http://www.hristiyan.net

 

Temeller Ana Sayfa

 

Kitap Ana Sayfa

 

5. CİNSELLİK

 

GİRİŞ

ALLAH’IN AMAÇLADIĞI CİNSELLİK

1. CİNSELLİK ALLAH’TAN İYİ BİR ARMAĞANDIR

2.  YALNIZ EVLİLİK SINIRLARI İÇİNDE CİNSELLİK SÖZ KONUSU EDİLEBİLİR

a) Cinsellik iki kişinin eşsiz bir biçimde birbirleri ile birleş-meleridir

Evlilik dışı ilişki; Evlilik öncesi cinsel ilişki; Zina

b) Cinsellik oldukça büyük bir güçtür

3. EVLİLİKTE CİNSEL SEVGİNİN KARAKTERİSTİK ÖZELLİKLERİ

a) Çok özeldir

b) Evlilik temelde derin bir güvene dayanır

c) Soyun sürdürülmesi içindir

d) Zevktir

4. BİZİM SORUMLULUĞUMUZ CİNSELLİK KONUSUNDA DOĞRUYU ÖĞRETMEKTİR

CİNSEL SAPKINLIKLAR

1. HOMOSEKSÜELLİK VE LEZBİYENLİK  

2. TRAVESTİLİK

3. YAKIN AKRABA İLE CİNSEL İLİŞKİ

4. HAYVANLARLA CİNSEL İLİŞKİ

PORNOGRAFİ

MASTÜRBASYON (Kendi kendini tatmin)

1. DÜŞÜNCE YAŞAMINI TEMİZ TUTMAK

2. DİĞER BİR NOKTA İSE KENDİMİZİ BİZİ KÖLE-LEŞTİRECEK OLAN ŞEYLERDEN KORUMAMIZ

3. CİNSELLİĞİ YALNIZCA EVLİLİK İLE SINIRLAN-DIRALIM

ŞEHVET

DENENMELERİN ÜSTESİNDEN GELMEK

1. DENENMENİN KENDİSİ GÜNAH DEĞİLDİR

2. DENENMEDEN KAÇMAK GEREKİR

3. DÜŞÜNCELERİN YÖNLENDİRİLMESİ VE EĞİ-TİLMESİ

4. ŞEYTAN’IN YÖNTEMLERİ KONUSUNDA DİK-KATLİ OLMAK

5. DENENMEYE DAYANMA KONUSUNDA BİZİM YEGANE YARDIMCIMIZ RAB’DİR

BAŞARISIZLIK VE BAĞIŞLAMA

RUHSAL SOLUNUM

ÖZET

 

5. BÖLÜM

 

CİNSELLİK

GİRİŞ

 

 

D

ünya tarihinde cinsellik kadar yanlış algılanan ve yanlış uygulanan çok az şey vardır. Yalnız geçmişte değil, günümüzde de cinsellik oldukça yanlış algılanmakta ve uygulanmaktadır. Özellikle medyanın ve ticaretin elinde cinsellik neredeyse bir oyuncak haline gelmiştir. Küçük yaşlardan itibaren cinsellik üzerinde yanlış olarak eğitilen insanlık da bu konudaki yanlışları tekrar edip durmaktadır. Aslında dünya cinsellik konusunda oldukça sağlam bir rehberliğe ihtiyaç duymaktadır. Allah insanların gereksinimi olan bu rehberliği Kutsal Kitabı’nda vermektedir.

Cinselliğin bu denli yanlış olarak algılanmasının nedenleri çok çeşitli olmakla birlikte birkaçını şöyle sıralamamız mümkündür:

Birinci: günümüzün en büyük etkileşim araçlarından biri olan sinema bu konuda oldukça yanlış eğitim vermektedir. Hollywood’un cinselliğe bakış açısının sağlıksızlığı yalnız batı toplumlarını değil, aynı zamanda dünyanın birçok yöresini de etkisi altına almıştır. Holywood’un desteklediği bencil tutkular cinselliği bağlılık sözü verilmiş ilişkilerden ayırmıştır. Seks genellikle eş olarak tanımlanan herhangi bir kişiden istenir. Cinsellik sırf dışsal olarak değerlendirilmekte ve kişisel tatmin, maddi çıkar gibi birçok Allah’tan olmayan davranışlarla birleştirilmektedir. Böylesine bir yaklaşım beyaz perdeden milyonlarca insanın yaşamına aksederek insanları yoldan çıkarmaktadır. Bu tarz filmlerde çiftlerin kendi istemi arzuları, ve zevkleri daima ön plana çıkmaktadır.

Derin duygu ve istemler oldukça ucuz bir biçimde cinselliğe dönüşmekte, hatta birçok zaman cinsellik sevginin önüne geçmektedir. Demek ki, beyaz perdeden her gün güncel yaşamımıza yansıyan kadınerkek ilişkisi sağlıksız bir biçimde şuur altımıza yerleşmektedir. Buna bir çok yerli yapım filmleri eklememiz mümkündür. Yalnız sinema değil, her gün evlerimizin en baş köşesinde yer alan televizyonlarla ve televizyon dizileri ile de bize öğretilenler, şuur altımıza yanlış fikirleri yerleştirmektedir.

Biz akademik bir düşünce ile sinema ve televizyon yararsızdır, günahtır gibi bir yaklaşım sergilemek istemiyoruz. Sinemanın ve televizyonun değerinin ne denli önemli olduğunu inkar etmek mümkün değildir. Çok büyük yapımlarla sinema ve televizyonun toplumlara kazandırdıklarını da göz ardı etmek mümkün değildir. Ama biz cinsellik konusunda sinema ve televizyonun olumsuz bir yönünü dile getirmek istedik ve bu gerçektende doğrudur. Şiddet filmleri yalnız çocuklar için değil, bütün toplum için nasıl olumsuz bir etki oluşturuyorsa, aşk ve cinsellik filmlerin birçoğundaki yanlışlar da toplumların cinsel yaşam ve algılayışlarını öyle etkilemektedir.

Batı ve doğu diye ayırım yapmaya gerek yoktur. Batının cinselliği açık ahlaksızlık olarak değerlendirilmekte ve suçlanmaktadır. Bu suçlama doğulu insanlardan gelmektedir. Oysa doğuya baktığımızda gizli ahlaksızlıklar diz boyudur. Buna örnek vermek gerekirse hayvanlarla bile cinsel ilişkiye girecek kadar insanın küçülmesi verilebilir. Aile içi ilişkiler, homoseksüel ilişkiler gibi daha birçok gizli ilişkiler söylenebilir. Kısacası yanlış bilgilendirilme ve yanlış yönlendirilme sonucunda birçok ciddi sorunlar yaşanmaktadır. İnsanların kendilerini suçlamaları, kimseye yanıp yakınamamaları, intihara kadar giden psikolojik bunalımlar, istenmeyen bebekler, aile faciaları. Bunların yanında cinsel yollarla geçen öldürücü hastalıklar.

İkinci: cinselliğin ticaret için ön planda kullanılmasıdır. Buna örnek bulmak hiç de zor değildir. Bir ciklet reklamında bile cinsellik öne çıkarılmaktadır. Sabun satarken, araba satarken özellikle cinsellik yine ön plandadır. Medyada böylesine bir cinsellik bombardımanı ederken, cinselliğin kutsallığından, güzelliğinden bahsetmek oldukça yavan kalmaktadır. Bu kadar yoğun bir yanlış cinsel eğitim alanında doğrusunu verebilmek, öğretebilmek hiç kolay değildir.

Üstüne üstlük ister doğuda olsun, ister batıda olsun aslında birçok aklı başında insan için cinsellik üzerinde konuşmak pek kolay değildir. Yani medya, sinema, televizyon bas bas yanlış bir cinselliği sergilerken, diğer yandan toplumun büyük bir kesimi cinsellik konusunda suskun, utangaç kalmaktadır. O zaman şu soruyu sormak gerekmektedir: yetişen nesil cinselliğin doğrusunu, anlamını ve gerçek değerini nerden ve kimden öğrenecektir? Hiç kuşkusuz cinsellik üzerine doğru yazılmış kitaplar, aklı başında eğitim verebilecek hekimler, uzmanlar vardır. Var da bunları bulmak ya da kimin gerçekten doğru bildiğini anlamak da kolay değildir. Bu durum değişmezse, medya ne verirse ondan öğrenmekten başka çare kalmamaktadır.

Üçüncü: bazı felsefeler yapmış toplumların kültürlerinde cinselliğe oldukça yanlış bakışlar yer almaktadır. Bu yanlış değerlendirmelerden bazıları o kültürlerde günümüze kadar taşınmaktadır. Örneğin, Eski Grek felsefecilerinden bazıları cinselliği küçümsediler. Bunlara göre entelektüellik yanında beden ve bedenin zevkleri daha az değerlidir. Bu nedenle cinsellik aşağı görülmüştür.

Hıristiyan tarihine bakıldığında cinselliğe bakış açısında bir ikilem görülmektedir. Bazen cinsellik oldukça gerilere itilmiş, bekarlığın en değerli erdem olduğu vurgulanmıştır.[1] Bekarlığın evlilikten daha ruhsal bir yaşam biçimi olduğu öne sürülmüştür. Aslında Kutsal Kitap’ta böyle bir öğreti verilmemektedir. Kutsal Kitap bir imanlı için hem evlilik hem de bekarlığın ruhsal bir seçenek olduğunu öğretir.

Aslında insanın ilk günahından itibaren Allah’ın yarattığı güzelliklerin üzerine günahın gölgesi düşmüş ve güzel olan her şeye günahın karanlığını örtmüştür. Bu konuya cinsellik dahildir. İnsanların cinselliği evlilik içindeki aşk ve sevgi olarak algılamaları yerine, günah insanları Allah’tan olmayan ilişkilere sürüklemeye neden olmuştur. Oysa bunun kaynağı cinsellik değil, Şeytan’ın ta kendisidir. Allah’ın yarattığı her şey temiz ve güzeldir. Cinsellik de öyle, ama ne yazık ki, günahın gücüyle Şeytan cinselliği de bize kirli olarak göstermektedir. Çevremizdeki filmler, kitaplar, reklamlar her şey cinselliği Allah’ın istemi dışında kullanılan bir araç haline getirmişlerdir. Cinselliği esas kirleten işte bu tablodur. Bu tablo cinselliği kirli ve yanlış bir şeymiş gibi bize göstermektedir.

Allah bizleri yaratırken cinselliğimizi de yaratmıştır. Toplumsal, duygusal, fiziksel ve ruhsal özyapımıza cinselliğimizi de katmalıyız? Bu nedenle cinselliğin kötü olmadığını bilmek çok önemlidir. Asıl olan onun ne şekilde kullanılmasıdır. Birbirini seven ve Allah önünde evlenen bir erkek ve bir kadının beraberliği, ruhsal birlikteliği, fiziksel birliktelikle pekişerek ve artık ikisi bir beden olmaktadırlar. Bu ilişki cinselliğin en temiz, ve güzel tek kabul gören aracıdır. Ama kişinin tanımadığı kişilerle, evlilik antlaşması olmaksızın girdiği ilişki, cinselliği esas amacından saptırmakta ve onu kirli bir araç haline getirmektedir. Burada kaynak günahtır. Oysa yukarıda değindiğimiz gibi Allah önünde evlenen çiftin birlikteliği, bir beden olmak için gerçekleştirdiği cinselliği utanılacak yanı olmayan, doğal bir cinselliktir.

 

 

ALLAH’IN AMAÇLADIĞI CİNSELLİK

 

Kutsal Kitap bu konuda ne öğretiyor? Bu noktadan itibaren Kutsal Kitab’ın cinsellik hakkında neler öğrettiğine birlikte bakacağız:

 

1. CİNSELLİK ALLAH’TAN İYİ BİR ARMAĞANDIR

 

Kutsal Kitap’ta cinsellik konusunda birçok şey bulmamız mümkündür. Kutsal Kitab’ın daha ilk bölümü olan Tekvin’de bütün evrenin sahibi olan Allah’ın insanı kadın ve erkek olarak yarattığını okuyoruz:

 

“Ve Allah insanı kendi suretinde yarattı, onu Allah’ın suretinde yarattı; onları erkek ve dişi olarak yarattı.”          

Tek. 1:27

 

Kutsal Kitap, evli olarak kadın ve erkeğin cinselliklerini oldukça olumlu olarak görmektedir. Bizi tam ve mükemmel olarak yaratan Allah, bütünlüğümüz içinde yarattığı cinselliğimiz de çok güzel olarak yaratmıştır. Allah güzeldir. Yarattığı her şey çok güzeldir. Yeter ki, O’nun istemi doğrultusunda kullanılsın:

 

“Ve Allah yaptığı her şeyi gördü; ve işte çok iyi idi...”  

Tek. 1:31

 

Allah’ın yarattığı biçimde ve istemi doğrultusunda kullanılan her şey gerçekten yaradılışa uygun ve güzeldir. Allah eşleri birbirleri için teşvik etmektedir. Allah’ın oluşturduğu evlilik anlayışı monogami (tek eşlilik) ve heteroseksüel (karşı cinslerin ilişkisi) bir evlilik anlayışıdır. Nadir de olsa bazı ülkelerde görüldüğü gibi erkeğin erkekle evliliği, kadının kadınla evliliği gibi evlilikler ya da çok eşli ilişkiler Allah’ın orijinal olarak oluşturduğu evlilik düzeninde yer almamaktadır.

Kocalar eşlerini hem ruhsal, hem de fiziksel anlamda sevmeye ve ondan zevk almaya teşvik edilirler:

 

“Kendi sarnıcından sular, ve kendi kuyunun içinden akar sular iç. Kaynakların dışarıya mı, ve su arkların meydanlara mı dağılsınlar? Seninle beraber yabancılar için değil, Yalnız senin için olsunlar. Pınarın mübarek olsun; ve gençliğinin karısı ile sevin. Sevimli geyik ve latif ceylan gibi, Onun memeleri her vakit seni doyursun; Ve onun sevgisi ile daima mest ol.”

Sül. 5:1519

 

Burada kadın bir pınar, bir kuyu gibi gösterilmektedir.[2] Bu sözlere bakıp yanlış bir değerlendirme yapmamamız lazım. Pınar ya da temiz su kuyusunun değerini anlamak için antik çağı bilmek gerekir. Su insanlar için her zaman en önemli yaşam kaynağıdır. Aynı şekilde içme suyu sağlayan pınarlar ve temiz su kuyuları çok büyük önem taşımaktaydı. Burada özellikle kendi su sarnıcı ifadesi kullanılmaktadır. Bunda çok büyük değerler vardır. Her şeyden önce kişi kendi pınarı ya da kuyusuna güvenerek su içebilmektedir. Aynı şekilde karı kocanın birbirleriyle tatminlerinde büyük bir huzur, güven, rahatlama ve sevinç vardır. Allah’ın bakış açısı karı ve kocayı yalnızca birbirlerine yönlendirmekte ve ruhsal ve fiziksel tatmini birbirlerinde bulmaktadır.

 

Neşideler Neşidesi: Neşideler Neşidesi karıkoca arasındaki derin aşk ilişkisini anlatmak için kaleme alınmış şiirsel yazılardır. Anlatımda özellikle eşlerin birbirleri ile olan ilişkisinde paklık, güzellik ve yakınlık ele alınmaktadır.

Cinsel aşkı tanımlamak için kullanılan İbrani’ce (dohd) kelimesinin aynı zamanda “sevişme” anlamı vardır.[3] Bu kelimelerin kullanıldığı yerlere baktığımızda Allah’ın karı kocanın cinselliğini gerçekten birbirlerinin zevk almaları ve vermeleri, hoşnut olmaları için yarattığını görüyoruz:

 

“Beni kendi ağzının öpüşleri ile öpsün; Çünkü okşamaların şaraptan daha iyidir.”

                                                                                    Neş. 1:2

 

“Okşamaların ne güzel, kız kardeşim, yavuklum! Şaraptan ne kadar hoştur okşamaların, ıtrının güzel kokusu da her çeşit baharattan.”

Neş. 4:10

 

Demek ki, sevgi dolu, karı ve koca arasında, Allah’ın arzusuna uygun olarak gerçekleşen evlilik, dünyanın en emin, en tatmin edici aşkı ve sevişmeyi de beraberinde getiriyor.

