İMAN YOLU
İÇİNDEKİLER
SUNUŞ
YAZARIN NOTU
İMAN AÇIKLAMASI
1. “İnanıyorum”
2. “Tek Tanrı’ya”
II. BÖLÜM: BABA OLAN TANRI
3. “Göğün ve yerin yaratanı”
4. “Her şeye gücü yeten Baba”
III. BÖLÜM: OĞUL TANRI
5. “Ve O’nun biricik Oğlu Rabbimiz”
6. “Mesih İsa’ya”
7. “Kutsal Ruh’tan vücut buldu ve bakire Meryem’den doğdu”
8. “Pontiyus Pilatus zamanında acı çekerek”
9. “çarmıha gerildi, öldü ve gömüldü, ölüler diyarına indi”
10. “üçüncü gün ölüler arasından dirildi”
12. “her şeye gücü yeten Baba Tanrı’nın sağında oturdu”
13. “Oradan dirileri ve ölüleri yargılamak için tekrar gelecektir”
15. “Kutsal Evrensel Kilise’ye”
18. “Ölülerin dirilişine ve sonsuz yaşama inanıyorum. Amin
İLAVE BÖLÜM: “Mesih’le Birleşme”
SUNUŞ
Biri bize “Neye inanıyorsunuz?” sorusunu sorduğu zaman bu kimseye verdiğimiz cevap aslında bizim kendi İman Açıklamamız olur. Bu durumda “İman Açıklamasına Gerek Yok” diyemeyiz. Çünkü yaşadığımız süre boyunca pek çok defa imanımızı başkalarına açıklarız. Yani bir şekilde İman Açıklaması kullanırız. Kilisenin kendi tecrübeleriyle oluşmuş, Elçisel İman [veya İnanç] Açıklaması ya da Elçilerin İman [veya İnanç] Bildirgesi olarak adlandırılan bu açıklamayı kullandığımız zaman ise Hristiyan İmanını oluşturan esasları tam ve doğru bir şekilde sıralamış oluyoruz. Böylelikle bir Hristiyanın Tanrı’ya iman ve güveninde “olmazsa olmaz” esasları Müjdeci bir yaklaşımla ilan etmiş oluruz. Öyleyse şunu söyleyebiliriz: üzerinde çalıştığımız bu İman Açıklaması Müjdeci bir eserdir ve Müjdeci bir yaklaşımla Elçilerin İman Açıklaması Gerçek İmanın içinde olması gereken esasların özetlenerek bir araya getirilmesinden ortaya çıkmış bir eserdir.
Rev. Donald Cobb’un hazırladığı seminer notlarının düzenlenmesi ile uğraştığım uzun zaman boyunca İman Yolu esaslarını incelerken, uygun dipnot ve referans ayetleri üzerinde düşünürken aldığım bereketi bu zaman boyunca vaazlarımda da cemaatim ile paylaştım. Sizlere de bereket olacağı düşüncesiyle bu değerli çalışmayı takdirlerinize sunuyorum.
Saygılarımla,
Rev. İlhan Keskinöz
YAZARIN NOTU
“ELÇİLERİN İMAN AÇIKAMASI” adlı bu çalışmanın amacı kilisenin bu eski iman açıklamasının Kutsal Yazılardaki temellerini ve bu açıklamada bulunan ifadelerin anlamlarını göstermektir.
Her bölüm başlığının hemen altına yazılan ayetler o bölüme ışık tutmak amacıyla konulmuştur.
Şimdiki haliyle İman Açıklaması, sekizinci yüzyıldan geliyor; ama esas sureti çok daha öncede kalıyor. Kilise Önderi Rufinus 404 yılına doğru bu Açıklama konusunda bir eser yazdı; ve açıklamanın kaynağının İsa’nın öğrencileri olduğuna iddia etti. Kilise Babalarından Tertullien (MS 200) yazdığı eserin birinde, bir “iman yolu’nu” tekrar çıkarıp gösteriyor; bu İman Yolu, bugünkü iman açıklamasının genel suretini ve içeriğini izliyor ve Tertullien’in yazılarından tüm Kilisenin bu İman Yolunu kabul ettiğini öğreniyoruz. Bu da, bu İman Yolu içindeki açıklamayı hangi anlamla “elçisel” olarak kavramamızın gereğini güzel bir şekilde özetliyor. Sıklıkla bu İman Yolu “Elçilerin İman Açıklaması” olarak adlandırılır. Bunun sebebi de, Kilisenin en başlangıcından beri tüm Hristiyanlar tarafından kabul edilmesidir. İman Yolu ya Elçilerin sözlerinden ya da onların yazılarından güvenilir bir şekilde özetlenerek bu haline getirilmiştir.
İmanımızın evrenselliği, birliği ve tarihselliğini belirten bu açıklama önemini şu niteliğinde buluyor: Kutsal Yazıların temel öğretişlerini güvenilir, az ve öz bir biçimde ortaya çıkarıp özetliyor.
Rev. Donald Cobb
İstanbul; Mart, 2000
ELÇİLERİN İMAN AÇIKLAMASI
Göğün ve yerin yaradanı, her şeye gücü yeten Baba, Tek Tanrı’ya ve
O’nun biricik Oğlu Rabbimiz Mesih İsa’ya inanıyorum.
O Kutsal Ruh’tan vücut buldu ve bakire Meryem’den doğdu. Pontiyus Pilatus zamanında acı çekerek çarmıha gerildi, öldü ve gömüldü, ölüler diyarına indi. Üçüncü gün ölüler arasından dirildi, göğe çıktı her şeye gücü yeten Baba Tanrı’nın sağında oturdu. Oradan dirileri ve ölüleri yargılamak için
tekrar gelecektir.
Kutsal Ruh’a, Kutsal Evrensel Kilise’ye, Kutsalların birliğine, günahların affına, ölülerin dirilişine ve sonsuz yaşama inanıyorum.
AMİN.
I. BÖLÜM: TANRI’YA İMAN
1. “İnanıyorum”
(İbraniler 11, Romalılar 3:21-28)
İman, Hristiyan hayatın tümü için esas olan, Tanrı’ya bağlanan bir güvendir. imanın özel nesnesi, üçlübir Tanrı’nın tarihte yaptığı satın alma işidir.
Heidelberg İlmihali: 21. Gerçek iman nedir?
Tanrı’nın kendi Sözünde gerçek olarak açıkladıklarına yalnızca bilgi ya da bilinçsizce bir inanış değildir;2 Kutsal Kitap3 aracılığı ile Kutsal Ruh’un4 bende yarattığı (içimde var ettiği), başka bir katkı olmadan İsa Mesih aracılığı ile bizler için kazanılan,5 başkaları için değil fakat benim de6 işlediğim günahların bağışlandığı, Tanrı önünde sonsuza dek aklandığım ve kurtuluş için kabul edildiğimden,7 derin-köklü bir emin olmadır.8
2 Yuhanna 17.3, 17, İbraniler 11.1-3, Yakup 2.19
3 Romalılar 1.16; 10.17, I.Korintliler 1.21
4 Matta 16.15-17, Yuhanna 3.5, Elçilerin İşleri 16.14
5 Romalılar 3.21-26, Galatyalılar 2.16, Efesliler 2.8-10
6 Galatyalılar 2.20
7 Romalılar 1.17, İbraniler 10.10
8 Romalılar 4.18-21; 5.1; 10.10, İbraniler 4.14-16
Heidelberg İlmihali: 22. O halde bir Hristiyan neye inanmalı?
Tanrı’nın Kutsal Kitapta bizlere vaat ettiği her şeye.9 Dünyanın her yerinde açıklanan, şüphenin ötesinde bir inançla Hristiyan imanımızın her maddesini Kutsal Kitap bizim için özetler.
9 Matta 1.18-20, Yuhanna 20.30-31
A-) İMAN’IN DOĞASI
İman Açıklamasının ilk Latince çevirisi, Credo (“inanıyorum”) sözüyle başlıyor. Bu şekilde başlıyarak İman Açıklaması, ‘İmanın’ sonra gelen şeylerin tümü için önemli olduğunu vurguluyor. Bu başlangıcın kısalığına rağmen iman, Hristiyanlıkla ilgili bu eski öğretişin merkezinde olan bir kuraldır. İlk yüzyıllardaki Kilise bu iman açıklamasına ‘Credo’ ünvanını vererek imanın ne kadar önemli olduğunu vurgulamıştır. Mesihçi olduğumuzu söylemekte ve Mesihçi olarak yaşamakta iman en önemli bir unsurdur. Hristiyan hayatındaki her şey imanla başlıyor. Onsuz Hristiyanlık (yani Hristiyan İmanı) anlaşılamaz bir şey olur. Ve iman açıklaması için geçerli olan bu prensip, tüm Kutsal Yazılar için de geçerlidir. Bu nedenle, imanın esaslarını ele aldığımız zaman, ilk önce iman hakkında konuşmamız gerekir.
