http://www.hristiyan.net

 

Kitaplar Ana Sayfa

İMAN YOLU

 

İÇİNDEKİLER

 

SUNUŞ

YAZARIN NOTU

İMAN AÇIKLAMASI

I. BÖLÜM: TANRI’YA İMAN

1. “İnanıyorum”

2. “Tek Tanrı’ya”

II. BÖLÜM: BABA OLAN TANRI

3. “Göğün ve yerin yaratanı”

4. “Her şeye gücü yeten Baba”

III. BÖLÜM: OĞUL TANRI

5. “Ve O’nun biricik Oğlu Rabbimiz”

6. “Mesih İsa’ya”

7. “Kutsal Ruh’tan vücut buldu ve bakire Meryem’den doğdu”

8. “Pontiyus Pilatus zamanında acı çekerek”

9. “çarmıha gerildi, öldü ve gömüldü, ölüler diyarına indi”

10. “üçüncü gün ölüler arasından dirildi”

11. “Göğe çıktı”

12. “her şeye gücü yeten Baba Tanrı’nın sağında oturdu”

13. “Oradan dirileri ve ölüleri yargılamak için tekrar gelecektir”

IV. BÖLÜM: KUTSAL RUH TANRI

14. “Kutsal Ruh’a”

15. “Kutsal Evrensel Kilise’ye”

16. “Kutsalların birliğine”

17. “Günahların affına”

18. “Ölülerin dirilişine ve sonsuz yaşama inanıyorum. Amin

İLAVE BÖLÜM: “Mesih’le Birleşme”

İZNİK İNANÇ AÇIKLAMASI

 

 

SUNUŞ

 

 

Biri bize “Neye inanıyorsunuz?” sorusunu sorduğu zaman bu kimseye verdiğimiz cevap aslında bizim kendi İman Açıklamamız olur. Bu durumda “İman Açıklamasına Gerek Yok” diyemeyiz. Çünkü yaşadığımız süre boyunca pek çok defa imanımızı başkalarına açıklarız. Yani bir şekilde İman Açıklaması kullanırız. Kilisenin kendi tecrübeleriyle oluşmuş, Elçisel İman [veya İnanç] Açıklaması ya da Elçilerin İman [veya İnanç] Bildirgesi olarak adlandırılan bu açıklamayı kullandığımız zaman ise Hristiyan İmanını oluşturan esasları tam ve doğru bir şekilde sıralamış oluyoruz. Böylelikle bir Hristiyanın Tanrı’ya iman ve güveninde “olmazsa olmaz” esasları Müjdeci bir yaklaşımla ilan etmiş oluruz. Öyleyse şunu söyleyebiliriz: üzerinde çalıştığımız bu İman Açıklaması Müjdeci bir eserdir ve Müjdeci bir yaklaşımla Elçilerin İman Açıklaması Gerçek İmanın içinde olması gereken esasların özetlenerek bir araya getirilmesinden ortaya çıkmış bir eserdir.

 

Rev. Donald Cobb’un hazırladığı seminer notlarının düzenlenmesi ile uğraştığım uzun zaman boyunca İman Yolu esaslarını incelerken, uygun dipnot ve referans ayetleri üzerinde düşünürken aldığım bereketi bu zaman boyunca vaazlarımda da cemaatim ile paylaştım. Sizlere de bereket olacağı düşüncesiyle bu değerli çalışmayı takdirlerinize sunuyorum.

 

Saygılarımla,

Rev. İlhan Keskinöz

 

 

YAZARIN NOTU

 

“ELÇİLERİN İMAN AÇIKAMASI” adlı bu çalışmanın amacı kilisenin bu eski iman açıklamasının Kutsal Yazılardaki temellerini ve bu açıklamada bulunan ifadelerin anlamlarını göstermektir.

 

Her bölüm başlığının hemen altına yazılan ayetler o bölüme ışık tutmak amacıyla konulmuştur.

 

Şimdiki haliyle İman Açıklaması, sekizinci yüzyıldan geliyor; ama esas sureti çok daha öncede kalıyor. Kilise Önderi Rufinus 404 yılına doğru bu Açıklama konusunda bir eser yazdı; ve açıklamanın kaynağının İsa’nın öğrencileri olduğuna iddia etti. Kilise Babalarından Tertullien (MS 200) yazdığı eserin birinde, bir “iman yolu’nu” tekrar çıkarıp gösteriyor; bu İman Yolu, bugünkü iman açıklamasının genel suretini ve içeriğini izliyor ve Tertullien’in yazılarından tüm Kilisenin bu İman Yolunu kabul ettiğini öğreniyoruz. Bu da, bu İman Yolu içindeki açıklamayı hangi anlamla “elçisel” olarak kavramamızın gereğini güzel bir şekilde özetliyor. Sıklıkla bu İman Yolu “Elçilerin İman Açıklaması” olarak adlandırılır. Bunun sebebi de, Kilisenin en başlangıcından beri tüm Hristiyanlar tarafından kabul edilmesidir. İman Yolu ya Elçilerin sözlerinden ya da onların yazılarından güvenilir bir şekilde özetlenerek bu haline getirilmiştir.

 

İmanımızın evrenselliği, birliği ve tarihselliğini belirten bu açıklama önemini şu niteliğinde buluyor: Kutsal Yazıların temel öğretişlerini güvenilir, az ve öz bir biçimde ortaya çıkarıp özetliyor.

 

Rev. Donald Cobb

İstanbul; Mart, 2000

 

 

 

ELÇİLERİN İMAN AÇIKLAMASI

 

Göğün ve yerin yaradanı, her şeye gücü yeten Baba, Tek Tanrı’ya ve

O’nun biricik Oğlu Rabbimiz Mesih İsa’ya inanıyorum.

 

O Kutsal Ruh’tan vücut buldu ve bakire Meryem’den doğdu. Pontiyus Pilatus zamanında acı çekerek çarmıha gerildi, öldü ve gömüldü, ölüler diyarına indi. Üçüncü gün ölüler arasından dirildi, göğe çıktı her şeye gücü yeten Baba Tanrı’nın sağında oturdu. Oradan dirileri ve ölüleri yargılamak için

tekrar gelecektir.

 

Kutsal Ruh’a, Kutsal Evrensel Kilise’ye, Kutsalların birliğine, günahların affına, ölülerin dirilişine ve sonsuz yaşama inanıyorum.

 

AMİN.

 

 

 

I. BÖLÜM: TANRI’YA İMAN

 

1. “İnanıyorum”

(İbraniler 11, Romalılar 3:21-28)

 

İman, Hristiyan hayatın tümü için esas olan, Tanrı’ya bağlanan bir güvendir. imanın özel nesnesi, üçlübir Tanrı’nın tarihte yaptığı satın alma işidir.

 

Heidelberg İlmihali: 21. Gerçek iman nedir?

Tanrı’nın kendi Sözünde gerçek olarak açıkladıklarına yalnızca bilgi ya da bilinçsizce bir inanış değildir;2 Kutsal Kitap3 aracılığı ile Kutsal Ruh’un4 bende yarattığı (içimde var ettiği), başka bir katkı olmadan İsa Mesih aracılığı ile bizler için kazanılan,5 başkaları için değil fakat benim de6 işlediğim günahların bağışlandığı, Tanrı önünde sonsuza dek aklandığım ve kurtuluş için kabul edildiğimden,7 derin-köklü bir emin olmadır.8

 

2 Yuhanna 17.3, 17, İbraniler 11.1-3, Yakup 2.19

3 Romalılar 1.16; 10.17, I.Korintliler 1.21

4 Matta 16.15-17, Yuhanna 3.5, Elçilerin İşleri 16.14

5 Romalılar 3.21-26, Galatyalılar 2.16, Efesliler 2.8-10

6 Galatyalılar 2.20

7 Romalılar 1.17, İbraniler 10.10

8 Romalılar 4.18-21; 5.1; 10.10, İbraniler 4.14-16

 

Heidelberg İlmihali: 22. O halde bir Hristiyan neye inanmalı?

Tanrı’nın Kutsal Kitapta bizlere vaat ettiği her şeye.9 Dünyanın her yerinde açıklanan, şüphenin ötesinde bir inançla Hristiyan imanımızın her maddesini Kutsal Kitap bizim için özetler.

 

9 Matta 1.18-20, Yuhanna 20.30-31

 

 

 

A-) İMAN’IN DOĞASI

İman Açıklamasının ilk Latince çevirisi, Credo (“inanıyorum”) sözüyle başlıyor. Bu şekilde başlıyarak İman Açıklaması, ‘İmanın’ sonra gelen şeylerin tümü için önemli olduğunu vurguluyor. Bu başlangıcın kısalığına rağmen iman, Hristiyanlıkla ilgili bu eski öğretişin merkezinde olan bir kuraldır. İlk yüzyıllardaki Kilise bu iman açıklamasına ‘Credo’ ünvanını vererek imanın ne kadar önemli olduğunu vurgulamıştır. Mesihçi olduğumuzu söylemekte ve Mesihçi olarak yaşamakta iman en önemli bir unsurdur. Hristiyan hayatındaki her şey imanla başlıyor. Onsuz Hristiyanlık (yani Hristiyan İmanı) anlaşılamaz bir şey olur. Ve iman açıklaması için geçerli olan bu prensip, tüm Kutsal Yazılar için de geçerlidir. Bu nedenle, imanın esaslarını ele aldığımız zaman, ilk önce iman hakkında konuşmamız gerekir.

 

İbraniler Mektubu (11:1-3) imanın belkide en mükemmel tanımını veriyor: İman, sadece belirli bir şeyin gerçek olmasının akli olarak bir kabulü değildir:

İman, ümit edilen şeylere güvenmektir, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır. 2Atalarımız bununla Tanrı'nın beğenisini kazandılar. 3İman sayesinde anlıyoruz ki, evren Tanrı'nın buyruğuyla yaratıldı. Şöyle ki, görülen şeyler görünmeyenlerden oluştu.

 

İman yaşamımızı değiştiren bir inançla, Tanrı’ya güvenen bir tutumdur (İbraniler 11:4, 7-10, 17-19, Galalatyalılar 5:6).

İbraniler 11: 7İman sayesinde Nuh, henüz olmamış olaylarla ilgili olarak Tanrı tarafından uyarıldığında, Tanrı korkusuyla ev halkının kurtuluşu için bir gemi yaptı. Bununla dünyayı yargıladı ve imana dayanan doğruluğun mirasçısı oldu. 8İman sayesinde İbrahim, miras olarak alacağı ülkeye gitmek üzere çağrıldığı zaman Tanrı'nın sözünü dinledi ve nereye gideceğini bilmeden yola çıktı. 9İman sayesinde, bir yabancı olarak vaat edilen ülkeye yerleşti. Aynı vaadin ortak mirasçıları olan İshak ve Yakup'la beraber çadırlarda yaşadı. 10Çünkü mimarı ve yapıcısı Tanrı olan sağlam temelli kenti bekliyordu.

... 17İbrahim sınandığı zaman, imanla İshak'ı kurban olarak sundu. Vaatleri almış olan İbrahim, biricik oğlunu kurban etmek üzereydi. 18Oysa Tanrı ona, «Senin soyun İshak'la sürecektir» demişti. 19İbrahim, Tanrı'nın, ölüleri bile diriltebileceğini düşündü; nitekim İshak'ı simgesel bir şekilde ölümden geri aldı.

 

Görüldüğü üzere İMAN yaşantıyı değiştiryor, gündelik yaşamın adımlarını etkiliyor, yönlendiriyor.

 

İmanın tanımı kendimize değil Tanrı’ya olan bir güvenme[1] içerir:

Mezmur 37: 5 Her şeyi RAB'be bırak,

O'na güven, O gerekeni yapar.

Mezmur 40:5 Ya RAB, Tanrım,

Harikaların, düşüncelerin ne çoktur bizim için;

Sana eş koşulmaz!

Duyurmak, anlatmak istesem yaptıklarını,

Saymakla bitmez.

 

Bu sebepten de iman Tanrı’yı hoşnut eder.

İbraniler 11: 6 İman olmadan Tanrı'yı hoşnut etmek imkânsızdır. Tanrı'ya yaklaşan, O'nun var olduğuna ve kendisini arayanları ödüllendireceğine iman etmelidir.

 

Bu nedenle iman sadece akli olarak bir ‘bilme’ ya da alıştırmadan sınırsızca daha büyüktür; aslında Kutsal Yazılara göre, iman Tanrı’nın vaatlerini ve lütfunu ve bunun işaret ettiği şeyleri sıkıca tutmaktır. İmanı eylemlerimizden ayırsak (çünkü iman yaptıklarımızla teşhis edilemez) yinede onlardan ayrılmaz çünkü gerçek iman her zaman kendini yaşam tarzımızda ve hayatımızla somut bir şekilde açığa vurur.[2] Bu nedenle Yakup, imanın niteliği konusunda derin bir yanılmaya karşı gelerek gerçek imanın kendini “eylemlerimizde” gösterdiğini vurgular. İman, Tanrı’ya itaat etmemizle “etkin” olur, yani itaat etmemizle iman kendisini somut bir şekilde gösterir:

Yakup 2: 21Atamız İbrahim, oğlu İshak'ı sunağın üzerinde Tanrı'ya adama eylemiyle aklanmadı mı? 22Görüyorsun, onun imanı eylemleriyle birlikte etkindi; imanı, eylemleriyle tamamlandı.

 

İbraniler Mektubunun 11. bölümü imanın sadece kurtuluşumuz için değil, gündelik yaşamımız için de ne kadar esas olduğunu öğretir: tıpkı o ‘iman kahramanları’ gibi, bizler de devamlı Tanrı’ya inanan bir tutumla, O’na güvenerek yürümeli ve yaşamalıyız. Yani iman geçici bir duygu veya imanlı hayatın sadece başlangıcında bulunan bir devre olamaz. Tam aksine iman, sevgimizin ve hareketimizin daimi ve en üst güdüsü olmalıdır. İman aracılığıyla Tanrı’nın doğruluğunun tam ve kesin olarak bize armağan edildiği umuduna dayanarak yaşıyoruz. İman, Tanrı’ya olan itaatımız, O’na ve komşumuza olan sevgimizin en derin kaynağıdır:

Galatyalılar 5: 5-6Mesih İsa’da ne sünnetlik ne de sünnetsizlik bir işe yarar; yalnız sevgiyle etkin olan imanın değeri vardır[3].

 

B-) İMANIN KAYNAKLANDIĞI VARLIK[4] 

İmanın her zaman belirli bir nesnesi vardır; İman bizi bir varlığa yönlendirir. İmanın etkin olması; imanın gayretine ve gücüne veya büyüklüğüne bağlı değildir. Çünkü iman her zaman kendinden öteye bakarak güvenini başka bir şey üzerine koyar. İmanın kendisinin gücü yoktur. İmanın gücü neye veya kime inanıldığına bağlıdır.[5] Bu nedenle Pavlus iman hakkındaki öğretisinde (Romalılar 3:21-31) ‘İsa Mesih’e olan iman’dan veya ‘kanına olan iman’dan (3:22, 25-26) söz ediyor. Aslında imanın kendiliğinden değeri de yoktur. Ama bu eşsiz değeri ve sarsılmaz gücü eliyle tuttuğu Kişiden alıyor.

 

Koloseliler 2: 6O halde Rab Mesih İsa'yı nasıl kabul ettinizse, öylece O'nda yaşayın. 7Şükranla dolup taşarak O'nda köklenin ve gelişin, size öğretildiği gibi imanda güçlenin. Mesih’i nasıl kabul ediyoruz? Tövbe ve iman ile... Öyleyse ruhani hayatımız tövbe ve iman ile başlıyor ve böylece devam ediyor.

İki şey –yani sıkı bir güvenme ve imanın belirli nesnesi (İsa Mesih’te verilen Tanrı’nın lütfu)– birbirinden ayırılamaz. İmanın kaynağı ve bağlandığı varlık (öz nesnesi) Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’ta açıklanan tek Tanrı değilse bu iman gerçek değildir. Ve bu Kutsal Yazılar açısından iman olarak değerlendirilemez. Aynı şekilde, Mesih’e ve O’nun bereketlerine imandan başka bir yolla sahip olmak mümkün değildir. Heidelberg İlmihali, bu elemanların ikisine de güzel bir şekilde dikkati çekiyor:

21. Gerçek iman nedir? Tanrı’nın kendi Sözünde gerçek olarak açıkladıklarına yalnızca bilgi ya da bilinçsizce bir inanış değildir; Kutsal Kitap aracılığı ile Kutsal Ruh’un bende yarattığı (içimde var ettiği), başka bir katkı olmadan İsa Mesih aracılığı ile bizler için kazanılan, başkaları için değil fakat benim de işlediğim günahların bağışlandığı, Tanrı önünde sonsuza dek aklandığım ve kurtuluş için kabul edildiğimden derin-köklü bir emin olmadır.

 

Gerçek iman dikkatimizi tamamıyla Kutsal Ruh’un aracılığıyla, Baba’nın lütfunu ve adaletini gösteren Mesih’e çekiyor. Yani iman, her şeyden ziyade kendimizden (kendimize olan güven ya da kişisel niteliklerimiz ve yeteneklerimiz güvenden) vazgeçerek Tanrı’ya dönmek hareketi olarak açıklanabilir. İman, kendimize olan güveni reddedip; kurtuluşumuzu, yeterliliğimizi ve kimliğimizi Tanrı’da ve O’nun Mesih aracılığıyla bizim için yaptığı şeylerde aramak demektir:

Romalılar 3:27 Öyleyse neyle övünebiliriz? Hiçbir şeyle! Hangi ilkeye dayanarak? Yasa'yı yerine getirme ilkesine mi? Hayır, iman ilkesine. 28Çünkü insanın, Yasa'nın gereklerini yapmakla değil, imanla aklandığı kanısındayız.

 

Şuna dikkat etmeliyiz: hayatta her zaman kendini düşünme doğal eğilimimizden farklı olarak, bencil olmayan bir şekilde imanın kaynağı Tanrı’dır ve böyle olması gerekir. Tekrar söyleyelim: iman, sadece bir şeyin gerçek olduğunu kabul etmek değildir, kendi varlığımızın arzularının peşinden gitmek yerine, kendimizi merkez almak yerine, güvenen ve boyun eğen bir tutumla İsa Mesih’te sunulan lütfu ele alarak diri Tanrı’ya doğru gitmektir. Ama biz kendi kuvvetimizle Tanrı’ya dayanan bir güven asla yaratamayız, kendi kendimize yeterli olduğumuz düşüncesinden vaz geçmeliyiz. Bu nedenle Kutsal Yazılar, imanı hep “Tanrı’nın armağanı” olarak değerlendirir:[6] 

Efesliler 2: 8İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı'nın armağanıdır. 9 Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir.

 

İman aracılığıyla özü ve en derin anlamı Mesih olan bu yaşamda kendimizi yerleştirilmiş olarak buluyoruz! İman, Tanrı’nın lütfuyla Oğlunda bize verdiği yeni yaşamdan önce gelmiyor, onun bir parçasıdır!

 

C-) İMAN İKRARININ ÖNEMİ

İman Açıklamasının önemi, bu iki temel öğeden ortaya çıkıyor: bu açıklama, imanımız için önemli olan şeyleri özetliyor. Bu şeyler olmadan imanın değeri olmayacaktı, çünkü imanın nesnesi, Tanrı, ve onun hareketleri olmayacaktı. Şöyle diyebiliriz: bu sembol, tarihte bizim kurtuluşumuz için etkin olan üçlübir Tanrı’yı açığa vuruyor.

 

İman Açıklaması, dikkatimizi ancak aklımızla bilmemiz gereken gerçeklere çekmi­yor; yaşayan, bizi seven ve tarihi bizi O’nun sonsuz egemenliğine getirmek için yönelten Tanrı’ya çekiyor. İman Açıklaması, bize Kutsal Yazıların Tanrı’sını gösteriyor.[7] Son olarak, iman açıklaması, Müjde’yi yayma görevimizde bize yardım eden bir araçtır; çünkü bize birkaç kısa, fakat temel ifadelerle çevremizde yaşayanların inanıp kabul etmeleri gereken şeyleri özünden hatırlatıyor. İman Açıklaması, imanımızın içeriğini daha iyi anlamamızı sağladığı için, imanımızı başkalarına anlatmamıza yardım ediyor (I.Petrus 3:15). [8]

 

İman Açıklamasını incelediğimiz zaman (veya her hafta ezberden okuduğumuz zaman) sadece soyut ve kişilik dışı belirli bir kaç gerçek saymıyoruz; bu açıklamada tasvir edilen ve bu şeyleri “bizim için ve kurtuluşumuz için”[9] yapan Tanrı’ya olan imanımızı ve güvenimizi ilan etmiş oluyoruz. Ve bu iman açıklamasını ilan ederek, imanın gerçeklerinin ve ima ettiği şeylerin gün geçtikçe hayatımızın daha büyük bir parçası olup sözlerimiz ve hareketlerimiz aracılığıyla başkaların bu aynı kurtuluşu bulma arzumuzu ilan ediyoruz. Tanrı, bize bu imanı ve isteği versin!

 

 

 

2. “Tek Tanrı’ya”

(Yeremya 9:23-24, Galatyalılar 4:4-5)

 

Tanrı, bizi O’nunla beraber olmamız için yarattı; Mesih aracılığıyla Tanrı’yla barışmış oluyoruz. Tarihte etkin olan Tanrı kendini üçlübir Tanrı olarak açıklıyor.

 

Heidelberg İlmihali: 24. Bu iman esasları kaça ayrılır?

Üçe ayrılır.

Baba Tanrı ve yaratılışımız;

Oğul Tanrı ve kurtarılışımız;

Kutsal Ruh Tanrı ve kutsallaşmamız.

 

Heidelberg İlmihali: 25. Tek bir Tanrı1 olduğu halde neden Baba, Oğul ve Kutsal Ruh

üçlüğünden söz ediyoruz?

Çünkü Tanrı kendi Sözünde öyle açıkladı.2 Bu farklı Üç Kişi tek, gerçek ve sonsuz Tanrı’dır.

 

1 Tesniye 6.4, I.Korintliler 8.4, 6

2 Matta 3.16-17; 28.18-19, Luka 4.18 (İşaya 61.1), Yuhanna 14.26; 15.26, II.Korintliler 13.14

Galatyalılar 6.4, Titus 3.5-6

 

 

 

A-) TANRI’YI TANIMAK

Yeryüzünde ‘konuklar’ (hac yolundaki yolcular) olarak yaşayan bizler için için iman temel bir unsurdur. İman Açıklaması belirli bir anlam ifade ederek bu yaşamın başka bir temel öğesini gösteriyor: Tanrı’yı tanımak... Çünkü iman Tanrı’yı tanımayı mümkün kılıyor. İman bizi tamamen insan ve tamamen Tanrı olan Mesih İsa ile birleştiriyor. Kutsal Yazılar Tanrı’yı tanımanın en merkez bir amaç olduğunu gösteriyor.[10] Gerçek hikmetimiz, tek ‘övünme nedenimiz’ Tanrı’yı tanımaktan ortaya çıkıyor:

Yeremya 9: 23 RAB şöyle diyor:

"Bilge kişi bilgeliğiyle,

Güçlü kişi gücüyle,

Zengin kişi zenginliğiyle övünmesin.

