http://www.hristiyan.net

 

Kitaplar Ana Sayfa

 

İMAN YOLU

 

İÇİNDEKİLER

 

SUNUŞ

YAZARIN NOTU

İMAN AÇIKLAMASI

I. BÖLÜM: TANRI’YA İMAN

1. “İnanıyorum”

2. “Tek Tanrı’ya”

II. BÖLÜM: BABA OLAN TANRI

3. “Göğün ve yerin yaratanı”

4. “Her şeye gücü yeten Baba”

III. BÖLÜM: OĞUL TANRI

5. “Ve O’nun biricik Oğlu Rabbimiz”

6. “Mesih İsa’ya”

7. “Kutsal Ruh’tan vücut buldu ve bakire Meryem’den doğdu”

8. “Pontiyus Pilatus zamanında acı çekerek”

9. “çarmıha gerildi, öldü ve gömüldü, ölüler diyarına indi”

10. “üçüncü gün ölüler arasından dirildi”

11. “Göğe çıktı”

12. “her şeye gücü yeten Baba Tanrı’nın sağında oturdu”

13. “Oradan dirileri ve ölüleri yargılamak için tekrar gelecektir”

IV. BÖLÜM: KUTSAL RUH TANRI

14. “Kutsal Ruh’a”

15. “Kutsal Evrensel Kilise’ye”

16. “Kutsalların birliğine”

17. “Günahların affına”

18. “Ölülerin dirilişine ve sonsuz yaşama inanıyorum. Amin

İLAVE BÖLÜM: “Mesih’le Birleşme”

İZNİK İNANÇ AÇIKLAMASI

 

 

11. “Göğe çıktı”

(Elçilerin İşleri 2:33-36; Mattta 28:16-20; Koloseliler 3:1-4)

 

Mesih’in göğe çıkmasıyla kurtuluşumuz bizde gerçekleşmeye başlıyor; Mesih’in göğe çıkması ile Tanrının Egemenliğinin ilerleme çağı resmen başlamış oluyor. Baba’nın sağına yükselen Mesih’te insanlığımızın yüceltilmesi açıklanmış oluyor.

 

Heidelberg İlmihali 46. ‘O (İsa) Göğe çıktı’ demenin anlamı nedir?

Havarilerin gözü önünde yerden göğe yükselen Mesih,1 dirileri ve ölüleri yargılamak üzere tekrar geleceği güne kadar2 bizim iyiliğimiz için orada kalacaktır.3

 

1 Markos 16:19; Luka 24:50-51; Elçilerin İşleri 1:9-11

2 Matta 24:30; Elçilerin İşleri 1:11.

3 Romalılar 8:34; İbraniler 4:14; 7:23-25; 9:24

 

Heidelberg İlmihali 47. Fakat vaat ettiği gibi dünyanın sonuna kadar Mesih bizimle değil midir?4

Mesih tamamen insan ve tamamen Tanrı’dır. O insansal doğasında şu anda yeryüzünde değildir.5 Fakat O’ndaki Tanrısallık, görkem, lütuf ve Ruh’ta şu anda bizden uzakta (ayrı) değildir.6

 

4 Matta 28:20

5 Elçilerin İşleri  1:9-11, 3:19-21,

(Matta 26:11; Yuhanna 16:28; 17:11, İbraniler 8:4)

6 Matta 28:18-20; Yuhanna 14:16-19; (Yuhanna 16:13)

 

Heidelberg İlmihali 48. Eğer O’nun insansal yönü Tanrısal yönünün olduğu yerde değilse öyleyse Mesih’in iki doğası birbirinden ayrı değil mi?

Elbette değil. O’nun Tanrısallığı sınırlı olmayıp ve O şimdi her yerde olduğundan7 açıktır ki, Mesih’in Tanrısal doğası O’nun yüklenmiş olduğu insansal sınırlılığın çok ötesindedir fakat aynı zamanda O’nun Tanrısal kişiliği O’nun insansal doğasına birleşmiş olarak durur (aynı zamanda Tanrısal kişiliği O’nun insansal doğasındadır).8

 

7 Yeremya. 23:23-24; Elçilerin İşleri  7:48-49, İşaya 66.1

8 Yuhanna 1:14; 3:13; Koloseliler 2:9

 

Heidelberg İlmihali 49. Mesih’in göğe yükselişinin bize yararı nedir?

İlk önce, bizim için gökte Babasının önünde yakarır.9

 

İkinci olarak, bedenimizin cennette oluşu bizim başımız olan Mesih’in

bizi kendi üyeleri olarak, cennetteki yanına alacağının garantisidir.10

 

Üçüncü olarak, O Ruhunu yeryüzüne ilerisi için teminat olarak gönderir.11 Ruh’un gücüyle bizler hayatlarımız için, yalnızca dünyasal şeyler değil, Mesih’in olduğu yerde, Tanrı’nın sağında oturduğu,12 yukarıdaki şeyleri hedef olarak belirleriz.

 

9 Romalılar 8:34, I.Yuhanna 2:1

10 Yuhanna 14:2, 17:24; Efesliler 2:4-6

11 Yuhanna 14:16, (Elçilerin İşleri  2:33), II.Korintliler 1:21-22; 5:5

12 Koloseliler 3:1-4

 

 

 

A-) MESİH’İN GÖĞE ÇIKMASI VE KURTULUŞUMUZ

Ölümü ve dirilişiyle Tanrı Oğlu İsa Mesih kurtuluşumuzu tek bir seferde sağladı. Artık fiziksel bedeni ile yapılması gereken hiç birşey kalmamıştır (Yuhanna 19:30). O’nda kurtuluşumuz tamamen sağlanmıştır, çünkü Tanrı önünde Mesih doğruluğumuz, kutsallığımız ve tam kurtuluşumuz olmuştur.[1] Ve bu kurtuluş artık elde edildiği için, Mesih’in katılması gereken daha başka bir şey kalmadığı için, Mesih artık aramızda fiziksel (insan bedeni ile) olarak aramızda bulunmuyor. Mesih’in artık Baba’nın yanına çıkması kurtuluşunun tamamen tamamlanmış olduğunu gösteriyor:[2]

 

İbraniler 1:3 Oğul, Tanrı yüceliğinin parıltısı, O'nun varlığının öz görünümüdür. Güçlü sözüyle her şeyi devam ettirir. Günahlardan arınmayı sağladıktan sonra, yücelerde ulu Tanrı'nın sağında oturdu.

Mesih’in göğe çıkması, bu kurtuluşun şimdi etkin olarak insanlara verildiğini de vurguluyor. Mesih’in nesnel olarak kurtuluşumuzu tamamen sağlamasına rağmen, bu kurtuluşun yaşamlarımıza somut bir şekilde, yani “öznel” olarak uygulanması gerekmekteydi. Bu açıdan Kutsal Ruh’un görevi, Mesih’in bizim için sağladığı kurtuluşu alıp onu yaşamlarımızda gerçekleştirmekti. Ve böylece Mesih’in göğe çıkması, Kutsal Ruh’un gönderilmesini mümkün kılmıştır:

Yuhanna 16:7 Size gerçeği söylüyorum, benim gidişim sizin yararınızadır. Gitmezsem, Yardımcı size gelmez.

 

Mesih, artık Baba’nın yanına çıkıp her şey O’nun yetkisine verilmiş olduğu için de, çarmıhta sağladığı kurtuluş insanlarının yüreklerinde ve yaşamlarında kökleşsin diye Ruh’unu gönderiyor (Elçilerin İşleri 2:33-36).

 

Bu bakımından Mesih’in göğe yükselmesi Kilise (İmanlılar Topluluğu) için bir fakirleşme değil, zenginleşmedir. İsa’nın göğe yükselerek yeryüzünden ayrılmasından önce Havariler “onlarla beraber” yaşayan Ruhu “tanıyorlardı” Ancak İsa’nın göğe çıkması onların ölçülemez bir şekilde yararına olacaktı, çünkü o andan itibaren Ruh “onların içinde” olacaktı (Yuhana 14:17). Kutsal Ruh, havarileri [ve Mesih’e inananları] O’nun tapınağı, yani Kutsal Ruh’un konutu olarak kullanacaktı; Böylece Mesih’te olan her zenginliği alıp, onu Kiliseye (İmanlı Topluluğundaki tek tek her bir ferde) verecekti. Ve Kilisenin tanıklığı meyve versin diye Mesih’in Ruhu inananlar topluluğunu güçlendirecek ve Kilisenin dünyadaki adımları boyunca ona eşlik edecekti:[3] 

Efesliler 4: 8 Bunun için Kutsal Yazı şöyle der:

"Yükseğe çıktı ve tutsakları peşine taktı,

İnsanlara armağanlar verdi."

9 Şimdi bu "çıktı" sözcüğü, Mesih önce aşağılara, yeryüzüne indi demek

değil de nedir? 10 İnen de O'dur, her şeyi doldurmak üzere bütün göklerin çok üstüne çıkan da O'dur. 11 Kendisi kimini elçi, kimini peygamber, kimini müjdeci, kimini önder ve öğretmen atadı. 12 Öyle ki, kutsallar hizmet görevini yapmak ve Mesih'in bedenini geliştirmek üzere donatılsın. 13 Sonunda hepimiz imanda ve Tanrı Oğlu'nu tanımada birliğe, yetkinliğe, Mesih doluluğundaki olgunluk düzeyine erişeceğiz. 14 Böylece artık insanların kurnazlığıyla, aldatıcı düzenler kurmaktaki becerileriyle, her öğretinin rüzgarıyla çalkalanıp öteye beriye sürüklenen çocuklar olmayacağız. 15 Tersine, sevgiyle gerçeğe uyarak bedenin başı olan Mesih'e doğru her yönden büyüyeceğiz. 16 O'nun önderliğinde bütün beden, her eklemin yardımıyla kenetlenip kaynaşmış olarak her üyesinin düzenli işleyişiyle büyüyüp sevgide gelişiyor.

 

Görülüyor ki, yüceltilen Mesih’in Ruhu, Mesih’in ölümünün, dirilişinin ve şimdiki egemenliğinin yararlarını bize veriyor. Üzerimize bol bol dökülen Kutsal Ruh bizi Mesih’in benzerliğine dönüştürüyor; Mesih’e ait olan şeyleri bize veriyor (II.Korintliler 3:17-18). İsa’nın göğe çıkması (ve onun karşılığı olan Pentikost) böylece Ruh’un Çağını, Kurtuluş Çağını başlatıyor.[4]

 

B-) MESİH’İN GÖĞE ÇIKMASI VE KİLİSENİN GÖREVİ

Tanrı’nın Krallığı Söz’ün, yani Kurtuluşun Mesih’te olup O’nun Rab olmasının ilanı aracılığıyla yayılacaktır.[5] Böylece Söz, Kudüs’te, Yahudiye’de, Samiriye’de ve bütün dünyada ilan edilerek yayılacaktır (Eçilerin İşleri 1:8). Tanrı’nın Krallığı askeri bir zaferin parıltısıyla değil, imanın kararını gerektiren bir bildiri şeklinde ilerleyerek gelecekti. Bu, Mesih’in yaşamında geçerliydi, çünkü ilk yüzyıldaki Yahudilerin bekleyişlerinin aksine, Mesih, savaşçı bir komutan olarak değil, Tanrı Krallığına ait Sözü eken “ekinci” olarak geldi.[6] Mesih’in ölümü ve dirilişi bu konuya hiç bir değişiklik getirmedi; aksine dirilen Mesih, havarilere ulusları yasalarını değiştirerek değil, (Mesih’in) buyurduğu her şeye uymayı onlara öğreterek onları öğrencileri olarak yetiştirmelerini söyledi:

Matta 28: 18 İsa yanlarına gelip kendilerine şunları söyledi: "Gökte ve yeryüzünde bütün yetki bana verildi. 19 Bu nedenle gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin; onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un adıyla vaftiz edin; 20 size buyurduğum her şeye uymayı onlara öğretin. İşte ben, dünyanın sonuna dek her an sizinle birlikteyim."

 

Çünkü Müjde’nin vaaz edilmesiyle O’nun getirdiği kurtuluş uluslar tarafından bilinecek ve kabul edilecekti ve böylece Tanrı’nın Krallığı bütün dünyaya yayılacaktı.[7]

 

Tanrı’nın Krallığı kilise tarafından ilan edilip imanla kabul edilmesinin gereğinden dolayı, Mesih’in göğe çıkmasının başlattığı çağ önemlidir. Mesih’in göğe çıkması, Tanrı’nın Krallığının ilan edilme ve büyüme çağına işaret ediyor. Çarmıhta sağlanan kurtuluşun yeryüzünün bütün uluslarına yayılması, İbrahim’e vaadedilen bereketlerin dünyadaki tüm ailelere verilmesi, yani “kurtuluş çağı” Mesih’in göğe çıkmasıyla başlıyor. Ve aynı mantıkla Mesih’in göğe çıkması kiliseyi şimdiki çağda belirli bir görev ile sorumlu kılıyor: Kilise bu dünyada Tanrı’nın Krallığının ve kurtarışının habercisi olarak yetkili kılınmıştır. Kilise, gelecek olan ve şimdi bile onun içinde etkin olan Tanrı Krallığının yaşayan bir sureti ve yeryüzündeki diri bir benzerliği olmalıdır. Kilise, insanların kurtuluşu için önlerine yerleştirilen Tanrı Krallığının bir “vitrini” olarak mevcuttur! Kilisenin belirlenmiş olan görevi de sözleri ve yaşamıyla Mesih’te gösterilen Tanrı’nın Krallığını, lütfunu ve şefkatini ilan etmektir![8] Kilise vaazı ve hizmetiyle, sakramentler ve disiplinle inananları bu krallığın gelişi için hazırlar. İnananlar da bu çağrıya dua, tövbe ve havarilerin öğretisine itaat ederek cevap verirler.

 

Mesih’in göğe çıkması, kilisenin şimdiki çağda durgun ve dış dünyaya kendisini kapatmış bir varlık olarak kavranılamayacağını açıklıyor. Kilise sadece kendisi için yaşayamaz. Tanrı Krallığının ölçülemez lütfuna eriştiği için (Matta 13:44-46), ayrıca büyük bir sorumluluğu da vardır –kiliseyi kapsayan ve dolduran Tanrı Krallığının bu dünyada ilerleyip büyümesi için Kilisenin bir araç olma sorumluluğu!– Öyleyse bunu unutan kiliseler ve imanlı bireyler aslında varlıklarının sebebine aykırı bir şekilde yaşıyorlar!

 

C-) MESİH’İN GÖĞE ÇIKMASI VE BİZİM YÜCELTİLMEMİZ

Filipililer 2: 7-8 Ama kul özünü alıp insan benzeyişinde doğarak ululuğunu bir yana bıraktı. İnsan biçimine bürünmüş olarak ölüme, çarmıh üzerinde ölüme bile boyun eğip kendini alçalttı. 9 Bunun için de Tanrı O'nu pek çok yükseltti ve O'na her adın üstünde olan adı bağışladı. 10-11 Öyle ki, İsa'nın adı anıldığında gökteki, yerdeki ve yer altındakilerin hepsi diz çöksün ve her dil, Baba Tanrı'nın yüceltilmesi için İsa Mesih'in Rab olduğunu açıkça söylesin.

Mesih’in göğe çıkması bizdeki ümidin en kuvvetli kaynağıdır. Mesih, Baba’nın yanına çıkıp O’nun sağına oturmuştur. Bu olay aslında sadece Mesih’in Tanrılığına işaret etmiyor –zaten O her yönden her şeyi dolduruyor (Efesliler 1:23). Fakat O’nun göğe çıkması imanımızın gözüne İsa Mesih’in zaferini, Rab ve Kral olarak herşeye hükmetmesini görünür kılıyor. Bunun da pratik bir sonucu şudur: İsa Mesih, yüceltilen insan olarak Tanrı’nın varlığının doluluğuna daimi olarak girmiştir. Böylece evrenin Tanrısıyla olan yakınlığı ve mükemmel paydaşlığı ile insanlığımıza Rab olarak yetkisini uygulamaktadır. Temsilcimiz olarak Baba’nın sağına yükselen dirilmiş Mesih, O’na ait olduğumuzdan dolayı bizim için göklerde saklanan herşeyin görülebilen işareti ve güvencesi olmuştur!

 

Bizlerin Baba Tanrı huzurunda temsilcisi olan İsa Mesih ile birleşmemiz öylesine derindir ki, Kutsal Yazılar Hristiyanların şimdiden Mesih’te Baba’nın yanına çıktığını söyler:

Efesliler 2: 6 Tanrı bizi Mesih İsa'da, Mesih'le birlikte diriltip göksel yerlerde oturttu.

 

Mesih, “bizimle bir” olduğu için O’nun insanlığında O’nun için geçerli olan şeyler, bizim için de geçerlidir. Tabi ki, şu anda Baba’nın yanına oturmuş olan O’dur. Bizler ise başı şimdi ebedi yüceliğe erişen bir bedenin üyeleri olarak, Baba’nın yanına “çıkmış” oluyoruz. Böylece bizleri de bir gün yanına yücelteceğine dair sarsılmaz bir güvenceye sahip oluyoruz (güvencemiz, Mesih’te gerçek, olduğu için sarsılmazdır).[9] Bu güvence bizi günah, zayıflık ve ölümle belirlenen şimdiki yaşamımızın görünüşünün ötesine bakmaya ne kadar da çok teşvik ediyor! Henüz gelecekte olacağımız gibi değiliz! Mesih tekrar gelince şimdi olduğumuzdan daha tam bir dolulukla O’nda olacağız!

 

Bu nedenle Kutsal Yazılar göğe çıkarak, yüceliğe ulaşan Mesih’e göz dikmemizi öğütlüyor:

Koloseler 3: 1 Mesih'le birlikte dirildiğinize göre, gökteki değerlerin ardından gidin. Mesih orada, Tanrı'nın sağında oturuyor. 2 Yeryüzündeki değil, gökteki değerleri düşünün. 3 Çünkü siz öldünüz, yaşamınız Mesih'le birlikte Tanrı'da saklıdır. 4 Yaşamınız olan Mesih göründüğü zaman, siz de O'nunla birlikte yücelmiş olarak görüneceksiniz.

 

Burada “yeryüzündeki değerler” fiziksel varlığımızı değil, günahlı eğilimlerimizi (2. ayet) kast ediyor. Ve aynı şekilde “gökteki değerleri” düşünmek, şimdiki yaşamı reddetmeyi değil, zenginliğinin doluluğunu bize verecek Olan’a göz dikmeyi (3-4. ayetler) ima ediyor. Öyleyse Mesih’in göğe çıkması günahtan gittikçe daha çok vaz geçmemiz, kalbimizin gözlerini itaatsizlikten O’na çevirmemiz ve Kutsal Ruh’un gücüyle şimdiki davranışlarımızı ümidimizin hedefine göre uygulamaya çalışmamız için bizlere verilmiş diri bir öğüttür. Mesih’in göğe çıkması ifade edilemez sevinçtir; çünkü Mesih’te saklı olan her şey bizim için kendi yaşamımız kadar gerçektir. Bu iman ve ümit ile de Tanrısal vaatler bizleri ruhani hayatta bugün olduğumuzdan daha ileriye doğru yönlendiriyor!

 

 

12. “her şeye gücü yeten Baba Tanrı’nın sağında oturdu”

(Efesliler 4:11-16, Romalılar 8:33-39, Efesliler 1:19-23)

 

Dirilen Mesih, peygamber, kahin ve kral olarak işini sürdürüyor:[10] kilisesine yol gösteriyor, Baba’dan bizim için lütuf sağlıyor, her şey üzerinde egemenlik sürüyor, tarihi yaklaşmakta olan Krallığına doğru yönlendiryor.

 

Heidelberg İlmihali 31. Neden O’na (İsa’ya) mesh edilmiş anlamında Mesih denir?

Çünkü Baba Allah tarafından atandı ve Kutsal Ruh tarafından mesh edildi1 öyle ki, baş peygamberimiz ve öğretmenimiz olarak2 kurtuluşumuzla ilgili Tanrı’nın gizli bilgisini ve iradesini mükemmelce açıklasın.3 Bizim tek baş kahinimiz olarak4 kendi bedeninde yaptığı kurbanla bizi özgür kıldı.5 Ve sürekli olarak Baba’ya bizler için yakarışta bulunarak6 ve bizim sonsuz kralımız7 olarak Sözü ve Ruh’uyla bizi yönetir, bizim için kazandığı özgürlükte bizi korur ve saklı tutar.8

 

1 Luka 4:14-19; Luka 3:21- 22, İşaya 61:1, İbraniler 1:9, Mezmur 45:7

2 Elçilerin İşleri  3:22, Tesniye 18:15

3 Yuhanna 1:18; 15:15

4 İbraniler 7:17, Mezmur 110:4

5 İbraniler 9:12; 10:11-14

6 Romalılar 8:34; İbraniler 9:24; (I.Yuhanna 2:1)

7 Matta 21:5, Zekeriya 9:9 (Luka 1:33)

8 Matta 28:18-20; Yuhanna 10:28; Vahiy 12:10-11

 

Heidelberg İlmihali 50. [Mesih] ‘Tanrı’nın sağına oturdu’ ifadesi niçin konulmuştur?

Mesih kilisesinin başı olduğunu göstermek için göğe yükseldi1 ve Baba her şeyi O’nun aracılığı ile yönetmektedir.2

 

1 Efesliler 1:20-23, Koloseliler 1:18

2 Matta 28:18, Yuhanna 5:22-23

 

Heidelberg İlmihali 51. Bizim başımız olan Mesih’in görkeminin bize yararı nedir?

İlk olarak Kutsal Ruhu’yla üyeleri olan bizlerin üzerine gökten armağanlarını döker.3

 

İkinci olarak gücüyle bütün düşmanlara karşı bizleri savunur ve korur.4

 

3 Elçilerin İşleri 2:33; Efesliler 4:7-12

4 Mezmur 110:1-2 (Mezmur 2:9), Yuhanna 10:27-30; Vahiy 19:11-16

 

A-) MESİH’İN PEYGAMBER OLARAK ŞİMDİKİ İŞİ[11]

Mesih’in etkinliği dünyadan ayrılıp göğe yükselmesiyle sona ermiş olmadı. Mesih’in günahkar insanları Tanrı’ya satın alma işi birden ve tam olarak sağlandığı halde bu aynı zamanda bizler için bir başlangıçtı: İsa’nın “yukarı alındığı güne dek, yapıp öğretmeye başladığı” her şey idi (Elçilerin İşleri 1:1-2). Mesih’in şimdiki işi çarmıhta tek bir seferde kilisesi için sağlanan satın alma işinin üzerine kurulu bir etkinliktir: bu da O’nun Peygamberimiz,[12] Kahinimiz[13] ve Kralımız[14] olarak her şey üzerinde egemenlik süremesidir.

 

Mesih, Tanrı’nın mükemmel Peygamberi olarak geldi. Aynı şekilde şimdi kilisesini Ruh’u ve Sözü aracılığıyla gerçeğe yönlendiriyor (Yuhanna 14:25-26; 16:13). Dirilen Mesih dünyasal hizmeti boyunca öğrettiği şeyleri Ruh’u ve Sözü aracılığıyla kilisesine hatırlatıyor. Elçisel Kilisenin peygamberlerine takip etmesi gereken yolu ve yaptığı işin gelecekteki sonuçlarını açıkladı: bir gün Gerçeğin Ruh’u gelecek, onları gerçeğe yöneltecek ve gelecekte olacakları bildirecekti (Yuhanna 16:13). Bunu Kutsal Ruh’un esiniyle yaptığı halde, bütün yetki O’na verilen Mesih (Matta 28:18), bu esinlemenin kaynağıydı. Elçiler aracılığıyla konuşan Mesih’tir.[15] Böylece dirilen Mesih’in peygamber olarak etkinliğinin ürünü: Yeni Ahit ortaya çıktı. Dirilmiş Mesih kendisini Elçisel Kilise çağında elçiler ve peygamberler aracılığı ile Eski Ahit Yazılarına bağlı olaraktan açıkladı.[16] Ve şimdi bile halkına Eski ve Yeni Ahitin aynı yazılı vahyi ile önderlik etmektedir.