İbraniler Mektubu (11:1-3) imanın belkide en mükemmel tanımını veriyor: İman, sadece belirli bir şeyin gerçek olmasının akli olarak bir kabulü değildir:
İman, ümit edilen şeylere güvenmektir, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır. 2Atalarımız bununla Tanrı'nın beğenisini kazandılar. 3İman sayesinde anlıyoruz ki, evren Tanrı'nın buyruğuyla yaratıldı. Şöyle ki, görülen şeyler görünmeyenlerden oluştu.
İman yaşamımızı değiştiren bir inançla, Tanrı’ya güvenen bir tutumdur (İbraniler 11:4, 7-10, 17-19, Galalatyalılar 5:6).
İbraniler 11: 7İman sayesinde Nuh, henüz olmamış olaylarla ilgili olarak Tanrı tarafından uyarıldığında, Tanrı korkusuyla ev halkının kurtuluşu için bir gemi yaptı. Bununla dünyayı yargıladı ve imana dayanan doğruluğun mirasçısı oldu. 8İman sayesinde İbrahim, miras olarak alacağı ülkeye gitmek üzere çağrıldığı zaman Tanrı'nın sözünü dinledi ve nereye gideceğini bilmeden yola çıktı. 9İman sayesinde, bir yabancı olarak vaat edilen ülkeye yerleşti. Aynı vaadin ortak mirasçıları olan İshak ve Yakup'la beraber çadırlarda yaşadı. 10Çünkü mimarı ve yapıcısı Tanrı olan sağlam temelli kenti bekliyordu.
... 17İbrahim sınandığı zaman, imanla İshak'ı kurban olarak sundu. Vaatleri almış olan İbrahim, biricik oğlunu kurban etmek üzereydi. 18Oysa Tanrı ona, «Senin soyun İshak'la sürecektir» demişti. 19İbrahim, Tanrı'nın, ölüleri bile diriltebileceğini düşündü; nitekim İshak'ı simgesel bir şekilde ölümden geri aldı.
Görüldüğü üzere İMAN yaşantıyı değiştiryor, gündelik yaşamın adımlarını etkiliyor, yönlendiriyor.
İmanın tanımı kendimize değil Tanrı’ya olan bir güvenme[1] içerir:
Mezmur 37: 5 Her şeyi RAB'be bırak,
O'na güven, O gerekeni yapar.
Mezmur 40:5 Ya RAB, Tanrım,
Harikaların, düşüncelerin ne çoktur bizim için;
Sana eş koşulmaz!
Duyurmak, anlatmak istesem yaptıklarını,
Saymakla bitmez.
Bu sebepten de iman Tanrı’yı hoşnut eder.
İbraniler 11: 6 İman olmadan Tanrı'yı hoşnut etmek imkânsızdır. Tanrı'ya yaklaşan, O'nun var olduğuna ve kendisini arayanları ödüllendireceğine iman etmelidir.
Bu nedenle iman sadece akli olarak bir ‘bilme’ ya da alıştırmadan sınırsızca daha büyüktür; aslında Kutsal Yazılara göre, iman Tanrı’nın vaatlerini ve lütfunu ve bunun işaret ettiği şeyleri sıkıca tutmaktır. İmanı eylemlerimizden ayırsak (çünkü iman yaptıklarımızla teşhis edilemez) yinede onlardan ayrılmaz çünkü gerçek iman her zaman kendini yaşam tarzımızda ve hayatımızla somut bir şekilde açığa vurur.[2] Bu nedenle Yakup, imanın niteliği konusunda derin bir yanılmaya karşı gelerek gerçek imanın kendini “eylemlerimizde” gösterdiğini vurgular. İman, Tanrı’ya itaat etmemizle “etkin” olur, yani itaat etmemizle iman kendisini somut bir şekilde gösterir:
Yakup 2: 21Atamız İbrahim, oğlu İshak'ı sunağın üzerinde Tanrı'ya adama eylemiyle aklanmadı mı? 22Görüyorsun, onun imanı eylemleriyle birlikte etkindi; imanı, eylemleriyle tamamlandı.
İbraniler Mektubunun 11. bölümü imanın sadece kurtuluşumuz için değil, gündelik yaşamımız için de ne kadar esas olduğunu öğretir: tıpkı o ‘iman kahramanları’ gibi, bizler de devamlı Tanrı’ya inanan bir tutumla, O’na güvenerek yürümeli ve yaşamalıyız. Yani iman geçici bir duygu veya imanlı hayatın sadece başlangıcında bulunan bir devre olamaz. Tam aksine iman, sevgimizin ve hareketimizin daimi ve en üst güdüsü olmalıdır. İman aracılığıyla Tanrı’nın doğruluğunun tam ve kesin olarak bize armağan edildiği umuduna dayanarak yaşıyoruz. İman, Tanrı’ya olan itaatımız, O’na ve komşumuza olan sevgimizin en derin kaynağıdır:
Galatyalılar 5: 5-6Mesih İsa’da ne sünnetlik ne de sünnetsizlik bir işe yarar; yalnız sevgiyle etkin olan imanın değeri vardır[3].
B-) İMANIN KAYNAKLANDIĞI VARLIK[4]
İmanın her zaman belirli bir nesnesi vardır; İman bizi bir varlığa yönlendirir. İmanın etkin olması; imanın gayretine ve gücüne veya büyüklüğüne bağlı değildir. Çünkü iman her zaman kendinden öteye bakarak güvenini başka bir şey üzerine koyar. İmanın kendisinin gücü yoktur. İmanın gücü neye veya kime inanıldığına bağlıdır.[5] Bu nedenle Pavlus iman hakkındaki öğretisinde (Romalılar 3:21-31) ‘İsa Mesih’e olan iman’dan veya ‘kanına olan iman’dan (3:22, 25-26) söz ediyor. Aslında imanın kendiliğinden değeri de yoktur. Ama bu eşsiz değeri ve sarsılmaz gücü eliyle tuttuğu Kişiden alıyor.
Koloseliler 2: 6O halde Rab Mesih İsa'yı nasıl kabul ettinizse, öylece O'nda yaşayın. 7Şükranla dolup taşarak O'nda köklenin ve gelişin, size öğretildiği gibi imanda güçlenin. Mesih’i nasıl kabul ediyoruz? Tövbe ve iman ile... Öyleyse ruhani hayatımız tövbe ve iman ile başlıyor ve böylece devam ediyor.
İki şey –yani sıkı bir güvenme ve imanın belirli nesnesi (İsa Mesih’te verilen Tanrı’nın lütfu)– birbirinden ayırılamaz. İmanın kaynağı ve bağlandığı varlık (öz nesnesi) Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’ta açıklanan tek Tanrı değilse bu iman gerçek değildir. Ve bu Kutsal Yazılar açısından iman olarak değerlendirilemez. Aynı şekilde, Mesih’e ve O’nun bereketlerine imandan başka bir yolla sahip olmak mümkün değildir. Heidelberg İlmihali, bu elemanların ikisine de güzel bir şekilde dikkati çekiyor:
21. Gerçek iman nedir? Tanrı’nın kendi Sözünde gerçek olarak açıkladıklarına yalnızca bilgi ya da bilinçsizce bir inanış değildir; Kutsal Kitap aracılığı ile Kutsal Ruh’un bende yarattığı (içimde var ettiği), başka bir katkı olmadan İsa Mesih aracılığı ile bizler için kazanılan, başkaları için değil fakat benim de işlediğim günahların bağışlandığı, Tanrı önünde sonsuza dek aklandığım ve kurtuluş için kabul edildiğimden derin-köklü bir emin olmadır.
Gerçek iman dikkatimizi tamamıyla Kutsal Ruh’un aracılığıyla, Baba’nın lütfunu ve adaletini gösteren Mesih’e çekiyor. Yani iman, her şeyden ziyade kendimizden (kendimize olan güven ya da kişisel niteliklerimiz ve yeteneklerimiz güvenden) vazgeçerek Tanrı’ya dönmek hareketi olarak açıklanabilir. İman, kendimize olan güveni reddedip; kurtuluşumuzu, yeterliliğimizi ve kimliğimizi Tanrı’da ve O’nun Mesih aracılığıyla bizim için yaptığı şeylerde aramak demektir:
Romalılar 3:27 Öyleyse neyle övünebiliriz? Hiçbir şeyle! Hangi ilkeye dayanarak? Yasa'yı yerine getirme ilkesine mi? Hayır, iman ilkesine. 28Çünkü insanın, Yasa'nın gereklerini yapmakla değil, imanla aklandığı kanısındayız.
Şuna dikkat etmeliyiz: hayatta her zaman kendini düşünme doğal eğilimimizden farklı olarak, bencil olmayan bir şekilde imanın kaynağı Tanrı’dır ve böyle olması gerekir. Tekrar söyleyelim: iman, sadece bir şeyin gerçek olduğunu kabul etmek değildir, kendi varlığımızın arzularının peşinden gitmek yerine, kendimizi merkez almak yerine, güvenen ve boyun eğen bir tutumla İsa Mesih’te sunulan lütfu ele alarak diri Tanrı’ya doğru gitmektir. Ama biz kendi kuvvetimizle Tanrı’ya dayanan bir güven asla yaratamayız, kendi kendimize yeterli olduğumuz düşüncesinden vaz geçmeliyiz. Bu nedenle Kutsal Yazılar, imanı hep “Tanrı’nın armağanı” olarak değerlendirir:[6]
Efesliler 2: 8İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı'nın armağanıdır. 9 Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir.