24 Dünyada iyilik yapanın,

Adaleti, doğruluğu sağlayanın

Ben RAB olduğumu anlamakla

Ve beni tanımakla övünsün övünen.

Çünkü ben bunlardan hoşlanırım" diyor RAB.

 

Bizler böyle Tanrı’yı tanımak ve O’nunla paydaşlık içinde yaşamak için yaratılmışız; bu nedenle Mesih İsa, ‘sonsuz yaşamı’ sadece gelecek bir durum olarak tarif etmiyor. Şimdiki yaşamda bile Tanrı’yla yakın ve tamamen O’na dayanan bir bağa girmeye çağrılıyoruz:

Yuhanna 17: 3 Sonsuz yaşam, tek gerçek Tanrı olan seni ve gönderdiğin İsa Mesih'i tanımalarıdır.

 

Westminster Kısa İlmihali (1. soru) bu engin gerçeği basit bir şekilde vurguluyor:

İnsanın varlığının en baş amacı nedir? İnsanın varlığının en baş amacı, Tanrı’yı yüceltmek ve sonsuza dek O’ndan zevk almaktır.[11]

 

Günah dünyaya girdikten sonra bile ‘Tanrı’yı tanımak’ varlığımızın en gerekli bir öğesidir. Tanrı, aralıksız olarak Kendini yarattığı kişilere ya yaratılıştaki “yaptıklarıyla”[12] ya da düşmüş insanın vicdanı aracılığıyla gösteriyor. Tanrı yaratılıştaki eserleri ile nasıl yargılıyor?

Romalılar 1:19 Çünkü Tanrı'ya ilişkin bilinen ne varsa, gözlerinin önündedir; Tanrı hepsini gözlerinin önüne sermiştir. 20 Tanrı'nın görünmeyen nitelikleri -sonsuz gücü ve Tanrılığı- dünya yaratılalı beri O'nun yaptıklarıyla anlaşılmakta, açıkça görülmektedir. Bu nedenle özürleri yoktur.

 

Tanrı düşmüş insan vicdanı ile nasıl yargılıyor?

Romalılar 2: 12Kutsal Yasa'yı bilmeden günah işleyenler Yasa olmadan da mahvolacaklar. Yasa'yı bilerek günah işleyenlerse Yasa'yla yargılanacaklar. 13 Çünkü Tanrı katında aklanacak olanlar Yasa'yı işitenler değil, yerine getirenlerdir. 14 Kutsal Yasa'dan yoksun uluslar Yasa'nın gereklerini kendiliklerinden yaptıkça, Yasa'dan habersiz olsalar bile kendi yasalarını koymuş olurlar. 15 Böylelikle Kutsal Yasa'nın gerektirdiklerinin yüreklerinde yazılı olduğunu gösterirler. Vicdanları buna tanıklık eder. Düşünceleriyse onları ya suçlar ya da savunur.

 

Ama günah nedeniyle bu bilgi insanın Tanrı’yla birleşmesi için yeterli değildir. Tam aksine bu bilgi insanı özürsüz ederek yargılıyor (Romalılar 1:21-22; 2:12). Bu nedenle Tanrı, insanları Kendisine yaklaştırma işini kendisi başlatıyor: lütfu aracılığı ile halkıyla bir antlaşmaya giriyor, onları kurtarıyor, Kendi’ni onlara gösteriyor. Tanrı’yla bir olma armağanının en derin ifadesi Baba’yı tanıtmaya gelen İsa Mesih’tir:

Yuhanna 1:18 Tanrı'yı hiçbir zaman hiç kimse görmedi. Baba'nın bağrında bulunan ve Tanrı olan biricik Oğul O'nu tanıttı.

 

Tanrı, kendini “yüceliğin parıltısı ve O’nun varlığının öz görünümü” olan Mesih aracılığıyla tamamen açıklamıştır.[13] Öyleyse yaşamlarımız hangi dereceye kadar Mesih’in geliş amacının ve bizlerin bu yaşamda var oluş amacının sebebini yansıtıyor? Yoksa hayatımızı Yeremya kitabında yazıldığı üzere ‘hikmet, güç ve zenginlik’ aramakla mı harcıyoruz? Yaşamdaki hedeflerimiz Tanrı’nın bizi yarattığı hedeflerin sırasında mı?

 

B-) TARİHİN TANRI’SI

Tanrı bizi O’nunla paydaşlıkta bulunmamız için yarattı; ama tanımamız gereken bu Tanrı kim? İlk olarak şunu diyebiliriz: Tanrı, tarihin Tanrı’sıdır.[14] Hristiyanlık, Tanrı’nın kendi vahyinde tarihsel gerçeklerin[15] peçesini zamansız bir şekilde kaldırmadığı ilan ediyor. Hristiyan imanı Tanrı’nın “kendisi” hakkında felsefi bir bilgi değildir; Hristiyan imanı yapmamız ve yapmamız gereken şeylerin listesine dayalı bir iman değildir. İman Açıklaması’nın gösterdiği gibi iman, her şeyden önce tarihtir; imanımız diri Tanrı’nın Kendini açığa vurup Kendini bize vermek amacıyla yaptığı tarihsel olaylara dayalıdır:

Galatyalılar 4: 4-5 Ama zaman dolunca Tanrı, Yasa altında olanları özgürlüğe kavuşturmak için kadından doğan, Yasa altında doğan öz Oğlu'nu gönderdi. Öyle ki, bizler oğulluk hakkını alalım.[16] 

 

İman Açıklaması yaratılıştan (“göğün ve yerin yaratanı”) başlayarak ebediyete giderek (“ölülerin dirilişi ve sonsuz yaşam”) imanın tarihsel açısını vurguluyor. Kurtuluşumuzda etkin olan tarihte belirlenen olaylara önem veriyor: “Mesih’in vücut bulması, Pontiyus Pilatus zamanında acı çekmesi, üçüncü gün ölüler arasından dirilmesi” gibi...

 

İlk günah yüzünden insan soyu ve dünya derin bir şekilde bozulmuştur. Hristiyanlığın imanına bu açıdan baktığımızda şunu söyleyebiliriz: Hristiyan imanı aslında tüm yaratılışın Tanrı ile barıştırılıp satın alınmasının tarihidir. Yani Hristiyanlığın temel ve en ortada olan öğesi şudur: Tanrı ve O’nun hareketi, Tanrı ve O’nun getirdiği kurtuluş...

 

Hristiyan imanı radikal bir şekilde, tartışmasız bir şekilde Tanrı’ya ve O’nun işlerine odaklanmıştır. Böylece tek bir seferde herkes için kazanılan kurtuluşun yaşamlarımıza uygulanması, yani kutsallaşmamızı da kapsayan bir imandır.

 

İşaya 26:12 Ya RAB, bizi esenliğe çıkaracak sensin,

Çünkü ne yaptıysak hepsi senin başarındır.[17].

Öyleyse şunu söyleyebiliriz: itaatimiz ve iyi işlerimiz Tanrı’nın bütün bu kurtuluşumuzu sağlayan hareketinin sonuçlarıdır!

 

Öyleyse bütün tutumumuz ve imanlı olarak itaatkarlığımız her şeyden önce Tanrı’ya geçmişte yaptığı, şimdi yapmakta olduğu ve gelecekte yapacağı şeyler için minnettarlık duymanın bir ifadesi olmalıdır.

 

I.Yuhanna 4: 10 Tanrı'yı biz sevmiş değildik, ama O bizi sevdi ve Oğlu'nu günahlarımızı bağışlatan kurban olarak dünyaya gönderdi. İşte sevgi budur. 11 Sevgili kardeşlerim, Tanrı bizi bu kadar çok sevdiğine göre biz de birbirimizi sevmeye borçluyuz.

Öyleyse hareketlerimiz, her zaman Tanrı’nın koruyucu hareketlerine şükreden bir karşılık olmalıdır! Heidelberg İlhimali şöyle bir açıklama gertiriyor:

86. Günahlarımızın ıstıraplarından Tanrı’nın lütfuyla yalnızca Mesih aracılığı ile kurtulup bunları kendimiz kazanmadığımız halde neden hala iyi işler yapmak zorundayız?

Tabi ki, Mesih bizlerin kefaretini kanıyla ödedi. Biz iyi işler yapıyoruz çünkü bizim için yaptığı her şey için bütün yaşamımızla Tanrı’ya olan şükranımızı gösterebilelim diye ve bizim aracılığımızla övülsün diye Mesih, Ruh’uyla bizleri kendi benzerliğine dönüştürmek üzere yeniliyor.

 

Hristiyan hayatı sevinçli bir şükran hayatıdır! Açıkça kendi kendimize sormamız gereken soru şudur: benim yaşamım öyle mi? Tanrı’nın bana verdiği ve her gün beni onda koruduğu, hak etmediğim kurtuluşun ve O’nda sahip olduğum paydaşlık ayrıcalığının farkında mıyım? O’na şükrederek mi yaşıyorum? Yaşamım Tanrı’yı tanıyan biri olduğuma tanıklık ediyor mu?

 

C-) ÜÇLÜ BİR TANRI

İman Açıklamasının bize açıkladığı Tanrı, ayrıca Üçlü bir olan Tanrı’dır: “her şeye gücü yeten Baba’ya, O’nun biricik Oğlu Rabbimiz Mesih İsa’ya, Kutsal Ruh’a” inanıyoruz. Tek bir Tanrı olmasına rağmen Kutsal Yazılar tekrar ve tekrar Tanrı’yı “Baba, Oğul ve Kutsal Ruh olarak kendini açıklıyor.[18] 

 

Bunlar sadece Tanrı’nın kendini gösterdiği çok yönlü ve çeşitli ‘ilham yöntemleri’ veya ‘maskeleri’ değildir. Çünkü Tanrı’nın vahyi ile oluşan Kutsal Kitap aracılığı ile Tanrı kendi kimliğini gerçekten güvenilir bir şekilde yansıtmasaydı Tanrı kurtuluş, koruma ve kutsama getirdiği kendi halkı tarafından tanınmayıp ‘karanlıkta’ kalacaktı. Bu durumda da Tanrı’nın vahyi ve varlığı arasında bir çelişki olacaktı. Ama Kutsal Yazılar Tanrı’dan bahsederken düşünebilen ve duyguları ve birbirleriyle paydaşlık içinde olan üç kişiden söz ediyor. Bize eğilip bizler için gelen Tanrı üç kişide tek olan Tanrı’dır –Baba, Oğul ve Kutsal Ruh– (Matta 28:19).[19] 

 

Bu gerçek, başlangıçtan beri Hristiyan imanının büyük bir sır olduğunu vurguluyor. Üçlü birlik insanın kendi aklıyla bulduğu bir inanç değildir. Tersine insanın sınırlı mantığı “ne kişileri karıştırarak ne de özü bölerek, üç kişide tek Tanrı; üç kişide birlik”[20] ilkesini kabul etmeyi bir yana bırakın onu kavrayamaz bile. Ama Tanrı, kendini Sözünde kendisini üçlü bir Tanrı olarak açıkladığı için Üçlü Birliğine inanıyoruz. Bu Üçlü Birlik sırını kavramamız imkansızdır çünkü ÜÇLÜBİRLİK TANRI’yı kavaramamız için Tanrı insanın anlayışına göre küçülmeliydi; yani bu durumda da Tanrı olmaya son verecekti. Ama Kutsal Yazıların Tanrısı, O’na tapınalım, O’nun önünde yaratılmış olduğumuzu kabul edelim ve O’nu olduğu gibi –yani eşsiz Yaratıcımız ve egemen olan Rab’bimiz olarak– sevelim diye, kendini Üçlü Birlik sırrıyla açıklıyor.[21]

 

Ama Tanrı bize ÜÇLÜBİRLİĞİNİ kurtuluşumuza ne kadar adanmış olduğunu kavramamız için gösteriyor. Tanrı, bizden uzak ‘göklerde’ kalıp, yarattıklarına mutlu bir yaşam için ne yapmaları ve ne yapmamalarını emretmekle yetinmemiştir. Aksine, üçlübir Tanrı varlığını tamamıyle başlangıçta O’nunla olan bağımızı yenileştirmeye adamıştır: Baba, kurtuluşumuzu satın almak için sonsuz Oğlu’nu bize göndermiştir; Baba ve Oğul, Kutsal Ruh’u Mesih’in çarmıhta elde ettiği kurtuluşu alıp onu yaşamlarımızda uygulamak üzere, göndermişlerdir (Galatyalılar 4:4-5). Üçlübir Tanrı, yani Baba, Oğlu ve Kutsal Ruh, bizi O’na yaklaştırmak üzere bize gelmiştir!

 

 

 

 

 

II. BÖLÜM: BABA OLAN TANRI

 

3. “Göğün ve yerin yaradanı”

(Tekvin 1, Mezmur 104:10-30, II.Petrus 3:3-10)

 

Tanrı, Yaratıcı olduğu için O’nu ilk yaratılışın iyiliğinin Rab’bi, lütufkar olan sağlayışın Rab’bi; kendi Egemenliği için yaratılışı elinde tutan Rab olarak ilan edebiliriz.

 

Heidelberg İlmihali 26. ‘Göğün ve yerin Yaradanı, herşeye gücü yeten Baba Tanrı’ dediniz zaman neye inanıyorsunuz?

Rabbimiz İsa Mesih’in sonsuz Babası, gökte ve yeryüzünde her şeyi yoktan yaratan,1 Sonsuz bilgeliği ve sağlayışı ile her şeyi tutan ve yönetendir.2 O’nun Oğlu Mesih aracılığı ile

benim Babam ve Tanrımdır.3

 

O’na çok güveniyorum ve şüphem yok ki, bedenim ve canım için ihtiyacım olan her şeyi sağlayacak4 ve bu kötü dünyada her ne sıkıntı bana gönderirse bunu benim iyiliğim için kullanacak.5

 

O her şeye kadir olduğu için bunu yapabilecek güçtedir,6 O sadık baba olarak bunu (iyilikleri) yapmayı arzu eder.7

 

1 Tekvin 1-2, Çıkış 20.11, Mezmur 33.6, İşaya 44.24, Elçilerin İşleri  4.24, 14.15 2 Mezmur 104:27-30; Matta 6:30; 10:29; Efesliler 1:11 3 Yuhanna 1:12, 13; Romalılar 8:15, 16; Galatyalılar 4:4-7; Efesliler 1:5 4 Mezmur 55:22; Matta 6:25, 26; Luka 12:22-31 5 Romalılar 8:28 6 Tekvin 18:14; Romalılar 8:31-39 7 (Matta 6:32, 33) Matta 7:9-11

 

Heidelberg İlmihali 27. Tanrı’nın sağlayışından ne anlıyorsunuz?

Sağlayış, herşeye kadir ve her yerde hazır Tanrı’nın kuvvetidir,1 Eliyle göğü ve yeri ve bütün yaratılışı tutar2 ve onları yönetir; yeşillikler ve yiyecekler, yağmur ve kuraklık, verimlilik ve verimsizlik, yiyecek ve içecek, sağlık ve hastalık, varlık ve fakirlik3 aslında her şey bizlere tesadüfen gelmez,4 fakat O’nun babalık elinden gelir.5

 

1 Yeremya. 23:23, 24; Elçilerin İşleri 17:24-28 2 İbraniler 1:3 3 Yeremya. 5:24; Elçilerin İşleri 14:15-17; Yuhanna 9:3; Süleymanın Meselleri 22:2 4 Süleymanın Meselleri 16:33 5 Matta 10:29

 

Heidelberg İlmihali 28. Tanrı’nın yaratılış ve sağlayış bilgisi bize nasıl yardım eder?

Bir şeyler bize karşı gittiği zamanlarda sabırlı,6 bir şeyler iyi gittiğinde şükran dolu7 [olur] ve gelecek için sevgisinden bizi hiçbir şeyin ayıramayacağı8 sadık Tanrı ve Babamızda emin olabiliriz. Bütün yaratılış tamamıyla O’nun elindedir, O’nun isteği olmaksızın bir şey kımıldayamaz, yerinden oynatılamaz.9

 

6 Eyüp 1:21, 22; Mezmur 39:10; Yakup 1:3. 7 Tesniye 8:10; I.Selanikliler 5:18. 8 Mezmur 55:22; Romalılar 5:3-5; 8:38, 39. 9 Eyüp 1:12; 2:6; Süleymanın Meselleri 21:1; Elçilerin İşleri 17:24-28.

 

 

 

A-) YARATAN TANRI

Kutsal Yazıların Tanrı’sı yaratıcı Tanrı’dır. İçinde yaşadığımız yaratılış Tanrı’dan çıkan bir şey veya O’nun bir parçası değildir, aksine yaratılmış bir şeydir:

Mezmur 90: 2 Dağlar var olmadan,

Daha evreni ve dünyayı yaratmadan,

Öncesizlikten sonsuzluğa dek Tanrı sensin.

 

Çünkü her şeyden önce (sonsuzlukta) Tanrı vardı (Tekvin 1:1) ve O, tüm evrenin üstünde görkem ve yücelik içinde tahtında oturmaktadır.[22] Yaratılış, Tanrı’nın egemenliği ve gücüyle, Tanrı istediği için ortaya çıkmıştır.

 

Tekvin Kitabı ‘ve Tanrı dedi’ ifadesiyle Tanrı’nın yaratıcı gücünün tüm evreni sadece bir söz söyleyerek yaratmaya yeterli olduğunu gösteriyor.[23] Tanrı emrediyor ve yaratılış O’nun emirlerine itaat ediyor, O’nun amaçlarına mükemmel bir şekilde uyuyor.[24] Tanrı, böylece varolan her şeyi yoktan var ediyor, ona şekil ve uyum veriyor.[25]

 

Bu yaratılışın tamamıyla Tanrı’nın amaçlarına uyduğuna dikkat edin. Tanrı her şeyi yarattıktan sonra şöyle oldu: “Tanrı yarattığı herşeyi gördü ve çok iyi idi” (Tekvin 1:31). Hristiyanlık, bu dünyayı reddetmeyi ve onu hor görmeyi öğretmiyor, çünkü bu dünya Tanrı’nın işidir. Günahın girişinden sonra bile, bu dünya, ona şekil Veren’in iyiliğini ve yüceliğini sergiliyor:

Mezmur 8: 1 Ya Rab Yahve,

Ne yüce adın var yeryüzünün tümünde!

Gökyüzünü görkeminle kapladın.

3 Seyrederken ellerinin eseri olan gökleri,

Oraya koyduğun ayı ve yıldızları,

4 Soruyorum kendi kendime:

"İnsan ne ki, onu göz önüne alasın,

İnsan soyu ne ki, ona ilgi duyasın?"

5 Nerdeyse bir tanrı yaptın onu,

Başına şan şeref tacı koydun.

6 Ellerinin eserlerine onu egemen kıldın,

Her şeyi ayaklarının altına serdin;

7 Davarları, sığırları,

Yabanıl hayvanları,

8 Gökteki kuşları, denizdeki balıkları,

Denizde kıpırdaşan bütün canlıları.

9 Ya Rab Yahve,

Ne yüce adın var yeryüzünün tümünde!

 

Günah ve düşüşten sonra bile yaratılış adeta ‘Tanrı’nın yüceliği için bir sahne’[26] olmaya devam ediyor. Bu nedenle Tanrı’nın pak kılan yargılamasından sonra “yaratılış, yozlaşmaya giden köleliğinden kurtarılıp Tanrı çocuklarının yüce özgürlüğüne kavuşturulacaktır” (Romalılar 8:21).

 

Tanrı elinin işini terk etmiyor ve bu gerçek halkının satın alınması için geçerli olduğu gibi tüm evrenin yenilenmesi için de aynı derecede geçerlidir.

 

B-) TANRI’NIN DÜNYAMIZDA DEVAMLI BULUNMASI

Tanrı’nın hareketi sadece yaratılışın başlangıcıyla sınırlı değildir. Tanrı yarattığı varlıkları devam ettitir, canlıları beslemeye ve korumaya devam etmektedir. Yani varlığımızın devam etmesi O’nun koruma işinin sonucudur.

 

Mezmur 104: 10 Vadilerde fışkırttığın pınarlar,

Dağların arasından akar.

13 Gökteki evinden dağları sularsın,

Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.

14 Hayvanlar için ot,

İnsanların yararı için bitkiler yetiştirirsin;

İnsanlar ekmeğini topraktan çıkarsın diye,

15 Yüreklerini sevindiren şarabı,

Yüzlerini güldüren zeytinyağını,

Güçlerini arttıran ekmeği hep sen verirsin.

16 RAB'bin ağaçları,

Kendi diktiği Lübnan sedirleri suya doyar.

Pınarların su vermesi ve topraktan yiyecek çıkması için Tanrı yeryüzüne yağmur gönderiyor.

 

Mezmur 104: 19 Mevsimleri göstersin diye ayı,

Batacağı zamanı bilen güneşi yarattın.

20 Karartırsın ortalığı, gece olur,

Başlar kıpırdamaya orman hayvanları.

Dünyanın yörünge etrafında dönmesine ve güneşin parlamasına Tanrı izin veriyor.

 

Mezmur 104: 11 Bütün kır hayvanlarını suvarır,

Yaban eşeklerinin susuzluğunu giderirler.

12 Kuşlar yanlarında yuva kurar,

Dalların arasında ötüşürler.

17 Kuşlar orada yuva yapar,

Leyleğin evi ise çamlardadır.

18 Yüksek dağlar dağ keçilerinin uğrağı,

Kayalar kaya tavşanlarının sığınağıdır.

21 Genç aslan av peşinde kükrer,

Tanrı'dan yiyecek ister.

27 Hepsi seni bekliyor,

Yiyeceklerini zamanında veresin diye.

28 Sen verince onlar toplar,

Sen elini açınca onlar iyiliğe doyar.

Hayvanlara –en güçlü olanlara bile- Tanrı yiyecek sağlıyor.

 

Mezmur 104: 29 Yüzünü gizleyince dehşete kapılırlar,

Soluklarını kesince ölüp toprak olurlar.

Eğer Tanrı yaşam verici huzurunu uzaklaştırırsa yarattıkları toza, evren ise hiçliğe dönecektir.

 

Ama Tanrı yaratılışı koruma ve devam ettirme işine (Tanrı’nın Sağlayışı[27]) devam ettiği için yaratılış ayakta durabilmektedir.[28] Bu şekilde Tanrı düşmüş yaratılışa –O’nun Rab olmasına karşı gelenlere bile– yağmuru ve güneşiyle, iyiliği ve merhametiyle Kendi büyüklüğünü ve şefkatini gösteriyor: Tanrı’nın sağlayışı ve koruması, sadece Hristiyanlara verilmiyor; Tanrı’nın düşmanlarına bile veriliyor:

Matta 5: 45 Öyle ki, göklerdeki Babanız'ın oğulları olasınız. Çünkü O, güneşini hem kötülerin hem iyilerin üzerine doğdurur; yağmurunu hem doğruların hem eğrilerin üzerine yağdırır. 46 Eğer yalnız sizi sevenleri severseniz, ne ödülünüz olur? Vergi görevlileri de öyle yapmıyor mu? 47 Yalnız kardeşlerinize selam verirseniz, fazladan ne yapmış olursunuz? Putperestler de öyle yapmıyor mu?

