![]()
“Diriliş ve yaşam Ben'im. Bana iman eden kişi ölse de yaşayacaktır.
Yaşayan ve bana iman eden asla ölmeyecek.”
İsa Mesih
“İsa, insanlığı hiç bir zaman son üç yada dört kuşaktaki kadar bu kadar yaygın ve bu kadar derin bir şekilde etkilememişti. O’nun aracılığıyla milyonlarca kişi değişti ve O’nun örneğini gösterdiği türde bir yaşam yaşamaya başladı... Devamındaki sonuçları ölçtüğümüzde, İsa’nın doğumu, yaşamı, ölümü ve dirilişi insanoğlunun tarihindeki en önemli olaylardır. Etkisi göz önüne alındığında İsa insan hikayesinin merkezindedir.”
Kenneth Scott Latourette
Tarihçi
![]()
Sunmayı istediğim ikinci dereceden kanıtın sonuncusu bana olanlardır. İsa Mesih’in ölümden dirildiği ve bugün yaşadığı hakkında canlı bir tanık olduğuma inanıyorum. Birinci bölümde, dirilişi ve Hristiyanlığı entelektüel olarak çürütmeyi nasıl kafama koyduğumu anlattım. Kanıtları topladıktan sonra, bazıları bu kitapta paylaşılmıştır, iddialarımın tutunamayacağını, İsa Mesih’in olduğunu iddia ettiği kişinin – Tanrı’nın Oğlu olduğunu kabul etmek zorunda kaldım.240
Her şeye rağmen, o zamanlarda epeyce bir problemim vardı. Aklım bana bütün bunların doğru olduğunu söylüyordu ama iradem beni başka bir yere çekiyordu. Hristiyan olmanın daha çok bir benlik kırma deneyimi olduğunu keşfettim.
İsa Mesih kendisine güvenmem için irademe doğrudan meydan okudu. O’nun davetini başka sözlerle açıklamama izin ver: “İşte kapıda durmuş, kapıyı çalıyorum. Biri sesimi işitir ve kapıyı açarsa, onun yanına gireceğim; ben onunla, o da benimle, birlikte yemek yiyeceğiz.”
O’nun suyun üzerinde yürümesiyle veya suyu şaraba dönüştürmesiyle ilgilenmiyordum. Bir party-pooper’ın yaşamımı ele geçirmesini istemiyordum. İyi bir zamanı mahvetmek için daha hızlı bir yol düşünemiyordum.
Sonunda o noktaya geldim: Aklım bana Hristiyanlığın gerçek olduğunu söylerken iradem “kabul etme” diyordu. Ne zaman o hevesli Hristiyanların çevresinde olsam çatışma tekrar başlıyordu. Eğer bir kere mutsuzken mutlu insanların etrafında bulunduysan, seni nasıl rahatsız ettiklerini anlayabilirsin. Onlar o kadar mutlu bense o kadar mutsuz olabilirdim ki ayağa kalkıp öğrenci birliğinde koşarak uzaklaşabilirdim.
Öyle bir noktaya geldim ki yatağa gece onda giriyordum ve sabah dörtte uyuya kalana kadar uyuyamıyordum. Ya İsa’yı kafamdan atmalıydım ya da delirecektim!
Açıkça söylemek gerekirse 19 Aralık 1959’da saat 20:30’da, üniversitedeki ikinci yılımdayken Hristiyan oldum.
Biri bana şöyle sordu, “Nasıl biliyorsun?”
Dedim ki, “Bak, ben bunu yaşadım.”
O gece dua ettim. Dirilmiş, yaşayan Mesih’le bir ilişki kurabilmek için dört şey için dua ettim. O andan itibaren O yaşamımı değiştirdi.
Birincisi, dedim ki, “Rab İsa, çarmıhta benim için öldüğün için Sana teşekkür ederim.” İkincisi, dedim ki, “Yaşamımda Seni memnun etmeyen şeyleri itiraf ediyorum ve beni affetmeni ve temizlemeni rica ediyorum.” (Kutsal Kitap diyor ki, “Elleriniz kırmız böceği gibi kızıl olsa da, Yapağı gibi bembeyaz olacak.”)241 Üçüncüsü, dedim ki, “Hemen şimdi, bildiğim en iyi şekilde, kalbimin ve yaşamımın kapısını açıyorum ve Sana Kurtarıcım ve Rab’bim olarak güveniyorum. Hayatımın kontrolünü eline al. Beni içten dışa doğru değiştir. Beni yarattığında olmam gereken şekilde bir kişi yap.”