 

1. Korintoslular 7:18: Bazen elçi Pavlus’un cinselliğe bakış açısının pek olumlu olmadığı şeklinde söylentiler bulunmaktadır. Bu doğru değildir. Onun sözlerine dikkatle bakıldığında, karı ve kocanın bedenlerinin yalnızca birbirlerine ait oldukları görüşü ortaya çıkar. Evlilik görevini yerine getirmek evlilik içinde sağlıklı cinsel yaşamın olması demektir:

 

“Erkek kadına erkeklik görevini yapmalı, kadın da erkeğe kadınlık görevini yapmalı. Kadın kendi bedenine egemen değildir, erkek o bedene egemendir. Tıpkı bunun gibi, erkek de kendi bedenine egemen değildir, kadın o bedene egemendir. Birbirinize gerekeni vermemezlik etmeyin. Kendinizi duaya adamak için anlaşmaya varıp bir süre ara verirseniz o başka. Ama sonradan yeniden bir araya gelin ki, tutkunuzu denetleyememeniz yüzünden şeytan sizi denemesin.”

1. Ko. 7:35

 

Bazı çiftler ruhsal nedenlerle “kısa bir süre” olmak kaydıyla cinsellikten uzak kalabilirler. Ama bu cinsellikten uzak kalmak kısıtlı bir süre için olmalıdır. Aynı zamanda iki tarafın da razı olduğu bir zaman birimi olmalıdır. Bunun iki nedeni şöyle değerlendirebiliriz:

 Birinci: Uzun süre cinsellikten uzak kalan karı ya da kocanın Şeytan tarafından tuzağa düşürülme riski ortaya çıkacaktır. Buna meydan vermemek gerekir.

İkinci: Elçi Pavlus, evliliğin cinselliğin asıl ve en sağlıklı cinsellik olduğunu bilmesi ve bunun yaşanmasını istemesidir.

Evlilik yatağının temiz tutulması konusunda İncil sürekli hatırlatmalarda bulunmaktadır. İncil’e göre evlilik içindeki cinsellik hem temiz hem de kutsal olan cinselliktir:

 

“Herkes evliliğe saygıyla baksın, evlilik yatağını da lekesiz tutsun. Fuhuşa ve zinaya düşenleri Allah yargılayacaktır.”

İbr. 13:4

 

Evliliğin fiziksel yönü olan cinsellik Allah önünde temiz ve kutsal bir birliktelik olarak görülmekte ve öyle de görülmesi istenmektedir. Cinsellik yalnızca çocuk sahibi olmak için kullanılan bir araç değil, Allah’ın verdiği cinsellik hazzını birlikte tatmak ve yaşamak içindir. Evlilik içinde ve evliliğin sağlıklı bir biçimde gelişimini sağlayana eşlerin cinselliği karı ve kocaya karşılıklı olarak derin haz ve tatmin sağlamaktadır.

 

 

 

 

2. YALNIZ EVLİLİK SINIRLARI İÇİNDE CİNSELLİK SÖZ KONUSU EDİLEBİLİR

 

Kutsal Kitap’ta cinselliğe ne zaman olumlu olarak bakıldıysa evlilik içinde değerlendirilmektedir. Kutsal Kitab’ın bakış açısında evlilik sınırları dışındaki cinselliğin yaşanması söz konusu bile edilemez. Şimdi bunun nedenlerini birlikte değerlendirelim:

 

a) Cinsellik iki kişinin eşsiz bir biçimde birbirleri ile birleşmeleridir

Karı ve koca cinsel ilişkide adeta bir beden olmuşlardır:

 

“Ve RAB Allah adamdan aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaptı, ve onu adama getirdi. Ve adam dedi: Şimdi bu benim kemiklerimden kemik, ve etimden ettir; buna Nisa denilecek, çünkü o İnsandan alındı. Bunun için insan anasını ve babasını bırakacak, ve karısına yapışacaktır, ve bir beden olacaklardır.”

Tek. 2:2224

 

Burada “bir beden olma” kavramı, karı ve kocanın evlilik aracılığı ile nasıl bir beden olduklarını göstermektedir. Allah evliliğin bu noktada kutsallığından bahsetmektedir. Ayrılmaz bir parça olarak iki kişinin bir beden olmasından bahsetmektedir. İki ayrı insan olan karı ve koca evliliğin cinselliği yaşadıktan sonra artık bir insan gibi görülmektedirler. Bu kişilerin oluşturdukları evlilik Allah’ın kutsal istemi uyarınca gerçekleşmiştir.

Allah isteminde cinsellik yalnızca evlilik kurumu içinde görülmektedir. Çünkü bu iki kişi ruhen ve bedenen bir beden olmuşlardır. İki kişinin bir beden olması ciddi  bir olaydır. Cinsel birleşim evlilik antlaşmasının bir işareti olarak gerçekleşmektedir. Allah öğretisine göre evlilik dışı cinsellik günahtır. Kutsal Kitap boyunca Tekvin 2:2224’te anlatılan evlilik temel model olarak alınmıştır. Hem Rab İsa hem de elçi Pavlus evlilik konusundan bahsederken bu ayeti temel almışlardır.[4]

Allah kendi halkının sağlıklı aileler kurmasını, cinsel anlamda da sağlıklı örnekler sergilemesini istemektedir. Cinsellik kutsal amaca uygun olarak evlilik içinde kullanılmalıdır. Allah insanları kutsal yaşam sürdürmeye yönlendirilirler, evlilik dışı ilişkilerin getirdiği bütün temiz olmayan ve ahlaksız yaşam biçimlerinden uzak kalmalıdırlar:

 

“Allah’ın istemi şudur: Kutsal kılınasınız, böylece zinadan uzak durasınız. Öyle ki, her biriniz kendi bedenine kutsallık ve onurla egemen olsun. Allah’ı bilmeyen uluslar gibi tutkunun utandırıcı isteklerinde çalkalanmayın. Bu konuda kimse kardeşine kötülük yapmasın, onun hakkına el uzatmasın. Çünkü Rab bütün bu işlerde öç alıcıdır; tıpkı size önceden söylediğimiz, sizi öğütlediğimiz gibi. Çünkü Allah bizi iğrençliğe değil, kutsallığa çağırdı.”

1. Se. 4:37

 

Evlilik dışı ilişki: Erkeklerle ilişkiyi meslek haline getirmiş kadınlarla ilişki kurmanın yanlışlığı da Allah öğretisine değinmektedir. Çünkü Kutsal Kitab’a göre bir kadınla birleşmek onunla tek vücut olmak demektir. Tek vücut olma evlilik akdidir. Kendisini satan bir kadınla birliktelik geçici birliktelik olduğuna göre hem akid kurulmakta hem bozulmaktadır. Bunun tekrarı ise Allah’ın istemine karşıdır. Aynı zamanda sağlıklı aile yapısının temelden sarsılmasına neden olmaktadır. Genelde “bir kereden ne çıkar” ya da “ihtiyaç kardeşim” tarzında sözlerle toplum bu gibi sağlıksız ilişkileri görmezlikten gelir. Oysa bu bir kerelerden oluşan sorun yumağının bütün toplumu etkilemesi çok sürmemektedir. Allah bu nedenle evlilik dışı ilişkiyi yasaklamıştır. Elçi Pavlus bu nedenle evlilik dışı ilişkinin her türlüsünün yanlışlığını vurgulayıp durmuştur. Hele hele bir inanlı için evlilik dışı her hangi bir cinsel ilişkiye girmek, kendisini pazarlayan bir kişi ile yatmak, ya da herhangi bir yolla kaçamaklara kalkışmak başta ruhsal anlamda Rab Mesih ile olan yakınlığını ihlal etmeye kalkması demektir. Elçi Pavlus Korintoslular’a, yüreğinde Rab Mesih İsa olan kişinin bedeninin canlı bir Allah tapınağı, Kutsal Ruh’un tapınağı olduğunu hatırlatmaktadır. Kutsal Ruh’un tapınağıdır. Çünkü Allah Kutsal Ruh aracılığı ile yüreklerimizde yaşamaktadır:

 

“Yoksa bir genel kadınla bağlantı kuranın, onunla tek beden olduğunu bilmiyor musunuz? Çünkü Kutsal Sözde şöyle yazılıdır. ‘İkisi tek bir beden olacak.’ Rab’le bağlantı kuran da O’nunla tek ruh olmuştur. Zinadan kaçının. İnsanın işlediği başka her günah beden dışıdır. Ama zina eden öz bedenine karşı günah işler. Hem bedeninizin sizlerde bulunan Kutsal Ruh’un tapınağı olduğunu bilmiyor musunuz? Bu Ruh size Allah tarafından verilmiştir. Kendi kendinizi değilsiniz. Bir değer karşılığında satın alındınız. Öyleyse Allah’ı bedeninizde yüceltin.”

1. Ko. 6:1620

 

Kişi ancak Kutsal Ruh’un varlığı ve gücü aracılığı ile cinsel günahlardan kendisini koruyabilir:

 

“Ama Allah’ın Ruhu gerçekten sizlerde konut kurmuş bulunuyorsa, bedeninizin gereksiz isteklerine uyarak yaşamıyorsunuz. Tersine, Ruh bağlılığındasınız. Mesih’in Ruhu’nu taşımayan kişi O’nun sayılamaz. Öyleyse, kardeşlerim, bedenin gereksiz isteklerine uyarak yaşamak için bedene borçlu değiliz. Çünkü bedenin gereksiz isteklerine uyarak yaşarsanız öleceksiniz. Ama Ruh aracılığıyla bedenin işlerini öldürürseniz yaşayacaksınız. Çünkü Allah Ruhu’yla yönetilenler Allah’ın oğullarıdır.”

Rom. 8:9,1214

 

Bir başkasıyla cinsel ilişkide bulunmak, onunla sinemaya, tiyatroya gitmek gibi bir olay değildir. Son iki örnekte beraberce bir yere gitmek, bir şeylerle meşgul olmak söz konusudur. Ama cinsellikte halk tabiri ile ten tene, can cana, ruh ruha bir karışma, bir birleşme söz konusudur. Derin ruhsal ve fiziksel etkileşimler söz konusudur. Bu nedenle evlilik dışında bir birleşme şeklinde olursa beraberinde çok ciddi ahlak sorunlarını da getirmektedir.

 

Evlilik öncesi cinsel ilişki: Günümüzde birçok tekniklerin öğrenilmesi evlilik öncesi cinsel ilişkiyi oldukça yaygın bir hale getirmiştir. Bu ilişkiler ne yazık ki, dünyamızın bazı bölgelerinde oldukça doğal olarak karşılanmaktadır. Aslında böyle serbest ilişkiler, beraberinde gençliğe büyük sorunlar da getirmektedir. Küçük yaşta annelik, kürtaj, cinsel sapmalar ve hastalıklar, ölümcül hastalıklar gibi problemler ortaya çıkıyor. Bizler olayı Kutsal Kitap açısından ele aldığımızda Kutsal Kitap’ta böyle bir ilişki için izin verilmediğini görüyoruz. Birçok sorunları beraberinde taşıyan evlilik öncesi cinselliğin Allah tarafından kabul görmez olduğunu gözlemliyoruz. Evlilik öncesinde iki cinsin birbirini tanıması konusunda çok hassas görüyoruz. Aynı zamanda oldukça fazla çaba harcandığını da. Bu nedenle birçok ilişkinin sağlıksız ve kısa süreli geliştiğini de gözlemliyoruz. Bütün bunlar Allah istemi anlamında geçici ilişkiler olarak değerlendiriliyor ve doğal olarak evlilik ahdi gibi ciddi bir akdi hedefleyen ve bunu beğenen Allah evlilik öncesi cinselliği kendi yarattığı insanı için uygun bulmuyor.

 

Zina: Kutsal Kitab’ın çizdiği çizgiler içinde zinanın yerinin kesinlikle olmadığını görüyoruz. Bu konuda On emrin yedincisi oldukça nettir:

 

“Zina etmeyeceksin.”

                                                 Çık. 20:14

 

Zina da Allah’ın oluşturduğu bir beden olma olayı kendiliğinden ortadan kalkmaktadır. Allah’ın önemsediği evlilik kurumu temelinden sarsılmaktadır. Süleyman’ın Meselleri kitabında zinaya karşı sürekli uyarılar verildiği görülmektedir. Böyle bir ilişki yalnız günah değil, aynı zamanda bir aptallıktır da.[5]

Hıristiyanlık tarihsel gelişimi içinde zaman zaman çok olumsuz olarak tanınmıştır. Halen ismen Hıristiyan’ların yaşam tarzlarındaki olumsuzluklar Hıristiyanlığa mal edilip durulmaktadır. Oysa bütün bu olumsuzlukların İncil’in özünden değil insanın yaşam bozukluklarından kaynaklandığı çok açıktır. Ama bunu anlamak için Mesih İsa’nın müjdesi yani İncil’in özünün anlaşılması hem de iyi anlaşılması gerekmektedir. Bugün dünya üzerinde birçok ahlakçı yetişmiştir. Ya da birçok peygamber, düşünür, devlet adamı ahlak simgesi olarak gösterilip durmaktadır. Oysa Allah kendi ahlak prensiplerini insanlara kendisi ulaştırmış, Rab Mesih İsa’da bayraklaştırmıştır. Başkaları yüksek ahlak düzeyine uyan ya da ona yakın şeyler söylemişlerse de Allah’tan gelen kaynakça esas ahlakın temelidir. Allah’ın Rab Mesih İsa’da dünyaya sunduğu kurtuluş aynı yalnızca ruhların kurtuluşu değil, sosyal yaşamın da devrimi demektir. İşte bu denli görkemli kurtuluşu dünyaya getiren Allah Sözü Mesih İsa, Allah’ın istediği ahlakın insana açıklanışında da en mükemmelini sunmuştur. Örneğin: Mesih İsa’nın müjdesinde “…yanağına tokat atana öbür yanağını çevir” emri vardır.[6] Aynı sözü asırlar sonra Mevlana kendisi kullanmıştır. Ama ne yazıktır ki, bu sözün esas kaynağı olan İncil okunmadığı için sanki Mevlana’nın öğretisiymiş gibi bellenmiştir.

Birçok konuda olduğu gibi zina konusunda da Rab İsa’nın öğretişi en üst düzeyi oluşturur. O yalnız zinadan kaçmayı değil, zinayı oluşturabilecek unsurları da ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır.

 

“Zina etmeyeceksin dendiğini duydunuz. Ama size derim ki, bir kadına istek duyarak bakan herkes o anda yüreğinde onunla zina etmiş olur.”

                                                                        Mat. 5:2728

 

Rab İsa’ya göre zina davranışlardan önce düşüncede başlayan bir olaydır. Bu nedenle herkes davranışlarını olduğu gibi hareketlerini de temiz ve saf tutmak zorundadır. Bu gerçekten yüksek bir standarttır. İnsanlara bazı kurallar getirmek insanları yapmamaları gereken şeylerden korumak demek değildir. Esas olan insanların düşünce yapılarını değiştirmeniz demektir.

Kutsal Kitap ne zaman cinselliğin saflığından ve temizliğinden bahsediyorsa o noktada evlilik var demektir. Bunun dışındaki bütün cinsel ilişkiler Allah’ın buyruklarına karşı gelir.

Rab İsa zinanın hareketle başladığını düşünmemektedir. Zina hareketin düşüncede başlayan bir durumdur. Kişinin düşüncesi her şeyi belirlemektedir. Atalarımız bu nedenle “Dervişin fikri ne ise zikri de odur” şeklinde bir söylemde bulunmaktadırlar. Yalnız hareketlerin temizliği, güzelliği değil, aynı zamanda düşüncenin de güzelliği ve temizliği önemlidir. Düşünceden başlayan ve hareketlere yansıyan ahlak esas ahlaktır. Bu açıdan Allah Oğlu Mesih İsa’nın ahlak öğretisi en yüksek ahlak öğretisidir.