Mezmur 145: 9 RAB herkese iyi davranır,

Sevecenliği bütün yapıtlarını kapsar.

 

Tanrı’nın sağlayışı, tarihteki tüm olayları ve insanın tüm hareketlerini kapsıyor. Tanrı, dünyayı yerinde tutmakla yetinmiyor, her şeyi –ne kadar küçük görünürse bile- yönlendirip, yönetiyor ve her durumda halkının iyiliği için etkin bir şekilde çalışıyor (Matta 10:29-31; Romalılar 8:28). Bu nedenle bir Hristiyan’ın bugün ve gelecek hakkında sarsılmaz bir güveni vardır. Çünkü bizi yaratan Tanrı, bizi ve tüm insanlarının hareketlerine dair her şeyi güçlü eliyle tutuyor.

 

Belçika İnanç Açıklaması bu gerçeği çok güzel bir şekilde tarif ediyor (13. madde):

İnanıyoruz ki, Tanrı iyidir,

her şeyi yarattıktan sonra

onları şans veya kısmetin eline terk etmedi,

onları bu dünyada O’nun doğru bir şekilde düzelemesi olmadan

hiç bir şey olmayacak bir şekilde,

kutsal isteğine göre yönlendirip yönetir.

 

Ama Tanrı, ortaya çıkan günahın yaratıcısı değildir

ve ondan suçlanamaz.

Gücü ve iyiliği, öylesine büyük ve anlaşılamazlar ki

kötü ruhlar ve günahlı insanlar haksız bir şekilde işledikleri zaman bile,

O, işini çok iyi düzenleyerek ve adaletle yapıyor.

Aşırı merakla insanın anlayışını aşan,

kavrama kabiliyetimizin üstünde olan şeyler hakkında

sorular sormak istemiyoruz.

Ama tüm alçakgönüllülük ve saygıyla,

bizden saklı olan

Tanrı’nın adil hükümlerini sevmekle yetiniyoruz;

Mesih’in Sözünde gösterdiği şeyleri öğrenmekle yetinerek,

o sınırları aşmayarak,

O’nun öğrencileri olmakla tatminiz.

 

Bu inanç, bize ifade edilemez bir teselli veriyor,

çünkü her şeyin merhametli göksel Babamızın

düzenine göre olduğu,

hiç bir şeyin şansa bırakılmadığını

öğretiyor.

O, bize bir babanın ilgisiyle bakıyor,

tüm yarattıklarını kontrol ediyor,

öyleki (hep sayılı olan) başımızdaki saçlar

veya küçük bir kuş bile

Babamızın isteği olmadan

yere düşemez.

 

Bu düşünce ile Tanrı’nın,

kötü ruhları ve tüm düşmanlarımızı

kontrol altında tuttuğu,

O’nun izni ve isteği olmadan

bize dokunamadıklarını bilerek

esenlikli (sakin) olabiliriz.

 

C-) KENDİ EGEMENLİĞİNE DOĞRU YARATILIŞI YÖNLENDİREN TANRI

Tanrı, bu yaratılışı belirli bir hedef ve amaç olmadan yerinde tutmuyor:[29] 

İbraniler 1: 3 Oğul, Tanrı yüceliğinin parıltısı, O'nun varlığının öz görünümüdür. Güçlü sözüyle her şeyi devam ettirir. Günahlardan arınmayı sağladıktan sonra, yücelerde ulu Tanrı'nın sağında oturdu.

 

Tanrı güçlü Sözüyle şimdiki dünyayı kurtuluşunun ilan edilmesi için koruyor ve devam ettiriyor. Tufan zamanında olduğu gibi yaratılış bir gün mahkum edilecek ve ‘yer ve yeryüzünde yapılmış olan her şey yanıp tükenecek’ (II.Petrus 3:6, 10). Ama şimdilik ‘kimsenin mahvolmasını istemeyen’ (II.Petrus 3:9) Tanrı sağlayış işine devam ediyor ve insanlara sabrediyor. Rab’bin günü ve onunla beraber gelen tüm yaratılışın yargılanması gecikiyor gibi görünüyorsa da bunun sebebi Göksel Egemenliğin müjdesinin bütün dünyada duyurulmasına (Matta 24:14) fırsat verilmesidir. Bu şekilde Tanrı, Kilisesini ve yaratılışını sonsuz egemenliğine doğru yöneltmek amacıyla her zaman sağlayış işine devam ediyor. Şimdiki yaratılış ‘statik’ veya ‘yansız’ bir durumda değildir, bunun aksine Tanrı çocuklarının gelecekte ortaya çıkmasını büyük bir özlemle bekliyor (Romalılar 8:18) ve yenileme getirecek olan doğum ağrısını çekerek inliyor (Romalılar 8:22).

 

I.Korintliler 15: 28 Her şey Oğul'a bağımlı kılınınca, Oğul da her şeyi kendisine bağımlı kılan Tanrı'ya bağımlı olacaktır. Öyle ki, Tanrı her şeyde her şey olsun.

Yani Tanrı’nın bu dünyadaki tüm hareketleri O’nun gelecekteki Egemenliği ile ilişkili olup mükemmelleşecek olan Egemenliğine odaklanmıştır. Tanrı, sağlayışı ile yaratılışını ve tarihi O’nun ‘her şeyde her şey olacağı’ güne doğru yönlendirmektedir.

 

Öyleyse O’na ait olanların, içlerinde yaşadığı kişilerin yani Kilisesini oluşturan bizlerin ardından gideceğimiz tek önceliğimiz Tanrı’nın doğruluğu ve gelecek olan egemenliği olmalıdır (Matta 6:31-33; 13:44-46). İsteğimiz, tüm hareketlerimizle Tanrı’nın yüreğinde başta gelen öncelikler olmalıdır. Amacımız şu anda ait olduğumuz egemenliğin gerçek olduğunu sergilemek olmalıdır!

 

 

4. “Her şeye gücü yeten Baba”

(İşaya 40:12–25, Mezmur 103:1–18)

 

İman Açıklaması bize Tanrı’nın sınırsız büyüklüğünü ve aynı zamanda, antlaşması ve Oğlu İsa Mesih aracılığıyla bize gelen Tanrı’nın yakınlığını hatırlatıyor.

 

 

Heidelberg İlmihali 26 (3. Konuya bakınız)

Heidelberg İlmihali 1. Yaşamda ve ölümde tek teselliniz nedir? Göklerdeki Babamın isteği olmadan başımdan bir tel saç bile eksilmez.7 Her şey benim kurtuluşum için çalışır. 8

 

7 Matta 10.29-31, Luka 21.16-18

8 Romalılar 8.28

 

Heidelberg İlmihali 120. Mesih niçin Tanrı’yı “Babamız” olarak çağırmamızı emretti?

Duamızın başlangıcında Mesih, kendisi aracılığı ile bizlere Baba olan Tanrı’yı, içimizi çocuk gibi korkuyla ve güvenle tutuşturarak temel almamızı ister.

 

Babalarımız bu yaşam için gerekli şeylerde bizleri reddetmediği gibi, bizlere Baba olan Tanrımız imanla istediğimiz şeyleri bizlere vermeyi daha az reddedecektir.1

 

1 Matta 7:9-11, Luka 11:11-13.

 

Heidelberg İlmihali 121. “Göklerdeki” kelimesi neden vardır?

Bu ifadede Tanrı’nın göksel görkemini dünyasal bir şey olarak düşünmememiz2 ve bedenimiz ve canımız için her şeyi O’nun Tanrısal gücünden beklememiz için vardır.3

 

2 Yeremya. 23:23-24, Elçilerin İşleri 17:24-25

3 Matta 6:25-34, Romalılar 8:31-32

 

Westminster Uzun İlmihal S. 189. Rab’bin duasına giriş bizlere ne öğretir? Y. Rab’bin duasına giriş (Göklerdeki Babamız), dua ederken Tanrı’nın, iyi bir baba olduğu güvencesiyle kendisine yaklaşabileceğimizi öğretir. O’na saygıyla, göksel duygularla, O’nun egemen gücünü, görkemini ve alçak gönüllülüğünü bilerek yaklaşabiliriz. Başkaları için de aynı güvenceyledua edebiliriz.

 

 

 

A-) TANRI’NIN SINIRSIZ BÜYÜKLÜĞÜ:

Mezmur 145: 3 RAB büyüktür, yalnız O övgüye yaraşıktır,

Akıl ermez büyüklüğüne.

Kutsal Yazıların Tanrı’sı sonsuzdur; gücünün ve zekasının sınırları yoktur (İşaya 40:13-14, 28):

İşaya 40: 12 Kim denizleri avucuyla,

Gökleri karışıyla ölçebildi?

Yerin toprağını ölçeğe sığdıran,

Dağları kantarla,

Tepeleri teraziyle tartabilen var mı?

Tanrı avucu ile okyanusları ve denizleri ölçüyor, dağları ve tepeleri tartabiliyor.

 

İşaya 40: 13 RAB'bin düşüncesine kim akıl erdirebildi?

O'na öğüt verip öğretebilen var mı?

14 Akıl almak, adalet yolunu öğrenmek için

RAB kime danıştı ki?

O'na bilgi veren, anlayış yolunu bildiren var mı?

15 RAB için uluslar kovada bir damla su,

Terazideki toz zerreciği gibidir.

Adaları ince toz gibi tartar.

16 Adakları yakmaya yetmez Lübnan ormanı,

Yakmalık sunu için az gelir hayvanları.

17 RAB'bin önünde bütün uluslar bir hiç gibidir,

Hiçten bile aşağı, değersiz sayılır.

Tanrı’nın bilgisi başka bir varlığın bilgisinden son derece üstündür, en büyük uluslar ve onların zenginliği Tanrı’nın yanında bir hiç gibidir.

 

İşaya 40: 18 Öyleyse Tanrı'yı kime benzeteceksiniz?

Neyle karşılaştıracaksınız O'nu?

19 Putu döküm işçisi yapar,

Kuyumcu altınla kaplar,

Gümüş zincirler döker.

20 Böyle bir sunuya gücü yetmeyen yoksul kişi

Çürümez bir ağaç parçası seçer.

Yerinden kımıldamaz bir put yapsın diye

Usta bir işçi arar.

21 Bilmiyor musunuz, duymadınız mı?

Başlangıçtan beri size bildirilmedi mi?

Dünyanın temelleri atılalı beri anlamadınız mı?

22 Gökkubbenin üstünde oturan RAB'dir,

Yeryüzünde yaşayanlarsa çekirge gibidir.

Gökleri perde gibi geren,

Oturmak için çadır gibi kuran O'dur.

Kutsal Kitap’ın Tanrı’sı yaşayan Tanrı’dır. O putlara veya bilinmeyen bir Tanrı’ya benzetilemez ya da onlarla kıyaslanamaz. Rab’bin yüceliği karşısında yeryüzündeki canlılar bir hiç gibidir.

 

İşaya 40: 23 O'dur önderleri bir hiç eden,

Dünyanın egemenlerini sıfıra indirgeyen.

24 O önderler ki, yeni dikilmiş, yeni ekilmiş ağaç gibi,

Gövdeleri yere yeni kök salmışken

RAB'bin soluğu onları kurutuverir,

Kasırga saman gibi savurur.

O, bu dünyanın egemen reislerinin ve krallarının hayatını, başarısını isterse bir anda bitirebilir. Ve hiçbir karşı düşünce O’nun önünde duramaz ona karşı etkin olamaz.[30]

 

İşaya 40: 25 Beni kime benzeteceksiniz ki,

Eşitim olsun?" diyor Kutsal Olan.

Hiçbir varlık O’nun gibi değil, kimse ona uzaktan bile benzemez. [31] 

 

Kutsal Yazılar yaratılışa hükmeden, onu istediği gibi idare eden, her şeye gücü yeten Tanrı’yı gösteriyor. Kutsal Yazıların Tanrısı, her şeyi dolduruyor, her yerde var olan, her şeyi bilen ve her şeyden üstün olan bir Tanrı’dır.[32]

 

Sık sık insanlar hayal gücünün sınırlarını Tanrı’nın üzerine koyarlar ve O’nu pratikte her şeye gücü yeten Tanrı olarak değil de “üstün insan” (yani bizden daha güçlü ama sonuçta insanların direnmeleri tarafından engellenen biri) olarak görmeye başlarlar. Ama yaratılmış olan varlıklar Kutsal Yazıların Tanrı’sından üstün olamazlar. Çünkü O “her dilediğimiz ya da düşündüğümüzden çok daha fazlasını yapabilecek güçtedir!” (Efesliler 3:20, Daniel 4:35)

 

B-) HALKINA GELEN TANRI

II.Korintliler 6:18 Gücü her şeye yeten Rab diyor ki,

           «Size Baba olacağım,

           siz de oğullarım ve kızlarım olacaksınız.

Bu her şeye gücü yeten Tanrı lütfuyla halkı için Baba olan Tanrı’dır. Yani Kutsal Yazılarda Tanrı’ya gidip kendilerine Baba olmasını isteyen bir halk değil ama halkına gelip onlara Baba olmak isteyen bir Tanrı görmekteyiz. Bu yüzden İsrail, Tanrı’nın “ilk doğan oğlu” olarak onurlandırıldı.[33] Tanrı, İsrail’i tüm ulusların arasından oğul olarak kabul etti, öyle ki oğul O’nun değerli malı, “özel hazinesi” olsun (Çıkış 19:5-6).

 

Tanrı, kendini seçmiş olduğu halkına bağladı ve onların arasında yaşamaya karar verdi:[34] 

Tesniye 7: 6 Siz Tanrınız RAB için kutsal bir halksınız. Tanrınız RAB, öz halkı olmanız için, yeryüzündeki bütün halkların arasından sizi seçti. 7 RAB'bin sizi sevmesinin ve seçmesinin nedeni öbür halklardan daha kalabalık olduğunuzdan değil. Siz sayıca öbür halklardan azdınız. 8 RAB size sevgisini göstermek ve atalarınıza ant içerek verdiği sözü yerine getirmek için güçlü eliyle sizi Mısır'dan çıkardı; köle olduğunuz ülkeden, Mısır Firavunu'nun elinden sizi kurtardı. 9 Tanrınız RAB'bin Tanrı olduğunu bilin. O güvenilir Tanrı'dır. Kendisini sevenlerin, buyruklarına uyanların bininci kuşağına kadar antlaşmasına bağlı kalır.

 

İşaya peygamberin kitabında insan için “toprak kurdu” ifadesi kullanılıyor (İşaya 41:14). Yani Kutsal Yazılar bizlerin bir “solucan” olduğunu söylüyor. Bu noktada kendimizin gerçekte kim olduğunu bilirsek Tanrı’nın bize verdiği değerin yüceliğini daha iyi anlarız. Bizler bir toprak kurdu olmamıza rağmen Tanrı bizim seviyemize eğilip, bizi evlat edinip bizimle yaşamak istiyor. Bu da O’nun lütfunun büyüklüğünü gösteriyor. Tanrı’nın aykırı gibi görünen bu iki yönü, yani yüceliği ve insana yakınlığı, Mezmur’da (113) çok açık olarak parlamaktadır:

Mezmur 113: 1 Övgüler sunun RAB'be!

Övgüler sunun, ey RAB'bin kulları,

RAB'bin adına övgüler sunun!

2 Şimdiden sonsuza dek

RAB'bin adına şükürler olsun!

3 Güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar

RAB'bin adına övgüler sunulmalı!

4 RAB bütün uluslara egemendir,

Görkemi gökleri aşar.

5 Var mı Tanrımız RAB gibi,

Yücelerde oturan,

Buraya kadar olan ayetler Tanrı’nın övgüye değer yüceliğini gösteriyor. Güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar, her zaman ve her yerde yücelerde oturan Tanrı’nın övgüye layık olduğu pekçok kültürde makul ve kabul edilebilir bir açıklamadır.

 

Mezmur 113: 6 Göklerde ve yeryüzünde olanlara

Bakmak için eğilen?

7 Düşkünü yerden kaldırır,

Yoksulu çöplükten çıkarır;

8 Soylularla,

Halkının soylularıyla birlikte oturtsun diye.

9 Kısır kadını evde oturtur,

Çocuk sahibi mutlu bir anne kılar.

RAB'be övgüler sunun! (İşaya 57:15).

Ama Kutsal Kitap inancında Tanrı aynı zaman bu denli insana yakın, Kendisine yaklaşılabilir bir Tanrı olarak karşımıza çıkıyor. O çok yüce olduğu halde düşükün kimse ile, çöplükte oturan kimse ile ilgileniyor. Kısır kadını bereketlemesi ise ihtiyaç içindeki kimselere duyduğu baba şefkatini anlamamıza yardım ediyor. Hristiyan inancının Tanrısı kimsesiz ve düşmüş olana Baba olan bir Tanrı’dır.[35]

 

Aynı şekilde Kutsal Yazılar, defalarca bu ‘herşeye gücü yeten Baba’nın sınırsız şefkatini, merhametini, iyiliğini ve sevgisini vurguluyor. 103. Mezmuru hatırlayın: bağışlıyor (3); iyileştiriyor ve fidye vererek kurtarıyor (4); zulüm görenlere doğruluk ve adaletle davranıyor (6); şefkatli ve merhametlidir (8), günahlarımızın hak ettiği şeyleri bize vermeyerek iyilik ve lütufla davranıyor (9-14). Antlaşmasıyla yanına getirdiği insanlara sonsuz şefkatle davranıyor (17-18):

Mezmur 103: 13Bir baba çocuklarına nasıl sevecen davranırsa,

RAB de kendisinden korkanlara öyle sevecen davranır.

 

Tanrı’nın yakınlığı, hiçbir şekilde O’nun her şeye yeten gücünü iptal etmiyor ve O’ndan eksiltmiyor; tam aksine O’nun yakınlığı her şeye yeten gücünü gerektiriyor.[36]

 

Tanrı’nın herşeye yeten gücü soyut bir güç değildir; Tanrı’nın gücü yarattıklarıyla olan ilişkisinde sınırlaması veya bir yana koyması gereken “basit” bir kuvvet değildir. Bunun aksine Kutsal Yazılar O’nun halkı olan bizleri Tanrı’nın amaçlarına hiçbir şeyin engel olamayacağından emin olabilmemiz için,[37] Tanrı’yı “herşeye gücü yeten Baba” olarak açıklıyor. Kutsal Kitap, Tanrı’nın gücünü imanlılara bir tehdit olarak değil, onlara güvenilebilecek bir vaat olarak gösterir. Bu nedenle bu bilgi, denemelerde veya zayıf ve zor anlarımızda bize cesaret verir![38]

 

C-) İSA MESİH’TE BABAMIZ OLAN TANRI

Ama şunu vurgulamak gerekiyor: sonuçta ancak Mesih’te olduğumuz için Tanrı, babamız olmuştur. Tanrı’ya “Babamız” diyebiliyorsak bu, İsa Mesih’in sayesindedir. Mesih, “Tanrı’nın ebedi oğludur”. Mesih, evren yaratılmadan önce bile Tanrı’nın Oğlu olma ayrıcalığına sahipti:

Yuhanna 1: Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı'yla birlikteydi ve Söz Tanrı'ydı. 2 Başlangıçta O, Tanrı'yla birlikteydi.

14 Söz, insan olup aramızda yaşadı. O'nun yüceliğini Baba'dan gelen, lütuf ve gerçekle dolu biricik Oğul'un yüceliğini gördük.

18 Tanrı'yı hiçbir zaman hiç kimse görmedi. Baba'nın bağrında bulunan ve

Tanrı olan biricik Oğul O'nu tanıttı.[39]

 

Baba, önceden kendi oğlu olan O’nu dünyaya gönderdi.[40] Ve biz “Mesih’te” olduğumuz için iman aracılığıyla O’na bağlanıp O’nunla birleşiyoruz (Romalılar 6:3). Yani Mesih’in Babayla olan ilişkisinden bizler faydalanıyoruz. Böylelikle diri Tanrı’nın evlat edinilmiş çocukları ve Mesih’in “kardeşleri” oluyoruz.[41] Reform Kilise babalarından J. Calvin İsa Mesih’in Baba Tanrı tarafından oğulluğu bize vermek üzere geldiği nasıl geldiğini şöyle anlatılıyor:

Eğer Tanrı’nın Oğlu, insanoğlu olmasaydı, O’nun olanı bize vermek üzere bizim olanı benimsemeseydi, doğal olarak O’nun olanı lütufla bize vermeseydi, bunu başka kim yapabilirdi?

Bu nedenle bu söze dayanarak, Tanrı’nın oğulları olduğumuza güveniyoruz; çünkü Tanrı’nın doğal oğlu bizimle bir olsun diye, kendine bedenimizden beden, etimizden et, kemiklerimizden kemikler almıştır. Seve seve Kendinin olanı bize vermek ve Tanrı’nın Oğlu olmakla beraber, bizim gibi insanoğlu da olmak üzere, bizim tabiatımızı üzerine aldı… Böylece göksel egemenliğinin mirasçıları olduğumuzdan eminiz; çünkü ona tamamen sahip olan Tanrı’nın Oğlu bizi kardeşleri olarak kabul etmiştir. “Eğer Mesih’in kardeşleriysek, aynı zamanda O’nun ortak mirasçılarıyız.”[42]

 

Mesih’in sayesinde, evrenin yüce Rab’bi ve Efendisine “Babamız” olarak hitap edebilmenin ölçülemez ayrıcalığına sahibiz! Hakim olan, gücü herşeye yeten Tanrı, İsa Mesih’te bize eğilmiştir, öyle ki sonsuza dek bizlerin aracısı olan, İsa Mesih’in Baba’sıyla olan birliğine ve yakınlığına biz de sahip olalım! (Yuhanna 17:23, 26).

 

Bu “her şeye gücü yeten Baba” her durumda O’na güvenmemiz ve yaşayan Tanrı’nın çocuklarına ait olan şükranla ve sevinçle yaşamamız üzere bize lütuf etsin! Her şeye gücü yeten Baba, Tanrı’nın çocuklarına ait olan şükranla ve sevinçle yaşlamamız için bize lütuf etsin.

 

 

 

 

 

 

III. BÖLÜM: OĞUL OLAN TANRI

 

5. “Ve O’nun biricik Oğlu Rabbimiz”

(Yuhanna 1:1–5, 18, Romalılar 14:7–9; Efesliler 5: 25–33)

 

İsa Mesih, Tanrı’nın sonsuz Oğludur; bu nedenle RAB’bimizdir.

Yargı ve cezalandırma yetkisi olmakla birlikte bizleri tamamıyla yönetir ve

tüm ihtiyaçlarımızı karşılar.

 

Heidelberg İlmihali 29. Niçin Tanrı Oğlu’na ‘Kurtarıcı’ demek olan Yesu (İsa) denir?

Çünkü O bütün günahlarımızdan bizi kurtarır,1 kurtuluş başka hiçbir kimsede bulunamaz2 ve kurtuluşu başka yerde aramak boşunadır.