Dua ettiğim son şey şuydu, “Yaşamıma inançla geldiğin için Sana teşekkür ederim.” İnkar üzerine değil, kanıtların ve tarihin gerçekleri ve Tanrı’nın Söz’ü üzerine kurulu bir imandı.
Dindar insanların kendi “şimşek”lerinden bahsettiğini duyduğundan eminim. Ben dua ettikten sonra hiçbir şey olmadı. Gerçekten hiçbir şey. Hala kanatlarım çıkmadı! Aslında, karar verdikten sonra daha kötü hissettim. Tam anlamıyla kusacakmış gibi oldum. Derinlerde hasta hissettim.
“Ah, hayır McDowell, şimdi kendini neye bulaştırdın?” diye merak ettim. Derin sonun ötesine doğru gittiğimi düşündüm ve bazı arkadaşlarım da buna katıldı.
Ama sana bir şey söyleyebilirim: 6 aydan 1,5 yıla kadar derin sonun ötesine gitmemiş olduğumu fark ettim. Hayatım değişmişti! Orta batıdaki bir üniversitenin tarih bölümü başkanıyla bir tartışmaya girmiştim ve yaşamımın değiştirildiğini söyledim. Sözümü keserek, “McDowell, bize Tanrı’nın 20. yüzyılda gerçekten yaşamını değiştirdiğini anlatmaya çalışıyorsun? Hangi alanlarda?”
Ben değişikliklerden bahsederken 45 dakika sonra “Tamam, bu kadar yeter” dedi.
O’na huzursuzluklarım hakkında bahsettim. Her zaman meşgul olması gereken bir kişiydim. Ya kızlarımın yerinde olmalıydım ya da somewhere in a rap session. Yürüyerek kampüsü bir baştan bir başa geçerdim ve aklım çatışmaların bir whirlwind’ı olurdu. Oturup çalışmayı veya düşünmeyi denerdim ama yapamazdım.
Ama Mesih için verdiğim karardan bir kaç ay sonra, bir çeşit ruhsal huzur gelişmeye başladı. Yanlış anlama, çatışmaların yok olduğundan bahsetmiyorum. İsa ile olan bu ilişkide bulduğum şey çatışmanın yok olması gibi bir şey değildi, onunla baş etme yeteneğiydi. Bunu dünyadaki herhangi bir şeyle değiştirmezdim.
Değişmeye başlayan başka bir şey de kötü mizacımdı. Birisi bana sadece çatık kaşla bakıyor diyor tepemin atmasına alışmıştım. Üniversitedeki ilk yılımda neredeyse bir adamı öldürmekten dolayı hala yaralarım var. Öfkem öyle bir ayrılmaz parçam olmuştu ki bilinçli olarak onu değiştirmeyi araştırmamıştım.
Bir gün sırf öfkemin gittiğini bulmak için, bir kriz ile karşılaştım. Ve geçen 21 yıl boyunca bir kez öfkelendim. (Ama o anda da öfkemi kontrol etmeseydim, o zaman 6 yıl yatardım!)
Gurur duymadığım başka bir şey daha var. Ama bundan bahsetmemin sebebi birçok insanın dirilmiş, yaşayan Mesih aracılığıyla yaşamlarında aynı değişime ihtiyaç duymalarıdır. Bu kin konusudur.
Hayatımda çok fazla kin vardı. Dışarıdan belli olan bir şey değildi, ama içten içe bilenen bir çeşit bir şeydi. İnsanlara, bir şeylere, bazı konulara sinirleniyordum. Birçok başka insan gibi kendime güvenmiyordum. Kendimden farklı bir insanla karşılaştığım da, o kişi benim için bir tehdit oluşturuyordu.