İman aracılığıyla özü ve en derin anlamı Mesih olan bu yaşamda kendimizi yerleştirilmiş olarak buluyoruz! İman, Tanrı’nın lütfuyla Oğlunda bize verdiği yeni yaşamdan önce gelmiyor, onun bir parçasıdır!
C-) İMAN İKRARININ ÖNEMİ
İman Açıklamasının önemi, bu iki temel öğeden ortaya çıkıyor: bu açıklama, imanımız için önemli olan şeyleri özetliyor. Bu şeyler olmadan imanın değeri olmayacaktı, çünkü imanın nesnesi, Tanrı, ve onun hareketleri olmayacaktı. Şöyle diyebiliriz: bu sembol, tarihte bizim kurtuluşumuz için etkin olan üçlübir Tanrı’yı açığa vuruyor.
İman Açıklaması, dikkatimizi ancak aklımızla bilmemiz gereken gerçeklere çekmiyor; yaşayan, bizi seven ve tarihi bizi O’nun sonsuz egemenliğine getirmek için yönelten Tanrı’ya çekiyor. İman Açıklaması, bize Kutsal Yazıların Tanrı’sını gösteriyor.[7] Son olarak, iman açıklaması, Müjde’yi yayma görevimizde bize yardım eden bir araçtır; çünkü bize birkaç kısa, fakat temel ifadelerle çevremizde yaşayanların inanıp kabul etmeleri gereken şeyleri özünden hatırlatıyor. İman Açıklaması, imanımızın içeriğini daha iyi anlamamızı sağladığı için, imanımızı başkalarına anlatmamıza yardım ediyor (I.Petrus 3:15). [8]
İman Açıklamasını incelediğimiz zaman (veya her hafta ezberden okuduğumuz zaman) sadece soyut ve kişilik dışı belirli bir kaç gerçek saymıyoruz; bu açıklamada tasvir edilen ve bu şeyleri “bizim için ve kurtuluşumuz için”[9] yapan Tanrı’ya olan imanımızı ve güvenimizi ilan etmiş oluyoruz. Ve bu iman açıklamasını ilan ederek, imanın gerçeklerinin ve ima ettiği şeylerin gün geçtikçe hayatımızın daha büyük bir parçası olup sözlerimiz ve hareketlerimiz aracılığıyla başkaların bu aynı kurtuluşu bulma arzumuzu ilan ediyoruz. Tanrı, bize bu imanı ve isteği versin!
2. “Tek Tanrı’ya”
(Yeremya 9:23-24, Galatyalılar 4:4-5)
Tanrı, bizi O’nunla beraber olmamız için yarattı; Mesih aracılığıyla Tanrı’yla barışmış oluyoruz. Tarihte etkin olan Tanrı kendini üçlübir Tanrı olarak açıklıyor.
Heidelberg İlmihali: 24. Bu iman esasları kaça ayrılır?
Üçe ayrılır.
Baba Tanrı ve yaratılışımız;
Oğul Tanrı ve kurtarılışımız;
Kutsal Ruh Tanrı ve kutsallaşmamız.
Heidelberg İlmihali: 25. Tek bir Tanrı1 olduğu halde neden Baba, Oğul ve Kutsal Ruh
üçlüğünden söz ediyoruz?
Çünkü Tanrı kendi Sözünde öyle açıkladı.2 Bu farklı Üç Kişi tek, gerçek ve sonsuz Tanrı’dır.
1 Tesniye 6.4, I.Korintliler 8.4, 6
2 Matta 3.16-17; 28.18-19, Luka 4.18 (İşaya 61.1), Yuhanna 14.26; 15.26, II.Korintliler 13.14
Galatyalılar 6.4, Titus 3.5-6
A-) TANRI’YI TANIMAK
Yeryüzünde ‘konuklar’ (hac yolundaki yolcular) olarak yaşayan bizler için için iman temel bir unsurdur. İman Açıklaması belirli bir anlam ifade ederek bu yaşamın başka bir temel öğesini gösteriyor: Tanrı’yı tanımak... Çünkü iman Tanrı’yı tanımayı mümkün kılıyor. İman bizi tamamen insan ve tamamen Tanrı olan Mesih İsa ile birleştiriyor. Kutsal Yazılar Tanrı’yı tanımanın en merkez bir amaç olduğunu gösteriyor.[10] Gerçek hikmetimiz, tek ‘övünme nedenimiz’ Tanrı’yı tanımaktan ortaya çıkıyor:
Yeremya 9: 23 RAB şöyle diyor:
"Bilge kişi bilgeliğiyle,
Güçlü kişi gücüyle,
Zengin kişi zenginliğiyle övünmesin.
24 Dünyada iyilik yapanın,
Adaleti, doğruluğu sağlayanın
Ben RAB olduğumu anlamakla
Ve beni tanımakla övünsün övünen.
Çünkü ben bunlardan hoşlanırım" diyor RAB.
Bizler böyle Tanrı’yı tanımak ve O’nunla paydaşlık içinde yaşamak için yaratılmışız; bu nedenle Mesih İsa, ‘sonsuz yaşamı’ sadece gelecek bir durum olarak tarif etmiyor. Şimdiki yaşamda bile Tanrı’yla yakın ve tamamen O’na dayanan bir bağa girmeye çağrılıyoruz:
Yuhanna 17: 3 Sonsuz yaşam, tek gerçek Tanrı olan seni ve gönderdiğin İsa Mesih'i tanımalarıdır.
Westminster Kısa İlmihali (1. soru) bu engin gerçeği basit bir şekilde vurguluyor:
İnsanın varlığının en baş amacı nedir? İnsanın varlığının en baş amacı, Tanrı’yı yüceltmek ve sonsuza dek O’ndan zevk almaktır.[11]
Günah dünyaya girdikten sonra bile ‘Tanrı’yı tanımak’ varlığımızın en gerekli bir öğesidir. Tanrı, aralıksız olarak Kendini yarattığı kişilere ya yaratılıştaki “yaptıklarıyla”[12] ya da düşmüş insanın vicdanı aracılığıyla gösteriyor. Tanrı yaratılıştaki eserleri ile nasıl yargılıyor?
Romalılar 1:19 Çünkü Tanrı'ya ilişkin bilinen ne varsa, gözlerinin önündedir; Tanrı hepsini gözlerinin önüne sermiştir. 20 Tanrı'nın görünmeyen nitelikleri -sonsuz gücü ve Tanrılığı- dünya yaratılalı beri O'nun yaptıklarıyla anlaşılmakta, açıkça görülmektedir. Bu nedenle özürleri yoktur.
Tanrı düşmüş insan vicdanı ile nasıl yargılıyor?
Romalılar 2: 12Kutsal Yasa'yı bilmeden günah işleyenler Yasa olmadan da mahvolacaklar. Yasa'yı bilerek günah işleyenlerse Yasa'yla yargılanacaklar. 13 Çünkü Tanrı katında aklanacak olanlar Yasa'yı işitenler değil, yerine getirenlerdir. 14 Kutsal Yasa'dan yoksun uluslar Yasa'nın gereklerini kendiliklerinden yaptıkça, Yasa'dan habersiz olsalar bile kendi yasalarını koymuş olurlar. 15 Böylelikle Kutsal Yasa'nın gerektirdiklerinin yüreklerinde yazılı olduğunu gösterirler. Vicdanları buna tanıklık eder. Düşünceleriyse onları ya suçlar ya da savunur.
Ama günah nedeniyle bu bilgi insanın Tanrı’yla birleşmesi için yeterli değildir. Tam aksine bu bilgi insanı özürsüz ederek yargılıyor (Romalılar 1:21-22; 2:12). Bu nedenle Tanrı, insanları Kendisine yaklaştırma işini kendisi başlatıyor: lütfu aracılığı ile halkıyla bir antlaşmaya giriyor, onları kurtarıyor, Kendi’ni onlara gösteriyor. Tanrı’yla bir olma armağanının en derin ifadesi Baba’yı tanıtmaya gelen İsa Mesih’tir:
Yuhanna 1:18 Tanrı'yı hiçbir zaman hiç kimse görmedi. Baba'nın bağrında bulunan ve Tanrı olan biricik Oğul O'nu tanıttı.
Tanrı, kendini “yüceliğin parıltısı ve O’nun varlığının öz görünümü” olan Mesih aracılığıyla tamamen açıklamıştır.[13] Öyleyse yaşamlarımız hangi dereceye kadar Mesih’in geliş amacının ve bizlerin bu yaşamda var oluş amacının sebebini yansıtıyor? Yoksa hayatımızı Yeremya kitabında yazıldığı üzere ‘hikmet, güç ve zenginlik’ aramakla mı harcıyoruz? Yaşamdaki hedeflerimiz Tanrı’nın bizi yarattığı hedeflerin sırasında mı?