 

1 Matta 1:21; İbraniler 7:25.

2 İşaya 43:11; Yuhanna 15:4-5; Elçilerin İşleri 4:11-12; I.Timoteyus 2:5.

 

Heidelberg İlmihali 33. Bizler Tanrı’nın çocuklarıyken neden İsa ‘Biricik Oğul’ olarak adlandırılır?

Çünkü sadece Mesih sonsuzdur ve doğal olarak Tanrı’nın Oğludur.1 Ancak bizler Tanrı tarafından Mesih aracılığı ile lütuf sayesinde evlatlar edinildik.2

 

1 Yuhanna 1:1-3, 14, 18; 3:16; İbraniler 1, (Romalılar 8:32, I.Yuhanna 4:9)

2 Yuhanna 1:12, Romalılar 8:14-17, (Galatyalılar 4:6), Efesliler 1:5-6

 

Heidelberg İlmihali 34. Neden İsa’yı ‘Rabbimiz’ olarak çağırıyoruz?

Çünkü altın ya da gümüşle değil, fakat O’nun değerli kanıyla bizi şeytanın zulmünden ve günahtan3 özgür kıldı.4 Beden ve can olarak kendisinin olmak üzere bizi satın aldı.5

 

3 I.Petrus 1:18, 19

4 I.Korintliler 6:20; I.Timoteyus 2:5, 6

5 Koloseliler 1:13, 14; İbraniler 2:14, 15.

 

 

 

A-) TANRI’NIN EBEDİ OĞLU

Kutsal Kitap’ın tanıklığı şunu öğretiyor: İsa Mesih sadece bir insan değil, ayrıca Tanrı’nın Oğlu, yani Tanrı’dır. Sonsuzlukta Baba ve Kutsal Ruh’la birlikte yaşar ve Onların sahip olduğu yüceliği paylaşır, Onlarla aynı yücelik, övgü ve tapınmayı almaya layıktır (Yuhanna 1:1; 16:28; 17:5). İsa Mesih’in Baba Tanrı ile olan ilişkisi O doğduğu veya vatfiz olduğu zaman başlamadı fakat sonsuzlukta vardı. Bu yüzden İbraniler Mektubu İsa Mesih’i “Tanrı’nın yüceliğinin parıltısı ve varlığının öz görünümü” olarak beyan eder (1:3).
Filipililer Mektubu Mesih’in vücut bulup aramıza gelmesinden önce bile “Tanrı’ya özdeş olduğunu beyan eder:

Filipililer 2:6 Mesih, Tanrı özüne sahip olduğu halde, Tanrı'ya eşitliği sımsıkı sarılacak bir hak saymadı.[43] 

 

İsa Mesih’te “Tanrılığın bütün doluluğu bedence ... bulunuyor” (Koloseliler 2:9). Bu nedenle Kuriyos unvanı (yani Rab – Tanrı’nın Eski Ahit’de kendine verdiği ad) Yeni Ahit’te İsa Mesih’e verilmektedir: “Rab’bimiz İsa Mesih” (Filipililer 2:10-11; İşaya 45:22-23). Kutsal Kitap Mesih’e verilen “Rab” unvanını daha derin bir anlam ile ilişkilendirerek İsa Mesih’e “Tanrı” unvanı veriyor:[44]

Romalılar 9: 5 Büyük atalar onların atalarıdır. Mesih de bedence onlardandır. O her şeyin üzerinde hüküm süren, sonsuza dek övülecek Tanrı'dır! Amin.

 

Bu nedenle ilk Kilise, pek Mesih karşıtı öğretişin saldırısına rağmen imanını şu sözlerle ifade ederek Kutsal Kitap’ın öğretisini güvenilir bir şekilde özetlemiştir:

Bütün çağlardan önce Baba’da olan

Allah’tan Allah,

Işıktan Işık,

Gerçek Allah’tan gerçek Allah,

kendiliğinden var olan, yaratılmamış,

Baba ile aynı özden olan,

Allah’ın Oğlu tek Rab İsa Mesih’e inanıyoruz.[45]

 

Burada ilan edilen gerçekler sadece bir doktrin olarak görülmemelidir. Aksine bu doktrinler imanımız ve günlük Hristiyan yaşamımızın her adımı için pratik olan ve hayati önemi olan Kutsal Kitap’a dayalı gerçeklerdir. Mesih’in kişiliğinin yüceliği –ki bu yücelik sonsuzdur– kurtuluşumuzun ve Tanrı’nın bize olan sevgisinin büyüklüğünü göstermektedir!

 

II.Korintliler 8: 9 Rabbimiz İsa Mesih’in lütfunu bilirsiniz. O’nun yoksulluğuyla siz zengin olasınız diye, zengin olduğu halde sizin uğrunuza yoksul oldu.

Tamamıyle Tanrı ve tamamıyle insan olan İsa Mesih, bizim gibi yaşamak ve ebedi zenginliğinden bize vermek için göklerin yırtılırcasına açılışı ile bize gelmiştir:

İşaya 64: 1-2 Ya RAB, adını düşmanlarına duyurmak için

Keşke gökleri yarıp insen!

Dağlar önünde sarsılsa!

Gelişin, ateşin çalıları tutuşturmasına,

Suyu kaynatmasına benzese!

Uluslar senin önünde titrese!

 

Mesih’in kimliğini (İşaya 61:1-3) ve bizim için yaptıkları unuttuğumuz zaman Tanrı’yla olan ilişkimiz de o derecede  fakirleşecektir.

 

B-) İSA Mesih’İn MUTLAK OLAN RABLİĞİ

Tanrı’nın ebedi Oğlu İsa Mesih’in tek Rab olduğunu söylemek [Sezar’ın pek çok putların yanında ‘rab’ olarak sayıldığı bir dönemde] O’nun diğer putlar arasındaki bir ‘rab’ olmadığını ve böylece Mesih’ten hariç olarak diğerlerinin ‘rab’ olmadığını öğretiyor. Böylece Mesih tüm bağlılık ve itaatimize layık olan tek Rab’dir. İsa Mesih’in “Rabbimiz” yani en yüce efendimiz[46] olduğunu söylediğimizde O’na ait olduğumuzu; yaşamlarımızın (en önemsiz ayrıntılarıyla bile) O’nun hizmetinde olduğumuzu itiraf etmiş oluyoruz. Yani artık kendimize değil, bizi satın alan Mesih’e aitiz:

Romalılar 14: 7 Hiçbirimiz kendimiz için yaşamayız, hiçbirimiz de kendimiz için ölmeyiz. 8 Yaşarsak Rab için yaşarız; ölürsek Rab için ölürüz. Öyleyse, yaşasak da ölsek de Rab'be aitiz. 9 Mesih hem ölülerin hem yaşayanların Rabbi olmak üzere ölüp dirildi.

 

Yeni Ahit sık sık imanlıları Mesih tarafından satın alınan hizmetçiler olarak tasvir ediyor.[47] Bu iki kavramın birliğini yani Mesih’in Rab olmasını ve bizim O’nun tarafından satın alınmamızı ve bunların ima ettiği şeyi iyi anlamak önemlidir. Grekçe bir kelime olan doulos efendisinin “malı” olan bir kul’u tanımlamak için kullanılmıştır. Aynı şekilde Yeni Ahit zamanında bir kulu satın almak, o kulun özerk olması değil de o günden itibaren o kulu satın alan kişinin malı olması üzere satın alma fiyatını ödemek anlamındaydı. Mesih bizi kanıyla satın aldığı için bizim efendimiz ve Rabbimiz olmuştur; O’na aittiz. Sözlerimiz, düşüncelerimiz ve tutumlarımızın yanı sıra, hareketlerimiz, planlarımız ve geleceğimiz üzerinde mutlak bir hakkı vardır.

 

Mesih’in Rab olması sadece kilisede toplandığımız zamanlarla sınırlı değildir. O’nun Rab’liği yaşamlarımızın tüm anlarını ve tüm alanlarını kapsamaktadır! Ne kadar sıklıkla Mesih’in işinin etkisini yaşamınızın tümüne yaymasına izin veriyor sunuz? Yoksa O’nu yaşamlarınızın “ruhsal” alanlarıyla mı sınırlıyor sunuz? Ama Kutsal Yazılar bize şu gerçeği hatırlatıyor: varlığımızın bütün alanlarında O’na ait olalım diye yaşamını veren Mesih’e daima boyun eğen bir tutumla yaklaşmamız gerekir.[48] O’nun “boyunduruğunu” ve Yasasını takınmadan O’nun Müjdesini ve sunduğu kurtuluşu bulamayız (Matta 11:28-30). J. Calvin bu gerçeği Cenevre İlmihalinde (125. soru) şöyle vurguluyor:

Aklanmayı, iyi işlerden ayırabilir miyiz, yani iyi işler olmadan aklanmak mümkün mü?

Mümkün değil. Çünkü iman aracılığıyla bize sunulan Mesih’i kabul ettiğimiz zaman, sadece bizi ölümden kurtarıp Tanrı’yla barıştıracağına değil, ayrıca bizi yeni bir yaşama uyandıracak olan Kutsal Ruh’un armağanını vereceği de vaat ediyor; bu şeyler mutlaka birbiriyle yan yana olmalıdır; Mesih kendisiyle bölünemez (kendisinden ayrılamaz)!

 

C-) GEREKLİ OLAN HERŞEYİN SAĞLANMASI

İsa Mesih’in Rabbimiz olduğu ve O’na ait olduğumuzu söylemek, aynı zamanda O’nun, yani Efendimizin, Kendini bize bakmaya, tüm ihtiyaçlarımızı karşılamaya adadığını da ilan etmek demektir. Mesih ve halkı arasında olan bağ Kutsal Kitap’ta karı-koca arasındaki bağa benzetilir:

Efesliler 5: 25 Ey kocalar, Mesih kiliseyi nasıl sevip onun uğruna kendini feda ettiyse,

siz de karılarınızı öyle sevin.

Mesih kilisesini kanı ile satın aldığı için onu “besler ve kayırır” (Efesliler 5:29); onu kendi bedeni gibi sever (Efesliler 5:28-29). Kilisesini kendi bedeni gibi görür (Efesliler 5:31).

 

Yuhanna 15: 15 Artık size kul demiyorum. Çünkü kul efendisinin ne yaptığını bilmez. Size dost dedim. Çünkü Babam'dan bütün işittiklerimi size bildirdim.

Mesih’in Rabliğinin tamamen eşsiz olması, Mesih’in insan şeklinde vücut bulması ve çarmıhtaki işi sayesinde kullardan pek çok daha değerli olduğumuzu söylemesinden bellidir: Mesih ayrıca dostumuz ve kardeşimiz olduğu için Rabbimize olan bağımız eşsizdir ve sınırsızca yakındır. Bağımızın böylece yakın olması, güven ve cesaretimizin tükenmez kaynağıdır: Mesihsiz hiç bir şey yapamayız (Yuhanna 15:5) ancak O’nun gücüyle her şeyi yapabilir ve galip gelebiliriz (Filipililer 4:13, Romalılar 8:37). Bu gerçek, özellikle dua konusunda kendisini gösterir: Babanın sonsuz Oğlu olan Rab’be bağlı olduğumuz için, Baba bizi seviyor ve dilediğimiz şeyleri vermekten hoşnut kalıyor.[49]

 

Bu haberi devamlı dinlememiz gerek, çünkü her zaman ayartılar bizi kapmaya çalışıyor: ya, Rab tüm varlığımızın Efendisi değilmiş gibi davranıyoruz ya da Mesih’in yaşamlarımızın her alanında Rab olarak kendini adamasından gelen güveni, cesareti ve derin, güçlü sevinci kaybediyoruz!

 

6. “Mesih İsa’ya”

(İşaya 49:1–9; İbraniler 1:1–4; Filipililer 2:5–11)

 

İsa Mesih kendi yaşamıyla İsrail’in yapması gereken işini gerçekleştirmek üzere peygamberimiz, kahinimiz ve Kralımız olarak geldi; bunun için kul benzeyişi alarak yüceliğinden soyundu, böylece de halkı olan bizlere olan sevgisini göstermiş oldu.

 

Heidelberg İlmihali 31. Neden O’na (İsa’ya) mesh edilmiş anlamında Mesih denir?

Çünkü Baba Allah tarafından atandı ve Kutsal Ruh tarafından mesh edildi1 öyle ki, baş peygamberimiz ve öğretmenimiz olarak2 kurtuluşumuzla ilgili Tanrı’nın gizli bilgisini ve iradesini mükemmelce açıklasın.3 Bizim tek baş kahinimiz olarak4 kendi bedeninde yaptığı kurbanla bizi özgür kıldı.5 Ve sürekli olarak Baba’ya bizler için yakarışta bulunarak6 ve bizim sonsuz kralımız7 olarak Sözü ve Ruh’uyla bizi yönetir, bizim için kazandığı özgürlükte bizi korur ve saklı tutar.8

1 Luka 4:14-19; Luka 3:21- 22, İşaya 61:1, İbraniler 1:9, Mezmur 45:7

2 Elçilerin İşleri  3:22, Tesniye 18:15

3 Yuhanna 1:18; 15:15

4 İbraniler 7:17, Mezmur 110:4

5 İbraniler 9:12; 10:11-14

6 Romalılar 8:34; İbraniler 9:24; (I.Yuhanna 2:1)

7 Matta 21:5, Zekeriya 9:9 (Luka 1:33)

8 Matta 28:18-20; Yuhanna 10:28; Vahiy 12:10-11

 

 

 

A-) İSA VE İSRAİL’İN ÇAĞRISI

Yuhanna 4: 22 Siz bilmediğinize tapıyorsunuz, biz bildiğimize tapıyoruz. Çünkü kurtuluş Yahudiler'dendir.

Rab’bimizin adının ve unvanının “İsa Mesih” olması kurtuluşumuzun Yahudisel açısını vurguluyor.[50] Bu yüzden Mesih’in doğuşu Yusuf’a şöyle müjdeleniyor:

Matta 1: 21 Meryem bir oğul doğuracak. Adını İsa koyacaksın. Çünkü halkını günahlarından O kurtaracak.

 

Mesih İsa’nın işi, Tanrı’nın belirli bir halk için olan amaçlarını yerine getirmekti. Tanrı, İsrail’i “ilk doğan oğlu” olarak seçti, öyle ki İsrail, Baba’nın kişiliğinin diri şekli olsun; başka bir deyişle, İsrail, Tanrı’yla beraberliği olsun ve ayrıca uluslar arasında O’nun kulu olsun diye seçilmiştir. Yani Tanrı, İsrail ’e dünyadaki diğer uluslar arasında yapması gereken Mesihsel bir görev vermişti:

Çıkış 7: 5 Mısır'a karşı elimi kaldırdığım ve İsrailliler'i aralarından çıkardığım zaman Mısırlılar benim RAB olduğumu anlayacak.

Tesniye 4: 6 Onlara sımsıkı bağlanın. Çünkü ne denli bilge ve anlayışlı olduğunuzu uluslara bunlar gösterecek. Bu kuralları duyunca, uluslar, 'Bu büyük ulus gerçekten bilge ve anlayışlı bir halk! diyecek. 7 Tanrımız RAB her çağırdığımızda bize yakın olur. Tanrısı kendisine böylesine yakın olan başka bir büyük ulus var mı? 8 Bugün size verdiğim bu yasa gibi adil kuralları, ilkeleri olan başka bir büyük ulus var mı?

 

Kutsal Yazıların gösterdiği gibi İsrail, bu antlaşmanın başladığı ilk günlerden itibaren isyankar bir çocuk gibi davrandı; Rab’binin benzeyişini yansıtarak yaşamak yerine etrafında olan ulusların putperestliğini taklit etmeyi tercih etti:

Hezekiel 36: 23 Uluslar arasında kirlenen, onlar arasında kirlettiğiniz büyük adımın kutsallığını göstereceğim. Onların gözü önünde kutsallığımı sizin aracılığınızla kanıtladığımda, uluslar benim RAB olduğumu anlayacaklar. Egemen RAB böyle diyor.

Hezekiel 37: 28 Tapınağım sonsuza dek onların arasında oldukça uluslar İsrail'i kutsal kılanın ben RAB olduğumu anlayacaklar.

 

Bu açıdan baktığımızda İsa Mesih, bu “ilk doğan oğula” verilen işi yerine getirmek üzere geldi. Bu gerçek, İşaya peygamberin kitabında (40-55 bölümler) gizemli bir şekilde acı çeken Kul hakkında söz eden ayetlerde çok açıkça görülmektedir. Bu ayetler İsrail’i Rab’bin kulu olarak belirtmelerine rağmen, yine de İsrail’den daha büyük bir “KUL’un” İsrail halkına “bir antlaşma, uluslara bir ışık” olarak geleceğinden bahsetmektedir:

İşaya 42:6 Ben, RAB, seni doğrulukla çağırdım,

Elinden tutacak,

Seni koruyacağım.

Seni halka antlaşma,

Uluslara ışık yapacağım.

 

İsa Mesih, Tanrı’nın halkı gibi gözükmektedir ve Tanrı halkı İsrail’in yerine getirmesi gereken görevi yerine getirmeye gelmiştir. Ancak kendisini sadece bu halktan biri olmaktan ayırıyor ve zaman içinde Tanrı’nın halkını kurtarmak üzere bir hizmetçi gibi gönderildiği daha da belli oluyor:

İşaya.49: 6 Yakup'un oymaklarını canlandırmak,

Sağ kalan İsrailliler'i geri getirmek için

Kulum olman yeterli değil.

Seni uluslara ışık yapacağım.

Öyle ki, kurtarışım yeryüzünün dört bucağına ulaşsın.

7 İnsanların hor gördüğüne,

Ulusların iğrendiğine,

Egemenlerin kulu olana

İsrail'in Kurtarıcısı ve Kutsalı RAB diyor ki,

"Seni seçmiş olan İsrail'in Kutsalı sadık RAB'den ötürü

Krallar seni görünce ayağa kalkacak,

Önderler yere kapanacak.

 

Daha sonraki ayetlerde İşaya (53) bu “KUL’un” yaşayanların dünyasından çıkarılıp, halkının günahı için elem çektiğini öğreniyoruz, ama bütün bu acı ve elemler zaferle sonuçlanıyor, çünkü O diriliyor. Yeni Ahit, kendi yaşamıyla Tanrı’nın halkının işini yapan, İsrail sadık kalmayı beceremediği halde tek güvenilir kalan bu KUL’un İsa Mesih olduğunu gösteriyor (Matta 2:15; 4:1-11). O, gerçek İsraillidir ve İbrahim’in soyundan gelmiştir. Gerçek bereket, ışık ve kurtuluş İsa Mesih’te bulumaktadır:[51]

Galatyalılar 3: 13-14 İbrahim'e sağlanan kutsama Mesih İsa aracılığıyla uluslara sağlansın ve bizler vaat edilen Ruh'u imanla alalım diye, Mesih bizim için lanetlenerek bizi Yasa'nın lanetinden kurtardı. Çünkü, "Ağaç üzerine asılan herkes lanetlidir" diye yazılmıştır.

I.Korintliler 1:30 Ama siz Tanrı sayesinde Mesih İsa'dasınız. O bizim için tanrısal bilgelik, doğruluk, kutsallık ve kurtuluş oldu.

 

“Mesih’te” olduğumuz için, O’nda olan kutsama bize veriliyor; O’nda “Tanrı’nın İsraili” ve “gerçek sünnetliler” biz  oluyoruz (Galatyalılar 6:16; Filipililer 3:3). Ve gerçek ışık olan Mesih’te bulunduğumuz için, aynı iş bize de veriliyor; biz de dünyanın ışığı olmaya, Tanrı’nın kurtuluşunu uluslara duyurmaya çağrılıyoruz!

I.Petrus 2:9-10 Ama siz seçilmiş bir soy, Kral’ın kahinleri, kutsal bir uluş, Tanrı’nın öz halkısınız. Sizi karanlıktan kendisinin şaşılacak ışığına çağıran Tanrı’nın erdemlerini ilan etmek için seçildiniz. Bir zamanlar halk değildiniz, ama şimdi Tanrı’nın halkısınız. Bir zamanlar merhamete erişmemiştiniz, oysa şimdi merhamete eriştiniz.[52]

 

B-) PEYGAMBERİMİZ, KAHİNİMİZ VE KRALIMIZ[53]

Tanrı’nın Oğlu, gerçek “Mesih” olarak geldi. Eski Ahitte peygamberler, kahinler ve krallara verilen “Mesih” unvanı (yağ ile mesh edilme), İsrail halkının belirlenmiş olan rolünü ve çağrısını anlamamıza yardım ediyor. Eski Ahit boyunca Tanrı kendi işini peygamberler, kahinler ve krallar ile sürdürmüştü. Tanrı, İsrail halkına arasındaki varlığını bu üç mesh edimiş görev ile açıklamıştı. Bu üç görev Yeni Ahit’e geldiğimiz zaman Tanrı Oğlu İsa Mesih’in işini daha iyi anlamamızı mümkün kılıyor.[54] Mesih, halkına peygamber olarak “seslenmiş” (İbraniler 1:1-2), kahin olarak “günahlardan arınmayı sağlamış” ve Kral olarak “göklerde yüce Olan’ın sağında oturmuştur” (İbraniler 1:3).

 

Mesih, peygamber olarak Tanrı’nın isteğinin (Matta 5:17, 22, 28, 32) ve sunduğu kurtuluşun bütünlüğünü bize gösteriyor:

“Babamdan bütün işittiklerimi size bildirdim” (Yuhanna 15:15; 1:18).

 

Çarmıhta en açık şekilde Tanrı’nın mükemmel adaleti ve aynı zamanda Baba’nın sevgisinin sonsuz ve sınırsız derinliğini açığa vurdu. Bugün de İmanlı Topluluğunu Kutsal Ruh ve Sözü aracılığıyla gerçek ve kurtuluş yolunda yönetiyor. Kahin olarak, halkının günahlarını bağışlatabilmek üzere kendini mükemmel bir kurban olarak sundu (İbraniler 2:17) ve sürekli bizim için aracılık ederek kahinliğini sürdürmektedir.[55] Kral olarak gelişi ile, Tanrı’nın Krallığının yaklaştığını haber verdi ve şimdi “bütün yetki” O’na verildikten sonra, Tanrı’nın Krallığını halkının yaşamlarında gerçekleştirmek üzere tarihi, tahtını aramızda kesinlikle yerleştireceği gününe doğru yönlendirmektedir:

“ve egemenliğinin sonu gelmeyecektir” (Luka 1:33).

 

Diğer yandan Eski Ahitte İsrail’e verilen mesihsel iş Yeni Ahit döneminde Mesih’te olan bizler için de belirli sorumluluklar getirmiştir. Heidelberg İlmihali, Mesih’in bu üç görevini açıkladıktan sonra, bu konuda şöyle diyor:

32. Niçin sana Hristiyan deniliyor?

Çünkü Mesih’in bedeninin iman ile bir üyesiyim ve O’nun mesh edilişini paylaşıyorum. O’nun ismini açıklamaya, kendimi yaşayan bir şükran kurbanı olarak O’na sunmaya, bu hayatta iyi bir düşünceyle günaha ve şeytana karşı durmaya, ve bundan sonrakinde, bütün yaratılış üzerinde sonsuzluk boyunca Mesih’le hüküm sürmeye mesh edildim.