Kutsal Kitap cinselliği evlilik sınırları içinde değerlendirmektedir. Her bir kişinin cinselliği kendi eşiyle sınırlandırılmıştır. Zaten cinselliğin amacı eşlerin birbirlerinden karşılıklı zevk alıp vermesi, birbirlerine olan sevgiyi derinden algılamaları için bir araç olması ve tabi ki doğal olarak aile olmaları yani çocuklarının olmasıdır. Neslin devam etmesidir. Allah’ın amacı dışındaki cinselliğin ne kadar yıkıcı olduğunu görmek için çok büyük alim ya da gözlemci olmaya gerek yoktur. Yalnızca toplumsal olayları incelemek evlilik dışı ilişkilerin ilk başta iyi gibi görünse de ne denli yıkıcı olduğunu görmeye yetip de artmaktadır.

 

b) Cinsellik oldukça büyük bir güçtür

Büyük bir güç her zaman kontrol edilmelidir. Barajlarda biriken suyun baraj duvarı ve kanalları olmaksızın akıtıldığını düşünün. Buradaki suyun ne denli güçlü bir biçimde çevreye zarar vereceğini herhalde tahmin edebilirsiniz. Nükleer enerji de yine aynı şekildedir. Eğer iyi şekilde kullanılırsa insanlığa büyük faydaları vardır. Eğer iyi şekilde kullanılmazsa işte o zaman insanlığı bile yok edebilir.

Aslında cinselliğin de böyle olduğunu yakın çağımızda gördük. Evlilik içi cinselliğin ne denli sağlıklı olduğu tartışılmaz bir biçimde önümüzde durmaktadır. Evlilik dışı ilişkilerin sonuçları da gözlerimiz önündedir. Çağımızın vebası AİDS hastalığı en güzel örnektir. Cinselliğin ne denli etkin olduğu belirgindir. Bu belirginlik cinselliğin gücünü göstermektedir. Bu güç kontrol altına alınmazsa yok edici bir güce dönüşecektir.

Evlilik dışı ilişkilerin sonucu olan bebeklerin oluşturduğu toplumsal sorunları da burada dile getirmek gerekmektedir. Bu bebekler oldukça sağlıksız ortamlarda büyümekte ve ruhsal anlamda sağlıksız bir neslin temsilcileri olmaktadırlar. Bu herkes için aynı olmasa da genelde böyledir. Ya çocuk düşürmeler, çocuk aldırmaların getirdiklerine ne dersiniz?

 

 

 

 

 

 

3. EVLİLİKTE CİNSEL SEVGİNİN ÖZELLİKLERİ

 

a)     Çok özeldir

Kutsal Kitap evlilik ilişkisi arasına üçüncü kişinin girmesine engel olmaktadır. Evlilik yaşam boyu iki kişiye özel bir olaydır.[7] Sevişme ve aşk yalnız evlilik içindeki iki kişiye hastır. Bu sözü bir çok kere tekrar etmemizin sebebi vardır. Allah ile kilisesi arasındaki ilişki özel bir ilişkidir. Çok özel bu ilişki bir antlaşmaya dayanmaktadır. Bu nedenle Allah Kutsal Kitap’ta bu ilişkiyi kadın erkek ilişkisi için örnek göstermiştir.[8] İşte bu iki kişiden birisinin bir üçüncü kişi ile ilişkiye girmesi doğrudan zinayı gündeme getirir.

 

b) Evlilik temelde derin bir güvene dayanır

Cinsellik yalnızca fiziksel bir hareket değil, derin bir duygu yumağıdır. Kişinin kendisini güven içinde, sevgi içinde bir başkasına sunmasıdır. Karşılıklı iç içe geçiş söz konusudur. Bunun ruhsal derinliği fiziksel derinlikten de ötedir. Bu nedenle çiftlerden birinin ihaneti inanılmaz acıları da beraberinde getirir.

 

c)     Soyun sürdürülmesi içindir

Cinsellik aynı zamanda çoğalmak içindir. Cinselliğin en önemli yönlerinden biri budur. Allah benzeyişinde bir başka insanın oluşumunda araç olmak basit bir olay değil, büyük bir sorumluluktur.[9] Allah her şeyden önce kadın ve erkeğe bu şekilde emretmiştir:

 

“Semereli olun ve çoğalın.”

                         Tek. 1:28  

 

d)     Zevktir

Bazı Hıristiyanlar cinselliği yalnızca çoğalma için bir araç olarak değerlendirmektedirler. Eğer bu yalnız olarak ele alınacaksa oldukça yanlıştır. Kutsal Kitap hiçbir zaman bunu öğretmemektedir. Eğer Kutsal Kitab’ın Süleyman’ın Meselleri bölümüne bakarsak cinselliğin çoğalmadan da öte evli iki kişinin derin ilişkisi için olduğunu da görebiliriz. Bu iki kişinin birbirlerinden zevk alabilmeleri öne sürülmektedir. Evlilik içi ilişkide utanç olmaksızın paklık içinde ve derin sevginin getirdiği adanmışlık ve bağlılıkta uygulanan cinselliğin hazzı tartışılmaz.

Bazıları cinselliği yalnızca erkekler için haz veren bir olay olarak görmektedir. Oysa cinselliği amacı karşılıklı zevk alıp vermektir. Gerçek sevgide karı kocaya sağladığı cinsellik içinde kişinin hakları ön plana çıkmaz. Karşılıklı güvene dayalı, sevginin ifadesi adanmışlık vardır. Cinsellik bağlılığı adeta ruhsal adanmışlığın fiziksel ifadesidir. Hollywood filmleri gibi iki dakikada ortaya çıkan sevgilerin yine aynı çabukluk ve kıvraklık içinde cinselliğe dökülmesi değildir. Gerçek sevgide gerçek tatmin edici ve Allah önünde doğru karı koca cinselliği zaman gerektiren sevgi ilişkisinin sonucudur.

Birbirini yakından tanıyan karı koca eğer doğru anlamda cinselliği algılayıp uygularlarsa, aralarındaki ilişkinin tadı çok daha derin ve anlamlı olacaktır.

 

4. BİZİM SORUMLULUĞUMUZ CİNSELLİK KONUSUNDA DOĞRUYA ÖĞRETMEKTİR

 

Dünyamız birçok konuda olduğu gibi cinsellik konusunda da yeterince yanlış bilgi ile dolup taşmaktadır. Kendimizi, eşimizi ve çocuklarımızı bütün bu yanlışlardan korumak hiçte kolay değildir. Ancak korumak aynı zamanda boynumuzun borcudur. Peki, acaba kendimizi ve çevremizi bu yanlış bilgilerden nasıl koruyabiliriz?

 

a) Her Mesih İsa’ya iman eden Hıristiyan’ın Kutsal Kitab’ın cinselliğe bakışını doğru olarak algılaması gerekmektedir.

 

b) Cinsel doğruları kiliselerimizde öğretmekten korkmamamız gerekmektedir. Elçi Pavlus’un Korintoslular’a yazdığı mektubu birçok cinsel konuyu içerdiği halde topluluk önünde okunması için yazılmıştır. Bu mektupta bu konular anlatılırken utanma söz konusu değildir. Çünkü konular kilisenin iman yaşamını doğru dürüst yaşayabilmesi için oldukça önem taşıyan konulardır.[10]

 

c) Aileler kendi çocuklarına Kutsal Kitab’ın cinsellik konusundaki doğrularını öğretmekle sorumludurlar. Ne yazık ki, bu konudan utandığı için birçok aile çekimser davranmaktadır. Çekimserliğe en büyük etken utanma duygusudur. Çocuklar eğer doğru bilgileri kendi ailelerinden öğrenmezlerse doğrudan doğruya dünyadan öğreneceklerdir. Cinsel konulardaki yanlış öğretiş ise ilerde daha büyük utançları beraberinde getirebilir. Bu durumda hangisi daha iyidir. Çocuğa Kutsal Kitab’ın cinsellik öğretişini uygun zamanda ve uygun bir dille anlatmak mı yoksa çocuğun bu bilgileri yalan yanlış dünyadan öğrenmesi mi? Çocuklar aynı zamanda ailedeki sevgiyi de hissetmelidirler. Aslında doğru cinsellik bilgisinin en temelinde çocuğun anne ve babasında birbirlerine karşı gösterdikleri sevgi ve saygı yatmaktadır. Bu tarz sevgi ortamında büyüyen çocuklara bir de uygun zamanlarda Allah’ın istediği cinsellik öğretilirse geleceğin ahlaklı nesli için en güzel temeller atılmış olur.

 

 

CİNSEL SAPKINLIKLAR

 

İnsanoğlu çoğu zaman dünya içinde kendi dünyasını oluşturmakta ve bu dünya içinde oluşturduğu doğrularla yaşamını sürdürmektedir. Oysa evren ve dünya Allah’ındır ve Allah kendi planının uygulayıcısı ve sahibidir. Bu plan içinde insanı yaratmış, bu plan içinde insana vermek istediklerini vermiştir. İnsan için karar verdiği cinsel yaşamı iki karşı cinsin yani kadın ve erkeğin evlenerek, evlilik kurumu içinde ve yaşam boyu aynı eşe sadık kalarak sürdürmelerini istemiştir. Bu biraz önce yukarıda bahsettiğimiz cinsel gücün kanalize edilmesi, sağlıklı bir biçimde eşleri birbirine bağlayan bir aracı olması, eşlerin karşılıklı zevk alması ve soylarını sürdürebilmeleri içindir. Evliliğin dışındaki her tür cinsel ilişkiler Allah’ın isteminin dışında olan ilişkilerdir. Şimdi Kutsal Kitab’ın bu tarz ilişkilere bakış açısına bakalım ve her şeyi görmemezlikten gelen, her şeyi değerlendiren dünyasal bakış açısından kendimizi ayıralım.

 

1. HOMOSEKSÜELLİK VE LEZBİYENLİK  

 

Bu konu oldukça güncel bir konudur. Dünyanın birçok yerinde eşcinsellerin hakları gibi konular gündeme gelmektedir. Hatta bu ilişkiler o kadar çok yaygınlaşmıştır ki, bazı ülkelerde artık bu ilişkiler günlük yaşamın bir parçası olarak görülür olmuştur. Daha da ileri gidilerek “eşcinsel Hıristiyanlar” gibi bir takım Kutsal Kitap öğretişlerinden uzak ama kendilerini Hıristiyan olarak değerlendiren gruplar oluşmuştur. Bu tarz gruplar gibi düşünen ve kendilerini Hıristiyan olarak değerlendiren kişilerin savları eşcinsel ilişkinin Hıristiyan olmayı engellemediği şeklindedir. İncil’in homoseksüel ilişkileri kabul etmemesi konusunu ise o dönemin çoklu ilişkileri için söylenmiş bir konu olarak değerlendirmektedirler. Oysa Allah öğretisinin netliği karşılığında bu tarz yorumlar oldukça sığ ve aslından uzak yorumlardır.

Kutsal Kitap bu tarz ilişkileri kabul etmemektedir. Bu konudaki öğretiler kültürlerin çok ötesine geçer. Kutsal Kitab’ın hiçbir yerinde eşcinsel bir evlilikten bahsedilmemektedir. Evlilik daima karıyla koca arasında bir beden olma hali olarak değerlendirilmiştir:

 

“Bunun için insan anasını ve babasını bırakacak ve karısına yapışacaktır, ve bir beden olacaklardır.”

             Tek. 2:24

 

Kutsal Kitap’ta eşcinsel ilişkileri hedef alan ve bu ilişkileri kabul etmeyen birçok ayete rastlamak mümkündür. Şimdi bu ayetlerden birkaçını birlikte görelim:

 

Tekvin 19:113: Bu ayetlerde anlatılan öykü bu konuda oldukça etkin örneklerden biridir. Benzer bir öyküyü Hakimler’in 19.bölümünde de bulmak mümkündür. Bu öyküde Lut’un iki ziyaretçisine toplu tecavüz yapmak isteyen eşcinsellerin durumları gözler önüne serilmektedir. Allah’ın bu şekilde yaşayan ve yaşamakta da ısrar eden bu topluma kızgınlığını Kutsal Kitab’ı okumayanlar bile bilmektedirler:

“O iki melek de akşamlayın Sodom’a vardılar; ve Lut Sodom’un kapısında oturuyordu; ve Lut görüp onları karşılamak için kalktı; ve yere kapandı; ve dedi: İşte, efendilerim, şimdi kulunuzun evine inin, ve geceyi geçirin, ve ayaklarınızı yıkayın, ve erken kalkıp yolunuza gidersiniz. Ve dediler: Hayır, fakat biz geceyi meydanda geçireceğiz, Ve onları çok zorladı; ve onun yanına indiler, ve evine girdiler; ve onlara ziyafet yaptı, ve mayasız ekmek pişirdi, ve yediler. Fakat onlar yatmazdan önce, şehrin adamları, Sodom adamları, her mahalleden gençten ihtiyara kadar bütün halk, evi sardılar; ve Lut’u çağırıp ona dediler: Bu gece senin yanına giren o adamlar nerede: onları bize çıkar, ve onları bilelim. Ve Lut onlara kapıya çıktı, ve arkasından kapıyı kapadı. Ve dedi: Ey kardeşlerim, rica ederim, kötülük etmeyin. İşte, benim ere varmamış iki kızım var; rica ederim, onları size çıkarayım, ve onlara gözünüzde iyi olana göre yapın; ancak bu adamlara bir şey yapmayın; mademki damımın gölgesine geldiler. Ve dediler: Geri çekil! Ve dediler: Bu adam garip olarak geldi, ve kendisini hakim sayıyor; şimdi sana onlardan ziyade kötülük ederiz. Ve adamı, Lut’u çok zorladılar ve kapıyı kırmak için yaklaştılar. Fakat adamlar ellerini uzatıp Lut’u yanlarına, evin içine getirdiler, ve kapıyı kapadılar. Ve evin kapısında olan adamları, küçükten büyüğe kadar körlükle vurdular, şöyle ki, kapıyı bulmak için yoruldular. Ve adamlar Lut’a dediler: Senin burada daha kimin var? damatlarını ve oğullarını ve kızlarını ve şehirde sana ait olanların hepsini bu yerden çıkar; çünkü biz bu yeri harap edeceğiz; çünkü RABBİN önünde onların feryadı büyümüştür; ve RAB onu harap etmek için bizi gönderdi.”    

Tek. 19:113

 

Burada eşcinsel ilişkinin ne denli büyük bir günah olarak görüldüğü açıktır. Burada geçen “bilmek” kelimesinin İbranice’sinde anlam doğrudan cinsel ilişki anlamındadır. Lut halkının neyi istediğini çok iyi biliyordu. Bu nedenle kendisi için en değerli olan şeyi kızlarını bile vermeyi önerdi. Çünkü bu iki konuğun Allah tarafından gönderilmiş kişiler olduğunu biliyordu. Bu nedenle varını yoğunu Allah için feda etmeye hazır olduğunu da gösteriyordu. Ama halkın o kadar gözü dönmüştü ki, değil bu sunuyu kabul etmek, kapıları zorlayarak içeriye girmeye çalışıyorlardı. Eğer yalnızca Lut’un ziyaretçilerini görmeye gelselerdi gece geç vakitte gelmelerine, kapıları zorlamalarına gerek olmayacaktı. Ama amaçlarının çok farklı olduğu zaten bu metinde oldukça açık görülmektedir.

Bu bölümü okuduğumuzda toplumsal ahlakın ne seviyelere düştüğünü, emin bir biçimde konuk ağırlamanın bile ne kadar zor olduğunu görmek mümkündür. İncil’in Yahuda bölümünde Sodom ve Gomorra’nın ne hale düştüğü söylenmektedir:

 

“Bunun gibi, zina eden, doğal ilişki dışında sapıklık yapan Sodom ile Gomorro ve çevrelerindeki kentlerde, örnek olsun diye, sonsuz ateşle cezalandırıldılar.”

Yah. 7

 

Bu ayette Sodom ve Gomorra’nın neden yok edildiği belirgindir.

 

Levililer 18:22 ve 20:13: Bu ayetlerde İsrail oğullarının Mısır’dan öğrendikleri cinsel uygulamalarını bırakmalarını ve Kenanlılarla hiçbir cinsel ilişki içine girmemelerini öğretmektedir:

 

“Kadınla yatar gibi erkekle yatmıyacaksın; menfur şeydir.”

“Ve bir adam kadınla yatar gibi erkekle yatarsa, ikisi menfur şey yapmışlardır.”