B-) TARİHİN TANRI’SI
Tanrı bizi O’nunla paydaşlıkta bulunmamız için yarattı; ama tanımamız gereken bu Tanrı kim? İlk olarak şunu diyebiliriz: Tanrı, tarihin Tanrı’sıdır.[14] Hristiyanlık, Tanrı’nın kendi vahyinde tarihsel gerçeklerin[15] peçesini zamansız bir şekilde kaldırmadığı ilan ediyor. Hristiyan imanı Tanrı’nın “kendisi” hakkında felsefi bir bilgi değildir; Hristiyan imanı yapmamız ve yapmamız gereken şeylerin listesine dayalı bir iman değildir. İman Açıklaması’nın gösterdiği gibi iman, her şeyden önce tarihtir; imanımız diri Tanrı’nın Kendini açığa vurup Kendini bize vermek amacıyla yaptığı tarihsel olaylara dayalıdır:
Galatyalılar 4: 4-5 Ama zaman dolunca Tanrı, Yasa altında olanları özgürlüğe kavuşturmak için kadından doğan, Yasa altında doğan öz Oğlu'nu gönderdi. Öyle ki, bizler oğulluk hakkını alalım.[16]
İman Açıklaması yaratılıştan (“göğün ve yerin yaratanı”) başlayarak ebediyete giderek (“ölülerin dirilişi ve sonsuz yaşam”) imanın tarihsel açısını vurguluyor. Kurtuluşumuzda etkin olan tarihte belirlenen olaylara önem veriyor: “Mesih’in vücut bulması, Pontiyus Pilatus zamanında acı çekmesi, üçüncü gün ölüler arasından dirilmesi” gibi...
İlk günah yüzünden insan soyu ve dünya derin bir şekilde bozulmuştur. Hristiyanlığın imanına bu açıdan baktığımızda şunu söyleyebiliriz: Hristiyan imanı aslında tüm yaratılışın Tanrı ile barıştırılıp satın alınmasının tarihidir. Yani Hristiyanlığın temel ve en ortada olan öğesi şudur: Tanrı ve O’nun hareketi, Tanrı ve O’nun getirdiği kurtuluş...
Hristiyan imanı radikal bir şekilde, tartışmasız bir şekilde Tanrı’ya ve O’nun işlerine odaklanmıştır. Böylece tek bir seferde herkes için kazanılan kurtuluşun yaşamlarımıza uygulanması, yani kutsallaşmamızı da kapsayan bir imandır.
İşaya 26:12 Ya RAB, bizi esenliğe çıkaracak sensin,
Çünkü ne yaptıysak hepsi senin başarındır.[17].
Öyleyse şunu söyleyebiliriz: itaatimiz ve iyi işlerimiz Tanrı’nın bütün bu kurtuluşumuzu sağlayan hareketinin sonuçlarıdır!
Öyleyse bütün tutumumuz ve imanlı olarak itaatkarlığımız her şeyden önce Tanrı’ya geçmişte yaptığı, şimdi yapmakta olduğu ve gelecekte yapacağı şeyler için minnettarlık duymanın bir ifadesi olmalıdır.
I.Yuhanna 4: 10 Tanrı'yı biz sevmiş değildik, ama O bizi sevdi ve Oğlu'nu günahlarımızı bağışlatan kurban olarak dünyaya gönderdi. İşte sevgi budur. 11 Sevgili kardeşlerim, Tanrı bizi bu kadar çok sevdiğine göre biz de birbirimizi sevmeye borçluyuz.
Öyleyse hareketlerimiz, her zaman Tanrı’nın koruyucu hareketlerine şükreden bir karşılık olmalıdır! Heidelberg İlhimali şöyle bir açıklama gertiriyor:
86. Günahlarımızın ıstıraplarından Tanrı’nın lütfuyla yalnızca Mesih aracılığı ile kurtulup bunları kendimiz kazanmadığımız halde neden hala iyi işler yapmak zorundayız?
Tabi ki, Mesih bizlerin kefaretini kanıyla ödedi. Biz iyi işler yapıyoruz çünkü bizim için yaptığı her şey için bütün yaşamımızla Tanrı’ya olan şükranımızı gösterebilelim diye ve bizim aracılığımızla övülsün diye Mesih, Ruh’uyla bizleri kendi benzerliğine dönüştürmek üzere yeniliyor.
Hristiyan hayatı sevinçli bir şükran hayatıdır! Açıkça kendi kendimize sormamız gereken soru şudur: benim yaşamım öyle mi? Tanrı’nın bana verdiği ve her gün beni onda koruduğu, hak etmediğim kurtuluşun ve O’nda sahip olduğum paydaşlık ayrıcalığının farkında mıyım? O’na şükrederek mi yaşıyorum? Yaşamım Tanrı’yı tanıyan biri olduğuma tanıklık ediyor mu?
C-) ÜÇLÜ BİR TANRI
İman Açıklamasının bize açıkladığı Tanrı, ayrıca Üçlü bir olan Tanrı’dır: “her şeye gücü yeten Baba’ya, O’nun biricik Oğlu Rabbimiz Mesih İsa’ya, Kutsal Ruh’a” inanıyoruz. Tek bir Tanrı olmasına rağmen Kutsal Yazılar tekrar ve tekrar Tanrı’yı “Baba, Oğul ve Kutsal Ruh olarak kendini açıklıyor.[18]
Bunlar sadece Tanrı’nın kendini gösterdiği çok yönlü ve çeşitli ‘ilham yöntemleri’ veya ‘maskeleri’ değildir. Çünkü Tanrı’nın vahyi ile oluşan Kutsal Kitap aracılığı ile Tanrı kendi kimliğini gerçekten güvenilir bir şekilde yansıtmasaydı Tanrı kurtuluş, koruma ve kutsama getirdiği kendi halkı tarafından tanınmayıp ‘karanlıkta’ kalacaktı. Bu durumda da Tanrı’nın vahyi ve varlığı arasında bir çelişki olacaktı. Ama Kutsal Yazılar Tanrı’dan bahsederken düşünebilen ve duyguları ve birbirleriyle paydaşlık içinde olan üç kişiden söz ediyor. Bize eğilip bizler için gelen Tanrı üç kişide tek olan Tanrı’dır –Baba, Oğul ve Kutsal Ruh– (Matta 28:19).[19]
Bu gerçek, başlangıçtan beri Hristiyan imanının büyük bir sır olduğunu vurguluyor. Üçlü birlik insanın kendi aklıyla bulduğu bir inanç değildir. Tersine insanın sınırlı mantığı “ne kişileri karıştırarak ne de özü bölerek, üç kişide tek Tanrı; üç kişide birlik”[20] ilkesini kabul etmeyi bir yana bırakın onu kavrayamaz bile. Ama Tanrı, kendini Sözünde kendisini üçlü bir Tanrı olarak açıkladığı için Üçlü Birliğine inanıyoruz. Bu Üçlü Birlik sırını kavramamız imkansızdır çünkü ÜÇLÜBİRLİK TANRI’yı kavaramamız için Tanrı insanın anlayışına göre küçülmeliydi; yani bu durumda da Tanrı olmaya son verecekti. Ama Kutsal Yazıların Tanrısı, O’na tapınalım, O’nun önünde yaratılmış olduğumuzu kabul edelim ve O’nu olduğu gibi –yani eşsiz Yaratıcımız ve egemen olan Rab’bimiz olarak– sevelim diye, kendini Üçlü Birlik sırrıyla açıklıyor.[21]
Ama Tanrı bize ÜÇLÜBİRLİĞİNİ kurtuluşumuza ne kadar adanmış olduğunu kavramamız için gösteriyor. Tanrı, bizden uzak ‘göklerde’ kalıp, yarattıklarına mutlu bir yaşam için ne yapmaları ve ne yapmamalarını emretmekle yetinmemiştir. Aksine, üçlübir Tanrı varlığını tamamıyle başlangıçta O’nunla olan bağımızı yenileştirmeye adamıştır: Baba, kurtuluşumuzu satın almak için sonsuz Oğlu’nu bize göndermiştir; Baba ve Oğul, Kutsal Ruh’u Mesih’in çarmıhta elde ettiği kurtuluşu alıp onu yaşamlarımızda uygulamak üzere, göndermişlerdir (Galatyalılar 4:4-5). Üçlübir Tanrı, yani Baba, Oğlu ve Kutsal Ruh, bizi O’na yaklaştırmak üzere bize gelmiştir!
II. BÖLÜM: BABA OLAN TANRI
3. “Göğün ve yerin yaradanı”
(Tekvin 1, Mezmur 104:10-30, II.Petrus 3:3-10)
Tanrı, Yaratıcı olduğu için O’nu ilk yaratılışın iyiliğinin Rab’bi, lütufkar olan sağlayışın Rab’bi; kendi Egemenliği için yaratılışı elinde tutan Rab olarak ilan edebiliriz.
Heidelberg İlmihali 26. ‘Göğün ve yerin Yaradanı, herşeye gücü yeten Baba Tanrı’ dediniz zaman neye inanıyorsunuz?
