sahtekarlık yaptıkları ve Romalı acımasız yöneticilerle işbirliği halinde olduklarından, kendilerinden nefret ediliyordu.

Ayet 47: “putperestler”  Gerçek tek olan Tanrı’yı tanımayan veya O’na ibadet etmeyen insanlar.

 

Ayet 48: “Göksel Baba”  Kendisiyle candan, samimi bir dostluğa sahip olduğumuz, bizi yaratan ve bir Baba şefkatiyle seven Tanrı’yı tasvir eden deyimdir.

 

Soru:

Bizlerin, itaat etmemiz istenen doğruluğun (iyilik) standardı nedir?

 

Soru:

Düşmanınızı sevme konusunda, Tanrı bizim için nasıl bir örnektir?

 

Tanrı, Tevrat’ta, bir örnekte açıkça belirtildiği gibi, kendi yasalarına itaatsizliğin, iyi niyetli aklanma girişimlerince sağlanacağını kabul etmemektedir. Tanrı, kendisine harfiyen itaat edilmesini istemektedir.

 

1. Samuel   15:

1 Samuel Saul'a şöyle dedi: “RAB seni kendi halkı İsrail'in kralı olarak meshetmek için beni gönderdi. Şimdi RAB'bin sözlerine kulak ver.”

2 Her Şeye Egemen RAB diyor ki, İsrailliler'e yaptıkları kötülükten ötürü Amalekliler'i cezalandıracağım. Çünkü Mısır'dan çıkan İsrailliler'e karşı koydular.

3 Şimdi git, Amalekliler'e saldır. Onlara ait her şeyi tamamen yok et, hiçbir şeyi esirgeme. Kadın, erkek, çoluk, çocuk, öküz, koyun, deve, eşek hepsini öldür.

(Not  15:3. için açıklama; İbranice "Tamamen yok etmek" fiili insanları, malları bir daha alınmamak üzere RAB'be adamak anlamını içerir. Aynı ifade 8,9,15,18,20 ve 21'de de geçer.)

4 Bunun üzerine Saul askerlerini toplayıp Telaim Kenti'nde saydı. İki yüz bin yaya askerin yanı sıra Yahudalılar'dan da on bin kişi vardı.

5 Saul Amalek Kenti'ne varıp vadide pusu kurdu.

6 Sonra Kenliler'e şu uyarıyı gönderdi: "Haydi gidin. Amalekliler'i bırakın; öyle ki, sizi de onlarla birlikte yok etmeyeyim. Çünkü siz Mısır'dan çıkan İsrail halkına iyilik ettiniz." Bunun üzerine Kenliler Amalekliler'den ayrıldılar.

7 Saul Havila'dan Mısır'ın doğusundaki Şur'a dek Amalekliler'i yenilgiye uğrattı.

8 Amalek Kralı Agak'ı sağ olarak yakaladı. Halkının tümünü de kılıçtan geçirdi.

9 Ne var ki, Saul ile adamları Agak'ı ve en iyi koyunları, sığırları, besili danaları, kuzuları iyi olan ne varsa hepsini esirgediler. Bunları tümüyle yok etmek istemediler. Ancak değersiz ve zayıf ne varsa hepsini yok ettiler.

10 RAB Samuel'e şöyle seslendi:

11 "Saul'u kral yaptığıma pişmanım. Beni izlemekten vazgeçti. Buyruklarımı yerine getirmedi." Samuel öfkelendi ve bütün geceyi RAB'be yakarmakla geçirdi.

12 Ertesi sabah Samuel Saul'la görüşmek için erkenden kalktı. Saul'un Karmel Kenti'ne gittiğini, orada kendisine bir anıt diktikten sonra aşağı inip Gilgal'a döndüğünü öğrendi.

13 Saul kendisine gelen Samuel'e, "RAB seni kutsasın! Ben RAB'bin buyruğunu yerine getirdim" dedi.

14 Samuel, "Öyleyse nedir kulağıma gelen bu koyun melemesi? Nedir bu duyduğum sığır böğürmesi?" diye sordu.

15 Saul şöyle yanıtladı: "Halk bunları Amalekliler'den getirdi. Tanrın RAB'be kurban sunmak üzere davarların, sığırların en iyilerini esirgediler. Ama geri kalanları tümüyle yok ettik."

16 Samuel, "Dur da bu gece RAB'bin bana neler söylediğini sana bildireyim" dedi. Saul, "Söyle" diye karşılık verdi.

17 Samuel konuşmasını şöyle sürdürdü: "Kendini önemsiz saydığın halde, sen İsrail oymaklarının önderi olmadın mı? RAB seni İsrail'e kral meshetti.

18 RAB seni bir göreve gönderip, git, o günahlı Amalekliler'i tümüyle yok et; hepsini ortadan kaldırıncaya dek onlarla savaş dedi.

19 Öyleyse neden RAB'bin sözüne kulak asmadın? Neden yağmalanan mallara saldırarak RAB'bin gözünde kötü olanı yaptın?"