 

Allah’ın gözü önünde aynı cinsten kişilerin ilişki kurması tamamen iğrençtir. Bu tarz ilişkiler bütün halk üzerine suç yüklemektedir.

 

Romalılar 1:2627: Bu bölümde elçi Pavlus ahlaksal seçimini yanlış yapan halkın sonuçta ne duruma düştüğünü göstermektedir. Böyle yanlış bir seçim kişileri ve toplumları Allah’tan ve O’nun sözlerinden uzaklaştırmaktadır. Buradaki anlatım homoseksüel ve lezbiyen ilişkilerin doğal olmadığını, sapık ilişkiler olduğunu belirtmektedir. Şimdi bu bölümü birlikte okuyalım:

 

“Bunun için Allah onları utanç verici isteklere teslim etti. Kadınları, doğal ilişkiyi doğala ters düşen ilişkiye dönüştürdüler. Bunun gibi, erkekleri de kadınla doğal ilişkiyi bırakıp tutkuyla birbirleri için yanıp tutuştular. Erkekler erkeklerle utanmazlık ettiler ve sapıklıklarına yaraşan karşılığı kendi varlıklarında buldular. Allah’ı bilme aşamasına gelmeyi onaylamadıklarından, Allah onları uygunsuz işler yapmaları için onaylanmayan düşünceye teslim etti.”

 

1.Korintoslular 6:910: Elçi Pavlus göklerin Egemenliğini göremeyecek olanların listesini vermektedir. Bu listede homoseksüeller de geçmektedir:

 

“Hakka aldırmazların Allah hükümranlığını miras almayacaklarını bilmez misiniz? Kandırılmayın. Fuhuş yapanlar, yalancı tanrılara tapanlar, zina edenler, oğlanlar, oğlancılar, hırsızlar, açgözlüler, sarhoşlar, sövücüler, kapkaççılar Allah hükümranlığını miras almayacaklar.”

 

Burada özellikle Korintoslu imanlılara hitap vardır. Çünkü o dönemin Roma kentlerinin ahlakı oldukça düşüktü ve kiliseyi oluşturan imanlıların geçmişinde yukarıda yazılı listedeki günahlar vardı. Ama Mesih İsa’ya iman ettiklerinde artık her biri yeni insan olmuştu. Eski şeyler geçmiş yeni olmuşlardı. Burada bulunan bazıları Mesih İsa’ya güvenmiş ve artık bağışlanarak yeni insan olmuşlardı. Ama her zaman Mesih İsa’da olanları Şeytan’ın taktiklerine karşı ayık ve uyanık tutabilmek için uyarmak gerekmektedir. İşte elçi Pavlus bu sözlerle bu uyarıyı yerine getirmektedir. Eğer herhangi biri bu listede yazılan günahları devamlı  işlerse göklerdeki egemenlikte yer alamayacaktır. Elçi Pavlus’un sözlerinde oldukça büyük bir uyarı ve ciddiyet görülmektedir.

Rab Mesih İsa’ya yürekten inanmış bir imanlı bir homoseksüele nasıl davranmalıdır?

Birinci: Allah bu kişinin yaptığı davranışı onaylamamaktadır. Kutsal Yazılar’da homoseksüel davranış kınanmakta kabul edilmemektedir. Bu Allah’a göre günahtır. Kesin bir şekilde günahtır. Allah günahtan nefret eder. Ama diğer taraftan şunu da bilmekte fayda vardır. Allah’ın günahtan nefret etmesi, günahkardan nefret etmesi anlamında değildir. Allah günahkarları kurtarmak için oğlu Mesih İsa’yı dünyaya göndermiştir. Doğal olarak günahkarları kurtarmak istemektedir. Yani, günahkarı sevmektedir. Yolundan dönmesi için ona yol göstermektedir.

İkinci: Homoseksüelliğe bakarken farklı homoseksüellikler olduğuna dikkat etmemiz gerekir. Homoseksüelliği yaşam tarzı olarak benimseyip, bulundukları durumdan hiç rahatsız olmayan ve gerçekten bu durumlarıyla başkalarına da bunun doğru olduğunu anlatan, başkalarını da bu doğal cinselliğin dışına çekenler farklı bir guruptadırlar. Bir takım aile sorunları, kötü anne baba ilişkileri, sevgisizlik, kötü bir çocukluk dönemi gibi bir takım elde olmayan nedenlerden ötürü, bir rahatsızlık şeklinde homoseksüelliğe düşmüş onlar ise farklı değerlendirilmelidir.

Birinci grup bilerek, isteyerek Allah’ın verdiği cinselliği reddederek homoseksüelliği seçmişler. Üstüne üstlük bu kişiler bu durumdan ötürü hiçte üzüntü duymamaktadırlar. Bu kişiler için yargıyı Allah verecektir. Onların bu durumlarına ancak büyük bir üzüntü ile bakabiliriz. Ama dediğimiz gibi yargılamak, onlara hakaretlerde bulunmak, onları aşağılamak gibi hakiki bir Hıristiyan’a yakışık almayan tavırlar takınmak çok büyük yanlıştır. Çünkü Allah’ımız günahtan nefret eden ama günahkarı seven bir Allah’tır. Biz de, bu kişiler gerçekten dinlemek istiyorlarsa buna göre Allah’ın kurtuluş müjdesini bu kişilerle paylaşmalıyız.

İkinci grup için ise yapacağımız bazı şeyler olabilir. Çünkü bu grup kendi istemleri dışında böyle bir cinsel tercihe itilmişlerdir. Durumlarından hiçte memnun değillerdir. Aksine adeta akıllarını ve ruhlarını bağlayan bir durum vardır. Kaçmak ister ama kaçamazlar. Tam iyileşmeye yüz tutmakta ama yeniden düşmektedirler. Yardım istemekte her zaman bu kişiler için kolay olmamaktadır. Çünkü bu kişilerin birçoğu bu ilişkilerini zaten saklamaktadırlar. Bu kişileri her şeyden önce iyi bir dostluk ilişkisine ihtiyacı vardır. Eğer böyle bir durumda olduğundan eminseniz, onun size açılmasını sağlamanız en büyük yardım olacaktır. Ondan sonra onu gerçekten anlayabilecek bir önder ya da birkaç önder ya da olgun kişi ile birlikte sevgi ile kuşatmak gerekmektedir. İmanlı bir psikolog bu konuda yardımcı olabilir. Sevgi, kibarca yaklaşımlar, imanla, dua ile ona yardımcı olmak bu kişinin gerçekten tam olarak iyileşmesine en büyük etken olacaktır. Bazı durumlarda hormonlarla ilgili sorunlar da olabilir. Bu durumlarda da bir hekim aracılığı ile yardımcı olunabilir.

Allah Sözü’nün homoseksüelliğe karşı olduğunu bilen, Rab Mesih İsa’yı kurtarıcısı ve Rab’bi olarak seçerek ve güvenerek bu davranışlarından vazgeçen homoseksüel yaşam sürmüş kişilere karşı tavrımız da çok önemlidir. Bu kişilere davranışımız, bütün diğer kardeşlerimize olan davranışımızla aynı olmalıdır. Özellikle geçmişlerine bakarak onları değerlendirmek bu kez bizim günaha düşmemize neden olabilir.

Zaten Allah’ın özellikle bir kadınla bir erkeğin evlenmesi üzerinde durması ve bu evliliğin ömür boyu sürmesi fikrini savunması ve cinselliğe ancak bu sınırlar içinde izin vermesi; O’nun diğer cinsel ilişkiler konusunda ne düşündüğüne de açıklık getirmektedir.   

Bütün bunları ele alırken gözden kaçırılmaması gereken noktalar vardır:

 

a) Homoseksüellik en büyük günah ya da bağışlanamaz bir günah değildir. Tabii ki her günah çok ciddi bir sorundur. Kutsal Kitab’ın yapma dediği ve günah olarak ilan ettiği her şey günahtır. Yalan bir günahtır, dedikodu da bir günahtır. Bu ve benzeri bütün günahlar hepsi de günahtır. Evlilik dışı bir erkeğin ya da bir kadının başka bir kişiyle heteroseksüel (yani iki karşıt cinsin ilişkisi) ilişkiye girmesi de aynı şekilde bir günahtır.

b) Yalnızca cinsel günahların değil, her çeşit Kutsal Kitab’a aykırı olan şeyin günah olduğunu akıldan çıkarmamak gerekir. Örnek vermek gerekirse bir başkasının günahlarını yargılamak bile bizim için bir günahtır. Allah kutsaldır. Bu nedenle O’nun çocukları olan bizler Allah’ın kutsallığını yansıtan kişiler olmamız gerekmektedir. Bu bizim gücümüzle olan bir şey değildir. Bu tamamen Allah’ın Ruh’unun bizde işlemesinin sonucu gelişen bir durumdur. Bu nedenle sürekli Allah’a bakmak bu günahların işlenmesinin en büyük engelidir.

c) Allah’ın yolunu izlemek isteyen ve Rab Mesih İsa hakkında öğrenmek isteyen ya da Mesih İsa’ya yeni iman etmiş bir homoseksüele önyargıyla yaklaşmak, O’nu günahkar olarak ilan etmek, küçük görmek çok büyük yanlıştır. Kendimize ve çevremizdeki her kişiye öğretmekle sorumlu olduğumuz gibi bu kişilere de Allah standardını öğretmek büyük sorumluluğumuzdur. Homoseksüel kişinin yapacağı, tövbe etmesi, bağışlanmış olduğunu kabullenmesi ve iyileşmeyi istemesidir. Aynı zamanda kilise içinde gördükleri Allah krallığındaki kardeşliğin getirdiği ilgi ve sevgi çok ama çok önemlidir. Bu iyileşme süresini çabuklaştırdığı gibi kiliseye de büyük bir teşvik verir.[11]

 

2. TRAVESTİLİK

 

Travestilik bir erkeğin cinsel sapma nedeni ile kadın giysileri ile, bir kadın gibi davranarak dolaşmasıdır. Böylelikle cinsel anlamda bir heyecan ve doyum aramaktadır. Bu davranışın arkasında birçok psikolojik neden aranabilir. Bu kişinin psikolojisinde oldukça karmaşık bir yapılanma söz konusudur. Allah insanı kadın ve erkek olarak yaratmıştır. Bu iki cins, yaradılışın başında belirgin olarak ayrılmıştır. Cinsellik konusunda Allah’ın görüşü ancak heteroseksüel ilişkiye izin vermektedir. Bu ilişki de ancak evlilik kurumu içinde ve tek bir eşle gerçekleştirilebilecek bir ilişkidir. Oysa eşcinsellik konusunda olduğu gibi travestilikte de Allah’ın kişiye verdiği cinsiyeti kabullenememe söz konusudur.

Şu ya da bu nedenle olsun, isterse bir takım psikolojik rahatsızlıktan kaynaklansın bu tarz davranışlar Kutsal Kitab’ın dışında olan ve Allah’ın hoşlanmadığı davranışlardır. Bu nedenle Eski Antlaşma’da bu konu da ele alınmıştır. Eşcinselliğin reddedildiği gibi travestilik de reddedilmiştir. Yalnız burada da iyi anlaşılması gereken bir konu vardır. Allah eşcinselleri, travestileri reddetmemektedir. Allah’ın reddettikleri Allah’ın standartlarına aykırı davranışlardır:

 

“Kadının üzerinde erkek esvabı olmayacak, ve erkek kadın esvabı giymeyecek; çünkü bu şeyleri yapan herkes Allah’ın Rab’bin mekruhudur

                                     Tes. 22:5

 

Giyim ve kuşamımızla da Allah’a onur getirmeliyiz. Bu nedenle eğer Allah’a onur getirecek şekilde yaşıyorsak, Allah’a onur getirecek, başkalarının gözünde Allah tanıklığımıza gölge düşürmeyecek şekilde davranmalı ve giyinmeliyiz. Bu ayette de cinsler arasındaki farkın belirgin olarak kalması cinsel sapmaların engellenmesi açısından Allah görüşünü iyi bir biçimde yansıtmaktadır. Bizler Allah çocukları olarak bulunduğumuz çağın erkek ya da kadın giysileri olarak adlandırılabilecek giysilerini giymeliyiz. Günümüzde bazı mağazalarda satılan unisex dediğimiz giysiler vardır. Yani hem erkeğin hem kadının giydiği giysiler vardır. Bunları bu kapsamda algılamak yanlıştır. Çünkü üç aşağı beş yukarı olsun her çağda erkeğin erkeksi olarak giydikleri ve kadının kadınsı olarak giydikleri giyim tarzları bellidir. Bu nedenle giysinin unisex olup olmaması değil, erkeksi ya da kadınsı olup olmamasıdır. Çünkü giyimler aynı zamanda kişinin iç dünyasını da yansıtmalıdır.

Travesti bir kişinin Allah’ı öğrenmesi ve Mesih İsa’yı kurtarıcı ve Rab olarak kabul etmesi yine homoseksüeller gibi aynı yaklaşım gerektirmektedir. Bu kişiler her şeyden önce Allah’ın yarattığı insan kardeşimiz olarak değerlendirilmeli ve kendilerine önyargısız olarak yaklaşılmalıdır. İman ettikten sonra iyileşmeleri için gereken kilise önderlerinin ve cemaatinin yardım etmesi ve Allah’ın halkına katılmaları ve büyümeleri için bütün yollar açılmalıdır. Travesti olan kişinin iman ettikten sonra artık tövbeli bir kişi olarak yalnız yüreğini değil, bütün bu yanlış alışkanlıklarını da düzeltmesi gerekmektedir. Bu iyileşme için itaat eden, sabırla yeni yaşamı uygulamaya çalışan bir kişi olması en büyük önceliği olmalıdır.

Eşcinsellikte ve birçok cinsel sapmalarda olduğu gibi travestilikte de sorunlar çok derin olabilir. Bu durumda tıp ilminden yararlanmak çok önemlidir. Ama tıp ilminden yararlanırken gidilen doktorların Allah’ın kelamına saygı gösteren, en azından Kutsal Kitap öğretisine karşı durmayan doktorlar olması, kişinin bu ruhsal bozukluğundan daha çabuk kurtulmasına ve kilisedeki yerini almasını sağlayacaktır.

 

3. YAKIN AKRABA İLE CİNSEL İLİŞKİ

 

Bu tip ilişki dışardan çok görülmemekle birlikte aslında oldukça yaygın olan bir cinsel sapmadır. Bu ilişki aile fertleri arasında gerçekleştiği için toplumlar içinde oldukça gizli kalmaktadır. Ülkemizde de son zamanlarda bu konu üzerinde konuşulmaya başlanmıştır. Çünkü fazla ortalıkta izine rastlanmasa da aslında var olan bir ilişkidir. Bu ilişki içindeki fertlere zaman zaman çok büyük yük olur ve Allah’ın bakış açısında yeri olmayan ilişki çeşitlerinden biridir. Allah’ın yaratma amacından çok ama çok uzakta bir ilişki biçimidir. Bu ilişkide babanın kendi çocukları, kardeşin kardeşlerle, çok yakın akrabaların birbirleri ile olan ilişkisi söz konusudur. Allah’ın aile standardına tamamen karşı gelen ve Allah’ın aile için oluşturduğu yüksek yaşam ve ahlak standardını ortadan kaldırmaktadır.

Levililer 18:618’e baktığımızda cinsel ilişkide ilişki kurulamayacak kişilerin listesi verilmektedir. Özellikle ilk sıralamada yer alan kişilerin aile fertleri olması aile içi ilişkinin Allah tarafından yasaklanmış olan ilişki olduğunu görebiliriz:

 

“Sizden hiç biri kendi yakın akrabasından birine onun çıplaklığını açmak için yaklaşmayacaktır; ben RAB’İM.”

  Lev. 18:6

 

Eski dönemlerde yakın akraba ile cinsel ilişkinin ne kadar yaygın olduğunu o dönemlerdeki kanunlardan anlayabiliyoruz. Hammurabi ve Hitit yasalarında bu tip ilişkilerin yasaklandığını görüyoruz.[12]

Elçi Pavlus’un Korintos kilisesine yazdığı mektupta da bu tarz ilişkilere karşı Pavlus’un görüşlerini okuyabiliyoruz. Özellikle bu mektuptan, üvey annesi ile yaşayan bir kişiye elçi Pavlus’un ne kadar kızdığını görüyoruz:

 

“Aranızda zina olduğu açık açık duyuluyor. Hem de öylesine bir zina ki, uluslar arasında bile eşine rastlanmaz! Adam babasının karısıyla yaşıyor. Siz de yas tutacak yerde bununla böbürleniyorsunuz. Bu işi yapanın içinizden sökülüp atılması gerekmez miydi?”

