|
İ |
nsan yaratıldığı günden beri istese de istemese de şu yada bu şekilde bir takım kurallarla karşı karşıya kalmıştır. Daha-sı bu kurallar toplumsal yaşamın akışı içinde şekillenmiş ve günümüze kadar ulaşmıştır. Evreni yaratan Allah kendisini tanıyan ta-nımayan bütün insanlara kendi istemi doğrultusundaki yaşam düzeyini esinlemiş; adeta vicdanlara nakış nakış işlemiştir.
Allah’ın iletişim kaynakları ile, yani Kutsal Kitap aracılığıyla istemindeki yaşamı insanlara daha belirgin kılan Allah, insanların vic-danlarında işlediği nakış ile sözünü birleştirerek kendi ahlakının top-lum içinde yer almasını sağlamıştır. İnsanları birer robot olarak yarat-madığı için her insan Allah’ın sesine,farklı bir biçimde kulak vermek-tedir.
Zaten bu farklı kulak verişler nedeniyle gerçek Allah’ın sesle-nişine karşın farklı dinler ve inançlar ortaya çıkmıştır. Doğal olarak bu kadar farklı bakışlara göre farklı toplumsal yaşam biçimleri, farklı top-lumsal algılayışlar vardır. Bu da toplumların ve inançların ahlak yapı-larını etkilemekte ve farklı uygulamalar getirmektedir.
Aslında ahlak yapılarında birbirine çok yaklaşıldığı gibi çok u-zaklaşıldığı da görülmektedir. Yakınlaşmanın kaynağında Allah’ın ya-radılış kaynağı devreye girmektedir. Yaşam nasıl bütün yaradılış için ortak bir kavramsa, Allah’ın yaratışında varlığını koruyan ahlak da as-lında ortak bir kavramdır. Örneğin: aile birçok farklı inanç ve din için kutsal bir kavramdır. Ailenin ahlak anlayışlarında yeri çok önemlidir. Özellikle toplumun temel taşı olması nedeniyle. Burada bir ortaklık göze çarpmaktadır. Ama bu kutsal olarak ele alınan aileyi inceledi-ğimizde Hinduizm’den, Budizim’den, İslam ve Bahaizm’e kadar fark-lı bir aile algılayışı ve aile içi ahlakının da aynı paralellikte yerini aldığını görüyoruz.
Birkaç paragrafta ahlaktan bahsedip duracağız. Biraz da ahla-kın kelime anlamı üzerinde duralım. Ansiklopedik tarife göre ahlak, “İnsanların toplum içindeki davranışlarını ve birbirleriyle ilişkilerini düzenlemek amacıyla başvurulan kurallar dizgesi, başka insanların davranışlarını olumlu ya da olumsuz biçimde yargılamakta kullanılan ölçütler bütünü”dür.[1]
“Ahlak” kelimesinin kökü Arapça olup zamanla Türk dilinde yerleşmiştir. “Ahlak” Arapça’da “hulk” sözünün çoğuludur. Ama di-limizde çoğul olduğu unutularak tekil olarak kullanılmaktadır. “Ah-lak” kelimesini sayın Osman Pazarlı çok güzel bir tanımlamayla açık-lamıştır. Ona göre ahlak: “İnsan hareketlerini idare eden ideal kanun-ların (kuralların) ilmi ve bunları hayatın çeşitli durumlarına en iyi şekilde uygulayabilmek sanatıdır.”[2]
Kısaca, ahlak bir davranış ilmidir ve kaynağını Yaratıcı’dan alırsa o zaman insanı insana yaraşır bir düzeye yükseltir. Allah’ın lüt-funa erişmiş, Mesih İsa’da kurtuluş almış kişi için ahlak kavramı ne anlamı taşıyor?
Hıristiyan ahlakı yalnızca iyi olmakla ilgili bir dizi kuraldan, doğru şeyleri yapmaktan ve söylemekten ya da doğru şeyleri düşün-mekten ibaret değildir; bunları aşan bir konudur. Profesör William Barclay Hıristiyan ahlakını şöyle tanımlamıştır: “Hıristiyan ahlakı, in-san eyleminin Allah’ın isteğine uymasıdır. Gelenek ve göreneklerin, insan fikirlerinin bana yapmamı istedikleri şeyler değil, Allah’ın benim yapmamı istediği şeylerdir.”[3] Mesih İsa’yı izlemeyi seçenler için bu seçimin içerdiği anlamlar büyüktür: artık kendimize ait değiliz, kendimiz için yaşamıyoruz. Pavlus, Korint’teki Hıristiyanlar’ı ahlakı davranış açısından uyarırken bu konudan bahseder:
“Hem bedeninizin sizlerde bulunan Kutsal Ruh'un tapınağı ol-duğunu bilmiyor musunuz? Bu Ruh size Allah tarafından verilmiştir. Kendi kendinizin değilsiniz. Bir değer karşılığında satın alındınız. Öy-leyse Allah’ı bedeninizde yüceltin.”