Dünyada herkesten çok nefret ettiğim kişi babamdı. Onu hor görüyordum. Benim için o, kasabanın sarhoşuydu. Eğer küçük bir kasabadan geliyorsan ve ebeveynlerinden birisi alkolikse neden bahsettiğimi anlarsın.
Herkes biliyordu. Arkadaşlarım okula gelip babamın kasabanın merkezinde yaptıklarıyla dalga geçerlerdi. Rahatsız olduğumu düşünmüyorlardı. Dıştan gülüyordum ama içten ağladığımı sana anlatmama izin ver. Ahıra giderdim ve ineklerin arkasındaki gübrenin içinde yatan annemi görürdüm; ayağa kalkamayacak kadar dövülmüş bir şekilde bulurdum onu.
Arkadaşlarımız bize geldiğinde, babamı dışarı çıkarır, ahırda bir yere bağlar ve arabasını da tahıl ambarının arkasına park ederdim. Arkadaşlarımıza onun bir yere gitmesi gerektiğini anlatırdık. Başka birisinin bir başkasından, benim babamdan nefret ettiğim kadar nefret ettiğini düşünmüyorum.
Mesih için verdiğim karardan belki 5 ay sonra, İsa Mesih aracılığıyla yaşamıma Tanrı’dan gelen bir sevgi girdi. Bu kini alıp baş aşağı çevirdi. O kadar kuvvetliydi ki direkt olarak babamın gözlerinin içine bakıp şöyle diyebildim: “Baba, seni seviyorum.” Ve bunu gerçekten demek istedim. Yaptığım bir kaç şeyden sonra, bu onu sarstı.
Özel bir üniversiteye transfer olduğumda ciddi bir trafik kazası geçirdim. Boynumda traksiyon olduğu halde eve götürüldüm. Hiçbir zaman babamın odama gelip şöyle sormasını unutmayacağım: “Oğlum, benim gibi bir babayı nasıl sevebilirsin?” Ona; “Baba, seni altı ay önce hor görüyordum” dedim. Sonra onunla İsa Mesih hakkındaki kararımı paylaştım.
“Baba, İsa’nın yaşamıma girmesine izin verdim,”dedim. “Tam olarak açıklayamam. Ama bu ilişkinin bir sonucu olarak, sadece seni değil diğer insanları da olduğu gibi sevme ve kabul etme kapasitesini buldum.”
45 dakika sonra hayatımda beni en çok heyecanlandıran şeylerden birisi oldu. Kendi ailemdeki birisi, beni kendisini aldatamayacağım kadar iyi tanıyan birisi, bana dedi ki; “Oğlum, eğer Tanrı senin yaşamında yaptığı şeyi benim yaşamımda da yapabilirse, ben de O’na o fırsatı vermek istiyorum.” Hemen orada babam benimle birlikte dua etti ve Mesih’e güvendi.
Genellikle değişimler bir kaç günde, haftada ya da ayda, hatta yılda bile olabiliyor. Benim yaşamım 6 ay ile 1,5 yıl arasında değişti. Babamın yaşamı gözlerimin önünde değişti. Sanki birisi uzanıp onun içindeki ışığı yakmış gibiydi. Daha önce ve sonra bu kadar hızlı bir değişimi hiç görmedim. Ondan sonra babam viskiye sadece bir kere dokundu. Sadece dudaklarına kadar götürdü, başka bir şey yapamadı.
Tek bir sonuca vardım. İsa Mesih’le olan bir ilişki yaşamları değiştiriyor. Hristiyanlığa gülebiliyor; alay edip eğleniyor olabilirsin. Ama işe yarıyor. Yaşamları değiştiriyor. Eğer Mesih’e güvenirsen davranışlarını ve hareketlerini izlemeye başla. Çünkü İsa Mesih yaşamları değiştirmek için çalışıyor.
