http://www.hristiyan.net

 

İddialara Cevaplar Ana Sayfa

 

 

Ölüdeniz (Kumran) Yazmaları Nedir?

Gerçek İncil, Vatikan'da Katolik Kilisesi tarafından mı saklanıyor?

 

 

HristiyanForum.COM

 

 

HristiyanForum.COM (http://www.hristiyanforum.com/forum/index.php)

-   Eski Antlaşma (Tevrat + Zebur) (http://www.hristiyanforum.com/forum/forumdisplay.php?f=37)

-   -   Ölüdeniz (Kumran) Yazmaları Nedir? (http://www.hristiyanforum.com/forum/showthread.php?t=705)

 

demircan

29-10-05 03:02


Ölüdeniz (Kumran) Yazmaları Nedir?
 

Bu yazmalar ile ilgili bir araştırma kitabı ve kaynak arıyorum.
İnternette bulduğum kadarıyla karbon testine göre bu belgelerin vatikan tarafından kabul edilmediğidir?
http://arsiv.hurriyetim.com.tr/hur/t...dizi/01diz.htm
Bu belgeleri İncil'den ayıran nedir?
Kim veya kimler yazmıştır? Bunları yazanların Hz.İsa ile birebir diyaloğu olmuşmudur?

 

evangelion

29-10-05 03:58


Ölü Deniz Tomarları
 

Bence hristiyanlar için çok yararlı bir arşiv - bilgi verdiniz. O linkteki detaylar doğrudur. Ancak zannedersem ki siz Vatikan = Hristiyanlık zannediyorsunuz. Açıkçası benim açımdan Vakitan'ın kabul edip etmemesi pek birşey ifade etmiyor. Ama verdiğiniz linkteki bilgiler, bilmenizi isterim ki benim için gerçekten yararlı olmuştur, teşekkür ederim.

İlgili metinlerle ilgili bilgiler: http://www.hristiyan.net/kutsalkitab...i/tahrif13.htm


Kutsal Kitap’ın Değişmezliği

(Daniel Wickwire - Batıkent Protestan Kilisesi)

Ölü Deniz Tomarları



“The Dead Sea Scrolls”



“Örtülü olup da açığa çıkarılmayacak, gizli olup da

bilinmeyecek hiçbir şey yoktur.” (Luka 12:2)



Tanrı’nın kutsal kitabını koruma gücünden şüphelenenler için Tevrât, Zebûr, İncîl’in değişmediğine dair başka bir sürü delil vardır. Ortadoğuda, bilhassa Mısır kumlarının altında binlerce yıl saklı kalan çok sayıda Eski Ahit nüshası bulunmuştur.



Mesela 1947 Mart ayında, Filistin’de Ölü Deniz (Lut Denizi) yakınlarında Müslüman bir çoban, Ta’amireh bedevi Muhammed al-Dhıb adında bir çocuk, çölde kaybolmuş bir keçi arıyordu. Çocuk bu sırada Eriha şehrinin 8 mil güneyinde bulunuyordu. Aynı zamanda burası Ölü Deniz gölünün kuzey batı tarafındaydı, Kumran köyünün harabeleri yanında. Muhammed al-Dhıb dik bir yerde bir mağaraya rastladı ve bu mağaraya bir taş attı. Bu taşın bir şeyi kırdığını farketti. İçeri girdiğinde kırılan şeyin toprak bir vazo olduğunu gördü. Bu vazo dışında içerde yedi vazo daha vardı. Vazoların içinde deriden yapılmış el yazması tomarlar bulunuyordu ve bu tomarlar keten bezi ile sarılmıştı. Çocuk bir tomar alıp babasına götürdü. Babasıda bu tomarı bir arkeolog uzmana götürdü. Bunun üzerine arkeologlar Kumran’daki tüm mağaraları araştırdılar ve birçok vazo ve tomar buldular. 1



Bu bulunanlar 40.000 el yazması tomarı oluşturuyordu. Bu 40.000 el yazmasının birleştirilmesinden de 500 kitaplık bir kütüphane oluşturuldu.2 1947’te bulunan elyazmaları arasında, Tevrât’ın neredeyse bütün bölümlerinden parçalar vardır. Bu yazmaların yanı sıra Ester kitabı dışında Eski Ahid’in bütün kitaplarını içeren bir liste bulundu.3



Bu el yazmaları İbranice olarak yazılmıştır. Bilim adamlarına göre bu bulunan metinler tarih boyunca edebiyatın en zengin buluşu sayılır.4 Yani Eski Ahit için en zengin arkeolojik

____________________

1. Frank, “How the Dead Sea Scrolls Were Found,” s. 1.

2. McDowell, A Ready Defense, s. 50.

3. Şişman, “Lût Gölü Yazmaları”, s. 36-41.

4. Price, Secrets of the Dead Sea Scrolls, s. 17.


buluşu budur. Tarihsel araştırmalara göre, tarihçiler bu metinlerin orada Yahudilerin 200 kişilik bir tarikatı olan Esseniler tarafından M.S. 70 yılında koyulduğu fikrine varmışlardır. Yazım biçimi ve dil özelliklerinden anlaşıldığına göre bu yazmalar M.Ö. 2. yüzyıl ve M.S. 70 yılların arasında yazılmıştır. Esseniler, Ferisiler ve Sadukîler gibi yoldan çıkmış bir tarikat değil; Tanrı’ya ve O’nun sözlerine bağlılıklarını sürdüren ve kutsal yazıları çok titiz olarak korumaya çalışan bir tarikattı. Bununla birlikte Esseniler’in asıl amacı İbranice metinleri kopya edip çoğaltmaktır. Bu tarikat M.Ö. 130 -- M.S. 70 yıllar arasında mevcut bulunuyordu. Esseniler yarım gün sebze yetiştiriyorlar, diğer yarım gün ise Eski Ahit metinlerini kopya edip çoğaltıyorlardı. Bu konuda Esseniler o kadar titizdiler ki; çoğalttıkları metinlerin ilk önce harflerini sayıyorlardı. Kopya edip çoğalttıkları metinlerde bir harf bile eksik ya da fazla sayıda çıksa bu kopyaları yok edip tekrar yazıyorlardı.