1. Ko. 6:19-20
Bu nedenle Hıristiyan ahlakı nasıl davranacağımızla ilgili olan Hıristiyan imanının önemli bir parçasıdır.
Hıristiyan ahlakı, kaynağını tamamen Kutsal Kitap’tan alan, Allah’ın varlığını kökünden doyasıya içen bir ahlaktır. Mesih İsa şöyle diyor:
“Beni seven buyruklarımı benimseyip tutar. Beni seven Babam tarafından sevilecektir. Ben de onu seveceğim ve kendimi ona açıkla-yacağım.”
Yu. 14:21
Allah’ın buyrukları ve bu buyruklara uyulması sonucu ortaya çıkan Allah ile birlikteki yaşam ve bu yaşamın toplumsal boyutlarda yansıması. İşte bu Hıristiyan ahlakının ortaya çıktığı noktadır.
Bu güne dek ülkemizde Hıristiyan ahlakı hep sanayi devi ol-muş batının yaşam biçimi ile karıştırılmıştır. Kimi zaman bu karıştır-ma bile bile yapılmıştır. Çünkü amaç Allah’ın o görkemli kurtarışının ilan edildiği İncil’deki Mesih İsa’nın öğretilerini saf dışı bırakmaktır. Oysa İncil’in güzel anlatımı ile Mesih İsa gerçek anlamda O’nu tanıyıp kabul edenler için şöyle demektedir:
“Sizler dünyanın ışığısınız. Dağ üstündeki kent gizlenemez..”
Mat. 5:14
Hıristiyan ahlakı ismen Hıristiyanlar’ın yaşamına bakılarak an-laşılabilecek bir ahlak değildir. Rab Mesih İsa’yı anlayabilmek için bu ahlakın temeli olan Kutsal Kitab’ın da iyi anlaşılması gerekmektedir.
Hıristiyan inancı batının tekelinde bir inanç değildir. Allah Mesih İsa’da kurtuluş müjdesi olan İncil ile dünyaya seslenmektedir. İncil ülkelerin değerlerinde etkin olabilir ama unutulmaması gereken o kültürel değerlerin bütününe bakıldığında Allah’tan çok insansal yanı-nın olduğu kesindir. Bizim bu kitapta size anlatacaklarımız yalnızca Kutsal Kitap’ta açıklanan Hıristiyan ahlakıdır. Uygulamalar toplum-ları ilgilendirir. Burada esas olan toplumlardan Allah’a bakış değil, Allah’tan toplumlara uzanış söz konusudur:
“Çünkü Allah dünyayı o denli sevdi ki, biricik Oğlu'nu verdi. Öyle ki, her kim O'na iman ederse yok olmasın, sonsuz yaşama kavuşsun.”
Yu. 3:16
Bu ayette Allah’ın yaratılışa bakışı ve ona ne kadar önemse-diğini görmek mümkündür. Allah’ın lütfunda yaşayan Hıristiyan inan-cının yaşam ve davranış değerleri ile donandıkça ruhsal anlamda daha da zenginleşir ve her gün biraz daha O’nun benzerliğine dönüşür:
“Ama birey Rab'be dönünce örtü kaldırılır. Rab Ruh demektir. Rab'bin Ruhu'nun bulunduğu yerde özgürlük vardır. Hepimiz açılmış yüzle, Rab'bin yüceliğini aynada yansıtırcasına, bir yücelikten bir yüceliğe geçerek, aynı görünüme dönüştürülüyoruz. Ruh olan Rab'bin etkisidir bu.”
2. Ko. 3:16-18
Hıristiyan ahlakı Mesih İsa’yı benzemek demek. Rab Mesih İsa’yı dünya bilmektedir. Her ne kadar O’nun kendisi ve müjdesini yakından tanıyanlar çok değilse de O’nun kimliği üzerinde açıkça ortak denebilecek görüşler vardır. Hatta farklı farklı inançların bile şu ya da bu şekilde Mesih İsa’yı kendilerinden saymaları ilginçtir. O zaman Mesih İsa’ya benzemenin ne gibi bir şey olduğunu anlamak çok zor olmasa gerekir.
Demek istediğim, Hıristiyan ahlakını Amerikan film ya da televizyon dizileriyle karıştıranlara, biraz olsun bu ahlakın esas kayna-ğının Mesih İsa olduğunu hatırlatmaktır. Bu kişiler suçlamalarını ya-parlarken Allah önünde sorumludurlar.
Bizler ancak birer araçtan başka bir şey değiliz. Amacımız Yü-ce Allah’ın kurtarışını açıklamak olduğu gibi, birlikte Allah’ın buy-ruklarının sosyal yaşam içindeki görkemine de tanıklık etmektir.
Ayrıca, bu alanlarda çalışma yapanlara bir yararımız da doku-nabilirse ne mutlu bize.
Yüce Allah’tan esenlik dileklerimle,
Rev. Turgay Üçal
[1] Ana Britanica c.1.s. 201.
[2] İslam’da Ahlak, Osman Pazarlı, Remzi Kitabevi, s. 12-13.
[3]William Barclay, Ethics in a Permissive Society, s. 14.