1. Ko. 5:112

 

Elçi Pavlus’un bu ilişkiye bu kadar sert yaklaşmasının nedeni özellikle Eski Antlaşma öğretisindeki emirden kaynaklanmaktadır:

 

 

 

 

“Babanın karısının çıplaklığını açmayacaksın; o senin baban çıplaklığıdır açmayacaksın; çünkü onların  çıplaklığı seninkidir.”

Lev. 18:8  [13]

 

Yukarıda bahsettiğimiz gibi böyle ilişkiler gerçekten günümüzde de oldukça yaygındır. Hatta ülkemizde bile bu tip cinsel ilişki sinsi sinsi ilerlemektedir. Yakın akraba ile cinsel ilişki hem günah hem de kişinin ruhsal yaşamı üzerinde de oldukça büyük bir yük oluşturan bir ilişkidir. Bu ilişki içinde olan kişiler bazen istemeye istemeye olaya katılmış taraftır ve bu nedenle büyük bir ızdırap çekmekte, üstüne üstlük bunu da kimseye anlatamamaktadırlar. Bu kişiler daha sonra evlenseler bile bu tip ilişkinin getirdiği o ruhsal yükü, daha doğrusu cinselliğe yansıyan ruhsal bozukluğu üzerlerinde taşır dururlar. Evlilik yaşamlarında kendilerine sunulan sevgiyi kolayca algılayamaz ve evlilik ilişkisine güvenle yaklaşamazlar.[14] Özellikle ailenin büyük fertlerinin cinsel saldırısı altında kalan küçüklerin bu durumdan etkilenmesi daha kesindir.

 

4. HAYVANLARLA CİNSEL İLİŞKİ

 

İnsanların hayvanlarla cinsel ilişkiye girmesi de eskiden beri var olan bir durumdur. Özellikle bu ilişkiler antik dönemde oldukça yaygın ilişkilerdi. Kenanlıların Ugarit yazıtlarına baktığımızda Tanrıların hayvanlarla cinsel ilişkiye girdiklerinden bahsettiğini görürüz. Eski tarihsel Mısır kaynaklarında da yine bu tarz cinsel ilişkinin varlığını öğrenebiliriz. Hatta Ramses II’nin keçiTanrı Ptah’ın oğlu olduğu bile iddialar arasında yer almaktadır.[15] Hitit yasalarına baktığımız zaman insanların koyunlar, inekler ve domuzlar ile ilişki kurabilmelerine izin verildiğini görürüz. Ama bu izin at ve katırlar için verilmemiştir.[16] Bu tarz ilişkiler Kutsal Kitab’ımız tarafından kesinlikle yasaklanmıştır:

“Ve hiçbir hayvanla kendini murdar etmek için yatmayacaksın; ve bir kadın hayvanla yatmak için onun önünde durmayacak; rezalettir.”    

Lev. 18:23

 

Bu gibi ilişkiler Kutsal Kitab’ın birçok yerinde yasaklanmış olarak karşımıza çıkmaktadır. Hatta bu tarz ilişkilere karşı Allah’ın tepkisinin ne denli sert olduğunu şu ayete bakarak anlamak mümkündür:

 

“Hayvanla her yatan mutlaka öldürülecektir.”

Çık. 22:19 [17]

 

Genelde kent yaşamı içinde hayvanlarla ilişki konusu çok önemli bir konu olarak gözlemlenmeyebilir. Ama özellikle kırsal kesimlerde bu konunun önemi azımsanamayacak derecededir. Aile fertleri arasındaki cinsel ilişkinin gizli olarak sürüp gitmesi gibi, hayvanlarla ilişki de oldukça kapalı kapılar ardında kalan bir ilişkidir. Kentlerde ise çok az sayıda da olsa evcil hayvanları ile ilişkiye girenler vardır.

Bütün bunlar bir yana aslında Kutsal Kitab’ın Tekvin bölümünde 2:20 “…ve adam için kendisine uygun bir yardımcı bulunmadı...” ifadesinden anlaşılacağı gibi Allah’ın yaratma planı içinde böyle bir ilişkinin yeri bulunmamaktadır. Allah Adem için kadını yaratmıştır. Kadın ve erkek anne ve babasını bırakacak ve birbirlerine yapışacaklar bir beden olacaklardır. Burada hem tek eşlilik, hem de iki karşı cinsin birbirleri ile evlilikleri söz konusudur. Ne aynı cinsler arası, ne aile içi ilişkiler ne de hayvanlarla olabilecek ilişkiler Allah’ın yaradılış planında yer almamaktadır. Buna aykırı olan her davranışın hem fiziksel hem ruhsal anlamda olumsuz sonuçları olacaktır. Allah’ın yasası yarattığı insanı korumak amacıyla bu konuda bir takım düzenlemeleri yapmış bulunmaktadır.

 

 

 

PORNOGRAFİ

 

Her ne kadar Türkçe bir kelime olmasa da pornografi artık dilimizin içinde anlaşılır bir kelime olarak yerini almıştır. Bunun en büyük nedeni son günlerde oldukça yaygınlaşmasıdır. Bazen medyanın bundan şikayet ettiğini duyarız. Şikayet ettikleri halde pornografinin en çok yayılmasına neden olan araçlardan birinin de yine medya olduğunu görmek pekte şaşırtıcı değildir. Çünkü pornografi ile paranın yakın ilişkisi vardır. İnsanoğlunda yeme içme istemi gibi cinsellik istemi de oldukça baskın bir istemdir. Eğer kontrol altında ele alınırsa, bir nehrin kendi yatağı içinde akması gibi sakin sakin sürer gider. Ama eğer kontrol edilmezse işte o zaman her şey oldukça zordur. Bedenimizle ruhumuz iç içedir. Özellikle ruhumuzu sürekli ve düzenli Allah’ın sözüyle temiz düşüncelerle ve iyi arkadaşlıklarla beslersek, bedeni yönetmek daha kolay gelmektedir. Ama bunun tam tersi ise insana yıkım getirecektir. Eğer cinsellik Allah’ın öğretişi üzerine oturtulmamışsa işte bu konudaki iştah ve istem bizim için zorlu bir geleceği hazırlarken, para kazanma peşinde koşan bir takım insanları da harekete geçirmektedir. Kedinin önüne ciğer atar gibi kişilerin açık saçık resimlerini, öykülerini, fantezilerini dergiler, televizyonlar, İnternet kanalları, filmler gibi birçok görsel yayınlar aracılığı ile bu kişilere sunmaya başlarlar. İşte burada karşımıza Allah’ın yaşam öğretisi için bir başka büyük tuzak, bir başka problem çıkar.

Pornografi, yani insanın cinsel istemlerini kamçılayan, gözle, düşünceyle insanı öncelikle düşünsel anlamda zinaya, günaha teşvik eden yayınların hem kişilere hem de toplumlara getirdiği oldukça kötü sonuçlar vardır. Belki küçük bir an için sağladığı kişisel tatmin güzel gibi görünebilir ama sonuçlara baktığımızda görüşlerimizin değişeceği muhakkaktır:

 

a) Her şeyden önce insan cinselliğinin saygınlığını ayaklar altına sermektedir: Allah’ın yaratma planına baktığımızda insan cinselliğinin aslında karıkoca arasında çok özel bir sevgi açıklaması, haz, duyguların ifadesi olduğunu görüyoruz. Bu iki karşı cinsten kişinin verdikleri sözle ömür boyu birleşmesinde, bir beden olmasında derin anlam kazanıyor. Oysa pornografi sinsi bir yılan gibi sessizce sokuluyor ve bu iki kişinin arasına birçok kişilerin girmesine, düşüncelerin dağılmasına ve adeta her yerde, her zaman ve her kişiyle çiftleşmeye yatkın zihinlerin oluşmasına neden oluyor. Doğal olarak insanı insansal değerlerden daha aşağı değerlere doğru kaydırmaya başlıyor.

 

b) Yalnız insan cinselliğinin saygınlığı değil aynı zamanda insanın saygınlığı da ayaklar altına alınmış olmaktadır. Bugün özellikle ticari pazarda kadınların ön plana çıkarılmasının temelinde pornografi yatmaktadır. Kadının Allah’ın planında yeri çok büyük ve önemlidir. İnsan neslinin sürmesinde erkek kadar kadının rolü da vardır. Hatta bir anlamda sağlıklı toplumların oluşmasında kadının anne rolü daha da baskın çıkmaktadır. Oysa pornografi özellikle kadını insan düzeyinden bir meta düzeyine indirmeye zorlamakta ve yalnızca kadına bakışı cinsellikle sınırlamaktadır.

 

c) Pornografi cinsel fantezilerin gelişmesine neden olur. Karı ve koca arasında sevginin ifadesi, derin yakınlaşması olan cinsellik, pornografi ile fantezi denizine açılmaya başlar. O zaman kişi artık kendi eşiyle değil, düşüncesinde yaşattığı birçok kişilerle hem de farklı biçimlerde ilişkiye girmeye başlar. Oysa Kutsal Kitab’ın bu konudaki görüşü nettir. Rab Mesih İsa özellikle zinanın akılda başladığını  dile getirmekte ve buna bir önlem olması içinde bir kadına ya da erkeğe şehvetle göz ucuyla bile bakılmasının zinaya girdiğini açıkça belirtmektedir. Kısacası ben gerçek anlamda Hıristiyan’ım diyen bir kişi için ister plajda olsun, ister bir başka ortamda, isterse sinema izlesin, göz ucuyla bile şehvetli bir bakışa yer veremez. Çünkü İncil’in bu konudaki buyruğu oldukça nettir.[18] Ayrıca işin en kötü tarafı pornografinin bir kötü alışkanlık ve bağımlık haline gelmesi ve sürekli olarak insanı kendi içine çekip durmasıdır.[19] Bu noktada oldukça büyük bir mücadele gerekmektedir. Çünkü bir anlık zevk adeta bütün yaşamı etkilemektedir. Tatminsizlik duygusu derinleşir de derinleşir eşten zevk alma sınırları fantezilerle zorlanır. Doğal olan karı koca arasındaki sevgiye, ilişkiye ve ilişki sıcaklığına artık bir takım resimler, fanteziler hatta fetişler karışmıştır. Bütün bunlar da ne yazık ki Allah’ın yarattığı temiz cinselliği insan eliyle bozmaya neden olmaktadır.

 

d) Pornografi aynı zamanda cinsel sapkınlıkların temel direklerinden biri olduğu için sürekli cinsellikle meşgul olan zihinler yavaş yavaş kişiyi tatminsizliğe ve cinsel saldırganlığa bile yönlendirmektedir. Zaman zaman olay suç işlemeye hatta çok kötü suçlar işlemeye kadar uzanır. Günümüzde gazetelerimiz bunların örnekleri ile doludur. Birçok tacizcinin, tecavüzcünün sürekli olarak porno okuyucusu olduklarını görmek hiçte sürpriz değildir. Bu dergilerde yazılan fantezi öyküler beyinleri öyle kemirmektedir ki, adeta herkes bu tarz düşüncelere sahipmiş gibi düşünmeye başlarlar. Örneğin: toplu olarak uygulanan cinsellikler gibi Ya da küçük yaşta sapık cinselliğin esiri olmuş kişilerin filmlerinde verildiği gibi. İşte sonuçta bu tarz yayınları izleyen kişi farkında olmadan hastalanmaya başlamış kişidir. Ruhsal anlamda hayal alemine dalmaktadır. Bu hayallerin sonucu da çoğunlukla hüsran olmaktadır.[20] Bütün bunlar bir yana pornografi Allah tarafından verilmiş aile ilişkisinin arasını da açan büyük bir unsurdur. Kişiler aile içinde karı ve kocanın birbirine sadakati ve bağlılığı temeli üzerine yaşamlarını sürdürmektedirler. Karı ve koca karşılıklı sevgilerini birbirlerine vermekteler ve bu sevgi aileyi aile olarak tutmaktadır. Oysa pornografi doğrudan aile düzenine zihin düzeyinde saldırıda bulunmakta ve kişileri sürekli çok eşliliğe yönlendirmektedir. Bu da aileyi bölme yolunda ilk adımın atılmasını sağlamaktadır.

Bütün bu maddeler pornografinin bütün insanlık için ne gibi sorunlar oluşturduğunun yalnızca bir özetini oluşturmaktadır. Özellikle Hıristiyanlar için Allah’ın insana verdiği değeri, insana, aileye, aile için sevgiye verdiği değeri bilenler için pornografi tam olarak bir düşmandır. Şeytan’ın kullandığı bir saldırı aracıdır.

 

Pornografinin yol açacağı sorunların bazıları:

 

a) Kişi yasak cinselliklerin dışında tatmin olamayacağını düşünmeye başlamıştır.

b) Suçluluk duygusu arttıkça artar.

c) Artık şehvet düşünceleri kişinin kontrolü altında değildir.

d) Kadınları yalnızca şehvet aracı olarak düşünmektedirler. Bu tarz saplantı yapanlar yalnız erkekler değildir. Her ne kadar cinsel sapkınlıklarda öncelikteki çoğunluk erkeklerde ise kadınlar için de aynı şey geçerlidir.

e) Sürekli bu tarz cinsellikler saplantı oluşturmaktadırlar ve saplantılarda normal olmayan cinsel ilişki deneyimlerine teşvik ederler.

 

Bu liste Şeytan’ın pornografiyi nasıl kullandığını göstermeye yetmektedir. Bu nedenle elçi Pavlus Korintoslular’a yazdığı mektupta cinsel ahlaksızlıktan kaçmaları gerektiğini açıkça belirtmektedir.[21] Aynı zamanda Filipililer’i ise zihinlerini sürekli olarak temiz ve doğru düşüncelerle doldurmaları konusunda teşvik etmektedir.[22]

 

 

MASTÜRBASYON (Kendi kendini tatmin)

 

Mastürbasyon kişinin kendi cinsel organını cinsel tatmini için kendi başına kullanmasıdır. Yapılan istatistikler 15 yaşın üstünde erkeklerin yaklaşık %90’ı kadınların ise %60’ı yaşamları boyunca en az bir kez bile olsa mastürbasyon yaptıklarını göstermektedir.[23]

Bu konu üzerinde Kutsal Kitap’ta net bir açıklama görmüyoruz. Bu konuda ne bir övgü ne de bir yermeye rastlamıyoruz.[24] Mastürbasyon olayının Kutsal Kitap’ta yer almaması o günün şartlarında evlilik yaşının oldukça aşağılarda olmasından kaynaklanabilir. Çoğu insanlar daha küçük yaşta, tam cinselliklerini tanımaya başlamışken evlendiriliyorlardı. Doğal olarak cinsellik aile içinde yaşanmaya başladığı için cinsel birikimin akla getirdiği kendi kendine tatmin olayı fazla olarak öne çıkmamaktaydı. Oysa günümüzün getirdiği çağdaş yaşam biçimlerinde evlilik yaşı sürekli olarak yukarı doğru çıkmaktadır. Bu da doğal olarak kişilerin cinsel gereksinimlerini karşılama konusunda sorunlarla karşılaşmasına neden olmaktadır. Madem bu konu doğrudan Kutsal Kitap içinde ele alınmamıştır, o zaman ele alınmayan diğer konularda yaptığımız uygulamayı bu konu içinde yapmamız gerekmektedir. Mastürbasyonu Kutsal Kitap çerçevesi içinde değerlendirmemiz ve Allah yasalarına aykırı, günaha düşmeden sürmeye çalıştığımız yaşamımız içinde ele almamız gerekir.

 

1. DÜŞÜNCE YAŞAMINI TEMİZ TUTMAK

 

Genelde mastürbasyon fantezilerin, şehvet düşüncelerinin sonucunda gerçekleşmektedir. Oysa Kutsal Yazılar şehvetin günah olduğunu bildirmektedir:

 

“Onun güzelliğine yüreğinden arzu çekme; ve seni kirpikleriyle yakalamasın.”