Rabbimiz İsa Mesih’in sonsuz Babası, gökte ve yeryüzünde her şeyi yoktan yaratan,1 Sonsuz bilgeliği ve sağlayışı ile her şeyi tutan ve yönetendir.2 O’nun Oğlu Mesih aracılığı ile
benim Babam ve Tanrımdır.3
O’na çok güveniyorum ve şüphem yok ki, bedenim ve canım için ihtiyacım olan her şeyi sağlayacak4 ve bu kötü dünyada her ne sıkıntı bana gönderirse bunu benim iyiliğim için kullanacak.5
O her şeye kadir olduğu için bunu yapabilecek güçtedir,6 O sadık baba olarak bunu (iyilikleri) yapmayı arzu eder.7
1 Tekvin 1-2, Çıkış 20.11, Mezmur 33.6, İşaya 44.24, Elçilerin İşleri 4.24, 14.15 2 Mezmur 104:27-30; Matta 6:30; 10:29; Efesliler 1:11 3 Yuhanna 1:12, 13; Romalılar 8:15, 16; Galatyalılar 4:4-7; Efesliler 1:5 4 Mezmur 55:22; Matta 6:25, 26; Luka 12:22-31 5 Romalılar 8:28 6 Tekvin 18:14; Romalılar 8:31-39 7 (Matta 6:32, 33) Matta 7:9-11
Heidelberg İlmihali 27. Tanrı’nın sağlayışından ne anlıyorsunuz?
Sağlayış, herşeye kadir ve her yerde hazır Tanrı’nın kuvvetidir,1 Eliyle göğü ve yeri ve bütün yaratılışı tutar2 ve onları yönetir; yeşillikler ve yiyecekler, yağmur ve kuraklık, verimlilik ve verimsizlik, yiyecek ve içecek, sağlık ve hastalık, varlık ve fakirlik3 aslında her şey bizlere tesadüfen gelmez,4 fakat O’nun babalık elinden gelir.5
1 Yeremya. 23:23, 24; Elçilerin İşleri 17:24-28 2 İbraniler 1:3 3 Yeremya. 5:24; Elçilerin İşleri 14:15-17; Yuhanna 9:3; Süleymanın Meselleri 22:2 4 Süleymanın Meselleri 16:33 5 Matta 10:29
Heidelberg İlmihali 28. Tanrı’nın yaratılış ve sağlayış bilgisi bize nasıl yardım eder?
Bir şeyler bize karşı gittiği zamanlarda sabırlı,6 bir şeyler iyi gittiğinde şükran dolu7 [olur] ve gelecek için sevgisinden bizi hiçbir şeyin ayıramayacağı8 sadık Tanrı ve Babamızda emin olabiliriz. Bütün yaratılış tamamıyla O’nun elindedir, O’nun isteği olmaksızın bir şey kımıldayamaz, yerinden oynatılamaz.9
6 Eyüp 1:21, 22; Mezmur 39:10; Yakup 1:3. 7 Tesniye 8:10; I.Selanikliler 5:18. 8 Mezmur 55:22; Romalılar 5:3-5; 8:38, 39. 9 Eyüp 1:12; 2:6; Süleymanın Meselleri 21:1; Elçilerin İşleri 17:24-28.
A-) YARATAN TANRI
Kutsal Yazıların Tanrı’sı yaratıcı Tanrı’dır. İçinde yaşadığımız yaratılış Tanrı’dan çıkan bir şey veya O’nun bir parçası değildir, aksine yaratılmış bir şeydir:
Mezmur 90: 2 Dağlar var olmadan,
Daha evreni ve dünyayı yaratmadan,
Öncesizlikten sonsuzluğa dek Tanrı sensin.
Çünkü her şeyden önce (sonsuzlukta) Tanrı vardı (Tekvin 1:1) ve O, tüm evrenin üstünde görkem ve yücelik içinde tahtında oturmaktadır.[22] Yaratılış, Tanrı’nın egemenliği ve gücüyle, Tanrı istediği için ortaya çıkmıştır.
Tekvin Kitabı ‘ve Tanrı dedi’ ifadesiyle Tanrı’nın yaratıcı gücünün tüm evreni sadece bir söz söyleyerek yaratmaya yeterli olduğunu gösteriyor.[23] Tanrı emrediyor ve yaratılış O’nun emirlerine itaat ediyor, O’nun amaçlarına mükemmel bir şekilde uyuyor.[24] Tanrı, böylece varolan her şeyi yoktan var ediyor, ona şekil ve uyum veriyor.[25]
Bu yaratılışın tamamıyla Tanrı’nın amaçlarına uyduğuna dikkat edin. Tanrı her şeyi yarattıktan sonra şöyle oldu: “Tanrı yarattığı herşeyi gördü ve çok iyi idi” (Tekvin 1:31). Hristiyanlık, bu dünyayı reddetmeyi ve onu hor görmeyi öğretmiyor, çünkü bu dünya Tanrı’nın işidir. Günahın girişinden sonra bile, bu dünya, ona şekil Veren’in iyiliğini ve yüceliğini sergiliyor:
Mezmur 8: 1 Ya Rab Yahve,
Ne yüce adın var yeryüzünün tümünde!
Gökyüzünü görkeminle kapladın.
3 Seyrederken ellerinin eseri olan gökleri,
Oraya koyduğun ayı ve yıldızları,
4 Soruyorum kendi kendime:
"İnsan ne ki, onu göz önüne alasın,
İnsan soyu ne ki, ona ilgi duyasın?"
5 Nerdeyse bir tanrı yaptın onu,
Başına şan şeref tacı koydun.
6 Ellerinin eserlerine onu egemen kıldın,
Her şeyi ayaklarının altına serdin;
7 Davarları, sığırları,
Yabanıl hayvanları,
8 Gökteki kuşları, denizdeki balıkları,
Denizde kıpırdaşan bütün canlıları.
9 Ya Rab Yahve,
Ne yüce adın var yeryüzünün tümünde!
Günah ve düşüşten sonra bile yaratılış adeta ‘Tanrı’nın yüceliği için bir sahne’[26] olmaya devam ediyor. Bu nedenle Tanrı’nın pak kılan yargılamasından sonra “yaratılış, yozlaşmaya giden köleliğinden kurtarılıp Tanrı çocuklarının yüce özgürlüğüne kavuşturulacaktır” (Romalılar 8:21).
Tanrı elinin işini terk etmiyor ve bu gerçek halkının satın alınması için geçerli olduğu gibi tüm evrenin yenilenmesi için de aynı derecede geçerlidir.
B-) TANRI’NIN DÜNYAMIZDA DEVAMLI BULUNMASI
Tanrı’nın hareketi sadece yaratılışın başlangıcıyla sınırlı değildir. Tanrı yarattığı varlıkları devam ettitir, canlıları beslemeye ve korumaya devam etmektedir. Yani varlığımızın devam etmesi O’nun koruma işinin sonucudur.
Mezmur 104: 10 Vadilerde fışkırttığın pınarlar,
Dağların arasından akar.
13 Gökteki evinden dağları sularsın,
Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.
14 Hayvanlar için ot,
İnsanların yararı için bitkiler yetiştirirsin;
İnsanlar ekmeğini topraktan çıkarsın diye,
15 Yüreklerini sevindiren şarabı,
Yüzlerini güldüren zeytinyağını,
Güçlerini arttıran ekmeği hep sen verirsin.
16 RAB'bin ağaçları,
Kendi diktiği Lübnan sedirleri suya doyar.
Pınarların su vermesi ve topraktan yiyecek çıkması için Tanrı yeryüzüne yağmur gönderiyor.
Mezmur 104: 19 Mevsimleri göstersin diye ayı,
Batacağı zamanı bilen güneşi yarattın.
20 Karartırsın ortalığı, gece olur,
Başlar kıpırdamaya orman hayvanları.
Dünyanın yörünge etrafında dönmesine ve güneşin parlamasına Tanrı izin veriyor.
Mezmur 104: 11 Bütün kır hayvanlarını suvarır,
Yaban eşeklerinin susuzluğunu giderirler.
12 Kuşlar yanlarında yuva kurar,
Dalların arasında ötüşürler.
17 Kuşlar orada yuva yapar,
Leyleğin evi ise çamlardadır.
18 Yüksek dağlar dağ keçilerinin uğrağı,
Kayalar kaya tavşanlarının sığınağıdır.
21 Genç aslan av peşinde kükrer,
Tanrı'dan yiyecek ister.
27 Hepsi seni bekliyor,
Yiyeceklerini zamanında veresin diye.
28 Sen verince onlar toplar,
Sen elini açınca onlar iyiliğe doyar.
Hayvanlara –en güçlü olanlara bile- Tanrı yiyecek sağlıyor.
Mezmur 104: 29 Yüzünü gizleyince dehşete kapılırlar,
Soluklarını kesince ölüp toprak olurlar.
Eğer Tanrı yaşam verici huzurunu uzaklaştırırsa yarattıkları toza, evren ise hiçliğe dönecektir.