Esseniler’in tarikatı dışa kapalı idi. Yani herhangi bir yabancıyı içlerine almıyorlardı. M.S. 68-70 yılları arasında Romalılar, Yahudilere sistematik bir şekilde baskı uygulayıp, onları yoketmeye başladılar. Böyle bir ortamda Romalıların 10. tümen askeri Kumran’a gelmeden önce Esseniler metinleri saklama gerektiğini gördüler. Bu metinleri muhafazalı bir şekilde toprak vazolara koyup mağaralara sakladılar. Bu vazolar tomarların korunması için mum ile çok iyi bir şekilde kapanmıştı. Bu nedenle bu tomarlar 1900 yıl boyunca zedelenmeden korunmuştu. M.S. 70 yılında tüm Esseniler Romalılar tarafından öldürüldü, ve ta Mart 1947’e kadar, bu değerli tomarlar hakkında hiç kimsenin haberi olmadı. M.S. 70 yılında Kudüs harap edildi ve 14 Mayıs 1948’e kadar İsrail milleti tamamen dağıtıldı. İsâ Mesih bu durum hakkında M.S. 33 yılında peygamberlik etti:



“İsâ Kudüs’e yaklaşıp kenti görünce orası için ağladı.

Keşke bugün sen de esenliğe giden yolu bilseydin” dedi.

Ama bu şimdi senin gözlerinden gizlenmiştir. Senin

için öyle günler gelecek ki, düşmanların seni setlerle

çevirecek, kuşatıp her yandan sıkıştıracaklar. Seni ve

sende oturan çocuklarını yere çalacak, sende taş

üstünde taş bırakmayacaklar. Çünkü Tanrı’nın senin

yardımına geldiği zamanı farketmedin.” (Luka 19:41-44)


Ölü Deniz Tomarları bulunmadan önce, Eski Ahit’in mevcut olan en eski el yazmaları M.S. 1000 yılına ait idi. M.S. 1000 yılına ait İbranice olarak yazılmış el yazmaları “Mazoretic Metinler” olarak bilinir. Kumran’daki bulunan Eski Ahid nüshâlarının yazılması M.Ö. 2. yüzyıl ile M.S. 70 yılları arasındaki tarihlere ait olduğu halde, bu Eski Ahit metinleriyle 1008 tarihli Leningrad Kodeks Mazoretic Metni arasında manayı değiştirecek bir fark yoktur.4 Bu durum, şu an elimizde bulunan Eski Ahit’lerin güvenilir olduğunun başka bir kanıtıdır.




İsâ Mesih, kendi döneminde bulunan Eski Ahit’in kesinlikle güvenilir olduğunu kabul ediyordu, ve sık sık bu kitapları Tanrı’nın Sözü olarak aktarıyordu. Şimdi esas soru bu: Acaba İsâ Mesih’in döneminden bin yıl sonraki döneme kadar bir tahrif oldu mu? Acaba bu metinler güvenilir bir şekilde kopya edildi mi? Bu bin sene sonra olan “Mazoretik Metinleri” değiştirilmiş mi, değiştirilmemiş mi? Ne kadar güvenilir ve bundan nasıl emin olabiliriz? Ölü Deniz Tomarlarının bulunmasıyla bu sorunun cevabı ortayı çıktı. Ölü Deniz Tomarları ve M.S. bin yılına ait olan Mazoretik Metinleri arasında somut bir farklılık yoktur.



Dinsel metinin bütünlüğünün değerini o zaman Yahudi dünyasıda iyi biliyordu, hiç şüphesiz. Eleştirmenler bunun ne kadar gerçek olduğunu İşaya Peygamberin Kitabından dolayı anlamışlardır. Şimdiye dek bu metnin elde bulunan en eski İbranice el yazıları M.S. 900-1000’e aittir. Kumrân’da İşaya’nın hemen hemen bin sene daha eski olan iki metni keşfedilmiş bulunuyor. İşaya’nın bu tomarlarından birisi 900-1000 yıllarından kalma Mazoretik metnin aynısıdır, öyle ki ikisini karşılaştırınca birinden diğerine geçişteki sadakat apaçık görülür.5



Ölü Deniz Tomarları araştırmasında yer alan uzmanlardan birisi olan Profesör Geze Vermes, konuyla ilgili olarak şu gözlemlerde bulunuyor: “Kutsal Kitab’ın Kumran dökümanları, Ester kitabı dışında Yahudilerin Kutsal Yazılarının tümünü kapsamaktadır ve ondan önceki en eski elyazası metinlerden yaklaşık 1000 yıl daha eskidir. Uzmanlar, Kutsal Kitap metninin son şeklini alış biçimini böylelikle ortaya çıkarabilirler. Dahası var: Bu bulgular son iki bin yılda Kutsal Yazıların kesinlikle değişmemiş bir durumda olduklarını da kanıtlamaktadır.”6

____________________

4. Geisler & Nix, A General Introduction to the Bible,

ss. 260-263.

5. Jomier, İsa Mesihin Hayatı, ss. 198-199.

6. Clark, Yaşamı ve Öğretişleriyle: İsa Mesih, s. 3.


Kumran’da bulunan tomarlar arası Hz. İşaya’nın tam bir metni ortaya çıktı. Eski devirlere ait yazıları okuma bilginlere göre bu metnin yazılış tarihi M.Ö. 125’e ait civarındadır. Bu 125’e ait tomar ve M.S. 916 ait olan Mazoretik tomar arasında fazla bir fark yoktur. Geisler ve Nix’e göre, “İşaya 53. bölümün 166 kelimelerden ancak 17 tane harf farklılık göstermektedir. Bunların 10 tanesi ancak imlâ farklarıyla ilgilidir, ve bunlar metinin manasını hiç bir şekilde etkilemez. Dört tane harf ise küçük üsluba ait farklılık göstermektedir; örneğin birleşme harfleri... Kalan üç tane harf ise, “nur” kelimesi ile ilgilidir, ve bunlar 11. ayetinde eklenmiştir. Bu da anlamı fazla etkilemez. Ayrıca, bu “nur” kelimesi Septuagint tarafından desteklenmektedir. Dolayısıyla, bin senelik bir metnin kopyası yapıldıktan sonra, 166 kelimeler arasında ancak üç tane harf tek bir ayet için herhangi bir soru yaratmıştır, ve bu da ayetin manası için çok önemli bir fark göstermemektedir.7




Ölü Deniz Tomarlarının bulunması da Kutsal Yazı’nın güvenilirliğini daha da arttırmıştır. Bu değerli bulgu gösterdi ki, Kutsal Kitap, Kutsal Ruh’un önderliğinde son derece büyük bir sadakat ve titizlikle naklonulup, ilâhî sırların yurdu Mesih’in kilisesine emanet edilmiştir. Yahudilerin elinde bulunan nüshalar Mesih İnanlılarının nüshalarıyla karşılaştırdığında arada en ufak bir ayrılık görünmemektedir.8 Bazen tek bir sayfa uzun yıllar bir tohum gibi gömülü kalmaktadır. Bir gün filizlenip ortaya çıkınca, onun mesajının tazeliğinden hiç bir şey kaybolmayacaktır.



1975 yılında Ölü Deniz Tomarlarıyla ilgili 35 kişilik “Multnomah School of Bible”in özel bir araştırma ekibine katıldım. Ölü Deniz Tomarlarının bulunduğu yeri, Kumran köyü ve etrafındaki mağaraları ziyaret ettik. Ayrıca Londra “İngiliz Müzesi” ve Kudüs’ün “Shrine of the Book” adlı müzesinde araştırma yaptık. Bu “Ölü Deniz Tomarları” bugün İsrail’de “Shrine of the Book” adlı bir müzede sergilenmektedir. Dileyen herkes bu tomarları görebilir. Ayrıca bazı metinler Internet’te görülebilir.

____________________

7. Geisler ve Nix, A General Introduction to the Bible, s. 263.

8. Gabriel, Din Alimleri Tartışıyor, s. 25.

 

evangelion

29-10-05 04:01


Ölü Deniz Tomarları:
 

http://www.hristiyan.net/cevaplar/kkmguvenilirmi.htm
Ölü Deniz Tomarları:

1947 yılında, Ölü Deniz yakınlarındaki bir vadide, bir keçi çobanı, ilginç bir takım kil testiler buldu. Testilerin içinde deri tomarlar vardı. Kumran bölgesindeki "Ölü Deniz Tomarlarının" bulunması, 20. Yüzyılın en önemli arkeolojik keşiflerinden biri olarak takdir gördü. Bu tomarlar, İ.Ö. 150 ile İ.S. 70 yılları arasında, bir vadiye yerleşmiş bir manastır hayatı yaşayan çiftçi Yahudi komünün varlığını ortaya koyuyordu. Bu testilerde bulunan tomarların, Romalıların ülkeyi işgal edeceği anlaşıldığı zaman, Ölü Denizin kuzeybatısındaki uçurumluk bölgedeki mağaralara saklandığı tahmin ediliyor. Ölü Deniz tomarları, İşaya'nın tamamını, öte taraftan İşaya'da 38-6 yı kapsayan bir bölümünü, Habakkuk'un iki bölümünü ve tüm Eski Anlaşma kitaplarından bölümler içeriyor (Yaradılış, Çıkış, Levililer, Sayılar ve diğerleri).

Bu metinler İ.Ö. 100 yıllarına tarihlendirilir. Bu yazıtların, ve özellikle İşaya metninin tamamının ortaya çıkması konusunda Merill. F. Unger şöyle diyor: "İşaya'nın bu tam metni gerçekten anlaşılabilir bir duyarlılık yaratmıştır çünkü Eski Anlaşma'ya ait ulaşabildiğimiz en eski ve önemli yazıdır. 1000 yıllık masoretik geleneğe bağlı metinlerin değişmemiş olduğunu göz önüne koyuyor"

Kumran Yazıtlarının en önemli özelliği, Kutsal Kitap inceleyicilerine 1000 yıllık bir fark göz önüne alındığı zaman, metinlerin değişmemiş olduğunu göstermesidir.

Ortaya çıkan nedir? İşaya 57'nin 1000 yıl farkla yazılmış metinlerini karşılaştırdığımızda yalnızca 17 sözcüğün değişmiş olduğunu görürüz.. Üstelik bunların 10'u Amerikan ve İngiliz İngilizcelerindeki "Honor" ve "Honour" gibi İbranice lehçeleri arasındaki farklar ve metnin anlamını kesinlikle etkilemiyor. Kalan dört adet çok ufak farklılık, "ve" gibi bağlaçların kullanımına ilişkin. Son alarak ele aldığımız üç farklılık ise İbrani'ce "ışık" sözcüğüne ilişkin: Eski metinde "görecekler" şeklinde geçiyor (11. ayet). Bu bölümdeki 166 sözcük arasında, ancak bu sözcük şüphe uyandırabilir, ancak pasajın anlamını kesinlikle değiştirmiyor.

 

evangelion

29-10-05 04:03


http://www.hristiyan.net/mcdowell/4.htm

3C. Ölü Deniz Tomarları

Herhangi bir Kutsal Kitap uzmanına, Ölü Deniz Tomarlarının keşfinden önce, Eski Antlaşma’nın güvenilirliliğine olan inancın artması için nasıl bir keşif gerçekleşmesini hayal ettiğini sorduysanız, alacağınız cevap şöyle bir şey olurdu: “Orijinal Eski Antlaşma el yazmalarına dair daha eski tanıklıkların keşfi.” Şu büyük soru işaretini dile getiren ilk kişi, Sir Frederic Kenyon olmuştur: “Masoretik dediğimiz ve kökleri M.S. 100 yıllarına dayanan bu İbrani metni, Eski Antlaşma kitaplarının yazarlarının ilk olarak yazdıkları orijinal metni dürüst bir şekilde yansıtıyor mu?” (Kenyon, OBAM, 47)

Ölü Deniz Tomarları’nın keşfinden önce şu soru işareti belleklerimizde dolaşmaktaydı, “bugün elimizde olan kopyalar, birinci yüzyıl ve daha önceki kopyalar ile kıyaslandığı zaman ne kadar hatasızdır?” Eski Antlaşma’nın, elimizdeki en eski tam kopyasının tarihi, onuncu yüzyıldan kalmadır. Böylece şu büyük soru ortaya çıkmıştır: “Bu metin defalarca kez kopyalandığına göre, bu metne güvenmemiz doğru mudur?” Ölü Deniz Tomarları şaşırtıcı cevabı sunmuştur.

<O:P

<O:P

1D. Ölü Deniz Tomarları Nedir?<O:P< font O:p<>

Tomarlar, kırk bin adet el yazması parçacıklardan oluşmaktadır. Bu parçacıkların bir araya getirilmesi ile tam beş yüz adet kitap oluşturulmuştur. İsrail’in Ölü Deniz sahillerindeki, Kumran'da dini cemaatin, M.Ö. birinci yüzyıl’dan, M.S. ikinci yüzyıla kadar olan tarihini aydınlatan Kutsal Kitap dışı birçok kitaplar ve parçacıklar keşfedilmiştir. “Zadokite metinleri”, “Toplum Kuralları” ve “Disiplin El Kitabı” gibi kitaplar, bizlere günlük Kumran hayatının amacı hakkında derin bilgiler sunmaktadır. Birçok farklı mağarada bulunan el yazmalarında, Kutsal Kitap’taki ayetler hakkında yorumlar içeren kitaplar da bulunmaktadır. Ancak, Ölü Deniz Tomarları’nın en önemli metinleri, kuşkusuz İsa’nın doğumundan bir yüzyıl öncesinden kalma, Eski Antlaşma metin kopyalarıdır.

<O:P< b>

<O:P< b>

2D. Ölü Deniz Tomarları Nasıl Bulunmuştur?<O:P< font O:p<>

Ralph Earle, tomarların nasıl bulunduğu konusunda, Tanrı’nın her şeyi sağlayıcı ilgisini gösteren olayı bizlerle paylaşarak, akılda kalıcı ve öz bir cevap sunmaktadır:

<O:P

Bu keşfin hikâyesi, modern çağımızın en büyüleyici hikâyelerinden birisidir. 1947 senesinin Şubat ya da Mart aylarının içinde, Muhammed isimli bir Bedevi çocuk çoban, kaybolan keçisini aramaktadır. Eriha’nın sekiz mil güneyinde, Ölü Deniz’in batı yakasındaki bir tepede, bir delik içerisine bir taş atar ve aşağıdan gelen testinin kırılma sesine şaşırarak, delikte bir keşif yapmaya karar verir. Aşağıda yaptığı araştırma, onu hayretler içinde bırakan bir manzara ile karşılaşması ile sonuçlanır. Mağaranın zemininde, şeritten kumaşlara sarılmış, deri tomarların içinde olduğu büyük testiler görür. Testiler, zamanında dikkatlice mühürlendikleri için, tomarlar neredeyse 1900 sene boyunca hiç bozulmadan korunmuşlardır. (Bulgular, bu tomarların M.S. 68 senesinde oraya yerleştirildiğini göstermiştir) <O:P< O:p

Ölü Deniz Mağarası içerisinde bulunan tomarlardan beş tanesi, ismini aldıkları, Yeruşalim’deki Suriye Ortodoks Manastırı Baş Piskoposu tarafından satın alınmıştır. Bu arada, diğer üç tomar ise, gene oradaki İbrani Üniversitesinden, Profesör Sukenik tarafından satın alınmıştır.<O:P< O:p

Tomarlar ilk bulunduğunda, halkın dikkatini çekmemiştir. 1947 Kasım’ında, Profesör Sukenik, mağaradaki iki testiyi ve üç tomarı satın aldıktan iki gün sonra günlüğüne şöyle yazmıştır: “Ümitlerimizin de ötesinde olan bu keşif, belki de Filistin içerisinde yapılmış en büyük keşiflerin bir tanesidir.” Ancak o yıllarda bu önemli sözcükler yayınlanmamıştı. <O:P< O:p

Nihayet, 1948 Şubatının içinde, İbranice okumasını bilmeyen başpiskopos, Yeruşalim’deki Amerikan Şark Araştırma Okulu’nu aradı ve onlara bu tomarlardan bahsetti. İlâhi takdirin bir sonucu olarak, o dönemde okula vekaleten müdürlük yapan John Trever isimli genç eğitimci, aynı zamanda muhteşem bir fotoğrafçıydı. Çetin ve adanmışlıkla dolu bir çalışma devresinden sonra, 24 feet uzunluğundaki ve 10 inç yüksekliğindeki Yeşaya tomarının her bir sütununun tek tek fotoğraflarını çekti. Bu resimleri tek tek levhalara bastıktan sonra, bir kaç kopyasını uçakla Johns Hopkins Üniversitesinden, geniş çevrelerce tanınan ve Amerikan Kutsal Kitap Arkeologlarının başkanı olan Dr. W. F. Albright’a gönderdi. Geri gelen cevapta Albright şöyle yazmıştır: “Çağımızın en büyük el yazması keşfinden dolayı sizi yürekten kutlarım!…Ne kadar inanılmaz bir keşif! Artık el yazmalarının orijinalliği konusunda, dünyadaki hiç kimse en ufak bir şüphe duyamayacak.” Kendisinin bu el yazmaları hakkındaki tarihlemesi, yaklaşık M.Ö. 100 olmuştur. (Earle, HWGB, 48-49)<O:P< O:p



<O:P< O:p

3D. Ölü Deniz Tomarlarının Değeri<O:P< font O:p<>

Ölü Deniz Tomarlarının keşfinden önce, elimizdeki en eski ve eksiksiz İbrani el yazmasının yazılım tarihi, M.S. 900 senesiydi. İsa’nın zamanı olan M.S. ilk yüzyıldan sonra yazılmış olan bu metinlerin hatasız iletimine ne kadar güvenebilirdik? Arkeoloji ve Ölü Deniz Tomarları’na bu konuda çok minnettarız, çünkü artık elimizdeki metinlere güvenebileceğimizi biliyoruz. Ölü Deniz mağaralarının içinde bulunan tomarların bir tanesi, Yeşaya kitabının tamamının el yazmasını içermektedir. Paleontolojik çalışmalar sonucunda bu tomarın yazılım tarihi, M.Ö. 125 olarak tespit edilmiştir. Bu el yazması, bizlerin sahip olduğu herhangi bir MSS’den bin yıldan daha önce yazılmıştı.

Bu keşfin en önemli özelliği, aralarında bin sene bulunan Yeşaya tomarının (M.Ö. 125), Yeşaya Masoretik Metnine (M.S. 916) tüm detaylarında izlenilen yakınlığıdır. Bu yakınlık bizlere, bin sene boyunca yaşanmış olan kopyalama sürecindeki şaşırtıcı kusursuzluğu sergilemektedir.

<O:P< O:p

Yeşaya 53’deki 166 kelimede, sadece 17 harfte tereddüt yaşanmaktadır. Bunların on tanesi, cümlenin anlamını etkilemeyen, ancak kelimenin yazılım şeklindeki farklılıktan kaynaklanmakta, dört tanesi bağlaç kullanımında gözüktüğü gibi, stil değişiminden kaynaklanmakta ve son üç harf ise, ayet 11’de eklenmiş olan ve anlamı etkilemeyen “ışık” kelimesinden gelmektedir. Daha da ötesi, bu kelime LXX ve IQ tarafından da (Ölü Deniz Mağaralarında bulunmuş olan bir Yeşaya tomarı) desteklenmektedir. Böylece, 166 kelimeden oluşan bir bölümde, bin yıllık bir iletim ve kopyalama sürecinden sonra, sorunlu olarak gözüken tek bir kelime (üç harften oluşmakta olan) mevcuttur ancak, bu kelime parçanın anlamını değiştirmemektedir. (Burrows, SS, 304)<O:P< O:p

<O:P< O:p

Gleason Archer’in ifade ettiği gibi, Kumran cemaatinin Yeşaya kopyaları, “elimizdeki standart İbrani metni ile kelime kelimesine karşılaştırıldığında, yüzde 95 gibi bir oranla tıpa tıp benzer olduğu tespit edilmiştir. Yüzde 5lik oran ise, açıkça görülen kalem hataları ve yazılım değişikliklerinden oluşmaktadır.” (Archer, SOT, 19)

Millar Burrows, şu sonuca varmıştır: “Bir metnin, bin senelik bir dönem içerisinde çok az bir farklılık göstermiş olması, bir tür mucizedir. Bu tomar hakkında yazdığım ilk yazımda da daha önce belirttiğim gibi, ‘Bu yazının içerisine baktığımız zaman, ortaya koyduğu temel önemini; Masoretik geleneğin güvenilirliliğinin ispatını görmekteyiz’.” (Burrows, TDSS, 304)

<O:P< O:p

<O:P< O:p

4D. Tomarlar Ne İçermektedirler?<O:P< font O:p<>

Tomarlar tarafından bizlere ulaştırılmış olan sekiz yüz el yazmasını burada tek tek incelememiz mümkün değildir. Aşağıdakiler, tomarlar hakkındaki bilgilerimizin temelini oluşturan ilk çalışmalar ve 4 nolu mağaradan çıkartılıp, kısa bir süre önce yayınlanan metinler de dahil olmak üzere son kırk sene boyunca incelenmiş olan metinlerden örneklerdir. Bu metinler değişik kategorilere ayrılmışlardır: Kutsal Kitap metinleri, Kutsal Kitap yorumları, mezhepsel (secterian) metinler, kutsallığı olmadığına inanılan (pseudepigraphical) metinler, vahiy niteliğindeki (apocalyptic) metinler, mistik ya da törensel metinler. (Price, SDSS, 86)<O:P< O:p

Ölü Deniz Tomarları Keşifleri: 1 nolu mağara, Arap bir çoban çocuk tarafından keşfedilmiştir. Bu çoban mağaradan, yaklaşık yedi adet civarında tam tomar, bir miktar da parçacık tomarlar almıştır.

Yeşaya A (IQIs a): St. Markos Manastırı Yeşaya Tomarı, en meşhur kopyalardan birisi olmakla beraber, satır üstlerinde ve sayfa altlarında birçok düzeltme içermektedir ve bu kitap elimizde bulunan en eski tam kopyasıdır.

Yeşaya B (IQIs b): İbrani Üniversitesi Yeşaya Tomarı tam değildir, ancak yazılı metni, Masoretik Metin ile kıyaslandığı zaman, Yeşaya A’ya göre daha uyum sergilemektedir.
<O:P< O:p

<O:P< O:p

<O:P< font O:p<>



Eski Antlaşma Kitaplarının Kumran El Yazmaları<O:P< font O:p<>

<O:P< O:p








Kanonsal Bölümleme<O:P< font O:p<>



(İbrani Kutsal Kitabına Göre)<O:P< font O:p<>




Eski Antlaşma Kitabı<O:P< font O:p<>



(İbrani Kutsal Kitabındaki Sıralamaya Göre)<O:P< font O:p<>






Kumran El Yazmalarının Adedi<O:P< font O:p<>


(?=olası parçacıklar)<O:P< font O:p<>






Pentateuch (ilk beş kitap)<O:P< font O:p<>




Yaratılış<O:P< font O:p<>








18+3?<O:P< font O:p<>








(Tevrat)<O:P< font O:p<>




Mısır’dan Çıkış<O:P< font O:p<>








18<O:P< font O:p<>








<O:P< font O:p<>




Levililer<O:P< font O:p<>








17<O:P< font O:p<>








<O:P< font O:p<>




Çölde Sayım<O:P< font O:p<>








12<O:P< font O:p<>








<O:P< font O:p<>




Yasa’nın Tekrarı<O:P< font O:p<>








31+3?<O:P< font O:p<>








Peygamberler<O:P< font O:p<>



(Nevi’im)<O:P< font O:p<>


Yeşu<O:P< font>








2<O:P< font O:p<>








Hakimler<O:P< font O:p<>








3<O:P< font O:p<>








Önceki Peygamberler<O:P< font O:p<>




1-2. Samuel<O:P< font O:p<>








4<O:P< font O:p<>








<O:P< font O:p<>




1-2. Krallar<O:P< font O:p<>








3<O:P< font O:p<>








Sonraki Peygamberler<O:P< font O:p<>




Yeşaya<O:P< font O:p<>








22<O:P< font O:p<>











Yeremya<O:P< font O:p<>








6<O:P< font O:p<>











Hezekiel<O:P< font O:p<>








7<O:P< font O:p<>








<O:P< font O:p<>




On ikiler (Kısa Kitap Yazan Peygamberler)<O:P< font O:p<>








10+1?<O:P< font O:p<>








Yazılar<O:P< font O:p<>




Mezmurlar<O:P< font O:p<>








39+2?<O:P< font O:p<>








<O:P< font O:p<>




Özdeyişler<O:P< font O:p<>








2<O:P< font O:p<>








<O:P< font O:p<>




Eyüp<O:P< font O:p<>








4<O:P< font O:p<>








Beş Tomarlar<O:P< font O:p<>




Ezgiler Ezgisi<O:P< font O:p<>








4<O:P< font O:p<>








<O:P< font O:p<>




Rut<O:P< font O:p<>








4<O:P< font O:p<>








<O:P< font O:p<>




Ağıtlar<O:P< font O:p<>








4<O:P< font O:p<>








<O:P< font O:p<>




Derlemeci<O:P< font O:p<>








3<O:P< font O:p<>








<O:P< font O:p<>




Ester<O:P< font O:p<>








0<O:P< font O:p<>








<O:P< font O:p<>




Daniel<O:P< font O:p<>








8+1?<O:P< font O:p<>








<O:P< font O:p<>




Ezra-Nehemya<O:P< font O:p<>








1<O:P< font O:p<>








<O:P< font O:p<>




1-2 Tarihler <O:P< font O:p<>








1<O:P< font O:p<>








Toplam<O:P< font O:p<>








223 (233)<O:P< font O:p<>













<O:P< O:p< i>

Diğer 1 nolu Mağara Parçacıkları: Bu mağarada aynı zamanda şu kitaplara ait parçacıklar da keşfedilmiştir: Yaratılış, Levililer, Yasa’nın Tekrarı, Hakimler, Samuel, Yeşaya, Hezekiel, Mezmurlar ve bazı Kutsal Kitap’a ait olmayan eserler: Enoch, Musa’nın Sözleri (daha önce bu kitap hakkında hiçbir bilgi yoktu), Özgürlük Kitabı (Book of Jubilee), Nuh’un Kitabı, Levi’nin Vasiyetnamesi (Testament of Levi), Tobit ve Süleyman’ın Bilgeliği. Aynı zamanda, Daniel’in ilgi çekici parçalarından olan 2:4 (bu parçada metnin lisanı, İbraniceden Aramiceye geçmiştir), bu mağarada keşfedilmiştir. 1 nolu mağarada ayrıca şu kitapların yorumlarından parçacıklar keşfedilmiştir: Mezmurlar, Mika ve Sefanya.

2 nolu Mağara: 2 nolu mağara ilk kez Bedeviler tarafından keşfedilmiş ve yağmalanmıştır. 1952 senesinde burada yapılan kazı çalışmaları sonucunda, yüz adet el yazmasından parçalarda; Mısır’dan Çıkış kitabından iki tane, Levililer kitabından iki tane, Çölde Sayım kitabından dört tane, Yasa’nın Tekrarı’ndan iki ya da üç tane, Yeremya, Eyüp ve Mezmurlar kitaplarından birer tane ve Rut kitabından ise iki tane keşfedilmiştir.

4 nolu Mağara: Keklik Mağarası ya da 4nolu Mağara, Bedeviler tarafından yağmalandıktan sonra, Eylül 1952’de tekrar araştırılmıştır ve en fazla tomar içeren mağara olduğu anlaşılmıştır. Kelimelerle ifade etmek gerekirse, binlerce parçacık, ya Bedevilerden satın alınarak ya da arkeolojistler tarafından mağarada yapılan araştırmalar sonucunda tekrar gün ışığına çıkartılmıştır. Bu parçacıklar; dört yüz tanesi tanımlanmış olan, yüzlerce el yazmasını içermektedir. Bu keşifler sonunda, Ester haricindeki bütün Eski Antlaşma kitaplarından en az yüz adet parça bulunmuştur.

4 nolu mağarada keşfedilen, M.Ö. 3. yüzyıldan kalma, Samuel kitabından bir parça ise, (4qsam b) elimizdeki en eski, Eski Antlaşma kitap parçasıdır. Aynı zamanda Mezmurlar, Yeşaya ve Nahum kitapları hakkında yorum metinlerinden parçalar da bulunmuştur. 4 nolu mağaranın tüm içeriğinin, Kumran kütüphanesinin kapsam alanını gözler önüne serecek bir kapasitede olduğuna inanılmaktadır. Keşfedilen kitapların sayılarına bakılarak yapılan yorumlara, Kumran'lıların en sevdikleri kitapların adet sıralamasında göre: Yasa’nın Tekrarı, Yeşaya, Mezmurlar, Kısa Kitapları yazan Peygamberler ve Yeremya olduğu saptanmıştır. Daniel 7:28 ve 8:1’i içeren bazı parçalarda, lisanın Aramiceden İbraniceye dönüştüğü gözlenmiştir.

7 ve 10 nolu Mağaralar: 1955 senesi içinde araştırılan 7 ve 10 nolu mağaralardan, belirgin bir Eski Antlaşma Kitabı el yazması çıkartılamamıştır. Ancak Jose O’Callahan tarafından, Yeni Antlaşma’ya ait olduğu iddia edilen, ancak üzerindeki tartışmaların devam ettiği bazı metin parçaları çıkartılmıştır. Eğer bu metin parçalarının Yeni Antlaşma’ya ait olduğu ispatlanırsa, M.S. 50 ya da 60 senesinden kalma bu el yazmaları, elimizdeki en eski Yeni Antlaşma el yazmaları olacaktır.

11 nolu Mağara: Bu mağara, 1956 senesinin başlarından itibaren araştırılmaya başlanmıştır. Eksiksiz ve iyi korunmuş bir durumda olan 36 adet Mezmur ile, daha önceleri elimizde sadece Yunanca metni olan ve apokrifaya ait olan Mezmur 151, burada keşfedilmiştir. Levililer kitabının bir kısmının iyi durumda olan bir tomarı, Yeni Yeruşalim Vahiy'inin geniş parçaları (Apocalypse of New Jerusalem) ve Eyüp kitabının (açıklamalı) Aramice Targum’u bu mağaradan çıkartılmıştır.

Son zamanlarda Ölü Deniz Tomarları üzerine yapılan detaylı çalışmalar, bizlere keşfedilen parçalar hakkında daha detaylı bilgiler ve envanterler sunmaktadır. Gleason L. Archer, Jr., A Survey of Old Testament Introduction isimli eserinde bu konuda ek bir bilgi sunmaktadır. Murabba’at Keşifleri: Kumran’da kâr getiren keşiflerinden teşvik alan Bedeviler, araştırmalarına devam edip, Beytlehem’in güneyindeki bazı mağaralarda, üzerlerinde yazılım tarihleri olan ve İkinci Yahudi İsyanından (M.S. 132-135) kalan el yazması metinler ve belgeler keşfettiler. 1952 senesinin Ocak ayından itibaren bu mağaralarda sistemli kazılar ve araştırmalar başlamıştır. Daha sonraki tarihlerden kalma bu el yazmaları, Ölü Deniz Tomarlarının eskiliğini anlamamıza yardımcı olmuşlardır.

Bu mağaralarda aynı zamanda, Kısa Kitap yazan Peygamberlerden Yoel’in ikinci yarısından, Hagay’ın sonuna kadar olan ve Masoretik Metin ile uyum içinde bir tomar daha keşfedilmiştir. Bilinen en eski Sami dili papirüs (üzerindeki yazı silinerek, tekrar kullanılmış bir papirüstür), ikinci kez eski İbrani harfleri (M.Ö. yedinci ve sekizinci yüzyıllar) ile yazılmış şekli ile burada keşfedilmiştir. (bakınız Barthelemy)

Kumran dokümanlarının metinsel eleştiri bakımından olan önemi, aşağıdaki Eski Antlaşma uzmanlarının değişik perspektiflerden yaptıkları yorumlardan anlaşılabilinir:

Ölü Deniz Tomarlarının birinci ve en önemli etkisi, metin uzmanlarını ellerindeki İbranice el yazması delillerinden bin sene geriye götürmüş olmasıdır. Kumran keşiflerinden önce Eski Antlaşma kitaplarının eksiksiz olarak en eski el yazması kopyalarının tarihi, M.S. onuncu yüzyıl civarları idi. Eski Antlaşma’nın tümünün en eski kopyasının tarihi ise, M.S. on birinci yüzyılın başları idi. Ölü Deniz el yazmaları ise, Eski Antlaşma metninin sağlamlığının delili olarak o ana kadar bilinen her metinden daha eski kanıtlar sunmuştur. (Brotzman, OTTC, 94-95)

Kumran’daki tomarların keşfinden önce elimizdeki en eski el yazmaları, yaklaşık M.S. 900 yıllarından kalmakta idi. Ölü Deniz Tomarları’nın; Yeşaya, Habakkuk ve diğerlerini içeren bazı el yazmalarının yazılış tarihi ise, M.Ö. 125 senesidir. Bu keşif bizlere, elimizdeki el yazmalarından bin sene daha eski el yazmaları sunmuştur. Ancak, asıl önemli sonuç ise, Kumran keşfinde ortaya çıkan Yeşaya tomarı ile, bin yıl sonrasına ait olan Masoretik İbranice metin Yeşaya’sı arasında büyük bir farklılık olmayışı idi. Bu keşif, elimizdeki İbrani metnin sağlamlığını ispat etmiştir. (Enns, MHT, 173)

Elimizdeki materyaller ile Ölü Deniz Tomarları bir araya geldikleri zaman, tarih, din ve dini edebiyat konularındaki bilgilerimizin ufkunun sınırlarını genişleten bir etki oluşturmuşlardır. (Harri­son, AOT, 115)

Ölü Deniz tomarlarının, Kutsal Kitap çalışmalarında; bildiklerimizin onaylandığı ve gerçek olarak kabul edilmiş olan birçok verinin tekrar gözden geçirilmesine gerek kalınmayacağı yeni bir döneme geçişi sağladığına hiçbir şüphe yoktur. Hristiyanlık öncesi orijinal Eski Antlaşma metnini oluşturma ve Tanrı’nın Söz’ünün günümüzün çağdaş okuyucusuna daha anlaşılabilinir bir biçimde sunulabilmesi için, bundan daha faydalı bir olay gerçekleşmemiştir. (Harrison, AOT, 115)

<O:P< O:p

Sonuç olarak Masoretler, hak ettikleri en büyük övgüleri, kendilerine emanet edilmiş olan Sopherim ünsüz metnini, azimli bir şekilde muhafaza etme konusunda gösterdikleri aşırı titizlik sayesinde hakketmişlerdir. İnsanlık medeniyeti tarihi boyunca, ister dini, ister lâik olsun, hiçbir antik edebi eserin korunması için gösterilmemiş olan gayreti, Masoretler ve Sopherimler, İbrani Kutsal Yazılar’ın hatasız korunması için göstermişlerdir. Kutsal Metinlerin kâhyalığı konusunda o kadar özen gösteriyorlardı ki, ünsüz harfleri ilgilendiren en bariz düzeltmeleri bile yapma cüretini göstermiyorlardı ve onlara emanet edilmiş olan Vorlage hiçbir değişikliğe uğramadan gelecek nesillere aktarılıyordu. <O:P< O:p

Sadakatlerinin bir sonucu olarak, bugün elimizdeki İbranice metin ile İsa ve havarileri hayattayken ya da bir asır sonra yetkin kabul edilen İbranice metin; bütün temel konuları ile kıyaslandığı zaman birbiri ile tutarlıdır. Geçmiş yüzyıllardaki en güvenilir el yazmalarının karşılaştırmaları sonucu güvenilirliği ortaya konmuş olan Eski Antlaşma metninin, ayrıca Kumran’da elde edilen delillere bakılarak karşılaştırılıp revize edilmesi sonucu, yetkinliği tartışılmaz bir Eski Antlaşma’ya sahip olduğumuz ispatlanmıştır. Tüm bunların sonucu olarak, Tanrı’nın Esinlemesinin ilk orijinal şeklinin, metinsel hâli ile tedarik edilmemiz için, bütün gerekli koşullar yerine gelmiştir. W F. Albright’ın dediği gibi, “İbrani Kutsal Kitap’ının sesli harfsiz metnine, kusursuz olmasa da, diğer Yakın Doğu edebiyat eserinin içinde eşi olmayan bir şekilde, doğruluğunun korunmuş olduğunu bilerek, huzur içinde güven duyabiliriz.” (Archer, SOT, 65)


______________________________________________________<O:P< O:p< div>
[Septuagint] düzensizdir, ancak bizim elimizdeki İbrani el yazmalarından, bin sene önce yazılmış bir İbrani metin üzerine oturtulduğundan çok faydalıdır.

<O:P< O:p< div>
- PAUL ENNS<O:P< O:p

________________________________________________________<O:P< O:p< div>
<O:P< O:p< div>

 

evangelion

15-12-05 03:44


Alıntı:


Orjinal Mesaj Sahibi demircan

Bu yazmalar ile ilgili bir araştırma kitabı ve kaynak arıyorum.
İnternette bulduğum kadarıyla karbon testine göre bu belgelerin vatikan tarafından kabul edilmediğidir?
http://arsiv.hurriyetim.com.tr/hur/t...dizi/01diz.htm
Bu belgeleri İncil'den ayıran nedir?
Kim veya kimler yazmıştır? Bunları yazanların Hz.İsa ile birebir diyaloğu olmuşmudur?



Bakın o haberden sonra Murat Bardakçı neler yazmış:

Alıntı:



http://arsiv.hurriyetim.com.tr/hur/t...dizi/01diz.htm


Ölüdeniz tomarları yayınlanalı yıllar oldu





Ölüdeniz tomarları yayınlandı



Geçen haftaki Kumran tomarlarından bahseden yazımla ilgili olarak çok sayıda mektup, elektronik mektup ve faks geldi. Herkes tomarlarda nelerin yazılı olduğunu, ve metinlerin yayınlanıp yayınmalanmadığını soruyordu.



Bazı araştırmacılar ise daha önce yaptıkları ve Kumran tomarlarının bahsinin geçtiği çalışmalarını gönderdiler. Kumran'ı merak edenlerin ortak noktaları tomarların bugüne kadar kasten yayınlanmadığını, içlerinde yazılı olanların gizli tutulduğunu zannetmeleriydi.



İşte, hafta boyunca gelen bütün bu soruların cevabı: ‘‘Ölüdeniz Tomarları’’, ‘‘Kumran Yazıları’’ yahut ‘‘Kumran Tomarları’’ denilen iki bin küsur senelik belgelerin tamamı yıllar önce yayınlanmıştır. Vatikan ve Musevi dünyasının din; liderleri Kumran tomarlarında yazılı olanların bilinmesine senelerce karşı çıkmışlar ama bilim dünyasının ısrarları ağır basmış ve metinler kitap haline getirilmiştir. Bu konuda çok sayıda yayın vardır ve Geza Vermes'in 1962'den buyana defalarca basılan ‘‘The Dead Sea Scrolls in English’’ isimli kitabı bunların en önemlisidir. Tomarlara merak duyanlar Michael Wise, Martin Abegg JR ve Edward Cook'un 1996'da ortaklaşa çıkarttığı ‘‘The Dead Sea Scrolls. A New Translation’’ başlıklı kitabı da okuyabilirler.

İşin benim garibime giden tarafıysa şu: Bizde birileri oturup dinler tarihi üzerine kitap çıkartıyor, Kumran tomarlarından bahsetmeleri gerektiğinde de hiçbir araştırma zahmetine katlanmıyor, seneler önce çıkmış eserleri bile bir kalemde silip ‘‘Tomarlar yayınlanmamıştır’’ buyuruyorlar. Bu işi yapanlar da koskoca profesörler!





Bir de hristiyanlara, Katolik Kilisesi'ne halen daha bu konu hakkında suçlama yapılır, chatlerde konusu geçer; "gerçek İncil, Vatikan'da Katolik Kilisesi saklıyor" denir. Oysaki Murat bardakçı bir hristiyan değil ve böyle söyleyenleri eleştiriyor, bunların bazı profesörler olduklarını belirtiyor. Halen daha DİNLER TARİHİ derslerinde hristiyanlık, Katolik Kilisesi, İncil hakkında yanlış bilgiler veriliyor..

 

HristiyanForum.com © 2005

Powered by vBulletin Version 3.5.3
Copyright ©2000 - 2006, Jelsoft Enterprises Ltd.

Foruma gönderilen mesajlar moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanırlar.
Foruma üye olmakla tüm kuralları ve yöneticilerin vermiş olduğu kararları kabul etmiş sayılırlar.
Üyelerin forumdaki ve chat odasındaki mesajları, HristiyanForum.COM'u bağlamaz, sorumlu kılmaz.

 




Hristiyan.Net'i Açılış Sayfanız yapmak için tıklayınız.
9 Ağustos 2003 tarihinden beri  sayfa gösterimi aldık.
Destek olmak ya da reklam vermek için, lütfen webmaster@hristiyan.net adresine mail atınız.