 

Gerçeği anlamamız için bizi gerçeğe yöneltmek ve gerçekte ilerletme işinde Mesih’in şimdi ve sürekli olarak etkin olduğunu kavramamız şarttır. Mesih’in ruhsal rehberliği, elçisel kilisenin başlangıcında sadece Kutsal Yazıları vahiy etmesiyle sınırlı değildir! Mesih seçtiği kimseleri (yani “önderler ve öğretmenler”) Kutsal Ruh ve Kutsal Yazıları kullanarak kiliseyi kurmaya, ona Tanrı’nın isteğini, gerçekte ve kardeşçe sevgiyi öğretmeye bu gün de devam etmektedir:

Efesliler 4: 11 Kendisi kimini elçi, kimini peygamber, kimini müjdeci, kimini önder ve öğretmen atadı. 12 Öyle ki, kutsallar hizmet görevini yapmak ve Mesih'in bedenini geliştirmek üzere donatılsın. 13 Sonunda hepimiz imanda ve Tanrı Oğlu'nu tanımada birliğe, yetkinliğe, Mesih doluluğundaki olgunluk düzeyine erişeceğiz. 14 Böylece artık insanların kurnazlığıyla, aldatıcı düzenler kurmaktaki becerileriyle, her öğretinin rüzgarıyla çalkalanıp öteye beriye sürüklenen çocuklar olmayacağız. 15 Tersine, sevgiyle gerçeğe uyarak bedenin başı olan Mesih'e doğru her yönden büyüyeceğiz. 16 O'nun önderliğinde bütün beden, her eklemin yardımıyla kenetlenip kaynaşmış olarak her üyesinin düzenli işleyişiyle büyüyüp sevgide gelişiyor.

 

Aynı şekilde bugün, Müjde’nin ilan edilmesiyle insanları kendisine çağırmaya, insanların Baba’yla ilişkileri düzeltmeye devam ediyor. Kilise içinde Peygamber olarak etkinliği ile günden güne bir araya topladığı insanları halkının paydaşlığına getirmeye devam etmektedir.[17] Kilisenin ilan ettiği sözü dikkatle dinlemek çok önemlidir. Çünkü bizleri “yaşama götüren” bu Sözde Mesih’in kendisi bize konuşmaktadır:

İbraniler 12: 25 Bunları söyleyeni reddetmemeye dikkat edin. Çünkü yeryüzünde kendilerini uyaranı reddedenler kurtulamadılarsa, göklerden bizi uyarandan yüz çevirirsek, bizim de kurtulamayacağımız çok daha kesindir.

 

B-) MESİH’İN KAHİN OLARAK ŞİMDİKİ İŞİ

Mesih İsa’nın çarmıhta gerçekleştirdiği kurban mükemmel olduğu için aynı zamanda tekrarlanamaz bir kurbandır. Böylece Mesih İsa, Tanrı’ya cesaretle yaklaşabilmemiz için Kahinimiz olarak bizlere merhamet sağlamak üzere Baba Tanrı’nın huzurunda bizlerin temsilcisi olarak durduğunda bizler de Tanrı’ya yaklaşmaya cesaret buluruz:

İbraniler 4: 14 Tanrı Oğlu İsa gökleri aşan büyük başkâhinimiz olduğu için açıkça benimsediğimiz inanca sımsıkı sarılalım. 15 Çünkü başkâhinimiz zayıflıklarımızda bize yakınlık duyamayan biri değildir; tersine, her alanda bizim gibi denenmiş, ama günah işlememiştir. 16 Onun için Tanrı'nın lütuf tahtına cesaretle yaklaşalım; öyle ki, yardım gereksindiğimizde merhamet görelim ve lütuf bulalım.

İbraniler 8: 1-2 Söylediklerimizin özü şudur: Göklerde, Yüce Olan'ın tahtının sağında oturan, kutsal yerde, insanın değil, Rab'bin kurduğu asıl tapınma çadırında görev yapan böyle bir başkâhinimiz vardır.

 

Biraz farklı bir ifadeyle, Mesih kahinimiz olarak, O’nun doğruluğunu giyerek kutsal Tanrı önünde durabilmemizi sağlamak üzere kurtuluşun meyvelerini bize uyguluyor.[18] 

 

Kutsal Yazılarda bedelimizin ödenmesine ve kurtuluşumuzun kesinliğine dair en pratik ifade Mesih’in bizler için aracılık etmek üzere “Baba’nın sağında oturtulmasıdır”:

İbraniler 7: 25 Bu nedenle O'nun aracılığıyla Tanrı'ya yaklaşanları tümüyle kurtaracak güçtedir. Çünkü onlara aracılık etmek için hep yaşamaktadır.

 

Bu aracılık mükemmeldir çünkü Mesih bizim gibi biri oldu; kendi bedeninde bizim zayıflıklarımızı hissetti ve bizden biriymiş gibi sınandı. Bu yüzden bizler için derin bir şefkat ve mükemmel bir yakınlıkla aracılığını sürdürmektedir (İbraniler 4:14-16):

İbraniler 2: 14 Bu çocuklar etten ve kandan oldukları için İsa, ölüm gücüne sahip olanı, yani İblis'i, ölüm aracılığıyla etkisiz kılmak üzere onlarla aynı insan yapısını aldı. 15 Bunu, ölüm korkusu yüzünden yaşamları boyunca köle olanların hepsini özgür kılmak için yaptı. 16 Kuşkusuz O, meleklere değil, İbrahim'in soyundan olanlara yardım ediyor. 17 Bunun için her yönden kardeşlerine benzemesi gerekiyordu. Öyle ki, Tanrı'ya hizmetinde merhametli ve sadık bir başkâhin olup halkın günahlarını bağışlatabilsin. 18 Çünkü kendisi denenip acı çektiği için denenenlere yardım edebilir.

 

Bundan başka Aracımız olan Mesih İsa her şeyde Baba’nın sözünü dinleyerek, O’nun isteğini tamamen yerine getirdiği için Mesih’in aracılığı etkindir. Tüm suçlamalara rağmen, Baba bizi mahkum etmiyor, çünkü “Mesih İsa, Tanrı’nın sağındadır ve bizim için aracılık etmektedir” (Romalılar 8:34). Bu nedenle kendimizin değil, bize bu büyük Başkahini verenin sevgisi değişmez olduğu için daima güvenimiz vardır, hiç bir şey bizi Mesih’te açıklanan Tanrı’nın sevgisinden ayıramaz. Onun aracılığıyla galiplerden üstünüz:

Romalılar 8: 34 Kim suçlu çıkaracak? Ölmüş, üstelik dirilmiş olan Mesih İsa, Tanrı'nın sağındadır ve bizim için aracılık etmektedir. 35 Mesih'in sevgisinden bizi kim ayırabilir? Sıkıntı mı, elem mi, zulüm mü, açlık mı, çıplaklık mı, tehlike mi, kılıç mı? 36 Yazılmış olduğu gibi:

"Senin uğruna bütün gün öldürülüyoruz,

Kasaplık koyun sayılıyoruz."

37 Ama bizi sevenin aracılığıyla bu durumların hepsinde galiplerden üstünüz.

38-39 Eminim ki, ne ölüm, ne yaşam, ne melekler, ne yönetimler, ne şimdiki ne gelecek zaman, ne güçler, ne yükseklik, ne derinlik, ne de yaratılmış başka bir

şey bizi Rabbimiz Mesih İsa'da olan Tanrı sevgisinden ayırmaya yetecektir.

 

Bu nedenle yaşamın tüm evresinde gözlerimizi Mesih’e dikmeliyiz. Onda lütuf buluyoruz, çünkü O günahları bağışlatan kurbandır; Baba’nın önünde “avukatımız” olarak bizi savunuyor, bizim iyiliğimiz için yakarışta bulunuyor (I.Yuhanna 2:1-2).[19] Mesih’in kahin olarak bizler için aracılık etmesi, bizimle ne kadar bir olduğunu, bizimle nasıl bir çapta birleştiğini tekrar hatırlatıyor. Mükemmel duaları aracılığıyla bizi kensine yakın tutup koruyor (Yuhanna 17:8-13);[20] bizi gerçek ile kutsal kılıyor (Yuhanna 17: 17-19. ayetler), bizi kendisi, Babası (Yuhanna 17: 24-26) ve diğer imanlılarla (Yuhanna 17: 20-21) bir yapıyor.

 

C-) MESİHİN KRAL OLARAK ŞİMDİKİ İŞİ

Dirilen Mesih’in işinin zirvesi krallığa ait olan rolüdür. Eski Ahitte Tanrı’nın sağında oturmak, Tanrı’nın yönetimini sürdürmek, Kral olarak etkin olmak ve Rab’bin varlığının görünür kılınması anlamına geliyordu

Mezmur 110: 1 RAB Rabbime:

"Ben düşmanlarını ayaklarına tabure yapıncaya dek

Sağımda otur" diyor.

2 RAB Siyon'dan uzatacak kudret asanı,

Düşmanlarının ortasında egemenlik sür!

3 Savaşacağın gün

Gönüllü gidecek askerlerin.

Seherin bağrından doğan çiy gibi

Kutsal giysiler içinde

Sana gelecek gençlerin.

4 RAB ant içti, kararından dönmez:

"Melkisedek düzeni uyarınca

Sonsuza dek kâhinsin sen!" dedi.

5 Rab senin sağındadır,

Kralları ezecek öfkelendiği gün.

6 Ulusları yargılayacak, ortalığı cesetler dolduracak,

Dünyanın dört bucağında başları ezecek.

 

Aynı şekilde Yeni Ahit de [İman Açıklaması gibi] Mesih’in “Baba Tanrı’nın sağında oturmasına” aynı açıdan bakıyor; dirilen Mesih, Tanrı’nın Kralık saltanatını sürdürmek ve yaymak üzere çalışıyor. Mesih’i ölümden dirilerek, Baba Tanrı’nın sağında güçlü bir mevkide oturdu. Bunun da anlamı şudur:

Efesliler 1: 21 Tanrı O'nu bütün yönetimlerin, hükümranlıkların, güç ve egemenliklerin, yalnız bu çağda değil, gelecek çağda da anılacak bütün adların çok üstüne çıkardı. 22 Her şeyi ayakları altına sererek O'na bağımlı kıldı. O'nu her şeyin üzerinde baş olmak üzere kiliseye verdi.

 

Ama bu krallık yetkisi Tanrı’nın sonsuz Oğlu olan Mesih’e ait olmasına rağmen, bu yetki O’na insanlığında da veriliyor: yaratılışın başlangıncında O’na ayrıcalık ve sorumluluk olarak emanet edilen egemenlik, Mesih’te pak ve mükemmel kılınan insanlığımıza veriliyor.[21] İman Açıklamasının başlangıcında ilan edilen Tanrı’nın unvanının (her şeye gücü yeten Baba) şimdi Mesih’in egemenliğiyle ilişkili olarak tekrarlanıyor. Yani Tanrı artık herşeye gücü yeten yetkisini yenilenmiş insanlığımızın başı Mesih aracılığıyla uyguluyor!

 

Ayrıca şuna da dikkat etmeliyiz: kendisine tüm yetki verilen Mesih, egemenliğini kilise topluluğunun yararına kullanıyor: “Her şeyi O’nun ayakları altına sererek O’na bağlı kıldı. O’nu, bütün varlıkların üzerinde baş olmak üzere inanlılar topluluğuna verdi”. Bu nedenle, bütün ulusları Mesih’in öğrencileri olarak yetiştirme buyruğu (Matta 28:19), O’nun kral olarak yetkili olmasının ilanından –“Gökte ve yeryüzünde bütün yetki bana verildi”– (18. ayet) hemen sonra geliyor ve İsa’nın “İşte ben, dünyanın sonuna dek her an sizinle birlikteyim” (20. ayet) vaadi ise bu durumda kiliseye bu etkinliği için aralıksız olarak güven veriyor. Mesih, kendisine ve İmanlılar Topluluğuna düşman olanlar üzerinde egemendir. Bu nedenle bu dünyanın zorlukları ve karışıklıkları arasında kilisenin ümidini kesmesine gerek yoktur. Çünkü Mesih kendi Topluluğunu koruyor.[22] Kilise imansızlıkla karşılaştığı zaman misyonundan vaz geçmesine gerek yoktur, çünkü Mesih, Kutsal Ruh’un işi aracılığıyla insanları itaate getirip onları kendi yanına çekiyor. Taştan kalpleri yumuşatmak bizim için imkansız olduğu halde, O, kendi ruhsal ve kutsal varlığı ile bizim önümüzde gitmeye söz veriyor. O, günahın direnişini kaldırabilir, nefreti ve düşmanlığı yenebilir, ahlaksız zihinler yerine yumuşak kalpler verebilir.[23] Böylece, kral olarak Mesih, tarihi sonsuz egemenliğine doğru yönlediryor ve yönetiyor.

 

Mesih’in kral olarak etkin olmasına dair bu vaadi, gözlerimizi bu egemenliğin tamamlanıp mükemmelleşeceği zamana, tüm Mesih karşıtlarının sonsuza dek ezileceği, Tanrı’nın herşeyde herşey olacağı, O’nunla sonsuzlukta egemenlik süreceğimiz günü çekiyor. O gün, “göktekiler, yerdekiler ve yer altındakilerin hepsi diz çökecek… her dil, Baba Tanrı’nın yüceltilmesi için İsa Mesih’in Rab olduğunu açıkça söyleyecek” (Filipililer 2:10).[24]

 

 

13. “Oradan dirileri ve ölüleri yargılamak için tekrar gelecektir”

(Romalılar 2:1-16; 8:1-4; 14:10-12)

 

İnsanoğlu yani Mesih bir gün tekrar gelecek, böylelikle şimdiki çağ sona erecek ve yargı Tanrı’ya karşı isyankarlık içinde yaşayanların son mahkumiyetini ama Mesih’e ait olanların kurtuluşunu ilan edecektir.

 

Heidelberg İlmihali 52. Mesih’in geri dönüp ‘dirileri ve ölüleri yargılaması’ sizler için nasıl bir tesellidir?

Bütün sıkıntı ve zulümlerde gözlerimi göğe çevirim, benim yerime Tanrı’nın önünde yargıda durmuş olan ve üzerimdeki tüm laneti kaldıran ve tek yargıç olan Onu emin bir şekilde beklerim.5 Benim ve kendisinin bütün düşmanlarını sonsuz yargıya mahkum edecek fakat beni ve bütün seçilmiş olanlarını göklerin görkemi ve sevinci içinde kendisinin olduğu yere alacak.6

 

5 Luka 21:28, Romalılar 8:22-25, Filipililer 3:20-21, Titus 2:13, 14

6 Matta 25:31-46, I.Selanikliler 4:16-17, II.Selanikliler 1:6-10

 

Westminster Uzun İlmihal S56. Mesih, dünyayı yargılamak için tekrar gelişinde nasıl yüceltilecektir? Kötü insanlar tarafından haksız yere yargılanmış ve mahkum edilmiş olan Mesih, son günde büyük bir güçle, ve kendisinin, ve Babasının ve tüm kutsal meleklerinin yüceliğinin eksiksiz sergilenişiyle, Tanrı’nın borazanının baş melek tarafından yüksek sesle çalınmasıyla, dünyayı doğruluk içinde yargılamak için tekrar gelmesiyle yüceltilecektir.

 

Westminster İnanç Açıklaması XXXIII/1. Tanrı, tüm güç ve yargının Baba tarafından kendisine verildiği[25] İsa Mesih aracılığıyla dünyayı doğrulukla yargılayacağı bir gün belirlemiştir.[26] O günde yalnızca günah işlemiş olan melekler[27] değil, fakat tüm zamanlar boyunca dünya yüzünde yaşamış olan her insan, düşüncelerinin, sözlerinin ve işlerinin hesabını vermek ve bedendeyken yaptıkları iyi ya da kötü işlerinin uygun karşılığı almak üzere Mesih’in yargı kürsüsü önünde duracaktır.[28]

 

XXXIII/2. Tanrı’nın bu günü belirlemekteki amacı, seçilmişlerin sonsuz kurtuluşunda O’nun merhametinin görkeminin; ve reddedilmiş olanların lanetlenmesinde de Adaletinin sergilenmesidir. O andan sonra, doğru kişiler sonsuz yaşama girer, ve Rab’bin varlığında olmaktan gelen sevinç ve tazeliği tüm doluluğuyla alırlar: ancak Tanrı’yı tanımayan ve İsa Mesih’in Müjdesine itaat etmeyen kötüler, sonsuz işkencelere atılarak, Rab’bin huzurundan ve gücünün yüceliğinden mahrum kalarak sonsuza dek mahvolacaktır.[29]

 

XXXIII/3. Mesih, bütün insanların günah işlemekten caydırılması ve tanrısal olanların daha büyük bir teselli bulması için bir yargı günü olacağına şüphe duymadan inanmamızı istemektedir:[30] bu nedenle Tanrı, tüm dünyasal güveni üzerlerinden atıp, Rab’bin ne zaman geleceğini bilmediklerinden her an ayık ve uyanık durmaları, ve tüm zamanlar boyunca “Gel Rab İsa, tez gel! Amin!” demeye hazır olmaları için o günün zamanını insanlardan saklı tutmaktadır.[31]

 

 

 

A-) TARİHİN SONU

Mesih’in dirilişi ve Tanrı’nın egemenliğinin kesin olarak gelmesi arasındaki çağ, geçici bir çağdır. Egemenliğin ilan edildiği ve büyüdüğü bir çağda yaşayoruz. “son gün” halen gelmemiştir. Son günde, şimdiki çağ sona erdiğinde imanın (inanmanın) yerine gözlerimizlerimizle göreceğiz,[32] böylece gölge[33] yerine gerçek olacaktır. Sonsuz yaşam olan Mesih’in tekrar gelişiyle, Tanrının Krallığı hiç bitmeyecek bir tamlık ile

ortaya çıkacaktır.

 

Yuhanna 3:19-20: Yargı da şudur: dünyaya ışık geldi, ama insanlar ışığın yerine karanlığı sevdiler. Çünkü yaptıkları işler kötüydü. Kötülük yapan herkes ışıktan nefret eder ve işleri açığa çıkmasın diye ışığa gelmez.

Günahın ikilemi şudur: insan, Tanrı’nın Rabliği, kutsallığı ve lütfu ne kadar çok yüzyüze gelirse o kadar çok onlara karşı direniyor. Tanrısal Krallığın (Egemenliğin) lütfu ve kuvvetli ışığı insanın isyankarlığını açığa vuruyor ve yanılgısını ortaya çıkarıyor. Bu nedenle insanlık tarihi, asla “doğal olarak” Tanrı’nın Krallığını kurma noktasına kadar gelişmeyecektir.

 

Günahlı bedenden ancak günahlı beden doğabilir. İlk Atamız Adem’den günahı miras aldık, geleceğe bırakacağımız miras da, geleceği emanet edeceğimiz kuşaklar da günahlı olacaktır. Mesih’in Rab olmasının ilanı ile, O’na ve O’nun habercilerine karşı büyüyen bir direnme hiç bitmeyecektir. Bu gerçek, II.Selanikliler Mektubunda (2:1-12) açıktır:

1-2 Rabbimiz İsa Mesih'in gelişine ve O'nunla birlikte olmak üzere toplanmamıza gelince: kardeşler, size rica ediyoruz, Rab'bin gününün gelmiş olduğunu ileri süren herhangi bir ruh, bir söz, ya da bizden gelmiş gibi gösterilen bir mektup aklınızı hemen karıştırmasın, sizi telaşlandırmasın. 3 Kimse sizi hiçbir şekilde aldatmasın. Çünkü imandan dönüş başlamadıkça, mahvolacak olan o yasa tanımaz adam[34] ortaya çıkmadıkça o gün gelmeyecektir. 4 O adam, tanrı diye anılan ya da tapılan her şeye karşı gelerek kendini hepsinden yüce gösterecek, hatta Tanrı'nın tapınağında oturup kendisini Tanrı ilan edecektir. 5 Bunları ben daha yanınızdayken size söylediğimi hatırlamıyor musunuz? 6 Zamanı gelince ortaya çıkarılacak olan bu adamı şimdilik neyin engellediğini biliyorsunuz. 7 Evet, yasa tanımazlığın gizli gücü şu anda bile etkindir; ama bu gücü şimdilik engelleyen ortadan kaldırılıncaya dek görevini sürdürecektir. 8 Bundan sonra Rab İsa'nın, ağzından çıkan solukla öldüreceği, gelişinin görkemiyle yok edeceği o yasa tanımaz adam ortaya çıkacak. 9-10 O, her türlü mucizede, yanıltıcı belirtilerle harikalarda ve mahvolanları aldatan her türlü kötülükte sergilenen Şeytan'ın etkinliğiyle gelecek. Mahvolanlar, gerçeği sevmeye ve böylece kurtulmaya yanaşmadıklarından mahvoluyorlar. 11 İşte bu nedenle Tanrı, yalana kanmaları için onların üzerine yanıltıcı bir güç gönderiyor. 12 Öyle ki, gerçeğe inanmamış ve kötülükten zevk almış olanların hepsi yargılansın.

 

Kutsal Yazıların burada “o yasa tanımayan adam” hakkında söylediği şeyler tüm insanların kalbinde olan isyankarlık eden kökün zirvesidir; bu isyankarlık tarih boyunca büyümeye devam edecektir.[35] Bu nedenle, “yasa tanımazlığın gizli gücü şu anda bile etkindir” (yani Pavlus’un zamanında bile!). İnsanın kaldırılması imkansız isyankarlığından dolayı, ancak Tanrı Oğlu’nun gelmesi çağın sonunu getirebilir. Ancak Mesih’in yargıç olarak gelmesi, insanlığın isyankarlığının ve sapkınlığının devamlı büyümesini durdurabilir.

 

Elçilere melekler tarafından söylendiği gibi “göğe çıktığını nasıl gördünüzse, aynı şekilde geri gelecek” (Elçilerin İşleri 1:11) olan Mesih’in tekrar gelişi, çarmıhta halen yenilmiş olan şeytanın egemenliğinin sonunu getirecektir. Böylece Tanrı’nın herşey üzerindeki Krallığı kesin olarak mükemmelleşecektir. Mesih’in tekrar gelişi bir borazan sesiyle ilan edilecek (I.Korintliler 15:52); böylece günah ve kötülükle dolu şimdiki çağ sona erecektir. Mesih’in tekrar gelişi O’nu beklememizin son hedefidir. Çünkü yücelikte Mesih’le birleşmiş olacağız: “Böylece sonsuza dek Rab’le birlikte olacağız” (I.Selanikliler 4:17).

 

B-) İNSANLIĞIN YARGICI, MESİH

Mesih’in tekrar gelmesi, “dirileri ve ölüleri yargılamak için” geleceğini ima ediyor:[36]

Vahiy 20: 11 Sonra büyük, beyaz bir taht ve tahtta oturanı gördüm. Yerle gök önünden kaçtılar, yok olup gittiler. 12 Tahtın önünde duran küçük büyük, ölüleri gördüm. Sonra kitaplar açıldı. Yaşam kitabı denen başka bir kitap daha açıldı. Ölüler kitaplarda yazılanlara bakılarak yaptıklarına göre yargılandı. 13 Deniz kendisinde olan ölüleri, ölüm ve ölüler diyarı da kendilerinde olan ölüleri teslim ettiler. Her biri yaptıklarına göre yargılandı. 14 Ölüm ve ölüler diyarı ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür. 15 Adı yaşam kitabına yazılmamış olanlar ateş gölüne atıldı.

Elçilerin İşleri 10: 41 İsa halkın tümüne değil de, Tanrı'nın önceden seçtiği tanıklara –ölümden dirilmesinden sonra kendisiyle birlikte yiyip içen bizlere- göründü. 42 Tanrı tarafından ölülerle dirilerin Yargıcı olarak atanan kişinin kendisi olduğunu halka duyurmamızı, buna tanıklık etmemizi buyurdu.

 

Kutsal Yazılar, o gün Baba’nın huzuruna çıkacağımızı söylediği gibi,[37] ayrıca Mesih’in Yargıcımız olacağını da oldukça kuvvetli olarak vurguluyor.[38] Kutsal Yazılardaki bu iki gerçek şöyle anlaşılmalıdır: yani Tanrı şimdi her şey üzerindeki hakimiyetini Mesih aracılığıyla uyguladığı gibi, aynı şekilde son gündeki yargılamasını da Biricik Oğlu İsa Mesih aracılığıyla uygulayacaktır:

Elçilerin İşleri 17:31 Çünkü dünyayı, atadığı Kişi aracılığıyla adaletle yargılayacağı günü saptamıştır. Bu Kişi'yi ölümden diriltmekle bunun güvencesini herkese vermiştir.

 

Mesih, aynı zamanda Tanrı Oğlu ve İnsanoğlu olduğu için, yani aramıza gelip insan olarak yaşadığı ve insan olarak Baba’nın isteğine mükemmel bir şekilde itaat ettiği için insanların Yargıcı olmaya yetkilidir:

Yuhanna 5: 25 Size doğrusunu söyleyeyim, ölülerin Tanrı Oğlu'nun sesini işitecekleri ve işitenlerin yaşayacakları saat geliyor, geldi bile. 26 Çünkü Baba, kendisinde yaşam olduğu gibi, Oğul'a da kendisinde yaşam olma özelliğini verdi. 27 O'na yargılama yetkisini de verdi. Çünkü O İnsanoğlu'dur.