Ama Tanrı yaratılışı koruma ve devam ettirme işine (Tanrı’nın Sağlayışı[27]) devam ettiği için yaratılış ayakta durabilmektedir.[28] Bu şekilde Tanrı düşmüş yaratılışa –O’nun Rab olmasına karşı gelenlere bile– yağmuru ve güneşiyle, iyiliği ve merhametiyle Kendi büyüklüğünü ve şefkatini gösteriyor: Tanrı’nın sağlayışı ve koruması, sadece Hristiyanlara verilmiyor; Tanrı’nın düşmanlarına bile veriliyor:
Matta 5: 45 Öyle ki, göklerdeki Babanız'ın oğulları olasınız. Çünkü O, güneşini hem kötülerin hem iyilerin üzerine doğdurur; yağmurunu hem doğruların hem eğrilerin üzerine yağdırır. 46 Eğer yalnız sizi sevenleri severseniz, ne ödülünüz olur? Vergi görevlileri de öyle yapmıyor mu? 47 Yalnız kardeşlerinize selam verirseniz, fazladan ne yapmış olursunuz? Putperestler de öyle yapmıyor mu?
Mezmur 145: 9 RAB herkese iyi davranır,
Sevecenliği bütün yapıtlarını kapsar.
Tanrı’nın sağlayışı, tarihteki tüm olayları ve insanın tüm hareketlerini kapsıyor. Tanrı, dünyayı yerinde tutmakla yetinmiyor, her şeyi –ne kadar küçük görünürse bile- yönlendirip, yönetiyor ve her durumda halkının iyiliği için etkin bir şekilde çalışıyor (Matta 10:29-31; Romalılar 8:28). Bu nedenle bir Hristiyan’ın bugün ve gelecek hakkında sarsılmaz bir güveni vardır. Çünkü bizi yaratan Tanrı, bizi ve tüm insanlarının hareketlerine dair her şeyi güçlü eliyle tutuyor.
Belçika İnanç Açıklaması bu gerçeği çok güzel bir şekilde tarif ediyor (13. madde):
İnanıyoruz ki, Tanrı iyidir,
her şeyi yarattıktan sonra
onları şans veya kısmetin eline terk etmedi,
onları bu dünyada O’nun doğru bir şekilde düzelemesi olmadan
hiç bir şey olmayacak bir şekilde,
kutsal isteğine göre yönlendirip yönetir.
Ama Tanrı, ortaya çıkan günahın yaratıcısı değildir
ve ondan suçlanamaz.
Gücü ve iyiliği, öylesine büyük ve anlaşılamazlar ki
kötü ruhlar ve günahlı insanlar haksız bir şekilde işledikleri zaman bile,
O, işini çok iyi düzenleyerek ve adaletle yapıyor.
Aşırı merakla insanın anlayışını aşan,
kavrama kabiliyetimizin üstünde olan şeyler hakkında
sorular sormak istemiyoruz.
Ama tüm alçakgönüllülük ve saygıyla,
bizden saklı olan
Tanrı’nın adil hükümlerini sevmekle yetiniyoruz;
Mesih’in Sözünde gösterdiği şeyleri öğrenmekle yetinerek,
o sınırları aşmayarak,
O’nun öğrencileri olmakla tatminiz.
Bu inanç, bize ifade edilemez bir teselli veriyor,
çünkü her şeyin merhametli göksel Babamızın
düzenine göre olduğu,
hiç bir şeyin şansa bırakılmadığını
öğretiyor.
O, bize bir babanın ilgisiyle bakıyor,
tüm yarattıklarını kontrol ediyor,
öyleki (hep sayılı olan) başımızdaki saçlar
veya küçük bir kuş bile
Babamızın isteği olmadan
yere düşemez.
Bu düşünce ile Tanrı’nın,
kötü ruhları ve tüm düşmanlarımızı
kontrol altında tuttuğu,
O’nun izni ve isteği olmadan
bize dokunamadıklarını bilerek
esenlikli (sakin) olabiliriz.
C-) KENDİ EGEMENLİĞİNE DOĞRU YARATILIŞI YÖNLENDİREN TANRI
Tanrı, bu yaratılışı belirli bir hedef ve amaç olmadan yerinde tutmuyor:[29]
İbraniler 1: 3 Oğul, Tanrı yüceliğinin parıltısı, O'nun varlığının öz görünümüdür. Güçlü sözüyle her şeyi devam ettirir. Günahlardan arınmayı sağladıktan sonra, yücelerde ulu Tanrı'nın sağında oturdu.
Tanrı güçlü Sözüyle şimdiki dünyayı kurtuluşunun ilan edilmesi için koruyor ve devam ettiriyor. Tufan zamanında olduğu gibi yaratılış bir gün mahkum edilecek ve ‘yer ve yeryüzünde yapılmış olan her şey yanıp tükenecek’ (II.Petrus 3:6, 10). Ama şimdilik ‘kimsenin mahvolmasını istemeyen’ (II.Petrus 3:9) Tanrı sağlayış işine devam ediyor ve insanlara sabrediyor. Rab’bin günü ve onunla beraber gelen tüm yaratılışın yargılanması gecikiyor gibi görünüyorsa da bunun sebebi Göksel Egemenliğin müjdesinin bütün dünyada duyurulmasına (Matta 24:14) fırsat verilmesidir. Bu şekilde Tanrı, Kilisesini ve yaratılışını sonsuz egemenliğine doğru yöneltmek amacıyla her zaman sağlayış işine devam ediyor. Şimdiki yaratılış ‘statik’ veya ‘yansız’ bir durumda değildir, bunun aksine Tanrı çocuklarının gelecekte ortaya çıkmasını büyük bir özlemle bekliyor (Romalılar 8:18) ve yenileme getirecek olan doğum ağrısını çekerek inliyor (Romalılar 8:22).
I.Korintliler 15: 28 Her şey Oğul'a bağımlı kılınınca, Oğul da her şeyi kendisine bağımlı kılan Tanrı'ya bağımlı olacaktır. Öyle ki, Tanrı her şeyde her şey olsun.
Yani Tanrı’nın bu dünyadaki tüm hareketleri O’nun gelecekteki Egemenliği ile ilişkili olup mükemmelleşecek olan Egemenliğine odaklanmıştır. Tanrı, sağlayışı ile yaratılışını ve tarihi O’nun ‘her şeyde her şey olacağı’ güne doğru yönlendirmektedir.
Öyleyse O’na ait olanların, içlerinde yaşadığı kişilerin yani Kilisesini oluşturan bizlerin ardından gideceğimiz tek önceliğimiz Tanrı’nın doğruluğu ve gelecek olan egemenliği olmalıdır (Matta 6:31-33; 13:44-46). İsteğimiz, tüm hareketlerimizle Tanrı’nın yüreğinde başta gelen öncelikler olmalıdır. Amacımız şu anda ait olduğumuz egemenliğin gerçek olduğunu sergilemek olmalıdır!
4. “Her şeye gücü yeten Baba”
(İşaya 40:12–25, Mezmur 103:1–18)
İman Açıklaması bize Tanrı’nın sınırsız büyüklüğünü ve aynı zamanda, antlaşması ve Oğlu İsa Mesih aracılığıyla bize gelen Tanrı’nın yakınlığını hatırlatıyor.
Heidelberg İlmihali 26 (3. Konuya bakınız)
Heidelberg İlmihali 1. Yaşamda ve ölümde tek teselliniz nedir? Göklerdeki Babamın isteği olmadan başımdan bir tel saç bile eksilmez.7 Her şey benim kurtuluşum için çalışır. 8
7 Matta 10.29-31, Luka 21.16-18
8 Romalılar 8.28
Heidelberg İlmihali 120. Mesih niçin Tanrı’yı “Babamız” olarak çağırmamızı emretti?
Duamızın başlangıcında Mesih, kendisi aracılığı ile bizlere Baba olan Tanrı’yı, içimizi çocuk gibi korkuyla ve güvenle tutuşturarak temel almamızı ister.
Babalarımız bu yaşam için gerekli şeylerde bizleri reddetmediği gibi, bizlere Baba olan Tanrımız imanla istediğimiz şeyleri bizlere vermeyi daha az reddedecektir.1
1 Matta 7:9-11, Luka 11:11-13.
Heidelberg İlmihali 121. “Göklerdeki” kelimesi neden vardır?
Bu ifadede Tanrı’nın göksel görkemini dünyasal bir şey olarak düşünmememiz2 ve bedenimiz ve canımız için her şeyi O’nun Tanrısal gücünden beklememiz için vardır.3
2 Yeremya. 23:23-24, Elçilerin İşleri 17:24-25
3 Matta 6:25-34, Romalılar 8:31-32
Westminster Uzun İlmihal S. 189. Rab’bin duasına giriş bizlere ne öğretir? Y. Rab’bin duasına giriş (Göklerdeki Babamız), dua ederken Tanrı’nın, iyi bir baba olduğu güvencesiyle kendisine yaklaşabileceğimizi öğretir. O’na saygıyla, göksel duygularla, O’nun egemen gücünü, görkemini ve alçak gönüllülüğünü bilerek yaklaşabiliriz. Başkaları için de aynı güvenceyledua edebiliriz.