            Sül. 6:25

 

Özellikle Rab’bimiz Mesih İsa’nın bu konudaki öğretisi konuya daha da netlik getirmektedir:

 

“Ama size derim ki, bir kadına istek duyarak bakan herkes o anda yüreğinde onunla zina etmiş olur.”

            Mat. 5:28

 

Mastürbasyonun gerçekleşmesinde şehvet duyguları ön planda olduğuna göre Kutsal Kitap öğretişi ile bu konuda bir zıtlık söz konusudur. Şehvet, kötü düşünceler Mesih İsa’da kurtuluşa ermiş bir kişinin aklından uzak tutması gereken şeylerdir. Düşüncelerimiz arabanın direksiyonu gibi bütün bedeni yönlendirir.

Roma’daki inanlılara teşvik sözü olarak bu konuları düşünmelerinin bile yanlış olacağı söylenmektedir:

 

“Güne yaraşır biçimde vaktimizi saygıdeğer tutumla geçirelim; içkili, gürültülü eğlence alemleriyle, sarhoşlukla, fuhuşla, soysuzlukla, kavgacılıkla, kıskançlıkla değil. Tam tersine, Rab İsa Mesih’i kuşanın ve bedenin gereksiz tutkularını karşılamayı bırakın.”

Rom. 13:1314

 

2. DİĞER BİR NOKTA İSE KENDİMİZİ BİZİ KÖLELEŞTİRECEK OLAN ŞEYLERDEN KORUMAMIZ

 

Korintos kilisesinden bazı kişiler “ben her şeyi yapmakta özgürüm” gibi bir yanlış öğretişe sahipti. Bizler için her şey faydalı değildir. Gün boyunca kola içemezsiniz, başka gıdalara da ihtiyacınız vardır. Aynı zamanda susadığınız için deniz suyunu da içemezsiniz, çünkü deniz suyu içilmez. Aynen bunun gibi bir şeyi istiyoruz, istek çekiyoruz diye her şeyi kendimize uygun görmemiz de mümkün değildir. Bu nedenle çok dikkat etmeliyiz. Yukarıda anlattığımız gibi özellikle pornografi, mastürbasyon gibi bizim cinselliğimize yöneltilen davranışlarda zevk unsuru, bedensellik ön planda oldukları için bizleri kolayca köleleştirebilirler. Rab Mesih İsa’da kurtulmuşluğu almış olan bizler, Allah’ın Kutsal Ruhu’nun mekanı olan bedenimizde Allah’tan başka hiçbir kimsenin ya da öğretişin ya da davranışın kölesi olamayız. Bu İncil tarafından bizim için yasaklanmıştır:

 

“Benim için her şey yasaldır, ama her şey uygun değildir. Kuşkusuz, her şey yasaldır; ama hiçbirinin buyruğu altına girmeyeceğim. Yemekler mide içindir, mide de yemekler için. Allah onu da, ötekini de ortadan kaldıracak. Beden de zina için değildir, Rab içindir. Rab da bedenin esenliği içindir. Rab’bi dirilten Allah, kendi gücüyle bizleri de diriltecektir. Bilmiyor musunuz ki, bedenleriniz Mesih’in parçalarıdır. Öyleyse, Mesih’in parçalarını alıp bir genel kadının parçaları mı yapayım? Hiçbir zaman! Yoksa bir genel kadınla bağlantı kuranın, onunla tek beden olduğunu bilmiyor musunuz? Çünkü Kutsal Söz’de şöyle yazılıdır: “İkisi bir tek beden olacak.” Rab’le bağlantı kuran da O’nunla tek ruh olmuştur. Zinadan kaçının. İnsanın işlediği başka her günah beden dışıdır. Ama zina eden öz bedenine karşı günah işler. Hem bedeninizin sizlerde bulunan Kutsal Ruh’un tapınağı olduğunu bilmiyor musunuz? Bu Ruh size Allah tarafından verilmiştir. Kendi kendinizin değilsiniz. Bir değer karşılığında satın alındınız. Öyleyse Allah’ı bedeninizde yüceltin.

1. Ko. 6:1220

 

Özellikle psikoloji ile ilgilenen birçok danışman ya da öğretmenin gelişim çağındaki öğrencileri dinlerken kolaylıkla duyabilecekleri bir gerçek bazı öğrencilerde bu deneyimin önü alınamaz bir hal almasıdır. Bu tabi her gelişim çağındaki genç erkek ya da kız için söz konusu değildir. Ama büyük bir kısım gençlerimizde gerçekten önemli bir sorundur.

Bir gün danışmanlık yaptığım üniversite öğrencilerinden biri sorunlarını anlatıyordu. Uzun süre konuştuğumuz halde esas sorunun etrafında dönüp durduğunu hissettim. O bunu bir türlü dile getiremiyordu. Esas sorununun eşcinsel ilişki olduğunu anlamıştım. Sorunun derinine inmeye çalıştım. Sevgisizlik, itilmek, annebabanın çocukla olan yanlış ilişkileri gibi birçok nedenle birlikte mastürbasyona takılıp kalması nedenlerin içinde yer alıyordu. Tek başına gerçekleştirmeye başladığı mastürbasyon sonunda onda yeteri kadar tatmin alamadığı duygusunu oluşturmuştu, bundan sonra da çeşitli yollarla kendini tatmine yeltenmişti. Bu sırada da eşcinsel ilişkiyle karşılaştı ve arkası çorap söküğü gibi gelmişti. İşte bu gördüğünüz yalnızca bir örnek. Daha buna benzer örnekleri çoğaltmak mümkün.

Lise çağlarımızda kendini her gün mastürbasyon yapmakla zorunlu zanneden arkadaşlarımız olmuştu. Bunlar birçok dergilerin de esiriydiler. Sonuçta evlilik yaşamlarına kadar etkiyen birçok sorunlarla cinsel bir yaşama sahip oldular. Genelde toplumumuzun Mesih’i tanımayan bir toplum olduğu düşünülürse bu tarz ilişki karmaşaları içinde yetişen neslin Allah’ın cinsel yaşam için isteminden ne kadar uzak olduğunu açıkça gösterir. Bunun sonuçları da topluma ağır bedeller ödetmektedir. Oysa İncil’e göre Mesih İsa’daki kişiler Mesih’te günaha karşı ölmüşler ve Mesih İsa aracılığı ile Allah’ta yaşama kavuşmuşlardır:

 

“Bundan böyle günah ölümlü bedeninizde egemenlik kurmasın; öyle ki, bedenin tutkularına uymayasınız. Ne de bedeninizin parçalarını kötülük araçları olarak günaha sunun! Bunun yerine, ölüler arasından yaşama kavuşmuş kişiler olarak kendinizi Allah’a sunun. Bedeninizin parçalarını da doğruluk araçları olarak Allah’a yararlı kılın. Çünkü günah sizlere egemen kesilmeyecektir. Çünkü ruhsal yasa altında değil, kayra altındasınız.  

Rom. 6:1214

 

3. CİNSELLİĞİ YALNIZCA EVLİLİK İLE SINIRLANDIRALIM

 

Evlilikteki cinselliğin amacı karı ve kocanın bir beden olmasıdır ve bundan zevk alınmasıdır, hem de onların çocuklarının olmasıdır. Bu birliğin ruhsal ve fiziksel olarak en büyük bağlayıcısı ise hiç kuşkusuz cinselliktir. Daha önce verdiğimiz gibi bu ayetler bu konunun en güzel açıklayıcılarıdır:

 

“Bunun için insan anasını ve babasını bırakacak, ve karısına yapışacaktır, ve bir beden olacaklardır.”

Tek. 2:24

 

“Şimdi gelelim bana yazdığınız sorunlara: Erkeğin kadınla ilişki kurmaması iyidir. Ama zinadan sakınmak için her erkeğin kendi karısı, her kadının da kendi kocası olsun. Erkek kadına erkeklik görevini yapmalı, kadın da erkeğe kadınlık görevini yapmalı. Kadın kendi bedenine egemen değildir, erkek o bedene egemendir. Tıpkı bunun gibi, erkek de kendi bedenine egemen değildir, kadın o bedene egemendir. Birbirinize gerekeni vermemezlik etmeyin. Kendinizi duaya adamak için anlaşmaya varıp bir süre ara verirseniz o başka. Ama sonra yeniden bir araya gelin ki, tutkunuzu denetleyememeniz yüzünden şeytan sizi denemesin.”

                         1. Ko. 7:15

 

Evlilik içinde eşlerin birbirlerini düşünerek mastürbasyon yapmalarının ahlaki açıdan bir yanlışı görülmemektedir. Bununla birlikte mastürbasyon tek kişinin katılımı ile gerçekleşmektedir. Oysa evlilik içi cinsellikte hedef karı ve kocanın bir beden olması, karşılıklı birbirlerinden zevk alıp vermeleri. Mastürbasyonda kişinin yalnızlığa ya da yalnız olarak kendini tatmin etmesine bir itiş vardır. Bu konuda oldukça uyanık olmak gerekmektedir.

Bütün bunların ışığında her türlü mastürbasyonu bir günah olarak kesip atmamız da doğru olmaz. Çünkü Kutsal Kitap’ta doğrudan bu konuya karşı bir duyarlılık ya da bu konunun günah olduğuna ilişkin bir ayete rastlanmamaktadır. Bununla birlikte diğer Kutsal Kitap öğretileri ile olaya bakıldığında mastürbasyon konusuna oldukça kısıtlı bir alan kaldığı dikkati çekmektedir. Cinsel anlamda uyarımların çok güçlü olduğu zamanlarda geceleri Allah’ın oluşturduğu bedensel rahatlama rüyaları söz konusudur. Bu kişiye hiçbir suçlama getirmeden, kişinin kendi kontrolü dışında gerçekleşen bir cinsel sibop gibidir. Ama her kişinin cinsel dürtüleri eşit seviyede değildir. Bazı kişilerin çok güçlü cinsel dürtüleri vardır. Bu nedenle gece rüyalar bile görse gün içinde aşırı yoğun cinsel uyarıların saldırısı altında kalabilir. Böyle durumlarda çok dar bir çerçevede mastürbasyona müracaat etmek bir kurtuluş gibi görülebilir.

Yine de yukarıda anlattığımız noktalara dikkat edilerek, kölesi olunmaksızın, zihni düşünceyi pornografi ile, şehvet tutkuları ile doldurmaksızın bir sibop olarak bu uygulamaya başvurulabilir. Böylelikle güçlü cinsel dürtüler bastırılmış ve rahatsız edilmekten uzaklaşılmış olunabilir. Hatta belki de kontrol dışına çıkıp kişinin günahkar olmasını engelleyebilecek bir yardımcı unsur da olabilir. Ama yine de bu her şeyde olduğu gibi kontrollü bir biçimde gerçekleştirilmelidir. Aksi takdirde yatağından dışarı taşmış nehir gibi yaşamımızı yıkıcı bir unsur haline gelmesi an meselesidir. Aslında en güzeli kişinin kendi zihinsel ve bedensel enerjisini daha olumlu aktivitelere, sanata, spora, müziğe ve buna benzer yapıcı ve sağlık verici olgulara yönlendirmesidir. Kişi o zaman cinsel saplantılardan, takıntılardan ve şehvet günahından daha kolaylıkla uzak kalabilecektir.

Ayık ve uyanık durmak, her durumda dua ile Allah’a yaklaşmak bir çok konu için çözüm olacaktır. Hiç kuşkusuz birçoğumuzun cinsel anlamda sorunları bulunmakta ve içimizde saklı olarak yıllar boyunca bizle birlikte yaşamaktadır. En iyisi bu sorunları ya da bazen tam olarak öğrenilmemiş konuları bir an önce bilir bir imanlı danışmana, bir bu konuda güvenebildiğiniz, aynı zamanda bilgisi olduğuna güvendiğiniz din adamına, kilise liderlerinize danışmanızdır. Bunlar Rab İsa’da yeni yaşamımızla birlikte açığa çıktıkça daha düzenli bir biçimde hayatımızın içinde olması gereken yerlerde olacaktır.

 

 

ŞEHVET

 

Şehvet insanların içine işlemiş bir biçimde varlığını sürdüren ve kişilerin kendi eşleri dışındakilere cinsel anlamda istek duyarak bakmaları, hayal dünyalarında onlara sahip olduklarını düşlemeleridir. Özellikle insanlar gözlerini kontrol etmekten birçok zaman aciz kalmaktadırlar. Bu konuda erkeklerin çok daha etkin olduğu kesindir. Bu öylesine insanın doğasıyla bütünleşmiş bir hissediştir ki, adeta doğal yaşamın bir parçası gibi karşımıza çıkar. Bu bakışlar, bakışların ardından düşünceler insanı eyleme doğru sürüklemektedir. İşte artık sinsi bir şekilde günah kendi işlevini tamamlamış olur. Rab’bimiz bu konuda bize oldukça keskin uyarılarda bulunmaktadır:

 

“Zina etmeyeceksin dendiğini duydunuz. Ama size derim ki, bir kadına istek duyarak bakan herkes o anda yüreğinde onunla zina etmiş olur.”

Mat. 5:2728

 

Rab Mesih İsa şehvetin özüne inerek şehvetin cinsel ilişki sırasında değil, bu ilişkiden çok önceden başladığını vurgulamıştır. Bütün her şey insanın aklında başlamakta ve düşüncenin derinleşmesi ile eyleme dönüşmektedir. İşte İncil’in burada vermek istediği yalnızca eylemi engellemek ya da eylemi hale yola koymak değil, Allah istemi dışındaki bütün eylemlerin özüne giderek o eylemleri kökünden çıkarıp atmak, sorunun kökünü halledebilmektir.

Bu konuda Kutsal Kitab’a baktığımızda bize çok güzel bir örnek sunulmaktadır. Kral Davut boş kaldığı bir anda evinin çatısında yıkanan kadına bakmaya başladı Bu küçük bakışların ardından çok büyük günahlar birbirini izlemiştir. Bu bakışta kadının ne yaptığı, nasıl davrandığı, ne kadar güzel olduğu hep kral Davut tarafından bir bir düşünceye nakşedilmiş ve sonunda zina etmesine, kadının kocasını öldürmeye kadar uzanan bir günah zincirinin oluşmasına neden olmuştur.[25]

Eğer kral Davut bu düşüncesini sınırlayabilseydi ve dikkatini oradan çekebilseydi bütün bu olanlar olmayacak ve Rab önünde günahın karanlık çukuruna düşmeyecekti. Düşünce de doğan Allah’ın yasakladığı eyleme dönüşmesi günahı oluşturuyor. Allah’ın kitabı İncil’de açıkladığı gibi günahın sonucu da beraberinde ölümü getiriyor:

 

“Denenmeye katlanan adam mutludur. Çünkü onaylandığında, Allah’ın kendisini sevenlere vaat ettiği yaşam tacını alacaktır. Denenen kişi kim olursa olsun, Ben Allah tarafından deneniyorum demesin. Çünkü Allah kötü şeylerle denenmez. Kendisi de hiç kimseyi denemez. Ne var ki, herkes kendi tutkusunun ayartılması ve kandırması sonucu denenmeye uğrar. Bunun ardından da tutku gebe kalır ve günahı oluşturur. Günahın olgunlaşması ise ölümü doğurur.”

Yak. 1:1215

 

Mesih İsa’nın öğretisi bizi gerçekten yaşamdaki en büyük insan zayıflıklarından koruyacaktır. Düşüncenin yenilenmesi. İşte, Mesih İsa’daki yaşamsal devrim bu noktada başlamaktadır:

 

“Aklınızı ve ruhunuzu tamamen yenileyin.”

Ef. 4:23 

 

Bu yenileyiş kişinin kendi kendine başarabileceği bir durum değildir. Öncelikle Mesih İsa’nın kurtarıcı, Rab olduğunu yürekten kabul etmesi ve güvenmesi gerekir. Böylece Kutsal Ruh kişinin içinde işlemeye başlayacak ve kişinin Kutsal Ruh’unun işlemesine müsaadesi ile kişide bu devrim başlar. İşte, aklın ve ruhun yenilenmesi cinsel alanda da kişinin Allah’ın istemi doğrultusunda cinselliği algılamaya başlaması ve cinselliği evlilik içinde zevkle yaşaması demektir. Bakın diğer ayet ise şöyle söylüyor:

 

“Özetle kardeşlerim, aklınızı erdemli ve övgüye değer ne varsa ona yorun: Gerçek, saygılı, doğru, pak, güzel, onurlu olan ne varsa.”