 

Bu yargıda insanlar sadece kutsallığında yaklaşılamayan, doğru ve mükemmel Tanrı’nın hükmünü değil, insani yaşamda itaatin ne olduğunu tam olarak gösteren diri örneğin (İSA’nın) hükmünü de duyacaklardır. Hakkında suçlu olarak hüküm verilen, küfürle aşağılanıp çarmıha gerilen Mesih, onu reddeden tüm insanlar önünde tek “Kutsal ve Doğru Olan” olarak duracak ve yargılama standardı da O’nun kutsallığına ve doğruluğuna uygun olacaktır.

 

Bu yargılama şimdi saklı olan herşeyin üzerindeki örtüyü kaldıracak ve her şeyi göz önüne serecektir:

I.Korintliler 4.5: ... Karanlığın gizlediklerini aydınlığa, insanların yüreklerindeki amaçları açığa çıkaracak olan O'dur.

 

Başkalarından çok dikkatlice sakladığımız hiçbir şey gizli kalmayacaktır: cömert ve adil niyetlerle yapılan hareketlerimiz, ama ayrıca ikiyüzlülüğümüz, hilekarlığımız, gizlideki açgözlülük ve tutkularımız,[39] ahlaksızlıklarımız, büyücülük, düşmanlık, çekişme ve kıskançlığımız, öfke ve bencil tutkularımız yanında cömert ve iyi niyetlerle yapılan hareketlerimiz de açığa çıkacaktır (I.Korintliler 4:5). Bu yargılama herkesi kapsayacaktır (Vahiy 20:12-13): hem yürekleri Rab’den uzak olanları hem de ikiyüzlüce imanlı bir tutumla yaşadıklarını iddia edip aslında öyle yaşamayanları...

 

‘Lütuf, sadece lütuf’ diye seslenmekten usanmayan Ferisilerin maskeleri düşürülecek dışarıdan Ferisiye benzemelerine rağmen Tanrı’nın hoşnutluk duyduğu bir yüreğe sahip olanlar aklanacaklardır (Luka 18:9-14). Genelde iyi işlere güvenmek insanlara doğru bir dinmiş gibi gelir. Ama gerçekte iyi işlere güvenmek bağışlanamaz günahtır, iyi işlere güvenmek Kutsal Ruh’a küfürdür. Bütün günahların kökünde iyi işlere güvenmek vardır. Bu günah göründüğünden ya da sandığımzdan daha derinlerdedir. Her birey işlerine göre yani imanını veya imansızlığını bu yaşamda nasıl gösterdiğine göre yargılanacaktır. Kişiler imanlarının ne kadar harika gözüktüğüne göre değil, imanın ya da inançsızlığın yaşamdaki gerçekliğe göre yargılanacaklardır![40]

 

Ama şunu da söylemek gerek: bu yargılama, insanların aldıkları ışığın oranı hesaba katılarak[41] yapılacaktır. Her bireyin işleri ışıkta gerçekten açığa çıkarılacaktır (Vahiy 20:13). Yine de sonuçta tamamen kesin olan karar eylemlerimiz değil, kime ait olduğumuz gerçeği ile ilişkili olacaktır. Temel olan şey, Yargıç olan İsa Mesih’le olan ilişkimiz olacaktır:

Yuhanna 3:36 “Oğul’a iman edenin sonsuz yaşamı vardır. Ama Oğul’un sözünü dinlemeyen yaşamı görmeyecektir”

 

Mesih’le olan bağımız aracılığıyla ölümden yaşama, yargıdan aklanmaya geçiyoruz (Yuhanna 5:24). Kutsal Yazılar bizi kurtarabilecek başka bir Mesih olmayacağı konusunda çok kesindir[42] 

 

C-) KENDİ HALKINI SUÇSUZ ÇIKARAN YARGIÇ

Bu yargılamanın her şeyi içine kapsamasından dolayı, doğal eğilimimiz yargıdan veya Mesih’in ikinci gelişinden korkmak, yargı hakkındaki düşünceleri aklımızdan defetmeyi istemek olabilir. Aslında, “diri Tanrı’nın eline düşmek korkunç bir şeydir” (İbraniler 10:31). Kutsal Yazılar kutsallığımızı ve itaatimizi doğru yönlendirmek için yargılamanın herkesi – iman etmeyenler kadar imanlıları da – kapsayacağı konusunda uyarıyor.[43]

 

Ama Kutsal Yazılar, “Adem’de” olanlar için ayırılan gerçek ve sonsuz gazabı vurguladığı gibi[44] ayrıca gerçekten Mesih’te olan bizler için, artık hiçbir mahkumiyet olmadığında da ısrar ediyor! Yargıdan ve ölümden (yani kendimizi iyileştirmek fırsatı artık imkansız olduğundan) korkarak yaşamamıza gerek yoktur. Çünkü Mesih şimdiden bizi cezadan kurtarmıştır. Mahkumiyetimizi kendi üzerine Alan’ın kanatları altında emniyetteyiz:

Romalılar 8: 1 Bu nedenle, Mesih İsa'ya ait olanlara karşı artık hiçbir mahkûmiyet yoktur. 2 Çünkü yaşam veren Ruh'un yasası, Mesih İsa sayesinde beni günahın ve ölümün yasasından özgür kıldı. 3 Doğal insan benliğinden ötürü güçsüz olan Kutsal Yasa'nın yapamadığını Tanrı yaptı. Öz Oğlunu günahlı insan benzerliğinde günah için kurban olarak gönderip günahı insan benliğinde yargıladı. 4 Öyle ki, Yasa'nın gereği, doğal benliğe göre değil, Ruh'a göre yaşayan bizlerde yerine gelsin.

Romalılar 8: 31 Öyleyse buna ne diyelim? Tanrı bizden yana ise, kim bize karşı olabilir? 32 Öz Oğlunu bile esirgemeyen, O'nu hepimizin uğruna ölüme teslim eden Tanrı, O'nunla birlikte bize her şeyi de bağışlamayacak mı? 33 Tanrı'nın seçtiklerini kim suçlayacak? Onları aklayan Tanrı'dır. 34 Kim suçlu çıkaracak? Ölmüş, üstelik dirilmiş olan Mesih İsa, Tanrı'nın sağındadır ve bizim için aracılık etmektedir. 35 Mesih'in sevgisinden bizi kim ayırabilir? Sıkıntı mı, elem mi, zulüm mü, açlık mı, çıplaklık mı, tehlike mi, kılıç mı? 36 Yazılmış olduğu gibi:«Senin uğruna bütün gün öldürülüyoruz,kasaplık koyunlar sayılmışız.» 37 Ama bizi sevenin aracılığıyla bu durumların hepsinde galiplerden üstünüz. 8:38-39 Eminim ki, ne ölüm, ne yaşam, ne melekler, ne yönetimler, ne şimdiki ne gelecek zaman, ne güçler, ne yükseklik, ne derinlik, ne de yaratılmış başka herhangi bir şey bizi Rabbimiz Mesih İsa'da olan Tanrı sevgisinden ayırmaya yetecektir.

 

Tanrı’nın hoşnut olduğu Oğlunda bulunduğumuz için, bir bakımdan ebediyette bile Tanrı, bizden daha fazla hoşnut olmayacaktır! Tanrı’nın adaletini göstermek amacığıyla herşeyin başı ve insanların yargıcı olarak tayin edilen temsilcimiz, Tanrı tarafından suçsuz çıkarılmıştır!

 

Yargılamada imanlının durumu, tam olarak eşsizdir; çünkü hesaplaşma gününü buyuran Rab, Mesih’te Baba’mız ve Tanrı’mız olmuştur; Mesih’te – yani Oğlunda – O’nun seçtiği çocukları olmuşuzdur! Bundan da öte, yargıcımız Mesih ayrıca bizi savunan kişi, şimdi bile Baba’nın yanında lütfun bize verilmesi üzere yalvaran kişi olmuştur (I.Yuhanna 2:1). Mesih şöyle diyor:

Yuhanna 10:27-28 Ben onları tanırım, ... Onlara sonsuz yaşam veririm; asla mahvolmayacaklar. Onları hiç kimse elimden kapamaz.

 

Bu nedenle yargının gelmesi, bizi daha güvenilir bir itaata doğru teşvik etmelidir, bizi sıkıca elinde tutan Mesih’i daha çok sevmek ve hizmet etmek üzere cesaret vermelidir. Ama yargılamayı korkunç bir konu olarak değil, aksine sevinçli bir olay olarak değerlendirebiliriz:

I.Yuhanna 4.18-19: Sevgide korku yoktur. Tersine, yetkin sevgi, korkuyu siler atar. Çünkü korku cezalandırılma düşüncesinden ileri gelir. Korkan kişi, sevgide yetkin kılınmış değildir. Biz ise seviyoruz. Çünkü önce O bizi sevdi.

 

Çünkü yargılamada şimdiki günahla lekelenen hareketlerimiz, artık “pak” kılınacaktır. Mükemmel olmayan herşey yanacak ve ateş, Tanrı’nın bizde ve bizim aracılığıyla yaptığı işlerini tüm güzellikleriyle açığa çıkaracaktır!

Yuhanna 3:21 Ama gerçeği uygulayan kişi yaptıklarını, Tanrı'ya dayanarak yaptığını göstermek için ışığa gelir.

 

Yargılamada kendimizi bizi seven ve sonsuza dek kardeşimiz olan Mesih’le yüz yüze bulacağız:[45]

Westminster Uzun İlmihal S90. Yargı gününde doğru kişilere ne yapılacak? C. Yargı gününde, doğru kişiler, bulutlarda Mesih’le buluşarak, O’nun sağ tarafında toplanacaklar, ve burada açıkça tanınacaklar ve yasal olarak aklanacaklar, reddedilmiş meleklerin ve insanların yargılanmasında O’na katılacaklar, ve cennete alınacaklar, burada sonsuza dek ve tam bir şekilde tüm günah ve bozulmuşluktan özgür kılınacaklar; akıl almaz coşkularla dolacak, sayısız kutsalların ve kutsal meleklerin beraberliğinde bedende ve canda yetkin bir şekilde kutsallaştırılacaklar ve mutlu kılınacaklar, özellikle bu ebediyete kadar Baba Tanrı’nın, Rabbimiz İsa Mesih’in ve Kutsal Ruh’un hemen önünde ve O’nun eseri olarak gerçekleşecektir. Ve bu da, gözle görülmeyen kilisenin üyelerinin diriliş ve yargı gününde Mesih’le yaşayacakları tam ve yetkin yücelik beraberliğidir.

 

 

IV. BÖLÜM: TANRI OLAN KUTSAL RUH

14. “Kutsal Ruh’a”

(Tekvin 1:1-2, Yuhanna 7:37-39; 15:26-27; Romalılar 8:22-27)

 

Yüreğimizde konut kuran Kutsal Ruh aynı zamanda evreni koruyor. Mesih’in Ruhu olarak, Mesih’in kurtuluşunu bize uyguluyor, tanıklığımızda ve dualarımızda bize yardım ediyor; Kutsal Ruh sonsuz kurtuluşumuzun güvencesidir.

 

Heidelberg İlmihali 53. Kutsal Ruh’la ilgili olarak neye inanıyorsunuz?

İlk olarak O, Baba ve Oğul gibi sonsuz Tanrı’dır.1

 

İkinci olarak O bana, gerçek iman aracılığı ile beni Mesih’e ve O’nun bütün bereketlerine paydaş kılsın,3 beni teselli etsin4 ve sonsuza dek benimle kalsın diye5 kişisel olarak verilmiştir.2

 

1 Tekvin 1:1, 2; Matta 28:19; Elçilerin İşleri 5:3, 4; (I.Korintliler 3:16)

2 Galatyalılar 3:14, (I.Petrus 1:2)

3 Yuhanna 15:26; Elçilerin İşleri 9:31

4 Yuhanna 14:16-17, I.Petrus 4:14

5 I.Korintliler 6:19; II.Korintliler 1:21-22; Galatyalılar 4:6, (Efesliler 1:13)

 

Westminster Uzun İlmihal S11. Oğul’un ve Kutsal Ruh’un, Baba ile eşit derecede Tanrı oldukları ne şekilde belirgindir?

C. Kutsal Yazılar, Oğul’a ve Kutsal Ruh’a yalnızca Tanrı’ya atfedilebilecek isimler, özellikler, eylemler, ve tapınış vererek Baba ile eşit derecede Tanrı olduklarını ortaya koyarlar.

 

Belçika İnanç Açıklaması 11. Kutsal Ruh

İnanıyor ve itiraf ediyoruz ki,

Kutsal Ruh sonsuzlukta Baba ve Oğul’dan gelir,

ne yapılmış,

ne yaratılmış,

ne doğmuştur.

Kutsal Üçlüğün üçüncü kişisidir.

Baba ve Oğul ile birlikte

aynı görkemi,

ve aynı yüceliği alır.

 

Kutsal Yazıların bize öğrettiği gibi

O gerçek ve sonsuz Tanrıdır.

 

GENEL BAKIŞ

(Heidelberg İlmihalinden derlenmiştir)

(103) Bizler Kutsal Müjdenin hizmeti ve eğitimi için Sebt gününde toplandığımızda Tanrı Sözü’nün ne öğrettiğini öğrenir, sakramentlere katılır, topluluk içinde Tanrı’ya dua ederiz, Hristiyan sunusunu yoksullara ulaştırmak için teşvik alırız Böylece kötü yollardan dönmek için güç buluruz. Bütün bunlarda Kutsal Ruh bizi sonsuz sebte (dinlenmeye) hazırlar.

 

(127) “Ayartılmamıza izin verme kötü olandan bizi kurtar” diye dua ettiğimizde aslında kısa bir süre için bile kendi ayaklarımızın üzerinde durmak için bizler çok zayıf olduğumuzu canlarımızın şeytan dünya ve kendi benliğimizin saldırısı altında olduğunu hatırlar içinde bulunduğumuz ruhsal savaşta yenilgiye düşmeyelim diye Göklerdeki Babamızdan Kutsal Ruhu gücünü dileriz ve böylece gökten gelen güçle kuşanmış olarak dünyada yaşamımızı sürdürürüz.

 

(1) Kutsal Ruh, Mesih’e ait olanları sonsuz yaşamdan emin kılar. Ve bizleri Mesih için yaşamaya hazır ve istekli olmaya yönlendirir.

 

(21) Kutsal Ruh, Kutsal Kitap aracılığı ile çalışır ve içimizde gerçek imanı var eder. Böylece günahlarımızın bağışlandığından, Tanrı önünde sonsuza dek aklandığımızdan ve kurtuluş için kabul edildiğimizden derin bir şekilde emin oluruz.

 

(24, 70, 86) Kutsal Ruh Tanrı kutsallaşmamız için çalışır. Gittikçe daha fazla günaha ölmemiz ve artan bir şekilde pak bir yaşam sürmemiz için Kutsal Ruh bizleri sürekli yeniler ve bizlerde Mesih’in benzerliğine dönüştürmek üzere çalışır.

 

(31) Mesih İsa kilisesini Sözü ve Ruhu aracılığı ile yönetir, böylece bizim için kazandığı özgürlükte bizi korur ve saklı tutar.

 

(49) Kutsal Ruh’un yeryüzüne gelmesi inananlar için bir güvencedir. Böylece Ruh’un gücüyle bizler bu yaşamdaki ve sonraki yaşamdaki hayatımız için göksel olan şeyleri şeyleri hedef olarak belirleriz.

 

(51) Kutsal Ruh Mesih’in bedeni olan bizleri armağanlarla donatır.

 

(54) İsa Mesih, Ruh’u ve Sözü aracılığı ile bütün halklardan, dünyanın başından sonuna kadar, kendisi için yeni bir halk oluşturmuş ve kendi halkını Ruh’u ile koruyup onları Ruh’u ile bir tek imanda birleştirmiştir.

 

(67, 69, 73, 76, 79) Kutsal Ruh, kurtuluşumuzun tamamının Mesih’in çarmıhtaki tek kurban olmasına dayandığını Müjde aracılığı ile bize öğretir, kutsal sakramentler aracılığı ile bizi bundan emin kılar.

 

A-) YARATILIŞ’TA RUH

İman Açıklaması “Kutsal Ruh” ancak Mesih’in kişiliği ve işini tanıttıktan sonra ele almasına rağmen, Kutsal Ruh’un “tarih”i yine de Pentikost gününden çok önce başlıyor. Eski Ahit, yaratılışın ta başlangıcında Kutsal Ruh’un varlığını belirtiyor; dünya şekilsiz ve boşken, Tanrı’nın Ruh’u sular üzerinde dolaşıyordu (Tekvin 1:3). Kutsal Yazılar, yaratılışta Ruh’un rol aldığını, karışıklığa düzen ve ahenk getirdiğini gösteriyor.[46] Kutsal Ruh, aynı şekilde günahın dünyaya girişinden sonra da dünyada etkin olmaya devam ediyor. Ruh’un sürekli huzuru ve etkinliği olmadan yaratılış devam edemezdi, ama O’nun işinden dolayı dünya yerinde duruyor:

Eyüp 34:14 Eğer niyet eder de

Ruhunu ve soluğunu geri çekerse,

15 Bütün insanlık bir anda yok olur,

İnsan yine toprağa döner.[47]

 

Bu nedenle içinde yaşadığımız evren Tanrı’nın kurduğu kanunları yerine getiriyorsa da, bu fiziksel kanunlar asla varlığımızı açıklayamaz: sonuçta, an ve an Ruh bize yaşam verip bizi desteklediği için yaşamaya devam ediyoruz: “O’nda yaşıyor ve deviniyoruz; O’nda varız” (Elçilerin İşleri 17:28). Genellikle “sağlayış” olarak adlandırdığımız bu şey, aslında yaptığı işte güvenilir olan Kutsal Ruh’tur Tanrı’nın kendi elinin işine sadık kalmasıdır!

 

Kutsal Ruh’un yaşamlarımıza davet ettiğimiz kontrol edilebilen bir kuvvetten daha sınırsız, daha büyük olduğunu göz önünde bulundurmalıyız. Bizde yaşayıp bizi tapınağına dönüştüren Kutsal Ruh, evreni yerinde tutan Rab’dir! Bizi kutsal kılmak üzere gelen Ruh, başlangıçta karanlık ve karmaşıklığa bir düzen ve ahenk getiren Tanrı’dır. Kutsal Ruh, gücümüzle kontrol edebildiğimiz veya işletebildiğimiz bir kuvvet değildir. Aksine, O’nun amaçlarına katılmamız için yaşamlarımızı şekillendirmek için durmadan etkin olan Herşeye Egemen Ruh’tur. Böylece Yaratıcı Kutsal Ruh, Tanrısal Egemenliğin “evrensel” işine katılmamız için bizde Mesih’in benzerliğini yeniden yaratıyor![48]

Romalılar 8: 29 Çünkü Tanrı önceden bildiği kişileri Oğlu'nun benzerliğine dönüştürmek üzere önceden belirledi. Öyle ki, Oğul birçok kardeş arasında ilk doğan olsun.

I.Korintliler 15: 49 Bizler topraktan olana nasıl benzediysek, göksel olana da benzeyeceğiz.

 

B-) MESİH’İN RUH’U

Genelde “Kutsal Ruh” deyince aklımıza Pentikost günü gelir. Ancak Kutsal Yazılar, Kutsal Ruh’un, Eski Ahit halkına yol göstermek, onları korumak, yenilemek ve kutsal kılmak üzere varlığını ve işleyişini bize gösteriyor.[49] Ama Kutsal Ruh’un Eski Ahit içindeki işi bazen biraz belirsiz ve saklı gözüküyor; ancak İsa Mesih’in ölümü, dirilişi ve göğe çıkmasıyla bu belirsizlik ve sır ile saklı olan bu örtünün gizi açığa çıkıyor. Böylece Yeni Ahit bizlere, Mesih İsa’nın çarmıhının kurtuluşumuzu bize mükemmel bir şekilde sağladığı için Kutsal Ruh armağanının ancak dolulukla verilebildiğini gösteriyor:

Yuhanna 7: 37 Bayramın son ve en önemli günü İsa ayağa kalktı, yüksek sesle şöyle dedi: "Bir kimse susamışsa bana gelsin, içsin. 38 Kutsal Yazı'da dendiği gibi, bana iman edenin 'içinden diri su ırmakları akacaktır.'" 39 Bunu, kendisine iman edenlerin alacağı Ruh'la ilgili olarak söylüyordu. Ruh henüz verilmemişti. Çünkü İsa henüz yüceltilmemişti.

 

Öyleyse İsa Mesih, yüceltilip (39. ayet), Baba’nın sağına yükseldiği ve oradan bize kurtuluşumuzu verdiği için artık Kutsal Ruh, Yeni Ahit halkı üzerine dökülebilirdi:

Elçilerin İşleri 2: 32 Tanrı, İsa'yı ölümden diriltti ve biz hepimiz bunun tanıklarıyız. 33 O, Tanrı'nın sağına yüceltilmiş, vaat edilen Kutsal Ruh'u Baba'dan almış ve şimdi gördüğünüz ve işittiğiniz gibi, bu Ruh'u üzerimize dökmüştür.

 

Bütün bu şeyler, Kutsal Ruh ve Mesih’in işi arasındaki yakın bağı vurguluyor. Kutsal Ruh, Mesih’in Ruh’udur;[50] Baba Tanrı, Kutsal Ruh’u öz Oğlu İsa Mesih’e “ölçüsüz” olarak vermiştir (Yuhanna 3:34). Öyle ki, hizmetini Baba’nın isteğine göre sadık bir şekilde yapabilsin. Mesih’in yaşamı, özellikle halkın önünde yaptığı Müjde’yi vaaz hizmeti, tanıklığı, mucizeleri ve öğretisi Kutsal Ruh’un varlığında ve gücünde açıklanmıştır.[51] Mesih’in, Tanrı’ya boyun eğen bir tutumla kendini ölüme teslim edip ölümden dirilebilmesi, Kutsal Ruh’un yardımı aracılığıyla olmuştur.[52] Kutsal Ruh, Mesih’in işine ve hizmetine öylesine bağlı olduğu için, bizler de iman aracılığıyla Mesih’le birleştiğimizde Kutsal Ruh’un şimdiki işi, Mesih’in yaşamıyla, ölümüyle ve dirilişiyle sağladığı yararları yaşamlarımıza uygulamaktır.[53] Yani Tanrı’nın halkı için Kutsal Ruh’un görevi Mesih’in olandan alıp bize bildirmektir:

Yuhanna 16: 13 Ne var ki O, yani Gerçeğin Ruhu gelince, sizi tüm gerçeğe yöneltecek. Çünkü kendiliğinden konuşmayacak, yalnız duyduklarını söyleyecek ve gelecekte olacakları size bildirecek. 14 O beni yüceltecek. Çünkü benim olandan alıp size bildirecek. 15 Baba'nın nesi varsa benimdir. 'Benim olandan alıp size bildirecek' dememin nedeni budur.

 

Kutsal Ruh’un işi Mesih’in işiyle paralel değildir. Aksine Kutsal Ruh’un işi tamamen Mesih’e doğru yönlenmiştir; böylece Kutsal Ruh, bizi Mesih’e yöneltmek ve bizi Mesih’teki zenginliklerle doldurmak üzere çalışır:

Yuhanna 15:26 Baba'dan size göndereceğim Yardımcı, yani Baba'dan çıkan Gerçeğin Ruhu geldiği zaman, bana tanıklık edecek.

 

Yani, Kutsal Ruh imanlı yaşamımızın ta başlangıcından beri etkindir. Mesih’i Rab olarak kabul etmemizi ve bunu açıkça söylememizi sağlıyan Kutsal Ruh’un kendisidir (I.Korintliler 2:12, 14; 12:3). Kutsal Ruh bizi Mesih’e aşılayıp, İmanlılar Topluluğuyla birleştirdikten sonra[54] bizi Mesih’in benzerliğine dönüştürüyor:

II.Korintliler 3: 18 Ve biz hepimiz peçesiz yüzle Rab'bin yüceliğini görerek yücelik üstüne yücelikle O'na benzer olmak üzere değiştiriliyoruz. Bu da Ruh olan Rab sayesinde oluyor.

 

Kutsal Ruh, dua, Kutsal Yazıları okuma, Müjde’nin ilanını dikkatle dinleme ve sakramentlere katılma aracılığıyla, Mesih’i “görmemizi” sağlıyor; böylece Mesih’in tutumlarını ve itaatini bize uyguluyor:

Galatyalılar 5:16 Şunu demek istiyorum: Kutsal Ruh'un yönetiminde yaşayın. O zaman benliğin tutkularını asla yerine getirmezsiniz.