 

C-) BİZİ ÖYLESİNE SEVENİN ALÇATILMASI

Ama bütün bu şeylerden fazla, Mesih’in işinde her şeyden ziyade bizi hayranlıkla O’na secde kılmaya yönlendiren şey, O’nun [Tanrı’nın KUL’u olarak] alçatılması olmalıdır. Her şeyden üstün olan Mesih “kendini alçalttı, boş kıldı” ve insan benzeyişinde doğmakla yetinmeyip, acı çeken KUL olmak üzere “kul özünü de aldı” (Filipililer 2:7):[56] 

 

İşaya 53: ... 2 Bakılacak biçimden, güzellikten yoksundu.

Gönlümüzü çeken bir görünüşü de yoktu.

İşaya Peygamber, Mesih İsa’nın kendi görkemini bırakarak olarak aramıza gelmesinden dolayı O’nu dünyasal ölçülere göre bir çekiciliği ya da cazibesi olan birine benzetemiyor. Zaten Mesih İsa görünüşüyle değil de öğretisi ve yaşamı ile farklılığını göstermiştir. İsa Mesih bütün görkemini bırakmış olarak yeryüzüne gelmiş ve O, “insanların yüz çevirdiği” biri gibi, değer vermediğimiz biri gibi olmuştu ve hizmeti boyunca insanlar O’nu küçük görerek ondan nefret ettiler. (İşaya 53:3). Tanrı’nın Oğlu’nun, Sahibi olduğu bu dünyada “başını yaslayacak bir yeri yoktu” (Matta 8:20). Ruh’a tamamıyla uyar gibi görünüşleriyle Tanrı’ya karşı içten isyan ettiklerini saklayan insanlar O’nu reddetti. Sonunda kul özünü almış olan biricik Oğul “ölüme, çarmıh üzerinde ölüme bile boyun eğip” Tanrı’nın isteğine itaat etti (Filipililer 2:8). Hakaretler ve alaylara katlandı. Bundan daha önemli olarak, her zaman O’nunla birliği ve yakınlığı olan Baba Tanrı tarafından terk edildi ve yüreğinin en derin köşesinde Baba’dan ayrı kalma acısına da katlandı (Matta 27:46).

 

Kutsal Yazılar sadece Mesih’in acılarına ve elemlerine dair gerçeklere değil, gözlerimizi devamlı surette Tanrı’nın Oğlu’nun bizi ne kadar sevdiğini, O’nun yüceliğini ve büyüklüğünü (Filipililer 2:11) anlamamız ve böylece bu sevgiye derin minnettarlık ve sevecen bir tutumla karşılık vermemiz için bizleri teşvik eder.

 

Bu nedenle, Mesih’in sevgisi bizleri zorlayarak, O’nun hizmetini yapmaya çağırmaktadır: Tanrı’nın bizleri çocukları olarak kabul ettiğini bilerek, Tanrı’nın çocuğu olarak davranmaya ve O’nun ışığının yaşayan yansımaları olmaya çağırmaktadır. Böylece Hristiyanlar olarak Mesihsel bir hizmet ve tanıklık bilinci içinde Tanrı’nın isteğini ve kurtarışını vaaz ederek, diri kurbanlar olarak  yaşamaya ve gündelik hayatımız boyunca günaha ölmeliyiz. “Eğer dayanırsak, O’nunla beraber egemenlik süreceğimizi” (II.Timoteyus 2:12) ve şimdi bile egemenlik sürmeye başladığımızı (I.Korintliler 4:8) bilerek yaşamalıyız.

 

7. “Kutsal Ruh’tan vücut buldu ve bakire Meryem’den doğdu”

(Luka 1:26-38; Yuhanna 1:12-14; Efesliler 2:14-18)

 

Mesih’in bakireden doğması, bize hem Tanrı’nın hükümdarlığını hem de Mesih’in tamamen tanrısal ve tamamen insani yönünü gösteriyor; Mesih’in günahsız olarak, yeni bir insanlığın başı olarak geldiğini açığa vuruyor.

 

 

Heidelberg İlmihali 35. [İsa] ‘Kutsal Ruh’tan vücut buldu ve bakire Meryem’den doğdu’ ne demektir?

Davut’un soyundan olabilmesi için1 gerçek ve sonsuz Tanrı olan ve öyle kalan Tanrı’nın sonsuz Oğlu2 Kutsal Ruh’un işleyişi ile3 bakire Meryem’in et ve kanından gerçek insan doğasını kendi üzerine aldı.4 Günah haricinde5 her şekilde kardeşleri gibiydi.6

 

1 II.Samuel 7:12-16, Mezmur 132:11, Matta 1:1, (Luka 1:32), Romalılar 1:3

2 Yuhanna 1:1; 10:30-36, Elçilerin İşleri  13.33, Mezmur 2.7, (Romalılar 1:3; 9:5), Koloseliler 1:15-17; I.Yuhanna 5:20

3 Luka 1:35

4 Matta 1:18-23; Yuhanna 1:14; Galatyalılar 4:4; İbraniler 2:14

5 Filipililer 2:7; İbraniler 2:17

6 İbraniler 4:15; 7:26-27

 

Heidelberg İlmihali 36. Bu kutsal kavramın ve Mesih’in doğumunun size yararı nedir?

O bizler için aracıdır,7 O’nun masumiyetinde ve mükemmel olan kutsallığında O, Tanrı’nın benim günahım için olan görüşünü -günahlı doğduğumdan-8  kaldırıyor.

 

7 I.Timoteyus 2:5, 6; İbraniler 9:13-15

8 Romalılar 8:3, 4; II.Korintliler 5:21; Galatyalılar 4:4, 5; I.Petrus 1:18, 19

 

 

 

A-) İSA’NIN BAKİREDEN DOĞMASI VE TANRI’NIN HÜKÜMDARLIĞI

Mesih’in bakireden doğması, ilk olarak Tanrı’nın kurtuluş işinde her şeye mutlak hakim olmasını vurguluyor. Çünkü kurtuluş, insanların teşebbüsleri, çabaları veya aramalarının sonucu değildir. Aksine Tanrı, “belirlenen zamanda” (Romalılar 5:6) kurtuluşumuz için olan isteğini yerine getirdi. Yani kurtuluşumuzun “yönü”, “aşağıdan yukarıya doğru” değil –yani insan, kendini Tanrı’ya doğru yükseltmiyor– yukarıdan aşağıya doğrudur: Tanrı, lütfuyla bizi O’nun yanına getirmek üzere bize eğiliyor. Kurtuluş işinde, günahlı insanların teşebbüsleri tam olarak bir yana konuluyor.

 

Luka 1: 35 Melek ona şöyle yanıt verdi: "Kutsal Ruh senin üzerine gelecek, Yüceler Yücesi'nin gücü sana gölge salacak. Bunun için doğacak olana kutsal, Tanrı Oğlu denecek.

Mesih’in olağan bir doğumdan farklı olarak doğması, bir gerçeği güçlü bir şekilde vurguluyor: Kurtuluş işinde [insan değil] Tanrı tam olarak etkindir.

 

Luka 1: 38 "Ben Rab'bin kuluyum" dedi Meryem, "Bana dediğin gibi olsun." Bundan sonra melek onun yanından ayrıldı.

Bu durumda Meryem’in işi de hareket etmek değil, Tanrı’nın isteğini kabul etmektir. Tanrı’nın seçimi ve kararı, Meryem’in tanrısayarlığı veya başka kişisel niteliklerine bağlı değildir. Tanrı’nın kendi seçimi ve kararını açıklaması, Meryem’in “Tanrı’nın lütfuna erişmesi” (Luka 1:30) yani Tanrı’nın lütfunun onu bulmasıdır![57] 

 

Böylece kurtuluş, derinden minnettar olmamız gereken Tanrı’nın bir işi olarak karşımıza çıkar. Kurtuluşu hak etmediğimiz bir armağan olarak, sınırsız bir lütuf olarak alıyoruz. Kutsal Kitap, İsa’nın bakireden doğması ve ruhsal doğuşumuz arasında bir bağ kuruyor –zaten ikisi de Tanrı’nın karşılıksız lütfundan kaynaklanıyor:

Yuhanna 1: 12-13 Ancak, kendisini kabul edip adına iman edenlerin hepsine Tanri’nın çocukları olma hakkını verdi. Onlar ne kandan, ne bedenin isteğinden, ne de insanın isteğinden doğdular; tersine, Tanrı’dan doğdular.

 

Bu demek değildir ki bizim isteğimiz bir yana konuluyor! Ama Tanrı’nın lütfu bizim kararımızdan önce gelerek onu üretiyor ve mümkün kılıyor. O’nu kabul etmemiz üzere taş gibi yüreklerimizi yumuşatıyor.[58] Böylece O’nun lütfu en önemli yeri alıyor: kendimize değil, O’nun lütfuna bakıyoruz.[59] İsa’nın bakireden doğması, yani Tanrı’nın işinde bu “yeni başlangıç”, bize, lütufla kurtulduğumuzu hatırlatıyor!

 

B-) İSA MESİH, GERÇEK TANRI VE GERÇEK İNSAN

Mesih’in beden alıp aramıza gelmesinde Tanrı, kurtuluş konusuna tamamen yeni bir öğe getiriyor:

Yuhanna 1:14 Söz insan olup aramızda yaşadı. Biz de O’nun yüceliğini, Baba’dan gelen, lütuf ve gerçekle dolu olan biricik Oğul’un yüceliğini gördük.

 

Kurtuluşumuz için Tanrı, şaşılacak bir şey yaptı: İsa Mesih’te kendini bize bağladı. Yani İsa Mesih’e baktığımız zaman, Tanrı’yı görüyoruz.[60] Mesih’in bakireden doğması, beşikteki bebeğin sadece bir insandan sınırsızca daha büyük olduğunu gösteriyor; çünkü Kutsal Ruh’un gücü aracılığıyla doğmuştur, ayrıca gerçek “Tanrı Oğlu’dur” (Luka 1:35). Mesih’in doğmasının gizemli olması, Tanrı’nın vücut bulmasının gizemli olduğunu vurguluyor.

 

Şuna dikkat etmek önemlidir: Tanrı vücut bulduğu zaman, aslında ne gerçek Tanrı ne de gerçek insan olan bir varlık yaratmak üzere, tanrısal ve insani açılar birbirine karıştırılmadı (yani Tanrı kendisini yeni bir şeye dönüştürmedi). Tam aksine, kavrayamadığımız bir şekilde İsa Mesih gerçekten ve tam olarak insandır ve aynı zamanda gerçekten ve tam olarak Tanrı’dır. Kalkedon (Kadıköy) İnanç Açıklaması (451), Mesih’in kişiliği hakkında yanlış sonuçların yolunu kesmek amacıyla bunun bir gizem olduğunu itiraf ediyor: “bir ve aynı Oğul, Rabbimiz İsa Mesih, aynı zamanda tanrılık ve insanlıkta tam, gerçek Tanrı ve gerçek insan, iki tabiatla tanınan, karışıklıksız, değişimsiz, bölünmesiz, ayrılıksız”

 

Bu nedenle Mesih, sadece insani bir yaşama sahip gibi görünen ama aslında ancak insanın dış görünüşüne sahip olan, vücut bulmuş Tanrı Oğlu değildir. Aksine bakire Meryem’in rahmine düştüğü andan itibaren her yönden bizim gibi ama günahsız gerçek bir insandır.[61] “Vücut buldu” ifadesini Tanrı’nın sadece insani bir beden aldığı anlamına geldiğini düşünerek yanılmayalım. Öyle olsaydı; Mesih tamamıyla Tanrı olacaktı ama tamamıyla insan olarak kabul edilemezdi. Ama Mesih tam olarak Tanrı olduğu kadar tam bir insan olmasaydı, Aracımız[62] olamazdı. Aynı şekilde tam bir insan olmasaydı, insanlar için belirlenen cezayı çekemezdi. Pavlus’un dediği gibi “Çünkü tek bir Tanrı ve Tanrı ile insanlar arasında tek bir Aracı vardır. Bu da insan olan ve kendisini herkes için fidye olarak sunmuş bulunan Mesih İsa’dır. Uygun zamanda verilmiş olan tanıklık budur” (I.Timoteyus 2:5-6). Aslında Mesih’in tam olarak insan olması reddedilirse, bu iman açıklamasının ikinci bölümünde ilan edilen tüm gerçekler anlamsız oluyor.[63]

 

Diğer taraftan Mesih, gerçekten ve tam olarak Tanrı olmasaydı, Tanrı bizden uzak olan bir yabancı olacaktı. Ancak Tanrı’nın kendisi bize kendi kişiliğini geçerli ve kesin bir şekilde açıklayabilirdi. Gerçek ışığı ve gerçek yaşamını kavrayabilelim diye Tanrı kendini bize tanıtmayı seçti:[64] 

Yuhanna 1: 18 Tanrı'yı hiçbir zaman hiç kimse görmedi. Baba'nın bağrında bulunan ve Tanrı olan biricik Oğul O'nu tanıttı.

 

Bu nedenle sonsuz Oğul insan olarak aramıza geldi ve İmmanuel (yani “Tanrı bizimle”) olmak, aramızda yaşamak, bizim yolumuzda yürümek, Baba’nın isteğinden saptığımız yerde bizim yerimize itaat etmek üzere gelmiştir. Gerçekte aynı zamanda hem Tanrı hem insan olan biri çarmıhta Tanrı’nın günahlarımıza karşı olan gazabını çekebilirdi.[65] Sık sık ona magnum mysterium adı verilen Mesih’in bakire bir kızdan doğmasının “büyük gizi”, kurtuluşumuzun sırrına ve mucizesine gözlerimizi çeviriyor.

 

C-) MESİH VE YENİ İNSANLIK

Mesih’in doğuşunu melek Cebrail, Meryem’e şöyle bildiriyor:

Luka 1: 35 Melek ona şöyle yanıt verdi: "Kutsal Ruh senin üzerine gelecek, Yüceler Yücesi'nin gücü sana gölge salacak. Bunun için doğacak olana kutsal, Tanrı Oğlu denecek.

 

Bu ayet İsa Mesih’in bakire kızdan doğması İsa’nın kutsallığına dikkatimizi çekiyor. Mesih, “bakire Meryem’den doğan” gerçek bir insandır ama günahsız biri olduğu için de, O’nun gelişi, itaatkar, satın alınmış ve kutsal olan yeni bir insanlığın başlangıcını işaret ediyor.[66] 

 

I.Korintliler 15: 45 Nitekim şöyle yazılmıştır: «İlk insan Adem yaşayan can oldu.» Son Adem'se yaşam veren ruh oldu.

İsa Mesih, “ikinci Adem”, “eskatolojik Adem” olarak O’na ait olanların başı olmak üzere gelmiştir. Kutsal Yazılar, Adem’in insanlığın başı olduğunu vurguluyor. Bu nedenle onun günahı, onun soyundan gelen tüm insanları etkiledi. O günah işlediği için, “Adem’in çocukları” olan bizler, Tanrı’nın önünde günah, ölüm ve suçlulukla duruyoruz. Ve aynı şekilde, Tanrı’dan gelen bu “yeni başlangıç” olan Mesih’le birleşmiş olanlar, artık O’nun mühürüyle damgalanıyor. Tanrı, artık bizi ilk babamızda (Adem) değil, yeni bir insanlığın başı olan Mesih’te görüyor; ve O’nda bulunduğumuz için, O’nun mükemmel lütfu, aklaması, kutsallığı ve itaati bize veriliyor:[67] 

Romalılar 5: 12 Günah bir insan aracılığıyla, ölüm de günah aracılığıyla dünyaya girdi. Böylece ölüm bütün insanlara yayıldı. Çünkü hepsi günah işledi.

15 Ne var ki, Tanrı'nın armağanı Adem'in suçu gibi değildir. Çünkü bir kişinin suçu yüzünden birçokları öldüyse, Tanrı'nın lütfu ve bir tek adamın, yani İsa Mesih'in lütfuyla verilen bağış birçokları yararına daha da çoğaldı.

18 İşte, tek bir suçun bütün insanların mahkûmiyetine yol açtığı gibi, bir doğruluk eylemi de bütün insanlara yaşam veren aklanmayı sağladı. 19 Çünkü bir adamın sözdinlemezliği yüzünden nasıl birçoğu günahkâr kılındıysa, bir adamın söz dinlemesiyle birçoğu da doğru kılınacaktır.

 

“İkinci Adem” olarak ölümün zincirini koparan Mesih’le iman aracılığıyla birleştiğimiz için, O’nun dirilişine biz de paydaş oluyoruz:

I.Korintliler 15:22 Herkes nasıl Adem’de ölüyorsa, herkes Mesih’te yaşama kavuşacak.

 

Bundan ziyade, bu yeni insanlıkla ilgili vaat, şimdi bile başlayan bir gerçektir. “Yeni adam” olan Mesih’le iman aracaılığı ile birleştik. Bu nedenle O’nun itaati, doğruluğu ve mükemmel kutsallığı, şimdi bile bizde “kökleşmeye” başlıyor! O “yeni yaratılış”tır ve O’na ait olduğumuz için, artık bizler “Tanrı’nın önceden hazırladığı iyi işlerin yolunda yürüyelim diye Mesih İsa’da yaratılmış olarak Tanrı’nın eseriyiz” (Efesliler 2:10).

 

Bu yeni insanlık, kendini İmanlılar Topluluğunda (kilisede) açığa vuruyor. Kilise, Mesih’in Bedenidir, içine getirilip, “yaşayan üyeleri” olarak yerleştirildiğimiz yeni bir varlıktır. Kutsal Kitap, Mesih’in “bu iki topluluktan [yani Yahudiler ve Yahudi olmayanlar] kendisinde yeni bir insan yaratarak esenliği sağlamak” için geldiğini söylüyor (Efesliler 2:15). Böylece Kilise, bu yeni insanlığın somut olarak görüldüğü, hem Tanrı’yla hem de birbirimizle esenlik içinde bulduğumuz bir yer olmaya çağrılmıştır![68]. “Kutsal Ruh’tan vücut bulan ve bakire Meryem’den doğan” İsa Mesih, Tanrı Oğlu ve İnsanoğlu olarak kendini ve elinde olan her şeyini bize vermek üzere gelmiştir, öyle ki sonsuza dek gerçek Tanrı olan O’nu sevebilelim, bizim için yaptıklarına daima minnettar olalım!

 

8. “Pontiyus Pilatus zamanında acı çekerek”

(İşaya 53:1-5; İbraniler 7:7-9; I.Petrus 2:21-25)

 

İsa Mesih’in yaşamı çarmıh için hazırlandığı acı ve itaat dolu bir yaşam idi; suçsuz olan, bizim yerimize mahkum edildi, öyle ki O’nun doğruluğu ve itaati bizim hesabımıza sayılsın.

 

Heidelberg İlmihali 37. [İsa] ‘Acı çekti’ ifadesinden ne anlıyorsunuz?

Yeryüzündeki bütün hayatı sırasında özellikle yaşamının sonunda can ve beden olarak Mesih, Tanrı’nın bütün insanlığın günahına karşı olan kızgınlığından dolayı acı çekti.1

 

Acı çekmekle Meshedilmiş tek kurban olarak,2 beden ve can olarak bizi sonsuz mahkumiyetten özgür kılmak için bunu yaptı3 ve Tanrı’nın lütfunu, doğruluğunu ve sonsuz yaşamı bizler için kazandı.4

 

1 İşaya 53, (I.Timoteyus 2:6), I.Petrus 2:24, 3:18

2 Romalılar 3:25, (I.Korintliler 5:7, Efesliler 5:2), İbraniler 10:14, I.Yuhanna 2:2, 4:10

3 Romalılar 8:1-4, Galatyalılar 3:13,

(Koloseliler 1:13, İbraniler 9:12, I.Petrus 1:18-19)

4 Yuhanna 3:16, Romalılar 3:24-26, (II.Korintliler 5:21, İbraniler 9:15)

 

Heidelberg İlmihali 38. Mesih ‘Pontius Platus zamanında’ yargı olarak neden acı çekti?

O günahsız olduğu halde toplumsal bir yargıda mahkum oldu5 bizim yerimize cezaya çarptırılarak bizlerin üzerine düşen Tanrı’nın şiddetli yargısından bizleri özgür kıldı6

 

5 Luka 23:13-24, Yuhanna 19:4, 12-16

6 İşaya 53:4, 5, II.Korintliler 5:21, Galatyalılar 3:13

 

Heidelberg İlmihali 39. Başka bir ölüm şekliyle ölmek yerine ‘Çarmıha gerilmek’ önemli mi?

Evet. Çarmıh ölümü Tanrı tarafından lanetlendiğinden bu ölüm benim üzerimde olan laneti O’nun yüklendiğine beni ikna eder.7

 

7 Galatyalılar 3:10-13, Tesniye 21:23

 

 

 

A-) ACI BİR YAŞAM

İman Açıklaması İsa Mesih’in, “Pontiyus Pilatus zamanındaki” acılarını vurguladığında Mesih’in tüm yaşamının fakirlik ve acıyla tanımlandığını fark etmeliyiz. İşaya peygamber Kurtarıcının “Acı Çeken Kul” olarak geleceğini vurguluyor:

İşaya 53: 3 İnsanlarca hor görüldü,

Yapayalnız bırakıldı.

Acılar adamıydı, hastalığı yakından tanıdı.

İnsanların yüz çevirdiği biri gibi hor görüldü,

Ona değer vermedik.

4 Aslında hastalıklarımızı o üstlendi,

Acılarımızı o yüklendi.

Bizse Tanrı tarafından cezalandırıldığını,

Vurulup ezildiğini sandık.

 

İsa’ya handa yer bulunmadığını hatırladığımızda doğumundan itibaren yoksulluk ve reddedilme ile karşılaşmış olduğunu daha iyi anlayabiliriz (Luka 2:6-7). Hirodes’in, İsa Mesih’in ortadan kaldırılması için Betlehem ve tüm yörede yaşayan iki yaşına kadar olan bütün erkek çocukları öldürtmesi Mesih’in daha doğumundan itibaren dünya tarafından reddedildiğine iyi bir örnektir (Matta 2:16). Mesih İsa vaftiz olduğu zaman bile tüm hizmeti boyunca var olan ve ölümüyle sonuçlanacak olacak acılarını görüyoruz. Çünkü gökten gelen Tanrı’nın sesi, “Sevgili Oğlum budur, O’ndan hoşnudum” dediğinde Tanrı Oğlu İsa Mesih’in tam olarak eşsizliği vurgulanırken aynı zamanda, İşaya peygamberin “Acı Çeken Kul” hakkında söylenen şözlerini, çarmıh yolunu hatırlatan sözlerini işaret ediyor:

İşaya 42: 1 İşte kendisine destek olduğum,

Gönlümün hoşnut olduğu seçtiğim kulum!

Ruhum'u onun üzerine koydum.

Adaleti uluslara ulaştıracak.

 

Mesih’in hizmeti, yani “Acı Çeken Kul’un” hizmeti, O’nu mutlaka ölüme götürecekti.