Ama Hristiyanlık zorla kabul ettirilebilir yada birisinin boğazından zorla içirilebilen bir şey değil. Sen yaşamak için kendi yaşamına ben de kendi yaşamıma sahibim. Bütün yapabileceğim öğrendiklerimi sana anlatmak. Bundan ötesi senin seçimin. Karım bunu şu şekilde görüyor: “Mesih ölümden dirildiği için yaşıyor. Ve yaşadığı için bir erkeğin ya da kadının yaşamına girip, onu bağışlayıp, onu içten dışa değiştirmek için sonsuz bir kapasiteye sahip.” Anahtar parça diriliş gerçeğidir. O dirildi!
Kişisel olarak Mesih’in iddialarına nasıl bir karşılık verdiğimi paylaştım. Ayrıca şu mantıklı soruyu sormaya ihtiyacın var: “Bütün bu kanıtlar bende nasıl bir değişiklik yapıyor? Mesih’in tekrar dirildiğine inanıp inanmaman nasıl bir fark yaratır?” Bunun cevabını en iyi şekilde İsa, Tomas’a verdi: “Yol, gerçek ve yaşam Ben'im. Benim aracılığım olmadan Baba'ya kimse gelemez.”
Mesih’in dirilişiyle ilgili olan kanıtların temeliyle ve İsa’nın günahtan bağışlanma ve Tanrı’yla sonsuz bir ilişki sunması göz önüne alındığında, O’nu reddederek kim kendini tehlikeye atmak ister? İsa yaşıyor! O bugün yaşıyor!
Tanrı’ya hemen şimdi, dua aracılığıyla, imanla güvenebilirsin. Duan Tanrı’yla konuşmaktır. Tanrı senin kalbini biliyor ve söylediğin sözlerden çok kalbinin tutumuyla ilgileniyor. Eğer Mesih’e şimdiye kadar hiç güvenmediysen, hemen şimdi yapabilirsin.
Benim ettiğim dua şöyleydi: “Rab İsa, Sana ihtiyacım var. Çarmıhta benim için öldüğün için teşekkür ederim. Beni bağışla ve temizle. Tam şu anda sana Kurtarıcı ve Rab olarak inanıyorum. Beni, yarattığında olmam gereken şekilde bir kişi yap. Sana güvenebildiğim için teşekkür ederim.”
Eğer Mesih’e şimdi güvendiysen yada yakın bir gelecekte güveneceğini düşünüyorsan bana yaz. Karar verdikten sonra benim olduğu gibi senin de bir çok sorun olacaktır. Bir keresinde bir profesör Mesih aracılığıyla Tanrı’yla olan bu yeni ilişkiyle yaşamımın nasıl değişebileceği hakkında benimle aklıma yatan bazı ilkeler paylaşmıştı. Bu ilkeleri bir mektup şekline getirdim ve onları sana göndermeyi isterim.
Josh McDowell
P.O. Box 5585
Richardson, TX 75080
![]()
İsa Mesih’in iddia ettiği gibi ölümden dirilmiş olduğuna ve gerektiğine, Tanrı’nın Oğlu olduğu sonucuna kanıtların zoruyla vardığımda kişisel bir sorun keşfettim. Aklım ikna olmuştu ama iradem beni başka bir yöne çekiyordu.
19 Aralık 1959’da İsa Mesih’in Rab olduğunu itiraf ederek ve yaşamıma girip kontrolü eline almasını isteyerek hepsini teste tabi tuttum. Sonuç anında dramatik değildi ama sonraki 6 ile 8 ay arasında yaşamım değişmişti.
Huzursuzluğumun yerini ruhsal huzur almaya başlamıştı. Kötü öfkem kontrol altına alınmış ve tamamıyla yok olmuştu. Babama, kasabanın sarhoşuna duyduğum derin nefretin yerini sevgi aldı... ve bu sevgi O’nun da Mesih’e dua etmesi ve güvenmesiyle yaşamını değiştirdi.
Mesih’i ölümden dirilten gücün aynısı günümüzde halen yaşamları değiştirmektedir. Bu seninki de olabilir, sadece isteyerek. “Rab İsa, Sana ihtiyacım var. Çarmıhta benim için öldüğün için teşekkür ederim. Beni bağışla ve temizle. Tam şu anda sana Kurtarıcı ve Rab olarak inanıyorum. Beni, yarattığında olmam gereken şekilde bir kişi yap. Mesih’in adında, amin.”
![]()