Galatyalılar 5:22-23 Ruh'un ürünüyse sevgi, sevinç, esenlik, sabır, şefkat, iyilik, bağlılık, yumuşak huyluluk ve özdenetimdir. Bu tür nitelikleri yasaklayan yasa yoktur. 24 Mesih İsa'ya ait olanlar, benliği, tutku ve arzularıyla birlikte çarmıha germişlerdir. 25 Ruh sayesinde yaşıyorsak, Ruh'un izinde yürüyelim.

 

Mesih’in Kutsal Ruh aracılığıyla yaptığı işin belki de en açık olarak görüldüğü yer, Mesih’in Ruh’u aracılığıyla Tanrıyla sahip olduğumuz oğulluk ilişkimizdir. İsa Mesih, tüm yaşamı boyunca Tanrı ile özel, sevinçli bir yakınlığa sahipti. Tanrı’nın Biricik Oğlu olduğu için herkesten daha doğru bir şekilde O’na “Baba” olarak hitap edebiliyordu. Ama Mesih’e ait olduğumuz için, Mesih’teki oğulluk ruhunu alıyoruz ve bizler de bu ruhla “Abba, Baba” diye Tanrı’ya seslenebiliyoruz (Romalılar 8:14-15). Kutsal Ruh’un bizdeki işi aracılığıyla Tanrı’yı “Babamız” olarak tanıyoruz. Kutsal Ruh, ayrıca bizi Tanrı’ya seslenmede ve O’nu tanımada ilerletiyor: bizler Tanrıya “Göklerdeki Babamız” diye seslendiğimiz zaman aslında öz Oğlun Ruh’u, bizim aracılığımızla sesleniyor:

Galatyalılar 4:4-5 Ama zaman dolunca Tanrı, Yasa altında olanları özgürlüğe kavuşturmak için kadından doğan, Yasa altında doğan öz Oğlu'nu gönderdi. Öyle ki, bizler oğulluk hakkını alalım. 6 Oğullar olduğunuz için Tanrı öz Oğlu'nun "Abba! Baba!" diye seslenen Ruhu'nu yüreklerinize gönderdi.

 

Yani, Baba ve Oğul arasında olan yakınlık bize Kutsal Ruh’ta ve O’nun aracılığıyla veriliyor!

 

C-) KUTSAL RUH, ŞİMDİKİ YARDIM VE GELECEK İÇİN UMUT

Kutsal Ruh ayrıca bizi hizmet için hazırlıyor. İsa Mesih, O’ndan “Yardımcı” olarak söz ediyor; bize yardım etmek, bizi korumak ve desteklemek üzere bize geliyor:

Yuhanna 14: 15 «Beni seviyorsanız, buyruklarımı yerine getirirsiniz. 16-17 Ben de Baba'dan dileyeceğim ve O, sonsuza dek sizinle birlikte olsun diye size başka bir Yardımcı, Gerçeğin Ruhunu verecek. Dünya O'nu kabul edemez. Çünkü O'nu ne görür, ne de tanır. Siz O'nu tanıyorsunuz. Çünkü O aranızda yaşıyor ve içinizde olacaktır.

 

Kutsal Ruh “aramızda yaşamak ve içimizde olmak” geliyor; ve O’nun bizlerle birlikteliği ve yardımı Müjde’yi ilan etmemizde belli oluyor. Mesih, öğrencilerine tanıklık ettiklerinde Kutsal Ruh’un da tanıklık edeceğini söylemiştir: Kutsal Ruh inananların tanıklığında etkin olup dinleyicilerinin yüreklerine Mesih’in Müjdesini sokacağı için bu tanıklık etkili olacaktır

Yuhanna 15:26 «Baba'dan size göndereceğim Yardımcı, yani Baba'dan çıkan Gerçeğin Ruhu geldiği zaman, O bana tanıklık edecek. 27 Siz de tanıklık edeceksiniz. Çünkü başlangıçtan beri benimle birliktesiniz.

 

Yuhanna 16:8 O gelince dünyanın günah, doğruluk ve gelecek yargı konusundaki suçluluğunu dünyaya gösterecektir. 9 Günah konusunda, çünkü bana iman etmezler. 10 Doğruluk konusunda, çünkü Baba'ya gidiyorum, artık beni görmeyeceksiniz. 11 Yargı konusunda, çünkü bu dünyanın egemeni yargılanmış bulunuyor.

İnsanlara günahı, Mesih’in gerçeğini, çarmıhın Şeytan ve onun işlerinin kesin yargılaması olduğunu göstermekte Kutsal Ruh’un sesi, inananların seslerine katılacaktır. Biz, insanları Mesih’e getirmek üzere insanların yüreklerine giremeyiz! Ama Kutsal Ruh’un vaadi aynı zamanda Kutsal Ruh’un yürekleri değiştireceği vaadini de içermektedir: Baba’nın Oğul’a verdiği kişiler iman edip Oğul’a gelsin diye, Kutsal Ruh tanıklığımızı kullanarak kendi işini yapacaktır![55]

 

Kutsal Ruh’un yardımı ayrıca duada belli oluyor. Kutsal Yazılar, nasıl dua etmemiz gerektiğini bilmediğimizi ve bilemediğimizi vurguluyor:

Romalılar 8:26 Bunun gibi, Ruh da güçsüzlüğümüzde bize yardım eder. Nasıl dua etmemiz gerektiğini bilmeyiz, ama Ruh'un kendisi, sözle anlatılamayan iniltilerle bizim için aracılık eder. 27 İnsanların yüreklerini araştıran Tanrı, Ruh'un düşüncesinin ne olduğunu bilir. Çünkü Ruh, Tanrı'nın isteğine göre kutsallar için aracılık eder.

 

Başka hiç bir alanda olmadığı gibi, duada da zayıflığımızı Kutsal Ruh sayesinde fark ediyoruz. Çünkü dua ederken Baba’ya her yönden tam bağlılık ve bir teslim olma ile yüz yüze geliyoruz, insan olarak Baba Tanrı’nın önünde boyun eğme durumuna geliyoruz. Ve Tanrı’nın amaçlarının görkemini ve hikmetini ne kadar iyi anlarsak, O’na ne kadar büyük bir şekilde bağımlı olduğumuzu da görüyoruz; en iyiyi anlama yolundan ne kadar geride olduğumuzu da anlıyoruz. Ama tam o durumlarda Kutsal Ruh, yetersiz olan dualarımızı “düzeltiyor”, onları kusurlu arzularımızdan temizliyor ve kavramaya bile başlayamacağımız bir güç ve kanaat ile donatılmış olarak Baba Tanrı’ya sunuyor! Bu yüzden de Tanrı, onlara cevap vermeye lütfetmek üzere dualarımızın belirli bir “kalite” düzeyinde olmasında asla ısrar etmiyor, aksine İsa Mesih’te Baba’mız olan Tanrı, dualarımızın kabul olabilmelerini sağlamak üzere bize Ruhunu veriyor!

 

Son olarak Kutsal Ruh, Mesih’in tekrar geldiğinde alacağımız herşeyin güvencesidir (Efesliler 1:14). Kutsal Ruh, Tanrı’nın söz ettiği şeyleri vereceğini garanti eden bir ‘emanet’tir: Baba bize Ruh’unu güvence olarak verdiği için, şüphesiz olarak Egemeliğin ve dirilişimizin doluluğunun geleceğini biliyoruz:[56] 

II.Korintliler 5:2 şimdiyse göksel evimizi giyinmeyi özleyerek inliyoruz. 3 Onu giyinirsek çıplak kalmayız. 4 Dünyasal çadırda yaşayan bizler ağır bir yük altında inliyoruz. Asıl istediğimiz soyunmak değil, giyinmektir. Öyle ki ölümlü olan, yaşam tarafından yutulsun. 5 İşte bizi tam bu amaç için hazırlamış ve bize güvence olarak Ruh'u vermiş olan Tanrı'dır.

 

Bu yüzden Kutsal Yazılar, Kutsal Ruh’un kurtuluşumuzun “turfandası” olduğunu bile söylüyor:[57] Kavranması zor olduğu halde, kurtuluşumuzun gelecekteki gerçekliği şimdi bile yaşamlarımızda gerçek olmaya başlamıştır, çünkü kurtuluşumuzun turfandası olan Mesih’in Ruh’u içimizde yaşıyor! Sonsuzluk, bir bakımından günah ve ölümle lekelenen şimdiki varlığımızın içinde parlıyor. Kutsal Ruh’un varlığı gözlerimizi Tanrı’nın bizim için hazırladığı mirasa çeviriyor.

Romalılar 8: 11 Mesih İsa'yı ölümden dirilten Tanrı'nın Ruhu içinizde yaşıyorsa, Mesih'i ölümden dirilten Tanrı, içinizde yaşayan Ruhuyla ölümlü bedenlerinize de yaşam verecektir.

 

15. “Kutsal Evrensel Kilise’ye”

(Matta 16:16-19, Efesliler 4:7-16, I.Korintliler 1:1-3, Efesliler 1:20-23)

 

Kilise, Tanrı’nın aralarında yaşamak ve onlara Mesih’te olan kurtuluş ve kutsallığı vermek üzere yanına getirdiği halktır. Kilise, Mesih’e birleştiği için kutsal ve evrenseldir.

 

Heidelberg İlmihali 54. ‘Kutsal evrensel (katolik) kilise’ ile ilgili neye inanıyorsunuz?

Tanrı’nın Oğlu’nun Ruh’u ve Sözü1 aracılığı ile bütün halklardan,2 dünyanın başından sonuna kadar,3 kendisi için topladığı, koruduğu ve saklı tuttuğu ve sonsuz yaşam için bir topluluk seçtiği4 ve gerçek imanda birleştirdiğine5 inanıyorum. Ve ben bu topluluğun şimdi 6 daima7 yaşayan bir üyesi kalacağım.

 

1 Yuhanna 10: 14-16 Elçilerin İşleri 20:28, Romalılar 10.14-17, Koloseliler 1:18

2 Tekvin 26:3-4, Vahiy 5:9

3 İşaya 59:21, I.Korintliler 11:26

4 Matta 16:18, Yuhanna 10:28-30, Romalılar 8.28-30, Efesliler 1.3-14

5 Elçilerin İşleri 2:42-47, Efesliler 4:1-6

6 I.Yuhanna 3:14, 19-21

7 Yuhanna 10:27-28, I.Korintliler 1:4-9, I.Petrus 1:3-5

 

GENEL BAKIŞ

(Westminster İnanç Açıklamasından (XXV) ve Uzun İlmihalden derlenmiştir)

I. Gözle görülmeyen evrensel (katolik) kilise, Baş olan Mesih’in yetkisi altında geçmişte, şu an ve gelecekte toplanan tüm seçilmişlerden oluşur. Kilise Mesih’in bedenidir.

 

(65) Gözle görülmeyen kilisenin üyeleri, Mesih aracılığıyla lütufta ve görkemde O’nunla birlikteliği ve paydaşlığı tadarlar.

 

II. Gözle görülen kilise müjdenin yetkisi altındadır. Kilise önceden yasa altında olanlar gibi tek bir ulus ile sınırlı değildir. Bütün dünyada gerçek dini benimsemiş olanlardan ve onların çocuklarından oluşur. Kilise, Rab İsa Mesih’in egemenliğidir; Tanrı’nın evi ve ailesidir. Kilise dışında bir kurtuluş olanaksızdır.

 

(63) Gözle görülen kilise, Tanrı’nın özel ilgisi ve yönetimi altındadır; düşmanlarının saldırılarına rağmen tüm çağlar boyunca Tanrı tarafından savunulma ve korunma ayrıcalığına sahiptir. Kutsalların paydaşlığının ve kurtuluş yolunun sunulduğu yerdir.

 

III. Gözle görülen bu evrensel (katolik) kiliseye Mesih, bu yaşamda dünyanın sonuna kadar kutsalların toplanması ve yetkinleştirilmesi için Tanrı’nın hizmetini, vahyini ve kanunlarını vermiştir.

 

IV. Bazı Kiliseler, Müjde doktrininin öğretilmesine ve kabul edilmesine, buyruklara uyulmasına ve tapınma toplantılarına göre daha az ya da daha fazla paktır.

 

V. Gökyüzünün altındaki en pak kiliselerde bile hem yanlışlığa hem de karışıklığa açıktır; Ancak her şeye rağmen, yeryüzünde Tanrı’ya, O’nun isteğine göre tapınan bir kilise daima varolacaktır.

 

VI. Kilisenin, Rab İsa Mesih’ten başka bir başı yoktur.

 

 

 

A-) TANRI’NIN BİR ARAYA GETİRDİĞİ HALK

“Kutsal Evrensel Kilise” ifadesi İman Açıklamasının önceki kısımlarından çıkıyor: Kilise, Tanrı Oğlu’nun uğruna insan olup yaşadığı, kendini ölüme teslim ettiği ve ölümden dirildiği halktır. İman Açıklamasındaki bundan önceki bütün ifadeler İsa Mesih’in kendi halkı için gelmesiyle ilişkilidir.[58] Bu nedenle Kilise, Mesih’in kurtarıcı etkinliğinin sonucu ve bu etkinliğin en gerekli olan amacıdır. Baba Tanrımız, Oğlu’nun yararlarını onlarda uygulamak üzere Ruhunu Kilisesi için göndermiştir.[59]

 

Kilise nedir? Belki bu soruya cevap vermek üzere en iyi başlangıç noktası İsa’nın onun hakkında ilk defa açıkça söz ettiği Matta Müjdesindeki 16. bölümdedir:

Matta 16:16 Simun Petrus, «Sen, yaşayan Tanrı'nın Oğlu Mesih'sin» cevabını verdi. İsa ona, «Ne mutlu sana, Yunus oğlu Simun!» dedi. «Bu sırrı sana açan insan değil, göklerdeki Babamdır. 18 Ben de sana şunu söyleyeyim, sen Petrus'sun ve ben topluluğumu bu kayanın üzerine kuracağım. Ölüler diyarının kapıları ona karşı direnemeyecek. 19 Göklerin Egemenliğinin anahtarlarını sana vereceğim. Yeryüzünde bağlayacağın her şey göklerde de bağlanmış olacak; yeryüzünde çözeceğin her şey göklerde de çözülmüş olacak.»

 

Burada “Ekklesia” (yani topluluk) sözünün kullanılması önemlidir, çünkü Eski Antlaşma’da İsrail halkını antlaşma halkı olarak belirtmek üzere kullanılan söz aynıdır. “Topluluk” ifadesi, Rab’bin onlarla antlaşmasını sabit kılmak üzere çağırdığı, onları kendisinin olarak benimsemek için yanına topladığı kişilerden söz etmek için kullanılıyor.[60] Bu gerçek, Tanrı’nın halkı için amaçlarının en engin devamlılığını vurguluyor: İsa, öğrencilerine “topluluk” (ekklesia) ünvanı vererek onların Tanrı’nın vaatlerinin gerçek alıcıları olduklarını ima ediyor. İsa, o vaatleri tamamlayıcısı (II.Korintliler 1:19-20) ve İsrail’e emanet edilen görevi gerçekleştiren kişi olduğu için, İsa Mesih’e ait olanlar İsrail’e verilen vaatleri alıyorlar; Tanrı’nın seçtiği ve sevdiği halkı oluyorlar:[61]

I.Petrus 2:9 Ama siz seçilmiş bir soy, Kral'ın kâhinleri, kutsal bir ulus, Tanrı'nın öz halkısınız. Sizi karanlıktan kendisinin şaşılacak ışığına çağıran Tanrı'nın erdemlerini ilan etmek için seçildiniz. 10 Bir zamanlar halk değildiniz, ama şimdi Tanrı'nın halkısınız. Bir zamanlar merhamete erişmemiştiniz, oysa şimdi merhamete eriştiniz.

Titus 2:14 Mesih, bizi her suçtan kurtarmak, arıtıp kendisine ait ve iyilik etmekte gayretli bir halk yapmak için kendini bizim uğrumuza feda etti.

Romalılar 9:24 Yalnız Yahudilerden değil, diğer uluslar arasından da çağırmış olduğu bu insanlar biziz. 25 Hoşeya'nın kitabında denildiği gibi:«Halkım olmayana halkım,sevgili olmayana sevgili diyeceğim.» 26 «Kendilerine, `Halkım değilsiniz' denildiği o yerde,yaşayan Tanrı'nın oğulları diye adlandırılacaklar.»

 

“Mesih’e ait olan bizler ‘Topluluk’ (Ekklesia) yani Kiliseyiz” demek; Mesih bizi kendisine çektiği için Tanrı’nın halkı olduğumuza işaret ediyor. İmanlı Topluluğu yani Kilise, ilk ve son olarak kişisel kararlarımızın sonucu meydana gelmiyor: Mesih’i tanıyabilmemiz “et ve kandan” kaynaklanmıyor (Matta 16:17). Aksine, Topluluk, Mesih onu bir araya getirdiği için mevcuttur. Bu nedenle İsa’nın bu sözleri çok kesindir ve teşvik edici bir vaattir:

Matta 16:18 Ben de sana şunu söyleyeyim, sen Petrus'sun ve ben topluluğumu bu kayanın üzerine kuracağım. Ölüler diyarının kapıları ona karşı direnemeyecek.

 

Bizler Kiliseyi kurmuyoruz! Aksine, İsa krallık yetkisi ve gücüyle, Baba’nın O’na verdiği kişileri kendisine çekiyor.

 

Mesih’in buradaki sözleri bizleri derinden minnettar olmaya teşvik etmelidir. Çünkü Mesih, Kutsal Ruh aracılığıyla kendi kurduğu Topluluğa (Kilisesine) bizi memnuniyetle kabul etmeyi lütfediyor. Bu sözler ayrıca bizde sarsılmaz bir güven uyandırmalıdır. İnsanların karşı gelmelerine ve hilelerine rağmen, kendi günahkarlığımız ve yetersizliğimize rağmen, İsa Mesih Kendi Topluluğunu (KİLİSESİNİ) kuracaktır! Topluluk, kendiliğinden güçlü olduğundan değil, onu koruyan ve ilerleten Mesih’in galiplerden üstün olmasından dolayı zaferli olacaktır! Ölüm bile, sonunda Kral’ın gelinini sunduğu muzaffer alayına yol verecektir! (Matta 16:18)

 

B-) RAB’BİN YAŞADIĞI MEKAN

İsa Mesih, kendi Topluluğunu belirli bir amaçla bir araya getiriyor: Halkının arasında yaşamak ve onların Rab’bi olmak... Yaratılışın ta başlangıcında Tanrı’nın amacı, Yaratıcı’yı tanıyarak yaşayan ve etkinliklerinde O’nu yücelten bir insanlık yaratmaktı. Günah bile, bu amacı yok edemedi. İnsan Tanrı’dan uzaklaştığı zaman Tanrı kendine İbrahim soyundan bir halk seçti ve onlara şu vaadi verdi:

Tekvin 17:7 Ve sana, ve senden sonra soyununa, Tanrı olmak için seninle ve senden sonra soyunla benim aramda antlaşmamı, nesillerince ebedi antlaşma olarak sürdüreceğim

 

Kutsal Yazılar boyunca Tanrı, bu amaç doğrultusunda hükümediyor ve İbrahim’e verdiği sözü şu şekilde tekrar ediyor: “Ben Sizin Tanrınız olacağım, siz de benim halkım olacaksınız”. Böylece bu ifade hem Eski Ahit’te hem de Yeni Ahit’te tekrarlanan bir nakarat gibi karşımıza çıkıyor.[62] Bu ilişki sadece efendi ve kul arasında olan bir ilişki değildir: aksine Tanrı, onlara huzurunu, bereketlerini, koruma ve kurtarışını vermek üzere kendini halkıyla birleştiriyor.[63] Aslında Eski Antlaşmadaki sayısı çok olan buyruklar, ancak bu açıdan anlaşılabilir. Tanrı Kutsal Yasayı İsraillilere veririken insanlar Tanrı’ya giden yeni bir yol yaratsınlar diye bunu yapmadı. Aksine Yasa’nın anlamı Tanrı’nın lütfuna ve kurtuluşuna dayanan daha önceden var olan ilişkinin içinden kaynaklanıyor.[64] Tanrı’nın yaşam verici huzuru ve bereketi olmadan hiçbirşeyin anlamı yoktur. Tanrı’nın esenlik, bereket ve halkı ile birlikteliği yoksa ne Kutsal Yasanın, ne koruma ile ilgili olan vaatlerin, ne de vaadedilen bir ülkenin kendi başına bir değeri ya da anlamı yoktur. Tanrı’nın halkı, ancak Tanrı onları yanına getirdiği ve aralarında yaşadığı zaman Tanrı’yla birleşmiş olarak varolabilirler:

Çıkış 33: 15 Musa, «Eğer varlığın bize eşlik etmeyecekse, bizi buradan

çıkarma» dedi, 16 «Yoksa benden ve halkından hoşnut kaldığın nereden bilinecek? Bize eşlik etmenden, değil mi? Ancak o zaman benimle halkın yeryüzünün öteki halklarından ayırt edilebiliriz.»

 

Başka bir deyişle, Tanrı’nın halkının yaşamı, baştan sonuna kadar lütufla ve Tanrı ile birlikte yürümekle belirlenmiştir.

 

Eski Ahit’te gerçek olan bu şeyler Yeni Ahit içinde daha da açıklığa kavuşuyor. Mesih, Topluluğuna mükemmel doğruluğu, huzuru ve kurtuluşunu yağdırmak üzere onu bir araya topluyor. Mesih’te olduğumuz için O’nda olan tüm ruhsal kutsamaları alıyoruz (Efesliler 1:3). Mesih aramızda yaşıyor, bizimle birdir ve bizi Kutsal Ruh’un tapınağına dönüştürüyor.[65] Ona ait olduğumuz için, Onun doğruluğunu giyerek yargının içinden geçen yeni insanlık biziz. Ve şimdi bile Mesih bizleri huzuru ve armağanlarla donatıyor (Efesliler 4:7-10):

Efesliler 4: 7 Ama lütuf her birimize Mesih'in armağanı ölçüsünde bağışlandı.

8 Bunun için Kutsal Yazı şöyle der:

"Yükseğe çıktı ve tutsakları peşine taktı,

İnsanlara armağanlar verdi."

12 Öyle ki, kutsallar hizmet görevini yapmak ve Mesih'in bedenini geliştirmek üzere donatılsın.

13 Sonunda hepimiz imanda ve Tanrı Oğlu'nu tanımada birliğe, yetkinliğe, Mesih doluluğundaki olgunluk düzeyine erişeceğiz.

 

Böylece Mesih bizleri yetkinliğe doğru yönlendiriyor (12. ayet), bizi iman ve gerçeği tanımada geliştiriyor (13. ayet). Dirilen Mesih, Kutsal Ruh’un işi aracılığıyla ölümünün ve dirilişinin gücünü yaşamlarımızda daha çok hissettiriyor!

 

Bu nedenle kilise evrensel açıları olan bir haber ilan edip, tam gerçeğe sahip olduğunu iddia ediyorsa da, bunu asla kendini başkalardan daha iyi hissettiği için yapmıyor. Aksine Kilise, tek yol, gerçek ve yaşam olan Mesih’in içinde yaşadığını bildiği için ve layık olmamasına rağmen evreni yaratan Tanrı tarafından satın alınıp korunduğu için bu şeyleri yapıyor!

 

C-) KUTSAL EVRENSEL KİLİSE

Tanrı Oğlu, kendi halkını bir araya getirip onların arasında yaşadığı için kilise ‘kutsal’ ve ‘evrensel’dir. Bu iki nitelik İsa Mesih’ten kaynaklanıyor.

 

Kutsallık, açıkça Mesih’ten geliyor: Kilise, “Mesih İsa’da kutsal kılınmış ve kutsal olmaya çağrılmış” (I.Korintliler 1:2) kişilerden oluşuyor. Kutsallık, ilk olarak belirli bir görev için ayrılmış olmayı ima ediyor; “Rab’be kutsal olan”, O’na hizmet etmek üzere ayrılmıştır. Eski Ahit’te Tanrı, İsrail O’nun için yaşasın diye; İsrail, Tanrı’nın isteğini yapsın onu diğer halklardan ayırdı. Ancak bu Rab’be ayrılma İsrail halkının geçmişteki bir itaatinin sonucu değildi; askine İsrail kendisini Kurtaran’a benzeyip gelişebilsin diye Tanrı’nın her şeye hükmeden isteğinden dolayıdır.[66] Bu ilk kutsal sayılma, kalpte bir kutsallığa sebep olmalıydı. Aynı şekilde Mesih’in Kilisesi olan bizler, uygun bir şekilde yaşadığımız için Efendimize “aşılanmış” değiliz:

Romalılar 4: 5 Ancak çalışmayan, ama tanrısızı aklayana iman eden kişi imanı sayesinde aklanmış sayılır.