A-) TANRI’NIN SINIRSIZ BÜYÜKLÜĞÜ:
Mezmur 145: 3 RAB büyüktür, yalnız O övgüye yaraşıktır,
Akıl ermez büyüklüğüne.
Kutsal Yazıların Tanrı’sı sonsuzdur; gücünün ve zekasının sınırları yoktur (İşaya 40:13-14, 28):
İşaya 40: 12 Kim denizleri avucuyla,
Gökleri karışıyla ölçebildi?
Yerin toprağını ölçeğe sığdıran,
Dağları kantarla,
Tepeleri teraziyle tartabilen var mı?
Tanrı avucu ile okyanusları ve denizleri ölçüyor, dağları ve tepeleri tartabiliyor.
İşaya 40: 13 RAB'bin düşüncesine kim akıl erdirebildi?
O'na öğüt verip öğretebilen var mı?
14 Akıl almak, adalet yolunu öğrenmek için
RAB kime danıştı ki?
O'na bilgi veren, anlayış yolunu bildiren var mı?
15 RAB için uluslar kovada bir damla su,
Terazideki toz zerreciği gibidir.
Adaları ince toz gibi tartar.
16 Adakları yakmaya yetmez Lübnan ormanı,
Yakmalık sunu için az gelir hayvanları.
17 RAB'bin önünde bütün uluslar bir hiç gibidir,
Hiçten bile aşağı, değersiz sayılır.
Tanrı’nın bilgisi başka bir varlığın bilgisinden son derece üstündür, en büyük uluslar ve onların zenginliği Tanrı’nın yanında bir hiç gibidir.
İşaya 40: 18 Öyleyse Tanrı'yı kime benzeteceksiniz?
Neyle karşılaştıracaksınız O'nu?
19 Putu döküm işçisi yapar,
Kuyumcu altınla kaplar,
Gümüş zincirler döker.
20 Böyle bir sunuya gücü yetmeyen yoksul kişi
Çürümez bir ağaç parçası seçer.
Yerinden kımıldamaz bir put yapsın diye
Usta bir işçi arar.
21 Bilmiyor musunuz, duymadınız mı?
Başlangıçtan beri size bildirilmedi mi?
Dünyanın temelleri atılalı beri anlamadınız mı?
22 Gökkubbenin üstünde oturan RAB'dir,
Yeryüzünde yaşayanlarsa çekirge gibidir.
Gökleri perde gibi geren,
Oturmak için çadır gibi kuran O'dur.
Kutsal Kitap’ın Tanrı’sı yaşayan Tanrı’dır. O putlara veya bilinmeyen bir Tanrı’ya benzetilemez ya da onlarla kıyaslanamaz. Rab’bin yüceliği karşısında yeryüzündeki canlılar bir hiç gibidir.
İşaya 40: 23 O'dur önderleri bir hiç eden,
Dünyanın egemenlerini sıfıra indirgeyen.
24 O önderler ki, yeni dikilmiş, yeni ekilmiş ağaç gibi,
Gövdeleri yere yeni kök salmışken
RAB'bin soluğu onları kurutuverir,
Kasırga saman gibi savurur.
O, bu dünyanın egemen reislerinin ve krallarının hayatını, başarısını isterse bir anda bitirebilir. Ve hiçbir karşı düşünce O’nun önünde duramaz ona karşı etkin olamaz.[30]
İşaya 40: 25 Beni kime benzeteceksiniz ki,
Eşitim olsun?" diyor Kutsal Olan.
Hiçbir varlık O’nun gibi değil, kimse ona uzaktan bile benzemez. [31]
Kutsal Yazılar yaratılışa hükmeden, onu istediği gibi idare eden, her şeye gücü yeten Tanrı’yı gösteriyor. Kutsal Yazıların Tanrısı, her şeyi dolduruyor, her yerde var olan, her şeyi bilen ve her şeyden üstün olan bir Tanrı’dır.[32]
Sık sık insanlar hayal gücünün sınırlarını Tanrı’nın üzerine koyarlar ve O’nu pratikte her şeye gücü yeten Tanrı olarak değil de “üstün insan” (yani bizden daha güçlü ama sonuçta insanların direnmeleri tarafından engellenen biri) olarak görmeye başlarlar. Ama yaratılmış olan varlıklar Kutsal Yazıların Tanrı’sından üstün olamazlar. Çünkü O “her dilediğimiz ya da düşündüğümüzden çok daha fazlasını yapabilecek güçtedir!” (Efesliler 3:20, Daniel 4:35)
B-) HALKINA GELEN TANRI
II.Korintliler 6:18 Gücü her şeye yeten Rab diyor ki,
«Size Baba olacağım,
siz de oğullarım ve kızlarım olacaksınız.
Bu her şeye gücü yeten Tanrı lütfuyla halkı için Baba olan Tanrı’dır. Yani Kutsal Yazılarda Tanrı’ya gidip kendilerine Baba olmasını isteyen bir halk değil ama halkına gelip onlara Baba olmak isteyen bir Tanrı görmekteyiz. Bu yüzden İsrail, Tanrı’nın “ilk doğan oğlu” olarak onurlandırıldı.[33] Tanrı, İsrail’i tüm ulusların arasından oğul olarak kabul etti, öyle ki oğul O’nun değerli malı, “özel hazinesi” olsun (Çıkış 19:5-6).
Tanrı, kendini seçmiş olduğu halkına bağladı ve onların arasında yaşamaya karar verdi:[34]
Tesniye 7: 6 Siz Tanrınız RAB için kutsal bir halksınız. Tanrınız RAB, öz halkı olmanız için, yeryüzündeki bütün halkların arasından sizi seçti. 7 RAB'bin sizi sevmesinin ve seçmesinin nedeni öbür halklardan daha kalabalık olduğunuzdan değil. Siz sayıca öbür halklardan azdınız. 8 RAB size sevgisini göstermek ve atalarınıza ant içerek verdiği sözü yerine getirmek için güçlü eliyle sizi Mısır'dan çıkardı; köle olduğunuz ülkeden, Mısır Firavunu'nun elinden sizi kurtardı. 9 Tanrınız RAB'bin Tanrı olduğunu bilin. O güvenilir Tanrı'dır. Kendisini sevenlerin, buyruklarına uyanların bininci kuşağına kadar antlaşmasına bağlı kalır.
İşaya peygamberin kitabında insan için “toprak kurdu” ifadesi kullanılıyor (İşaya 41:14). Yani Kutsal Yazılar bizlerin bir “solucan” olduğunu söylüyor. Bu noktada kendimizin gerçekte kim olduğunu bilirsek Tanrı’nın bize verdiği değerin yüceliğini daha iyi anlarız. Bizler bir toprak kurdu olmamıza rağmen Tanrı bizim seviyemize eğilip, bizi evlat edinip bizimle yaşamak istiyor. Bu da O’nun lütfunun büyüklüğünü gösteriyor. Tanrı’nın aykırı gibi görünen bu iki yönü, yani yüceliği ve insana yakınlığı, Mezmur’da (113) çok açık olarak parlamaktadır:
Mezmur 113: 1 Övgüler sunun RAB'be!
Övgüler sunun, ey RAB'bin kulları,
RAB'bin adına övgüler sunun!
2 Şimdiden sonsuza dek
RAB'bin adına şükürler olsun!
3 Güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar
RAB'bin adına övgüler sunulmalı!
4 RAB bütün uluslara egemendir,
Görkemi gökleri aşar.
5 Var mı Tanrımız RAB gibi,
Yücelerde oturan,
Buraya kadar olan ayetler Tanrı’nın övgüye değer yüceliğini gösteriyor. Güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar, her zaman ve her yerde yücelerde oturan Tanrı’nın övgüye layık olduğu pekçok kültürde makul ve kabul edilebilir bir açıklamadır.
Mezmur 113: 6 Göklerde ve yeryüzünde olanlara
Bakmak için eğilen?
7 Düşkünü yerden kaldırır,
Yoksulu çöplükten çıkarır;
8 Soylularla,
Halkının soylularıyla birlikte oturtsun diye.
9 Kısır kadını evde oturtur,
Çocuk sahibi mutlu bir anne kılar.
RAB'be övgüler sunun! (İşaya 57:15).
Ama Kutsal Kitap inancında Tanrı aynı zaman bu denli insana yakın, Kendisine yaklaşılabilir bir Tanrı olarak karşımıza çıkıyor. O çok yüce olduğu halde düşükün kimse ile, çöplükte oturan kimse ile ilgileniyor. Kısır kadını bereketlemesi ise ihtiyaç içindeki kimselere duyduğu baba şefkatini anlamamıza yardım ediyor. Hristiyan inancının Tanrısı kimsesiz ve düşmüş olana Baba olan bir Tanrı’dır.[35]
Aynı şekilde Kutsal Yazılar, defalarca bu ‘herşeye gücü yeten Baba’nın sınırsız şefkatini, merhametini, iyiliğini ve sevgisini vurguluyor. 103. Mezmuru hatırlayın: bağışlıyor (3); iyileştiriyor ve fidye vererek kurtarıyor (4); zulüm görenlere doğruluk ve adaletle davranıyor (6); şefkatli ve merhametlidir (8), günahlarımızın hak ettiği şeyleri bize vermeyerek iyilik ve lütufla davranıyor (9-14). Antlaşmasıyla yanına getirdiği insanlara sonsuz şefkatle davranıyor (17-18):
Mezmur 103: 13Bir baba çocuklarına nasıl sevecen davranırsa,
RAB de kendisinden korkanlara öyle sevecen davranır.