20 Saul, "Ama ben RAB'bin sözüne kulak verdim!" diye yanıtladı, RAB'bin beni gönderdiği yere gittim. Amalekliler'i tümüyle yok ettim, Amalek Kralı Agak'ı da buraya getirdim.

21 Ne var ki askerler, Gilgal'da Tanrın RAB'be kurban sunmak üzere yağmalanmış bazı malları, yok edilmeye adanmış en iyi davarlarla sığırları aldılar."

22 Samuel şöyle karşılık verdi: "RAB kendi sözünün dinlenmesinden hoşlandığı kadar yakmalık sunulardan, kurbanlardan hoşlanır mı? İşte söz dinlemek kurbandan, Sözü önemsemek de koçların yağlarından daha iyidir.”

23 Çünkü başkaldırma, falcılık kadar günahtır ve dik başlılık, putperestlik kadar kötüdür. Sen RAB'bin buyruğunu reddettiğin için, RAB de senin kral olmanı reddetti."

24 Bunun üzerine Saul, "Günah işledim! Evet, RAB'bin buyruğunu da, senin sözlerini de çiğnedim" dedi, Halktan korktuğum için onların sözünü dinledim.

25 Ama şimdi yalvarırım, günahımı bağışla ve benimle birlikte dön ki, RAB'be tapınayım.

26 Samuel, "Seninle dönmem" dedi, "Çünkü sen RAB'bin buyruğunu reddettin, RAB de İsrail Kralı olmanı reddetti!

27 Samuel dönüp gitmeye davranınca, Saul onun cüppesinin eteğini tuttu. Cüppe yırtıldı.

28 Samuel, "Bugün RAB İsrail Krallığı'nı elinden aldı ve senden daha iyi birine verdi" dedi,

29 "İsrail'in yüce Tanrısı yalan söylemez, düşüncesini de değiştirmez. Çünkü O insan değil ki, düşüncesini değiştirsin."

30 Saul, "Günah işledim!" dedi, "Ama ne olur halkımın ileri gelenleri ve İsrailliler karşısında beni onurlandır. Tanrın RAB'be tapınmam için benimle dön."

31 Böylece Samuel Saul'la birlikte geri döndü ve Saul RAB'be tapındı.

32 Samuel, "Amalek Kralı Agak'ı bana getirin" diye buyurdu. Agak güvenle geldi. Çünkü, "Ölüm tehlikesi kesinlikle geçti" diye düşünüyordu.

33 Ama Samuel, "Kılıcın kadınları nasıl çocuksuz bıraktıysa senin annen de kadınlar arasında çocuksuz bırakılacak" diyerek Agak'ı Gilgal'da RAB'bin önünde kılıçla parçaladı.

34 Samuel Rama'ya, Saul da Giva'daki evine gitti.

35 Samuel ölümüne dek Saul'u bir daha görmediyse de, onun için üzüldü. RAB de Saul'u İsrail Kralı yaptığına pişmandı.

 

Notlar:

Ayet 1: Samuel, İsrail halkı için ruhsal bir lider ve Tanrı’nın bir peygamberiydi. Saul, İsrail için ilk kraldı. Bu olaylar, yaklaşık M.Ö. 1025 yıllarında vuku buldu.

 

Ayet 3: Amalekler, çocuklarını kurban sunusu olarak putlara takdim eden ve onlara tapınan, İsraillilere kölelik diyarı olan Mısır’dan çıkarken zayıf bir anında saldıran günahkar bir halktı. Tanrı, İsraillileri sonsuz adaleti için bir araç olarak kullandı.

 

Ayet 9: İsrailliler bu savaşı, Rablerine itaat etmiş olmaktan çok topraklarını genişletmek için bir araç olarak kullandılar. Rab’be vermiş oldukları ve sadece aşağılamayla, zayıflıkla izah edilebilen bu yıkım, nefrete layık bir davranıştı.

 

Ayet 10: Saul, RAB’bin emirlerine uymayı yani bir kralın görevinin temel gerekliliklerini tam olarak yerine getirmemişti.

 

Ayet 12: Saul gururlu bir düşünceyle, kendi zaferi için bir anıt yaptırdı.

 

Ayet 1320: Saul, Samuel’in gözünde dürüstlüğünü kaybetmektedir.

 

Ayet 15: Saul, önce halkı azarlayarak ve sonra hayvanları kurban sunusu amaçlı olarak öldürülmediklerini söyleyerek, kendisini haklı çıkarmaktadır.

 

Ayet 17: “İsrail oymağına lider olmadın mı?”  Saul, sorumluluktan kaçmaya çalışmasına rağmen, Tanrı onun, halkı üzerindeki yöneticilik konumunu korudu.

 

Ayet 2021: Saul, Samuelin azarlamasını dikkate almayarak, kendisini haklı çıkarmaya çalışmasını sürdürmektedir.