Romalılar 5: 6 Evet, biz daha çaresizken Mesih belirlenen zamanda tanrısızlar için öldü.

 

Lütfunda diri Tanrı, artık O’nu hoşnut etmek için yaşayalım diye karar verdiği için Mesih’e aşılanmışız.[67]

 

Şunu iyi vurgulamak gerek; kendini imanlı yaşamımızın hedefi olarak sunulan paklık bile iyi işlerimizin sonucu değil; Kutsal Ruh’un bize ulaştırdığı diri Mesih’in kutsallığıdır:

I.Korintliler 1:30 Ama siz Tanrı sayesinde Mesih İsa’dasınız. O bizim için Tanrısal bilgelik, doğruluk, kutsallık ve kurtuluş oldu

 

Elbette kutsallığın ardından gitmeye çağrılmışız! Ama bu kutsallığı Mesih’e bağlanarak keşfediyor, ve böylece onda ilerliyoruz. Ne isek ve neye sahip isek, bunun kaynağı biz değil, O’nun için ve O’nun aracılığıyla yaşadığımız Tanrı’dır.

 

Aynı şekilde Kilisenin evrenselliği Mesih’e dayalıdır. Kilisenin evrensel olduğunu söylemek, varlığının belirli kültürler ve belirli çağların üzerinde olduğu anlamına geliyor; Müjde, belirli bir gurupla sınırlı değildır. Kilisenin ilan ettiği gerçek ve varlığının kaynağı olan yaşam, her insanı ilgilendiriyor. Herkes tövbe etmeye çağrılıyor. Herkes isyankarlığından dönmek ve Tanrı’ya sığınmak için koşmaya uyarılıyor. Mesih, günahından yorularak O’na gelen herkesi kabul eden, herkese merhamet eden Kurtarıcıdır.[68] 

 

Efesliler 1: 21 Tanrı O'nu bütün yönetimlerin, hükümranlıkların, güç ve egemenliklerin, yalnız bu çağda değil, gelecek çağda da anılacak bütün adların çok üstüne çıkardı. 22 Her şeyi ayakları altına sererek O'na bağımlı kıldı. O'nu her şeyin üzerinde baş olmak üzere kiliseye verdi. 23 Kilise O'nun bedenidir, her yönden her şeyi dolduranın doluluğudur.

Kilisenin Kralı tüm evreni yönettiği için Kilise evrensellikle belirlenmiştir. Baba herşeyi Mesih’in ayakları altına serdiği için Kilise tüm ulusları öğrencileri olarak yetiştirmeye çağrılmıştır. İçinde yaşayan Mesih’in “herşeyi dolduranın doluluğu” olduğu için Topluluk Tanrı’nın lütfunun ve yüceliğinin doluluğudur.

 

Böylece Topluluğun kutsallığı ve evrenselliği, lütfun sayesinde yaşadığımızı gösteriyor –bu lütuf, bize ayrıca belirli bir görev emanet ediyor: insanların önünde Kurtarıcımızın kutsallığıyla yaşamak ve sonsuz tahtının önünde tüm uluslardan insanlar getiren Mesih hakkındaki Müjde’yi yaymak!

 

 

 

16. “Kutsalların birliğine”

(azizlerin paydaşlığına)

(Efesliler 4:7-16; 2:13-18; Koloseliler 1:12-14)

 

Mesih’le olan paydaşlığımızdan dolayı, birbirimizle paydaşlığımız vardır; bu paydaşlık ile Kilise kendi içinde var olan Tanrı’nın Krallığını (Egemenliğini) ve dünyaya getirdiği barışı açıklamış olur.

 

Heidelberg İlmihali 55. Kutsalların paydaşlığı’ndan ne anlıyorsunuz?

İlk önce, bu topluluğun üyeleri olarak inananlar, her biri Mesih’te ve O’ndaki tüm hazinelere ve armağanlara paydaş olurlar.8

 

İkinci olarak, her üye bu armağanları diğer üyelere hizmet ve onların zenginleşmesi için gönülden ve sevinçle kullanmayı bir görev olarak düşünmek zorundadır.9

 

8 Romalılar 8:32, I.Korintliler 6:17; 12:4-7, 12-13, I.Yuhanna 1:3

9 Romalılar 12:4-8, I.Korintliler 12:20-27; 13:1-7, Filipililer 2:4-8

 

GENEL BAKIŞ

(Westminster İnanç Açıklamasından (XXVI) ve Uzun İlmihalden derlenmiştir)

 

I. İsa Mesih’te Kutsal Ruh aracılığıyla birleşmiş olan tüm kutsallar O’nunla paydaşlık içerisinde olarak birbirlerine sevgiyle bağlıdırlar; armağanları ve lütufları paylaşırlar.

 

II. Kutsallar, tapınmada ve kendilerinin ruhsal gelişimine katkıda bulunan diğer eylemleri yaparken ayrıca kendilerinde olan farklı armağanlarla birbirlerini geliştirirler.

 

(65, 82) Gözle görülmeyen kilisenin üyeleri, Mesih aracılığıyla lütufta ve görkemde O’nunla birlikteliği ve paydaşlığı tadarlar. Yaşamda, ölümde, nihai olarak dirilişte ve yargı gününde Mesih’le olan paydaşlıkları neticesinde yetkinliğe eriştirileceklerdir.

 

(66) Seçilmişler ayrılamaz bir şekilde Kilisenin başı ve sahibi olan Mesih’le birleşmişlerdir.

 

(83) Gözle görülmeyen kilisenin üyelerine, bu yaşamda, Mesih’le olan yüceliğin turfandaları verilmiştir, başları olan Mesih’in üyeleri olduklarından, O’nda, kendilerine O’nun sahip olduğu tüm dolulukla yücelik verilmiştir;

 

(90) Yargı gününde doğru kişiler bulutlarda Mesih’le buluşarak, O’nun sağ tarafında toplanacaklar yasal olarak aklanmış olarak, reddedilmiş meleklerin ve insanların yargılanmasında O’na katılacaklar ve cennete alınacaklardır. Burada sonsuza dek tüm günah ve bozulmuşluktan özgür kılınmış olarak sayısız kutsalların ve kutsal meleklerin beraberliğinde bedende ve canda yetkin bir şekilde kutsallaştırılacaklar ve mutlu kılınacaklardır.

 

A-) İMANLI TOPLULUĞU, MESİH’İN BEDENİ

Efesliler 4: 11Kendisi bazılarını elçi, bazılarını peygamber, bazılarını müjdeci ve bazılarını önder ve öğretmen olmak üzere atadı. 12Öyle ki kutsallar, hizmet görevini yapmak ve Mesih'in bedenini geliştirmek için donatılsın.

 

İmanlı Topluluğu kuruluş açısından bağımsız olarak kavranamaz. Çünkü önderleri, öğretmenleri, gözetmenleri ve görevlileri vardır; çünkü İsa Mesih bu görevlileri Kilisesini yönetmek ve geliştirmek üzere araç olarak belirlemiştir (Efesliler 4:8-12). Ama Kilisenin içsel özünde olan şey başka hiç bir yerde bulunmayan, gerçek üyelerinin Mesih’le ve birbirleriyle [sevinç içinde] sahip oldukları birlik ya da paydaşlıktan kaynaklanır.[69]

 

Mesih’le paydaşlığımız bizi bir araya getirerek kendisiyle birleştirmesinden ve bedeninin üyeleri yapmasından kaynaklanmaktadır:

I.Korintliler 6:17 Oysa Rab’le birleşen kişi, O’nunla tek bir ruh olur[70] 

 

İman bağı aracılığıyla Mesih’le birleşenler Mesih’teki zenginliğe paydaş olurlar. Bizim için mezara inen Mesih, bizi armağanlarıyla donatmak üzere yanına yükseltmiştir:

Efesliler 4: 7Ama lütuf her birimize Mesih'in armağanı ölçüsünde bağışlandı. 8Bunun için Kutsal Yazı şöyle der:

           «Yükseğe çıktı ve tutsakları tutsak aldı.

İnsanlara armağanlar verdi.»

9Şimdi bu `çıktı' sözcüğü, Mesih önce aşağılara, yeryüzüne indi demek değil de nedir? 10İnmiş olan ve her şeyi doldurmak üzere tüm göklerden çok yukarı çıkmış olan Kişi aynıdır.

 

Kutsal Yazılar, bize tekrar tekrar kendi halimizde fakir ve zayıf, iyi birşey yapmaya yeteneksiz olduğumuzu hatırlatıyor.[71] En büyük tehlike yeterli olduğumuzu veya kendi gücümüzde ilerleyebildiğimizi düşünmektir: Çünkü Mesih “Bensiz hiçbir şey yapamazsınız!” demektedir (Yuhanna 15:4-6). Böylece Mesih’te doluluğa kavuşuyoruz; böylece Mesih’ten kaynaklanan zenginlik (Koloseliler 2:10), O’na olan tam bağımlılığımızı vurguluyor:

Efesliler 4:13 Sonunda hepimiz imanda ve Tanrı'nın Oğlunu tanımada birliğe, yetkinliğe ve Mesih'in doluluğundaki olgunluk düzeyine erişeceğiz.

 

Ama [Kiliseyi oluşturan] imanlıların Mesih’le olan birliği, O’nun bedeninin üyeleri olan bizleri ayrıca birbirimizin üyeleri olduğumuzu ima ediyor:

Efesliler 4: 16 O'nun önderliğinde bütün beden, her eklemin yardımıyla kenetlenmiş ve kaynaşmış olarak, her üyesinin düzenli işleyişiyle büyüyüp sevgide gelişiyor.

 

Öyleyse Hristiyanlar arasında olması gereken paydaşlık, aramamız veya kurmamız gereken bir ideal değil; aksine Mesih’le olan paydaşlığımızın ve bir bedene ait olmamızın zorunlu sonucudur. Bu bakımdan kardeşler arasında olan bu paydaşlık, dikkatle korumamız ve gerekirse yeni baştan keşfetmemiz gereken bir armağandır.

 

Kutsal Kitap birbirimize bağlı olduğumuzu ve Kutsal Ruh’un hükümdarlığıyla bedende bir eksiklik olmasın diye üyelere armağanlar verip bedende istediği yerlere koyduğunu öğretiyor (I.Korintliler 12:11, 18-25). Öyleyse Mesih’in bedeninde hiç bir üye önemsiz değildir. Tanrı kendi Kilisesini, üyelerin birbirlerini geliştirerek bir bütünlük içinde büyümeye katılmalarını sağlamak üzere bir araya getirmiştir.

I.Korintliler 12: 25Öyle ki, bedende ayrılık olmasın, ama üyeler birbirini eşit şekilde gözetsin. 26Eğer bir üye acı çekerse, bütün üyeler birlikte acı çeker; bir üye yüceltilirse, bütün üyeler birlikte sevinir.

 

Böylece Hristiyan hayatının bireysel bir şekilde tamamlanmadığı ve yaşanmadığı bu şekilde en güçlü bir şekilde açıklığa kavuşuyor. Yani Kilisenin dışında tek başına yaşayan bir imanlı örneğini Kutsal Kitap öğretmiyor. Mesih’e dayanarak ve O’nun bedeninin üyeleri olarak yaşıyoruz. Bu yaşam Kutsal Yazıların önemli bir ilkesini yansıtıyor: Tanrı, sıradan kulları Mesih’te yeni bir insanlığı meydana getirmek üzere satın alıyor; halkını bir araya topluyor, kurtarıyor ve lütfuyla kutsuyor! Mesih’te kardeşlerimiz olanlardan ayrı olarak imanlı yaşamımızı sürdüremeyiz, çünkü iman yaşamı birbirimize olan sevgimizle belirleniyor ve ölçülüyor![72]

I.Yuhanna 3:11Başlangıçtan beri işittiğiniz buyruk şudur: birbirimizi sevelim!

I.Yuhanna 4:20Eğer bir kimse, «Tanrı'yı seviyorum» der ve kardeşinden nefret ederse, yalancıdır. Çünkü görmüş olduğu kardeşini sevmeyen, görmemiş olduğu Tanrı'yı sevemez. 21«Tanrı'yı seven, kardeşini de sevsin» diyen buyruğu Mesih'ten aldık.

 

B-) TANRI’NIN SEVGİSİNE DAİR BİR TANIKLIK

Bu sevgi, imanlı yaşamın hedeflerinden biri olduğu halde, kendisi için mevcut olduğu kadar ayrıca da Tanrı’nın sevgisini dünyaya sergilemek üzere görevlendirilmiştir.

 

İnsan’ın isyankarlığının etkilerinden biri nefrettir. İlk olarak, Tanrı’ya karşı nefret...[73] Tanrı’yla paydaşlık içinde yaşama isteği –ki bu gerçek dindir– tamamıyla yok edilemez. Çünkü insan Tanrı’nın benzeyişinde yaratılmış olarak yaşamaktadır. O’na bağlı olmak üzere yaratılmıştır. Buna rağmen günahın dünyaya girmesinden itibaren bu istek bozulmuştur ve kendini artık insanların yarattığı putlara bağlar durumdadır. Sayısız ruhsal maskelerin varlığına rağmen, Romalılar Mektubu (3:11) “Tanrı’yı arayan kimse yok” diye öğretmektedir.[74] İnsanın günahlılığı, Yaratıcı ve insan arasına büyük bir engel duvarı koymuştur. Bu yüzden Kutsal Yazılar doğal insanı Tanrı’nın düşmanı olarak bile tasvir eder.[75]

Romalılar 5: 10 Çünkü eğer biz Tanrı'nın düşmanlarıyken Oğlunun ölümü sayesinde O'nunla barıştıksa, barışmış olarak Oğlunun yaşamıyla kurtulacağımız çok daha kesindir.

 

İnsanlar arasındaki nefret hakkında söz ettiğimiz zaman bu konu daha da belli olmaktadır. Tanrı’ya karşı günahın ani olan sonuçlarından biri insanların birbirlerinden nefret etmeleridir. İnsanlar nefretlerini tecavüz, ırkçılık ve egemenlik hırsıyla açığa vururlar.[76] Kutsal Yazıların günahlı insanın doğal halini tasvir ederken şöyle yazması hiç de şaşırtıcı değildir:

Titus 3:3 Çünkü bir zamanlar biz de anlayışsız, söz dinlemez, aldanan, çeşitli arzulara ve zevklere köle olan, kötülük ve kıskançlık içinde yaşayan, nefret edilen ve birbirimizden nefret eden kişilerdik.

 

Ama Kutsal Yazıların en derin öğretişlerinden biri, Tanrı’nın çarmıhta dünyayı kendisiyle barıştırmasıdır (II.Korintliler 5:18-19). Mesih’le bir olmamızdan (Mesihle Birleşmemiz) dolayı artık Tanrı’yla [Mesih İsa sayesinde] barıştırılmış olmaktayız. Tanrı’dan uzak olmak yerine O’na yakından bağlıyız:

Efesliler 2:18 O'nun aracılığıyla hepimiz aynı Ruh'ta Baba'nın huzuruna çıkabiliriz

 

Yani bizlerin yargıcı olan Tanrı, İsa Mesih’te artık bizlere Baba olmuştur!

 

Tanrı ve insan arasındaki paydaşlığın yeniden kurulması, birbirimizle olan bağların yeniden kurulmalarıyla ifade edilip somutlaştırılır:

Efesliler 2: 14‑16 Çünkü Mesih'in kendisi barışıklığımızdır. Kutsal Yasa'yı, buyrukları ve kurallarıyla birlikte etkisiz kılarak iki topluluğu birleştirdi, kendi bedeninde aradaki engel duvarını, yani düşmanlığı yıktı. Amacı, bu iki topluluktan kendisinde yeni bir insan yaratarak esenliği sağlamak, düşmanlığı çarmıhta öldürmek ve çarmıh aracılığıyla bir bedende iki topluluğu Tanrı'yla barıştırmaktı.

 

Yani İmanlılar Topluluğu olan KİLİSE barış yeridir. Çünkü Mesih ölümü ve dirilişiyle “kendisinde yeni bir insan” yaratabilmek için düşmanlığı öldürmüştür.[77] İmanlı Topluluğunun varolması, ırk, vatandaşlık ve dil farklarını ortadan kaldırmıyor ama bu farklar artık ayrılık yaratan, vaz geçilemez engeller değillerdir:

Koloseliler 3:11 Bu yenilikte Grek ve Yahudi, sünnetli ve sünnetsiz, barbar, İskit, köle ve özgür ayrımı yoktur. Mesih her şeydir ve her şeydedir.

 

Mesih, düşmüş bir dünyaya kurtaran Tanrı’nın sevgisini kutsalların paydaşlığında göstermeyi amaçlamıştır. İmanlı Topluluğunun üyelerinin birbirini sevmeleri, Tanrı’nın halkı için olan sevgisinin diri bir gösterisidir:

Yuhanna 17: 20-21«Yalnız onlar için değil, onların sözüyle bana iman edenler için de istekte bulunuyorum, hepsi bir olsunlar. Baba, senin bende olduğun ve benim sende olduğum gibi, onlar da bizde olsunlar. Dünya da beni senin gönderdiğine iman etsin. 22Bana verdiğin yüceliği onlara verdim. Öyle ki, bizim bir olduğumuz gibi bir olsunlar. 23Ben onlarda, sen bende olmak üzere tam bir birlik içinde bulunsunlar ki, dünya beni senin gönderdiğini, beni sevdiğin gibi onları da sevdiğini anlasın.

 

Bu sevgi Hristiyanlığın doğruluğunu ispat ediyor: öğrencilerin Efendilerine güvenilir olmaları, ilk olarak dini bilgilerinin kusursuzluğunda değil, birbirine olan sevgilerinde görülecektir (Yuhanna 14:20). Kiliseyi oluşturan Topluluğunun derin bir şekilde birbiriyle birliği [ya da paydaşlığı] aracılığı ile dünya İsa’nın gerçekten Baba’dan gönderildiğini anlayıp böylece O’na inanabilecektir (Yuhanna 17:21). Birbirimizi sevmemiz, İsa Mesih’in gerçekten Rab ve Kral olmasıyla ilgili herhangi bir savunma veya metoddan daha iyi, daha kesin bir göstergedir!

 

C-) EGEMENLİĞİN BELİRTİSİ VE TURFANDASI

Kilise (İmanlılar Topluluğu) Tanrı’nın [yeryüzündeki] etkinliğinin (işinin) görülebilen bir işareti olarak Tanrı’nın Egemenliğinin (Krallığının) göründüğü yerdir. Tanrı’nın Egemenliği, Kutsal Yazıların özündeki bir öğretiştir (Matta 6:33; 13:44-46). Kilise ve Egemenlik birbirleriyle aynı olmadıkları halde birbirleriyle yakından ilişkilidir.

 

Kilise, Tanrı’nın Egemenliğinin var olduğunun görülebilen bir işaretidir: bu egemenliğin özünde olan gerçek ise İsa Mesih’in hüküm sürmesi ve Rab’liğini her şeyde uygulamasıdır (Filipililer 2:9-11; Elçilerin İşleri 2:34-36). Dünya ulusları Tanrı’nın egemenliğini Kilisede (Toplulukta) ve kilisenin üyelerinin yaşamında görerek tanır. Tanrı’ya ait olmamız övgülerimizde, imanımızı açıklamamızda, Müjde’yi dikkatle dinleyerek O’nu yaşamlarımızda uygulamamızda ve sakramentlere uygun bir şekilde katılmamızda belli oluyor. Yaşamımızın her alanında Tanrı Söz’üne boyun eğmemiz, her hangi bir dünyasal egemenliği aşan ve tam bağlılık gerektiren bu egemenliğin gerçekliğini ispat ediyor. Tanrı’nın Egemenliği, elbette bu dünyadan değildir: siyasi partilere veya uluslara rekabet olan askeri, ticari veya kanuni bir güce asla indirgenemez ya da bunlarla kısaylanamaz:

Yuhanna 18:36 İsa, "Benim krallığım bu dünyadan değildir" diye karşılık verdi. "Krallığım bu dünyadan olsaydı, yandaşlarım, Yahudi yetkililere teslim edilmemem için savaşırlardı. Oysa benim krallığım buradan değildir."

 

Koloseliler 1:13 O bizi karanlığın hükümranlığından kurtarıp sevgili Oğlunun egemenliğine aktardı.

Ama Baba’nın bizi aktardığı Egemenliğin gerçekliğinde yaşadığımız için, bu egemenliğin etkisi tüm hareketlerimizde ve yaşamımızın her alanında kendini hissettirmelidir.[78] Egemenlik, kutsallık ve doğruluk, insanlara bizde ve bizim aracılığımızla gösteriliyor! Ait olduğumuz ulusa faydalı vatandaşlar yetiştirmekle, insanlık ailesine hizmet etmekle, üzerimizdeki yetkililere, yetkili kurumlara, kanunlara saygı gösterdikçe, hayatın her alanında Mesih gibi yaşamaya çalıştıkça dünya Tanrı’nın Egemenliğini tanıyacaktır.

 

İmanlılar Topluluğu olan KİLİSE ayrıca egemenliğin vasıtasıdır. “Egemenliğin anahtarları”, Kiliseye verilmiştir (Matta 16:19): Tarı Sözü’nün duyurulması aracılığıyla egemenliğin kapıları insanlar önünde açılıyor –veya kapanıyor. Kilisenin Müjde’yi duyurmasıyla insanlar Mesih’in Rab olmasına boyun eğmek veya kendi zararlarına O’nu reddetmek kararı önünde bulunuyorlar.[79] Egemenliği ancak imanla görebilip, imanla ona giribildiğimiz halde (Yuhanna 3:3, 5), yine de bu iman Topluluğun (KİLİSENİN) Sözü duyurmasıyla meydana çıkıyor ve  Toplulukta besleniyor.[80] Tanrısal Egemenliğin varlığı [gerçekliği ve karakteri] Mesih’in tekrar gelişine dek kilisenin karakterini ve dünyadaki görevini belirliyor.

 

Aynı sebeplerden dolayı İmanlı Topluluğu egemenliğin bir turfandasıdır. Egemenlik, kendini Kilise Topluluğu aracılığıyla insanlara diri bir çağrı olarak sunuyor: Kilisenin, Mesih’in huzurunda bir araya gelerek söylediği ilahiler ve övgüler, Kurtarıcı Tanrı’ya övgüler söylemek için tüm uluslardan insanların Tanrı’nın lütuf tahtının önüne toplanacakları günün bir öntadını veriyor:

Vahiy 5: 9‑10Yeni bir ezgi söylüyorlardı:

           «Tomarı almaya

           ve mühürlerini açmaya layıksın!

           Çünkü boğazlandın,

           ve her oymaktan, her dilden,

           her halktan, her ulustan

           insanları kendi kanınla

           Tanrı'ya satın aldın.

           Onları Tanrımızın hizmetinde

           bir krallık haline getirdin,

           kâhinler yaptın.

           Dünya üzerinde egemenlik sürecekler.»

           11Sonra tahtın, canlı yaratıkların ve ihtiyarların çevresinde çok sayıda melek gördüm ve seslerini işittim. Sayıları binlerce binler, onbinlerce onbinlerdi. 12Yüksek sesle şöyle diyorlardı:

           «Boğazlanmış Kuzu,

           gücü, zenginliği, bilgeliği ve kudreti,

           saygıyı, yüceliği ve övgüyü

           almaya layıktır.»

           13Ve gökte, yeryüzünde, yer altında ve denizlerdeki tüm yaratıkların, bunlardaki tüm varlıkların şöyle dediğini işittim:

           «Övgü, saygı, yücelik ve güç sonsuzlara dek,

           taht üzerinde oturanın ve Kuzu'nun olsun!»

14Dört yaratık, «Amin» dediler. İhtiyarlar da yere kapanıp tapındılar.

 

Rab’bin Sofrası, sonsuz egemenliğin ziyafetini ve Kuzu’nun düğün sofrasını gözlerimizde önceden canlandırıyor. Gözlerimizi Mesih’in bizimle Baba’nın Egmenliğinde taze şarabı içeceği zamana çeviriyor (Vahiy 19:6-8; Matta 26:29).[81] Ve bizim Tanrı’yla barışmış olmamız, birbirimizle birlik ve paydaşlık içinde olmamızı gerektiriyor; birbirimizi sevmemiz ise insanların gözlerine [sonsuza sürecek olan] hem birbirimizle hem de bizi sonsuz bir sevgiyle seven Mesih’le olan mükemmel esenlik ve paydaşlığın ilişmesini mümkün kılıyor –mümkün kılması gerek!

 

17. “Günahların affına”

(Elçilerin İşleri 5:29-32, I.Yuhanna 3:14-24, Romalılar 8:29-39)

İmanlı yaşamımız, Tanrı’nın affıyla belirleniyor. Bu yaşam, kendini somut olarak iman ve tövbe eden bir tutumla gösteriyor ve güvenen bir tutumla belirlenmesi gerek, çünkü Tanrı’mız affeden Tanrı’dır.