 

Mesih İsa öğretişlerinin bir çoğunda öleceğini önceden belli etmiştir. Petrus’un O’nu tanımasından sonra, İsa Mesih kendisinin askeri bir kahramana hiç benzemeyeceğini beyan ediyor: “Bundan sonra İsa, kendisinin Kudüs’e gitmesi, ihtiyarlar, başkâhinler ve din bilginlerinin elinden çok acı çekmesi, öldürülmesi ve üçüncü gün dirilmesi gerektiğini anlatmaya başladı (Matta 16:21). Petrus, Pentekost günkü vaazında bu acıları “Kutsal ve adil Olan’ın” (Elçilerin İşleri 3:14) acıları olarak tanımlar. Mesih’in acıları günahla bozulmuş ve insanın isyankarlığıyla dolu olan bu dünyada yaşamaya gelmenin acısıdır. Mesih’in acıları mükemmelliği tatmış olarak gücü, görkemi ve zenginliği bırakıp günahlı hayatımızın en derin yerlerine inmenin acılarıdır, mezar ve ölümün acılarıdır.

 

Mesih, Tanrı’nın lekesiz kuzusu olarak kendini çarmıhta günahlarımız için kurban olarak feda etti. Ama “Çarmıh yolu” bundan böyle bir tek Mesih’e ait değildir. Yeni Ahit, Mesih İsa’nın yolunda yürümek isteyenlere şunu hatırlatıyor: Ardımdan gelmek isteyen, kendini inkâr etsin, çarmıhını yüklenip beni izlesin (Mattta 16:24). Aslında vaftizimiz bile bunu ima ediyor, çünkü “O’nun ölümüne vaftiz edildik” (Romalılar 6:3).[69] Aynı şekilde Rab’bin Sofrası Mesih’in ölümünün ilanı ve çarmıha gerilmiş bedeninin ruhsal ve simgesel olarak paylaşılmasıdır! (I.Korintliler 11:26, 10:24). Mesih bizleri kendi benzerliğine dönüştürmek için denenmeler ve acılardan (içtiği acı kase) geçti. Böylece bizlere çarmıh yolunda katlanacağımız acı ve denenmeler olduğunu öğretir. Bu nedenle denemeler ve acılar imanımızı paklaştırmaktadır.[70] Mesih’in katlandığı acılara benzeyen acılar O’na gerçekten ait olduğumuzu dünyaya ilan etmektedir.[71]

 

B-) KULUN ACILARI VE SÖZ DİNLEMESİ

Kutsal Yazılar, satın alma işini yerine getirebilsin diye Mesih’in elemler aracılığıyla söz dinlemekte yetkinliğe eriştiğini vurguluyor:

İbraniler 5: 7 Mesih, yeryüzünde olduğu günlerde kendisini ölümden kurtaracak güçte olan Tanrı'ya büyük feryat ve gözyaşlarıyla dua etti, yakardı ve Tanrı korkusu nedeniyle işitildi. 8 Oğul olduğu halde, çektiği acılarla söz dinlemeyi öğrendi. 9 Yetkin kılınınca, sözünü dinleyen herkes için sonsuz kurtuluş kaynağı oldu. 10 Çünkü Tanrı tarafından Melkisedek düzeni uyarınca başkâhin atanmıştı.

 

Baba, elemler aracılığıyla kurtuluş öncümüzü yetkin kıldı:

İbraniler 2:10: Birçok oğulu yüceliğe eriştirirken onların kurtuluş öncüsünü acılarla yetkinliğe erdirmesi, her şeyi kendisi için ve kendi aracılığıyla var eden Tanrı'ya uygun düşüyordu.

 

Tanrı Oğlu’nun acıları, söz dinleme açısından gözetilmezse doğru anlaşılamaz; itaat ve acı çekme konularının ikisi de mutlaka yan yana düşünülmelidir. Mesih İsa, Baba’nın isteğini yerine getirmek için bir kul olarak aramıza geldi. Bizim yapamadığımız bir şekilde tam olarak söz dinleyerek Kutsal Yazılara itaat etti. Böylece Baba’nın O’na verdiği işi yerine getirdi.[72] Mesih’in söz dinlemesi, sadece resmi ve dıştan değildi; aksine, içten ve derinden Mesih’in tüm varlığını içine alan, kendini çeşitli durumlarda daima yenileyen bir istekti. Böylece öğrencilerini şaşırtarak şunu diyebildi:

Yuhanna 4:34 Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve O’nun işini tamamlamaktır”

 

Kutsal Yazılar, itaat etmenin ilk olarak Tanrı’nın açıklamış olduğu isteğine yani Kutsal Yasa’ya itaat etmek olduğunu vurgulamaktadır. Mesih, Yasanın esas derin anlamını açıklamıştır ve ayrıca bunu mükemmel bir şekilde yaşamına uygulamıştır.[73] 

 

Mesih’in itaatinin hedefi, çarmıhın acısıydı. Ama O’nun ölümü kabul etmesi gereken Tanrı’nın bir isteği idi. Fakat Mesih bu isteği kaderci bir şekilde karşılamadı. Canını kendi isteği ile kendiliğinden verdi (Yuhanna 10:17-18). Ve Mesih, Baba’nın isteğine tüm ayrıntılarıyla ve yaşamının her durumunda itaat etti. Kendini çarmıhta bizim yerimize bir kurban olarak sundu. Böylece bizlerin itaatsizliği yerine kendi itaatini verdi. Yasanın laneti altında olmayan tek Kişi olarak günahlarımızı taşıdı. Kendi itaati ve kendi doğruluğunu bize vermek üzere günahlarımızın cezasını çekti

Galatyalılar 3: 10 Yasa'nın gereklerini yapmış olmaya güvenenlerin hepsi lanet altındadır. Çünkü şöyle yazılmıştır: "Yasa Kitabı'nda yazılı olan her şeyi sürekli yerine getirmeyen herkes lanetlidir.

13-14 İbrahim'e sağlanan kutsama Mesih İsa aracılığıyla uluslara sağlansın ve bizler vaat edilen Ruh'u imanla alalım diye, Mesih bizim için lanetlenerek bizi Yasa'nın lanetinden kurtardı. Çünkü, "Ağaç üzerine asılan herkes lanetlidir" diye yazılmıştır.

 

Onunla birleşmemiz sayesinde Mesih bize sadece günahların bağışlanmasını değil, ayrıca kendi mükemmel olan itaatini ve doğruluğu veriyor!

 

Heidelberg İlhimali satın almamızın bu yönünü güzel bir şekilde vurguluyor:

60. Tanrı’da nasıl doğru olursunuz?

Yalnızca İsa Mesih’teki gerçek iman aracılığı ile.

Vicdanım Tanrı’nın bütün emirlerine karşı ağır günahlar işlediğim ve onlardan hiçbirini asla tutmadığıma dair beni suçlamakla birlikte ve halen kötü olan her şeye meyilli olduğum, yinede bütün bunlara layık olmaksızın ancak yalnızca lütuf ile Mesih’in benim yerime olan itaatinden dolayı sanki hiç günah işlememişim ya da günahlı değilmişim gibi, sanki mükemmel bir şekilde itaat etmişim gibi Tanrı beni kabul eder ve Mesih’in mükemmel bedel ödemesini, doğruluğunu ve kutsallığını bana bağışlar.

 

C-) SUÇSUZ OLAN SUÇLUNUN YERİNE MAHKUM EDİLİYOR

İsa Mesih’in “Pontiyus Pilatus zamanında” mahkum edilmesi için öne sürülen sebep “küfür” olarak nitelendiriliyordu. Çünkü İsa kendisinin “Tanrı Oğlu”[74] olduğunu ileri sürüyordu (Yuhanna 19:7). Ancak bu iddia İsa’yı suçlayanların suçluluğuna dikkatimiz çekiyor. Çünkü Pilatus hüküm vermeden önce İsa’nın suçsuz olduğunu üç defa ilan etti.[75] Bu ilanı reddedip, Tanrı Oğlu’nun ölümü için ısrar ederen dini önderler, Mesih’i suçladıkları küfürden kendilerinin suçlu olduklarını göstermişlerdir. Burada günahın (bizim günahımızın) sapıklığının güçlü bir ifadesini görüyoruz: Tanrı, lütfunu açıklamak için Oğul’da kendisi bize gelmiştir. Ve Tanrısız insanlar O’nu haksız olarak mahkum ettirmiştir. İsa Mesih suçsuzluğuna rağmen ve Tanrı olmasına rağmen değil, suçsuzluğundan ve Tanrı olmasından dolayı Pilatus’a teslim edilmiştir. Bu nedenle İsa’nın mahkum edilmesi aslında şimdiki dünyanın mahkum edilmesidir. O’nun yargılanması ve mahkum edilmesi Tanrı’ya karşı direnmek ve Tanrı Oğlu’nu yok etmeye kalkışmak üzere her şeyi yasalmış gibi göstermeye çalışmaya utanmayan insanın isyanının derinliğini açığa vuruyor! Bu sebepten İsa’nın tutuklandığı zaman kahinlere “Ama bu saat sizindir, karanlığın egemen olduğu saattir” demesi, hiç şaşırtıcı değildir (Luka 22:53).

 

Ama aynı zamanda Mesih’in mahkum edilmesi O’nun ölümünün kanuni ve hukuki olduğunu gösteriyor. Mesih, beklenilmeyen veya önceden görülmesi mümkün olmayan bir durumda ölmedi. O’nun ölümünde suçu açıkta ilan edildi.[76] 

 

Romalılar 13:4 Çünkü yönetim, senin iyiliğin için Tanrı'nın hizmetindedir. Ama kötü olanı yaparsan, kork! Yönetim, kılıcı boş yere taşımıyor; kötülük yapanın üzerine Tanrı'nın gazabını salan öç alıcı olarak Tanrı'nın hizmetindedir.

Tanrı’nın “kılıç taşımak” ve “kötülük yapanın üzerine Tanrı’nın gazabını salmak” (adalet etmek) üzere tayin ettiği kişiler ve Yahudi önderlerin işbirliği Mesih’i çarmıha çiviletmiştir. Mesih İsa –Suçsuz Olan, Tanrı’nın Yasasına tam olarak İtaat Eden– suçlu insanların yerine suçsuz olarak çarmıha gitmiştir:

I.Petrus 2: 21 Nitekim bunun için çağrıldınız. Mesih, kendi izinden gidesiniz diye uğrunuza acı çekerek size örnek oldu. 22 «O, günah işlemedi, ağzından hileli bir söz çıkmadı.» 23 Kendisine sövüldüğü zaman sövgüyle karşılık vermedi. Acı çektiğinde kimseyi tehdit etmedi; davasını, adaletle yargılayan Tanrı'ya bıraktı. 24 Bizler günah karşısında ölelim ve doğruluk uğruna yaşayalım diye, günahlarımızı çarmıhta kendi bedeninde yüklendi. O'nun yaralarıyla şifa buldunuz. 25 Yolunu şaşırmış koyunlar gibiydiniz, şimdiyse canlarınızın Çobanına ve Gözetmenine geri döndünüz.

Koloseliler 2:13 Siz suçlarınız ve benliğinizin sünnetsizliği yüzünden ölüyken, Tanrı sizi Mesih'le birlikte yaşama kavuşturdu. Bütün suçlarımızı O bağışladı. 14 Kurallarıyla bize karşı ve aleyhimizde olan yazılı antlaşmayı sildi, onu çarmıha mıhlayıp ortadan kaldırdı.[77]

 

Mesih’in ölümünün sadece Tanrı’nın insanlara olan sevgisinin gösterisi olduğunu söylemek, bu olayı tamamen çarmıhı yanlış anlamak demektir. Çarmıh, tarihin en merkezi noktasıdır. Tanrı’nın bizlerinin günahını ve kendi adaletini, tam kutsallığını ve sınırsız şefkatini aynı anda gösterdiği noktadır. İsa’nın mahkûmiyetinde “doğruluk ve barış birbirini öpüyor” (Mezmur 85:11). Mesih günahın cezasını yüklendiği için iman aracılığıyla ona ait olan bizler, yükü altında olduğumuz günahın mahkumiyetinin kaldırıldığını biliyoruz. O’nun mükemmel bağışının ve doğruluğunun bize verildiğini bilerek, gerçek bir sevinç içinde yaşayabiliriz. Bizi o kadar sevene, sevgimizin ifadesi olarak, şükrederek söz dinlemeye çalışabiliriz ve çalışmalıyız da!

 

9. “çarmıha gerildi, öldü ve gömüldü, ölüler diyarına indi”

(Galatyalılar 3:13-14; Matta 27:45-50; Romalılar 6:1-14)

 

Mesih İsa üzerimizdeki laneti taşımak için öldü, bizim hak ettiğimiz Baba’dan ayrı kalmayı O tattı ve cezamızı O çektiği için günahın yaşamlarımızdaki gücünden bizi kurtardı.

 

Heidelberg İlmihali 39. Başka bir ölüm şekliyle ölmek yerine ‘Çarmıha gerilmek’ önemli mi?

Evet. Çarmıh ölümü Tanrı tarafından lanetlendiğinden bu ölüm benim üzerimde olan laneti O’nun yüklendiğine beni ikna eder.7

 

7 Galatyalılar 3:10-13, Tesniye 21:23

 

Heidelberg İlmihali 40. Mesih neden ölmek zorundaydı?

Çünkü Tanrı’nın adaleti ve doğruluğu bunu talep etti,1 yalnızca Tanrı Oğlu günahlarımızın bedelini ödeyebilirdi2

 

1 Tekvin 2:17

2 Romalılar 8:3, Filipililer 2:8, İbraniler 2:9, (İbraniler 2.14-15)

 

Heidelberg İlmihali 41. Neden O (Mesih) ‘gömüldü’ ?

O’nun gömülmesi ölümünü doğrulamaktadır.2

 

2 İşaya 53:9, Yuhanna 19:38-42, Elçilerin İşleri 13:29, I.Korintliler 15:3-4

 

Heidelberg İlmihali 42. Mesih bizler için öldüğüne göre neden bizler halen ölmek zorundayız?

Bizlerin ölümü günahlarımızın bedelini ödemiyor3 bunun yerine günah işlememize bir nokta koyuyor ve bizim sonsuz hayata girişimiz oluyor.4

 

3 Mezmur 49.7

4 Yuhanna 5:24, Filipililer 1:21-23, I.Selanikliler 5:9-10

 

Heidelberg İlmihali 43. Mesih’in çarmıhta kurban olması ve ölmesinden daha ne menfaatimiz var?

Bedenin kötü arzuları bizi yönetmesin,5 bunun yerine kendimizi Onu hoşnut eden bir şükran takdimesi olarak adayabilelim diye6 Mesih’in ölümüyle eski benliğimiz O’nunla birlikte çarmıha gerildi, öldü ve gömüldü7

 

5 Romalılar 6:12-14

6 Romalılar 12:1, Efesliler 5:1-2

7 Romalılar 6:5-11; Koloseliler 2:11-12

 

Heidelberg İlmihali 44. İnanç Açıklamasına ‘ölüler diyarına indi’ ifadesi niçin eklenmiştir?

Kişisel sıkıntılar ve denenme zamanlarında Mesih’in benim Rab’bim olduğundan, özellikle çarmıhta ve daha öncesinde sözle anlatılamayan şiddetli elem, acı ve dehşet altında canının acı çekmesiyle beni cehennemin şiddetli elem ve eziyetinden kurtardığına emin kılar.8

 

8 İşaya 53, Matta 26:36-46; 27:45, 46 Luka 22.11, İbraniler 5:7-10,

(Mezmur 18:5-6; 116:3)

 

 

 

A-) ÇARMIHIN LANETİ

İman Açıklamasındaki bu ifadeler Mesih’in ölümünü daha iyi anlamamızı sağlıyor. İsa Mesih, çarmıha gerildi. Bu ölüm keyfi değildi. İsa’yı çarmıha gerenler böylece O’nun Mesih olduğuna dair olan iddialarının yanlış olduğunu gösterdiklerini düşünüyorlardı; çünkü Kutsal Yazılarda çarmıha gerilmek, Tanrı’nın laneti altında olmakla eş anlamlıydı: “çünkü ağaç üzerine asılan herkes lanetlidir” (Tesniye 21:23, Yuhanna 19:6-7).

 

Ama insani günahın zirvesi olan bu olayda Tanrı’nın planı bizim başımıza gelmesi gereken lanetin yükünü Mesih’e yüklemekti.[78] Günahsız olan, bizim yerimize, Tanrı’nın Yasasına karşı itaatsizliğimizin sonucu olan laneti çekti. Böylece çarmıh bizlere barış getirdi, çünkü Golgota’da Tanrı, Mesih’i en derin bir şekilde günahla yaklaştırdı:

II.Korintliler 5: 21 Tanrı, günahı bilmeyen Mesih'i bizim için günah sunusu yaptı. Öyle ki, Mesih sayesinde Tanrı'nın doğruluğu olalım.[79]

 

Baba Tanrı bizim günahımıza davranırmışçasına –her açıdan ve aynı şiddetle– O’na davrandı. Mesih sadece ceza çekmedi, ayrıca Tanrı’nın isyankarlığımız için olan gazabını tüm ağırılığıyla üzerine aldı. Bu nedenle O’na ait olan bizler kesin olarak eminiz ki, günah ve isyanımıza karşılık olan hak ettiğimiz ceza tamamıyla ödenmiştir, artık borcumuz tam olarak ödenmiştir! Tanrı’nın bize karşı olan gazabı artık yatışmıştır! Mesih’e ait isek, Tanrı artık bizi suçlu olarak saymıyor. Mesih, Tanrı’nın gazabını yüklendiği için artık Baba’nın kutsaması bizim olmuştur:

Galatyalılar 3:13-14 İbrahim'e sağlanan kutsama Mesih İsa aracılığıyla uluslara sağlansın ve bizler vaat edilen Ruh'u imanla alalım diye, Mesih bizim için lanetlenerek bizi Yasa'nın lanetinden kurtardı. Çünkü, "Ağaç üzerine asılan herkes lanetlidir" diye yazılmıştır.

 

Böylece çarmıh, en açık şekilde Tanrı’nın değiştirilmesi mümkün olmayan doğruluğunu açıklıyor: kutsal Tanrı, varlığını inkar etmeden, günahlı insanı temize çıkaramaz. Tanrı kendi istediği için ya da öyle karar verdiği için varlığına zıt olan şeylere göz yumamaz. Mükemmel iyiliği ve mutlak doğruluğu günahın gazapla karşılanarak yok edilmesini emreder. Tanrı, çarmıhta günahı ne kadar ciddiye aldığını gösteriyor:

Romalılar 8:32 Öz Oğlu'nu bile esirgemeyip O'nu hepimiz için ölüme teslim eden Tanrı, O'nunla birlikte bize her şeyi bağışlamayacak mı?

 

Çarmıh, asıl tabiatımızı gösteriyor. Bizler “az çok” iyi, “az çok” günahlı değiliz! Günahımız o derecede önemliydi ki, Tanrı Oğlu üzerimizdeki sonsuz laneti kendi ölümüyle kaldırmak için insan olmak zorundaydı: günahımız bunu gerektirecek kadar kötüydü!

 

Aynı zamanda çarmıh, Tanrı’nın bize olan sonsuz sevgisini açığa vuruyor,[80] çünkü kendi Oğlunu göndermiştir! Tanrı’nın gazabı altında çarmıha çivilenen İsa, hem bizim derin inatçılığımızın kanıtı hem Tanrı’nın şefkatinin en açık gösterisidir. Çarmıh bizi sevenin kavranılması mümkün olmayan iyiliğini açığa vuruyor. Ancak şunu unutmayılm: Tanrı bizi “sevilmeye layık” olduğumuz için değil, sadece bize lütuf göstermek için bizi sevdi.

 

B-) BABADAN AYRILMASI

Çarmıhın lateninin derinliğini en açık olarak ifade eden sözler İsa’nın çarmıhta söylediği şu sözlerdedir: “Tanrım, Tanrım, beni niçin terkettin?” (Matta 27:46). Bütün ülkenin üzerine karanlık çökmesiyle belirlenen (Matta 27:45) İsa’nın yargılandığı o an İsa, bütün insanlığıyla günahlı insanın sonsuzluğa dek Tanrı’nın teselli verici huzurundan yoksun kalmasını, O’nun gazabı altında çektiği perişanlığı tattı.[81] Baba’nın Oğlu olma ilişkisine herkesten daha çok sahip olan ve Baba’yla her zaman beraberlik ve yakınlık yaşamış olan İsa, o an Tanrı’nın gazabının O’nun üzerinde olmasından başka bir şey sezmedi. Her zaman Tanrı’yı “Baba” olarak çağıran İsa, ancak o an için O’na “Tanrım” olarak hitap edebildi! Dini alimler bu haliyle çarmıhın Mesih’in “ölüler diyarına inmesi”[82] olduğunu vurguluyor. Kusursuz Kuzu, Golgota’da bizim için ve bizim uğrumuza günahkarların nihai kaderini üzerine aldı![83]

 

Mesih’in ölümü ve gömülmesiyle bu lanet en üst (zirve) noktaya ulaşıyor:

II.Korintliler 5: 21 Tanrı, günahı bilmeyen Mesih'i bizim için günah sunusu yaptı. Öyle ki, Mesih sayesinde Tanrı'nın doğruluğu olalım.

Romalılar 6: 23 Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı'nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa'da sonsuz yaşamdır.

 

“Günahı bilmeyen” diri Tanrı’nın Sonsuz Oğlu İsa, insan olarak “günahın ücreti” olan ölümü tattı. Böylece Mesih, ölüler diyarına ve isyankarlığımızın nihai sonuçlarına teslim edildi. Tanrı Oğlu İsa Mesih’in bizlerin insani varlığımızı tam olarak üzerine alması, bedenini toprakta gömülmek üzere vermesinden ne kadar belli oluyor! Ölmesinde ve gömülmesinde, artık Onu diğer insanlardan (günahlı insanlardan) ayıran hiç birşey yok:

İşaya 53: 9 Şiddete başvurmadığı,

Ağzından hileli söz çıkmadığı halde,

Ona kötülerin yanında bir mezar verildi,

Ama öldüğünde zenginin yanındaydı.

 

Tanrı Oğlu İsa Mesih’in yüceliğinden tamamen soyunarak mezara gömülmesi O’nun alçaltılmasının son öğesiydi.

 

Ama Müjdenin mucizesi şöyle belli oluyor: İsa Mesih, Tanrı’ya artık Baba diyemeyecek kadar alçaldığı için ve bizimle olan birleşmesini nihai kaderimizin en uç sınırına kadar götürdüğü için, bizlerin Tanrı’ya “Babamız” diyebilme hakkımız var! O’nunla iman aracılığıyla birleşmiş olan bizler, hiç birşeyin bizi Baba’nın sevgisinden ayırmayacağına eminiz;[84] günahkarlığımız, asla Tanrı’nın bizi terk etmesine sebep olmayacak. Ölümde bile, ancak O’nun önümüzde çizdiği ve önceden kendisinin izlediği yolunu takip edeceğiz. Tanrı Oğlu, kendini bizimle “cehennem” noktasına kadar bile birleştirdiği için, “O’nunla bir beden”[85] olmuş olan bizler, sonsuza dek O’nunla bir olacağız!

 

C-) “ESKİ İNSANIN” ÖLDÜRÜLMESİ

Mesih’in işi, kahinsel bir iş olduğundan bizim Başkahinimiz, günahımızı kaldırmak ve Tanrı’nın gazabını üzerine almak üzere almak için kendini kurban olarak sundu. Kutsal Yazılar, Mesih’in bizleri günahın suçluluğundan kurtardığında günahın yaşamlarımızdaki gücünü de kırdığına dikkat çekiyor.

 

Romalılar 6. bölüm  Mesih’le gerçekten birleşmiş olan birinin günaha köle olmasının imkansızlığını vurguluyor. Hristiyanlar olarak kimliğimiz, Mesih’le birleşmemizden kaynaklanıyor; ama bu birleşme O’nun ölümünü ve dirilişini kapsıyor:

Romalılar 6: 3 Mesih İsa'ya vaftiz edildiğimizde, hepimizin O'nun ölümüne vaftiz edildiğimizi bilmez misiniz? 4 Baba'nın yüceliği sayesinde Mesih nasıl ölümden dirildiyse, biz de yeni bir yaşam sürmek üzere vaftiz yoluyla O'nunla birlikte ölüme gömüldük.

 

Mesih’in ölümü sadece “biyolojik” bir gerçek değil ayrıca günaha ölümdü:

Romalılar 6: 10 O'nun ölümü günaha karşılık ilk ve son ölüm olmuştur. Sürmekte olduğu yaşamı ise Tanrı için sürmektedir.

 

Mesih çarmıhta günahın egemenliğine girip zaferle çıktığı için, artık günah O’nun üzerinde egemenlik süremez. Çünkü Mesih günaha karşı ilk ve son kez ölmüştür. Kendini ölüme teslim ettiği için, artık ölüm kendini Mesih’e kabul ettiremez, artık ölüm Mesihten bir şey talep edemez. Ve biz imanla O’nunla birleştiğimiz için, bu günaha ölüm, kendisini bizim yaşamlarımızın da bir gerçeği olarak belli eder:

Romalılar 6: 11 Siz de böylece kendinizi günah karşısında ölü, Mesih İsa'da Tanrı karşısında diri sayın.

 

Günaha köle olmamız ve bizi Tanrı’ya karşı isyankarlık içinde yaşamaya zorlayan[86] içimizdeki “Adem” Mesih’te öldürülmüştür. Çarmıhta Tanrı, Mesih’e, O bizim günahımızmış gibi davrandığı için, günahın karşı konulamaz gücü artık kırılmıştır. Çünkü artık günahın tutsaklığındaki beden ortadan kaldırılsın, bundan böyle günaha tutsaklık etmeyelim diye eski insan benliğimizin (günahlı varlığımızın) O’nunla birlikte çarmıha gerildiğini biliyoruz:

Romalılar 6: 6 Artık günaha kölelik etmeyelim diye, günahlı varlığımızın ortadan kaldırılması için eski yaradılışımızın Mesih'le birlikte çarmıha gerildiğini biliriz.

 

Mesih bizim uğrumuza lanetlendiği için, Kutsal Ruh’un gücüyle günaha karşı mücadelede zaferli olabiliriz:

Romalılar 6: 12 Bu nedenle bedenin tutkularına uymamak için günahın ölümlü bedenlerinizde egemenlik sürmesine izin vermeyin. 13 Bedeninizin üyelerini haksızlığa araç ederek günaha sunmayın. Ölümden dirilenler gibi kendinizi Tanrı'ya adayın; bedeninizin üyelerini doğruluk araçları olarak Tanrı'ya sunun. 14 Günah size egemen olmayacaktır. Çünkü Kutsal Yasa'nın yönetimi altında değil, Tanrı'nın lütfu altındasınız.

 

Bu yaşamdaki mükemmellik hedefine ulaşamayız! Ama daha önce günaha karşı hiç direnmezken, artık kendimizi bir mücadele sahnesinin içinde buluyoruz: günaha karşı, şeytana karşı, dünyaya ve benliğe karşı bir savaşım içine giriyoruz… Ve yavaş yavaş Mesih’in ölümü ve dirilişi yaşam verici huzurunu hissettiriyor (Romalılar 6:10-11). Mesih’in ölümünün ve dirilişinin getirdiği yeni yaşamının yararları O’nun mükemmel bir doğruluk sağladığı kişilerin yaşamlarında şimdiden bile kökleşmeye başlıyor.

 

10. “üçüncü gün ölüler arasından dirildi”

(I.Korintliler 15:14-22, 42-55, Efesliler 2:1-7; I.Petrus 1:4)

 

İsa Mesih’in dirilişi son zamanın dünyamıza girdiğini belirtiyor; O’nun dirilişiyle aklanmamız sağlanmıştır, Mesih’in günah ve ölüm krallığının üzerindeki zaferi günden güne kendisini yaşamlarımızda daha çok hissettiriyor.

 

45. Mesih’in dirilişi bize nasıl yarar sağlıyor?

İlk önce, dirilişiyle O ölüme galip geldi ve böylelikle ölümü aracılığı ile bizler için kazandığı doğruluğa bizleri paydaş kıldı.1

 

İkinci olarak, O’nun gücüyle bizler de şimdiden yeni bir hayata dirildik.2

 

Üçüncü olarak, Mesih’in dirilişi görkem içinde dirilişimizi garantiledi3

 

1 Romalılar 4:25; I.Korintliler 15:16-20; I.Petrus 1:3-5

2 Romalılar 6:5-11; Efesliler 2:4-6; Koloseliler 3:1-4

3 Romalılar 8:11; I.Korintliler 15:12-23; Filipililer 3:20, 21.

 

 

 

A-) DİRİLİŞ VE SONSUZ KRALLIK

Mesih’in dirilişi Hristiyan imanı için en merkez bir konudur:

I.Korintliler 15: 14 Mesih dirilmemişse, bildirimiz de imanınız da boştur. 15 Bu durumda Tanrı'yla ilgili tanıklığımız da yalan demektir. Çünkü Tanrı'nın, Mesih'i dirilttiğine tanıklık ettik. Ama ölüler gerçekten dirilmezse, Tanrı Mesih'i de diriltmemiştir. 16 Ölüler dirilmezse, Mesih de dirilmemiştir. 17 Mesih dirilmemişse imanınız yararsızdır, siz de hâlâ günahlarınızın içindesiniz. 18 Buna göre Mesih'e ait olarak ölmüş olanlar da mahvolmuşlardır. 19 Eğer yalnız bu yaşam için Mesih'e umut bağlamışsak, herkesten çok acınacak durumdayız.

 

Görülüyor ki, Mesih’in dirilişi olmasaydı Hristiyan imanı kuruyup solacaktı. Başka bir şekilde ifade edersek Kutsal Yazılar dirilişi göz ardı eden bir imanı düşünemez bile. Ama bu diriliş kesin olarak nedir? Sadece (aslında gelecek dirilişin ancak geçici müjdecileri olan Lazar ve diğerlerin durumu gibi) ölü bir bedenin yeniden canlanması değildir; Diriliş (Paskalya) aslında Mesih’in son zaman için vaadedilen durumuna sahip olduğu gündür.

 

I.Korintliler 15: 43 Düşkün olarak gömülür, görkemli olarak diriltilir. Zayıf olarak gömülür, güçlü olarak diriltilir.

Kutsal Cuma (Paskalyadan önceki Cuma) İsa’nın çürümeye mahkum, düşkün ve zayıf olan cesedi, mezara yatırıldı. Ama Paskalya sabahı “görkemli ve güçlü” olarak dirilmiştir. Kutsal Yazıların dediği gibi  Mesih’in “çürüyen ve ölümlü bedeni çürümezliği ve ölümsüzlüğü giydi” (I.Korintliler 15: 54).

 

Peki, bu ne demek, ne anlama geliyor? Kutsal Yazılar açıkça gösteriyor ki, dirilen beden, artık “doğal” değil, “ruhsal”dır:

I.Korintliler 15: 44 Doğal beden olarak gömülür, ruhsal beden olarak diriltilir. Doğal beden olduğu gibi, ruhsal beden de vardır.

 

Bu demek değil ki, Mesih’in fiziksel bedeni yok oldu veya “göksel” (meleksel) bir bedenle değiştirildi; gömülen beden dirilen beden ile aynı idi. Böylece dirilen Mesih, dirilişe inanmayan havarilerini şöyle azarlayabildi:

Luka 24:39 Ellerime, ayaklarıma bakın; işte ben’im! Bana dokunun da görün. Bir hayalette et ve kemik olmaz, ama görüyorsunuz, bende var (Luka 24:41-43).

 

Mesih’in dirilen bedeninin ruhsal (pneumatikon) olduğunu söylemek; insani bedenini bir yana koyduğu anlamına hiç gelmiyor; tersine, bu değiştirilen, görkemli olan bedenin artık Kutsal Ruh’un (pneuma) etkisine ve hükmüne uyduğu anlamına geliyor.

 

Aslında Mesih’in dirilişi, son zamanlarının şimdiki tarihe girmesidir. Kutsal Yazılar diri Mesih’in “ölmüş olanların ilk örneği” (turfanda) olduğunu vurguluyor:

I.Korintliler 15: 20 Oysa Mesih, ölmüş olanların ilk örneği olarak ölümden dirilmiştir. 21 Ölüm bir insan aracılığıyla geldiğine göre, ölümden diriliş de bir insan aracılığıyla gelir. 22 Herkes nasıl Adem'de ölüyorsa, herkes Mesih'te yaşama kavuşacak. 23 Her biri sırası gelince dirilecek: İlk örnek olarak Mesih, sonra Mesih'in gelişinde Mesih'e ait olanlar.

 

Eski Anlaşmada “turfanda”, üründen koparılan ilk başaklar anlamına geliyordu.[87] Ürünün sadece önceden alınan tadı değil, ürünün asıl başlangıcıydı. Yani dirilen Mesih’in dirilişimizin “turfandası” olduğunu söylemek son zamanların büyük ürünün halen Mesih’te başlamış olduğu anlamına geliyor! Mesih’in dirilişiyle, çağların sonu –sonsuz krallık– şimdiki varoluşumuza güçle giriyor![88] Mesih’in dirilişinde ölüm yenilmiş, şeytanın gücü ezilmiş, Tanrı’nın sonsuz vaadi gerçek olmuştur!

 

Bu nedenle tarihteki ilk Paskalya Pazarı, Tanrı’ın Krallığının görülmesi mümkün olan ilk taksidi olmuştur. Tanrı’nın Krallığı, Mesih’in gelmesiyle (yani Kralın gelmesiyle) başlamıştı ama dirilişte görülebilir bir şekilde parlıyor. Dirilmiş Rab İsa Mesih’in sayesinde bizler, yaşamlarımızda, “sonsuz krallığın turfandasına” sahibiz! Ve Tanrı’nın Krallığı dirilmiş Mesih’te görünebilir, dokunulabilir bir gerçeklik olduğu için bu krallığın görkem içinde geleceğinden eminiz. Nasıralı Kurtarıcı Rab İsa Mesih’in dirilişinde gerçek olan şeylerin bizim dirilişimizde de gerçek olacaklarından eminiz:[89]

I.Korintliler 15: 22 Herkes nasıl Adem'de ölüyorsa, herkes Mesih'te yaşama kavuşacak.

 

B-) DİRİLİŞ VE TANRI’NIN DOĞRULUĞU

İsa Mesih “kendisinin Tanrı Oğlu olduğunu ileri sürdüğü” için (Yuhanna 19:7) mahkum edildi. İsa’nın Çarmıhtaki ölümü, iddialarının yanlış olmasını kesinlikle ispat ediyor gibi göründü. Bu açıdan İsa’nın dirilişi, İsa’nın doğruluğunun Tanrı tarafından açıça gösterilmesidir.[90] İsa’nın dirilişiyle Tanrı, İsa’nın suçsuzluğunu ve O’nun iddialarının doğru olduğunu ispat etmektedir: Mesih’in “ölümden dirilişiyle Tanrı’nın Oğlu olduğu kudretle ilan edildi” (Romalılar 1:4).

 

Ama dirilen Mesih ölümün ve günahın pençesinden kurtulduğu için, O’nun dirilişi ayrıca bizim doğruluğumuzu da etkiliyor. Mesih’in dirilişi, çarmıhta sağlanan satın alınışımızın sadece görülebilen bir belgelenmesi değildir (diriliş olmadan satın alınmamız mümkün olabilirdi). Tam aksine, Yeni Ahit’e göre imanlıların aklanması Mesih’in çarmıha gerilmesine nasıl bağlıysa, dirilişine de o oranda bağlıdır (Romalılar 3: 25-26). Mesih’in çarmıhtaki işi dirilişiyle etkin kılınmıştır. Mesih dirilmeseydi, günahlarımız da bağışlanamazdı![91]

I.Korintliler 15:17 Mesih dirilmemişse, imanınız yararsızdır ve siz hâlâ günahlarınızın içindesiniz

 

Bu nedenle, elçiler Tanrı Sözünü ilan ederken, İsa’nın dirilişine merkezi bir yer verdiler. Diri Mesih, bizi temsil ettiği için, O’nun “doğruluğu” ve yaşamı bize veriliyor. Dirilen Mesih’te etkin olan ve Tanrı’nın Mesih’i dirilterek sergilediği güç şimdi bizde de etkin oluyor:

Efesliler 1: 18-20 O'nun çağrısından doğan umudu, kutsallara verdiği mirasın yüce zenginliğini ve iman eden bizler için etkin olan kudretinin aşkın büyüklüğünü anlamanız için, yüreklerinizin gözleri aydınlansın diye dua ediyorum. Bu kudret, Tanrı'nın, Mesih'i ölümden diriltirken ve göksel yerlerde sağında oturturken O'nda sergilediği üstün güçle aynı etkinliktedir.

 

Tanrı’nın “Mesih’i ölümden diriltirken sergilediği gücünün hakim olan etkisinden dolayı inanıyoruz!” Ruhsal olarak ceset olan bizler, Mesih’le birlikte yaşama kavuştuk (Efesliler 2:5). Mesih’le ilişkimizin çok yakın olmasından dolayı, Mesih’le birleşmemizden dolayı Tanrı bizi “Mesih’le birlikte diriltti” (Efesliler 2:6). Bizi satın alan Mesih diri olduğu için, biz de bugün diriyiz!

 

Bu nedenle diriliş, sadece uzakta olan tarihsel bir olay değil: aksine, Hristiyanlar olarak günlük yaşamda var oluşumuzun temelidir! Pavlus’la beraber biz de “O’nu tanımak, dirilişinin gücünü bilmek istiyorum” diye söyleyebiliriz (Filipililer 3:10).

 

C-) DİRİLİŞ VE HRİSTİYAN HAYATI

Mesih’in dirilişinin tüm yaşam için olan önemi gözümüze bir an ilişirse dirilişin, Hristiyanları ne kadar çok etkilediği daha da açığa çıkar. Hristiyan yolumuzun en başlangıcında Dirilmiş Olan’ın yaşam verici gücü yeniden doğmamızı sağlamışsa (I.Petrus 1:4), o güç yaşam boyunca yanımızdadır: Dirilen Mesih tüm hareketlerimize yaşam verici etkisiyle dokunurak günlük yaşamımızda açıkça görülür:

Galatyalılar 2: 20 Mesih'le birlikte çarmıha gerildim. Artık ben yaşamıyorum, Mesih bende yaşıyor. Şimdi bedende sürdürdüğüm yaşamı, beni seven ve benim için kendini feda eden Tanrı Oğlu'na imanla sürdürüyorum.

II.Korintliler 4: 10 İsa'nın yaşamı bedenimizde açıkça görülsün diye İsa'nın ölümünü her an bedenimizde taşıyoruz. 11 Çünkü İsa'nın yaşamı ölümlü bedenimizde açıkça görülsün diye, biz yaşayanlar İsa uğruna sürekli olarak ölüme teslim ediliyoruz.

 

Dirilmiş olan Mesih, sadece aklanmamızın değil, ayrıca kutsallığımızın kaynağıdır (I.Korintliler 1:30). İsa mükemmel ve yüceltilen insanlığının gücüyle, günden güne bizim insanlığımızı ve yaşamımızı paklaştırıyor.[92] İsa’nın ölümü itaatimizi somut ve pratik olarak nasıl etkiliyorsa, dirilişi de öyle etkiliyor; ölümüyle günahın gücünü kıran Mesih, bizler “yeni bir yaşam” sürelim diye ölümden dirilmiştir (Romalılar 6:4, 11).

 

Mesih’in yaşamının armağanını en açık olarak gördüğümüz yer belki de Rab’bin Sofrasıdır: Kutsal Yazılar bu sofrayla Mesih’e gerçekten “paydaş” olduğumuzu, yani bu sofranın O’nun bedenine ve kanına somut bir ortaklık olduğunu ilan ediyor (I.Korintliler 10:16).[93] Rab’bin Sofrasında Mesih, bizi “bedeniyle” besliyor; O’nunla olan birleşmemiz gerçek bir şekilde bize yarar sağlıyor. Mesih’le birleşmemizden dolayı, O’nun akan kanının ve çarmıha gerilen –ayrıca dirilen, yenilenen ve yüceltilen– bedeninin gücü, bize veriliyor ve imanımızı güçlendiriyor! Rab’bin Sofrası aracılığıyla, dirilen Mesih kendini bize veriyor!

 

Mesih’in dirilişi kutsallaşmamız hakkında temel olan bir noktayı anlamamıza yardım ediyor: kutsallıkta gelişmek, “kendimizi iyileştirmek” kendi gücümüze bağlı değildir. Veya günah işlemekten vaz geçmek kendi gücümüze bağlı değildir.[94] Dirilen Mesih, kutsallığımız olduğu için, bu kutsallık, kendimizi O’nun huzuruna ve dirilişinin gücüne daha çok açtığımız zaman ortaya çıkıyor. İsa Mesih, “Yeni İnsan’dır”. Bizlerin en önemli gayreti Mesih’in varlığının artan bir şekilde bizde gerçekleşmesi olmalıdır. Başka bir deyişle, gerçek tövbe aracılığıyla “eski yaradılışı” gün geçtikçe daha çok “üzerimizden atmaya” ve “gerçek doğruluk ve kutsallıkta Tanrı’nın benzerliğine göre yaratılmış yeni yaratılışı giyinmeye” çalışmalıyız (Efesliler 4:22-23).[95] Mesih’in dirilişi Kutsal Ruh aracılığı ile yaşamlarımızda çalışarak “Hristiyan hayatımızın” kendi gayretimizim bir meyvesi olmadığını açıklıyor. İmanlı olmamız, “Tanrı’nın eseridir” çünkü bizler “Tanrı’nın önceden hazırladı¹ğı iyi işlerin yolunda yürüyelim diye Mesih İsa’da yaratıldık (Efesliler 2:10).

 

Bu nedenle Mesih’in dirilişi, ayrıca ümidimizin kaynağıdır: Gözlerimizi bu gerçeğe dikerek bekliyoruz: “Mesih göründüğü zaman O’na benzer olacağımızı biliyoruz. Çünkü O’nu olduğu gibi göreceğiz” (I.Yuhanna 3:2). Dirilişi hep düşüncemizde tutup onu bütün hareketlerimizin temel güdüsü yaptığımız zaman, Mesih’in pak kılan gücü bizde etkin oluyor: “Mesih'te bu umuda sahip olan, Mesih pak olduğu gibi kendini pak kılar” (I.Yuhanna 3: 3).

 

 

 


[1] I.Korintliler 1:30; II.Korintliler 5:21

[2] Yuhanna 17:4,7,11-13

[3] I.Korintliler 3:16; Yuhanna 15:26-27; Matta 10:19-20.

[4] Kutsal Ruh’un rolü 14. bölümünde daha derinden incelenecek.

[5] Markos 4:14, 17, 20

[6] Markos 4:14 ayeti ile Matta  13:37 ayetini kıyaslayınız. Matta 14:31-33 ve Markos 4:26-29 ayetlerine ayrıca bakınız.

[7] Matta 24:14; Luka 24:46-48

[8] Yuhanna 13:35; 17:20-21

[9] İbraniler 6:18-20

[10] Mesih, Peygamber olarak seslenmiştir (İbraniler 1:1,2), Kâhin olarak “günahlardan arınmayı sağlamış” ve Kral olarak “göklerde yüce Olan’ın sağında oturmuştur” (İbraniler 1:3).

[11] Mesih İsa, Peygamber olarak Tanrı’nın isteğini (Matta 5:17, 22, 28, 32) ve kurtuluşumuzun bütünlüğünü bize göstermek için geldi: “Babamdan bütün işittiklerimi size bildirdim” (Yuhanna 15:15; 1:18). Çarmıhta en açık şekilde Tanrı’nın mükemmel adaletini ve aynı zaman Baba’nın sevgisinin sonsuz ve sınırsız derinliğini açığa vurdu. Bugün de imanlı topluluğunu Kutsal Ruh ve Sözü aracılığıyla gerçek ve kurtuluş yolunda yönetiyor.

[12] Westminster Uzun İlmihal S43. Mesih, peygamberlik görevini nasıl yerine getirmiştir? C. Mesih, inananların bina edilmesi ve kurtuluşuna ilişkin her şeydeki tüm Tanrı arzusunu, Ruh’u ve sözü aracılığıyla tüm çağlar boyunca, çeşitli yollarla kiliseye açıklayarak peygamberlik görevini yerine getirmiştir.

[13] Westminster Uzun İlmihal S44. Mesih, kahinlik görevini nasıl yerine getirmiştir? C. Mesih, halkının günahları için barıştırmalık olmak için kendisini lekesiz olarak Tanrı’ya tek bir kere sunmasıyla; ve onlar için sürekli yakarışta bulunmasıyla kahinlik görevini yerine getirmiştir.

[14] Westminster Uzun İlmihal S45. Mesih, krallık görevini nasıl yerine getirmiştir? C. Mesih, dünyadan kendisi için bir halk çağırarak, ve bu halkı görünür bir şekilde yönetmede araç olarak kullandığı görevliler, yasalar, ve uyarılar vererek; seçilmişlerine kurtaran lütfu vererek, itaatlerini ödüllendirerek, ve günahları karşısında onları düzelterek, tüm ayartmalar ve sıkıntılarında onları koruyup, destekleyerek, tüm düşmanlarını bağlayıp, onları yenerek, ve kudretli bir şekilde her şeyi kendi yüceliği, ve onların iyiliği için düzenleyerek; ve ayrıca geri kalan, Tanrı’yı tanımayan, ve müjdeye itaat etmeyenlerden intikam alarak krallık görevini yerine getirmektedir.

[15] II.Korintliler 13:3

[16] Efesliler 2:20; Yahuda 3

[17] Matta 11:26-28; Yuhanna; 12:32

[18] İbraniler 9:24; 10:19-22

[19] (Geleneksel olarak Latinceye propititatio olarak çevirilen) ikinci ayetteki hilasmos sözcüğünün esas anlamı, Tanrı’nın gazabını döndürmek, O’nun beğenisini kazanmaktır. Eski Ahit’de Tanrı, halkının günahlarını kurbanlar aracılığıyla “örttü” (expiatio), böylece kutsal varlığından kaynaklanan adil gazabını yana koydu (propitiatio). Bu günahlar “örtüldüğü” için, Tanrı artık halkına merhamet ve sevgi gösterebiliyordu. Tekvin 32:20 – ancak insani bir alanda – bu kavramların nasıl anlaşılmasının gerektiğine dair çok iyi bir örnektir.