Tanrı’nın yakınlığı, hiçbir şekilde O’nun her şeye yeten gücünü iptal etmiyor ve O’ndan eksiltmiyor; tam aksine O’nun yakınlığı her şeye yeten gücünü gerektiriyor.[36]
Tanrı’nın herşeye yeten gücü soyut bir güç değildir; Tanrı’nın gücü yarattıklarıyla olan ilişkisinde sınırlaması veya bir yana koyması gereken “basit” bir kuvvet değildir. Bunun aksine Kutsal Yazılar O’nun halkı olan bizleri Tanrı’nın amaçlarına hiçbir şeyin engel olamayacağından emin olabilmemiz için,[37] Tanrı’yı “herşeye gücü yeten Baba” olarak açıklıyor. Kutsal Kitap, Tanrı’nın gücünü imanlılara bir tehdit olarak değil, onlara güvenilebilecek bir vaat olarak gösterir. Bu nedenle bu bilgi, denemelerde veya zayıf ve zor anlarımızda bize cesaret verir![38]
C-) İSA MESİH’TE BABAMIZ OLAN TANRI
Ama şunu vurgulamak gerekiyor: sonuçta ancak Mesih’te olduğumuz için Tanrı, babamız olmuştur. Tanrı’ya “Babamız” diyebiliyorsak bu, İsa Mesih’in sayesindedir. Mesih, “Tanrı’nın ebedi oğludur”. Mesih, evren yaratılmadan önce bile Tanrı’nın Oğlu olma ayrıcalığına sahipti:
Yuhanna 1: Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı'yla birlikteydi ve Söz Tanrı'ydı. 2 Başlangıçta O, Tanrı'yla birlikteydi.
14 Söz, insan olup aramızda yaşadı. O'nun yüceliğini Baba'dan gelen, lütuf ve gerçekle dolu biricik Oğul'un yüceliğini gördük.
18 Tanrı'yı hiçbir zaman hiç kimse görmedi. Baba'nın bağrında bulunan ve
Tanrı olan biricik Oğul O'nu tanıttı.[39]
Baba, önceden kendi oğlu olan O’nu dünyaya gönderdi.[40] Ve biz “Mesih’te” olduğumuz için iman aracılığıyla O’na bağlanıp O’nunla birleşiyoruz (Romalılar 6:3). Yani Mesih’in Babayla olan ilişkisinden bizler faydalanıyoruz. Böylelikle diri Tanrı’nın evlat edinilmiş çocukları ve Mesih’in “kardeşleri” oluyoruz.[41] Reform Kilise babalarından J. Calvin İsa Mesih’in Baba Tanrı tarafından oğulluğu bize vermek üzere geldiği nasıl geldiğini şöyle anlatılıyor:
Eğer Tanrı’nın Oğlu, insanoğlu olmasaydı, O’nun olanı bize vermek üzere bizim olanı benimsemeseydi, doğal olarak O’nun olanı lütufla bize vermeseydi, bunu başka kim yapabilirdi?
Bu nedenle bu söze dayanarak, Tanrı’nın oğulları olduğumuza güveniyoruz; çünkü Tanrı’nın doğal oğlu bizimle bir olsun diye, kendine bedenimizden beden, etimizden et, kemiklerimizden kemikler almıştır. Seve seve Kendinin olanı bize vermek ve Tanrı’nın Oğlu olmakla beraber, bizim gibi insanoğlu da olmak üzere, bizim tabiatımızı üzerine aldı… Böylece göksel egemenliğinin mirasçıları olduğumuzdan eminiz; çünkü ona tamamen sahip olan Tanrı’nın Oğlu bizi kardeşleri olarak kabul etmiştir. “Eğer Mesih’in kardeşleriysek, aynı zamanda O’nun ortak mirasçılarıyız.”[42]
Mesih’in sayesinde, evrenin yüce Rab’bi ve Efendisine “Babamız” olarak hitap edebilmenin ölçülemez ayrıcalığına sahibiz! Hakim olan, gücü herşeye yeten Tanrı, İsa Mesih’te bize eğilmiştir, öyle ki sonsuza dek bizlerin aracısı olan, İsa Mesih’in Baba’sıyla olan birliğine ve yakınlığına biz de sahip olalım! (Yuhanna 17:23, 26).
Bu “her şeye gücü yeten Baba” her durumda O’na güvenmemiz ve yaşayan Tanrı’nın çocuklarına ait olan şükranla ve sevinçle yaşamamız üzere bize lütuf etsin! Her şeye gücü yeten Baba, Tanrı’nın çocuklarına ait olan şükranla ve sevinçle yaşlamamız için bize lütuf etsin.
III. BÖLÜM: OĞUL OLAN TANRI
5. “Ve O’nun biricik Oğlu Rabbimiz”
(Yuhanna 1:1–5, 18, Romalılar 14:7–9; Efesliler 5: 25–33)
İsa Mesih, Tanrı’nın sonsuz Oğludur; bu nedenle RAB’bimizdir.
Yargı ve cezalandırma yetkisi olmakla birlikte bizleri tamamıyla yönetir ve
tüm ihtiyaçlarımızı karşılar.
Heidelberg İlmihali 29. Niçin Tanrı Oğlu’na ‘Kurtarıcı’ demek olan Yesu (İsa) denir?
Çünkü O bütün günahlarımızdan bizi kurtarır,1 kurtuluş başka hiçbir kimsede bulunamaz2 ve kurtuluşu başka yerde aramak boşunadır.
1 Matta 1:21; İbraniler 7:25.
2 İşaya 43:11; Yuhanna 15:4-5; Elçilerin İşleri 4:11-12; I.Timoteyus 2:5.
Heidelberg İlmihali 33. Bizler Tanrı’nın çocuklarıyken neden İsa ‘Biricik Oğul’ olarak adlandırılır?
Çünkü sadece Mesih sonsuzdur ve doğal olarak Tanrı’nın Oğludur.1 Ancak bizler Tanrı tarafından Mesih aracılığı ile lütuf sayesinde evlatlar edinildik.2
1 Yuhanna 1:1-3, 14, 18; 3:16; İbraniler 1, (Romalılar 8:32, I.Yuhanna 4:9)
2 Yuhanna 1:12, Romalılar 8:14-17, (Galatyalılar 4:6), Efesliler 1:5-6
Heidelberg İlmihali 34. Neden İsa’yı ‘Rabbimiz’ olarak çağırıyoruz?
Çünkü altın ya da gümüşle değil, fakat O’nun değerli kanıyla bizi şeytanın zulmünden ve günahtan3 özgür kıldı.4 Beden ve can olarak kendisinin olmak üzere bizi satın aldı.5
3 I.Petrus 1:18, 19
4 I.Korintliler 6:20; I.Timoteyus 2:5, 6
5 Koloseliler 1:13, 14; İbraniler 2:14, 15.
A-) TANRI’NIN EBEDİ OĞLU
Kutsal
Kitap’ın tanıklığı şunu öğretiyor: İsa Mesih sadece bir insan değil, ayrıca
Tanrı’nın Oğlu, yani Tanrı’dır. Sonsuzlukta Baba ve Kutsal Ruh’la birlikte
yaşar ve Onların sahip olduğu yüceliği paylaşır, Onlarla aynı yücelik, övgü ve tapınmayı
almaya layıktır (Yuhanna 1:1; 16:28; 17:5). İsa Mesih’in Baba Tanrı ile olan
ilişkisi O doğduğu veya vatfiz olduğu zaman başlamadı fakat sonsuzlukta vardı.
Bu yüzden İbraniler Mektubu İsa Mesih’i “Tanrı’nın yüceliğinin parıltısı ve
varlığının öz görünümü” olarak beyan eder (1:3).
Filipililer Mektubu Mesih’in vücut bulup aramıza gelmesinden önce bile
“Tanrı’ya özdeş olduğunu beyan eder:
Filipililer 2:6 Mesih, Tanrı özüne sahip olduğu halde, Tanrı'ya eşitliği sımsıkı sarılacak bir hak saymadı.[43]
İsa Mesih’te “Tanrılığın bütün doluluğu bedence ... bulunuyor” (Koloseliler 2:9). Bu nedenle Kuriyos unvanı (yani Rab – Tanrı’nın Eski Ahit’de kendine verdiği ad) Yeni Ahit’te İsa Mesih’e verilmektedir: “Rab’bimiz İsa Mesih” (Filipililer 2:10-11; İşaya 45:22-23). Kutsal Kitap Mesih’e verilen “Rab” unvanını daha derin bir anlam ile ilişkilendirerek İsa Mesih’e “Tanrı” unvanı veriyor: