|
evangelion
|
29-10-05
04:03
|
http://www.hristiyan.net/mcdowell/4.htm
3C. Ölü Deniz Tomarları
Herhangi bir Kutsal Kitap uzmanına, Ölü Deniz Tomarlarının keşfinden önce,
Eski Antlaşma’nın güvenilirliliğine olan inancın artması için nasıl bir keşif
gerçekleşmesini hayal ettiğini sorduysanız, alacağınız cevap şöyle bir şey
olurdu: “Orijinal Eski Antlaşma el yazmalarına dair daha eski tanıklıkların
keşfi.” Şu büyük soru işaretini dile getiren ilk kişi, Sir Frederic Kenyon
olmuştur: “Masoretik dediğimiz ve kökleri M.S. 100 yıllarına dayanan bu
İbrani metni, Eski Antlaşma kitaplarının yazarlarının ilk olarak yazdıkları
orijinal metni dürüst bir şekilde yansıtıyor mu?” (Kenyon, OBAM, 47)
Ölü Deniz Tomarları’nın keşfinden önce şu soru işareti belleklerimizde
dolaşmaktaydı, “bugün elimizde olan kopyalar, birinci yüzyıl ve daha önceki
kopyalar ile kıyaslandığı zaman ne kadar hatasızdır?” Eski Antlaşma’nın,
elimizdeki en eski tam kopyasının tarihi, onuncu yüzyıldan kalmadır. Böylece
şu büyük soru ortaya çıkmıştır: “Bu metin defalarca kez kopyalandığına göre,
bu metne güvenmemiz doğru mudur?” Ölü Deniz Tomarları şaşırtıcı cevabı
sunmuştur.
<O:P
<O:P
1D. Ölü Deniz Tomarları
Nedir?<O:P< font O:p<>
Tomarlar, kırk bin adet el yazması parçacıklardan oluşmaktadır. Bu
parçacıkların bir araya getirilmesi ile tam beş yüz adet kitap
oluşturulmuştur. İsrail’in Ölü Deniz sahillerindeki, Kumran'da dini cemaatin,
M.Ö. birinci yüzyıl’dan, M.S. ikinci yüzyıla kadar olan tarihini aydınlatan
Kutsal Kitap dışı birçok kitaplar ve parçacıklar keşfedilmiştir. “Zadokite
metinleri”, “Toplum Kuralları” ve “Disiplin El Kitabı” gibi kitaplar, bizlere
günlük Kumran hayatının amacı hakkında derin bilgiler sunmaktadır. Birçok
farklı mağarada bulunan el yazmalarında, Kutsal Kitap’taki ayetler hakkında
yorumlar içeren kitaplar da bulunmaktadır. Ancak, Ölü Deniz Tomarları’nın en
önemli metinleri, kuşkusuz İsa’nın doğumundan bir yüzyıl öncesinden
kalma, Eski Antlaşma metin kopyalarıdır.
<O:P< b>
<O:P< b>
2D. Ölü Deniz Tomarları Nasıl Bulunmuştur?<O:P< font O:p<>
Ralph Earle, tomarların nasıl bulunduğu konusunda, Tanrı’nın her şeyi
sağlayıcı ilgisini gösteren olayı bizlerle paylaşarak, akılda kalıcı ve öz
bir cevap sunmaktadır:
<O:P
Bu keşfin hikâyesi, modern çağımızın en büyüleyici hikâyelerinden birisidir.
1947 senesinin Şubat ya da Mart aylarının içinde, Muhammed isimli bir Bedevi
çocuk çoban, kaybolan keçisini aramaktadır. Eriha’nın sekiz mil güneyinde,
Ölü Deniz’in batı yakasındaki bir tepede, bir delik içerisine bir taş atar ve
aşağıdan gelen testinin kırılma sesine şaşırarak, delikte bir keşif yapmaya
karar verir. Aşağıda yaptığı araştırma, onu hayretler içinde bırakan bir
manzara ile karşılaşması ile sonuçlanır. Mağaranın zemininde, şeritten
kumaşlara sarılmış, deri tomarların içinde olduğu büyük testiler görür.
Testiler, zamanında dikkatlice mühürlendikleri için, tomarlar neredeyse 1900
sene boyunca hiç bozulmadan korunmuşlardır. (Bulgular, bu tomarların M.S. 68
senesinde oraya yerleştirildiğini göstermiştir) <O:P< O:p
Ölü Deniz Mağarası içerisinde bulunan tomarlardan beş tanesi, ismini
aldıkları, Yeruşalim’deki Suriye Ortodoks Manastırı Baş Piskoposu tarafından
satın alınmıştır. Bu arada, diğer üç tomar ise, gene oradaki İbrani
Üniversitesinden, Profesör Sukenik tarafından satın alınmıştır.<O:P<
O:p
Tomarlar ilk bulunduğunda, halkın dikkatini çekmemiştir. 1947 Kasım’ında,
Profesör Sukenik, mağaradaki iki testiyi ve üç tomarı satın aldıktan iki gün
sonra günlüğüne şöyle yazmıştır: “Ümitlerimizin de ötesinde olan bu keşif,
belki de Filistin içerisinde yapılmış en büyük keşiflerin bir tanesidir.”
Ancak o yıllarda bu önemli sözcükler yayınlanmamıştı. <O:P< O:p
Nihayet, 1948 Şubatının içinde, İbranice okumasını bilmeyen başpiskopos, Yeruşalim’deki
Amerikan Şark Araştırma Okulu’nu aradı ve onlara bu tomarlardan bahsetti.
İlâhi takdirin bir sonucu olarak, o dönemde okula vekaleten müdürlük yapan
John Trever isimli genç eğitimci, aynı zamanda muhteşem bir fotoğrafçıydı.
Çetin ve adanmışlıkla dolu bir çalışma devresinden sonra, 24 feet
uzunluğundaki ve 10 inç yüksekliğindeki Yeşaya tomarının her bir sütununun
tek tek fotoğraflarını çekti. Bu resimleri tek tek levhalara bastıktan sonra,
bir kaç kopyasını uçakla Johns Hopkins Üniversitesinden, geniş çevrelerce
tanınan ve Amerikan Kutsal Kitap Arkeologlarının başkanı olan Dr. W. F. Albright’a
gönderdi. Geri gelen cevapta Albright şöyle yazmıştır: “Çağımızın en büyük el
yazması keşfinden dolayı sizi yürekten kutlarım!…Ne kadar inanılmaz bir
keşif! Artık el yazmalarının orijinalliği konusunda, dünyadaki hiç kimse en
ufak bir şüphe duyamayacak.” Kendisinin bu el yazmaları hakkındaki
tarihlemesi, yaklaşık M.Ö. 100 olmuştur. (Earle, HWGB, 48-49)<O:P< O:p
<O:P< O:p
3D. Ölü Deniz Tomarlarının Değeri<O:P< font O:p<>
Ölü Deniz Tomarlarının keşfinden önce, elimizdeki en eski ve eksiksiz İbrani
el yazmasının yazılım tarihi, M.S. 900 senesiydi. İsa’nın zamanı olan M.S.
ilk yüzyıldan sonra yazılmış olan bu metinlerin hatasız iletimine ne kadar
güvenebilirdik? Arkeoloji ve Ölü Deniz Tomarları’na bu konuda çok
minnettarız, çünkü artık elimizdeki metinlere güvenebileceğimizi biliyoruz.
Ölü Deniz mağaralarının içinde bulunan tomarların bir tanesi, Yeşaya
kitabının tamamının el yazmasını içermektedir. Paleontolojik çalışmalar
sonucunda bu tomarın yazılım tarihi, M.Ö. 125 olarak tespit edilmiştir. Bu el
yazması, bizlerin sahip olduğu herhangi bir MSS’den bin yıldan daha önce
yazılmıştı.
Bu keşfin en önemli özelliği, aralarında bin sene bulunan Yeşaya tomarının
(M.Ö. 125), Yeşaya Masoretik Metnine (M.S. 916) tüm detaylarında izlenilen
yakınlığıdır. Bu yakınlık bizlere, bin sene boyunca yaşanmış olan kopyalama
sürecindeki şaşırtıcı kusursuzluğu sergilemektedir.
<O:P< O:p
Yeşaya 53’deki 166 kelimede, sadece 17 harfte tereddüt
yaşanmaktadır. Bunların on tanesi, cümlenin anlamını etkilemeyen, ancak
kelimenin yazılım şeklindeki farklılıktan kaynaklanmakta, dört tanesi bağlaç
kullanımında gözüktüğü gibi, stil değişiminden kaynaklanmakta ve son üç harf
ise, ayet 11’de eklenmiş olan ve anlamı etkilemeyen “ışık” kelimesinden
gelmektedir. Daha da ötesi, bu kelime LXX ve IQ tarafından da (Ölü Deniz
Mağaralarında bulunmuş olan bir Yeşaya tomarı) desteklenmektedir. Böylece,
166 kelimeden oluşan bir bölümde, bin yıllık bir iletim ve kopyalama
sürecinden sonra, sorunlu olarak gözüken tek bir kelime (üç harften oluşmakta
olan) mevcuttur ancak, bu kelime parçanın anlamını değiştirmemektedir. (Burrows,
SS, 304)<O:P< O:p
<O:P< O:p
Gleason Archer’in ifade ettiği gibi, Kumran cemaatinin Yeşaya kopyaları,
“elimizdeki standart İbrani metni ile kelime kelimesine karşılaştırıldığında,
yüzde 95 gibi bir oranla tıpa tıp benzer olduğu tespit edilmiştir. Yüzde 5lik
oran ise, açıkça görülen kalem hataları ve yazılım değişikliklerinden
oluşmaktadır.” (Archer, SOT, 19)
Millar Burrows, şu sonuca varmıştır: “Bir metnin, bin senelik bir dönem
içerisinde çok az bir farklılık göstermiş olması, bir tür mucizedir. Bu tomar
hakkında yazdığım ilk yazımda da daha önce belirttiğim gibi, ‘Bu yazının
içerisine baktığımız zaman, ortaya koyduğu temel önemini; Masoretik geleneğin
güvenilirliliğinin ispatını görmekteyiz’.” (Burrows, TDSS, 304)
<O:P< O:p
<O:P< O:p
4D. Tomarlar Ne İçermektedirler?<O:P< font O:p<>
Tomarlar tarafından bizlere ulaştırılmış olan sekiz yüz el yazmasını burada
tek tek incelememiz mümkün değildir. Aşağıdakiler, tomarlar hakkındaki
bilgilerimizin temelini oluşturan ilk çalışmalar ve 4 nolu mağaradan
çıkartılıp, kısa bir süre önce yayınlanan metinler de dahil olmak üzere son
kırk sene boyunca incelenmiş olan metinlerden örneklerdir. Bu metinler
değişik kategorilere ayrılmışlardır: Kutsal Kitap metinleri, Kutsal Kitap
yorumları, mezhepsel (secterian) metinler, kutsallığı olmadığına
inanılan (pseudepigraphical) metinler, vahiy niteliğindeki (apocalyptic)
metinler, mistik ya da törensel metinler. (Price, SDSS, 86)<O:P< O:p
Ölü Deniz Tomarları Keşifleri: 1 nolu mağara, Arap bir çoban çocuk tarafından
keşfedilmiştir. Bu çoban mağaradan, yaklaşık yedi adet civarında tam tomar,
bir miktar da parçacık tomarlar almıştır.
Yeşaya A (IQIs a): St. Markos Manastırı Yeşaya Tomarı, en meşhur
kopyalardan birisi olmakla beraber, satır üstlerinde ve sayfa altlarında
birçok düzeltme içermektedir ve bu kitap elimizde bulunan en eski tam
kopyasıdır.
Yeşaya B (IQIs b): İbrani Üniversitesi Yeşaya Tomarı tam değildir,
ancak yazılı metni, Masoretik Metin ile kıyaslandığı zaman, Yeşaya A’ya göre
daha uyum sergilemektedir.
<O:P< O:p
<O:P< O:p
|
<O:P< font
O:p<>
Eski Antlaşma
Kitaplarının Kumran El Yazmaları<O:P< font O:p<>
<O:P< O:p
|
|
Kanonsal Bölümleme<O:P<
font O:p<>
(İbrani Kutsal Kitabına Göre)<O:P< font O:p<>
|
Eski Antlaşma Kitabı<O:P<
font O:p<>
(İbrani Kutsal Kitabındaki Sıralamaya Göre)<O:P< font O:p<>
|
Kumran El Yazmalarının Adedi<O:P< font O:p<>
(?=olası parçacıklar)<O:P< font O:p<>
|
|
Pentateuch (ilk beş kitap)<O:P< font O:p<>
|
Yaratılış<O:P< font
O:p<>
|
18+3?<O:P< font O:p<>
|
|
(Tevrat)<O:P< font O:p<>
|
Mısır’dan Çıkış<O:P< font
O:p<>
|
18<O:P< font O:p<>
|
|
<O:P< font O:p<>
|
Levililer<O:P< font
O:p<>
|
17<O:P< font O:p<>
|
|
<O:P< font O:p<>
|
Çölde Sayım<O:P< font
O:p<>
|
12<O:P< font O:p<>
|
|
<O:P< font O:p<>
|
Yasa’nın Tekrarı<O:P< font
O:p<>
|
31+3?<O:P< font O:p<>
|
|
Peygamberler<O:P< font O:p<>
(Nevi’im)<O:P< font O:p<>
|
Yeşu<O:P< font>
|
2<O:P< font O:p<>
|
|
Hakimler<O:P< font O:p<>
|
3<O:P< font O:p<>
|
|
Önceki Peygamberler<O:P< font O:p<>
|
1-2. Samuel<O:P< font
O:p<>
|
4<O:P< font O:p<>
|
|
<O:P< font O:p<>
|
1-2. Krallar<O:P< font
O:p<>
|
3<O:P< font O:p<>
|
|
Sonraki Peygamberler<O:P< font O:p<>
|
Yeşaya<O:P< font O:p<>
|
22<O:P< font O:p<>
|
|
|
Yeremya<O:P< font O:p<>
|
6<O:P< font O:p<>
|
|
|
Hezekiel<O:P< font O:p<>
|
7<O:P< font O:p<>
|
|
<O:P< font O:p<>
|
On ikiler (Kısa Kitap Yazan Peygamberler)<O:P< font O:p<>
|
10+1?<O:P< font O:p<>
|
|
Yazılar<O:P< font O:p<>
|
Mezmurlar<O:P< font
O:p<>
|
39+2?<O:P< font O:p<>
|
|
<O:P< font O:p<>
|
Özdeyişler<O:P< font
O:p<>
|
2<O:P< font O:p<>
|
|
<O:P< font O:p<>
|
Eyüp<O:P< font O:p<>
|
4<O:P< font O:p<>
|
|
Beş Tomarlar<O:P< font O:p<>
|
Ezgiler Ezgisi<O:P< font
O:p<>
|
4<O:P< font O:p<>
|
|
<O:P< font O:p<>
|
Rut<O:P< font O:p<>
|
4<O:P< font O:p<>
|
|
<O:P< font O:p<>
|
Ağıtlar<O:P< font O:p<>
|
4<O:P< font O:p<>
|
|
<O:P< font O:p<>
|
Derlemeci<O:P< font
O:p<>
|
3<O:P< font O:p<>
|
|
<O:P< font O:p<>
|
Ester<O:P< font O:p<>
|
0<O:P< font O:p<>
|
|
<O:P< font O:p<>
|
Daniel<O:P< font O:p<>
|
8+1?<O:P< font O:p<>
|
|
<O:P< font O:p<>
|
Ezra-Nehemya<O:P< font
O:p<>
|
1<O:P< font O:p<>
|
|
<O:P< font O:p<>
|
1-2 Tarihler <O:P< font
O:p<>
|
1<O:P< font O:p<>
|
|
Toplam<O:P< font
O:p<>
|
223 (233)<O:P< font O:p<>
|
<O:P< O:p< i>
Diğer 1 nolu Mağara Parçacıkları: Bu mağarada aynı zamanda şu kitaplara ait
parçacıklar da keşfedilmiştir: Yaratılış, Levililer, Yasa’nın Tekrarı,
Hakimler, Samuel, Yeşaya, Hezekiel, Mezmurlar ve bazı Kutsal Kitap’a ait
olmayan eserler: Enoch, Musa’nın Sözleri (daha önce bu kitap hakkında hiçbir
bilgi yoktu), Özgürlük Kitabı (Book of Jubilee), Nuh’un Kitabı, Levi’nin
Vasiyetnamesi (Testament of Levi), Tobit ve Süleyman’ın Bilgeliği. Aynı
zamanda, Daniel’in ilgi çekici parçalarından olan 2:4 (bu parçada metnin
lisanı, İbraniceden Aramiceye geçmiştir), bu mağarada keşfedilmiştir. 1 nolu
mağarada ayrıca şu kitapların yorumlarından parçacıklar keşfedilmiştir: Mezmurlar,
Mika ve Sefanya.
2 nolu Mağara: 2 nolu mağara ilk kez Bedeviler tarafından keşfedilmiş ve
yağmalanmıştır. 1952 senesinde burada yapılan kazı çalışmaları sonucunda, yüz
adet el yazmasından parçalarda; Mısır’dan Çıkış kitabından iki tane, Levililer
kitabından iki tane, Çölde Sayım kitabından dört tane, Yasa’nın Tekrarı’ndan
iki ya da üç tane, Yeremya, Eyüp ve Mezmurlar kitaplarından birer tane ve Rut
kitabından ise iki tane keşfedilmiştir.
4 nolu Mağara: Keklik Mağarası ya da 4nolu Mağara, Bedeviler tarafından
yağmalandıktan sonra, Eylül 1952’de tekrar araştırılmıştır ve en fazla tomar
içeren mağara olduğu anlaşılmıştır. Kelimelerle ifade etmek gerekirse,
binlerce parçacık, ya Bedevilerden satın alınarak ya da arkeolojistler
tarafından mağarada yapılan araştırmalar sonucunda tekrar gün ışığına
çıkartılmıştır. Bu parçacıklar; dört yüz tanesi tanımlanmış olan, yüzlerce el
yazmasını içermektedir. Bu keşifler sonunda, Ester haricindeki bütün Eski
Antlaşma kitaplarından en az yüz adet parça bulunmuştur.
4 nolu mağarada keşfedilen, M.Ö. 3. yüzyıldan kalma, Samuel kitabından bir
parça ise, (4qsam b) elimizdeki en eski, Eski Antlaşma kitap parçasıdır. Aynı
zamanda Mezmurlar, Yeşaya ve Nahum kitapları hakkında yorum metinlerinden
parçalar da bulunmuştur. 4 nolu mağaranın tüm içeriğinin, Kumran
kütüphanesinin kapsam alanını gözler önüne serecek bir kapasitede olduğuna
inanılmaktadır. Keşfedilen kitapların sayılarına bakılarak yapılan yorumlara,
Kumran'lıların en sevdikleri kitapların adet sıralamasında göre: Yasa’nın
Tekrarı, Yeşaya, Mezmurlar, Kısa Kitapları yazan Peygamberler ve Yeremya
olduğu saptanmıştır. Daniel 7:28 ve 8:1’i içeren bazı parçalarda, lisanın Aramiceden
İbraniceye dönüştüğü gözlenmiştir.
7 ve 10 nolu Mağaralar: 1955 senesi içinde araştırılan 7 ve 10 nolu
mağaralardan, belirgin bir Eski Antlaşma Kitabı el yazması çıkartılamamıştır.
Ancak Jose O’Callahan tarafından, Yeni Antlaşma’ya ait olduğu iddia edilen,
ancak üzerindeki tartışmaların devam ettiği bazı metin parçaları çıkartılmıştır.
Eğer bu metin parçalarının Yeni Antlaşma’ya ait olduğu ispatlanırsa, M.S. 50 ya
da 60 senesinden kalma bu el yazmaları, elimizdeki en eski Yeni Antlaşma el
yazmaları olacaktır.
11 nolu Mağara: Bu mağara, 1956 senesinin başlarından itibaren araştırılmaya
başlanmıştır. Eksiksiz ve iyi korunmuş bir durumda olan 36 adet Mezmur ile,
daha önceleri elimizde sadece Yunanca metni olan ve apokrifaya ait olan Mezmur
151, burada keşfedilmiştir. Levililer kitabının bir kısmının iyi durumda olan
bir tomarı, Yeni Yeruşalim Vahiy'inin geniş parçaları (Apocalypse of New Jerusalem)
ve Eyüp kitabının (açıklamalı) Aramice Targum’u bu mağaradan çıkartılmıştır.
Son zamanlarda Ölü Deniz Tomarları üzerine yapılan detaylı çalışmalar,
bizlere keşfedilen parçalar hakkında daha detaylı bilgiler ve envanterler
sunmaktadır. Gleason L. Archer, Jr., A Survey of Old Testament Introduction
isimli eserinde bu konuda ek bir bilgi sunmaktadır. Murabba’at Keşifleri: Kumran’da
kâr getiren keşiflerinden teşvik alan Bedeviler, araştırmalarına devam edip, Beytlehem’in
güneyindeki bazı mağaralarda, üzerlerinde yazılım tarihleri olan ve İkinci
Yahudi İsyanından (M.S. 132-135) kalan el yazması metinler ve belgeler
keşfettiler. 1952 senesinin Ocak ayından itibaren bu mağaralarda sistemli
kazılar ve araştırmalar başlamıştır. Daha sonraki tarihlerden kalma bu el
yazmaları, Ölü Deniz Tomarlarının eskiliğini anlamamıza yardımcı olmuşlardır.
Bu mağaralarda aynı zamanda, Kısa Kitap yazan Peygamberlerden Yoel’in ikinci
yarısından, Hagay’ın sonuna kadar olan ve Masoretik Metin ile uyum içinde bir
tomar daha keşfedilmiştir. Bilinen en eski Sami dili papirüs (üzerindeki yazı
silinerek, tekrar kullanılmış bir papirüstür), ikinci kez eski İbrani
harfleri (M.Ö. yedinci ve sekizinci yüzyıllar) ile yazılmış şekli ile burada
keşfedilmiştir. (bakınız Barthelemy)
Kumran dokümanlarının metinsel eleştiri bakımından olan önemi, aşağıdaki Eski
Antlaşma uzmanlarının değişik perspektiflerden yaptıkları yorumlardan anlaşılabilinir:
Ölü Deniz Tomarlarının birinci ve en önemli etkisi, metin uzmanlarını
ellerindeki İbranice el yazması delillerinden bin sene geriye götürmüş
olmasıdır. Kumran keşiflerinden önce Eski Antlaşma kitaplarının eksiksiz
olarak en eski el yazması kopyalarının tarihi, M.S. onuncu yüzyıl civarları
idi. Eski Antlaşma’nın tümünün en eski kopyasının tarihi ise, M.S. on birinci
yüzyılın başları idi. Ölü Deniz el yazmaları ise, Eski Antlaşma metninin
sağlamlığının delili olarak o ana kadar bilinen her metinden daha eski
kanıtlar sunmuştur. (Brotzman, OTTC, 94-95)
Kumran’daki tomarların keşfinden önce elimizdeki en eski el yazmaları,
yaklaşık M.S. 900 yıllarından kalmakta idi. Ölü Deniz Tomarları’nın; Yeşaya, Habakkuk
ve diğerlerini içeren bazı el yazmalarının yazılış tarihi ise, M.Ö. 125
senesidir. Bu keşif bizlere, elimizdeki el yazmalarından bin sene daha eski
el yazmaları sunmuştur. Ancak, asıl önemli sonuç ise, Kumran keşfinde ortaya
çıkan Yeşaya tomarı ile, bin yıl sonrasına ait olan Masoretik İbranice metin Yeşaya’sı
arasında büyük bir farklılık olmayışı idi. Bu keşif, elimizdeki İbrani metnin
sağlamlığını ispat etmiştir. (Enns, MHT, 173)
Elimizdeki materyaller ile Ölü Deniz Tomarları bir araya geldikleri zaman,
tarih, din ve dini edebiyat konularındaki bilgilerimizin ufkunun sınırlarını
genişleten bir etki oluşturmuşlardır. (Harrison, AOT, 115)
Ölü Deniz tomarlarının, Kutsal Kitap çalışmalarında; bildiklerimizin
onaylandığı ve gerçek olarak kabul edilmiş olan birçok verinin tekrar gözden
geçirilmesine gerek kalınmayacağı yeni bir döneme geçişi sağladığına hiçbir
şüphe yoktur. Hristiyanlık öncesi orijinal Eski Antlaşma metnini oluşturma ve
Tanrı’nın Söz’ünün günümüzün çağdaş okuyucusuna daha anlaşılabilinir bir
biçimde sunulabilmesi için, bundan daha faydalı bir olay gerçekleşmemiştir. (Harrison,
AOT, 115)
<O:P< O:p
Sonuç olarak Masoretler, hak ettikleri en büyük övgüleri, kendilerine emanet
edilmiş olan Sopherim ünsüz metnini, azimli bir şekilde muhafaza etme
konusunda gösterdikleri aşırı titizlik sayesinde hakketmişlerdir. İnsanlık
medeniyeti tarihi boyunca, ister dini, ister lâik olsun, hiçbir antik edebi
eserin korunması için gösterilmemiş olan gayreti, Masoretler ve Sopherimler,
İbrani Kutsal Yazılar’ın hatasız korunması için göstermişlerdir. Kutsal
Metinlerin kâhyalığı konusunda o kadar özen gösteriyorlardı ki, ünsüz
harfleri ilgilendiren en bariz düzeltmeleri bile yapma cüretini
göstermiyorlardı ve onlara emanet edilmiş olan Vorlage hiçbir değişikliğe
uğramadan gelecek nesillere aktarılıyordu. <O:P< O:p
Sadakatlerinin bir sonucu olarak, bugün elimizdeki İbranice metin ile İsa ve
havarileri hayattayken ya da bir asır sonra yetkin kabul edilen İbranice
metin; bütün temel konuları ile kıyaslandığı zaman birbiri ile tutarlıdır.
Geçmiş yüzyıllardaki en güvenilir el yazmalarının karşılaştırmaları sonucu
güvenilirliği ortaya konmuş olan Eski Antlaşma metninin, ayrıca Kumran’da
elde edilen delillere bakılarak karşılaştırılıp revize edilmesi sonucu,
yetkinliği tartışılmaz bir Eski Antlaşma’ya sahip olduğumuz ispatlanmıştır.
Tüm bunların sonucu olarak, Tanrı’nın Esinlemesinin ilk orijinal şeklinin,
metinsel hâli ile tedarik edilmemiz için, bütün gerekli koşullar yerine
gelmiştir. W F. Albright’ın dediği gibi, “İbrani Kutsal Kitap’ının sesli
harfsiz metnine, kusursuz olmasa da, diğer Yakın Doğu edebiyat eserinin
içinde eşi olmayan bir şekilde, doğruluğunun korunmuş olduğunu bilerek, huzur
içinde güven duyabiliriz.” (Archer, SOT, 65)
______________________________________________________<O:P<
O:p< div>
[Septuagint] düzensizdir, ancak bizim elimizdeki İbrani el yazmalarından, bin
sene önce yazılmış bir İbrani metin üzerine oturtulduğundan çok faydalıdır.
<O:P< O:p< div>
- PAUL ENNS<O:P< O:p
________________________________________________________<O:P<
O:p< div>
<O:P< O:p< div>
|