  Flp. 4:8

 

Kısacası imanlının aklını erdemli, övgüye değer, gerçek, saygılı, doğru, pak ve güzel olan şeylerle doldurması gerçekten bir alışkanlık edinmesini gerektirmektedir. Bu alışkanlık ancak Allah önünde ciddi bir biçimde kutsal yaşama evet demesine bağlıdır:

 

“Gözlerimle bir ahit kestim, Ve ben kıza nasıl göz atarım?”

  Eyu. 31:1

 

Burada gördüğümüz Eyub’un kutsal yaşam konusunda, bu yaşam konusunda ne denli ciddi olduğunu görüyoruz. İnanlının şehvet içinde olması birçok açıdan yanlıştır:

 

a) Yalnızca anlık yasak zevkler peşinde koşmaktadır.

 

b) İnsanları bir meta gibi değerlendirmeye ve kendi çıkarı için kullanmaya başlar.

 

c) Sevmek ve paylaşma arzusu daha çok hükmetmek ve sahip olmak arzusuyla yer değiştirir.

 

d) Sürekli olarak şehvet duyguları ağır bastığı için adeta şehvet kişiyi yönetmeye başlamıştır. Bir put gibi ön plana konmaya başlar ve kişinin enerjisini tamamen alır götürür.

 

Şehvet konusundan bahsederken kadınların uygun giyim giyme konusuna da değinmemiz oldukça önemlidir. İnanlı erkekler düşüncelerini yenilerken, kadınlar da aynı şekilde hem düşüncelerini pak tutmalı, hem de giysileri ile karşı cinse bu konuda ödün verici olmamalıdırlar. Bu inanlı kadın illa şunu giymeli bunu giymeli demek değildir. Her kültürün hanımlarının kullandığı ölçülü ağırbaşlı bir giyim biçimi bulunmaktadır. Hanımlar aslında neyin normal neyin normalin üstünde olduğunu çok iyi bilmektedirler. Sadece bu konunun hassasiyetini, sorumluluğunu değerlendirebilmeleri yeterlidir. Eğer bir kadın karşı cinsini tahrik etmek için giysiler giyiyor ve bunu sürekli tekrarlıyorsa, bir başka kişiyi şehvet günahına düşürmesini sebep olur.[26] Giysiler konusunda Kutsal Yazılar’ın bakış açısının ne olduğunu birlikte değerlendirelim:

 

“Kadınlara gelince, saygın, gösterişsiz giyinsinler. Utanılmayacak biçimde, akıllıca süslensinler. En son saç modasıyla, altınla, incilerle ya da pahalı giysilerle değil, Allah sayarlığı savunan kadınlara yaraşır iyi işlerle donansınlar.”

1. Ti. 2:910

 

Burada saygın sözcüğü konuyu yeterince aydınlatmaktadır. Elbette kadın da erkek kadar özgürdür. Ama ne erkek için ne de kadın için özgürlük inancımıza göre günah işlemek demek değildir. Bu nedenle hem inanlı erkeğe hem de inanlı kadına aslında eşit oranda sınırlandırmalar konulmuştur. Erkeklerin zihinleri içindeki şehvet düşünceleri değiştirilmeye çalışılırken diğer yandan da şehveti oluşturacak unsurların da ortadan kalkmasına çalışılmıştır. Görüldüğü gibi bugün ismen Hıristiyan toplumların yansıttıkları sözde Hıristiyan yaşamı, giyimi kuşamı ile İncil aynı şeyleri öğretmemektedir. Burada en son saç modasının günah olduğundan, altın takmanın günah olduğundan bahsedilmiyor kadınların yalnız bunlarla uğraşıp esas donanmaları gereken şeyi ihmal etmeleri engellenmeye çalışılıyor. Yine esas Allah yaşamının öne çıkarılması ve başka şeylerin putlaştırılmasının önüne geçilmeye çalışılıyor.

Gerçek anlamda Rab Mesih İsa’ya iman etmiş Hıristiyan erkeğin aklını, zihnini yalnızca Yaradanı olan ve Kurtarıcısı olan Rab’de tutmasında ve cinsel yaşamıyla da Allah’a onur getirmesinde İncil hassasiyet gösteriyor. Hatta bu hassasiyeti o kadar indirgiyor ki örneğin şu sözlerde bu inceliği görebilmemiz mümkündür:

 

 

 

 

"Eğer sağ gözün seni suç işlemeye sürüklerse, onu çıkar ve kendinden at! Çünkü senin için bedeninin parçalarından birinin yok olması, tüm bedeninin cehenneme atılmasından daha iyidir.”

  Mat. 5:29

 

Bu sözler oldukça ince, derin anlamı olan sözlerdir. Burada elbette uygulama anlamında gözün çıkarılıp atılması söz konusu değildir. Ama şehvet konusunun ne denli İncil dışı bir konu olduğunu, aynı zamanda sonucunun da ne denli üzücü olduğunu burada görmek mümkündür. Özellikle cinsel denenmenin ilk başlangıç noktalarından biri gözlerdir. Gözler bedenin adeta aydınlatıcısı, zihnin yol göstericisidir. Bu nedenle gözlerin korunması, Allah’ın mekan kurduğu beden tapınağının korunmasıdır.[27] Mezmur’larda kendisini bu konuda temiz tutmak isteyenler için güzel bir öğüt vardır:

 

“Genç adam yolunu ne ile temizler? Senin sözüne göre onu tutmakla.

Seni bütün yüreğimle aradım; Emirlerinden beni saptırma.

Sana karşı suç etmiyeyim diye, Sözünü yüreğimde sakladım”.

Mez. 119:911

 

 

DENENMELERİN ÜSTESİNDEN GELMEK

 

Allah’ımız insan değerlendirmelerinin çok çok üstünde kutsal Allah’tır. Bu kutsallık bizim anlayışımızın üzerinde bir kutsallıktır. Kendisini örnek alarak Oğlu Mesih İsa’da bize sunduğu günahsızlık ve kutsallık örneğini izleyerek bizim de kutsal olmamızı istemektedir. Mesih İsa günahsız olandır.[28] Biz O’nu yüreğimize kurtarıcı ve Rab olarak aldığımıza göre kendi doğamızdan değil, yüreğimizdeki, Mesih İsa’nın doğasından ötürü kutsalız!:

 

“Mesih’in günahları kaldırmak için belirgin olduğunu biliyorsunuz. O’nda günah yoktur.”

1. Yu. 3:5

 

Mesih bizim kurtarıcımız olduğuna göre bu konuda dünya üzerinde bakabileceğimiz başka bir örnek yoktur. Kutsallık kendi kendimize başaracağımız bir konu değildir. Ancak Mesih İsa’nın yüreğimizdeki devrimi ile kutsal olmak mümkündür. Kutsallığın başında denenmelerin üstesinden gelme arzusu ve gücü gelmektedir. Şimdi Kutsal Yazılar’ın bu konudaki öğretişine bakalım.

 

1. DENENMENİN KENDİSİ GÜNAH DEĞİLDİR

 

Denenme ile günah arasında fark vardır. Denenme başlangıç noktası düşünülürse, günah bitim noktasıdır. Bu anlamda denenmeler bizi günah için teşvik eden, bazen kontrolümüz dışındaki durum ve düşüncelerdir. Bu konuda İncil Şeytan’ın gümürdeyen aslan gibi bizi günaha düşürmek için uğraştığını bildirmektedir. Demek ki, denenmeyi aslanın gümürdemeleri olarak da değerlendirebiliriz. Bu nedenle Allah bizleri bu tarz tahriklere, denenmelere, bizi günaha yönlendirecek her şeye karşı uyarmaktadır:

 

“Ayık olun, uyanık olun. Düşmanınız İblis kükreyen aslan gibi dolaşarak, yutabileceği birini arıyor.”

             1. Pe. 5:8

 

Şeytan özellikle bizim Allah ile ilişkimizi bozmak için her tür yolu denemektedir. Bu denemeler birçok yolla olur. Ama bilinmesi gereken bu yolların sinsice olduğudur. Denenmenin günahın kendisi olmadığına en güzel örnek Rab Mesih İsa’nın çölde kırk gün boyunca denenmesidir.[29] Bu denenme boyunca Mesih İsa hiç kuşkusuz zor anlar geçirmiştir. Ama burada önemli olan bütün bu denenmeleri günaha düşmeden atlatmasıdır:

 

“Çünkü baş rahibimiz zayıflıklarımıza yakınlık duymayan bir baş rahip değildir. Tersine, her bakımdan bizim gibi günahla denenmiş, ama günahsız kalmıştır.”   

                                                 İbr. 4:15

 

2. DENENMEDEN KAÇMAK GEREKİR

 

İnsanlar bir takım konularda yeterince bilgi birikimine sahip olduklarında o konuları yakından tanımaya  başlarlar. Denenmelerde, Mesih İsa’da ve Allah kelamı üzerindeki yaşamda kolaylıkla tanınmaya başlar. Ama bu bizim ne kadar Allah ile birlikte olduğumuza, ne kadar O’ndan öğrendiğimize bağlıdır. Potifar’ın karısı Yusuf’un yakasına yapışmış, onu günaha düşürmek için zorluyordu. Yusuf’un buradaki davranışı kaçmak olmuştu.[30] Genelde toplum içinde kaçmak korkaklık olarak değerlendirilmektedir. Ama birçok kereler bu konudaki kaçmalar korkaklık değil, gerçekten de Allah’taki irade güçlülüğünün bir göstergesi olacaktır.

Kral Davut’a baktığımızda yine aynı durumla karşılaşıyoruz. Eğer Kral Davut bu durumdan kaçıp kurtulsaydı, çok büyük bir kazanç sağlamış olacaktı. Bu kazanç maddi değerlerle ölçülemez. Bu kadar ruhsal bunalıma, günahın getirdiği yük ve sonuçlara düşmemiş olacaktı.[31] Bu nedenle elçi Pavlus’un Korintoslular’a öğüdü şu olmuştur:

 

“Zinadan kaçının. İnsanın işlediği başka her günah beden dışıdır. Ama zina eden öz bedenine karşı günah işler.”

1. Ko. 6:18

 

Allah ile kopuk ilişkilerin temelinde işlenen günahlar yer almaktadır. Samimi Hıristiyan günahtan kaçtıkça Allah ile ilişkisini daha net bir düzeye getirecektir:

 

“.…ne var ki, herkes kendi tutkusunun ayartması ve kandırması sonucu denenmeye uğrar. Bunun ardından da tutku gebe kalır ve günahı oluşturur. Günahın olgunlaşması ise ölümü doğurur.”

Yak. 1:1415

 

Tutkunun ardınca koşmak, demek oldukça ağır noktalara gelinmesi demektir. Bu nokta yukarıdaki ayette çok net bir kelime ile ifade edilmektedir. Ölüm bu ruhsal anlamda kişinin Allah’tan tamamen uzak ve ayrı olduğunu gösterir. Oysa Allah hiç kimsenin mahvolmasını istememekte ve mümkün mertebe kelamı ile insanlığa kurtuluşunu sunmak istemektedir. Oysa insan çoğu zaman kendi ayağı ile düştüğü günah çukurunda kendi kendini ölüme bırakır. Bu birçok zaman araba süren kişinin bile bile yoldaki çukurlara girmesi ve arabanın ömrünü kısaltmasına benzemektedir.

 

3. DÜŞÜNCELERİN YÖNLENDİRİLMESİ VE EĞİTİLMESİ

 

Yaşam içinde bizleri yönlendiren düşüncemiz, aklımızdır. Eğer aklımız duru bir kaynaksa, o zaman yaşamımızı da duru bir halde tutacaktır. Eğer aklımız, düşüncemiz birçok kötü düşüncelerle, cinsel fantezilerle ve çirkinliğe yönelik her tür düşünceyle doluysa işte o zaman durum farklı olacaktır. Karışık aklın sergilediği yaşam da oldukça karışık olacaktır. Yeni Antlaşma’da aklımızın duru olmasına yönelik ayetler vardır:

 

“Öyleyse, kardeşlerim, Allah’ın sevecenliği adına size yalvarırım: Bedenlerinizi diri, kutsal, beğenilir sunu olarak Allah’a sunun. Sunmanız gereken sağlıklı ruhsal hizmet budur. Şimdiki çağın gidişine uymayın. Tersine, anlayışının tazelenmesiyle büsbütün değiştirilmiş insanlar olun. Öyle ki, Allah’ın istemini, neyin yararlı, beğenilir, yetkin olduğunu öğrenesiniz.”

                         Rom. 12:12

 

“Güne yaraşır biçimde vaktimizi saygıdeğer tutumla geçirelim; içkili, gürültülü eğlence alemleriyle, sarhoşlukla, fuhuşla, soysuzlukla, kavgacılıkla, kıskançlıkla değil. Tam tersine, Rab İsa Mesih’i kuşanın ve bedenin gereksiz tutkularını karşılamayı bırakın.”

 Rom 13:1314

 

“Aldanışın yol açtığı tutkular ardından koşarak yıkıma giden önceki yaşayışınıza özgü eski kişiliğinizi atın üzerinizden. Aklınızı ve ruhunuzu tamamen yenileyin; öte yandan Allah’a benzen yaratılan yeni kişiliği kuşanın. Bu yeni kişilik gerçeğe bağlı doğrulukla ve kutsallıkla belli eder kendini.”

                         Ef. 4:2224

 

“Çünkü savaşımınızın silahları dünyasal silahlar değil, Allah gücüyle kaleleri yerle bir edebilecek silahlardır. Bu silahlar yanıltmacaları yerle bir eder. Allah bilgisine karşı duran her büyüklenme duvarını yıkar, her düzeni tutsak edip Mesih’in buyruğuna bağımlı kılar.”

2. Ko. 10:45

 

Bütün bu ve benzeri ayetlerden çıkan sonuç aklın ruhsal yaşamımızda ne denli önem taşıdığıdır. Eğer akıl günah peşinde koşmuyor ve tamamen temizlik ve paklık içinde kalıyorsa, ruhsal yaşamımız Allah’ın hoşnut olduğu bir rayda devam edecektir. Eğer temizlik ve paklık yerini günaha bırakmışsa, ruhsal ve dünyasal yaşamımız karmaşık ve günah içinde olacaktır. Elçi Pavlus, Filipili imanlıları şöyle yönlendirmektedir:

 

“Özetle, kardeşlerim, aklınızı erdemli ve övgüye değer ne varsa ona yorun: Gerçek, saygılı, doğru, pak, güzel, onurlu olan ne varsa.”

Flp. 4:8

 

Bu konuda yalnızca iman üzerinde oturup beklemek yerine gerçekten aklı, düşünce yapısını Allah kelamı ile yönlendirmek, eğitmek gerekmektedir.

 

 

 

4. ŞEYTAN’IN YÖNTEMLERİ KONUSUNDA DİKKATLİ OLMAK

 

Şeytan bizim zayıflıklarımız yönünde ortam hazırlamaya çalışacaktır. Çünkü O’nun yegane hedefi bizi Allah’tan koparmak ve günahın esiri olmamızı sağlamaktır. Bu nedenle gerçekten ayık ve uyanık olma sorumluluğu bizim üzerimizdedir.