[20] Luka 22:31-32

[21] (Efesliler 1:22) “Her şeyi ayakları altına sererek O'na bağımlı kıldı” sözü Mezmur 8:6 ayetinden bir aktarmadır. Mezmur, burada Tanrı’nın yaratılışın zirvesine koyduğu insandan söz ediyor. Tekvin 1. bölümde tasvir edilen Tanrı’nın ilk yaratılışını ima eden bu Mezmur’dan alıntı bu egemenliğin Mesih’te tamamlandığını ima ediyor; O, Tanrı’nın başlangıçta insanlığımız için niyet ettiği hedefine ulaşmak üzere, “meleklerden biraz aşağı kılınan insanoğludur” (İbraniler 2:6-9).

[22] Yuhanna 16:33; Romalılar 8:37

[23] Romalılar 1:28; 21-25, Hezekiel 36:26-27

[24] I.Korintliler 15:24-28; Vahiy 5:11; 1:6-9

[25] Yuhanna  5:22, 27

[26] Elçilerin İşleri 17:31

[27] I.Korintliler 6:3; Yahuda 6; II.Petrus 2:4

[28] II.Korintliler 5:10; Vaiz 12:14; Romalılar 2:16; 14:10, 12; Matta 12:36-37

[29] Matta 25:31-46, Romalılar 2:5-6; 9:22-23; Matta 25:21; Elçilerin İşleri 3:19; II.Selanikliler 1:7-10

[30] II.Petrus 3:11, 14; II.Korintliler 5:10-11; II.Selanikliler 1:5-7; Luka 27:7,28; Romalılar 8:23-25

[31] Matta 24:36,42-44; Markos 13:35-37; Luka 12:35-36; Vahiy 22:20

[32] İbraniler 11: 1 İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.

[33] I.Korintliler 13: 12 Şimdi her şeyi aynadaki silik görüntü gibi görüyoruz, ama o zaman yüz yüze görüşeceğiz. Şimdi bilgim sınırlıdır, ama o zaman bilindiğim gibi tam bileceğim.

[34] Kutsal Kitap yorumcuları kötülük ve Tanrı’ya isyankarlıkta güçlü bir kişinin bir gün dünya halklarını saptıracağını düşünmektedir. Bu da Mesih’e inanıyor gibi görünüpte aslında imanları gerçeğe dayanmayan kişilerin açığa çıkmasına vesile olacaktır.

[35] Tekvin 6:5; 8:21; Matta  13:30; 24:9-14; Vahiy 20:7-8

[36] Matta 25:32, Yuhanna 5:22, II.Timoteyus 4:1, I.Petrus 4:5

[37] I.Petrus 1:17; 2:23; Matta 18:35; İbraniler 11:6

[38] Matta  25:31,32; Yuhanna 5:22; II.Korintliler 5:10; II.Timoteyus 4:1

[39] Matta  6:4,6,18; 12:36; Luka 12:2; Efesliler 6:8; II.Korintliler 5:10

[40] K.Barth, Credo, sayfa 162.

[41] Romalılar 1:18-21; 2:14-16; Luka 12:48; Matta 11:20-22.

[42] Yuhanna 1:4; 10:10; 11:25; 14:6; Elçilerin İşleri 4:12, Romalılar 5:21, II.Timoteyus 1:9-10, I.Yuhanna 1:2; 5:12

[43] Matta  5:11-12; Luka 6:35; 19:12-19

[44] Romalılar 5:16-19; Matta 13:41-42; 18:8-9; 22:13; 25:30, 46; Markos 9:44, 48

[45] Heidelberg İlmihali 52, Westminster Uzun İlmihal 88-90

[46] Ayrıca Mezmur 33:6-7 ayetine bakınız (“ağzının nefesi” olarak çevilen sözler daha harfi olarak “ağzın Ruh’u” olarak çevirilebilir; İbranicede Tekvin 1:2 ayetindeki söz ile aynıdır).

[47] Mezmur 104:27-30 (30. ayet: Ruhun'u gönderince var olurlar, Yeryüzüne yeni yaşam verirsin.)

[48] Mesih’in benzerliğine dönüşme (II.Korintliler 3:18, Filipililer 3:21, Koloseliler 3:10, II.Petrus 1:4, I.Yuhanna 3:2) ile Yeni Yaratılışımız arasındaki bağa dikkat ediniz (Hezekiel 11:19, Mezmur 40:3, II.Korintliler 5:17, Galatyalılar 6:15, Efesliler 2:14-16; 4:24).

[49] İşaya 63:10-14; Mezmur 51:9-14; 139:7; Nehemya 9:20; Elçilerin İşleri 7:51; Hagay 2:5

[50] Romalılar 8:9 ... içinde Mesih'in Ruhu olmayan kişi Mesih'in değildir. Galatyalılar 4:6 Oğullar olduğunuz için Tanrı öz Oğlu'nun "Abba! Baba!" diye seslenen Ruhu'nu yüreklerinize gönderdi (Filipililer 1:19; I.Petrus 1:11).

[51] Yuhanna 1:32; Luka 4:1, 14; Matta  12:28; Elçilerin İşleri 10:38

[52] Romalılar 1:4; 8:11; I.Timoteyus 3:16; I.Petrus 3:18

[53] Kutsal Ruh konusunun İman Açıklamasında bu sıraya gelmesi uygun bir yerdedir: Baba’yla aramızın yenilenmesi ve yaratılışın yenilenmesiyle (birinci madde) ilgili olarak Kutsal Ruh, İsa Mesih’in ve O’nun işi (üçüncü madde) ile halkı (“Kutsal Evrensel Kilise” ve üçüncü maddenin geriye kalan kısımları) arasında bir “köprü” olarak sunuluyor. Cenevre İlmihali 88. Üçüncü madde bize neyi öğretiyor? Bizi, Oğlu aracılığıyla satın alan ve kurtaran Tanrı’nın bu satın almasını ve kurtarışını Ruh’u aracılığıyla sağlayacağını öğretiyor.

[54] I.Korintliler 12:13: “Çünkü tek Ruh’ta hepimiz – ister Yahudi, ister Yunanlı, ister köle, ister özgür olalım – bir tek bedene vatfiz edildik”

[55] Hezekiel 36:26-27; Yuhanna 6:37, 44-45

[56] Westminster Uzun İlmihal S80. Gerçek inananlılar, lütuf konumunda oldukları ve kurtuluşa erişmek üzere bu konumda dayanacakları konusunda kesin bir şekilde güvence duyabilirler mi? C. ... Tanrı ‘nın vaatlerinin gerçekliğinde temellenmiş iman aracılığıyla ve yaşam vaatlerinin sağladığı bu lütufları Ruh’un onları yeterli kılması ile kendi içlerinde farketmeleri, ve içlerindeki ruh ile birlikte Tanrı çocukları olduklarına tanıklık etmeleri aracılığıyla lütuf konumunda olduklarından ve kurtuluşa erişmek üzere bu şekilde dayanacaklarından kesin bir şekilde emin olabilirler. S.81. Tüm inananlar, tüm zamanlar boyunca, şu anda lütuf konumunda olduklarından ve kortulacaklarından emin midirler? C. ... gerçek inananlar ... hiçbir zaman Tanrı’nın Ruhunun varlığı ve desteğinden yoksun bırakılmazlar. Westminster İnanç Açıklaması Lutuf ve Kurtuluş Güvencesi İçin İmanımızın öncüsü ve tamamlayıcısının Mesih olmasının Hristiyanlar için tam bir güvence olduğunu (XIV/3); gerçek olan kurtuluşun Tanrısal vaatlerin değişmezliğine ve bizim ruhlarımızla birlikte Tanrı’nın çocukları olduğumuza tanıklık eden oğulluk Ruhunun tanıklığına dayandığını ve Ruh’un kurtuluş gününe kadar aracılığıyla mühürlendiğimizin güvencesi olduğunu (XVIII/2-4) belirtiyor.

[57] Romalılar 8:23 Bu deyimin anlamı, 10. bölüm, kısım A, 8. paragrafta bulunabilir.

[58] Efesliler 5:23, 25-27, Matta  1 :21, İbraniler 12:17; 5:3; 7:27; 9:7; 13:12

[59] Cenevre İlmihali 99. Bu maddeye de inanmak gerekli mi? Evet mutlaka, yoksa Mesih’in ölümünü etkisiz sayarak, şimdiye kadar söylenen herşeyi hiçe saymış oluruz. Çünkü önceki tüm gerçeklerden kaynaklanan bir sonuç Kilisenin varolmasıdır.

[60] Ekklesia sözü, Eski Antlaşmanın Grekçe çevirisinde (Septuagent) Tesniye 4:15 ayetinde karşımıza çıkıyor: “topluluğun günü”, Tanrı’nın onlarla antlaşmaya girmek ve onlara Yasasını vermek üzere İsrail’i bir araya getirdiği gündür (Tesniye 9:10; 18:16). Bu ilk toplantıdan sonra, “topluluk” kelimesi Tanrı’nın halkının O’na tapınmak ve O’nun sözünü dinlemek üzere bir araya gelmesini kast ediyor (Tesniye 31:30; Yeşu 8:35, I.Krallar 8:14, 22, 55, I.Tarihler 28:8, 29:20, Mezmur 22:23, 26; 35:18; 40:10) Daha fazla bilgi için Kilise Öğretisi kitabına bakınız.

[61] [6. bölüm 1. kısmına bakınız] Romalılar 11:16-21, Efesliler 2:11-22; 3:6, I.Petrus 2:9-10 ayetlerinin Topluluğu tarif etmek için kullandığı ifadelerin İsrail halkını tasvir eden Eski Ahit içindeki ayetlerden  aktarılmaları dikkat çekicidir (Çıkış 19:6, İşaya 43:20-21; Hoşeya 1:6-10).

[62] Çıkış 6:7, Levililer 26:12, Tesniye 4:20; 29:12-13, Yeremya 31:33, Zekerya 8:8, II.Korintliler 6:16, Vahiy 21:13

[63] Çıkış 25:8; 29:45, Levililer 26:11-12, Hezekiel 37:26-28, Zekerya 2:15

[64] On buyruğun önsüzünün önemini düşündüğümüz zaman, bu belli oluyor: “Seni Mısır’dan, köle olduğun ülkeden çıkaran Tanrın Yahve benim” (Çıkış 20:2); Kutsal Yasayı kendine çağırdığı ve kölelikten kurtardığı kişilere, yani kendi halkına veriyor (Çıkış 19:4). Bu bakımından buyruklar, kendilerini satınalan, kurtaran Tanrı’ya şükretmek üzere somut bir yöntem olarak sunuyorlar. Daha Kutsal Yasa (Yazılı Yasa) yokken insanla bir ilişki içinde yaşamak isteyen Tanrı, Adem ve Havva’yı bahçeye yerleştirdi, onlara “bunu yap, bunu yapma” şeklinde bir Yasa vermeden önce bile onlarla ilişki içindeydi. Günahın dünyaya girişinden sonra bile insanı aradı, onu kendisine çağırdı. Nuh, İbrahim, İshak, Yakup gibi iman ataları ile Yazılı Olmayan Ancak Kişisel İlişkiye Dayanan Antlaşmasal bir ilişki içindeydi.

[65] Matta 1:23; 18:20; 28:20; I.Korintliler 3:16; 6:17; Efesliler 2:22; I.Petrus 2:4-5

[66] Çıkış 31:13; Levililer 11:45; 19:2; 20:8, 26; 21:8, 15, 23; 22:9, 16, 32

[67] Yuhanna 15:3, 16

[68] Elçilerin İşleri 17:30; Matta 11:28-30; Yuhanna 1:29; 3:16,17; 6:33, 35, 37; 12:47

[69] Bu bölümde birlikten ziyade paydaşlığı ele alacağız. İman Açıklamasının ilk Latince çevirisi, “sanctorum communionem”den (yani kutsalların paydaşlığından) söz ediyor – ve paydaşlık, birliğe yakından bağlı olmasına rağmen ondan ayrıdır.

[70] Efesliler 5:29-31; I.Korintliler 12:27

[71] Romalılar 7:18; I.Korintliler 26-31; 4:7; II.Korintliler 3:5; 4:7; 12:7-10; Vahiy 3:17-18

[72] I.Yuhanna 2:10-11; 3:14-18

[73] Efesliler 2: 1‑2Sizler bir zamanlar, içinde yaşadığınız suç ve günahlarınızdan ötürü ölüydünüz. Bu dünyanın gidişine ve havadaki hükümranlığın egemenine, yani söz dinlemeyen insanlarda şimdi etkin olan ruha uymaktaydınız. 3Bir zamanlar hepimiz böyle insanların arasında, doğal benliğin ve aklın isteklerini yerine getirerek benliğimizin tutkularına göre yaşıyorduk. Ötekiler gibi doğal olarak gazap çocuklarıydık

[74] Romalılar 1:21-25; 3:11-18

[75] Koloseliler 1:21

[76] Tekvin 4:1-8, 23-24; Markos 10:42

[77] G.C. Berkouwer (The Church, pp. 77) aslında Tanrı’nın Mesih’teki kurtarıcı etkinliği, insanlar arasına yeniden paydaşlık getirmek amacındadır. Egemenliğin Müjde’sinde barış gerekli bir öğe olduğu için birbirimizi sevme buyruğu Yeni Antlaşma’da önemli bir yer alıyor (Yuhanna 13:34-35, I.Yuhanna 2:8).

[78] I.Korintliler 10:31; Koloseliler 3:23

[79] Heidelberg İlmihali 83-85

[80] Romalılar 10:14-17

[81] Matta 8:11, Luka 13:28-29 ayetleri İsa Mesih’in ikinci gelişi ve bir şölen sofrası arasında ilişki kurmaktadır; İsa Mesih kendisinin şölen başkanı olduğu yemeği anlatırken düğün benzetmesini (Luka 14:15-24) ve kaybolan oğulun eve dönüşündekin kutlama yemeği (Luka 15:11-24) benzetmelerini kullanıyor. Yahudilerin Çardak bayramına katılmak istemeyen İsa, esas bayramın ve bayram yemeğinin kendisinin ikinci gelişi ile ilgili olduğunu vurguluyor (Yuhanna 7:2, 8). Vaftizci Yahya, İsa Mesih’e baktığı zaman O’nun gelişinin ve hizmetinin önemini O’nun şahsında gördüğü bir evlilik törenine benzeyen kutlama toplantısına benzetiyor (Yuhanna 3:29). Bu da Vahiy 19:6-7, 17; 21:2-4, 9; 22:17 ayetlerinde gördüğümüz şeyi destekleyor. Diğer yandan Rabbin Sofrası gözlerimizi geleceğe (sonsuz zamana) çeviriyor: I.Korintliler 11: 26 Bu ekmeği her yediğinizde ve bu kâseden her içtiğinizde, Rab'bin gelişine dek Rab'bin ölümünü ilan etmiş olursunuz. #

[82] Heidelberg İlmihali 32. Niçin sana Hristiyan deniliyor? Çünkü Mesih’in bedeninin iman ile bir üyesiyim ve O’nun mesh edilişini paylaşıyorum. Onun ismini açıklamaya, kendimi yaşayan bir şükran kurbanı olarak O’na sunmaya, bu hayatta iyi bir düşünceyle günaha ve şeytana karşı durmaya, ve bundan sonrakinde, bütün yaratılış üzerinde sonsuzluk boyunca Mesih’le hüküm sürmeye mesh edildim. Heidelberg İlmihali 70. ...Kutsal Ruh’un beni yeniledi ve Mesih’in [bedeninin] bir üyesi olarak ayırdı.

[83] Koloseliler 3:15, Efesliler 1:23; 2:14-16; 3:6; 4:4-6, 12, 15-16, 25; 5:23

[84] Luther’s Larger Catechism, part 2, lines 53 and 54

[85] Luka 24:47 Elçilerin İşleri 10:43; 13:38,39; 26:17-18

[86] Romalılar 2:17-18, 20; 7:12, 14, 16; Yakup 1:25

[87] Luka 5:31-32

[88] Matta 5:48, Mezmur 103:3-4; 143:2

[89] Mesih’in öğretişinin açıkça gösterdiği gibi, Yeni Ahit’de Müjde’ye vermemiz gereken karşılık budur. Müjde, bekleme zamanının bitmiş olması, Tanrı’nın Egemenliğinin Mesih’te aramıza gelmiş olmasıdır. Buna vermemiz gereken karşılık, “tövbe etmek Müjde’ye inanmak!” olmalıdır (Markos 1:14-15).

[90] Yuhanna 14:15, 21, 23-24, I.Yuhanna 3:10; 5:3; II.Yuhana 6

[91] I.Yuhanna 4:8, 16, 19-21

[92] “Önceden bilmek” burada bir kişinin neyi seçeceğini önceden bilmekten çok farklıdır. Aksine kendini birine bağlamak, o kişiyi sevginin amacını yapmaya karar vermek anlamına geliyor. Kutsal Yazıların burada söylediği şeyler, Eski Antlaşmanın şartlarına göre anlaşılmalıdır. Orada “birini bilmek” onu seçmek, o kişiyle sevecen bir ilişkiye girmek anlamına geliyor (Amos 3:2; Tekvin 18:19; Çıkış 33:12-13; Yeremya 1:5). “Önceden bilmek” anlamının “önceden seçmek” olması, Yeni Antlaşmadaki başka yerlerde kullanışlarından belli oluyor (I.Petrus 1:20’de Mesih “dünyanın kuruluşundan önce şecilen” kuzu olarak tasvir ediliyor –harfi olarak “dünyanın kuruluşundan önce bilinen” kuzudur).

[93] Efesliler 1:4; II.Timoteyus 1:9

[94] I.Korintliler 15:26; Mezmur 2:7-12; İbraniler 1:2; Romalılar 8:17

[95] I.Selanikliler 4:14 ve I.Korintliler 15:12-23 ayetlerine bakınız; Kutsal Yazılar Mesih’in dirilişini ayrı bir olay gibi göstermekten çok, bizim dirilişimizin temeli olduğu konusunda ısrar ediyor: Mesih’te olanların diriliş ümitleri yoksa, Mesih’in ölümden dirilmesine gerek kalmazdı!

[96] “Carnis resurrectionem”

[97] Vahiy 20:13 ayteine bakınız. Matta 27:52 ayeti “ölmüş olan birçok kutsal kişinin cesetleri dirildi” diye yazarak, Mesih’in ölümün son zamanlarla ilgili önemini belirtiyor. Bu ayet tabi ki, son dirilişe değinmiyor; ama ölen kişilerinin kimliğini ve cesetlerinin  mezara koyulduğunu vurguluyor.

[98] İşaya 51:8; 50:9, Mezmur 102:26

[99] “Tanrı’nın şerefi şundan kaynaklanıyor: günah tarafında yozlaşan ve pisletilen aynı insanlığı ve dünyayı, aynı gökleri ve yeryüzünü kurtarıp yeniliyor. Nasıl Mesih’te olan bir kimse yeni yaratıksa; eski şeyler geçmiş her şey yeni olmuşsa (II.Korintliler 5:17), aynı şekilde bu dünyanın şimdiki hali geçicidir, Tanrı’nın güçlü sözüyle yeni bir dünya doğarak meydana gelecektir. İnsanlara olduğu gibi, zamanın sonunda dünya yeniden doğacak (...). Bu, fiziksel bir yaratılış değil, ruhsal bir yenilemedir” H. Bavinck, The Last Things, Hope for This World and the Next, s. 157.

[100] Matta 8:11-12; 13:41-42, 49-50; 22:13; 25:41, 46, II.Petrus 2:17; II.Selanikliler 1:9

[101] Savaşan Kilise (Gözle Görülen Kilise): Benliğe, dünyaya ve şeyatna karşı savaşan kiliseye bazen “militan kilise” ifadesi de yakıştırılır.

[102] Romalılar 8:29

[103] I.Korintliler 10:17, Romalılar 12:5, I.Korintliler 12:12, Galatyalılar 3:28, Efesliler 4:13

[104] Bu ek bölümün amacı önceki bölümlerde bulunabilen bazı noktaları daha çok açıklamak ve onları sistemli bir şekilde bir araya getirmektir. Kutsal Yazılarında Mesih’le Birleşmemizin önemini fark etmek ve bu birleşmenin Yeni Ahit’in vahyi içinde temel bir öğe olduğunu anlayabilmek bu İMAN YOLU’na ve dolayısıyla Kutsal Yazılara bakış açımızı etkileyecektir.

[105] Romalılar 3:23-26; 4:23-25; 8:1, Galatyalılar 2:21

[106] “Mesih, birini kutsal kılmadan kimseyi aklamıyor. Aklama ve kutsal kılınma, sonsuz ve çözülmesi mümkün olmayan bir bağla birbirine bağlıdır: hikmetiyle aydınlattığı kişileri satın alıyor; satın aldığı kişileri, aklıyor; akladığı kişileri kutsal kılıyor. (...) Mesih’te doğruluğa kavuşmak istiyor musunuz? İlk önce Mesih size ait olmalı; ama O’nun kutsallığını paylaşmadan O size ait olamaz, çünkü Mesih parçalara ayırılamaz. Tanrı, ancak kendini bize vererek bize bu yararları verdiği için, onları aynı anda veriyor ve asla birbirinden ayrı olarak vermiyor. Böylece şunu açık olarak görüyoruz: iyi işler aracılığıyla aklanmıyoruz ama iyi işler olmadan da aklanmıyoruz, çünkü bizi aklatan Mesih’le birleşmemizde kutsal kılınmak, doğru sayılmak kadar önemlidir”; J. Calvin, Christian Institutes III, XVI, 1.

[107] II.Korintliler 4:16-17

[108] O. Weber, Foundations of Dogmatics, 2.cilt, sayfa 475.

[109] I.Timoteyus 1:14; 3:13; II.Timoteyus 1:13; 3:15 ayetlerine bakınız (tüm bu parçalarda Grekçe metin, Mesih’te olan imanı vurguluyor); Efesliler 2:8; Filipililer 1:6,29; I.Korintliler 2:14 ayetlerine de bakınız. Westminster İnanç Açıklaması VIII/8: Mesih, kendileri için kurtuluş satın aldığı kişilerin hepsine de aynı kurtuluşu kesin ve etkin bir şekilde uygular; onlar içın yakarışta bulunur, Söz’de ve Söz aracılığıyla onlara kurtuluşun sırlarını açıklar; Ruh’u aracılığıyla etkin bir şekilde onları inanmaya ve itaat etmeye ikna eder, Sözü ve Ruhu aracılığıyla onların yüreklerine hükmeder.

 




Hristiyan.Net'i Açılış Sayfanız yapmak için tıklayınız.
9 Ağustos 2003 tarihinden beri  sayfa gösterimi aldık.
Destek olmak ya da reklam vermek için, lütfen webmaster@hristiyan.net adresine mail atınız.