 

Heidelberg İlmihali 56. ‘Günahların affı’ ile ilgili olarak neye inanıyorsunuz?

Mesih’in kefaretinden dolayı her hangi bir günahım10 ya da hayatım boyunca savaşmak zorunda olduğum günahlı doğam için11 Tanrı’nın bana karşı durmayacağına inanıyorum.

 

Lütfu ile Mesih’in doğruluğunu bana sayan Tanrı, beni sonsuzluğa dek yargıdan özgür kılar.12

 

10 Mezmur 103:3-4, 10, 12, Mika 7:18-19, II.Korintliler 5:18-21, I.Yuhanna 1:7; 2:2

11 Romalılar 7:21-25.

12 Yuhanna 3:17, 18; 5:24; Romalılar 8:1, 2

 

 

 

A-) GÜNAHLARIN AFFI VE İMANLI YAŞAMI

İman Açıklaması, Kutsal Ruh’un Mesih’in işini uyguladığı yerden söz edince ilk önce bireyleri değil, İmanlılar Topluluğu olan KİLİSEyi belirtiyor; bu gerçek, bireylerin iman ile yaşamı için Kilisenin merkez bir konu olduğunu görmemize sebep olmalıdır. Bu demek değil ki, birey önemsizdir. Veya “KİLİSE onu oluşturan üyeler olmadan mevcut olabilir” demek değildir (çünkü İmanlılar Topluluğu olan KİLİSE, Rab’bin topladığı bireylerin oluşturduğu beden (Rabbin bedeni)[82] olarak tarif ediliyor.[83]

Koloseliler 1:18 Bedenin, yani kilisenin başı O'dur. Her şeyde ilk yeri alsın diye başlangıç olan ve ölüler arasından ilk doğan O'dur.

Koloseliler 2: 18-19 Sözde alçakgönüllülükte ve meleklere tapınmakta direnen, gördüğü düşlerin üzerinde durarak benliğin düşünceleriyle boş yere böbürlenen, Baş'a tutunmayan hiç kimse sizi ödülünüzden yoksun bırakmasın. Bütün beden eklemler ve bağlar yardımıyla bu Baş'tan beslenip bütünlenmekte, Tanrı'nın sağladığı büyümeyle gelişmektedir.

 

Ama Kutsal Yazılara uyarak İman Açıklaması, İmanlı Topluluğunun yapısında ve onun üyeleri olarak kurtuluşu tattığımızı vurguluyor. Mesih’in bedeninde, yani kutsalların paydaşlığında, Tanrı’nın affını keşfeder, imanlı yaşamımızı uyguluyoruz. Martin Luther’in söylediği gibi, Tanrı, KİLİSE aracılığıyla:

...bizi bir araya getiriyor. Topluluğu Söz’ü öğretmek ve yaymak üzere kullanıyor. Topluluk aracılığıyla kutsallaşmayı yapıp arttırıyor; günlük büyümesi, iman ve Ruh’un işlerinde güçlenmesine sebep oluyor (...)TANRI’NIN KİLİSESİNDE günahların affı var.[84]

 

Ama İman Açıklaması bize Hristiyan yaşamın açıldığı çevreyi hatırlatarak, bu yaşamın en temel karakterini de gösteriyor. Hristiyan yaşamının karakterini “günahların affı” şekillendirir. Mesih’teki varlığımızın temeli günlük hareketlerimizle yaratabildiğimiz veya başlatabildiğimiz bir program, bir ahlak veya davranışlar üzerinde temel bulmaz. Yani Hristiyan Yaşamı bunlarla bakılarak ölçülemez. Mesih’in Bedeninin satın alınan üyeleri olarak varlığımızın özü, Tanrı’nın Mesih’te günahlarımızı affetmesine dayanıyor. Yani Hristiyan Yaşamının temelinde olan şey Mesih’in KİLİSE için yaptığı şeydir, bizim yaptığımız işler ya da şeyler değildir:

Elçilerin İşleri 5: 31 İsrail'e, günahlarından tövbe etme ve bağışlanma vermek için Tanrı O'nu Önder ve Kurtarıcı olarak kendi sağına yükseltti.[85]

 

Müjde, bu affın Tanrı’nın Egemenliğinin ana öğesi olduğunu vurguluyor (Markos 2:7-12). Af, imanla Mesih’i elinde tutan herkes hak edilmeyen bir armağan olarak veriliyor. Bu affı keşfederek, kurtulduğumuzun bilincine varıyoruz (Luka 1:77). Böylece Yeni Ahit, Müjde’yi –onun aracılığıyla yaşadığımız Müjde’yi– günahların affına dair iyi haber olarak sunarak, bize yaşamımızın kökünden Üçlübir Tanrı’nın merhametli işine yönelmiş olduğunu ve öyle olmaya devam edeceğini hatırlatıyor.

 

B-) GÜNAHLARIN AFFI VE TANRI’YA İTAAT ETME

Hristiyan yaşamını “affedilme” ile ilgili olarak tasvir ederek, İman Açıklaması ve Kutsal Yazılar bize Yasa’da yansıtılan Tanrı’nın isteğine uymak konusundaki yeteneksizliğimizi hatırlatıyor.[86] İlk olarak, Mesih’e yaptıklarımızdan dolayı değil gelmedik; lütuf ile Tanrı hastalığımızı ve bir “hekime” olan ihtiyacımızı görmemizi sağladığı için Mesih’e koştuk.[87] Şimdi bile Hristiyanlar olarak itaatimiz Tanrı’nın isteğinden çok yoksun kalmıştır (I.Yuhanna 1:8-10). Bu nedenle Hristiyan yaşamı asla kişisel etkinliğimiz veya itaatimizle belirlenemez, çünkü öyle olsa Kutsal Tanrı bizi reddetmekten başka birşey yapamazdı.[88] Tamamıyla mükemmel bir tavır bile Tanrı’nın “asgari isteği’ni” aşamaz:

Luka 17:10 Siz de böylece, size verilen buyrukların hepsini yerine getirdikten sonra, ‘Biz değersiz kullarız; sadece yapmamız gerekeni yaptık’ deyin.

 

“Günahların affının” Hristiyan yaşamının özü olduğunu söylemek, imanlılar olarak yaşamımızın sürekli tövbe ve imanla belirlenmek zorunda olduğunu söylemek demektir.[89] Günahkar olduğumuz için tövbe etmemiz gerek; Tanrı’nın ondan nefret ettiği ve gün geçtikçe daha çok bizim de ondan nefret etmeyi öğrendiğimiz günah, hala reflekslerimizin ve alışkanlıklarımızın bir parçasıdır. En büyük ihtiyacımız, devamlı günahlarımızın yıkanması ve yaşamlarımızın pak edilmesidir. Ama Hristiyan yaşamı ayrıca imanla belirleniyor, çünkü günahlılığımız artık bizi ümitsizliğe ve Tanrı yolundan vaz geçmeye değil, Tanrı’nın affını tekrar ele geçirmek isteğine yöneltiyor –öyle olması gerek. Ve bu af, gerçekten Mesih’te bulunduğu için yaşamımız devamlı büyüyen bir iman ve bağlılıkla sürekli O’na doğru yönelmelidir.

 

Bu öğretiş gündelik yaşamda itaatli olmayı ve buna gayret etmeyi unutabildiğimizi mi demek istiyor? Kutsal Yazılar, bu itaatin güdüsünün mecburiyet duygusundan ziyade, imandan doğan bir sevgi olduğunu öğretiyor. Kutsal Yazılar Hristiyan yaşamı için esas güdünün “sevgiyle etkin olan iman” (Galatyalılar 5:6) olduğunu söylüyor. Çünkü iman ve sevgi birbirine çözülemez bir şekilde bağlıdır, çünkü –imanla– affedildiğini bilen ve bu affı yaşamına uygulayan kişi, mutlaka Tanrı’yı sevmekte de büyüyecektir (Luka 7:42-48). Kalbimizin karanlığını ve Tanrı’nın sınırsız kutsallığını daha çok keşfettikçe Mesih’in çarmıhının Tanrı ve bizim günahımız arasındaki uçurumu kaldıracak kadar büyük olduğunu daha da çok keşfediyoruz; ve bizi öylesine seven Tanrı’ya hayranlıkta ve sevgide daha çok büyüyoruz!

 

Aslında Tanrı’nın buyruklarından söz etmeye gayret ederek O’na olan sevgimiz pratik olarak açığa çıkarılıyor. İtaatte büyümeye çalışmayan bir kişi, Tanrı’nın lütfunu aslında anlamadığını gösteriyor (I.Yuhanna 3:22, 24).[90] Diğer taraftan egemenliğin affını tadan kişi, Kutsal Ruh’un işi aracılığıyla kendini egemenliğe yönelen hareketlerde ve etkinlikte meşgul bulacaktır! Aynı şekilde Tanrı’nın buyrukları, birbirimizi seven bir tutum ve davranışla gerçekten yerine getirilecektir:

I.Yuhanna 3: 23 O'nun buyruğu Oğlu İsa Mesih'in adına inanmamız ve İsa'nın buyurduğu gibi birbirimizi sevmemizdir.

Galatyalılar 5: 14 Bütün Kutsal Yasa tek bir sözde özetlenmiştir: Komşunu kendin gibi seveceksin.

Romalılar 13: 8 Birbirinizi sevmekten başka hiç kimseye bir şey borçlu olmayın. Çünkü başkalarını seven, Kutsal Yasa'yı yerine getirmiş olur. 9 "Zina etmeyeceksin, adam öldürmeyeceksin, çalmayacaksın, başkasının malına göz dikmeyeceksin" buyrukları ve bundan başka ne buyruk varsa, şu sözde özetlenmiştir: "Komşunu kendin gibi seveceksin." 10 Seven kişi komşusuna kötülük etmez. Bu nedenle sevmek Kutsal Yasa'yı yerine getirmektir

 

Tanrı’nın buyruklarına olan itaat eğer komşumuza olan sevgiden kaynaklanmazsa bu gerçek bir itaat değildir! Bu nedenle sevgi, Hristiyan yaşamın esas “sınavı”dır, çünkü inanan ve tövbe eden bir tutumla yaşayıp yaşamadığımızı “sevgimiz ya da sevgisizliğimiz” gösteriyor (I.Yuhanna 3:14-15).[91] Sevgi, gerçekten “günahlarımızın affını” uygulayıp uygulamadığımızı gösteriyor!

 

C-) GÜNAHLARIN AFFI VE TANRI’NIN İYİLİĞİ

Son olarak, Hristiyan yaşamını “günahların affı” olarak belirlemek, Tanrı’nın karakteri hakkında önemli bir öğeyi gösteriyor. Antlaşması içerisinde Tanrı, kendini bize affeden, sevgiyle gelen Tanrı olarak gösteriyor. Kutsal Yazıların Tanrısı zalim, ne yapacaği belli olmayan bir Efendi değildir; aksine, günahlarımızı ortadan kaldırıyor ve bir babanın çocuğuna merhamet gösterdiği gibi bize sonsuz bir şefkatle bakıyor:

Mezmur 103: 11 Çünkü gökler yeryüzünden ne kadar yüksekse,

Kendisinden korkanlara karşı sevgisi de o kadar büyüktür.

12 Doğu batıdan ne kadar uzaksa,

O kadar uzaklaştırdı bizden isyanlarımızı.

13 Bir baba çocuklarına nasıl sevecen davranırsa,

RAB de kendisinden korkanlara öyle sevecen davranır.

 

Tanrı’nın hareketleri kapris gibi değişken huylar tarafından değil, değişmeyen güvenilirliğinin vaadi tarafından belirlenir. Antlaşması, yani bize verdiği ciddi kararı yaratılıştan bile daha sağlamdır!

İşaya 54:10 Çünkü dağlar yerinden kalkar, ve tepeler sarsılır, fakat inayetim senin üzerinden kalkmaz, ve selamet ahdim sarsılmaz, sana merhamet eden Rab diyor.

 

Tanrı’nın kendini böylece açıklaması sebebiyle günaha karşı kayıtsız bir tutum benimseyemeyiz [ki, böyle bir tutum aslında imanımızın bir inkarı olacaktır]. Böylece Tanrı’nın Antlaşmasal Sadakati O’na ve vaatlerine güvenimizde büyümemizi mümkün kılıyor. Tanrı bizde başladığı işini bitirecektir; ellerinin işini terk etmeyecektir:

Mezmur 138: 8 Ya RAB, her şeyi yaparsın benim için.

Sevgin sonsuzdur, ya RAB,

Elinin eserini bırakma!

Filipililer 1: 6 Sizde iyi bir işe başlamış olan Tanrı'nın bunu Mesih İsa'nın gününe dek bitireceğine güvenim var.

 

Bu prensip Romalılar 8:29-39 ayetlerinde apaçıktır: Tanrı, sonsuz sevgisiyle kendini onlara bağladığı kişileri, yani “önceden bildiği” kişileri, insanlığındaki Mesih’in tam benzerliğine dönüştürmeye karar vermiştir (29.ayet).[92] Aynı şekilde onları kendine çağırdı ve onlara Mesih’in mükemmel doğruluğunu verdi (30. ayet). Ama onlara olan vaatler bununla bitmez: kendini onlara sınırsız bir sevgiyle birleştirdiği için kendini kurtuluşunun tamamlanmasına adıyor. Bu Tanrısal karar öylesine kesindir ki, ayetler kurtuluşun tamamlanmasını geçmiş bir olay olarak (çarmıhta tamamlanan) tasvir edebiliyor: “akladığı kişileri yüceltti” (30. ayet).

 

Bu nedenle sağlam ve sarsılmaz bir güvenimiz vardır; Tanrı, Kendisini çocukları ile birleştirmek için onları dünyanın kuruluşundan önce seçecek kadar çok sevmişse,[93] onlar Tanrı için yaşasın diye Oğlunu göndermişse (32. ayet), onlara sadece lütfunu değil, kurtuluşunu da vermeye kararlıysa, nasıl O’nun huzurunda korkuyla durabiliriz? “Tanrı’nın seçtiklerini kim suçlayacak? Eğer onları aklayan Tanrı ise!”... Bizim için ölmüş ve dirilmiş Tanrı Oğlu İsa Mesih bizim için aracılık ediyor ve çarmıhta yaptığı mükemmel kurban aracılığı ile bizim için mükemmel haklar sağlıyor (33-34. ayetler). Öyleyse hiç birşey bizi Mesih’in lütfundan ayıramaz! Ne içinde içinde bulunduğumuz durum, ne yaşamın belirsizlikleri (35-36. ayetler), ne geleceğin bilinmezliği, ne şeytani güçler, ne kendi zayıflığımız, ne de ölüm (38-39. ayetler); hiç birşey bizi “Rabbimiz Mesih İsa’da olan Tanrı’nın sevgisinden ayırmaya yetmeyecektir” (39. ayet).

 

Tanrı, bize “günahlarının affını” veriyor; bu nedenle Hristiyan yaşamımız korkan bir tutumda değil, sevgide, emniyette ve boşa çıkmayacak ümitte ilerleyebilir. Çünkü “bizi sevenin aracılığıyla bunların hepsinde galiplerden üstünüz!” (37. ayet).

 

 

18. “Ölülerin dirilişine ve sonsuz yaşama inanıyorum. Amin”

(Filipililer 3:20-21, Romalılar 8:18-22, Vahiy 21:1-8)

 

Dirilen Mesih ‘tekrar geldiği’ zaman yargılama aracılığıyla zaferini kabul ettirecektir. O zaman yenilenmiş yaratılışa yeni ve dirimiş bedenlerle girecek, Tanrı’nın sonsuz egemenliğinin sevincinde sonsuz sept gününde dinlemeyi tadacağız.

 

Heidelberg İlmihali 57. ‘Ölülerin dirilişi’ sizlere nasıl bir teselli olur?

Sadece bu yaşamdan sonra ruhum hemen başım olan Mesih’e doğru alınacak değil;1 aynı zamanda Mesih’in gücüyle diriltilen bedenim dahi ruhumla yeniden birleşecek, Mesih’in görkemli (kutsal) bedenine benzer hale getirilecektir.2

 

1 (Luka 16:22), Luka 23:43, Filipililer 1:21-23

2 (Eyüp 19:25-26), I.Korintliler 15:20, 42-46, 54, Filipililer 3:21, I.Yuhanna 3:2

 

Heidelberg İlmihali 58. İnanç açıklamasının sonsuz yaşamla ilgili maddesi sizi nasıl teselli ediyor?

Sonsuz sevincin başlangıcını şimdiden kalbimde tecrübe ediyorum,3 bu yaşamdan sonra da hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı, hiçbir insanın hayal edemeyeceği Tanrı’nın sonsuzluk boyunca övülmesi için olan mükemmel kutsanmışlığı alacağım.4

 

3 (Yuhanna 17:3), Romalılar 14:17, (II.Korintliler 5:2-3)

4 (Yuhanna 17.24) Yuhanna 17:3; I.Korintliler 2:9

 

 

 

A-) BEDENİN DİRİLİŞİ

İnsanlık tarihi Tanrı’nın Krallığının altında başlıyor. Ancak insanlık tarihi yavaş yavaş mükemmel bir insanlığa doğru ilerleme içinde değildir. Bu noktada Tanrı halkını bir araya getiren şey Tanrısal ümit ve vaatlerdir. İsa Mesih’te yenilenen ve değiştirilen yeni gökler ve yeni yeryüzünün ümidini veren güvenilir Tanrı’nın vaadidir. Koloseliler mektubu (1:16) Mesih’i işaret ederek “Herşey O’nda yaratıldı” diyor. Mesih geldiğinde düşmüş yaratılışı kurtaracak, her şeyi ayakları altına alacak, son düşman olan ölümü yok edecek ve Baba’nın mirasını elde edecektir.[94] Son Zamanlar konusundaki Kutsal Yazıların öğretişi her şeyden ziyade Mesih ve O’nun zaferi hakkındadır. Mesih her şeyin başı ve kurtarıcısı olduğu için bu yaratılış her zaman Şeytan’ın yağması olmayacaktır. Bizi kuşatan günah, isyankarlık ve bozulmuşluk sonunda yok edilecektir!

 

Rab İsa Mesih ile olan birliğimizden dolayı, O’nun zaferi bizim zaferimiz, O’nun mirası, bizim mirasımızdır. Bu nedenle dirilen Mesih’in tekrar gelmesi, bizim dirileceğimizin işaretidir:

Filipililer 3:20-21 “Oysa bizim vatanımız göklerdedir. Ve oradan, Kurtarıcı olan Rab İsa Mesih’i bekliyoruz. O, her şeyi kendine bağlı kılmaya yeterli olan gücünün etkinliğiyle bizim düşkün bedenlerimizi değiştirip kendi yüce bedenine benzer hale getirecektir”

 

Yani bizim dirilişimiz Mesih’in dirilişinin gerekli olan bir sonucudur, çünkü O bizim uğrumuza öldü ve dirildi.[95] Burada temel bir noktayı vurgulamalıyız: İman Açıklaması, Kutsal Yazılara uyarak, bedensel bir dirilişten söz ediyor. Son ümidimiz, orada dünyasal kabuğunun zincirlerinden özgür edilen canımızın Tanrı’nın huzurunda maddi olmayan bir sürdüreceği bir göksel cennet değildir. Aslında İman Açıklaması tam olarak bu tür fikirlere karşı gelmeye çalışıyor: Bu yüzden de orijinal Latince metin “ölülerin dirilişi” deyimini değil, “bedenin dirilişi” deyimini kullanıyor![96] Varlığımız öldüğümüz zaman elbette sona ermiyor: Mesih’te ölenler şimdi bile “Mesih’le birliktedir”

Filipililer 1:23 İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesih'le birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.

 

Ama son ümidimiz daha da derin ve yücedir: Mesih, tüm varlığımızı kurtaracak ve Tanrı’nın yaratılışın başlangıçında insan için belirlediği amaçları bizde gerçekleştirecektir!

 

Yeni Ahit, mezara konulan ceset ile dirilecek olan beden arasında bir benzerlik olacağını göşteriyor: “mezarda olanlar” Mesih’in sesini işitip “yargılanmak üzere dirilecekler” (Yuhanna 5:28-29).[97] Gizemli bir şekilde Tanrı, bu yaşamda olduğumuz varlıkla sonsuz egemenlikte olacağımız varlık arasındaki birliği koruyor. Tanrı güvenilir olduğu için, hiçbir şey mahvolmayacaktır! Kutsal Yazılar bedensel bir yenileme olacağını öğretiyor. Çürümeye mahkum olan bedenlerimiz, çürümez, görkemli ve ölümsüz olarak dirilecektir:

I.Korintliler 15: 42 Ölülerin dirilişi de böyledir. Beden çürümeye mahkûm olarak gömülür, çürümez olarak diriltilir.

43 Düşkün olarak gömülür, görkemli olarak diriltilir. Zayıf olarak gömülür, güçlü olarak diriltilir.

44 Doğal beden olarak gömülür, ruhsal beden olarak diriltilir. Doğal beden olduğu gibi, ruhsal beden de vardır.

54 Çürüyen ve ölümlü beden çürümezliği ve ölümsüzlüğü giyinince, «Ölüm yok edildi, zafer kazanıldı!» diye yazılmış olan söz yerine gelecektir.

55 «Ey ölüm, zaferin nerede?

Ey ölüm, dikenin nerede?»

 

Böylece bizi kendi benzerliğine dönüştürmek üzere şimdi hüküm sürdüğü göksel yerlerden Kilisesi için gelen Mesih’e benzeyeceğiz:

I.Korintliler 15: 45 Nitekim şöyle yazılmıştır: «İlk insan Adem yaşayan can oldu.» Son Adem'se (İSA MESİH) yaşam veren ruh oldu.

47 İlk insan yerden, yani topraktandır. İkinci insan (İSA MESİH) göktendir.

48 Topraktan olan insan nasılsa, topraktan olanlar da öyledir. Göksel insan nasılsa, göksel olanlar da öyledir.

49 Bizler topraktan olana nasıl benzediysek, göksel olana da benzeyeceğiz.

51-52 İşte size bir sır açıklıyorum. Hepimiz ölmeyeceğiz; son borazan çalınınca hepimiz bir anda, göz açıp kapayana dek değiştirileceğiz. Evet, borazan çalınacak, ölüler çürümez olarak dirilecek, ve biz de değiştirileceğiz.

53 Çünkü bu çürüyen beden çürümezliği, bu ölümlü beden ölümsüzlüğü giyinmelidir.

I.Yuhanna 3: 2 Sevgili kardeşlerim, daha şimdiden Tanrı'nın çocuklarıyız, ama ne olacağımız henüz bize gösterilmedi. Ancak, Mesih göründüğü zaman O'na benzer olacağımızı biliyoruz. Çünkü O'nu olduğu gibi göreceğiz.

 

Nasıl ki, bir kurtçuk kozasından parlayan renklerle giydirilen bir kelebek olarak çıktığı gibi, bizim bedenlerimiz de, Mesih’in gücü ve yüceliği tarafından yenilenmiş olarak yenilenecektir (Filipililer 3:21)!

 

B-) ŞİMDİKİ YERYÜZÜ VE GELECEK OLAN YERYÜZÜ

Kutsal Yazıların beden hakkında söylediği şeyler yaratılışın tümü için de geçerlidir: bu şimdiki yeryüzü yok edilmeyecek, değiştirilecek ve yenilenecektir. Tanrı’nın bu düşmüş yaratılışı tamamen ve kesin olarak yargılayacağını vurgulamak üzere Kutsal Yazılar “mahvetme, yıkım”[98] gibi deyimleri sıklıkla kullanıyor:

İşaya 34: 4 Bütün gök cisimleri küçülecek,

Gökler bir tomar gibi dürülecek;

Gök cisimleri, asma yaprağı,

İncir yaprağı gibi dökülecek.

İşaya 51: 6 Başınızı kaldırıp göklere bakın,

Aşağıya, yeryüzüne bakın.

Çünkü bu gökler duman gibi dağılacak,

Giysi gibi eskiyecek yeryüzü;

Üzerinde yaşayanlar sinek gibi ölecek.

Ama benim kurtarışım sonsuz olacak,

Ardı kesilmeyecek zaferimin.

II.Petrus 3:10 Ama Rab'bin günü hırsız gibi gelecek. O gün gökler büyük bir gürültüyle ortadan kalkacak, maddesel öğeler yanarak yok olacak, yer ve yeryüzünde yapılmış olan her şey yanıp tükenecek

 

Bu nedenle Mesih’in tekrar gelmesi ve O’nun getireceği yargılamayla şimdiki yaratılışın tam olarak mahvedileceğini, şimdiki gök ve yeryüzünün yerine tamamen yeni bir yaratılışın başlangıcını belireceğini düşünebiliriz.