İnsan olarak zayıflıklarımız var. Ama önemli olan bu zayıflıkların Şeytan’ın tahriklerince yönlendirilmemesidir. Örneğin; cinsel konularda zayıfsanız ve birçok cinsel yayını içeren çanak antenler sizi cezb ediyorsa işte dikkat etmeniz gerekiyor. Bu çanak anten aracılığıyla sizi teşvik edecektir. Kendi zayıflığınızda kendi kendinizi denenmeye iteceksiniz ve ondan sonra saatler boyunca pornografinin esiri olup düşüncenizin duruluğunu yitirmiş olacaksınız. Gördüğünüz gibi bu sonu gelmez bir zincir olarak sizi daha kötüye doğru çekip durmaktadır. Pornografi dergileri için de aynıdır. Bazı açık filmler için de geçerlidir. Güzel bir atasözümüz vardır: “Dervişin fikri ne ise zikri de odur” derler. Bu durumu ifade eden uygun bir sözdür. Eğer düşüncenizde gevşek oluyorsanız, işte yavaş yavaş davranışlarınız dünyasallığın bütün iğrençliklerine kayıyor demektir. Burada yalnız aklın, zihnin yönlendirilmesi ve eğitimi değil, aynı zamanda gözlerin de eğitiminin ne denli önemli olduğundan bahsetmemiz gerekir. Gözler de ruhumuzu aydınlatan ve dış dünyanın içimize doğru uzanan giriş kapısıdır. Onların Allah’ın istediği anlamda eğitim ve yönlendirişi de ruhsal ve bedensel yaşamımızın korunmasında çok büyük rol oynayacaktır.

 

5. DENENMEYE DAYANMA KONUSUNDA BİZİM YEGANE YARDIMCIMIZ RAB’DİR

 

Kutsal yaşam yaşamak, Allah’ta kurtulmuş bir Mesih inanlısı olarak Allah’ın hoşlanacağı bir yaşam sürdürmek denenmelere sürekli maruz kalmak demektir. Ama Allah bizi her tür denenmede kendi kelamı ve Kutsal Ruh’u ile sürekli desteklemektedir. Aslında yalnız değiliz, bizim durumumuzda olan birçok imanlı olacaktır. Zaten İncil bu nedenle bizi, samimi Hıristiyan’ları bu tarz denenmelerde birbirlerine doğru itmekte ve birbirlerine yardımcı olmayı salık vermektedir:

 

“Kardeşlerim! Eğer biri suçüstü yakalanırsa, siz ruhsal olanlar yumuşak huylulukla onu doğruluğa getirin. Kendi durumunuzu da göz önünde bulundurun; olmaya ki, siz de günahla denenesiniz. Birbirinizin yükünü taşıyın, böylelikle Mesih’in yasasını uygulayın.”

Gal. 6:12

 

Yukarıda bahsettiğimiz gibi Şeytan bizim boşluklarımızı sürekli yakalamaya çalışacaktır. Örneğin: öfkemizin sonucunu günahla bitirmeye çalışacaktır. Herhangi bir cinsel etkileşimi yine sonuca yani günaha sevk ettirmeye çalışacaktır. Bu noktada günaha öldüğümüzü, hatırlamalıyız. Aynı zamanda Allah’ın bizimle olduğunu, bedenimizin Kutsal Ruh’un tapınağı olduğunu ve Allah kelamının da baş yardımcımız olduğunu sürekli aklımızda tutmamız gerekmektedir:

 

“İblis’e fırsat vermeyin...”

                                                 Ef. 4:27

 

“Allah’a bağımlı olun. Öte yandan iblise direnin, o sizden kaçacaktır.”

                                    Yak. 4:7

 

“Çünkü kendisi işkenceler çekerek denendiğinden, denenenlere yardım edebilecek güçtedir.

                                                 İbr. 2:18

 

Özellikle son ayet Rab Mesih İsa’nın denenmeler konusunda bizi çok iyi bir biçimde anlayabileceğini ve yanımızda bize yardımcı olacağını görüyoruz. Yeter ki, bizler hem ayık ve uyanık olalım, hem de Allah’ımızın sözü doğrultusunda, dua ile haşır neşir ve insanlara Allah’ın müjdesini yalnız sözle değil ama yaşamla da sunabilen kişiler olalım. O zaman bütün bu denenme ve zorlukların üstesinden gelmek ve Allah’a yücelik getiren bir yaşam sergilemek mümkün olacaktır.

 

 

BAŞARISIZLIK VE BAĞIŞLAMA

 

Ya bütün bu öğrenmelerimize, uygulamalarımıza ve dua yaşamımıza rağmen Mesih İsa’da kurtulmuş bir Hıristiyan olarak bir gün düşersek, günah işlersek ne olacak? O zaman Allah ile ilişkimiz doğal olarak bozulacak bozulmasına da orada her şey bitecek mi? Eyvah biz başarısız olduk, en iyisi mi dünyasal yaşayıp gidelim, nasıl olsa Allah’ın istediği yaşamı beceremiyoruz mu diyeceğiz? Hayır, asla. Aslında düşme sonrasında Şeytan bizi muhakkak bu şekilde teşvik edecek ve bizi bulunduğumuz durum içinde sürekli suçlamaya, “bak işte başarısızsın, sen kim Allah ile yaşamak kim? Bu halinle kendini nasıl kurtulmuş bir kişi gibi görebilirsin?” Türünden lafları kafamıza sokuşturmaya çalışacaktır. Oysa Allah’ımız Mesih İsa’da kurtuluşu alan kişilerin bilerek ya da bilmeyerek düşme ihtimallerine karşı yeniden kendilerini toparlayıp kutsal yaşama dönmeleri için çok net bir yol göstermiştir. İkrar, yani hemen Allah önüne gidilerek, günah işlediğini, Allah’ı hoşnut etmeyen bir şey yaptığını ikrar etmek, söylemek ve günahın ne denli Allah’ın hoşlanmadığı bir şey olduğu konusunda hemfikir olarak bağışlanma dilemek demektir. Bakın bu konudaki ayet ne diyor:

 

“Günahlarımızı açıkça söylersek güvenilir olan ve hakça davranandır; öyle ki, günahlarımızı bağışlar ve bizi her suçtan arıtır.” 

1. Yu. 1:9

 

RUHSAL SOLUNUM

 

Kısacası Allah, Rab Mesih İsa’da kurtuluş almış insanları için ruhsal bir solunum oluşturmuştur. Eğer her şeye rağmen bilerek ya da bilmeyerek günaha düşerse hemen, vakit geçirmeden Allah önünde günahlılığını görerek, günahını Allah’a söylemek yani adeta soluk vermek, vücuttaki karbondioksiti çıkarmak gibi ve sonra Allah’ın bu konudaki vaadini hatırlayarak bağışlandığından emin bir biçimde Allah’ın Kutsal Ruh’u ile dolmayı istemek, yani soluk almak adeta temiz havayı, oksijeni içine çekmek gibidir.

Yalnız bu hiçbir zaman “öyleyse ben istediğim kadar günah işleyeyim. Nasıl olsa Allah böyle bir sistem oluşturmuş. Af dilerim ve beni bağışlar” şeklinde bir düşünceyi akla getirmemelidir. Çünkü burada insanın zaman zaman sınırlı ve zayıf oluşundan kaynaklanan, birdenbire elinde olmadan yaptığı günahlar ve hatalar için ortaya konmuş bir sistemdir. Yoksa şuurlu bir biçimde sürekli günah işleyip sonra bağışlanma şeklinde bir öğreti asla yoktur:

 

“Öyleyse ne diyeceğiz? Kayra (Lütuf) çoğalsın diye günah işlemeyi sürdürecek miyiz? Hiçbir zaman! Günaha karşı ölmüş olan bizler bundan böyle nasıl günah içinde yaşayabiliriz?”

Rom. 6:12

 

Görüldüğü gibi Mesih İsa’nın kanıyla kurtuluşa eren kişi bütün günahlarından bağışlama bulduğu gibi artık günaha da ölmüştür. Yani esas amaç Mesih’teki samimi Hıristiyan’ın günah gücünü kırmaktır. Böylelikle Allah’a yücelik getiren zaferli bir yaşam sürülebilir. Ama insanoğlu çok gelişmiş olduğu halde evren içinde sınırlı ve günahlı bir dünya içinde yaşamaktadır. Ana hedefe rağmen günaha düşme ihtimaline karşı böyle bir ruhsal solunum sistemi getirilmiştir:

 

“Çünkü baş rahibimiz zayıflıklarımıza yakınlık duymayan bir baş rahip değildir. Tersine, her bakımdan bizim gibi günahla denenmiş, ama günahsız kalmıştır. Onun için, kayra tahtına tam güvenle yaklaşalım. Öyle ki, yardıma gereksinim duyulan dönemde acınılanlar olalım ve kayra (lütuf) bulalım.”

İbr. 4:1516

 

Allah’ın lütfu gerçekten harikadır. Bize kurtuluşu bir armağan olarak, karşılıksız sunduğu gibi, bu yolda da düşe kalka yola devam etsek bile bize alnımızın akı ile yolu bitirme şansı verme konusunda elini uzatmakta ve bizlere bir kez daha ne denli bağışlama yüreği olduğunu göstermektedir. Çünkü O’nun özlemi kutsallık, paklıktır. O kendi halkında insanlarının sürekli bunu yaşamlarını istemektedir. Yetersiz ve çoğu zaman küçük çocukların sürekli üstlerini kirlettikleri gibi bizim de kendimizi kirletebileceğimizi bilmektedir ve şefkatli bir anne gibi defalarca bizi yıkayıp paklayıp yeniden ve yeniden yaşam içindeki gündelik akışa bırakmaktadır. O’na yücelik olsun.

 

 

ÖZET

 

Kutsal Yazılar’dan açıkça gördüğümüz gibi Allah’ın özellikle cinsel yaşam için koyduğu düzen oldukça önem taşımaktadır. Eski Antlaşma’da zinaya karşı olan öğretiş, putperestliğe karşılık olarak eşit düzeydedir. Yeni Antlaşma’da ise hem Mesih İsa, hem de öğrencileri sürekli olarak cinsel paklıktan bahsetmişlerdir. Elçi Pavlus cinsel günahları günah sıralamasında hemen hemen baş köşeye oturtmuştur.

Kutsal Kitap insanın cinselliğinde acaba neden paklığı aramaktadır? Çünkü cinsellik Allah’ın yarattığı güzelliklerden biri ve yerli yerinde kullanılmalıdır. Bu nedenle Allah yarattığı cinsel hazzın evlilik sınırları içinde kullanılmasını öğretmektedir. Bu esas Allah’ın doğasına uygun olanıdır. Zaten bu doğa dışında gerçekleşen ilişkilerin çoğunun getirdiği karmaşa Allah’ın bu öğretilerle ne demek istediğini oldukça net olarak göstermektedir. Allah’ın arzusu dışındaki cinsel yaşamların çoğunda sonuç büyük bir hüsranla, kırılma ile, mutsuzlukla ve birçok sorunla noktalanmaktadır.

Bizler Mesih İsa’da aldığımız kurtuluşla kutsal bir yaşam içine girdik. Bu Allah ile adeta yüz yüze bir ilişki içinde bulunmak demektir. Bu nedenle yaşamımızın her noktası etkilenecektir. Cinsel yaşamımızın da temizlik ve paklık içinde, evlilik ilişkisi içinde ve sonuna kadar sağlıklı ailenin temeli tek eşliliği koruyarak olmalıdır.

Gerçek anlamda, Kutsal Kitab’a bağımlı Hıristiyan inancı kolay bir inanç değildir. Allah sevgi Allah’ıdır. Ama aynı zamanda evrenin sahibi olarak her tür yetkiyi elinde bulunduran Allah’tır. Allah alaya alınmaz ve O’nun öğretileri de bütün dünyanın düzeni için büyük ciddiyet taşımaktadır. Bu nedenle cinsel ahlakta Allah’ın kendi inananlarından beklediği oldukça yüksek standartlar vardır. Bu standartların tek amacı paklığı, temizliği, ilişkilerde düzeyliliği korumak ve her tür sapkınlık ve sapıklıklardan, karmaşık cinsel yaşam ve getirdiği öldürücü hastalıklar dahil, ruhsal bunalımlardan halkı korumaktır. Bu nedenle Allah’ın kutsallık anlayışı da, paklık cinsellikte düzey anlayışı da, tek eşli kalma anlayışı da, cinselliği evlilik içinde yaşama anlayışı da dünyanın görüş ve öğretilerine ters düşecektir. Bu konuda dünya sürekli Allah’ın öğretilerini, dolayısı ile bu öğretileri yaşayan bizleri yargılayacaktır.

Bütün bunlar bir yana eğer bizler Allah’ta kurtulmuşluğumuzu gönenmiş kişiler olarak, Allah Kelam’ı ve Kutsal Ruh’un yönlendirdikleri doğrultusunda yaşıyorsak, yaşam biçimimiz içinde cinselliği de Allah çerçevesinde gerçekleştireceğiz. Böylelikle kendimizi her tür utanç, düş kırıklığı, ruhsal bunalım ve hastalıklardan korumuş olacağız. Kutsal yaşam, yaşamın tatlarını, zevklerini tatmamak demek değildir. Aksine kutsal yaşam, yaşamın zevklerini ve tatlarının tadılması gerektiği şekli içinde tatmak yaradılışına ve yaradanına uygun olarak tatmak, aşırılıklardan uzak kalarak yaşam zevklerinin arkasındaki tehlikelerden korunarak tatmayı becerebilmek demektir.



[1] Bu konu üzerindeki görüşler için “Evlilik ve Aile” ana başlığı altındaki “Bekarlık” konusuna bakınız.

[2] Aynı zamanda Neş. 4:1215’e bakın.

[3] Brown, Driver and Briggs, English/Hebrew Lexicon, s.187. Bu kelime başka yerlerde de kullanılmıştır: Sül. 7:18; Neş.1:4, 5:1, 7:12; Hez. 16:18; 23:17.

[4] Mat. 19:5, Mar. 10:78, 1.Ko. 6:16, Ef. 5:31.

[5] Özellikle Sül. 57.

[6] Luk. 6:29.

[7] Sül. 57.

[8] Ef. 5:2232.

[9] Bu aynı zamanda Allah’ın işidir de: Mez. 51; Mez. 139, Eyu. 10.

[10] 1. Ko. 5:15; 6:1220; 7:140.

[11] Homoseksüellik konu hakkında daha geniş bilgi “Cinselliğin İyileştirilmesi” Andrew Comiskey, Yeni Yaşam Yayıncılık, 2000, kitapta bulunur.

[12] WC Kaiser, Towards OT Ethics, s. 114.

[13] Tes. 22:30; 27:20.

[14] D Finkelhor & A Browne, A source Book on Child Sexual Abuse, Newbury Park, CA, 1986.

[15] WC Kaiser, Towards OT Ethics, s. 114.

[16] WC Kaiser, Towards OT Ethics, s. 107.

[17] Lev. 20:1516; Tes. 27:21.

[18] Mat. 5:2829.

[19] JK Anderson, Living Ethically in the 90’s, s. 70.

[20] JK Anderson, Living Ethically in the ‘90s, s. 69.

[21] 1. Ko. 6:18.

[22] Flp. 4:8.

[23] Robertson& McQuilkin, Biblical Ethics, (2nd ed), Tyndale, 1995, s.229.

[24] Mastürbasyonun karşısında yer alanlar Onan’ın günahını bu konuya çekmeye çalışıyorlar (Tek. 38:610). Onan’ın günahı aslında mastürbasyon değil, antik bir gelenek olan ölen kardeşin karısıyla evlenme ve ondan soy yetiştirmeyi reddetmesidir (Say. 25:510). O dönemde bu yasa çocukların aynı aile içinde büyütülmesine ve mirasın aile dışına çıkmasına mani olmaya yarıyordu. Onan ise tamamen kendi bencil duygularını ön plana çıkararak yasaya karşı davranmıştı. Bu olayın mastürbasyonla ilgisi görülmemektedir. Tohumunu dışarıya dökmesinin altında yatan neden mastürbasyon değil, kardeşine soy yetiştirmek istememesidir ve günah olarak görülen olay budur.

[25] 2. Sam. 11.

[26] Bir başka kişiyi günaha düşürmenin günah olduğu Kutsal Yazılar’da belirtilmiştir: Mat. 18:67; Rom. 14:13,15,21; 1. Ko. 8:913.

[27] Bundan sonraki bölüme bakın.

[28] 2. Ko. 5:21; İbr. 4:15; 1. Pe. 2:22.

[29] Mar. 1:1213.

[30] Tek. 39.

[31] 2.Sam. 11.




Hristiyan.Net'i Açılış Sayfanız yapmak için tıklayınız.
9 Ağustos 2003 tarihinden beri  sayfa gösterimi aldık.
Destek olmak ya da reklam vermek için, lütfen webmaster@hristiyan.net adresine mail atınız.