 

Ayet 22: Kurbanın önemli olmadığı doğru değildi, fakat kurbanın kabul olabilmesi için, sadece Rab’be, itaat ve ibadetin mevcut olması gerekir. Ritüel (tapınmadaki sembolik davranışlar) hareketler, samimi ve itaatkar bir ruhla yapılmadığı takdirde boştur.

 

Ayet 24: Saul, hala kendi aklanma ve azarlama için gerekli materyalleri elinde bulunduruyordu.

 

Ayet 28: “komşularından biri”  Davut.

 

Ayet 29: “yalan söylemez veya düşüncesini değiştirmez”  Ayet 11 ve 35’de RAB’bin Saul’u kral yapmış olduğundan dolayı, kederlenmiş olduğu söylenmesine rağmen, bu deyim ile bu ayetler arasında bir çelişki yoktur.

 

Tanrı’nın kişisel bir karaktere sahip olduğuna delil olarak, kendisinin gerçek duygulara sahip olduğunu söyleyebiliriz.

 

Soru:

Bizler, gerçekten iyi amaçlara sahip olduğumuzu söyleyerek (Saul’un, iyi hayvanları Rab’be kurban etmek amacıyla sakladığını söylediği gibi), davranışlarımızı sıklıkla makul kılmaya çalışmamıza rağmen Tanrı bizden neyi talep etmektedir?

 

YANSIMA İÇİN

Soru:

İyi niyetler, Tanrı’yı hoşnut kılmak için neden yeterli değildir?

 

Soru:

Günahlarımız dikkatimizi çekecek şekilde bizlere hatırlatıldığında, Tanrı bizlerden ne çeşit bir tepki beklemektedir?

 

Soru:

Ben düşmanımı sevebilir miyim? Düşmanlarımızı sevebilmek doğal yapımızdan gelemez fakat sadece Tanrı’nın yüreklerimizde işleyen güçlü sevgisi aracılığıyla gelir. Bu güce, kendi yaşamında sahip olabilir misiniz? Evet ise, nasıl? Hayır ise, neden sahip olamazsınız?

 

Not:

Tanrı haksızlıkları doğruluğa getirmesi için devletleri teşkil etti (Romalılar 13:15). Kişisel öcümüzü bizler almamalıyız fakat düşmanlarımızı sevmeli ve öcü Tanrı’nın yargısına bırakmalıyız (Romalılar 12:1721). Haksızlık durumlarında adaletin yerini bulmasını talep ederek, düşmanlarımızı hala sevebiliriz.

 

UYGULAMA İÇİN

Soru:

Hayatımda ne tür değişiklikler meydana gelmeli ki, Tanrı’yı tüm kalbimle, aklımla, ruhumla ve gücümle ve komşumu kendimi sevdiğim gibi sevebileyim?

 

Soru:

Tanrıma, komşuma ve hatta düşmanıma sevgi sunabilmemi gösterebilmek için, bu hafta içinde ne tür adımlar atmalıyım?

 



1 Bruce J. Nicholls, ed., The Thailand Report on Muslims (Wheaton,  IL. L.C.W.E., 1980), 15.

2 2.Samuel 7:811

 

3 James Montgomery Boice, Standing on the Rock (Grand Rapids: Kregel Publications, 1998), 135.

4 Walter C. Kaiser. Jr., “Exodus,” The Expositor’s Bible Commentary, Vol. 2, Frank E. Gaebelein, editor (Grand Rapids: Zondervan Publishing House, 1990), 321.

 

5 Kenneth Barker, editor, The NIV Study Bible (Grand Rapids: Zondervan Bible Publishers, 1985), 91.

 

6 Adapted from abd Al Malek, To Muslim Friends: A Word from the Heart (Van Nuys, CA: 1997), 1617.

8 Yeşaya 9:6 – Yuhanna 1:14, 12:45, 14:9   2. Korintlilere 4:4: Filipililer 2:6; Koloseliler 1:15.

 

9 Mark Hanna, The True Path (Colorado Springs, CO, International Doorways Publications, 1975), 2122.

10 Mezmur 89:34, 3437.

11 Summarized from correspondance from David A. Depew, Burbank, CA (February 2000).

12 Sorular ve Alıştırmalar Ashton  T. Stewart Jr. (Spring 2000).

 

14 Don M. McCurry, editor, The Gospel and Islam (Monrovia, CA: MARC, 1979), 156157.

 

15 Peygamberlik, Allah’ın bir peygamberi aracılığıyla, bir emri, teşvik edici bir sözü, bir bereketlemeyi, bir öğretişi veya gelecekte olacak olan olayları önceden bildirdiği sözüdür.

 

16 Çıkış 12:46; Sayılar 9:12

 

17 Zekeriya 12:10

18   Aziz Avgustin, İtiraflar (Harmondswort, Middlesex, England: Penguin books Ltd., 1961).21

 

 




Hristiyan.Net'i Açılış Sayfanız yapmak için tıklayınız.
9 Ağustos 2003 tarihinden beri  sayfa gösterimi aldık.
Destek olmak ya da reklam vermek için, lütfen webmaster@hristiyan.net adresine mail atınız.