 

Ama Kutsal Yazılar bu ‘mahvolma’yı başka bir olaya benzetiyor: işte “O zamanki dünya yine suyla, tufanla mahvolmuştu diyen II.Petrus 3:6 ayeti bu “mahvolma” ifadesini kullanırken tam olarak yok edilmeyi kast etmiyor. Fakat “tufanla mahvolma” ifadesi ile çok şiddetli ve derin bir yargılamanın getirdiği şeyi vurguluyor. Kutsal Yazılar günahımızdan dolayı yozlaşmaya mahkum olan yaratılışın (Romalılar 8:20) yok edileceğini değil, yargı aracılığıyla pak kılınacağını öğretiyor. Böylece yaratılış “Tanrı çocuklarının ortaya çıkmasını büyük özlemle bekliyor” (Romalılar 8:19). Çünkü yaratılış Tanrı’nın yargısına teslim edilmesine rağmen, ona yine de ümit verilmiştir: Yaratılış “yozlaşmaya olan köleliğinden kurtarılıp Tanrı çocuklarının yüce özgürlüğüne” kavuşacaktır (Romalılar 8:21). Bu nedenle bundan sonra gelen ayet yaratılışın “inlemesini” ölen bir adamın inlemelerine değil, doğum ağrılarına benzetiyor (22).

 

Aslında şimdiki yaratılışın yok edilmesi Şeytan için bir zafer olacaktı, çünkü ilk iyiliğine rağmen, yaratılış şimdi Tanrı’nın baştan başlamasını gerekli kılacak kadar yozlaşmış olacaktı. Kutsal Yazılar bu dünyanın Tanrı’nın yaratılışı olmaya devam ettiğini, Mesih’in işinin ise “barıştırma” olduğunu vurguluyor:

Koloseliler 1:20 Mesih'in çarmıhta akıtılan kanı aracılığıyla esenliği sağlamış olarak yerdeki ve gökteki her şeyi O'nun aracılığıyla kendisiyle barıştırmaya razı oldu.

 

Tanrımız, kurtaran Tanrı’dır! Sonsuz Krallık maddi dünyanın zincirlerinden özgür kılınmak zorunda bırakılmış bir varoluş olmayacak; daha doğrusu Tanrı’nın Krallığı, cennet yeryüzüne indiği zaman tamamlanacak, öyle ki, bizler “doğruluğun barınacağı yeni göklerde ve yeni yeryüzünde Tanrı’yla birlikte yaşayalım” (II.Petrus 3:13; Esinleme 21:1-4).[99] Aynı zamanda bu yaratılış bedenlerimiz gibi yüceltilecek ve yenilenecektir.

 

Efesliler 3: 16-19 Baba'nın kendi yüceliğinin zenginliği uyarınca Ruhu'yla sizi iç varlığınızda kudretle güçlendirmesini ve Mesih'in iman yoluyla yüreklerinizde yaşamasını dilerim. Öyle ki, Tanrı'nın bütün doluluğuyla dolmanız için, sevgide köklenmiş ve temellenmiş olarak bütün kutsallarla birlikte Mesih'in sevgisinin ne denli geniş ve uzun, yüksek ve derin olduğunu anlamaya, bilgiyi çok aşan bu sevgiyi kavramaya gücünüz yetsin. 20 Tanrı, bizde etkin olan kudretiyle, dilediğimiz ya da düşündüğümüz her şeyden çok daha fazlasını yapabilecek güçtedir.

Kutsal Yazılar ne denli geniş ve uzun, yüksek ve derin” ifadeleriyle yaratılışın son durumunun kavrayabildiğimiz şeyleri sınırsızca aşacağını gösteriyor. Çünkü bu durumda “Tanrı her şeyde her şey” olacaktır (I.Korintliler 15:28).

 

C-) SONSUZ EGEMENLİK, SONSUZ SEPT GÜNÜ

Mesih’in tekrar gelmesi “yargılama” ile anlamdaştır (Matta 13:41). Tanrı’ya karşı isyan etmeye devam edenler, özellikle kurtuluş getirmek için gelen İnsanoğlu’nun Rab’liğine karşı direnenler Egemenlikten uzaklaştırılacak, Kuzu’nun düğün sofrasından mahrum edilecek, Tanrı’nın huzurundan ve O’nunla paydaşlıktan kovulacaklardır.[100] 

 

Filipilier 2: 9 Bunun için de Tanrı O'nu pek çok yükseltti ve O'na her adın üstünde olan adı bağışladı. 10-11 Öyle ki, İsa'nın adı anıldığında gökteki, yerdeki ve yer altındakilerin hepsi diz çöksün ve her dil, Baba Tanrı'nın yüceltilmesi için İsa Mesih'in Rab olduğunu açıkça söylesin.

Kral’a inatçılıkla karşı gelmeye edenler kendi zararlarına olarak İsa Mesih’in herşeyin Rab’bi ve Hükümdarı olduğunu fark etmek zorunda olacaklardır. O zaman “her yönetimi, her hükümdarlık ve gücü ortadan kaldıran” İnsanoğlu, egemenliği Baba’ya teslim edecektir (I.Korintliler 15:24). Adem ve Havva bahçeden kovulalı beri dünyaya verilmiş olan ümit sonunda gerçekleşecektir (Tekvin 3:15 -Yuhanna 1:1-3, 14 -Galatyalılar 4:4-6 -Vahiy 21:4-5, Matta 25:31-46).

 

Bu tasvirlerden öte, Kutsal Yazılar Sonsuz Krallığı “Yaratıcı ve Kurtarıcı olan Antlaşma Tanrı’sıyla tam bir paydaşlık içinde olmak” olarak açıklamaktadırlar. Tanrı’yla olan bu beraberliği zayıf ve sınırlı zihinlerimizin kavrayabildiği her hangi bir şeyi sınırsızca aşan bir paydaşlık olarak açıklıyor (Vahiy 21:3). Ona sahip olmak üzere yaratıldığımız Tanrı’yla yakın bir ilişki tam mükemmel bir düzeyde olacaktır:

İşaya 11: 9 Çünkü sular denizi nasıl dolduruyorsa,

Dünya da RAB'bin bilgisiyle dolacak.

 

Şimdi ancak tatmaya başladığımız şefkat, günahın ve kötülüğün sonuçlarının yıkılması bu egemenliğin işaretleri olacaktır:

Vahiy 21: 4 Onların gözlerinden bütün yaşları silecek. Artık ölüm olmayacak. Artık ne yas, ne ağlayış, ne de ıstırap olacak. Çünkü önceki düzen ortadan kalktı." 5 Tahtta oturan, "İşte her şeyi yeniliyorum" dedi. Sonra, "Yaz!" diye ekledi, "Çünkü bu sözler güvenilir ve gerçektir."

 

Tanrı’nın kurtarışının uzun hikayesi boyunca pek çok kesintiye uğratılmaya çalışılan Kurtuluş Planı tamamlanacak, Savaşan Kilise’nin[101] ve Kurtuluş Planı için tarihi tek bir amaca doğru yönlendiren Tanrı’nın bütün etkinlikleri kesin bir dinlenme ile sonuçlanacaktır. Yani Sonsuz Krallık eskatalojik bir dinlemeye geçecek ve Sonsuz Krallıkta dinlenmeyi temsil eden Sonuz Sebt Günü boyunca Kilise esenlik ve tapınma içinde olacaktır (Vahiy 21:25):

Vahiy 22: 3 Artık hiçbir lanet kalmayacak. Tanrı'nın ve Kuzu'nun tahtı kentin içinde olacak, kulları O'na tapınacak. 4 O'nun yüzünü görecek, alınlarında O'nun adını taşıyacaklar. 5 Artık gece olmayacak. Çıra ışığına da güneş ışığına da gereksinmeleri olmayacak. Çünkü Rab Tanrı onlara ışık verecek ve sonsuzlara dek egemenlik sürecekler.

 

Ama Üçlübir Tanrı’nın mükemmel ve sonsuz egemenliği şefkatin bolluğundan ve kötülüğün bulunmamasından dolayı daha öz ve merkezi bir şekilde belli olacak:

Vahiy 22: 1 Melek bana Tanrı'nın ve Kuzu'nun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.

Vahiy 21: 9 Son yedi belayla dolu yedi tası taşıyan yedi melekten biri gelip benimle konuştu. "Gel!" dedi, "Kuzu'ya eş olacak gelini sana göstereyim." 10-11 Sonra melek beni Ruh'un yönetiminde büyük, yüksek bir dağa götürdü. Oradan bana gökten, Tanrı'nın yanından inen ve O'nun görkemiyle ışıldayan kutsal kenti, Yeruşalim'i gösterdi. Kentin ışıltısı çok değerli bir taşın, billur gibi parıldayan yeşim taşının ışıltısına benziyordu.

.

 

Tanrı’nın ve Kuzu’nun tahtı (22:1), gelinin ortasına (21:9-11) konulacak, Kuzu için yaşayanlar, lütfuyla O’na ait olmak üzere kendilerini inkar edenler, O’na benzeyeceklerdir. O, kutsal olduğu gibi onlar da tam olarak kutsal olacaklardır. Sept gününün ve sonsuz egemenliğinin tapınmasında Tanrı Baba’ya, Oğul’a ve Kutsal Ruh’a yeni bir ezgi söyleceklerdir (Vahiy 5:9-10). Ve böylece “O’nun kulları kendisine tapınacaklar. O’nun yüzünü görecek, alınları üzerinde de O’nun adını taşıyacaklar” (Vahiy 22:3-4). Ve Tanrı’nın Yasası ve isteği onlarda tamamlanacak ve onlar, birçok kardeş arasında ilk doğan Oğul[102] olan Kuzuyla birlikte “sonsuzlara dek egemenlik sürecekler” (Vahiy 22:5).

 

Bizim için vaadedilen şeyleri gösteren böyle bir vahyin çağrı ve duayla sona ermesi şaşırtıcı mi?

Vahiy 22: 17 Ruh ve Gelin, "Gel!" diyorlar. İşiten, "Gel!" desin. Susayan gelsin. Dileyen, yaşam suyundan karşılıksız alsın.

20 Bunlara tanıklık eden, "Evet, tez geliyorum!" diyor.

Amin! Gel, ya Rab İsa!

 

 

İLAVE BÖLÜM: “Mesih’le Birleşme”

 

A-) Mesih’le Birleşme ve Baba önünde Temsilciliğimiz

Mesih’le Birleşme[103] konusu Yeni Ahit içinde merkezi bir yer alıyor. Özellikle sık sık kullanılan “Mesih’te, Mesih’le, Mesih aracılığı ile” (veya “O’nda”) gibi ifadeler bu birleşmeden söz ediyor. Teoloji, Rab ile olan bağımızın yakınlığını ve gizemini vurgulamak için genelde buna “gizemsel birleşme” [104] diyor. Mesih’in işini tam olarak anlamak ve imanımızı günlük yaşam tarzı olarak öğrenmemiz için bu öğretiş bir rehberdir.

 

Bu öğretişin özünde Mesih’in aracımız ve temsilcimiz olması vardır. Kutsal Yazılara göre, İlk Adam (Adem) bizi Tanrı önünde temsil etmekle görevlendirilmiştir. Bu nedenle onun günahı onun soyundan gelen tüm insanlığı geniş çapta ve trajik olarak etkilemiştir. Onun ölümüne sebep olan itaatsizliği, bizim ölümümüz için de sebep olmuştur (I.Korintliler 15:21-22). Onun günahı yüzünden biz de günahkar kılındık (Romalılar 5:18-19).

 

Aynı şekilde “Son Adem” olan İsa Mesih yeni bir insanlığın temsilcisidir. Mesih mükemmel bir insan olarak, O’na ait olanların hesabını Tanrı’ya veriyor (Romalılar 5:17-19). İman bağıyla ölüm ve dirilişinde Mesih’le “bir” oluyoruz (Romalılar 6:5-10); Eski Ahit’de İsrail’e verilen vaatler Mesih’te yerine getirildi ve tamamlandığından şimdi Mesih’e ait olan bizlere Mesih’te tamamlan vaatler ve bereketler veriliyor (Efesliler 2:12-17; 3:6) ve yüceltilen Rab’bimizde sonsuz bir mirasın ümidini elde ediyoruz (Efesliler 2:5-7, I.Yuhanna 3:2). Bu birleşme belirli bir zamanda gerçekleştirildiği halde, onun temeli sonsuzluktadır: Kutsal Yazılar, Baba’nın dünyanın kuruluşundan önce bizi “Mesih’te” seçtiğini açıklamaktadır (Efesliler 1:4; II.Timoteyus 1:9). O’nu aramaya başlamamızdan önce, varoluşumuzdan önce bile, Tanrı bize seçici sevgisiyle bakıp, bizi Oğlunda merhamet ettiği insanlar olarak ayırmıştı. Bu nedenle kurtuluş, sallanan isteklerimiz veya değişken kararlarımıza bağlı değildir; Mesih’teki lütfun değişmezliğinde sabit olmak üzere demir atmıştır!

 

B-) Mesih’le Birleşme ve İmanlı Yaşam

 

I.Korintliler 1: 30 Ama siz Tanrı sayesinde Mesih İsa'dasınız. O bizim için tanrısal bilgelik, doğruluk, kutsallık ve kurtuluş oldu.

“Mesih İsa’da” olduğumuz için çarmıhta sağlanan doğruluk bize veriliyor; böylece Tanrı bizim günahımızı değil, Mesih’te ve O’nun pak doğruluğundaki kutsal kılnmış olan bizi görmekten memnundur.[105]

 

Ama temsilcimizle –veya Kutsal Yazıların sık sık kullandığı sözüyle “başımızla”– birleşmemizin tek sonucu Tanrı’nın bizi Oğlunun sayesinde doğru sayması değildir. Mesih, ayrıca kutsallaşmamız olmuştur. Kutsal Ruh’un etkinliğiyle Mesih’in mükemmel insanlığının etkisi kendini bizim yaşamlarımızda hissettiriyor (bazen bizim ancak kısmen kavrayabildiğimiz bir şekilde); Mesih kendi mükemmel yaşamında sergilediği itaat ve kutsallığı bizim yaşamlarımıza koyuyor. Böylece Mesih’in Ruh’u bizi “yücelik üstüne yücelikle” diri Rab’bin benzerliğine değiştiriyor (II.Korintliler 3:18). Kutsal Yazılar sadece Mesih’te olduğumuzu değil, Mesih’in bizde olduğunu da beyan ediyor: yüceliğe kavuşma ümidi olan Müjde’nin özündedeki sır, O’nun değiştirici huzurudur (Koloseliler 1:26-27). Mesih’in bizde biçimlenmesi, O’nun kutsallığı yaşamlarımızda geçtikçe daha çok görülmesi (Galatyalılar 4:19) için çabalıyoruz!

 

Bu öğretiş, Mesih’in işinin engin birliğini vurguluyor: O’na “aşılanmış” olduğumuz için, işinin doluluğu bize veriliyor. Bu iş hiç bir şekilde parçalara ayırılamaz: İsa Mesih, Kurtarıcımız olunca, mutlaka ve her zaman aynı sebeplerle tüm yaşamımızın Rab’bi ve Efendisi olacaktır; İsa Mesih bizleri “kutsallaştıran” kişi olmadıkça bizi “Tanrı’ya satın alan İsa’mız” olması da mümkün değildir. İman aracılığıyla “O’nunla bir” olduğumuz andan itibaren O’nun kişiliğinin kapsadığı doğruluk [ve başka tüm Tanrısal lütuflar] bize bol bol hediye edilerek bizi değiştirmeye başlıyor.[106] Ve varlığımızın son hedefi olarak sergilenen diri Mesih’in yüceliği, kendini o andan itibaren ancak kısmen ve büyük bir çapta “saklı” olmasına rağmen bizde göstermeye başlıyor.[107]

 

Olduğumuz ve olacağımız herşey ve kurtulmamızda bize verilecek olan herşey, İsa Mesih’te bulunuyor. Mesih, kurtuluşumuz, doğruluğumuz, kutsallığımız ve yüceltilmemiz olmuştur. O yaşamımız olmuştur (Koloseliler 3:4; Filipililer 1:21). Bu nedenle, imanlı yaşam kendi özerk çabalarımız aracılığıyla ilerlemek (Yeni Ahit’in sözüyle doğal benliğin yönetiminde yaşamak) anlamına gelmiyor. Aksine, devamlı Mesih’e bakarak, O’na dayanarak yaşıyoruz.

 

C-) “Gizemli Birleşme” ve Mesih’in Kurbanının çapı

Bu öğretiş, kurtuluşumuzun asla Mesih’le birleşmemizden ayrı olarak kavranılamayacağını vurguluyor: O şahsen fidyemiz, “bizi bağışlatan kurban’dır” (I.Yuhanna 2:2; Romalılar 3:24). Mesih bizlerin kurtuluşunu kendi varlığında “nesnel” bir gerçeklik olarak sağlamıştır. Fakat bizler O’nun sağladığı bu kurtuluşumuzu sanki “parasını almak” üzere imzamızı atmak zorunda olduğumuz boş bir çek olarak düşünürsek o zaman bizler kurtuluşu soyut bir kavram olarak düşünme hatasına düşeriz. Bizler böyle bir hatalı açıdan baktığımızda, o zaman kurtuluşumuzu devamlı ve daimi olarak Kurtarıcımızdan ve O’na ait olmamızdan söz etmeksizin “bir şey” olarak düşünmüş oluruz. Yani Mesih “bir şey” kurtuluşumuz “başka bir şey” değildir.

 

Kutsal Yazılarda ilk önce kurtuluşa değil, iman aracılığıyla İsa Mesih’e şahsi olarak kavuşuyoruz; O’na sığınmak ve O’nda barınmak için koşuyoruz, çünkü O’nda sığınak buluyoruz. Kutsal Yazılar Sonsuz Yaşamı “cennette bir yer sağlamak” olarak değil, Baba ve Oğul ile olan diri bir bağ olarak tasvir ediyor:

Yuhanna 17:3 Sonsuz yaşam, tek gerçek Tanrı olan seni ve gönderdiğin İsa Mesih’i tanımalarıdır.

 

Ve Mesih’le birleştiğimiz için (ve özellikle O kendini bize birleştirdiği için), Baba önünde kurbanımız olan Mesih’e sahip oluyoruz. Mesih’in bizi Tanrı’yla barıştırması, Mesih’in kişiliği kadar geniştir. Bir din bilimi şunu şöyle ifade etmiştir: “Kurtuluşumuz, İsa Mesih’in kişiliği ve işiyle tıpkı aynı şeydir. İlk önce Mesih’te nesnel olarak barışa ‘sahip’ olup, sonra imanımızla ona öznel olarak sahip olmuyoruz, aksine O’nda olanlar olarak ona sahibiz. (...). O eşsizdir! Ama biz, O’ndayız!”[108]

 

Bu öğretiş “Mesih kim için feda oldu?” sorusuna cevap vermekte çok yardım ediyor. Ölümü, şahsen inanarak ona katılmaları şartıyla “tüm insanlar” için miydi? Yoksa bu ölüm, tek O’nda olanlar için miydi? Yeni Ahit açık olarak tüm insanların çağrılmalarının ve Mesih’e koşmak üzere teşvik edilmelerinin gereğini belirtiyor... çünkü kurtuluş bir tek O’nda bulunuyor! Mesih’in kurtuluşu, O’nun kişiliğinin dışına varmıyor, bu nedenle herkes O’nda sığınak bulmaya çağrılıyor. O’nun dışında ölüm, yabancılık ve düşmanlıktan başka birşey yok!

 

Kurtuluşu şahsi olmayan bir şekilde kavramak, aslında, Mesih’in işini zayıflatıyor, çünkü O’nun getirdiği kurtuluşun birliğini bozarak, onu Mesih’ten ve imanımızdan ayırıyor (iman, artık Mesih’in bizim için sağladığı satın alınmamızın bir öğesi olarak değil, kurtuluşun bir şartı ve ondan bağımsız olarak görünüyor). Kutsal Yazılarda kurtuluş tamdır: kanında yıkanmak, kutsal kılınmak ve yüceltilmekle beraber, iman armağanını da kapsıyor[109].

 

“Mesih’te”ki varlığımız, ezelden ebediyete kadar uzanıyor; O’nda seçilmişiz (Efesliler 1:4), O’nda “iyi işlerin yolunda yürüyelim diye” yaratılmışız (Efesliler 2:10), ve O’nda diri Tanrı’ya oğullar olalım diye belirlenmişiz (Efesliler 1:5), O’na bağlı olarak ölüyoruz (I.Selanikliler 4:14, 16), O’nda son günde yaşama kavuşacağız (I.Korintliler 15:22). O’nda ve O’nunla sonsuz egemenliğin mirasına kavuşacağız (Romalılar 8:17). Böylece ne geçmiş zaman, ne şimdiki, ne gelecek zaman imanlılar için temsilcimiz, kardeşimiz ve yeni yaratılışımızın ve kutsallaştırılmış insanlığımızın başı olan Mesih’ten ayrı olarak kavranamaz!

 

 

İZNİK İNANÇ AÇIKLAMASI

 

Yeri ve göğü,

görünen ve görünmeyen her şeyin yaratıcısı,

her şeye kadir tek Baba Tanrı’ya inanıyoruz.

 

Bütün çağlardan önce Baba’da olan

Tanrı’dan Tanrı

Nurdan Nur

Gerçek Tanrı’dan gerçek Tanrı,

kendiliğinden var olan, yaratılmamış,

Baba ile aynı özden olan,

Tanrı’nın Oğlu tek Rab İsa Mesih’e inanıyoruz.

Her şey O’nun aracılığı ile yaratıldı.

Biz insanlar ve kurtuluşumuz için göklerden geldi.

Kutsal Ruh ve Bakire Meryem’den vücut buldu ve insan oldu.

Pontius Platus zamanında çarmıha gerildi, acı çekti ve gömüldü,

Kutsal Yazılar uyarınca üçüncü gün dirildi,

göğe yükseldi ve Baba’nın sağında oturdu.

Dirileri ve ölüleri yargılamak için görkem içinde tekrar gelecek

ve O’nun krallığına hiç son olmayacaktır.

 

Baba ve Oğul’dan gelen,

Rab olan, hayat veren,

Baba ve Oğul’la birlikte tapınılıp yüceltilen,

peygamberler aracılığı ile konuşmuş Kutsal Ruh’a inanıyoruz.

 

Tek kutsal evrensel ve elçisel kiliseye inanıyoruz.

Günahların affı için tek bir vaftiz tanıyoruz.

Ölülerin dirilişini ve sonsuz yaşamı bekliyoruz. Amin.

 

 

 

 



[1] I.Korintliler 1:30; II.Korintliler 5:21

[2] Yuhanna 17:4,7,11-13

[3] I.Korintliler 3:16; Yuhanna 15:26-27; Matta 10:19-20.

[4] Kutsal Ruh’un rolü 14. bölümünde daha derinden incelenecek.

[5] Markos 4:14, 17, 20

[6] Markos 4:14 ayeti ile Matta  13:37 ayetini kıyaslayınız. Matta 14:31-33 ve Markos 4:26-29 ayetlerine ayrıca bakınız.

[7] Matta 24:14; Luka 24:46-48

[8] Yuhanna 13:35; 17:20-21

[9] İbraniler 6:18-20

[10] Mesih, Peygamber olarak seslenmiştir (İbraniler 1:1,2), Kâhin olarak “günahlardan arınmayı sağlamış” ve Kral olarak “göklerde yüce Olan’ın sağında oturmuştur” (İbraniler 1:3).

[11] Mesih İsa, Peygamber olarak Tanrı’nın isteğini (Matta 5:17, 22, 28, 32) ve kurtuluşumuzun bütünlüğünü bize göstermek için geldi: “Babamdan bütün işittiklerimi size bildirdim” (Yuhanna 15:15; 1:18). Çarmıhta en açık şekilde Tanrı’nın mükemmel adaletini ve aynı zaman Baba’nın sevgisinin sonsuz ve sınırsız derinliğini açığa vurdu. Bugün de imanlı topluluğunu Kutsal Ruh ve Sözü aracılığıyla gerçek ve kurtuluş yolunda yönetiyor.

[12] Westminster Uzun İlmihal S43. Mesih, peygamberlik görevini nasıl yerine getirmiştir? C. Mesih, inananların bina edilmesi ve kurtuluşuna ilişkin her şeydeki tüm Tanrı arzusunu, Ruh’u ve sözü aracılığıyla tüm çağlar boyunca, çeşitli yollarla kiliseye açıklayarak peygamberlik görevini yerine getirmiştir.

[13] Westminster Uzun İlmihal S44. Mesih, kahinlik görevini nasıl yerine getirmiştir? C. Mesih, halkının günahları için barıştırmalık olmak için kendisini lekesiz olarak Tanrı’ya tek bir kere sunmasıyla; ve onlar için sürekli yakarışta bulunmasıyla kahinlik görevini yerine getirmiştir.

[14] Westminster Uzun İlmihal S45. Mesih, krallık görevini nasıl yerine getirmiştir? C. Mesih, dünyadan kendisi için bir halk çağırarak, ve bu halkı görünür bir şekilde yönetmede araç olarak kullandığı görevliler, yasalar, ve uyarılar vererek; seçilmişlerine kurtaran lütfu vererek, itaatlerini ödüllendirerek, ve günahları karşısında onları düzelterek, tüm ayartmalar ve sıkıntılarında onları koruyup, destekleyerek, tüm düşmanlarını bağlayıp, onları yenerek, ve kudretli bir şekilde her şeyi kendi yüceliği, ve onların iyiliği için düzenleyerek; ve ayrıca geri kalan, Tanrı’yı tanımayan, ve müjdeye itaat etmeyenlerden intikam alarak krallık görevini yerine getirmektedir.

[15] II.Korintliler 13:3

[16] Efesliler 2:20; Yahuda 3

[17] Matta 11:26-28; Yuhanna; 12:32

[18] İbraniler 9:24; 10:19-22

[19] (Geleneksel olarak Latinceye propititatio olarak çevirilen) ikinci ayetteki hilasmos sözcüğünün esas anlamı, Tanrı’nın gazabını döndürmek, O’nun beğenisini kazanmaktır. Eski Ahit’de Tanrı, halkının günahlarını kurbanlar aracılığıyla “örttü” (expiatio), böylece kutsal varlığından kaynaklanan adil gazabını yana koydu (propitiatio). Bu günahlar “örtüldüğü” için, Tanrı artık halkına merhamet ve sevgi gösterebiliyordu. Tekvin 32:20 – ancak insani bir alanda – bu kavramların nasıl anlaşılmasının gerektiğine dair çok iyi bir örnektir.

[20] Luka 22:31-32

[21] (Efesliler 1:22) “Her şeyi ayakları altına sererek O'na bağımlı kıldı” sözü Mezmur 8:6 ayetinden bir aktarmadır. Mezmur, burada Tanrı’nın yaratılışın zirvesine koyduğu insandan söz ediyor. Tekvin 1. bölümde tasvir edilen Tanrı’nın ilk yaratılışını ima eden bu Mezmur’dan alıntı bu egemenliğin Mesih’te tamamlandığını ima ediyor; O, Tanrı’nın başlangıçta insanlığımız için niyet ettiği hedefine ulaşmak üzere, “meleklerden biraz aşağı kılınan insanoğludur” (İbraniler 2:6-9).

[22] Yuhanna 16:33; Romalılar 8:37

[23] Romalılar 1:28; 21-25, Hezekiel 36:26-27

[24] I.Korintliler 15:24-28; Vahiy 5:11; 1:6-9

[25] Yuhanna  5:22, 27

[26] Elçilerin İşleri 17:31

[27] I.Korintliler 6:3; Yahuda 6; II.Petrus 2:4

[28] II.Korintliler 5:10; Vaiz 12:14; Romalılar 2:16; 14:10, 12; Matta 12:36-37

[29] Matta 25:31-46, Romalılar 2:5-6; 9:22-23; Matta 25:21; Elçilerin İşleri 3:19; II.Selanikliler 1:7-10

[30] II.Petrus 3:11, 14; II.Korintliler 5:10-11; II.Selanikliler 1:5-7; Luka 27:7,28; Romalılar 8:23-25

[31] Matta 24:36,42-44; Markos 13:35-37; Luka 12:35-36; Vahiy 22:20

[32] İbraniler 11: 1 İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.

[33] I.Korintliler 13: 12 Şimdi her şeyi aynadaki silik görüntü gibi görüyoruz, ama o zaman yüz yüze görüşeceğiz. Şimdi bilgim sınırlıdır, ama o zaman bilindiğim gibi tam bileceğim.

[34] Kutsal Kitap yorumcuları kötülük ve Tanrı’ya isyankarlıkta güçlü bir kişinin bir gün dünya halklarını saptıracağını düşünmektedir. Bu da Mesih’e inanıyor gibi görünüpte aslında imanları gerçeğe dayanmayan kişilerin açığa çıkmasına vesile olacaktır.

[35] Tekvin 6:5; 8:21; Matta  13:30; 24:9-14; Vahiy 20:7-8

[36] Matta 25:32, Yuhanna 5:22, II.Timoteyus 4:1, I.Petrus 4:5

[37] I.Petrus 1:17; 2:23; Matta 18:35; İbraniler 11:6

[38] Matta  25:31,32; Yuhanna 5:22; II.Korintliler 5:10; II.Timoteyus 4:1

[39] Matta  6:4,6,18; 12:36; Luka 12:2; Efesliler 6:8; II.Korintliler 5:10

[40] K.Barth, Credo, sayfa 162.

[41] Romalılar 1:18-21; 2:14-16; Luka 12:48; Matta 11:20-22.

[42] Yuhanna 1:4; 10:10; 11:25; 14:6; Elçilerin İşleri 4:12, Romalılar 5:21, II.Timoteyus 1:9-10, I.Yuhanna 1:2; 5:12

[43] Matta  5:11-12; Luka 6:35; 19:12-19

[44] Romalılar 5:16-19; Matta 13:41-42; 18:8-9; 22:13; 25:30, 46; Markos 9:44, 48

[45] Heidelberg İlmihali 52, Westminster Uzun İlmihal 88-90

[46] Ayrıca Mezmur 33:6-7 ayetine bakınız (“ağzının nefesi” olarak çevilen sözler daha harfi olarak “ağzın Ruh’u” olarak çevirilebilir; İbranicede Tekvin 1:2 ayetindeki söz ile aynıdır).

[47] Mezmur 104:27-30 (30. ayet: Ruhun'u gönderince var olurlar, Yeryüzüne yeni yaşam verirsin.)

[48] Mesih’in benzerliğine dönüşme (II.Korintliler 3:18, Filipililer 3:21, Koloseliler 3:10, II.Petrus 1:4, I.Yuhanna 3:2) ile Yeni Yaratılışımız arasındaki bağa dikkat ediniz (Hezekiel 11:19, Mezmur 40:3, II.Korintliler 5:17, Galatyalılar 6:15, Efesliler 2:14-16; 4:24).

[49] İşaya 63:10-14; Mezmur 51:9-14; 139:7; Nehemya 9:20; Elçilerin İşleri 7:51; Hagay 2:5

[50] Romalılar 8:9 ... içinde Mesih'in Ruhu olmayan kişi Mesih'in değildir. Galatyalılar 4:6 Oğullar olduğunuz için Tanrı öz Oğlu'nun "Abba! Baba!" diye seslenen Ruhu'nu yüreklerinize gönderdi (Filipililer 1:19; I.Petrus 1:11).

[51] Yuhanna 1:32; Luka 4:1, 14; Matta  12:28; Elçilerin İşleri 10:38

[52] Romalılar 1:4; 8:11; I.Timoteyus 3:16; I.Petrus 3:18

[53] Kutsal Ruh konusunun İman Açıklamasında bu sıraya gelmesi uygun bir yerdedir: Baba’yla aramızın yenilenmesi ve yaratılışın yenilenmesiyle (birinci madde) ilgili olarak Kutsal Ruh, İsa Mesih’in ve O’nun işi (üçüncü madde) ile halkı (“Kutsal Evrensel Kilise” ve üçüncü maddenin geriye kalan kısımları) arasında bir “köprü” olarak sunuluyor. Cenevre İlmihali 88. Üçüncü madde bize neyi öğretiyor? Bizi, Oğlu aracılığıyla satın alan ve kurtaran Tanrı’nın bu satın almasını ve kurtarışını Ruh’u aracılığıyla sağlayacağını öğretiyor.

[54] I.Korintliler 12:13: “Çünkü tek Ruh’ta hepimiz – ister Yahudi, ister Yunanlı, ister köle, ister özgür olalım – bir tek bedene vatfiz edildik”

[55] Hezekiel 36:26-27; Yuhanna 6:37, 44-45

[56] Westminster Uzun İlmihal S80. Gerçek inananlılar, lütuf konumunda oldukları ve kurtuluşa erişmek üzere bu konumda dayanacakları konusunda kesin bir şekilde güvence duyabilirler mi? C. ... Tanrı ‘nın vaatlerinin gerçekliğinde temellenmiş iman aracılığıyla ve yaşam vaatlerinin sağladığı bu lütufları Ruh’un onları yeterli kılması ile kendi içlerinde farketmeleri, ve içlerindeki ruh ile birlikte Tanrı çocukları olduklarına tanıklık etmeleri aracılığıyla lütuf konumunda olduklarından ve kurtuluşa erişmek üzere bu şekilde dayanacaklarından kesin bir şekilde emin olabilirler. S.81. Tüm inananlar, tüm zamanlar boyunca, şu anda lütuf konumunda olduklarından ve kortulacaklarından emin midirler? C. ... gerçek inananlar ... hiçbir zaman Tanrı’nın Ruhunun varlığı ve desteğinden yoksun bırakılmazlar. Westminster İnanç Açıklaması Lutuf ve Kurtuluş Güvencesi İçin İmanımızın öncüsü ve tamamlayıcısının Mesih olmasının Hristiyanlar için tam bir güvence olduğunu (XIV/3); gerçek olan kurtuluşun Tanrısal vaatlerin değişmezliğine ve bizim ruhlarımızla birlikte Tanrı’nın çocukları olduğumuza tanıklık eden oğulluk Ruhunun tanıklığına dayandığını ve Ruh’un kurtuluş gününe kadar aracılığıyla mühürlendiğimizin güvencesi olduğunu (XVIII/2-4) belirtiyor.

[57] Romalılar 8:23 Bu deyimin anlamı, 10. bölüm, kısım A, 8. paragrafta bulunabilir.

[58] Efesliler 5:23, 25-27, Matta  1 :21, İbraniler 12:17; 5:3; 7:27; 9:7; 13:12

[59] Cenevre İlmihali 99. Bu maddeye de inanmak gerekli mi? Evet mutlaka, yoksa Mesih’in ölümünü etkisiz sayarak, şimdiye kadar söylenen herşeyi hiçe saymış oluruz. Çünkü önceki tüm gerçeklerden kaynaklanan bir sonuç Kilisenin varolmasıdır.

[60] Ekklesia sözü, Eski Antlaşmanın Grekçe çevirisinde (Septuagent) Tesniye 4:15 ayetinde karşımıza çıkıyor: “topluluğun günü”, Tanrı’nın onlarla antlaşmaya girmek ve onlara Yasasını vermek üzere İsrail’i bir araya getirdiği gündür (Tesniye 9:10; 18:16). Bu ilk toplantıdan sonra, “topluluk” kelimesi Tanrı’nın halkının O’na tapınmak ve O’nun sözünü dinlemek üzere bir araya gelmesini kast ediyor (Tesniye 31:30; Yeşu 8:35, I.Krallar 8:14, 22, 55, I.Tarihler 28:8, 29:20, Mezmur 22:23, 26; 35:18; 40:10) Daha fazla bilgi için Kilise Öğretisi kitabına bakınız.

[61] [6. bölüm 1. kısmına bakınız] Romalılar 11:16-21, Efesliler 2:11-22; 3:6, I.Petrus 2:9-10 ayetlerinin Topluluğu tarif etmek için kullandığı ifadelerin İsrail halkını tasvir eden Eski Ahit içindeki ayetlerden  aktarılmaları dikkat çekicidir (Çıkış 19:6, İşaya 43:20-21; Hoşeya 1:6-10).

[62] Çıkış 6:7, Levililer 26:12, Tesniye 4:20; 29:12-13, Yeremya 31:33, Zekerya 8:8, II.Korintliler 6:16, Vahiy 21:13

[63] Çıkış 25:8; 29:45, Levililer 26:11-12, Hezekiel 37:26-28, Zekerya 2:15

[64] On buyruğun önsüzünün önemini düşündüğümüz zaman, bu belli oluyor: “Seni Mısır’dan, köle olduğun ülkeden çıkaran Tanrın Yahve benim” (Çıkış 20:2); Kutsal Yasayı kendine çağırdığı ve kölelikten kurtardığı kişilere, yani kendi halkına veriyor (Çıkış 19:4). Bu bakımından buyruklar, kendilerini satınalan, kurtaran Tanrı’ya şükretmek üzere somut bir yöntem olarak sunuyorlar. Daha Kutsal Yasa (Yazılı Yasa) yokken insanla bir ilişki içinde yaşamak isteyen Tanrı, Adem ve Havva’yı bahçeye yerleştirdi, onlara “bunu yap, bunu yapma” şeklinde bir Yasa vermeden önce bile onlarla ilişki içindeydi. Günahın dünyaya girişinden sonra bile insanı aradı, onu kendisine çağırdı. Nuh, İbrahim, İshak, Yakup gibi iman ataları ile Yazılı Olmayan Ancak Kişisel İlişkiye Dayanan Antlaşmasal bir ilişki içindeydi.

[65] Matta 1:23; 18:20; 28:20; I.Korintliler 3:16; 6:17; Efesliler 2:22; I.Petrus 2:4-5

[66] Çıkış 31:13; Levililer 11:45; 19:2; 20:8, 26; 21:8, 15, 23; 22:9, 16, 32

[67] Yuhanna 15:3, 16

[68] Elçilerin İşleri 17:30; Matta 11:28-30; Yuhanna 1:29; 3:16,17; 6:33, 35, 37; 12:47

[69] Bu bölümde birlikten ziyade paydaşlığı ele alacağız. İman Açıklamasının ilk Latince çevirisi, “sanctorum communionem”den (yani kutsalların paydaşlığından) söz ediyor – ve paydaşlık, birliğe yakından bağlı olmasına rağmen ondan ayrıdır.

[70] Efesliler 5:29-31; I.Korintliler 12:27

[71] Romalılar 7:18; I.Korintliler 26-31; 4:7; II.Korintliler 3:5; 4:7; 12:7-10; Vahiy 3:17-18

[72] I.Yuhanna 2:10-11; 3:14-18

[73] Efesliler 2: 1‑2Sizler bir zamanlar, içinde yaşadığınız suç ve günahlarınızdan ötürü ölüydünüz. Bu dünyanın gidişine ve havadaki hükümranlığın egemenine, yani söz dinlemeyen insanlarda şimdi etkin olan ruha uymaktaydınız. 3Bir zamanlar hepimiz böyle insanların arasında, doğal benliğin ve aklın isteklerini yerine getirerek benliğimizin tutkularına göre yaşıyorduk. Ötekiler gibi doğal olarak gazap çocuklarıydık

[74] Romalılar 1:21-25; 3:11-18

[75] Koloseliler 1:21

[76] Tekvin 4:1-8, 23-24; Markos 10:42

[77] G.C. Berkouwer (The Church, pp. 77) aslında Tanrı’nın Mesih’teki kurtarıcı etkinliği, insanlar arasına yeniden paydaşlık getirmek amacındadır. Egemenliğin Müjde’sinde barış gerekli bir öğe olduğu için birbirimizi sevme buyruğu Yeni Antlaşma’da önemli bir yer alıyor (Yuhanna 13:34-35, I.Yuhanna 2:8).

[78] I.Korintliler 10:31; Koloseliler 3:23

[79] Heidelberg İlmihali 83-85

[80] Romalılar 10:14-17

[81] Matta 8:11, Luka 13:28-29 ayetleri İsa Mesih’in ikinci gelişi ve bir şölen sofrası arasında ilişki kurmaktadır; İsa Mesih kendisinin şölen başkanı olduğu yemeği anlatırken düğün benzetmesini (Luka 14:15-24) ve kaybolan oğulun eve dönüşündekin kutlama yemeği (Luka 15:11-24) benzetmelerini kullanıyor. Yahudilerin Çardak bayramına katılmak istemeyen İsa, esas bayramın ve bayram yemeğinin kendisinin ikinci gelişi ile ilgili olduğunu vurguluyor (Yuhanna 7:2, 8). Vaftizci Yahya, İsa Mesih’e baktığı zaman O’nun gelişinin ve hizmetinin önemini O’nun şahsında gördüğü bir evlilik törenine benzeyen kutlama toplantısına benzetiyor (Yuhanna 3:29). Bu da Vahiy 19:6-7, 17; 21:2-4, 9; 22:17 ayetlerinde gördüğümüz şeyi destekleyor. Diğer yandan Rabbin Sofrası gözlerimizi geleceğe (sonsuz zamana) çeviriyor: I.Korintliler 11: 26 Bu ekmeği her yediğinizde ve bu kâseden her içtiğinizde, Rab'bin gelişine dek Rab'bin ölümünü ilan etmiş olursunuz. #

[82] Heidelberg İlmihali 32. Niçin sana Hristiyan deniliyor? Çünkü Mesih’in bedeninin iman ile bir üyesiyim ve O’nun mesh edilişini paylaşıyorum. Onun ismini açıklamaya, kendimi yaşayan bir şükran kurbanı olarak O’na sunmaya, bu hayatta iyi bir düşünceyle günaha ve şeytana karşı durmaya, ve bundan sonrakinde, bütün yaratılış üzerinde sonsuzluk boyunca Mesih’le hüküm sürmeye mesh edildim. Heidelberg İlmihali 70. ...Kutsal Ruh’un beni yeniledi ve Mesih’in [bedeninin] bir üyesi olarak ayırdı.

[83] Koloseliler 3:15, Efesliler 1:23; 2:14-16; 3:6; 4:4-6, 12, 15-16, 25; 5:23

[84] Luther’s Larger Catechism, part 2, lines 53 and 54

[85] Luka 24:47 Elçilerin İşleri 10:43; 13:38,39; 26:17-18

[86] Romalılar 2:17-18, 20; 7:12, 14, 16; Yakup 1:25

[87] Luka 5:31-32

[88] Matta 5:48, Mezmur 103:3-4; 143:2

[89] Mesih’in öğretişinin açıkça gösterdiği gibi, Yeni Ahit’de Müjde’ye vermemiz gereken karşılık budur. Müjde, bekleme zamanının bitmiş olması, Tanrı’nın Egemenliğinin Mesih’te aramıza gelmiş olmasıdır. Buna vermemiz gereken karşılık, “tövbe etmek Müjde’ye inanmak!” olmalıdır (Markos 1:14-15).

[90] Yuhanna 14:15, 21, 23-24, I.Yuhanna 3:10; 5:3; II.Yuhana 6

[91] I.Yuhanna 4:8, 16, 19-21

[92] “Önceden bilmek” burada bir kişinin neyi seçeceğini önceden bilmekten çok farklıdır. Aksine kendini birine bağlamak, o kişiyi sevginin amacını yapmaya karar vermek anlamına geliyor. Kutsal Yazıların burada söylediği şeyler, Eski Antlaşmanın şartlarına göre anlaşılmalıdır. Orada “birini bilmek” onu seçmek, o kişiyle sevecen bir ilişkiye girmek anlamına geliyor (Amos 3:2; Tekvin 18:19; Çıkış 33:12-13; Yeremya 1:5). “Önceden bilmek” anlamının “önceden seçmek” olması, Yeni Antlaşmadaki başka yerlerde kullanışlarından belli oluyor (I.Petrus 1:20’de Mesih “dünyanın kuruluşundan önce şecilen” kuzu olarak tasvir ediliyor –harfi olarak “dünyanın kuruluşundan önce bilinen” kuzudur).

[93] Efesliler 1:4; II.Timoteyus 1:9

[94] I.Korintliler 15:26; Mezmur 2:7-12; İbraniler 1:2; Romalılar 8:17

[95] I.Selanikliler 4:14 ve I.Korintliler 15:12-23 ayetlerine bakınız; Kutsal Yazılar Mesih’in dirilişini ayrı bir olay gibi göstermekten çok, bizim dirilişimizin temeli olduğu konusunda ısrar ediyor: Mesih’te olanların diriliş ümitleri yoksa, Mesih’in ölümden dirilmesine gerek kalmazdı!

[96] “Carnis resurrectionem”

[97] Vahiy 20:13 ayteine bakınız. Matta 27:52 ayeti “ölmüş olan birçok kutsal kişinin cesetleri dirildi” diye yazarak, Mesih’in ölümün son zamanlarla ilgili önemini belirtiyor. Bu ayet tabi ki, son dirilişe değinmiyor; ama ölen kişilerinin kimliğini ve cesetlerinin  mezara koyulduğunu vurguluyor.

[98] İşaya 51:8; 50:9, Mezmur 102:26

[99] “Tanrı’nın şerefi şundan kaynaklanıyor: günah tarafında yozlaşan ve pisletilen aynı insanlığı ve dünyayı, aynı gökleri ve yeryüzünü kurtarıp yeniliyor. Nasıl Mesih’te olan bir kimse yeni yaratıksa; eski şeyler geçmiş her şey yeni olmuşsa (II.Korintliler 5:17), aynı şekilde bu dünyanın şimdiki hali geçicidir, Tanrı’nın güçlü sözüyle yeni bir dünya doğarak meydana gelecektir. İnsanlara olduğu gibi, zamanın sonunda dünya yeniden doğacak (...). Bu, fiziksel bir yaratılış değil, ruhsal bir yenilemedir” H. Bavinck, The Last Things, Hope for This World and the Next, s. 157.

[100] Matta 8:11-12; 13:41-42, 49-50; 22:13; 25:41, 46, II.Petrus 2:17; II.Selanikliler 1:9

[101] Savaşan Kilise (Gözle Görülen Kilise): Benliğe, dünyaya ve şeyatna karşı savaşan kiliseye bazen “militan kilise” ifadesi de yakıştırılır.

[102] Romalılar 8:29

[103] I.Korintliler 10:17, Romalılar 12:5, I.Korintliler 12:12, Galatyalılar 3:28, Efesliler 4:13

[104] Bu ek bölümün amacı önceki bölümlerde bulunabilen bazı noktaları daha çok açıklamak ve onları sistemli bir şekilde bir araya getirmektir. Kutsal Yazılarında Mesih’le Birleşmemizin önemini fark etmek ve bu birleşmenin Yeni Ahit’in vahyi içinde temel bir öğe olduğunu anlayabilmek bu İMAN YOLU’na ve dolayısıyla Kutsal Yazılara bakış açımızı etkileyecektir.

[105] Romalılar 3:23-26; 4:23-25; 8:1, Galatyalılar 2:21

[106] “Mesih, birini kutsal kılmadan kimseyi aklamıyor. Aklama ve kutsal kılınma, sonsuz ve çözülmesi mümkün olmayan bir bağla birbirine bağlıdır: hikmetiyle aydınlattığı kişileri satın alıyor; satın aldığı kişileri, aklıyor; akladığı kişileri kutsal kılıyor. (...) Mesih’te doğruluğa kavuşmak istiyor musunuz? İlk önce Mesih size ait olmalı; ama O’nun kutsallığını paylaşmadan O size ait olamaz, çünkü Mesih parçalara ayırılamaz. Tanrı, ancak kendini bize vererek bize bu yararları verdiği için, onları aynı anda veriyor ve asla birbirinden ayrı olarak vermiyor. Böylece şunu açık olarak görüyoruz: iyi işler aracılığıyla aklanmıyoruz ama iyi işler olmadan da aklanmıyoruz, çünkü bizi aklatan Mesih’le birleşmemizde kutsal kılınmak, doğru sayılmak kadar önemlidir”; J. Calvin, Christian Institutes III, XVI, 1.

[107] II.Korintliler 4:16-17

[108] O. Weber, Foundations of Dogmatics, 2.cilt, sayfa 475.

[109] I.Timoteyus 1:14; 3:13; II.Timoteyus 1:13; 3:15 ayetlerine bakınız (tüm bu parçalarda Grekçe metin, Mesih’te olan imanı vurguluyor); Efesliler 2:8; Filipililer 1:6,29; I.Korintliler 2:14 ayetlerine de bakınız. Westminster İnanç Açıklaması VIII/8: Mesih, kendileri için kurtuluş satın aldığı kişilerin hepsine de aynı kurtuluşu kesin ve etkin bir şekilde uygular; onlar içın yakarışta bulunur, Söz’de ve Söz aracılığıyla onlara kurtuluşun sırlarını açıklar; Ruh’u aracılığıyla etkin bir şekilde onları inanmaya ve itaat etmeye ikna eder, Sözü ve Ruhu aracılığıyla onların yüreklerine hükmeder.




Hristiyan.Net'i Açılış Sayfanız yapmak için tıklayınız.
9 Ağustos 2003 tarihinden beri  sayfa gösterimi aldık.
Destek olmak ya da reklam vermek için, lütfen webmaster@hristiyan.net adresine mail atınız.